Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Hırs deyince Nursi'nin malvarlığı aklıma geldi 20 Ekim 2010 / 15:30 Yeni Ak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 218667" data-attributes="member: 1008315"><p><span style="color: red">Hırs deyince</span> Nursi<span style="color: red">'nin malvarlığı aklıma geldi</span></p><p> 20 Ekim 2010 / 15:30</p><p> Yeni Akit yazarı Hüseyin Öztürk, Bediüzzaman Said Nursi'nin vefat ettiğinde kalan mal varlığına dikkat çekti</p><p> </p><p> <span style="color: #0000FF"><u><strong>Risale Haber-Haber Merkezi</strong></u></span></p><p> Yeni Akit yazarı Hüseyin Öztürk, Bediüzzaman Said Nursi'nin vefat ettiğinde kalan mal varlığına dikkat çekti.</p><p> Masumların cüzdanları ve vicdanları üzerinden hırs yapan insanları görünce, Asrın imamı Bediüzzaman Said Nursi’nin vefat ettiğindeki mal varlığının aklına geldiğini ifade eden Öztürk, yazısını şöyle sürdürdü:</p><p> “İyi ki de ölüm var” sözünü hep sevmişimdir. Ya olmasaydı, ya analarımız babalarımız, onların anaları, babaları ve yukarıya doğru herkes yaşasaydı. Mal, can, ten geçici olmasaydı, dünyanın hali nice olurdu.</p><p> Masumların cüzdanları ve vicdanları üzerinden hırs yapan insanları görünce, Asrın imamı Bediüzzaman Said Nursi’nin vefat ettiğindeki mal varlığı geldi aklıma.</p><p> Üstad vefat ettiğinde; “iki çift ayakkabı, onun da biri birinin eşi değil. Bir kırık kaşık, alüminyum demlik, bardaklar, küçük sofra bezi, birer kutu şeker ve çay.”</p><p>Can gidici, ten gidici, mal gidici; bu hırs neci?</p><p> 20 Ekim 2010 Çarşamba 07:52</p><p> Gelip de gitmeyen var mı şu âlemden. Hangi gelen geldiğinde topladıklarını alıp götürdü?</p><p> Canın tenden, tenin maldan alacağı var. Alacakların tahsilinin bir kısmı bu dünyada görülür, bir kısmı öte âlemde. Her insan hayattayken buradaki hesaplaşmayı yaşar.</p><p> Başımıza gelen musibetlerin pek çoğu işte bu alacak verecek hesabının bir gereğidir. “Ben ne yaptım da bunlar başıma geldi” dediğimiz an, alacaklı alacağının belli kısmını tahsil etiği andır.</p><p> Böyle öğrettiler bize öğretenler. Aklımızdan şu soru hiç geçmedi; “Acaba bize bunları öğütleyenler, kendileri öğütlediklerine sadıklar mı”?</p><p> Daha doğrusu böyle bir soru sormayı ihanet saydık. “Büyüklerdir, bir bildikleri vardır, itaat gerek, inanmak gerek, tabi olmak gerek, isyan gerekmez” dedik.</p><p> Yani bunu da öğretmişlerdi. Sadakatten, vefadan, fedakârlıktan laf açtıklarında gözlerimizin içine bakarak beyinlerimizi dumura uğratmışlardı.</p><p> Gözlerinden gözlerimizi alamadığımız için; “Siz bu fedakârlığın, sadakatin, vefanın neresindesiniz” diye de soramadık. Bunu da ayıp saydılar, hatta günah saydılar.</p><p> Şahsen ben bu ayıbı ve günahı işlemek isterdim. Ama işleyemedim. İşlediğimde dışlanacağım korkusu yetti.</p><p> Oysa esas olan Allah’ın dışlayıp dışlamamasıydı ama bunu da öğretmemişlerdi. Doğrusu biz de pek öğrenmek istememiştik, belki de işimize gelmemişti.</p><p> Şimdi artık çok geç. Kimseye ne isyan edecek ne de muhalefet edecek durumda değilim. Ne yazık ki onların günah galerilerinde bizim de tuzumuz var.</p><p> Bildik, bilmezden geldik. Gördük, görmezden geldik. Duyduk, duymazdan geldik. Gerçeklerin üzerini örtüp, “Dedikoduya sebep olmayalım” diye başka sulara yelken açtık.</p><p> Dedim ya şimdi artık çok geç. Kişisel günah galerim epeyce dolu zaten.</p><p> ¥</p><p> Hep canın gidici, tenin çürüyücü, malın geçici olduğunu öğrendiğimizde, sımsıkı dünyaya sarılmak yerine elimizin ucuyla tutunduk, çünkü “öyle tutunun” dediler.</p><p> Öyle aldanmış ve aldatılmışız ki, meğer böyle söyleyen ve düşünenler, mallarına mal katmış, canlarına can katmış, tenlerine ten katmışlar, ayazda kalan biz olmuşuz.</p><p> Meğer mal, can ve ten bağımlılığı; insanı o hale getirirmiş ki; hırs sahibi, kin sahibi, öfke sahibi yapar ve tüm insani melekeleri yok edermiş.</p><p> Rabbim bir de kullarına örnek olsun diye gösterirmiş. Hafifçe öksürdüğünde bile organları dökülecek hale gelmiş insanların hırslarını görmek insanı gerçekten ürkütüyor.</p><p> “İyi ki de ölüm var” sözünü hep sevmişimdir. Ya olmasaydı, ya analarımız babalarımız, onların anaları, babaları ve yukarıya doğru herkes yaşasaydı. Mal, can, ten geçici olmasaydı, dünyanın hali nice olurdu.</p><p> Masumların cüzdanları ve vicdanları üzerinden hırs yapan insanları görünce, Asrın imamı Bediüzzaman Said Nursi’nin vefat ettiğindeki mal varlığı geldi aklıma.</p><p> Üstad vefat ettiğinde; “iki çift ayakkabı, onun da biri birinin eşi değil. Bir kırık kaşık, alüminyum demlik, bardaklar, küçük sofra bezi, birer kutu şeker ve çay.”</p><p> İşte canın da malın da tenin de gidici olduğunu bilmek ve arkasında kıyamete kadar Fatih’a okunacak eserler bırakmak böyle bir şey olsa gerek.</p><p> Yeni Akit</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 218667, member: 1008315"] [COLOR=red]Hırs deyince[/COLOR] Nursi[COLOR=red]'nin malvarlığı aklıma geldi[/COLOR] 20 Ekim 2010 / 15:30 Yeni Akit yazarı Hüseyin Öztürk, Bediüzzaman Said Nursi'nin vefat ettiğinde kalan mal varlığına dikkat çekti [COLOR=#0000FF][U][B]Risale Haber-Haber Merkezi[/B][/U][/COLOR] Yeni Akit yazarı Hüseyin Öztürk, Bediüzzaman Said Nursi'nin vefat ettiğinde kalan mal varlığına dikkat çekti. Masumların cüzdanları ve vicdanları üzerinden hırs yapan insanları görünce, Asrın imamı Bediüzzaman Said Nursi’nin vefat ettiğindeki mal varlığının aklına geldiğini ifade eden Öztürk, yazısını şöyle sürdürdü: “İyi ki de ölüm var” sözünü hep sevmişimdir. Ya olmasaydı, ya analarımız babalarımız, onların anaları, babaları ve yukarıya doğru herkes yaşasaydı. Mal, can, ten geçici olmasaydı, dünyanın hali nice olurdu. Masumların cüzdanları ve vicdanları üzerinden hırs yapan insanları görünce, Asrın imamı Bediüzzaman Said Nursi’nin vefat ettiğindeki mal varlığı geldi aklıma. Üstad vefat ettiğinde; “iki çift ayakkabı, onun da biri birinin eşi değil. Bir kırık kaşık, alüminyum demlik, bardaklar, küçük sofra bezi, birer kutu şeker ve çay.” Can gidici, ten gidici, mal gidici; bu hırs neci? 20 Ekim 2010 Çarşamba 07:52 Gelip de gitmeyen var mı şu âlemden. Hangi gelen geldiğinde topladıklarını alıp götürdü? Canın tenden, tenin maldan alacağı var. Alacakların tahsilinin bir kısmı bu dünyada görülür, bir kısmı öte âlemde. Her insan hayattayken buradaki hesaplaşmayı yaşar. Başımıza gelen musibetlerin pek çoğu işte bu alacak verecek hesabının bir gereğidir. “Ben ne yaptım da bunlar başıma geldi” dediğimiz an, alacaklı alacağının belli kısmını tahsil etiği andır. Böyle öğrettiler bize öğretenler. Aklımızdan şu soru hiç geçmedi; “Acaba bize bunları öğütleyenler, kendileri öğütlediklerine sadıklar mı”? Daha doğrusu böyle bir soru sormayı ihanet saydık. “Büyüklerdir, bir bildikleri vardır, itaat gerek, inanmak gerek, tabi olmak gerek, isyan gerekmez” dedik. Yani bunu da öğretmişlerdi. Sadakatten, vefadan, fedakârlıktan laf açtıklarında gözlerimizin içine bakarak beyinlerimizi dumura uğratmışlardı. Gözlerinden gözlerimizi alamadığımız için; “Siz bu fedakârlığın, sadakatin, vefanın neresindesiniz” diye de soramadık. Bunu da ayıp saydılar, hatta günah saydılar. Şahsen ben bu ayıbı ve günahı işlemek isterdim. Ama işleyemedim. İşlediğimde dışlanacağım korkusu yetti. Oysa esas olan Allah’ın dışlayıp dışlamamasıydı ama bunu da öğretmemişlerdi. Doğrusu biz de pek öğrenmek istememiştik, belki de işimize gelmemişti. Şimdi artık çok geç. Kimseye ne isyan edecek ne de muhalefet edecek durumda değilim. Ne yazık ki onların günah galerilerinde bizim de tuzumuz var. Bildik, bilmezden geldik. Gördük, görmezden geldik. Duyduk, duymazdan geldik. Gerçeklerin üzerini örtüp, “Dedikoduya sebep olmayalım” diye başka sulara yelken açtık. Dedim ya şimdi artık çok geç. Kişisel günah galerim epeyce dolu zaten. ¥ Hep canın gidici, tenin çürüyücü, malın geçici olduğunu öğrendiğimizde, sımsıkı dünyaya sarılmak yerine elimizin ucuyla tutunduk, çünkü “öyle tutunun” dediler. Öyle aldanmış ve aldatılmışız ki, meğer böyle söyleyen ve düşünenler, mallarına mal katmış, canlarına can katmış, tenlerine ten katmışlar, ayazda kalan biz olmuşuz. Meğer mal, can ve ten bağımlılığı; insanı o hale getirirmiş ki; hırs sahibi, kin sahibi, öfke sahibi yapar ve tüm insani melekeleri yok edermiş. Rabbim bir de kullarına örnek olsun diye gösterirmiş. Hafifçe öksürdüğünde bile organları dökülecek hale gelmiş insanların hırslarını görmek insanı gerçekten ürkütüyor. “İyi ki de ölüm var” sözünü hep sevmişimdir. Ya olmasaydı, ya analarımız babalarımız, onların anaları, babaları ve yukarıya doğru herkes yaşasaydı. Mal, can, ten geçici olmasaydı, dünyanın hali nice olurdu. Masumların cüzdanları ve vicdanları üzerinden hırs yapan insanları görünce, Asrın imamı Bediüzzaman Said Nursi’nin vefat ettiğindeki mal varlığı geldi aklıma. Üstad vefat ettiğinde; “iki çift ayakkabı, onun da biri birinin eşi değil. Bir kırık kaşık, alüminyum demlik, bardaklar, küçük sofra bezi, birer kutu şeker ve çay.” İşte canın da malın da tenin de gidici olduğunu bilmek ve arkasında kıyamete kadar Fatih’a okunacak eserler bırakmak böyle bir şey olsa gerek. Yeni Akit [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Hırs deyince Nursi'nin malvarlığı aklıma geldi 20 Ekim 2010 / 15:30 Yeni Ak
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst