Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Sizin Köşeniz
Hizmette sorumluluk anlayışı nedir sizce?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 237825" data-attributes="member: 27"><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Kopukluğun daha çok hizmetin mahiyetini bilmemekten kaynaklandığını düşünüyorum. Yirminci Lem'a da müslümanların neden hak davalarında ihtilafa düştüğü ve düşmanlarının ise hak olmayan bi meslekte bu derece şiddetli ittifaklarının nedenleri anlatılıyor. O lem'ayı da aynen Yirmi Birinci Lem'a gibi 2 haftada bir okumuş olsak aslında çok faydalı olur. Çünkü sürekli canlı tutulması gereken bilgiler ve nasihatleri içeriyor. Yine Yirmi Birinci Lem'a nın başında diğer kardeşlerin de dediği gibi en önemli olmazsa olmazlardan olan ihlası esas tutmak gerekiyor. Bunun sebebini aynı lem'a da Üstad izahını yapmış Malum zaman ahirzaman, düşmanlarımız kavi. Eski zaman gibi silahla saldıran yok. Düşman işi öğrenmiş, bir kurşunla canını alıp dünyandan etmek yerine, iman nurumuzu elimizden alıp iki dünyamızdan birden etmeye çalışıyor ve de bunda muvaffak oluyorlar. Çünkü yaptıkları işi ihlasla yapıyorlar, dört elle sarılıyorlar. Allah cc. dalalette bile olsa ihlasın karşılığını muvaffakiyet olarak veriyor onlara. Bununla beraber dinimize bidatlar ve hurafeler karışmış, karıştırılmış. Dinimizde olanlarla amel edenler olduğu gibi bidalar ve hurafelerle amel edenlerde bir hayli çok. Dinimizden uzak kalışımız düşmanımızın ekmeğine bal sürmek nevinden onların işine geliyor. Düşmanın işi bize nisbeten çok kolay, çünkü onların işi tahrip etmek. Biz müslümanların işi ise nisbeten çok daha zor, çünkü tahrip edilen noktaları tamir etmek bize düşüyor. Bir binanın yıkılması için bir dinamit yeter, yapılması için ise aylarca 10 larca işçinin çalışması gerekir.Yani bozmak için olması gereken şartlardan bir tanesini eksiltmek yeter düşmana. Düşman bir saatini harcıyosa dünyası ve bizlerin zayıf düşmesi için bizim 10 saatimizi harcamamız gerekri en az. Belki daha da fazla...Netice itibariyle bizler düşman karşısında tamiratla iştigal ettiğimizden çok zayıfız. </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Görüldüğü üzere kopuklukların ana sebeplerinden biri yaptığımız işin mahiyetini diğeri de düşmanın mahiyetini bilmemektir diyebiliriz. En azından 2 sebep olarak bunlar sayılabilir. Bir hadis hatırlıyorum "Düşmanın silahıyla silahlanınız" diye. Yanlışsa düzeltin. Evet bugün düşmanımız yukarıda da bahsettiğimiz gibi topla tüfekle uğraşmıyor bizimle. Medya, gazete, dergi, sanal alem, ilimle, fenle saldırıyorlar. Allah aynı nimeti bize de ihsan etmiş peki biz bunu nasıl kullanıyoruz ? Bunu gerçekten din düşmanlarına karşı bir silah olarak kullanmakta başarılımıyız ? Yoksa vakit öldürmek mi gayemiz ? Misal facebook var görüyoruz. Din düşmanları bunu kendi felsefelerini insanlara empoze etmek için kullanıyorlar. Zayıf müslümanların peşine düşmüşler avlama derdindeler. Ya bizim müslüman kardeşlerimiz aynı faceyi nasıl kullanıyor bir bakın. Kendilerini sergilemek, okey, tavla oynamak, farmwille, geyik muhabbeti vs. Yani müslüman müslümanken bunu yaparsa elin ecnebisi, zındığı ne yapmasın ? Gaflet heryerimizi reel hayatta olduğu gibi sanalda da sarmış. Düşmanımızı sezmiyoruz bile, çünkü onu tanıma gayreti yok. Bakın Üstad bu vahim durumu nasıl tesbit etmiş yıllar önce. Ve biz bugün bunu yaşıyoruz. </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">“Bana ıztırap veren,” dedi. “Yalnız İslâmın mâruz kaldığı tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti. <strong>Korkarım ki, cemiyetin bünyesi buna dayanamaz. Çünkü düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder. Cemiyetin basiret gözü böyle körleşirse, iman kalesi tehlikededir. İşte benim ıztırabım, yegâne ıztırabım budur. Y</strong>oksa şahsımın mâruz kaldığı zahmet ve meşakkatleri düşünmeye bile vaktim yoktur. Keşke bunun bin misli meşakkate mâruz kalsam da iman kalesinin istikbali selâmette olsa!” <strong>Tarihçe-i Hayat</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Elimizde bu nimeti en iyi şekilde kullanmanın yollarını aramalıyız. Kopukluk olması için önce hizmete girmek gerek. Hizmete girmeyen bir insan için hizmetten koptu diyemeyiz. Onun için önce bunu sorgulamalıyız. Hizmetin içindemiyiz, ne kadar içindeyiz, yoksa hep dışarıdan mı seyrediyoruz ? Bunu çözememişiz ki kopukluğu engellemenin yolunu bulalım. Daha kopacak kadar birleşememişiz, bir konuda ittifak etmemişiz, aynı gayeyi hedef edinmemişiz. Tabi sözkonusu sanal alem olunca durum biraz farklı olabiliyor. Ortamın gerektirdiği kurallar ve bazı riskler var. Bunları da gözönünde bulundurmak gerek. Mesai birliği yapmak burda o kadar kolay değil. Bu sorunlarında aşılması için öncelikle bu yola kendini adapte etmiş olanlarla yola çıkmak lazım. 1-İlk olarak ihlas olmalı, 2- neyi ne için yaptığımızı bilmek, 3- kime ve kimlere karşı oldğumuz belirlemek ve bu yönde önlemler almak, kendimizi geliştirmek, 4- hedef ve gaye belirlenmeli, 5- ehil olanlarla istişare edilmeli, 6- netice ne olursa olsun pes etmemeli vs.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 237825, member: 27"] [FONT=Verdana][/FONT] [FONT=Verdana] Kopukluğun daha çok hizmetin mahiyetini bilmemekten kaynaklandığını düşünüyorum. Yirminci Lem'a da müslümanların neden hak davalarında ihtilafa düştüğü ve düşmanlarının ise hak olmayan bi meslekte bu derece şiddetli ittifaklarının nedenleri anlatılıyor. O lem'ayı da aynen Yirmi Birinci Lem'a gibi 2 haftada bir okumuş olsak aslında çok faydalı olur. Çünkü sürekli canlı tutulması gereken bilgiler ve nasihatleri içeriyor. Yine Yirmi Birinci Lem'a nın başında diğer kardeşlerin de dediği gibi en önemli olmazsa olmazlardan olan ihlası esas tutmak gerekiyor. Bunun sebebini aynı lem'a da Üstad izahını yapmış Malum zaman ahirzaman, düşmanlarımız kavi. Eski zaman gibi silahla saldıran yok. Düşman işi öğrenmiş, bir kurşunla canını alıp dünyandan etmek yerine, iman nurumuzu elimizden alıp iki dünyamızdan birden etmeye çalışıyor ve de bunda muvaffak oluyorlar. Çünkü yaptıkları işi ihlasla yapıyorlar, dört elle sarılıyorlar. Allah cc. dalalette bile olsa ihlasın karşılığını muvaffakiyet olarak veriyor onlara. Bununla beraber dinimize bidatlar ve hurafeler karışmış, karıştırılmış. Dinimizde olanlarla amel edenler olduğu gibi bidalar ve hurafelerle amel edenlerde bir hayli çok. Dinimizden uzak kalışımız düşmanımızın ekmeğine bal sürmek nevinden onların işine geliyor. Düşmanın işi bize nisbeten çok kolay, çünkü onların işi tahrip etmek. Biz müslümanların işi ise nisbeten çok daha zor, çünkü tahrip edilen noktaları tamir etmek bize düşüyor. Bir binanın yıkılması için bir dinamit yeter, yapılması için ise aylarca 10 larca işçinin çalışması gerekir.Yani bozmak için olması gereken şartlardan bir tanesini eksiltmek yeter düşmana. Düşman bir saatini harcıyosa dünyası ve bizlerin zayıf düşmesi için bizim 10 saatimizi harcamamız gerekri en az. Belki daha da fazla...Netice itibariyle bizler düşman karşısında tamiratla iştigal ettiğimizden çok zayıfız. Görüldüğü üzere kopuklukların ana sebeplerinden biri yaptığımız işin mahiyetini diğeri de düşmanın mahiyetini bilmemektir diyebiliriz. En azından 2 sebep olarak bunlar sayılabilir. Bir hadis hatırlıyorum "Düşmanın silahıyla silahlanınız" diye. Yanlışsa düzeltin. Evet bugün düşmanımız yukarıda da bahsettiğimiz gibi topla tüfekle uğraşmıyor bizimle. Medya, gazete, dergi, sanal alem, ilimle, fenle saldırıyorlar. Allah aynı nimeti bize de ihsan etmiş peki biz bunu nasıl kullanıyoruz ? Bunu gerçekten din düşmanlarına karşı bir silah olarak kullanmakta başarılımıyız ? Yoksa vakit öldürmek mi gayemiz ? Misal facebook var görüyoruz. Din düşmanları bunu kendi felsefelerini insanlara empoze etmek için kullanıyorlar. Zayıf müslümanların peşine düşmüşler avlama derdindeler. Ya bizim müslüman kardeşlerimiz aynı faceyi nasıl kullanıyor bir bakın. Kendilerini sergilemek, okey, tavla oynamak, farmwille, geyik muhabbeti vs. Yani müslüman müslümanken bunu yaparsa elin ecnebisi, zındığı ne yapmasın ? Gaflet heryerimizi reel hayatta olduğu gibi sanalda da sarmış. Düşmanımızı sezmiyoruz bile, çünkü onu tanıma gayreti yok. Bakın Üstad bu vahim durumu nasıl tesbit etmiş yıllar önce. Ve biz bugün bunu yaşıyoruz. “Bana ıztırap veren,” dedi. “Yalnız İslâmın mâruz kaldığı tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti. [B]Korkarım ki, cemiyetin bünyesi buna dayanamaz. Çünkü düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder. Cemiyetin basiret gözü böyle körleşirse, iman kalesi tehlikededir. İşte benim ıztırabım, yegâne ıztırabım budur. Y[/B]oksa şahsımın mâruz kaldığı zahmet ve meşakkatleri düşünmeye bile vaktim yoktur. Keşke bunun bin misli meşakkate mâruz kalsam da iman kalesinin istikbali selâmette olsa!” [B]Tarihçe-i Hayat[/B] Elimizde bu nimeti en iyi şekilde kullanmanın yollarını aramalıyız. Kopukluk olması için önce hizmete girmek gerek. Hizmete girmeyen bir insan için hizmetten koptu diyemeyiz. Onun için önce bunu sorgulamalıyız. Hizmetin içindemiyiz, ne kadar içindeyiz, yoksa hep dışarıdan mı seyrediyoruz ? Bunu çözememişiz ki kopukluğu engellemenin yolunu bulalım. Daha kopacak kadar birleşememişiz, bir konuda ittifak etmemişiz, aynı gayeyi hedef edinmemişiz. Tabi sözkonusu sanal alem olunca durum biraz farklı olabiliyor. Ortamın gerektirdiği kurallar ve bazı riskler var. Bunları da gözönünde bulundurmak gerek. Mesai birliği yapmak burda o kadar kolay değil. Bu sorunlarında aşılması için öncelikle bu yola kendini adapte etmiş olanlarla yola çıkmak lazım. 1-İlk olarak ihlas olmalı, 2- neyi ne için yaptığımızı bilmek, 3- kime ve kimlere karşı oldğumuz belirlemek ve bu yönde önlemler almak, kendimizi geliştirmek, 4- hedef ve gaye belirlenmeli, 5- ehil olanlarla istişare edilmeli, 6- netice ne olursa olsun pes etmemeli vs. [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Sizin Köşeniz
Hizmette sorumluluk anlayışı nedir sizce?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst