Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hocaefendinin gözüyle üstadin talebeleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bizar" data-source="post: 164989" data-attributes="member: 12884"><p><span style="color: red"><strong>15- Mehmed Kırkıncı:</strong></span> Üstad Bediüzzaman Hazretlerine saygı ile dopdolu ve hayatta iken kendisini ziyaret eden bahtiyarlardan birisi, bana bir rüyasını anlatmıştı. Bilinmesinde fayda mülâhaza ettiğim için, şimdiye kadar birkaç defa anlatmış olmama rağmen, müsaadenizle bir kere daha anlatmayı düşünüyorum. Rüyada Anadolu’nun her tarafını bir baştan bir başa seylâplar kaplamış ve âdeta Nuh tufanı gibi, önüne kattığı her şeyi sürükleyip götürüyor. Koca koca binaları, büyük büyük blokları seller, birer kütük gibi sürüklüyor. Ümit adına herkesin sarsıldığı ve yeis girdabı içinde panik yaşadığı bir anda, nereden ve nasıl çıktığı belirsiz şekilde birden bire Üstad Bediüzzaman beliriverir. Çelik-çavak hareketleri ile Türkiye’nin dört bir bucağında açılmış olan yurtları, okulları, kursları dağdan kaya koparıyor gibi kucaklayıp, selin önüne koyar.. ve bu sayede sel durur; orada bir baraj oluşur ve her taraf eski halini alır. Rüyayı tabir etmeme gerek yok zannediyorum. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak anlattı o zat bana bu rüyasını. Evet, Anadolu’da ve hususiyle Güneydoğu’daki azgın bir şekavetin yegâne çaresi eğitim ve kültürdür. Aksi halde, bu iki toplumu birbiriyle bütünleştirecek, birleştirecek ortak paydalar bulununcaya, bulunduktan sonra da onların üzerinde anlaşılıncaya kadar problemler devam edeceğe benzer.”(Fasıldan Fasıla: 3)</p><p></p><p>““Ufkumu aşan birisi..”</p><p></p><p>“Yani çok rahatlıkla diyebilirsiniz, Sungur abinin vefatı nurun vefatı, Zübeyir abinin vefatı nurun vefatı, Kırkıncı hocanın vefatı nurun vefatı gibi. Mevtül alim mevtül alem gibi diyebilirsiniz. Arkasında bunlar var tabi.”</p><p></p><p>“Erzurum’daki Kırkıncı Hoca, bu insanın siyaset adına bir beklentisi yoktur. Sinesi ülke ve vatan sevgisiyle doludur. Aklı erdiğince bu mevzuda çok engin düşünceleri vardır.”</p><p></p><p>“Bir diğer taraftan bizim Kırkıncı Hoca, hocadır yani. Hani Üstada hoca olduğu halde saygı duyan dünya kadar insan vardır, ama ben bir arkadaş olarak tanıdım. Hocam da vardı benim; Osman Hoca, Kırkıncı Hoca da ondan ders okuyordu, fakat hoca küçümsenecek bir insan değildir. O bir yerde enaniyetini aştı geldi, kendisini bir buz parçası gibi havuzun içine attı eritti, yok oldu orda. Üstadı solukluyordu yani. Sevenler, sayanlar, onu başının üstünde gezdirenler de nasibini alıyor. Büyük görüyor, dua ediyorlar, “başımızdan ALLAH eksik etmesin” diyorlar.”</p><p></p><p>“İnsanın gönlü arzu ediyor ki, bu misallerle Üstadımız bize ne demek istiyor hemen anlayalım. Hem muhtevasını anlayalım, hem de icabında Kırkıncı Hoca gibi, Tahiri Mutlu gibi, Hulusi Efendi gibi hiç zihnimizde ruhumuzda düşüncemizde Nurlar eskimese, hep böyle terü-taze canlı gerçekler.”</p><p></p><p>“Geçen gün Kırkıncı hoca duygulanarak söyledi burda, “ALLAH müslüman etmeseydi biz müslüman olamazdık ki. ALLAH nur talebesi yapmasaydı olamazdık yani bu cemaatin içine girmezdik.” Akılla makılla da meseleler muvazene edilir değil. Çok akıllı insanlar var. Mantığın ortasından konuşuyorlar. Fakat böyle küçük bir mantık isteyen meselede kaybediyorlar.”</p><p></p><p>“Kırkıncı Hoca çok gayretliydi, o ilk Muzaffer Aslan geldiği zaman bizi 15–20 tane insan topladı götürdü, doldu orası. Fakat hiç biri devam etmedi. hepsi, birler ikiler üçler, o mollalar, o imam hatipliler döküldüler.”</p><p></p><p>"Her zaman şâyân-ı hayret bir cesaret-i medeniye ile islâmi ve milli değerlerimizin üzerine yürüyen, fikrî ve vicdanî yaralarımıza pervasızca neşter vurabilen ve ömrünü hep cehalet ve iftiraka karşı savaş endeksli yaşayan; savaş endeksli yaşarken de itidalli davranan sevmesini bilen, halkın içinde olmakla beraber Hakk katındaki konumunu koruyabilen az insan vardır. Dünden bugüne ruh safveti, düşünce istikameti ve bitmeyen aktivitesiyle, aldatmayan bir rehber olarak hizmet edebilmiş o azlardan biridir Kırkıncı Hoca. O'nun yetiştiği dönem itibariyle, biraz da çağın ilcââtı olarak çokları aklının mağduru, muhakemesinin mazlumu fiyaskodan fiyaskoya sürüklenirken, Hocamız, her zaman temkin, tedbir, teenni atkıları arasında düşünce ve aksiyon dantelasını örebilmiş, mutlu yarınları hep bir kuluçka sabrıyla intizar etmiş ve bir mercan ızdırabıyla beklemesini bilmiş bir bahtiyardır.</p><p></p><p>Bilhassa günümüzde, çoğu siyaset malûlü ve hemen hepsi yorgun, asabi.. yürüdüğü yolda sağ ve solundakileri dirseklemeye alışmış.. iş yapıyor görünmek için, yürümeyip de olduğu yerde tepinip durun bir kısım hareketzedelere karşı gürültüsüz engin bir aksiyon adamı, yılma bilmeyen bir irade insanı ve ulü'lazmâne bir ceht kahramanı olarak hatırlanacaktır hep O ışık ordusu serkârı..</p><p></p><p>Kırkıncı Hoca, dopdolu yaşadığı o bereketli ömrünün hemen her faslında hep "ilim" demiş düşünce katmanlarını zorlamış; hep ittihat ve ittifak demiş tefrikayla savaşmış ve bu savaşları büyük ölçüde başarıyla noktalamış ender insanlardan biridir.. ve bence O'nun gibi, hamiyetperver bir ruhla karşılaşmak küçümsenmeyecek bir bahtiyarlıktır. Tabii; O'nun gösterdiği çemenzar-ı tefekkürün serhaddinde tereddüt ve tevakkufa düşmeden, sürekli üveykler gibi kanat çırpıp yükselmek bundan daha derin bir bahtiyarlıktır. Hocamız, her zaman zekasını irfan ve ismetle besleyerek, her şekl-i idarede, hüsn-ü idareye giden bir yol bulmuş, sa'y u gayretini kesintiye uğratmamış, devamlı yürümüş, her yerde muhabbet ve müsamaha soluklamıştır. Soluklamış ve efradı arasında sevgi rabıtaları olmayan milletlerin uzun ömürlü olamayacaklarını ve istikbal va'd edemeyeceklerini haykırmıştır.</p><p></p><p>...Bu itibarla da zannediyorum, günümüz insanının her şeyden daha ziyade muhabbet ve vicdan kültürüne ihtiyacı var. İşte Hocamız da, hem sohbetlerinde hem de büyük bir kısmı itibariyle kitaplarında hep bu önemli hususları gerçekleştirmeye çalışmıştır.</p><p></p><p>Türkiye'de, O'nun gibi bir kaç insan ve çevresindeki aydınlık hâle gibi de bir kaç milyon dinamik ruh bulunsaydı, şimdilerde bizler, dünyanın en güçlü, en kültürlü ve en derli-toplu milletlerinden biri olurduk."</p><p>(M. Kırkıncı'nın Cihad Sahasında Bediüzzaman adlı eserine yazdığı takdim yazısından.)</p><p></p><p></p><p>Ali Ünal Bey bir yazısında şöyle demekte: " Fethullah Gülen Hocaefendi(Yaşar Tunagür hakkında) bizlere, ‘Dinin ıstırabını çeken iki insandan biri’ demişti. Diğeri ise Mehmet Kırkıncı’ydı.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bizar, post: 164989, member: 12884"] [COLOR=red][B]15- Mehmed Kırkıncı:[/B][/COLOR] Üstad Bediüzzaman Hazretlerine saygı ile dopdolu ve hayatta iken kendisini ziyaret eden bahtiyarlardan birisi, bana bir rüyasını anlatmıştı. Bilinmesinde fayda mülâhaza ettiğim için, şimdiye kadar birkaç defa anlatmış olmama rağmen, müsaadenizle bir kere daha anlatmayı düşünüyorum. Rüyada Anadolu’nun her tarafını bir baştan bir başa seylâplar kaplamış ve âdeta Nuh tufanı gibi, önüne kattığı her şeyi sürükleyip götürüyor. Koca koca binaları, büyük büyük blokları seller, birer kütük gibi sürüklüyor. Ümit adına herkesin sarsıldığı ve yeis girdabı içinde panik yaşadığı bir anda, nereden ve nasıl çıktığı belirsiz şekilde birden bire Üstad Bediüzzaman beliriverir. Çelik-çavak hareketleri ile Türkiye’nin dört bir bucağında açılmış olan yurtları, okulları, kursları dağdan kaya koparıyor gibi kucaklayıp, selin önüne koyar.. ve bu sayede sel durur; orada bir baraj oluşur ve her taraf eski halini alır. Rüyayı tabir etmeme gerek yok zannediyorum. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak anlattı o zat bana bu rüyasını. Evet, Anadolu’da ve hususiyle Güneydoğu’daki azgın bir şekavetin yegâne çaresi eğitim ve kültürdür. Aksi halde, bu iki toplumu birbiriyle bütünleştirecek, birleştirecek ortak paydalar bulununcaya, bulunduktan sonra da onların üzerinde anlaşılıncaya kadar problemler devam edeceğe benzer.”(Fasıldan Fasıla: 3) ““Ufkumu aşan birisi..” “Yani çok rahatlıkla diyebilirsiniz, Sungur abinin vefatı nurun vefatı, Zübeyir abinin vefatı nurun vefatı, Kırkıncı hocanın vefatı nurun vefatı gibi. Mevtül alim mevtül alem gibi diyebilirsiniz. Arkasında bunlar var tabi.” “Erzurum’daki Kırkıncı Hoca, bu insanın siyaset adına bir beklentisi yoktur. Sinesi ülke ve vatan sevgisiyle doludur. Aklı erdiğince bu mevzuda çok engin düşünceleri vardır.” “Bir diğer taraftan bizim Kırkıncı Hoca, hocadır yani. Hani Üstada hoca olduğu halde saygı duyan dünya kadar insan vardır, ama ben bir arkadaş olarak tanıdım. Hocam da vardı benim; Osman Hoca, Kırkıncı Hoca da ondan ders okuyordu, fakat hoca küçümsenecek bir insan değildir. O bir yerde enaniyetini aştı geldi, kendisini bir buz parçası gibi havuzun içine attı eritti, yok oldu orda. Üstadı solukluyordu yani. Sevenler, sayanlar, onu başının üstünde gezdirenler de nasibini alıyor. Büyük görüyor, dua ediyorlar, “başımızdan ALLAH eksik etmesin” diyorlar.” “İnsanın gönlü arzu ediyor ki, bu misallerle Üstadımız bize ne demek istiyor hemen anlayalım. Hem muhtevasını anlayalım, hem de icabında Kırkıncı Hoca gibi, Tahiri Mutlu gibi, Hulusi Efendi gibi hiç zihnimizde ruhumuzda düşüncemizde Nurlar eskimese, hep böyle terü-taze canlı gerçekler.” “Geçen gün Kırkıncı hoca duygulanarak söyledi burda, “ALLAH müslüman etmeseydi biz müslüman olamazdık ki. ALLAH nur talebesi yapmasaydı olamazdık yani bu cemaatin içine girmezdik.” Akılla makılla da meseleler muvazene edilir değil. Çok akıllı insanlar var. Mantığın ortasından konuşuyorlar. Fakat böyle küçük bir mantık isteyen meselede kaybediyorlar.” “Kırkıncı Hoca çok gayretliydi, o ilk Muzaffer Aslan geldiği zaman bizi 15–20 tane insan topladı götürdü, doldu orası. Fakat hiç biri devam etmedi. hepsi, birler ikiler üçler, o mollalar, o imam hatipliler döküldüler.” "Her zaman şâyân-ı hayret bir cesaret-i medeniye ile islâmi ve milli değerlerimizin üzerine yürüyen, fikrî ve vicdanî yaralarımıza pervasızca neşter vurabilen ve ömrünü hep cehalet ve iftiraka karşı savaş endeksli yaşayan; savaş endeksli yaşarken de itidalli davranan sevmesini bilen, halkın içinde olmakla beraber Hakk katındaki konumunu koruyabilen az insan vardır. Dünden bugüne ruh safveti, düşünce istikameti ve bitmeyen aktivitesiyle, aldatmayan bir rehber olarak hizmet edebilmiş o azlardan biridir Kırkıncı Hoca. O'nun yetiştiği dönem itibariyle, biraz da çağın ilcââtı olarak çokları aklının mağduru, muhakemesinin mazlumu fiyaskodan fiyaskoya sürüklenirken, Hocamız, her zaman temkin, tedbir, teenni atkıları arasında düşünce ve aksiyon dantelasını örebilmiş, mutlu yarınları hep bir kuluçka sabrıyla intizar etmiş ve bir mercan ızdırabıyla beklemesini bilmiş bir bahtiyardır. Bilhassa günümüzde, çoğu siyaset malûlü ve hemen hepsi yorgun, asabi.. yürüdüğü yolda sağ ve solundakileri dirseklemeye alışmış.. iş yapıyor görünmek için, yürümeyip de olduğu yerde tepinip durun bir kısım hareketzedelere karşı gürültüsüz engin bir aksiyon adamı, yılma bilmeyen bir irade insanı ve ulü'lazmâne bir ceht kahramanı olarak hatırlanacaktır hep O ışık ordusu serkârı.. Kırkıncı Hoca, dopdolu yaşadığı o bereketli ömrünün hemen her faslında hep "ilim" demiş düşünce katmanlarını zorlamış; hep ittihat ve ittifak demiş tefrikayla savaşmış ve bu savaşları büyük ölçüde başarıyla noktalamış ender insanlardan biridir.. ve bence O'nun gibi, hamiyetperver bir ruhla karşılaşmak küçümsenmeyecek bir bahtiyarlıktır. Tabii; O'nun gösterdiği çemenzar-ı tefekkürün serhaddinde tereddüt ve tevakkufa düşmeden, sürekli üveykler gibi kanat çırpıp yükselmek bundan daha derin bir bahtiyarlıktır. Hocamız, her zaman zekasını irfan ve ismetle besleyerek, her şekl-i idarede, hüsn-ü idareye giden bir yol bulmuş, sa'y u gayretini kesintiye uğratmamış, devamlı yürümüş, her yerde muhabbet ve müsamaha soluklamıştır. Soluklamış ve efradı arasında sevgi rabıtaları olmayan milletlerin uzun ömürlü olamayacaklarını ve istikbal va'd edemeyeceklerini haykırmıştır. ...Bu itibarla da zannediyorum, günümüz insanının her şeyden daha ziyade muhabbet ve vicdan kültürüne ihtiyacı var. İşte Hocamız da, hem sohbetlerinde hem de büyük bir kısmı itibariyle kitaplarında hep bu önemli hususları gerçekleştirmeye çalışmıştır. Türkiye'de, O'nun gibi bir kaç insan ve çevresindeki aydınlık hâle gibi de bir kaç milyon dinamik ruh bulunsaydı, şimdilerde bizler, dünyanın en güçlü, en kültürlü ve en derli-toplu milletlerinden biri olurduk." (M. Kırkıncı'nın Cihad Sahasında Bediüzzaman adlı eserine yazdığı takdim yazısından.) Ali Ünal Bey bir yazısında şöyle demekte: " Fethullah Gülen Hocaefendi(Yaşar Tunagür hakkında) bizlere, ‘Dinin ıstırabını çeken iki insandan biri’ demişti. Diğeri ise Mehmet Kırkıncı’ydı. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hocaefendinin gözüyle üstadin talebeleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst