Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hocaefendinin gözüyle üstadin talebeleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bizar" data-source="post: 164992" data-attributes="member: 12884"><p><span style="color: red"><strong>21-Muzaffer Aslan:</strong></span> “Hiç unutmam, unutamam Hz. Pir-i Muğan, Isparta’da iken, Doğu’ya birisini göndermişti. O zat, halkın içinde otururken dizlerindeki yamaları göstermemek için, sırtına aldığı eski pardösünün etekleri ile onları kapamaya çalışıyordu. Onun pantolonu, ceketi böyle ise, yediklerini tahmin edebilirsiniz.” (Fasıldan Fasıla:3)</p><p></p><p>“Onlardan birini ilk dinlediğim anı hiç unutamam: O günlerde Isparta’da ikamet eden Üstad Hazretleri, Doğu’ya bir talebesini göndermişti. O zat, halkın içinde bazı hakikatleri anlatırken, dizlerindeki yamaları göstermemek için, sırtındaki eski pardösünün etekleriyle onları kapamaya çalışıyordu. Anlattığı hakikatler de çok cazip gelmekle beraber, asıl onun kendi hâli, sadeliği, samimiyeti ve bir sahabe hayatı yaşaması bana çok tesir etmişti. Onu görünce, “Aradığım insanları şimdi buldum” demekten kendimi alamamıştım. Zaten, ondan sonra etrafa saçılan ışıktan tohumlar, o tohumlar üzerine bina edilen büyük kompleksler ve dünyanın yedi bucağında açılan okullar hep bu “ilkler”in tesiriyle hasıl olan samimiyet zemininde ve onların izinden giden insanların gayretleriyle günyüzüne çıktı.”(herkul.org)</p><p></p><p>“Şark'a yeni bir ruh, yeni bir can gelsin diye Isparta'da bulundukları zaman Hz. Pir-i Muğan doğuya gönderdiği insanı hiç unutmam. Medresede otururken dizlerindeki yamaları göstermemek için, sırtına aldığı eski bir pardösüyle o yamaları kapamaya çalışıyordu. Pantolonu, ceketi öyleyse şayet bu insanların yediği de ondan geri değildi.”</p><p><span style="color: red"><strong>22-Said Özdemir:</strong></span> “Neşir hayatı adına, Üstadın önemli varislerinden olan Said Özdemir.”</p><p></p><p>“Ben Ankara'ya uğrayışımda her defasında hemen.. birinde Said Abi'yi evinde veya dükkanda görürsün, öbüründe içerdedir. Gider hapishanede ziyaret edersin. Öyle yani çok çile ile götürüldü.”</p><p><span style="color: red"><strong>23- Tahiri Mutlu: </strong></span>Kitaplar ilk defa baskıya gireceği dönemde Üstad, sağa-sola hem de 50–100 lira gibi küçük bir para bulmak için adam gönderiyor. Tahiri Mutlu -makamı cennet olsun- bunu duyuyor ve koşa koşa köyüne gidiyor. Köy meydanında bütün mülkünün satılık olduğunu ilan ediyor, arazisinin bir kısmını haraç-mezad satıyor.. satıyor ve parayı sevine sevine getirip Üstadına teslim ediyor. (Fasıldan Fasıla:3),</p><p></p><p>“O kahraman Tahiri Mutlu”</p><p></p><p>“Rahmetlik Tahiri abi kükreyerek “Gıybet edenin dilini kökünden almak lazım der.”</p><p></p><p>“O Tahir abi, ben çok veli gördüm, veli huzurunda oturdum, bir Alvar İmamı gibi, bir İrhamizade Sivasi gibi, Tahir abinin huzurunda ben onu duyardım. O büyük zatların huzurunda olduğumu. Fakat o kadar da mahviyet, o kadar da hacalet, o kadar.”</p><p></p><p>“Bir yere geldiğinde bir odada ilk defa sorduğu şey şudur; “Beni hangi odada yatırıyorsanız, gece kalkıp ben leğenimi, abdest ibriğimi, seccademi sereceğim koyabileceğim müsait bir yer varsa oraya yatırın beni.” Hiç bir kimsede olmayan bir şey. Güzel bir önlük takar kendisine, ma-i müstamel vücuduna, üstüne sıçramasın diye, öyle abdest alır. Öyle namaz kılar, ama “namaz” kılardı.”</p><p></p><p>“Tahiri Ağabey de en son o Mektubat'ı yazdı Kur'an hattı ile. Çok yazanlardan, kendine has güzel bir yazısı vardı. Tam bir Çelebi idi, bir Osmanlı efendisi. Çok kibar, çok saygılı.. Yüzünde hat hat ALLAH'a imanın çizgileri vardı. Onda çok müthiş bir derinlik var.”</p><p></p><p>“Tahiri Mutlu benim beraber çok kaldığım insan, değişik yönleriyle çok ilerde birer insandı bunlar. Her birisinin bir aşkın yanı vardı, o zattan istifade etmişlerdi.”</p><p></p><p>“Bir insanın kendi makamını görmemesi iyi bir şey ama bir başkasının görmesi ayrı bir şey. Ama siz görse idiniz Tahiri Abi'nin o halini, elli defa da söyleseniz yine de inandıramazdınız ona. Çünkü o kendisini çok mücrim, biri elinden tutmasa kurtulamayacağını zanneden bir insandı.”</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bizar, post: 164992, member: 12884"] [COLOR=red][B]21-Muzaffer Aslan:[/B][/COLOR] “Hiç unutmam, unutamam Hz. Pir-i Muğan, Isparta’da iken, Doğu’ya birisini göndermişti. O zat, halkın içinde otururken dizlerindeki yamaları göstermemek için, sırtına aldığı eski pardösünün etekleri ile onları kapamaya çalışıyordu. Onun pantolonu, ceketi böyle ise, yediklerini tahmin edebilirsiniz.” (Fasıldan Fasıla:3) “Onlardan birini ilk dinlediğim anı hiç unutamam: O günlerde Isparta’da ikamet eden Üstad Hazretleri, Doğu’ya bir talebesini göndermişti. O zat, halkın içinde bazı hakikatleri anlatırken, dizlerindeki yamaları göstermemek için, sırtındaki eski pardösünün etekleriyle onları kapamaya çalışıyordu. Anlattığı hakikatler de çok cazip gelmekle beraber, asıl onun kendi hâli, sadeliği, samimiyeti ve bir sahabe hayatı yaşaması bana çok tesir etmişti. Onu görünce, “Aradığım insanları şimdi buldum” demekten kendimi alamamıştım. Zaten, ondan sonra etrafa saçılan ışıktan tohumlar, o tohumlar üzerine bina edilen büyük kompleksler ve dünyanın yedi bucağında açılan okullar hep bu “ilkler”in tesiriyle hasıl olan samimiyet zemininde ve onların izinden giden insanların gayretleriyle günyüzüne çıktı.”(herkul.org) “Şark'a yeni bir ruh, yeni bir can gelsin diye Isparta'da bulundukları zaman Hz. Pir-i Muğan doğuya gönderdiği insanı hiç unutmam. Medresede otururken dizlerindeki yamaları göstermemek için, sırtına aldığı eski bir pardösüyle o yamaları kapamaya çalışıyordu. Pantolonu, ceketi öyleyse şayet bu insanların yediği de ondan geri değildi.” [COLOR=red][B]22-Said Özdemir:[/B][/COLOR] “Neşir hayatı adına, Üstadın önemli varislerinden olan Said Özdemir.” “Ben Ankara'ya uğrayışımda her defasında hemen.. birinde Said Abi'yi evinde veya dükkanda görürsün, öbüründe içerdedir. Gider hapishanede ziyaret edersin. Öyle yani çok çile ile götürüldü.” [COLOR=red][B]23- Tahiri Mutlu: [/B][/COLOR]Kitaplar ilk defa baskıya gireceği dönemde Üstad, sağa-sola hem de 50–100 lira gibi küçük bir para bulmak için adam gönderiyor. Tahiri Mutlu -makamı cennet olsun- bunu duyuyor ve koşa koşa köyüne gidiyor. Köy meydanında bütün mülkünün satılık olduğunu ilan ediyor, arazisinin bir kısmını haraç-mezad satıyor.. satıyor ve parayı sevine sevine getirip Üstadına teslim ediyor. (Fasıldan Fasıla:3), “O kahraman Tahiri Mutlu” “Rahmetlik Tahiri abi kükreyerek “Gıybet edenin dilini kökünden almak lazım der.” “O Tahir abi, ben çok veli gördüm, veli huzurunda oturdum, bir Alvar İmamı gibi, bir İrhamizade Sivasi gibi, Tahir abinin huzurunda ben onu duyardım. O büyük zatların huzurunda olduğumu. Fakat o kadar da mahviyet, o kadar da hacalet, o kadar.” “Bir yere geldiğinde bir odada ilk defa sorduğu şey şudur; “Beni hangi odada yatırıyorsanız, gece kalkıp ben leğenimi, abdest ibriğimi, seccademi sereceğim koyabileceğim müsait bir yer varsa oraya yatırın beni.” Hiç bir kimsede olmayan bir şey. Güzel bir önlük takar kendisine, ma-i müstamel vücuduna, üstüne sıçramasın diye, öyle abdest alır. Öyle namaz kılar, ama “namaz” kılardı.” “Tahiri Ağabey de en son o Mektubat'ı yazdı Kur'an hattı ile. Çok yazanlardan, kendine has güzel bir yazısı vardı. Tam bir Çelebi idi, bir Osmanlı efendisi. Çok kibar, çok saygılı.. Yüzünde hat hat ALLAH'a imanın çizgileri vardı. Onda çok müthiş bir derinlik var.” “Tahiri Mutlu benim beraber çok kaldığım insan, değişik yönleriyle çok ilerde birer insandı bunlar. Her birisinin bir aşkın yanı vardı, o zattan istifade etmişlerdi.” “Bir insanın kendi makamını görmemesi iyi bir şey ama bir başkasının görmesi ayrı bir şey. Ama siz görse idiniz Tahiri Abi'nin o halini, elli defa da söyleseniz yine de inandıramazdınız ona. Çünkü o kendisini çok mücrim, biri elinden tutmasa kurtulamayacağını zanneden bir insandı.” [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hocaefendinin gözüyle üstadin talebeleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst