Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Risale Açıklamalı
Hürriyeti Su-i Tefsir Etmeyiniz;..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ASHAB-I BEDR" data-source="post: 330126" data-attributes="member: 1013691"><p><strong>Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 29 - Hürriyeti Su-i Tefsir Etmeyiniz;..</strong></p><p></p><p></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: #666600"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong><em>Aramızdaki mesafeleri ise; Peygamber Efendimizin (a.s.m) Mirac'a yükselmesini önder alarak fikren,amelen ve manen Mukaddes bir vasıta ile kapatacağız inşaAllah.</em></strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #666600"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong><em></em></strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #666600"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong><em>Hürriyeti zannınızca tefsir etmeyiniz diye de tekrardan ikazda bulunuyor Ustad Hazretleri...</em></strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #666600"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong><em></em></strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #666600"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong><em>Ve Kısaca Ustad Hazretlerinin neden böyle bir hitap etme ihtiyacı duyduğu dönemin bilgilerini de paylaşalım kısaca;</em></strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #666600"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong><em></em></strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center">[NOT]<span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong>31 MART OLAYI VE BEDİÜZZAMAN</strong></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><strong></strong></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000">Hürriyetin ilanı ile birlikte İstanbul'un her tarafında bir kargaşa ve infial dönemi başlamıştır. Bu sosyal çalkantıları durdurmak ve insanları yatıştırmak gerekiyordu.</span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000">Bunun tek bir yolu vardı; insanları ikaz etmek ve hürriyetin nimetlerini inandırıcı bir üslupla anlatmak…</span><span style="color: #000000">Meşrutiyet'in başına meşruiyeti de ilave ederek, "Meşrutiyeti meşrua" sloganı ile hürriyeti anlatmaya çalışan Bediüzzaman, Meşrutiyet'in üçüncü gününden itibaren bir taraftan gazete ve dergilere yazı yazarken, diğer yandan da etkili hitabeti ile miting meydanlarında ve konferans salonlarında binlerce insana hitap ederek ortamın bir an önce yumuşamasına yardımcı oldu.</span><span style="color: #000000">Bugünlerde, özellikle Selanik patlamaya hazır bir bombayı andırıyordu.</span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000">Bediüzzaman 11 Temmuz'da Sultan Ahmet meydanında yaptığı </span><span style="color: #daa520">"Hürriyete Hitap" </span><span style="color: #000000">nutkunun aynısını, Selanik meydanında da vererek, tırmanan tehlikenin önünü kesti.</span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000">Özellikle Şehzadebaşı'ndaki Ferah Tiyatrosu'nda çıkan kavgayı, etkileyici hitabetiyle son anda önlemiş oldu.</span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000"></span><span style="color: #000000"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000">Hamallar, İttihatçılara ve dolayısı ile Meşrutiyet'e karşı tavırlarını boykot yaparak ortaya koydular. İstanbul'da yaşayan ve hamallık yapan Kürtlerin bu siyasi ve anarşik olayların içine çekilmesi tehlikesini sezen Said Nursi, hamalların yoğun olduğu yerlere, özellikle kahvehanelere gidip konuşmalar yaptı ve Meşrutiyeti anlattı. "İlla boykot yapacaksanız, (O sırada) Bosna Hersek'i ilhak eden, Avusturya mallarına karşı yapın."Diyerek, öfkelerini başka tarafa çekmeyi başarmış ve çıkması muhtemel büyük bir boykot ve anarşiyi önlemiş oldu.</span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000"></span><span style="color: #000000"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000">Meşrutiyet'ten rahatsız olan bir diğer kesim de ulema ve talebelerdi. Zira onlar, anayasal sistemin ve hürriyetin dine aykırı olduğunu iddia ediyorlardı. Bunu fark eden Said Nursi, Meşrutiyet-i meşruanın İslam'a aykırı olmadığını, dört hak mezhebin klasik kaynaklarına dayanarak ve İslam tarihinden örnekler vererek ortaya koymaya çalıştı. Bunu yaparken, bir yandan gazetelere, dergilere yazılar gönderiyor, diğer yandan da medrese mensuplarının toplandığı yerlere giderek konuşmalar yapıyordu.</span><span style="color: #000000">Meşrutiyete tepkili diğer bir zümre de askerlerdi. Üstlerine, özellikle Harbiyeli subaylara itaat etmemeye başlayan askerler, büyük bir felakete adeta davetiye çıkarıyorlardı. </span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000">Bu tehlikeyi fark eden Bediüzzaman, İstanbul'un farklı yerlerinde bulunan avcı taburlarını bir bir dolaşarak "Meşrutiyet'in yanlış anlaşıldığını ve dine aykırı bir tarafı olmadığını" anlattı. İslam'ın anarşiye karşı olduğunu ve üstlerine itaat etmemeleri durumunda anarşiyi körükleyeceklerini anlatarak, onları itaate sevketti.</span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000"></span><span style="color: #000000"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000">Meşrutiyet'in ilanı sadece İstanbul'da değil, Doğu'da da infiallere neden olmuştu. Said Nursi "Bediüzzaman" imzası ile doğudaki nüfuzlu kişilere ve aşiret reislerine altmış kadar telgraf çekti. "Meşrutiyet ile dine bir zarar gelmeyeceğini, aksine dinin inkişaf edeceğini" anlatarak onları yatıştırdı.</span><span style="color: #000000">Bugünleri sonradan anlatan Bediüzzaman, hizmetlerini şu cümleyle özetliyordu:</span><span style="color: #000000"> "Nerede bir yangın görsem, onu söndürmeye koştum."</span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000"></span><span style="color: #000000"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000">Takvimler 13 nisan 1909'u gösterdiğinde, tarihe "31 Mart Vakası" olarak geçen büyük bir isyan baş gösterdi. Mevcut kargaşayı fırsat bilen karanlık ellerin çıkardığı bu isyanla her şey altüst olmuş ve İkinci Abdülhamit tahtan indirilmişti.</span><span style="color: #000000">Said Nursi, isyanın üçüncü gününde isyan eden askerlere gazetede yazdığı yazılarla, dördüncü gününde ise bizzat Harbiye Nezareti'ne giderek onlara hitap etti ve isyanı bitirmelerini istedi.</span><span style="color: #000000">İsyanın on birinci gününde, Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu isyanı bastırdı ve sıkıyönetim ilan edildi. İsyancıların elebaşıları yakalanarak sıkıyönetim mahkemesinde idam edildiler. </span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000">İsyanı yatıştırmak için bir dakika boş durmayan Said Nursi de olaya karıştığı iddiası ile tutuklanır. Üç hafta kadar hapiste kaldıktan sonra mahkeme huzuruna çıkarılır.</span><span style="color: #000000">Müdafaasında, isyan öncesindeki dokuz aylık sürede yaptığı hizmetleri ve isyanın durdurulması için üstlendiği rolü dile getiren Nursi,</span><span style="color: #000000">"Demek ki, ben bu hizmetleri yapmakla büyük cinayetler etmişim ki, burada idamla yargılanıyorum." der.</span><span style="color: #000000"> </span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000">Ardından İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti'ne dahil oluş nedenini ve şeriatın ne anlama geldiğini izah ederek, cesaret ve feraset dolu bir müdafaa yapar. Bu savunma daha sonra, Dinvan-ı Harbi Örfi adı ile kitaplaştırılır.</span><span style="color: #000000">İdam edileceğini beklerken, beraat eden Nursi, kendisinden sonra yargılanan kırk elli kişinin de idamdan kurtulmasına vesile olur.</span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000"></span><span style="color: #000000"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000">İstanbul'da bulunduğu iki senelik zaman diliminde, faydalı gördüğü sivil toplum kuruluşları ile hizmet etmekten kaçınmayan Said Nursi, İttihadı Muhammedi Cemiyeti'nin kurulduğunu duyunca, bu evrensel ve mübarek ismin bir grubun elinde istismar edilmemesi ve şahsi düşüncelere alet edilmemesi için hemen gidip dahil olur.</span><span style="color: #000000">31 Mart olayında, sıkıyönetim mahkemesinde yaptığı müdafaada; İttihadı Muhammedi Cemiyeti'ne niçin dahil olduğunu şöyle ifade eder:</span><span style="color: #000000">"İşittim İttihadı Muhammedi Cemiyeti adı ile bir cemiyet teşekkül etmiş. Nihayet derecede korktum ki, bu ismi mübarek atlında bazılarının bir yanlış hareketi meydana gelir. Sonra işittim ki bu ismi mübareki bazı mübarek zevat, Süheyl Paşa va Şeyh Sadık gibi zatlar daha basit ve sırf ibadet ve sünnet-i seniyeye tebaiyyete nakletmişler."</span><span style="color: #000000">"Lakin tekrar korktum, bu isim umumun hakkıdır, tahsis ve tahdit kabul etmez.</span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000">Ben nasıl ki, dindar müteaddit cemiyete bir cihette mensubum. Zira maksatlarını gördüm. Kezalik o ismi mübareke de intisap ettim. Bu cemiyetin reisi Fahrül Alemdir. Gayesi ise Ahlak-ı Ahmediye ile tahalluk ve sünneti Nebeviyeyi ihya ve başkalarına da muhabbet etmektir."</span><span style="color: #000000">"İşte ben bu ittihadın efradındanım, bu ittihadın tezahürüne teşebbüs edenlerdenim. Yoksa sebebi iftirak olan fırkalardan, partilerden değilim."</span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000"></span><span style="color: #000000"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000">Bu ifadelerden de anlaşıldığı gibi Said Nursi, her şeyden önce, herhangi bir grubun, Hz. Muhammed (asv)'in ismini taşıyan bu cemiyeti kendi tekeli altına alıp siyasi maksatları uğruna kullanmasından ve daha ötesi, böyle bir cemiyetin toplumda ayrılığın ve çekişmenin kaynağı haline getirilmesinden şiddetle endişe ettiği için dahil olmuş ve gerçekten de bu istismarlara engel de olmuştur.</span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000"></span><span style="color: #000000"></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #000000">Said Nursi'nin 23 mayıs 1909'da sıkıyönetim mahkemesinde serbest bırakılması o günün gazetelerinde şu ifadelerle duyurulmuştur:</span><span style="color: #000000">"Bediüzzaman Said Kürdi mukaddem (başlangıçta) vaki olan ihbaratın saniadan (uydurmadan) ibaret olduğu ve bilakis mumaileyhin (kendisinin) tesisi meşrutiyette hidematı bergüzidesi (üstün ve seçkin hizmetleri) sebkeylediği (geçtiği) tahakkuk eylemekle tahliye edilmiştir."</span></span></span>[/NOT]</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ASHAB-I BEDR, post: 330126, member: 1013691"] [b]Cevap: Açıklamalı Risale Dersleri 29 - Hürriyeti Su-i Tefsir Etmeyiniz;..[/b] [CENTER][COLOR=#666600][SIZE=4][FONT=book antiqua][B][I]Aramızdaki mesafeleri ise; Peygamber Efendimizin (a.s.m) Mirac'a yükselmesini önder alarak fikren,amelen ve manen Mukaddes bir vasıta ile kapatacağız inşaAllah. Hürriyeti zannınızca tefsir etmeyiniz diye de tekrardan ikazda bulunuyor Ustad Hazretleri... Ve Kısaca Ustad Hazretlerinin neden böyle bir hitap etme ihtiyacı duyduğu dönemin bilgilerini de paylaşalım kısaca; [/I][/B][/FONT][/SIZE][/COLOR] [NOT][SIZE=3][FONT=book antiqua][B]31 MART OLAYI VE BEDİÜZZAMAN [/B] [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=book antiqua][COLOR=#000000]Hürriyetin ilanı ile birlikte İstanbul'un her tarafında bir kargaşa ve infial dönemi başlamıştır. Bu sosyal çalkantıları durdurmak ve insanları yatıştırmak gerekiyordu. Bunun tek bir yolu vardı; insanları ikaz etmek ve hürriyetin nimetlerini inandırıcı bir üslupla anlatmak…[/COLOR][COLOR=#000000]Meşrutiyet'in başına meşruiyeti de ilave ederek, "Meşrutiyeti meşrua" sloganı ile hürriyeti anlatmaya çalışan Bediüzzaman, Meşrutiyet'in üçüncü gününden itibaren bir taraftan gazete ve dergilere yazı yazarken, diğer yandan da etkili hitabeti ile miting meydanlarında ve konferans salonlarında binlerce insana hitap ederek ortamın bir an önce yumuşamasına yardımcı oldu.[/COLOR][COLOR=#000000]Bugünlerde, özellikle Selanik patlamaya hazır bir bombayı andırıyordu. Bediüzzaman 11 Temmuz'da Sultan Ahmet meydanında yaptığı [/COLOR][COLOR=#daa520]"Hürriyete Hitap" [/COLOR][COLOR=#000000]nutkunun aynısını, Selanik meydanında da vererek, tırmanan tehlikenin önünü kesti. Özellikle Şehzadebaşı'ndaki Ferah Tiyatrosu'nda çıkan kavgayı, etkileyici hitabetiyle son anda önlemiş oldu. [/COLOR][COLOR=#000000] Hamallar, İttihatçılara ve dolayısı ile Meşrutiyet'e karşı tavırlarını boykot yaparak ortaya koydular. İstanbul'da yaşayan ve hamallık yapan Kürtlerin bu siyasi ve anarşik olayların içine çekilmesi tehlikesini sezen Said Nursi, hamalların yoğun olduğu yerlere, özellikle kahvehanelere gidip konuşmalar yaptı ve Meşrutiyeti anlattı. "İlla boykot yapacaksanız, (O sırada) Bosna Hersek'i ilhak eden, Avusturya mallarına karşı yapın."Diyerek, öfkelerini başka tarafa çekmeyi başarmış ve çıkması muhtemel büyük bir boykot ve anarşiyi önlemiş oldu. [/COLOR][COLOR=#000000] Meşrutiyet'ten rahatsız olan bir diğer kesim de ulema ve talebelerdi. Zira onlar, anayasal sistemin ve hürriyetin dine aykırı olduğunu iddia ediyorlardı. Bunu fark eden Said Nursi, Meşrutiyet-i meşruanın İslam'a aykırı olmadığını, dört hak mezhebin klasik kaynaklarına dayanarak ve İslam tarihinden örnekler vererek ortaya koymaya çalıştı. Bunu yaparken, bir yandan gazetelere, dergilere yazılar gönderiyor, diğer yandan da medrese mensuplarının toplandığı yerlere giderek konuşmalar yapıyordu.[/COLOR][COLOR=#000000]Meşrutiyete tepkili diğer bir zümre de askerlerdi. Üstlerine, özellikle Harbiyeli subaylara itaat etmemeye başlayan askerler, büyük bir felakete adeta davetiye çıkarıyorlardı. Bu tehlikeyi fark eden Bediüzzaman, İstanbul'un farklı yerlerinde bulunan avcı taburlarını bir bir dolaşarak "Meşrutiyet'in yanlış anlaşıldığını ve dine aykırı bir tarafı olmadığını" anlattı. İslam'ın anarşiye karşı olduğunu ve üstlerine itaat etmemeleri durumunda anarşiyi körükleyeceklerini anlatarak, onları itaate sevketti. [/COLOR][COLOR=#000000] Meşrutiyet'in ilanı sadece İstanbul'da değil, Doğu'da da infiallere neden olmuştu. Said Nursi "Bediüzzaman" imzası ile doğudaki nüfuzlu kişilere ve aşiret reislerine altmış kadar telgraf çekti. "Meşrutiyet ile dine bir zarar gelmeyeceğini, aksine dinin inkişaf edeceğini" anlatarak onları yatıştırdı.[/COLOR][COLOR=#000000]Bugünleri sonradan anlatan Bediüzzaman, hizmetlerini şu cümleyle özetliyordu:[/COLOR][COLOR=#000000] "Nerede bir yangın görsem, onu söndürmeye koştum." [/COLOR][COLOR=#000000] Takvimler 13 nisan 1909'u gösterdiğinde, tarihe "31 Mart Vakası" olarak geçen büyük bir isyan baş gösterdi. Mevcut kargaşayı fırsat bilen karanlık ellerin çıkardığı bu isyanla her şey altüst olmuş ve İkinci Abdülhamit tahtan indirilmişti.[/COLOR][COLOR=#000000]Said Nursi, isyanın üçüncü gününde isyan eden askerlere gazetede yazdığı yazılarla, dördüncü gününde ise bizzat Harbiye Nezareti'ne giderek onlara hitap etti ve isyanı bitirmelerini istedi.[/COLOR][COLOR=#000000]İsyanın on birinci gününde, Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu isyanı bastırdı ve sıkıyönetim ilan edildi. İsyancıların elebaşıları yakalanarak sıkıyönetim mahkemesinde idam edildiler. İsyanı yatıştırmak için bir dakika boş durmayan Said Nursi de olaya karıştığı iddiası ile tutuklanır. Üç hafta kadar hapiste kaldıktan sonra mahkeme huzuruna çıkarılır.[/COLOR][COLOR=#000000]Müdafaasında, isyan öncesindeki dokuz aylık sürede yaptığı hizmetleri ve isyanın durdurulması için üstlendiği rolü dile getiren Nursi,[/COLOR][COLOR=#000000]"Demek ki, ben bu hizmetleri yapmakla büyük cinayetler etmişim ki, burada idamla yargılanıyorum." der.[/COLOR][COLOR=#000000] Ardından İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti'ne dahil oluş nedenini ve şeriatın ne anlama geldiğini izah ederek, cesaret ve feraset dolu bir müdafaa yapar. Bu savunma daha sonra, Dinvan-ı Harbi Örfi adı ile kitaplaştırılır.[/COLOR][COLOR=#000000]İdam edileceğini beklerken, beraat eden Nursi, kendisinden sonra yargılanan kırk elli kişinin de idamdan kurtulmasına vesile olur. [/COLOR][COLOR=#000000] İstanbul'da bulunduğu iki senelik zaman diliminde, faydalı gördüğü sivil toplum kuruluşları ile hizmet etmekten kaçınmayan Said Nursi, İttihadı Muhammedi Cemiyeti'nin kurulduğunu duyunca, bu evrensel ve mübarek ismin bir grubun elinde istismar edilmemesi ve şahsi düşüncelere alet edilmemesi için hemen gidip dahil olur.[/COLOR][COLOR=#000000]31 Mart olayında, sıkıyönetim mahkemesinde yaptığı müdafaada; İttihadı Muhammedi Cemiyeti'ne niçin dahil olduğunu şöyle ifade eder:[/COLOR][COLOR=#000000]"İşittim İttihadı Muhammedi Cemiyeti adı ile bir cemiyet teşekkül etmiş. Nihayet derecede korktum ki, bu ismi mübarek atlında bazılarının bir yanlış hareketi meydana gelir. Sonra işittim ki bu ismi mübareki bazı mübarek zevat, Süheyl Paşa va Şeyh Sadık gibi zatlar daha basit ve sırf ibadet ve sünnet-i seniyeye tebaiyyete nakletmişler."[/COLOR][COLOR=#000000]"Lakin tekrar korktum, bu isim umumun hakkıdır, tahsis ve tahdit kabul etmez. Ben nasıl ki, dindar müteaddit cemiyete bir cihette mensubum. Zira maksatlarını gördüm. Kezalik o ismi mübareke de intisap ettim. Bu cemiyetin reisi Fahrül Alemdir. Gayesi ise Ahlak-ı Ahmediye ile tahalluk ve sünneti Nebeviyeyi ihya ve başkalarına da muhabbet etmektir."[/COLOR][COLOR=#000000]"İşte ben bu ittihadın efradındanım, bu ittihadın tezahürüne teşebbüs edenlerdenim. Yoksa sebebi iftirak olan fırkalardan, partilerden değilim." [/COLOR][COLOR=#000000] Bu ifadelerden de anlaşıldığı gibi Said Nursi, her şeyden önce, herhangi bir grubun, Hz. Muhammed (asv)'in ismini taşıyan bu cemiyeti kendi tekeli altına alıp siyasi maksatları uğruna kullanmasından ve daha ötesi, böyle bir cemiyetin toplumda ayrılığın ve çekişmenin kaynağı haline getirilmesinden şiddetle endişe ettiği için dahil olmuş ve gerçekten de bu istismarlara engel de olmuştur. [/COLOR][COLOR=#000000] Said Nursi'nin 23 mayıs 1909'da sıkıyönetim mahkemesinde serbest bırakılması o günün gazetelerinde şu ifadelerle duyurulmuştur:[/COLOR][COLOR=#000000]"Bediüzzaman Said Kürdi mukaddem (başlangıçta) vaki olan ihbaratın saniadan (uydurmadan) ibaret olduğu ve bilakis mumaileyhin (kendisinin) tesisi meşrutiyette hidematı bergüzidesi (üstün ve seçkin hizmetleri) sebkeylediği (geçtiği) tahakkuk eylemekle tahliye edilmiştir."[/COLOR][/FONT][/SIZE][/NOT][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Risale Açıklamalı
Hürriyeti Su-i Tefsir Etmeyiniz;..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst