Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
HZ. AİŞE-İ SIDDÎKA (Radıyallahü Anhâ)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ASHAB-I BEDR" data-source="post: 389339" data-attributes="member: 1013691"><p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Hz. Âişe validemiz Hz. Osman zamanında da dîn-i İslâmı öğretmekle meşgul oldu. Osman (r.a.) hilafetinin son zamanlarında Kûfe ve Mısır’da isyancılar Medine’ye yürüdüler ve Hz. Osman’ı şehîd etdiler. Hz. Ali, halife olunca, katilleri arayıp kısas yapmak için gecikdirmeği uygun gördü. </span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Eşkıya ise, bundan yüz buldu. Taşkınlığa devam etdiler. Hz. Osmanı söğüp, kendilerini haklı gösteren sözleri her tarafa yaymağa başladılar. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Talha, Zübeyr, Nu’mân bin Beşîr, Ka’b bin Acre ve başkaları bu hâle çok üzüldüler’, “İşin sonunun böyle olacağını bilseydik, Hz. Osmanı, eşkıyaya karşı korurduk” dediler.</span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Katiller, bunu haber alınca, bu sahâbîleri de şehîd etmeğe karar verdiler. Bunlar da Mekke-i mükerremeye gitdiler. Hac etmek için Mekkeye gelmiş olan Hz. Âişeye anlatıp ona sığındılar. “Halîfe, fitneyi basdırıncaya kadar, eşkıyaya yüz veriyor. Onlar da şımararak düşmanlıklarını, işkencelerini artdırıyorlar. Kısas yapılmadıkça ve zâlimlerin cezası verilmedikçe, kan dökmemin önüne geçilemiyecekdir” dediler.</span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Hz. Âişe de, “Bu şakiler Medînede kaldıkça ve Emîrü’l-mü’minînin etrâfını sardıkça, sizin Medîneye gitmeniz doğru olmaz. Şimdilik emin bir yere gidiniz işin sonunu bekleyiniz. Hz. Alî’yi bu eşkıyanın elinden kurtarmak için uzakdan yardım ediniz, ilk fırsatda, halîfeyi aranıza alıp eşkiyâ üzerine yürüyünüz. Katilleri yakalayıp kısas yapmak kolay olur. Böylece kıyâmete kadar, zâlimlere ders vermiş olursunuz! Bu iş şimdi kolay değildir. </span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Acele etmeyiniz” buyurdu. Eshâb-ı kirâm, Hz. Âişe’nin sözlerini beğendiler, İslâm askerlerinin toplanma yerleri olan Irak ve Basra taraflarına gitmeği uygun gördüler. Hz. Âişeye <strong>“Fitne kalkıp, ortalık düzelinceye ve halifeye kavuşuncaya kadar bizi himaye et! Sen Müslümanların annesisin ve Resûlullahın muhterem zevcesisin. Ona herkesden daha yakın ve daha sevgilisin. Seni herkes saydığı için, eşkiyâ sana yaklaşamaz. Bizimle beraber bulun! Bize kuvvet ol!”</strong> diye yalvardılar. </span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Hz. Âişe, müslimânların rahat etmesi için ve Resûlullahın Eshâbını korumak için, onlarla birlikde Basra’ya hareket etdi. Halîfenin etrafını sarmış olan ve birçok işlere karışmakda olan katiller, bu haberi Hz. Alîye başka türlü anlatdılar. Halîfeyi de Basra’ya gitmeğe zorladılar. İmâm-ı Hasen ve İmâm-ı Hüseyin ve Abdullah bin Ca’fer Tayyar ve Abdullah bin Abbâs gibi Sahâbîler, halîfeye acele etmemesini, münafıkların sözüne aldanmamasını söylediler ise de, eşkiyâ ağır basarak, Emir hazretlerini Basra’ya götürdüler. </span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Önce Ka’ka’ adında birini gönderip, Hz. Âişe’nin yanında bulunanların düşüncelerini sordu. Sulh ve fitneyi önlemek istediklerini, bunun için de, önce katillerin yakalanması lâzım geldiğini söylediler. Halife, bu isteklerini uygun buldu. Her iki tarafdaki Müslümanlar sevindiler. Üç gün sonra birleşmek için anlaşdılar. Buluşma saati yaklaşınca, katiller haber aldı. Şaşkına döndüler.</span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'">Başkanları olan Abdullah bin Sebe’ yahûdisinin etrâfında toplandılar. Bunun çâresini sordular. Son çaremiz bu gece halîfenin askerlerine hücum ediniz ve hemen halifeye gidip “Âişe’nin yanındakiler sözlerinde durmadı. Baskına uğradık” deyiniz. Bir süvari birliği ile de, karşı tarafa saldırdılar. Birkaç gün evvel gönderdikleri ajanlar da, karşı tarafdan imiş gibi “Halife sözünde durmadı. Baskına uğradık” diye bağırdılar. Böylece harb başladı. Deve vak’ası böyle patlak verdi.</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ASHAB-I BEDR, post: 389339, member: 1013691"] [CENTER][SIZE=3][FONT=book antiqua]Hz. Âişe validemiz Hz. Osman zamanında da dîn-i İslâmı öğretmekle meşgul oldu. Osman (r.a.) hilafetinin son zamanlarında Kûfe ve Mısır’da isyancılar Medine’ye yürüdüler ve Hz. Osman’ı şehîd etdiler. Hz. Ali, halife olunca, katilleri arayıp kısas yapmak için gecikdirmeği uygun gördü. Eşkıya ise, bundan yüz buldu. Taşkınlığa devam etdiler. Hz. Osmanı söğüp, kendilerini haklı gösteren sözleri her tarafa yaymağa başladılar. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Talha, Zübeyr, Nu’mân bin Beşîr, Ka’b bin Acre ve başkaları bu hâle çok üzüldüler’, “İşin sonunun böyle olacağını bilseydik, Hz. Osmanı, eşkıyaya karşı korurduk” dediler. Katiller, bunu haber alınca, bu sahâbîleri de şehîd etmeğe karar verdiler. Bunlar da Mekke-i mükerremeye gitdiler. Hac etmek için Mekkeye gelmiş olan Hz. Âişeye anlatıp ona sığındılar. “Halîfe, fitneyi basdırıncaya kadar, eşkıyaya yüz veriyor. Onlar da şımararak düşmanlıklarını, işkencelerini artdırıyorlar. Kısas yapılmadıkça ve zâlimlerin cezası verilmedikçe, kan dökmemin önüne geçilemiyecekdir” dediler. Hz. Âişe de, “Bu şakiler Medînede kaldıkça ve Emîrü’l-mü’minînin etrâfını sardıkça, sizin Medîneye gitmeniz doğru olmaz. Şimdilik emin bir yere gidiniz işin sonunu bekleyiniz. Hz. Alî’yi bu eşkıyanın elinden kurtarmak için uzakdan yardım ediniz, ilk fırsatda, halîfeyi aranıza alıp eşkiyâ üzerine yürüyünüz. Katilleri yakalayıp kısas yapmak kolay olur. Böylece kıyâmete kadar, zâlimlere ders vermiş olursunuz! Bu iş şimdi kolay değildir. Acele etmeyiniz” buyurdu. Eshâb-ı kirâm, Hz. Âişe’nin sözlerini beğendiler, İslâm askerlerinin toplanma yerleri olan Irak ve Basra taraflarına gitmeği uygun gördüler. Hz. Âişeye [B]“Fitne kalkıp, ortalık düzelinceye ve halifeye kavuşuncaya kadar bizi himaye et! Sen Müslümanların annesisin ve Resûlullahın muhterem zevcesisin. Ona herkesden daha yakın ve daha sevgilisin. Seni herkes saydığı için, eşkiyâ sana yaklaşamaz. Bizimle beraber bulun! Bize kuvvet ol!”[/B] diye yalvardılar. Hz. Âişe, müslimânların rahat etmesi için ve Resûlullahın Eshâbını korumak için, onlarla birlikde Basra’ya hareket etdi. Halîfenin etrafını sarmış olan ve birçok işlere karışmakda olan katiller, bu haberi Hz. Alîye başka türlü anlatdılar. Halîfeyi de Basra’ya gitmeğe zorladılar. İmâm-ı Hasen ve İmâm-ı Hüseyin ve Abdullah bin Ca’fer Tayyar ve Abdullah bin Abbâs gibi Sahâbîler, halîfeye acele etmemesini, münafıkların sözüne aldanmamasını söylediler ise de, eşkiyâ ağır basarak, Emir hazretlerini Basra’ya götürdüler. Önce Ka’ka’ adında birini gönderip, Hz. Âişe’nin yanında bulunanların düşüncelerini sordu. Sulh ve fitneyi önlemek istediklerini, bunun için de, önce katillerin yakalanması lâzım geldiğini söylediler. Halife, bu isteklerini uygun buldu. Her iki tarafdaki Müslümanlar sevindiler. Üç gün sonra birleşmek için anlaşdılar. Buluşma saati yaklaşınca, katiller haber aldı. Şaşkına döndüler. Başkanları olan Abdullah bin Sebe’ yahûdisinin etrâfında toplandılar. Bunun çâresini sordular. Son çaremiz bu gece halîfenin askerlerine hücum ediniz ve hemen halifeye gidip “Âişe’nin yanındakiler sözlerinde durmadı. Baskına uğradık” deyiniz. Bir süvari birliği ile de, karşı tarafa saldırdılar. Birkaç gün evvel gönderdikleri ajanlar da, karşı tarafdan imiş gibi “Halife sözünde durmadı. Baskına uğradık” diye bağırdılar. Böylece harb başladı. Deve vak’ası böyle patlak verdi.[/FONT][/SIZE][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
HZ. AİŞE-İ SIDDÎKA (Radıyallahü Anhâ)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst