Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
HZ. HÜSEYİN BİN ALİ (Radıyallahü Anh)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ASHAB-I BEDR" data-source="post: 386731" data-attributes="member: 1013691"><p style="text-align: center"><span style="color: #D3C5E6"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #333300">Resûlullahın (s.a.v.) torunu, Hz. Ali’nin ikinci oğlu. Oniki imâmın üçüncüsü ve Ehl-i Beytin beşincisidir. Hicretin altıncı yılında (m. 626) doğdu. Hz. Hüseyin’in nesebi; Hüseyin bin Ali bin Ebî Tâlib bin Abd’ül-Muttalib bin Haşim, el-Kureyşi, el-Hâşimî’dir. Hüseyin adı, ona Resûlullah efendimiz (.a.v.) tarafından verildi. Künyesi, Ebâ Abdullah’dır. Lakabı Seyyid ve Şehîddir.</span></span></span></strong></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #D3C5E6"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #333300"></span></span></span></strong></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #D3C5E6"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #333300"></span></span></span></strong></span></span><span style="color: #D3C5E6"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #333300">Ümmü Hâris (r.anha) anlatır: “Bir gün Resûlullahın (s.a.v.) huzuruna vardım. “Bir rüya gördüm, çok korkdum” diye arz ettiğimde “Ne gördün?” buyurdular.</span></span></span></strong></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #D3C5E6"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #333300"></span></span></span></strong></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #D3C5E6"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #333300">“Sizin vücûdunuzdan bir parça kesdiler, benim yanıma eklediler” dedim, “İyi görmüşsün, Fâtıma’nın bir oğlu olacak ve senin yanında kalacakdır” buyurdular. Bir müddet sonra Hz. Hüseyin dünyâya geldi, İbni Abbas’dan (r.a.) gelen rivâyete göre: Resûlullah (s.a.v.) her sabah namazını kıldıktan sonra mübârek yüzünü Eshâb-ı kirâma çevirirlerdi Üzüntülü kimseler yüzünü görseler mesrûr (sevinçli) olurlardı. Bir gün sabah namazından sonra yüzlerini döndürmeden Hz. Ali’yi çağırdılar. Beraber mescidden çıktılar. Eshâb-ı kirâm (aleyhimürrıdvan) nereye niçin gittiklerini anlıyamadılar. Tekrar dönerler diye oturdular, ikisi Hz. Fâtıma’nın evine gittiler. Peygamberimiz Hz. Ali’ye kapıda durup, kimseyi içeri sokmamasını emr etmişlerdi. </span></span></span></strong></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #D3C5E6"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #333300"></span></span></span></strong></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #D3C5E6"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #333300">Hz. Hüseyin doğmuş, melekler tebrik etmek için gelmişlerdi. Hz. Ebû Bekir duramayıp, Hz. Ali’nin evine gitti. Sonra Ömer (r.a.) sonra Osman (r.a.) ve bütün Eshâb-ı kirâm, Hz. Ali’nin evine gittiler. Ebû Bekir (r.a.), Hz. Ali’den Resûlullahın (s.a.v.) nerede olduğunu sordu. </span></span></span></strong></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #D3C5E6"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #333300"></span></span></span></strong></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #D3C5E6"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #333300">Hz. Ali “İçerde” dedi. “İzin verirsen ben de göreyim” dedi. Hz. Ali, “Allah’ın Resûlü meşguldür” dedi. Benim içeri girmememi sana emir etti mi? deyince “Hayır, yalnız dörtyüzyirmidört bin melek geldi” dedi. Ebû Bekir (r.a.) sözünden taaccüb (hayret) edip durdu. Ali (r.a.), Hz. Ömer, Hz. Osman ve bütün Eshâb-ı kirâma aynı şeyleri söyledi. Bir ara Resûlullah (s.a.v.) dışarı çıkıp, herkesin içeri girmesini emr ettiler. Önce Ebû Bekir (r.a.) sonra bütün Eshâb-ı kirâm içeri girdiler. Resûlullah’a (s.a.v.) selâm verdiler.</span></span></span></strong></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #D3C5E6"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #333300"></span></span></span></strong></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #D3C5E6"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'book antiqua'"><span style="color: #333300">Hz. Ali’nin meleklerin sayısındaki sözü söylendi. Resûlullah (s.a.v.) Hz. Ali’ye meleklerin sayısını nasıl bildin? diye sordular. Hz. Ali. “Melekler grup grup geliyorlardı. Herbiri bir dil ile konuşurlardı ve sayılarını bildirirlerdi” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.): “Allah aklını ziyade etsin yâ Ali” buyurdular.</span></span></span></strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ASHAB-I BEDR, post: 386731, member: 1013691"] [CENTER][COLOR=#D3C5E6][FONT=Times New Roman][B][SIZE=3][FONT=book antiqua][COLOR=#333300]Resûlullahın (s.a.v.) torunu, Hz. Ali’nin ikinci oğlu. Oniki imâmın üçüncüsü ve Ehl-i Beytin beşincisidir. Hicretin altıncı yılında (m. 626) doğdu. Hz. Hüseyin’in nesebi; Hüseyin bin Ali bin Ebî Tâlib bin Abd’ül-Muttalib bin Haşim, el-Kureyşi, el-Hâşimî’dir. Hüseyin adı, ona Resûlullah efendimiz (.a.v.) tarafından verildi. Künyesi, Ebâ Abdullah’dır. Lakabı Seyyid ve Şehîddir. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/FONT][/COLOR][COLOR=#D3C5E6][FONT=Times New Roman][B][SIZE=3][FONT=book antiqua][COLOR=#333300]Ümmü Hâris (r.anha) anlatır: “Bir gün Resûlullahın (s.a.v.) huzuruna vardım. “Bir rüya gördüm, çok korkdum” diye arz ettiğimde “Ne gördün?” buyurdular. “Sizin vücûdunuzdan bir parça kesdiler, benim yanıma eklediler” dedim, “İyi görmüşsün, Fâtıma’nın bir oğlu olacak ve senin yanında kalacakdır” buyurdular. Bir müddet sonra Hz. Hüseyin dünyâya geldi, İbni Abbas’dan (r.a.) gelen rivâyete göre: Resûlullah (s.a.v.) her sabah namazını kıldıktan sonra mübârek yüzünü Eshâb-ı kirâma çevirirlerdi Üzüntülü kimseler yüzünü görseler mesrûr (sevinçli) olurlardı. Bir gün sabah namazından sonra yüzlerini döndürmeden Hz. Ali’yi çağırdılar. Beraber mescidden çıktılar. Eshâb-ı kirâm (aleyhimürrıdvan) nereye niçin gittiklerini anlıyamadılar. Tekrar dönerler diye oturdular, ikisi Hz. Fâtıma’nın evine gittiler. Peygamberimiz Hz. Ali’ye kapıda durup, kimseyi içeri sokmamasını emr etmişlerdi. Hz. Hüseyin doğmuş, melekler tebrik etmek için gelmişlerdi. Hz. Ebû Bekir duramayıp, Hz. Ali’nin evine gitti. Sonra Ömer (r.a.) sonra Osman (r.a.) ve bütün Eshâb-ı kirâm, Hz. Ali’nin evine gittiler. Ebû Bekir (r.a.), Hz. Ali’den Resûlullahın (s.a.v.) nerede olduğunu sordu. Hz. Ali “İçerde” dedi. “İzin verirsen ben de göreyim” dedi. Hz. Ali, “Allah’ın Resûlü meşguldür” dedi. Benim içeri girmememi sana emir etti mi? deyince “Hayır, yalnız dörtyüzyirmidört bin melek geldi” dedi. Ebû Bekir (r.a.) sözünden taaccüb (hayret) edip durdu. Ali (r.a.), Hz. Ömer, Hz. Osman ve bütün Eshâb-ı kirâma aynı şeyleri söyledi. Bir ara Resûlullah (s.a.v.) dışarı çıkıp, herkesin içeri girmesini emr ettiler. Önce Ebû Bekir (r.a.) sonra bütün Eshâb-ı kirâm içeri girdiler. Resûlullah’a (s.a.v.) selâm verdiler. Hz. Ali’nin meleklerin sayısındaki sözü söylendi. Resûlullah (s.a.v.) Hz. Ali’ye meleklerin sayısını nasıl bildin? diye sordular. Hz. Ali. “Melekler grup grup geliyorlardı. Herbiri bir dil ile konuşurlardı ve sayılarını bildirirlerdi” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.): “Allah aklını ziyade etsin yâ Ali” buyurdular.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/FONT][/COLOR][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
HZ. HÜSEYİN BİN ALİ (Radıyallahü Anh)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst