Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimizin Hayatı
Hz muhammed ve doğumu-çocukluğu
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kasif1" data-source="post: 228572" data-attributes="member: 1008778"><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Kâbe</span></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Carlyle</strong>’nın <strong>Kahramanlar</strong> adlı ünlü eserinde, Romalı bir tarihçinin eserinde <strong>Kâbe</strong>’yi zikrettiğini ve onun dünyadaki <strong>en eski ve en mukaddes</strong> <strong>mabet</strong> olduğunu beyan ettiğini yazdığını... (1)</p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Akrabaları</span></strong> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) dedelerinden <strong>Kusay bin Kilab</strong>’ın, Huzaa’lılardan Kâbe emanetlerini alarak, iyi idaresi ile kendi kabilesini saygın bir konuma getirip, Kâbe etrafında topladığını... Bundan dolayı onun kabilesine <strong>Kureyş</strong> (toplamak, birleştirmek) ismi verildiğini... (2)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) dedesinin babası <strong>Haşim</strong>’in Mekke’den kışın Yemen’e, yazın Şam’a <strong>ticaret seferlerini</strong> ilk başlatan zat olduğunu... Hatta Bizans imparatoru ile anlaşma sağlayarak Kureyş tacirlerinin Bizans topraklarında ticaret vergilerinden muaf tutulmasını sağladığını... (3)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rasulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) dedesi <strong>Abdülmuttalib</strong>’in uzun boylu, sarışın ve sevimli bir sakal sahibi olduğunu... (4)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) babaannesinin isminin <strong>Fatıma </strong>olduğunu... (5) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) anneannesinin adının <strong>Berre</strong> olduğunu... (6)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) <strong>öz amcalarının</strong> Ebu Talib ve Zübeyr olmak üzere iki tane olduğunu, diğer amcalarının üvey olduğunu... (7)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abbas’ın Efendimizden (Sallallahu aleyhi ve sellem) <strong>3 yaş</strong> büyük olduğunu...(8) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) <strong>dayısının</strong> olmadığını...(9) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Amcası Ebu Talib’in Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) daha gençken ve kendisine nübüvvet verilmeden evvel O’nun hakkında bir şiirinde “<strong>Tertemiz yüzü aşkı için yağmur talep edilen, dulların hâmisi, yetimlerin sığınağı”</strong> dediğini... (10) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">İbn-i Habib adlı müellifin “<strong>Ümmehat-un Nebi</strong>” adıyla bize 20 nesil boyunca Rasulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) <strong>ninelerini</strong> gösteren calib-i dikkat bir çalışma bıraktığını...(11) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamber Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) <strong>amcalarının isimlerinin</strong>; Haris, Zübeyir, Ebu Talip, Hamza, Ebu Lehep, Gaydak, Mukavvem, Saffar, Abbas olduğunu... (12)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) <strong>halalarının isimlerinin</strong>; Ümmü Hakim, Berra, Atike, Safiyye, Erma, Ümeyre olduğunu...(13) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bir rivayete göre halası Ümmü Hakim'in Efendimizin babası Abdullah'la ikiz olduğunu... (14)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Doğumu-Çocukluğu</span></strong></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Mekke’de Rasul-i Ekrem’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) doğduğu mıntıkanın isminin “<strong>Şı’b-i Amir</strong>” olduğunu... (15)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rasul-u Zişan'ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) ana karnına düştüğü yıl Cenab-ı Hakk'ın Mekke'ye büyük bir bereket verdiğini ve bu senenin "<strong>Senet'ül Fethi ve'l-İbtihac</strong>" (Fetih ve sevinç yılı) olarak anıldığını…(16) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) doğumunun miladi olarak <strong>20 Nisan 571</strong> olduğunu..</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Genellikle Rasul-i Ekrem Aleyhissalatu vesselam'ın doğum tarihinin 12 Rebiyülevvel olarak bilinmesine rağmen, Mısır’lı büyük astronomi bilgini <strong>Mahmud Feleki </strong>paşanın, Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem<strong>) 9 Rebiyülevvel Pazartesi</strong> günü doğduğunu ispatladığını...(17) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Habib-i Zişan’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) <strong>doğum yılının</strong> 569, 570 veya 571 olduğu hususunun ihtilaflı olduğunu, ama çoğunluğun görüşüne göre 571 olduğunu…(18) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamber-i ahirzaman’ın (Aleyhissalatu vesselam) <strong>sabaha doğru</strong> doğduğunu…(19) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Muhammed</span></strong><span style="font-family: 'Verdana'"> isminin cahiliye Araplarınca az bilindiğini, <strong>Ahmed</strong> isminin ise daha az bilindiği… (20)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Muhammed ismi hakkında merhum âlim <strong>Kamil Miras</strong>'ın şunları yazdığını: "Muhammed, (Sallallahu aleyhi ve sellem), Peygamberimizin en meşhur ve mübarek ismidir. Kur'an'ın <strong>dört ayetinde </strong>ve birçok hadislerde, Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz en çok <strong>Muhammed</strong> ismiyle anılmıştır. Muhammed, te'fil babından mef'ul sığasıdır ki, kesret ve mübalağayı ifade eder. Bu itibarla Muhammed <strong>mükerreren medhü sena edilen kimse</strong> demektir." (21)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Ahmed</span></strong><span style="font-family: 'Verdana'"> isminin manasının Allahu Teala'yı kemal manada öven ve övmesini bilen, <strong>Muhammed</strong> isminin ise fazilet ve güzellikleri anılarak övgüye mazhar olan demek olduğunu... Mağrib allamesi <strong>Kadı Iyaz</strong>'ın bu konuda <strong>Şifa</strong> adlı ünlü eserinde "Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Muhammed olmazdan evvel Ahmed idi. Diğer bir tabirle Rasulullah (Aleyhissalatu vesselam), kendisini insanlar medhu sena etmezden evvel o, Allahu Teala'ya medhu sena etmiştir. Bu cihetledir ki, Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Ahmed adı, geçmiş Peygamberlerin kitaplarında zikredilmiş, Muhammed adı ise Kur'an'da verilmiştir."dediğini...(22) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Cahiliyye Araplarının mukaddes kitaplardan <strong>Muhammed isminde bir nebinin zuhur edeceğini</strong> bildiklerinden, bazı kimselerin çocuklarına “ilerde o peygamber olabilir” ümidiyle Muhammed koyduğunu…(23) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamberimizin (Aleyhissalatu vesselam) doğumundan önce Arabistan’da Ahirzaman Peygamberinin doğumunun yaklaşıp, adının Muhammed olacağı söylentisinin yaygınlaştığını... Bundan dolayı Kinane, Süleym gibi kabilelerin ve Medine’de Temim kabilesinin Muhammed ismini çocuklarına vermesinin çokça görüldüğünü...(24) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">İbn-i Hacer’in Feth-ul Bari’de nakline göre Cahiliyye devrinde Muhammed bin Adiyy bin Rebia’ nın babasının bir Suriye seyahatinde tanıştığı bir papazdan: “Arabistan’da bir peygamber doğacağını ve isminin de Muhammed olacağını” öğrenmesi üzerine <strong>Adiyy bin Rebia ailesinden doğan bütün çocuklara Muhammed isminin konulduğunu</strong>…(25) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Hind kutsal metinlerinden <strong>Puranalar</strong>’da Efendimize (Aleyhissalatu vesselam) işaret sadedinde; “Dünyanın sonlarına doğru çölde bir adamın doğacağı, annesinin ismi <strong>güvenilir</strong> (Âmine), babasının isminin <strong>Allah’ın kulu </strong>olacağı, bu zatın yurdundan kuzeye <strong>göç etmek zorunda bırakılacağı</strong> ve sonra <strong>on bin adam yardımıyla kendi yurdunu fethedeceği</strong>”nin yazılı olduğunu…(26) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Annesi Amine’nin Efendimiz'i (Aleyhissalatu vesselam) <strong>ancak 1 hafta</strong> emzirdiğini...(27)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Ebu Leheb’in cariyesi <strong>Süveybe</strong>’nin, Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) ilk sütannesi olduğu gibi, <strong>Hz Hamza</strong>’nın da sütannesi olduğunu ve Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) bu aziz amcası ile aynı zamanda <strong>sütkardeş</strong> olduğunu...(28) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamberimizin <strong>Ebu Birhan</strong> adında bir süt amcası olduğunu.(29) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Süveybe’den sonra kısa bir müddet Efendimizi (Sallallahu aleyhi ve sellem) Abdulmuttalib’in hizmetçisi <strong>Mirvaha</strong>’nın emzirdiğini...(30) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Nebinin (Aleyhissalatu vesselam) Arap âdeti gereği Abdülmuttalib tarafından <strong>doğumunun 7. günü</strong> sünnet ettirildiğini...(31) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rasul-i Kibriya (Aleyhissalatu vesselam) ile Hz. Hamza’nın, hem Ebu Leheb’in azadlısı Süveybe, hem de Halime binti Ebu Züeyb tarafından emzirildikleri için, iki kanalla sütkardeş olduklarını...(32) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bir gün Hz. Ali'nin Rasulullah'a neden Hz. Hamza'nın kızıyla evlenmediğini sorması üzerine Zat-ı risaletpenah'ın; "<strong>Hamza'nın kızı, sütkardeşimin kızıdır</strong>" buyurduğunu...(33) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rasulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) <strong>yedi yaşında bir göz hastalığına</strong> <strong>tutulduğunu</strong>, Mekke’nin tabipleri soruna çözüm bulamayınca, Ukaz civarındaki bir Hıristiyan tabibin hazırladığı ilaçla iyileştiğini…(34) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamberimizin (Aleyhissalatu vesselam) <strong>yüzmeyi</strong> 6 yaşında annesiyle gittiği Medine’de, akrabaları Adiyy bin Neccaroğullarının havuzunda öğrendiğini... (35)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rasulullah'ın (Aleyhissalatu vesselam) dadısı <strong>Bereke</strong>'nin Hz. Peygamber Hz. Hatice ile evlendiğinde, kendisinin de Abdullah bin Zeyd'e vardığını. Ondan Eymen adlı bir çocuğu olunca <strong>Ümmü Eymen</strong> lakabını aldığını. Kocası vefat edince Hz. Peygamberin (Aleyhissalatu vesselam) evine döndüğünü. Bir gün Rasul-u Ekrem'in (Aleyhissalatu vesselam): "Cennetlik bir kadınla evlenmek isteyen Ümmü Eymen'le evlensin" buyurması üzerine manevi evladı Hz. Zeyd bin Harise'nin onunla evlendiğini, bu evlilikten de <strong>Hz. Üsame</strong>'nin dünyaya geldiğini... (36)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rasul-u Mucteba (Aleyhissalatu vesselam)'ın amcası Ebu Talip ile Şam seyahatine gittiğinde <strong>12 yaşında</strong> olduğunu. Bazı âlimlerin ise <strong>9 yaşında </strong>olduğunu söylediklerini...(37) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Siyer kitaplarının yazdığına göre Hz. Peygamberin (Aleyhissalatu vesselam) çocukluğunda amcası <strong>Ebu Talib</strong>’e çok bağlı olduğunu… Hatta amcasının küçük yaşta onu ticari bir sefere götürme gerekçesi olarak:“<strong>Ne yapayım, benden ayrılamıyor. Doğrusu ben de ondan ayrılamıyorum</strong>” dediğini… (38)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Gençliği</span></strong></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamber-i Zişan’ın (Aleyhissalatu vesselam) Hz. Hatice’den önce Ebu Talib’in kızı <strong>Fahite</strong> (Ümm-ü Hâni) ile izdivaç düşündüğünü… Amcasının ise, onu Mahzumoğullarından Hübeyre’ye verdiğini…(39) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Belazuri’nin nakline göre Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) gençliğinde bir gün amcaları Ebu Talib ile Ebu Leheb kavga ederken, Ebu Leheb’in Ebu Talib’in üzerine çıkıp onu hırpalaması üzerine koşarak onu ittiğini. Bunun üzerine Ebu Talib’in Ebu Leheb’in üzerine çıkıp onu bir güzel dövdüğünü... Kavga bittikten sonra Ebu Leheb’in “<strong>Ya Muhammed. Ben de Ebu Talib gibi senin amcanım. Yapacağını bana yaptın. Niçin ona da aynı şekilde hareket etmedin? Neden? Vallahi gönlüm seni asla sevmeyecek, asla</strong>” dediğini…(40) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) yirmili yaşlarında katıldığı <strong>Ficar</strong> harplerinde bizzat savaşmadığını… Bu konuda; “<strong>ben amcalarıma gelen okları bertaraf etmeye çalışıyordum</strong>” buyurduğunu… (41)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Merhum Muhammed Ebu Zehra’nın belirttiğine göre <strong>Hz. Hatice</strong>’nin, Aleyh-i ekmel-it tahaya ile evlenme yaşının <strong>40</strong> olduğu hususunda siyer uleması arasında ittifak olduğunu. Bu konudaki diğer rivayetlerin sahih olmadığını…(42) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">İbn-i Abbas'a göre Rasul-i Ekrem üzerinde Nübüvvetin tecellisinin ilk başlangıcının Kâbe tamiri edilirken izarını çıkarıp sırtına koymak isterken, gözünün kararıp yere düşmesi ve böylece avret yerlerinin açılmasına manen izin verilmemesi olduğunu... (43)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">İlk Vahiy ve Kur’an</span></strong></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bir mağaraya tefekkür ve inziva için kısa süreli çekilmenin İsmailoğullarında eskiden beri devam ede gelen bir <strong>gelenek</strong> olduğunu…(44) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Server-i Ekrem Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) peygamberlik gelmeden önce de Hira’da belli aralıklarla inzivaya çekildiğini. Hadis kitaplarında burada yaptığı ibadet hakkında “<strong>tehannüs</strong>” veya “<strong>tehannüf</strong>” ifadelerine yer verildiğini... Buhari şarihi Ayni’nin <strong>Umdetü’l-Kâri</strong> adlı eserinde tehannüs kelimesini izah ederken;“<strong>Peygamberimizin burada ne surette ibadet ettiği sorulacak olursa bunu tefekkür ve ibretten ibaret olduğunu söyleyebiliriz</strong>” dediğini...(45)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rasulullah’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) <strong>ilk vahyin</strong> bir Pazartesi günü geldiğini...(46) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rasulullah’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) ilk vahyin <strong>6 Ağustos 610</strong> tarihinde geldiğini... Bazı âlimlerin ise bu tarihin <strong>10 Ağustos</strong> olduğunu söylediklerini...(47) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">İlk vahiy sonrası bir süre vahyin gelmediğini (<strong>inkıta-i vahy</strong>)… Efendimiz (Aleyhissalatu vesselam)’a çok ızdırap veren, ama bir bakıma onun vahye iştiyakını artıran bu devrenin ne kadar sürdüğü konusunda ihtilaf olduğunu... Bazıları üç yıl, bazıları daha az olduğunu söylediklerini... En az söylenen surenin 15 gün olduğunu... Ama tercih edilen görüşün ise, Beyhakî'nin rivayet ettiği altı aylık dönem olduğunu.(48) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">İnsanlığın İftihar Tablosuna (Sallallahu aleyhi ve sellem) <strong>ilk vahiy</strong> olan (Alak:1–5) ayetlerinden sonra <strong>ikinci gelen vahyin</strong> (Kalem: 1–4) ayetleri olduğunu…(49) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rasulullah’a (Aleyhissalatu vesselam) bir keresinde deve üzerinde iken vahy geldiğini, Efendiler Efendisinde (Sallallahu aleyhi ve sellem) oluşan ağırlık etkisiyle devenin bacaklarının neredeyse kırılacak hale geldiğini...(50) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamber (Aleyhissalatu vesselam)'ın kâtibi <strong>Zeyd bin Sabit</strong>'in (r.a.) vahyin ağırlığını şöyle anlattığını; "Rasulullah'a gelen vahyi yazardım. Vahy nazil olduğunda kendisini bir sıkıntı kaplar, inci taneleri gibi şiddetli ter dökerdi de, ondan sonra açılırlardı. Kendileri bana söyler ben de yazardım. İşim bitinceye kadar o kadar zahmet çekerdim ki, ayağım kırılıyor zanneder ve artık bir daha yürüyemem derdim. Sure-i Maide nüzul ettiğinde de surenin ağırlığından biz vahy kâtiplerinin az kalsın bileklerimiz kırılacaktı" dediğini... (51)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Ebu Hureyre'nin de <strong>vahyin nüzul anını</strong> şöyle anlattığını; "Vahy nazil olduğunda vahyin bitimine kadar başımızı kaldırıp mübarek yüzüne bakamazdık. Vahy inerken kendisini bir gam ve hüzün istila eder, yüzü kül gibi olur, gözlerini kapar ve horultuya benzer şiddetli şiddetli nefes alırlardı."(52) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">İbn-i Cerir, İbn-i Sad ve İmam Kastalani’nin İmam Şabi’den rivayet ettiklerine göre, Nübüvvetin ilk üç yılında <strong>İsrafil</strong> (a.s.)’ın Hz. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) eğitimiyle görevlendirildiğini…(53) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rasulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) ilk vahiy kâtibinin Mekke döneminde vahiyleri yazan <strong>Şurahbil bin Hasene el Kindi</strong> olduğunu... Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Medine'de ilk vahiy kâtibinin <strong>Ubeyy bin Kab el Ensari</strong> hazretleri olduğunu... (54)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Kur’an’ın fesahat ve belagatiyle Arabistan’ı sarstığını. Mesela bir edibin Yusuf Suresi 80. ayetini işittiğinde; “<strong>Şehadet ederim ki hiçbir kimse buna benzer söz söyleyemez</strong>” dediğini...(55)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Mekke’de İlk Yıllar</span></strong></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Osman’</span></strong><span style="font-family: 'Verdana'">ın vahyin ilk ışıklarının Hicaz’a yayıldığı günlerde ticaret için gittiği Suriye’den dönerken çölde bir gece; “<strong>Ey uyuyanlar! Uyanın! Çünkü Mekke’ye Ahmed geldi</strong>” şeklinde bir ses ile uyandığını… Döndüğünde bunu Hz. Ebubekir’e danıştığında, onun eliyle İslam’a girdiğini… (56)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Talha bin Ubeydullah</span></strong><span style="font-family: 'Verdana'">’ın da aynı günlerde gittiği Busra adlı kasabada bir rahiple karşılaştığını. Rahibin ona “Ahmed’in zuhur edip etmediğini sorduğunu. Hz. Talha’nın “Ahmed de kim?” diye şaşırması üzerine: “Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’ın oğlu… Bu ay onun çıkacağı ay ve o peygamberlerin sonuncusudur” dediğini…(57) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Allah Rasulüne (Aleyhissalatu vesselam) iman eden ikinci hanımın, Hz. Abbas’ın hanımı <strong>Ümm-ü Fadl</strong> (asıl adı Lubâbe Bint'ül-Haris) olduğunu…(58) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Kureyşlilere göre vahyin en şaşırtıcı ve etkileyici yönünün <strong>Rahman</strong> isminin ayetlerde çokça geçmesi olduğunu… Hatta onların bunu Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) ilham aldığı bir adam zannederek; “<strong>Sana öğretilen her şeyin Yemame’li Rahman adındaki bir adamdan kaynaklandığını duyduk. Biz Rahman’a kesinlikle inanmayız</strong>” dediklerini…(59) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Kureyş kâfirlerinin Efendimizin (Aleyhissalatu vesselam) mübarek ismi <strong>Muhammed</strong> (Övülen)’e karşılık ona <strong>Müzemmem</strong> (yerilen) ismini taktıklarını… Bunu ilk ortaya atanın da Ebu Leheb'in karısı ve Ebu Cehil'in kız kardeşi olan Avra (Ümmü Cemil) olduğunu…(60) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Müşriklerin Rasulullah'a bir de <strong>İbn-i Ebi Kebşe</strong> adını verdiklerini. Bunun sebebinin, vaktiyle Huzaa kabilesinden Ebu Kebşe adındaki bir zatın putlara tapmaktan yüz çevirip Şi'ra'l-Ubur adındaki yıldıza taptığını. Efendimizi (Aleyhissalatu vesselam) ona benzeterek Ebu Kebşe'nin oğlu diyerek onun yolunu takip ediyor demek istediklerini. Bir rivayette bu zatın anne tarafından Efendimizin dedelerinden olduğunu…(61) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bir başka rivayete göre ise Ebu Kebşe'nin Efendimizin sütannesi Halime'nin kocası <strong>Haris</strong>'e verilen bir ad olduğunu…(62) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Kamil Miras</span></strong><span style="font-family: 'Verdana'"> hocanın <strong>Tecrid-i Sarih şerhinde</strong> şöyle bir yorumda bulunduğunu; "<strong>Kebşe</strong> lugaten üç dört yaşını dolduran koça denir. Bir kavmin ulusuna da ıtlak olunur. Bu cihetle, Peygamberimizin anası tarafından ceddi olan Vehb İbn-i Abd-i Menaf, Ebu Kebşe künyesiyle meşhurdur. Peygamber Efendimiz hilye ve endam cihetiyle Vehb'e benzediği için Kureyş arasında İbn-i Ebi Kebşe diye de anılmıştır." Merhum Miras, daha sonra yukarıda yazdığımız rivayetleri de sıralayıp; "Sebeb-i tesmiye (İsimlendirme sebebi) ne olursa olsun, asalet ifade eden, fâhir bir unvandır" demiştir.(63) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rasul-i Ekrem (Aleyhissalatu vesselam)ın amcalarından Ebu Leheb’in İslam’a en çok düşmanlık eden iki kişiden (diğeri Ebu Cehil) biri olduğunu. Bir gün yanındakilere; “<strong>Muhammed bir takım şeyler vaad ediyor ve onların öldükten sonra olacağını zannediyor. Benim elime ne koydu?</strong>” deyip iki eline üflediğini ve “tebben li haza’d din” (Bu dine yuf olsun.) dediğini...(64)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rasulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) davet çilesini anlatma babında: "<strong>Vallahi benim için, gönderilmiş olduğum bu vazifeyi yerine getirmek, herhangi birinizin şu güneşten bir ateş parçasını koparmasından daha kolay değildir</strong>" buyurduğunu... (65)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bir gün <strong>Batnü'n-Nahle</strong> mevkiinde Hz. Peygamber ile Hz. Ali'yi secde ederken gören Ebu Talib'in "Ne yapıyorsunuz yeğen?" diye sorduğunu... Bunun üzerine Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) kendisine durumu anlattığını. Ebu Talib'in ise; "<strong>Sizin bu yaptığınız zararsız bir şeydir. Fakat Allah'a yemin ederim ki, siz benim kıçımı hiçbir zaman havaya kaldıramazsınız"</strong> dediğini. Seneler sonra, bunu minberdeyken hatırlayan Hz. Ali efendimizin yan dişleri görünene kadar güldüğünü... (66)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">"Belâzurî'nin bize naklettiğine göre, “<strong>önce en yakın akrabalarını ikaz edip uyandır"</strong> ayeti inince Rasulullah'ın bu ayetin etkisiyle bir ay boyunca evine kapandığını, öyle ki, hastalandığını zanneden halaları sağlığını sormak için çıkıp geldiklerini...(67) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rehber-i Ekmelimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem)ilk davet yıllarında bir gün yakın akrabalarını evinde topladığını… İçlerinde sadece küçük yaştaki Hz. Ali’nin O’na (s.a.v.) davasında sahip çıkacağını söylediğini... Bunun üzerine Ebu Leheb’in kahkahalar atarak Ebu Talib’e; “<strong>Tebrikler! Artık bundan sonra oğlunun emrine gireceksin”</strong> dediğini... Ebu Talib’in bu manzara karşısında çok utandığını ve bu durumun kendisini İslam’a girmekten alıkoyduğunu… (68)</span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Tarık Muharibi’nin, Nebi-i Zişan’ı (Sallallahu aleyhi ve sellem) ilk görmesini anlatırken; “Zül mecaz panayırında rastladım, bir adam; “Allah’tan başka ilah yoktur diyen felah bulur” diyordu. Arkasından bir adam ona taş atıyordu, ökçelerini kanatmıştı... Kim olduklarını sordum. “<strong>Muhammed ve amcası Ebu Leheb” dediler</strong>” dediğini...(69) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Said bin As adlı bir müşrikin bir ara hastalanıp, "eğer bu hastalığımdan kalkarsam, Mekke içinde İbn-i Ebi Kebşe'nin tanrısına tapılmayacaktır" dediğini. Bunun üzerine Allah Rasulunun (Sallallahu aleyhi ve sellem) <strong>"Ya Rabb! Onu kaldırma</strong>" diye dua ettiğini ve bu azılı kâfirin hastalıktan kurtulamayıp canını cehenneme ısmarladığını...(70) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Mukatil bin Süleyman’ın; “Allah (c.c.) İslam’ın ilk yıllarında namazı sabah iki rekât, akşam <strong>iki rekât</strong> olarak farz kıldı. “<strong>Rabbini hamd ile sabah akşam tenzih et</strong>” (Mümin–55) ayeti buna delildir” dediğini...(71) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">İslam'ın ilk zamanlarında Mekke'de namazların <strong>iki rekât olup</strong> önceleri gece kılındığını. Sonra sabah ve akşam namazlarının ilave edilip üç vakte çıktığını… Miraç gecesi beş vakte çıkarıldığını… Hicretten bir ay sonra da öğle, <strong>ikindi ve yatsı namazlarının dört rekâta</strong> çıkartıldığını...(72) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Nebi-i Rahme’nin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke döneminde gizlice Müslümanları eğitmek için <strong>Erkam bin Ebil Erkam el Mahzumi</strong> (r.a.)’nin Safa tepesindeki evini nübüvvetin 5. yılından itibaren kullanmaya başladığını...(73) </span></p><p></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">İslam'ın ilk eğitim yuvası <strong>Dârû'l Erkam'</strong>ın Erkam bin Ebi'l Erkam hazretleri tarafından hiç bir şekilde satılmamak şartıyla oğluna bırakıldığını... Bu şekilde günümüze kadar geldiğini... Merhum Prof. M. Hamidullah'ın burası hakkında bize şu bilgileri verdiğini; "1946 yılında yaptığım ziyarette, kapısındaki kitabede Erkam’ın evinin “<strong>Dâr Hayzurân”</strong> adını taşıdığı ve Osmanlı İmparatorluğu zamanında müftülük yapan Fazlullah ibn Muhammed Habîb tarafından satın alınmış olduğu yazıyordu. Suud yönetimi önce bu evi restore edip burada bir okul açmışsa da, hacıların sayısının her geçen yıl artması dolayısıyla mescidi genişletme ihtiyacı doğduğundan, yıkılmasına karar verilmiştir.(74)</span></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Kaynaklar</span></strong></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">1. Siret'ün Nebi-Şibli Numani</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">2. İslam Peygamberi- Muhammed Hamidullah</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">3. Muhammed Hamidullah, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">4. Muhammed Hamidullah, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">5. Şibli Numani, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">6. Şibli Numani, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">7. Şibli Numani, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">8. Şibli Numani, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">9. Fetvalar, Mehmed Emre, Şibli Numani age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">10. İslam Peygamberi- Muhammed Hamidullah</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">11. Muhammed Hamidullah, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">12. Er Rahik-ul Mahtum, Safiyurrahman Mübarek el Furi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">13. Safiyurrahman Mübarek el Furi, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">14. Muhammed Hamidullah, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">15. Şibli Numani, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">16. İslam Tarihi- Hayati Ülkü</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">17. Rahmet Peygamberi- Ebul Hasen en Nedvi, Safiyurrahman Mübarek el Furi, age, Şibli Numani, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Er Rahik’ul Mahtum adlı eserin mütercimi Halil İbrahim Kutlay hocamız bu konuda şöyle bir dipnot düşmüştür:</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">“Efendimiz(Sallallahu aleyhi ve sellem)in doğum gününün Rebiyülevvel ayının 12. pazartesi günü olduğu kasidelerde,</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">mevlidlerde ve halk arasında meşhur olmuştur. Müellif ise, Efendimizin(Sallallahu aleyhi ve sellem) 9 Rebiyülevvel pazartesi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">günü doğduğunu zikretmiştir. İlmi gerçeklere en uygun rivayet de budur. Bu konuda Mısır’lı astronomi bilgini Mahmud</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Paşa, Fransızca bir eser yazmış, çok ince bir hesapla, bu şerefli doğumun 9 Rebiyülevvel tarihinde olduğunu tespit etmiştir.</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bu eser, Ahmed Zeki tarafından “Netaicül Efham fil Takvimil Arab-il Kablel İslam ve fi Tahkiki Mevlid’in Nebi ve Umrihi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Aleyhissalatu Vesselam” adıyla 1304 yılında Mısır’da basılmıştır. Doğumun 12 Rebiyyülevvelde olduğu rivayetini Muhammed bin İshak senedsiz olarak zikretmiş, Hakim de Müstedrekinde bu şekilde rivayet etmiştir. Hadis ilminde ise, senedsiz rivayet bir değer taşımamaktadır. Daha fazla bilgi için bakınız; Makalat’ül Kevseri-s:405–408)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">18. Mevdudi-Hz. Peygamberin Hayatı</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">19. Mevdudi, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">20. Mevdudi, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">21. Tecrid-i Sarih Şerhi-Ahmed Naim, Kamil Miras</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">22. Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">23. Mevdudi, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">24. İslam Peygamberi- Muhammed Hamidullah</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">25. Muhammed Hamidullah, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">26. Muhammed Hamidullah, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">27. Şibli Numani, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">28. Safiyurrahman Mübarek el Furi-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">29. Büyük İslam Tarihi- Heyet- Feza Gazetecilik-</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">30. Zekai Konrapa, Peygamberimiz</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">31.Safiyurrahman Mübarek el Furi-age. İbn Kayyım diyor ki: Bu konuda üç görüş vardır.</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">1- Rasulullah'ın(Aleyhissalatu vesselam) sünnetli doğduğu. Bu konuda hiçbir sahih hadis yoktur.</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">2- Sütannesi Halime'nin yanında iken meleklerin kalbini yıkadığında</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">3- Doğumunun 7. günü. (Muhtasar Zad'ül Mead-terc: Doç. Dr. Zülfikar Durmuş-Polen Yayınları- İst–2006)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Reşit Haylamaz Bey, bu mevzuda, "Efendimizin(Aleyhissalatu vesselam) sünnetli olarak dünyaya geldiğine yahut O'nun Sütannesinin yanındayken, Şakk-ı Sadr hadisesinde Cibril'in sünnet ettiğine dair bazı rivayetler vardır. Ancak, her yönüyle kemali temsil eden ve her haliyle ümmetine örnek olacak bir zat için sünnet gibi bir meselede böylesine harikulade bir</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">hadise arayışına girmek pek uygun düşmemektir. Aynı zamanda bu rivayetler erbabına tetkik edilmiş ve mevsukiyeti konusunda şüphelerin olduğu tespit edilmiştir." der. (Efendimiz- Cilt–1 Işık Yayınları)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">M. Fethullah Gülen Hocaefendi "Bazılarının Efendimiz’in sünnetli olarak doğduğunu söylemeleri de aynı şekilde hatadır. Zira sünnetli olarak doğma patolojik bir kusurdur; oysaki Efendimiz, cismaniyeti itibariyle de bu kabil kusurlardan münezzeh ve müberradır." diyor. Fasıldan Fasıla:2- s:276</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">32.Safiyurrahman Mübarek el Furi-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">33.Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">34.Muhammed Hamidullah, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">35.Ebul Hasen en Nedvi, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">36.Büyük İslam Tarihi- Heyet- Feza Gazetecilik</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">37.Mekke Dönemi ve Hz. Muhammed- İhsan Süreyya Sırma</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">38.Son Peygamber-M. Ebu Zehra</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">39.Hz. Muhammed’in Hayatı- Martin Lings</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">40.Muhammed Hamidullah, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">41.M. Ebu Zehra, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">42.M. Ebu Zehra, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">43.Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">44.Martin Lings, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">45.Hatem-ül Enbiya-Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">46.Şibli Numani, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">47.Safiyurrahman Mübarek el Furi-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">48.Fıkhu's-Siyre- M. Said Ramazan el Buti, Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">49.Safiyurrahman Mübarek el Furi-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">50.Rasulullah’ın Hayatı Ve Metodu-Prof. Münir Gadban</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">51.Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">52.Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">53.Mevdudi, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">54.Şibli Numani-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">55.Ali Himmet Berki- Osman Keskioğlu, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">56.Martin Lings, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">57.Martin Lings, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">58.Martin Lings, age, İslam Peygamberi-M. Hamidullah</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">59.Martin Lings, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">60.Martin Lings, age, Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">61.Salih Suruç, Peygamberimizin Hayatı, Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">62.Hayatü's-Sahabe-M. Yusuf Kandehlevi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">63.Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">64.Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">65.Hayatü's-Sahabe-M. Yusuf Kandehlevi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">66.Hayatü's-Sahabe-M. Yusuf Kandehlevi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">67.İslam Peygamberi-Muhammed Hamidullah</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">68.İslam’ın Doğuşu- Muhammed Hamidullah</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">69.Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">70.Hayatü's-Sahabe-M. Yusuf Kandehlevi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">71.Safiyurrahman Mübarek el Furi, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">72.İslam Tarihi-Hayati Ülkü</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">73.Safiyurrahman Mübarek el Furi-age</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">74.Peygamberimizin Hayatı-Salih Suruç, İslam Peygamberi-M. Hamidullah</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kasif1, post: 228572, member: 1008778"] [B][FONT=Verdana]Kâbe[/FONT][FONT=Verdana][/FONT] [/B] [B]Carlyle[/B]’nın [B]Kahramanlar[/B] adlı ünlü eserinde, Romalı bir tarihçinin eserinde [B]Kâbe[/B]’yi zikrettiğini ve onun dünyadaki [B]en eski ve en mukaddes[/B] [B]mabet[/B] olduğunu beyan ettiğini yazdığını... (1) [FONT=Verdana] [/FONT] [B][FONT=Verdana]Akrabaları[/FONT][/B][FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) dedelerinden [B]Kusay bin Kilab[/B]’ın, Huzaa’lılardan Kâbe emanetlerini alarak, iyi idaresi ile kendi kabilesini saygın bir konuma getirip, Kâbe etrafında topladığını... Bundan dolayı onun kabilesine [B]Kureyş[/B] (toplamak, birleştirmek) ismi verildiğini... (2)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) dedesinin babası [B]Haşim[/B]’in Mekke’den kışın Yemen’e, yazın Şam’a [B]ticaret seferlerini[/B] ilk başlatan zat olduğunu... Hatta Bizans imparatoru ile anlaşma sağlayarak Kureyş tacirlerinin Bizans topraklarında ticaret vergilerinden muaf tutulmasını sağladığını... (3)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Rasulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) dedesi [B]Abdülmuttalib[/B]’in uzun boylu, sarışın ve sevimli bir sakal sahibi olduğunu... (4)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) babaannesinin isminin [B]Fatıma [/B]olduğunu... (5) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) anneannesinin adının [B]Berre[/B] olduğunu... (6)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) [B]öz amcalarının[/B] Ebu Talib ve Zübeyr olmak üzere iki tane olduğunu, diğer amcalarının üvey olduğunu... (7)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Hz. Abbas’ın Efendimizden (Sallallahu aleyhi ve sellem) [B]3 yaş[/B] büyük olduğunu...(8) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) [B]dayısının[/B] olmadığını...(9) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Amcası Ebu Talib’in Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) daha gençken ve kendisine nübüvvet verilmeden evvel O’nun hakkında bir şiirinde “[B]Tertemiz yüzü aşkı için yağmur talep edilen, dulların hâmisi, yetimlerin sığınağı”[/B] dediğini... (10) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]İbn-i Habib adlı müellifin “[B]Ümmehat-un Nebi[/B]” adıyla bize 20 nesil boyunca Rasulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) [B]ninelerini[/B] gösteren calib-i dikkat bir çalışma bıraktığını...(11) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Peygamber Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) [B]amcalarının isimlerinin[/B]; Haris, Zübeyir, Ebu Talip, Hamza, Ebu Lehep, Gaydak, Mukavvem, Saffar, Abbas olduğunu... (12)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) [B]halalarının isimlerinin[/B]; Ümmü Hakim, Berra, Atike, Safiyye, Erma, Ümeyre olduğunu...(13) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Bir rivayete göre halası Ümmü Hakim'in Efendimizin babası Abdullah'la ikiz olduğunu... (14)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [B][FONT=Verdana]Doğumu-Çocukluğu[/FONT][/B] [FONT=Verdana]Mekke’de Rasul-i Ekrem’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) doğduğu mıntıkanın isminin “[B]Şı’b-i Amir[/B]” olduğunu... (15)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Rasul-u Zişan'ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) ana karnına düştüğü yıl Cenab-ı Hakk'ın Mekke'ye büyük bir bereket verdiğini ve bu senenin "[B]Senet'ül Fethi ve'l-İbtihac[/B]" (Fetih ve sevinç yılı) olarak anıldığını…(16) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) doğumunun miladi olarak [B]20 Nisan 571[/B] olduğunu..[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Genellikle Rasul-i Ekrem Aleyhissalatu vesselam'ın doğum tarihinin 12 Rebiyülevvel olarak bilinmesine rağmen, Mısır’lı büyük astronomi bilgini [B]Mahmud Feleki [/B]paşanın, Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem[B]) 9 Rebiyülevvel Pazartesi[/B] günü doğduğunu ispatladığını...(17) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Habib-i Zişan’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) [B]doğum yılının[/B] 569, 570 veya 571 olduğu hususunun ihtilaflı olduğunu, ama çoğunluğun görüşüne göre 571 olduğunu…(18) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Peygamber-i ahirzaman’ın (Aleyhissalatu vesselam) [B]sabaha doğru[/B] doğduğunu…(19) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [B][FONT=Verdana]Muhammed[/FONT][/B][FONT=Verdana] isminin cahiliye Araplarınca az bilindiğini, [B]Ahmed[/B] isminin ise daha az bilindiği… (20)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Muhammed ismi hakkında merhum âlim [B]Kamil Miras[/B]'ın şunları yazdığını: "Muhammed, (Sallallahu aleyhi ve sellem), Peygamberimizin en meşhur ve mübarek ismidir. Kur'an'ın [B]dört ayetinde [/B]ve birçok hadislerde, Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz en çok [B]Muhammed[/B] ismiyle anılmıştır. Muhammed, te'fil babından mef'ul sığasıdır ki, kesret ve mübalağayı ifade eder. Bu itibarla Muhammed [B]mükerreren medhü sena edilen kimse[/B] demektir." (21)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [B][FONT=Verdana]Ahmed[/FONT][/B][FONT=Verdana] isminin manasının Allahu Teala'yı kemal manada öven ve övmesini bilen, [B]Muhammed[/B] isminin ise fazilet ve güzellikleri anılarak övgüye mazhar olan demek olduğunu... Mağrib allamesi [B]Kadı Iyaz[/B]'ın bu konuda [B]Şifa[/B] adlı ünlü eserinde "Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Muhammed olmazdan evvel Ahmed idi. Diğer bir tabirle Rasulullah (Aleyhissalatu vesselam), kendisini insanlar medhu sena etmezden evvel o, Allahu Teala'ya medhu sena etmiştir. Bu cihetledir ki, Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Ahmed adı, geçmiş Peygamberlerin kitaplarında zikredilmiş, Muhammed adı ise Kur'an'da verilmiştir."dediğini...(22) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Cahiliyye Araplarının mukaddes kitaplardan [B]Muhammed isminde bir nebinin zuhur edeceğini[/B] bildiklerinden, bazı kimselerin çocuklarına “ilerde o peygamber olabilir” ümidiyle Muhammed koyduğunu…(23) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Peygamberimizin (Aleyhissalatu vesselam) doğumundan önce Arabistan’da Ahirzaman Peygamberinin doğumunun yaklaşıp, adının Muhammed olacağı söylentisinin yaygınlaştığını... Bundan dolayı Kinane, Süleym gibi kabilelerin ve Medine’de Temim kabilesinin Muhammed ismini çocuklarına vermesinin çokça görüldüğünü...(24) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]İbn-i Hacer’in Feth-ul Bari’de nakline göre Cahiliyye devrinde Muhammed bin Adiyy bin Rebia’ nın babasının bir Suriye seyahatinde tanıştığı bir papazdan: “Arabistan’da bir peygamber doğacağını ve isminin de Muhammed olacağını” öğrenmesi üzerine [B]Adiyy bin Rebia ailesinden doğan bütün çocuklara Muhammed isminin konulduğunu[/B]…(25) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Hind kutsal metinlerinden [B]Puranalar[/B]’da Efendimize (Aleyhissalatu vesselam) işaret sadedinde; “Dünyanın sonlarına doğru çölde bir adamın doğacağı, annesinin ismi [B]güvenilir[/B] (Âmine), babasının isminin [B]Allah’ın kulu [/B]olacağı, bu zatın yurdundan kuzeye [B]göç etmek zorunda bırakılacağı[/B] ve sonra [B]on bin adam yardımıyla kendi yurdunu fethedeceği[/B]”nin yazılı olduğunu…(26) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Annesi Amine’nin Efendimiz'i (Aleyhissalatu vesselam) [B]ancak 1 hafta[/B] emzirdiğini...(27)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Ebu Leheb’in cariyesi [B]Süveybe[/B]’nin, Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) ilk sütannesi olduğu gibi, [B]Hz Hamza[/B]’nın da sütannesi olduğunu ve Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) bu aziz amcası ile aynı zamanda [B]sütkardeş[/B] olduğunu...(28) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Peygamberimizin [B]Ebu Birhan[/B] adında bir süt amcası olduğunu.(29) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Süveybe’den sonra kısa bir müddet Efendimizi (Sallallahu aleyhi ve sellem) Abdulmuttalib’in hizmetçisi [B]Mirvaha[/B]’nın emzirdiğini...(30) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Hz. Nebinin (Aleyhissalatu vesselam) Arap âdeti gereği Abdülmuttalib tarafından [B]doğumunun 7. günü[/B] sünnet ettirildiğini...(31) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Rasul-i Kibriya (Aleyhissalatu vesselam) ile Hz. Hamza’nın, hem Ebu Leheb’in azadlısı Süveybe, hem de Halime binti Ebu Züeyb tarafından emzirildikleri için, iki kanalla sütkardeş olduklarını...(32) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Bir gün Hz. Ali'nin Rasulullah'a neden Hz. Hamza'nın kızıyla evlenmediğini sorması üzerine Zat-ı risaletpenah'ın; "[B]Hamza'nın kızı, sütkardeşimin kızıdır[/B]" buyurduğunu...(33) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Rasulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) [B]yedi yaşında bir göz hastalığına[/B] [B]tutulduğunu[/B], Mekke’nin tabipleri soruna çözüm bulamayınca, Ukaz civarındaki bir Hıristiyan tabibin hazırladığı ilaçla iyileştiğini…(34) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Peygamberimizin (Aleyhissalatu vesselam) [B]yüzmeyi[/B] 6 yaşında annesiyle gittiği Medine’de, akrabaları Adiyy bin Neccaroğullarının havuzunda öğrendiğini... (35)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Rasulullah'ın (Aleyhissalatu vesselam) dadısı [B]Bereke[/B]'nin Hz. Peygamber Hz. Hatice ile evlendiğinde, kendisinin de Abdullah bin Zeyd'e vardığını. Ondan Eymen adlı bir çocuğu olunca [B]Ümmü Eymen[/B] lakabını aldığını. Kocası vefat edince Hz. Peygamberin (Aleyhissalatu vesselam) evine döndüğünü. Bir gün Rasul-u Ekrem'in (Aleyhissalatu vesselam): "Cennetlik bir kadınla evlenmek isteyen Ümmü Eymen'le evlensin" buyurması üzerine manevi evladı Hz. Zeyd bin Harise'nin onunla evlendiğini, bu evlilikten de [B]Hz. Üsame[/B]'nin dünyaya geldiğini... (36)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Rasul-u Mucteba (Aleyhissalatu vesselam)'ın amcası Ebu Talip ile Şam seyahatine gittiğinde [B]12 yaşında[/B] olduğunu. Bazı âlimlerin ise [B]9 yaşında [/B]olduğunu söylediklerini...(37) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Siyer kitaplarının yazdığına göre Hz. Peygamberin (Aleyhissalatu vesselam) çocukluğunda amcası [B]Ebu Talib[/B]’e çok bağlı olduğunu… Hatta amcasının küçük yaşta onu ticari bir sefere götürme gerekçesi olarak:“[B]Ne yapayım, benden ayrılamıyor. Doğrusu ben de ondan ayrılamıyorum[/B]” dediğini… (38)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [B][FONT=Verdana]Gençliği[/FONT][/B] [FONT=Verdana]Peygamber-i Zişan’ın (Aleyhissalatu vesselam) Hz. Hatice’den önce Ebu Talib’in kızı [B]Fahite[/B] (Ümm-ü Hâni) ile izdivaç düşündüğünü… Amcasının ise, onu Mahzumoğullarından Hübeyre’ye verdiğini…(39) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Belazuri’nin nakline göre Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) gençliğinde bir gün amcaları Ebu Talib ile Ebu Leheb kavga ederken, Ebu Leheb’in Ebu Talib’in üzerine çıkıp onu hırpalaması üzerine koşarak onu ittiğini. Bunun üzerine Ebu Talib’in Ebu Leheb’in üzerine çıkıp onu bir güzel dövdüğünü... Kavga bittikten sonra Ebu Leheb’in “[B]Ya Muhammed. Ben de Ebu Talib gibi senin amcanım. Yapacağını bana yaptın. Niçin ona da aynı şekilde hareket etmedin? Neden? Vallahi gönlüm seni asla sevmeyecek, asla[/B]” dediğini…(40) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) yirmili yaşlarında katıldığı [B]Ficar[/B] harplerinde bizzat savaşmadığını… Bu konuda; “[B]ben amcalarıma gelen okları bertaraf etmeye çalışıyordum[/B]” buyurduğunu… (41)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Merhum Muhammed Ebu Zehra’nın belirttiğine göre [B]Hz. Hatice[/B]’nin, Aleyh-i ekmel-it tahaya ile evlenme yaşının [B]40[/B] olduğu hususunda siyer uleması arasında ittifak olduğunu. Bu konudaki diğer rivayetlerin sahih olmadığını…(42) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]İbn-i Abbas'a göre Rasul-i Ekrem üzerinde Nübüvvetin tecellisinin ilk başlangıcının Kâbe tamiri edilirken izarını çıkarıp sırtına koymak isterken, gözünün kararıp yere düşmesi ve böylece avret yerlerinin açılmasına manen izin verilmemesi olduğunu... (43)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [B][FONT=Verdana]İlk Vahiy ve Kur’an[/FONT][/B] [FONT=Verdana]Bir mağaraya tefekkür ve inziva için kısa süreli çekilmenin İsmailoğullarında eskiden beri devam ede gelen bir [B]gelenek[/B] olduğunu…(44) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Server-i Ekrem Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) peygamberlik gelmeden önce de Hira’da belli aralıklarla inzivaya çekildiğini. Hadis kitaplarında burada yaptığı ibadet hakkında “[B]tehannüs[/B]” veya “[B]tehannüf[/B]” ifadelerine yer verildiğini... Buhari şarihi Ayni’nin [B]Umdetü’l-Kâri[/B] adlı eserinde tehannüs kelimesini izah ederken;“[B]Peygamberimizin burada ne surette ibadet ettiği sorulacak olursa bunu tefekkür ve ibretten ibaret olduğunu söyleyebiliriz[/B]” dediğini...(45)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Rasulullah’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) [B]ilk vahyin[/B] bir Pazartesi günü geldiğini...(46) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Rasulullah’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) ilk vahyin [B]6 Ağustos 610[/B] tarihinde geldiğini... Bazı âlimlerin ise bu tarihin [B]10 Ağustos[/B] olduğunu söylediklerini...(47) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]İlk vahiy sonrası bir süre vahyin gelmediğini ([B]inkıta-i vahy[/B])… Efendimiz (Aleyhissalatu vesselam)’a çok ızdırap veren, ama bir bakıma onun vahye iştiyakını artıran bu devrenin ne kadar sürdüğü konusunda ihtilaf olduğunu... Bazıları üç yıl, bazıları daha az olduğunu söylediklerini... En az söylenen surenin 15 gün olduğunu... Ama tercih edilen görüşün ise, Beyhakî'nin rivayet ettiği altı aylık dönem olduğunu.(48) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]İnsanlığın İftihar Tablosuna (Sallallahu aleyhi ve sellem) [B]ilk vahiy[/B] olan (Alak:1–5) ayetlerinden sonra [B]ikinci gelen vahyin[/B] (Kalem: 1–4) ayetleri olduğunu…(49) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Rasulullah’a (Aleyhissalatu vesselam) bir keresinde deve üzerinde iken vahy geldiğini, Efendiler Efendisinde (Sallallahu aleyhi ve sellem) oluşan ağırlık etkisiyle devenin bacaklarının neredeyse kırılacak hale geldiğini...(50) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Peygamber (Aleyhissalatu vesselam)'ın kâtibi [B]Zeyd bin Sabit[/B]'in (r.a.) vahyin ağırlığını şöyle anlattığını; "Rasulullah'a gelen vahyi yazardım. Vahy nazil olduğunda kendisini bir sıkıntı kaplar, inci taneleri gibi şiddetli ter dökerdi de, ondan sonra açılırlardı. Kendileri bana söyler ben de yazardım. İşim bitinceye kadar o kadar zahmet çekerdim ki, ayağım kırılıyor zanneder ve artık bir daha yürüyemem derdim. Sure-i Maide nüzul ettiğinde de surenin ağırlığından biz vahy kâtiplerinin az kalsın bileklerimiz kırılacaktı" dediğini... (51)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Ebu Hureyre'nin de [B]vahyin nüzul anını[/B] şöyle anlattığını; "Vahy nazil olduğunda vahyin bitimine kadar başımızı kaldırıp mübarek yüzüne bakamazdık. Vahy inerken kendisini bir gam ve hüzün istila eder, yüzü kül gibi olur, gözlerini kapar ve horultuya benzer şiddetli şiddetli nefes alırlardı."(52) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]İbn-i Cerir, İbn-i Sad ve İmam Kastalani’nin İmam Şabi’den rivayet ettiklerine göre, Nübüvvetin ilk üç yılında [B]İsrafil[/B] (a.s.)’ın Hz. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) eğitimiyle görevlendirildiğini…(53) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Rasulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) ilk vahiy kâtibinin Mekke döneminde vahiyleri yazan [B]Şurahbil bin Hasene el Kindi[/B] olduğunu... Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Medine'de ilk vahiy kâtibinin [B]Ubeyy bin Kab el Ensari[/B] hazretleri olduğunu... (54)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Kur’an’ın fesahat ve belagatiyle Arabistan’ı sarstığını. Mesela bir edibin Yusuf Suresi 80. ayetini işittiğinde; “[B]Şehadet ederim ki hiçbir kimse buna benzer söz söyleyemez[/B]” dediğini...(55)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [B][FONT=Verdana]Mekke’de İlk Yıllar[/FONT][/B] [B][FONT=Verdana]Hz. Osman’[/FONT][/B][FONT=Verdana]ın vahyin ilk ışıklarının Hicaz’a yayıldığı günlerde ticaret için gittiği Suriye’den dönerken çölde bir gece; “[B]Ey uyuyanlar! Uyanın! Çünkü Mekke’ye Ahmed geldi[/B]” şeklinde bir ses ile uyandığını… Döndüğünde bunu Hz. Ebubekir’e danıştığında, onun eliyle İslam’a girdiğini… (56)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [B][FONT=Verdana]Hz. Talha bin Ubeydullah[/FONT][/B][FONT=Verdana]’ın da aynı günlerde gittiği Busra adlı kasabada bir rahiple karşılaştığını. Rahibin ona “Ahmed’in zuhur edip etmediğini sorduğunu. Hz. Talha’nın “Ahmed de kim?” diye şaşırması üzerine: “Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’ın oğlu… Bu ay onun çıkacağı ay ve o peygamberlerin sonuncusudur” dediğini…(57) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Allah Rasulüne (Aleyhissalatu vesselam) iman eden ikinci hanımın, Hz. Abbas’ın hanımı [B]Ümm-ü Fadl[/B] (asıl adı Lubâbe Bint'ül-Haris) olduğunu…(58) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Kureyşlilere göre vahyin en şaşırtıcı ve etkileyici yönünün [B]Rahman[/B] isminin ayetlerde çokça geçmesi olduğunu… Hatta onların bunu Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) ilham aldığı bir adam zannederek; “[B]Sana öğretilen her şeyin Yemame’li Rahman adındaki bir adamdan kaynaklandığını duyduk. Biz Rahman’a kesinlikle inanmayız[/B]” dediklerini…(59) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Kureyş kâfirlerinin Efendimizin (Aleyhissalatu vesselam) mübarek ismi [B]Muhammed[/B] (Övülen)’e karşılık ona [B]Müzemmem[/B] (yerilen) ismini taktıklarını… Bunu ilk ortaya atanın da Ebu Leheb'in karısı ve Ebu Cehil'in kız kardeşi olan Avra (Ümmü Cemil) olduğunu…(60) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Müşriklerin Rasulullah'a bir de [B]İbn-i Ebi Kebşe[/B] adını verdiklerini. Bunun sebebinin, vaktiyle Huzaa kabilesinden Ebu Kebşe adındaki bir zatın putlara tapmaktan yüz çevirip Şi'ra'l-Ubur adındaki yıldıza taptığını. Efendimizi (Aleyhissalatu vesselam) ona benzeterek Ebu Kebşe'nin oğlu diyerek onun yolunu takip ediyor demek istediklerini. Bir rivayette bu zatın anne tarafından Efendimizin dedelerinden olduğunu…(61) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Bir başka rivayete göre ise Ebu Kebşe'nin Efendimizin sütannesi Halime'nin kocası [B]Haris[/B]'e verilen bir ad olduğunu…(62) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [B][FONT=Verdana]Kamil Miras[/FONT][/B][FONT=Verdana] hocanın [B]Tecrid-i Sarih şerhinde[/B] şöyle bir yorumda bulunduğunu; "[B]Kebşe[/B] lugaten üç dört yaşını dolduran koça denir. Bir kavmin ulusuna da ıtlak olunur. Bu cihetle, Peygamberimizin anası tarafından ceddi olan Vehb İbn-i Abd-i Menaf, Ebu Kebşe künyesiyle meşhurdur. Peygamber Efendimiz hilye ve endam cihetiyle Vehb'e benzediği için Kureyş arasında İbn-i Ebi Kebşe diye de anılmıştır." Merhum Miras, daha sonra yukarıda yazdığımız rivayetleri de sıralayıp; "Sebeb-i tesmiye (İsimlendirme sebebi) ne olursa olsun, asalet ifade eden, fâhir bir unvandır" demiştir.(63) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Rasul-i Ekrem (Aleyhissalatu vesselam)ın amcalarından Ebu Leheb’in İslam’a en çok düşmanlık eden iki kişiden (diğeri Ebu Cehil) biri olduğunu. Bir gün yanındakilere; “[B]Muhammed bir takım şeyler vaad ediyor ve onların öldükten sonra olacağını zannediyor. Benim elime ne koydu?[/B]” deyip iki eline üflediğini ve “tebben li haza’d din” (Bu dine yuf olsun.) dediğini...(64)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Rasulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) davet çilesini anlatma babında: "[B]Vallahi benim için, gönderilmiş olduğum bu vazifeyi yerine getirmek, herhangi birinizin şu güneşten bir ateş parçasını koparmasından daha kolay değildir[/B]" buyurduğunu... (65)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Bir gün [B]Batnü'n-Nahle[/B] mevkiinde Hz. Peygamber ile Hz. Ali'yi secde ederken gören Ebu Talib'in "Ne yapıyorsunuz yeğen?" diye sorduğunu... Bunun üzerine Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) kendisine durumu anlattığını. Ebu Talib'in ise; "[B]Sizin bu yaptığınız zararsız bir şeydir. Fakat Allah'a yemin ederim ki, siz benim kıçımı hiçbir zaman havaya kaldıramazsınız"[/B] dediğini. Seneler sonra, bunu minberdeyken hatırlayan Hz. Ali efendimizin yan dişleri görünene kadar güldüğünü... (66)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]"Belâzurî'nin bize naklettiğine göre, “[B]önce en yakın akrabalarını ikaz edip uyandır"[/B] ayeti inince Rasulullah'ın bu ayetin etkisiyle bir ay boyunca evine kapandığını, öyle ki, hastalandığını zanneden halaları sağlığını sormak için çıkıp geldiklerini...(67) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Rehber-i Ekmelimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem)ilk davet yıllarında bir gün yakın akrabalarını evinde topladığını… İçlerinde sadece küçük yaştaki Hz. Ali’nin O’na (s.a.v.) davasında sahip çıkacağını söylediğini... Bunun üzerine Ebu Leheb’in kahkahalar atarak Ebu Talib’e; “[B]Tebrikler! Artık bundan sonra oğlunun emrine gireceksin”[/B] dediğini... Ebu Talib’in bu manzara karşısında çok utandığını ve bu durumun kendisini İslam’a girmekten alıkoyduğunu… (68)[/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Tarık Muharibi’nin, Nebi-i Zişan’ı (Sallallahu aleyhi ve sellem) ilk görmesini anlatırken; “Zül mecaz panayırında rastladım, bir adam; “Allah’tan başka ilah yoktur diyen felah bulur” diyordu. Arkasından bir adam ona taş atıyordu, ökçelerini kanatmıştı... Kim olduklarını sordum. “[B]Muhammed ve amcası Ebu Leheb” dediler[/B]” dediğini...(69) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Said bin As adlı bir müşrikin bir ara hastalanıp, "eğer bu hastalığımdan kalkarsam, Mekke içinde İbn-i Ebi Kebşe'nin tanrısına tapılmayacaktır" dediğini. Bunun üzerine Allah Rasulunun (Sallallahu aleyhi ve sellem) [B]"Ya Rabb! Onu kaldırma[/B]" diye dua ettiğini ve bu azılı kâfirin hastalıktan kurtulamayıp canını cehenneme ısmarladığını...(70) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Mukatil bin Süleyman’ın; “Allah (c.c.) İslam’ın ilk yıllarında namazı sabah iki rekât, akşam [B]iki rekât[/B] olarak farz kıldı. “[B]Rabbini hamd ile sabah akşam tenzih et[/B]” (Mümin–55) ayeti buna delildir” dediğini...(71) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]İslam'ın ilk zamanlarında Mekke'de namazların [B]iki rekât olup[/B] önceleri gece kılındığını. Sonra sabah ve akşam namazlarının ilave edilip üç vakte çıktığını… Miraç gecesi beş vakte çıkarıldığını… Hicretten bir ay sonra da öğle, [B]ikindi ve yatsı namazlarının dört rekâta[/B] çıkartıldığını...(72) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]Nebi-i Rahme’nin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke döneminde gizlice Müslümanları eğitmek için [B]Erkam bin Ebil Erkam el Mahzumi[/B] (r.a.)’nin Safa tepesindeki evini nübüvvetin 5. yılından itibaren kullanmaya başladığını...(73) [/FONT] [FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]İslam'ın ilk eğitim yuvası [B]Dârû'l Erkam'[/B]ın Erkam bin Ebi'l Erkam hazretleri tarafından hiç bir şekilde satılmamak şartıyla oğluna bırakıldığını... Bu şekilde günümüze kadar geldiğini... Merhum Prof. M. Hamidullah'ın burası hakkında bize şu bilgileri verdiğini; "1946 yılında yaptığım ziyarette, kapısındaki kitabede Erkam’ın evinin “[B]Dâr Hayzurân”[/B] adını taşıdığı ve Osmanlı İmparatorluğu zamanında müftülük yapan Fazlullah ibn Muhammed Habîb tarafından satın alınmış olduğu yazıyordu. Suud yönetimi önce bu evi restore edip burada bir okul açmışsa da, hacıların sayısının her geçen yıl artması dolayısıyla mescidi genişletme ihtiyacı doğduğundan, yıkılmasına karar verilmiştir.(74)[/FONT] [B][FONT=Verdana]Kaynaklar[/FONT][/B] [FONT=Verdana]1. Siret'ün Nebi-Şibli Numani[/FONT] [FONT=Verdana]2. İslam Peygamberi- Muhammed Hamidullah[/FONT] [FONT=Verdana]3. Muhammed Hamidullah, age[/FONT] [FONT=Verdana]4. Muhammed Hamidullah, age[/FONT] [FONT=Verdana]5. Şibli Numani, age[/FONT] [FONT=Verdana]6. Şibli Numani, age[/FONT] [FONT=Verdana]7. Şibli Numani, age[/FONT] [FONT=Verdana]8. Şibli Numani, age[/FONT] [FONT=Verdana]9. Fetvalar, Mehmed Emre, Şibli Numani age[/FONT] [FONT=Verdana]10. İslam Peygamberi- Muhammed Hamidullah[/FONT] [FONT=Verdana]11. Muhammed Hamidullah, age[/FONT] [FONT=Verdana]12. Er Rahik-ul Mahtum, Safiyurrahman Mübarek el Furi[/FONT] [FONT=Verdana]13. Safiyurrahman Mübarek el Furi, age[/FONT] [FONT=Verdana]14. Muhammed Hamidullah, age[/FONT] [FONT=Verdana]15. Şibli Numani, age[/FONT] [FONT=Verdana]16. İslam Tarihi- Hayati Ülkü[/FONT] [FONT=Verdana]17. Rahmet Peygamberi- Ebul Hasen en Nedvi, Safiyurrahman Mübarek el Furi, age, Şibli Numani, age[/FONT] [FONT=Verdana]Er Rahik’ul Mahtum adlı eserin mütercimi Halil İbrahim Kutlay hocamız bu konuda şöyle bir dipnot düşmüştür:[/FONT] [FONT=Verdana]“Efendimiz(Sallallahu aleyhi ve sellem)in doğum gününün Rebiyülevvel ayının 12. pazartesi günü olduğu kasidelerde,[/FONT] [FONT=Verdana]mevlidlerde ve halk arasında meşhur olmuştur. Müellif ise, Efendimizin(Sallallahu aleyhi ve sellem) 9 Rebiyülevvel pazartesi[/FONT] [FONT=Verdana]günü doğduğunu zikretmiştir. İlmi gerçeklere en uygun rivayet de budur. Bu konuda Mısır’lı astronomi bilgini Mahmud[/FONT] [FONT=Verdana]Paşa, Fransızca bir eser yazmış, çok ince bir hesapla, bu şerefli doğumun 9 Rebiyülevvel tarihinde olduğunu tespit etmiştir.[/FONT] [FONT=Verdana]Bu eser, Ahmed Zeki tarafından “Netaicül Efham fil Takvimil Arab-il Kablel İslam ve fi Tahkiki Mevlid’in Nebi ve Umrihi[/FONT] [FONT=Verdana]Aleyhissalatu Vesselam” adıyla 1304 yılında Mısır’da basılmıştır. Doğumun 12 Rebiyyülevvelde olduğu rivayetini Muhammed bin İshak senedsiz olarak zikretmiş, Hakim de Müstedrekinde bu şekilde rivayet etmiştir. Hadis ilminde ise, senedsiz rivayet bir değer taşımamaktadır. Daha fazla bilgi için bakınız; Makalat’ül Kevseri-s:405–408)[/FONT] [FONT=Verdana]18. Mevdudi-Hz. Peygamberin Hayatı[/FONT] [FONT=Verdana]19. Mevdudi, age[/FONT] [FONT=Verdana]20. Mevdudi, age[/FONT] [FONT=Verdana]21. Tecrid-i Sarih Şerhi-Ahmed Naim, Kamil Miras[/FONT] [FONT=Verdana]22. Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]23. Mevdudi, age[/FONT] [FONT=Verdana]24. İslam Peygamberi- Muhammed Hamidullah[/FONT] [FONT=Verdana]25. Muhammed Hamidullah, age[/FONT] [FONT=Verdana]26. Muhammed Hamidullah, age[/FONT] [FONT=Verdana]27. Şibli Numani, age[/FONT] [FONT=Verdana]28. Safiyurrahman Mübarek el Furi-age[/FONT] [FONT=Verdana]29. Büyük İslam Tarihi- Heyet- Feza Gazetecilik-[/FONT] [FONT=Verdana]30. Zekai Konrapa, Peygamberimiz[/FONT] [FONT=Verdana]31.Safiyurrahman Mübarek el Furi-age. İbn Kayyım diyor ki: Bu konuda üç görüş vardır.[/FONT] [FONT=Verdana]1- Rasulullah'ın(Aleyhissalatu vesselam) sünnetli doğduğu. Bu konuda hiçbir sahih hadis yoktur.[/FONT] [FONT=Verdana]2- Sütannesi Halime'nin yanında iken meleklerin kalbini yıkadığında[/FONT] [FONT=Verdana]3- Doğumunun 7. günü. (Muhtasar Zad'ül Mead-terc: Doç. Dr. Zülfikar Durmuş-Polen Yayınları- İst–2006)[/FONT] [FONT=Verdana]Reşit Haylamaz Bey, bu mevzuda, "Efendimizin(Aleyhissalatu vesselam) sünnetli olarak dünyaya geldiğine yahut O'nun Sütannesinin yanındayken, Şakk-ı Sadr hadisesinde Cibril'in sünnet ettiğine dair bazı rivayetler vardır. Ancak, her yönüyle kemali temsil eden ve her haliyle ümmetine örnek olacak bir zat için sünnet gibi bir meselede böylesine harikulade bir[/FONT] [FONT=Verdana]hadise arayışına girmek pek uygun düşmemektir. Aynı zamanda bu rivayetler erbabına tetkik edilmiş ve mevsukiyeti konusunda şüphelerin olduğu tespit edilmiştir." der. (Efendimiz- Cilt–1 Işık Yayınları)[/FONT] [FONT=Verdana]M. Fethullah Gülen Hocaefendi "Bazılarının Efendimiz’in sünnetli olarak doğduğunu söylemeleri de aynı şekilde hatadır. Zira sünnetli olarak doğma patolojik bir kusurdur; oysaki Efendimiz, cismaniyeti itibariyle de bu kabil kusurlardan münezzeh ve müberradır." diyor. Fasıldan Fasıla:2- s:276[/FONT] [FONT=Verdana]32.Safiyurrahman Mübarek el Furi-age[/FONT] [FONT=Verdana]33.Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]34.Muhammed Hamidullah, age[/FONT] [FONT=Verdana]35.Ebul Hasen en Nedvi, age[/FONT] [FONT=Verdana]36.Büyük İslam Tarihi- Heyet- Feza Gazetecilik[/FONT] [FONT=Verdana]37.Mekke Dönemi ve Hz. Muhammed- İhsan Süreyya Sırma[/FONT] [FONT=Verdana]38.Son Peygamber-M. Ebu Zehra[/FONT] [FONT=Verdana]39.Hz. Muhammed’in Hayatı- Martin Lings[/FONT] [FONT=Verdana]40.Muhammed Hamidullah, age[/FONT] [FONT=Verdana]41.M. Ebu Zehra, age[/FONT] [FONT=Verdana]42.M. Ebu Zehra, age[/FONT] [FONT=Verdana]43.Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]44.Martin Lings, age[/FONT] [FONT=Verdana]45.Hatem-ül Enbiya-Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu[/FONT] [FONT=Verdana]46.Şibli Numani, age[/FONT] [FONT=Verdana]47.Safiyurrahman Mübarek el Furi-age[/FONT] [FONT=Verdana]48.Fıkhu's-Siyre- M. Said Ramazan el Buti, Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]49.Safiyurrahman Mübarek el Furi-age[/FONT] [FONT=Verdana]50.Rasulullah’ın Hayatı Ve Metodu-Prof. Münir Gadban[/FONT] [FONT=Verdana]51.Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]52.Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]53.Mevdudi, age[/FONT] [FONT=Verdana]54.Şibli Numani-age[/FONT] [FONT=Verdana]55.Ali Himmet Berki- Osman Keskioğlu, age[/FONT] [FONT=Verdana]56.Martin Lings, age[/FONT] [FONT=Verdana]57.Martin Lings, age[/FONT] [FONT=Verdana]58.Martin Lings, age, İslam Peygamberi-M. Hamidullah[/FONT] [FONT=Verdana]59.Martin Lings, age[/FONT] [FONT=Verdana]60.Martin Lings, age, Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]61.Salih Suruç, Peygamberimizin Hayatı, Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]62.Hayatü's-Sahabe-M. Yusuf Kandehlevi[/FONT] [FONT=Verdana]63.Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]64.Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu, age[/FONT] [FONT=Verdana]65.Hayatü's-Sahabe-M. Yusuf Kandehlevi[/FONT] [FONT=Verdana]66.Hayatü's-Sahabe-M. Yusuf Kandehlevi[/FONT] [FONT=Verdana]67.İslam Peygamberi-Muhammed Hamidullah[/FONT] [FONT=Verdana]68.İslam’ın Doğuşu- Muhammed Hamidullah[/FONT] [FONT=Verdana]69.Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu, age[/FONT] [FONT=Verdana]70.Hayatü's-Sahabe-M. Yusuf Kandehlevi[/FONT] [FONT=Verdana]71.Safiyurrahman Mübarek el Furi, age[/FONT] [FONT=Verdana]72.İslam Tarihi-Hayati Ülkü[/FONT] [FONT=Verdana]73.Safiyurrahman Mübarek el Furi-age[/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]74.Peygamberimizin Hayatı-Salih Suruç, İslam Peygamberi-M. Hamidullah[/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimizin Hayatı
Hz muhammed ve doğumu-çocukluğu
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst