Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimizin Hayatı
Hz muhammedin davet mektupları
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kasif1" data-source="post: 228565" data-attributes="member: 1008778"><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamber Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Fars Kisrasına <strong>Abdullah bin Hüzafe</strong>'yi (r.a.) ile bir davet mektubu gönderdiğini… Hz. Abdullah’ın mektubu Bahreyn emirine teslim ettiğini. Bahreyn emirinin Abdullah bin Hüzafe’yi mi, yoksa başka birini mi Kisraya gönderdiğinin bilinmediğini...(1) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Merhum <strong>Ali Himmet Berki</strong>’nin yazdığına göre, 628 yılında Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem)ashabından birinin Çin İmparatoru <strong>Taî Dsung</strong>’a hediyeler götürdüğünü ve ondan Çin’de İslamiyet’i neşretmek için izin aldığını… (2)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) savaşı hep <strong>son seçenek</strong> olarak gördüğünü. Yemen’e kumandan olarak gönderdiği <strong>Muaz bin Cebel</strong> (r.a.)’e: “Onları davet etmedikçe savaşmayın. Davetinize icabet etmeseler bile siz savaşı başlatmayın. Eğer savaşı önce onlar başlatırsa, içinizden birini öldürmedikçe ve siz de bunu onlara göstermedikçe onlarla savaşmayın. O zaman onlara deyin ki: “Bu sizin yaptığınız hayra ulaşır mı?”(3) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Server-i Ekrem’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) <strong>Habeş Necaşi</strong>sinin gönderdiği heyete bizzat kendi elleriyle hizmet ettiğini... Bu işi kendilerine bırakmasını rica eden ashabına: “<strong>Doğrusu bunlar bizim arkadaşlarımıza ikramda bulunmuşlardı. Onlara bizzat mukabelede bulunmak istiyorum</strong>” buyurduğunu...(4) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) hakkında Bizans hükümdarı ile görüşen <strong>Ebu Süfyan</strong>'ın bu görüşmeden sonra yanındaki arkadaşlarına: <strong>“Muhammed'in davası önüne geçilemeyecek kadar duyulup güçlenmiştir. Baksanıza Ben-i Asfar (Bizanslılara Araplar böyle derdi) hükümdarı bile ondan korkuyor."</strong> dediğini... (5)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bizans hükümdarı <strong>Heraklius</strong>'un Astronomi'den anlayan biri olup, bir gün yüzünün renginden bir şey olup olmadığını soran Rum patriklerine: <strong>“Yıldızlara bakarken sünnetlilerin hükümdarının zuhur ettiğini gördüm" cevabını verdiğini.</strong>..(6) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Nebi (Aleyhissalatu vesselam)'ın mektubu kendisine ulaştığında Heraklius'un bu mektubu Başpiskopos'una gösterdiğinde ondan; “<strong>Allah'a and olsun ki, bu Musa ve İsa'nın bize müjdeledikleri ve bizim beklemekte olduğumuz peygamberdir. Ben kendim o Peygamberi tasdik edip, ona uyacağım</strong>" cevabını aldığını... Bunun üzerine kendisinin de: "<strong>Evet, o Peygamberdir. Ancak onu tasdik etmeye ve tâbi olmaya muktedir değilim. Eğer bunu yaparsam, hükümdarlığım elden gider ve Bizanslılar da beni öldürür</strong>" dediğini...(7) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamber Efendimizin (Aleyhissalatu vesselam) İslam'a davetine icabet eden Habeş Necaşisinin; "Musa Peygamber <strong>'Merkebe biner'</strong> diyerek İsa Peygamberin geleceğini müjdelediği gibi, İsa Peygamber de <strong>'deveye biner</strong>' diyerek Muhammed Peygamber'in geleceğini öyle haber vermiştir" dediğini... (8)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rasulullah'a Habeş Necaşisi <strong>Asheme'</strong>den: bir çift mest, cam bardak, üç adet küçük mızrak, Habeşi başlıklı altın bir yüzük, <strong>Rum Kayserinden</strong>: dinar, zencebil dolu küp, ipek cübbe, <strong>Mısır Mukavkısı Cureyc İbn-i Minâ</strong>'dan; Mısır işi ince bir giysi, Mariye ve kız kardeşi Sirin, Mebur adlı erkek bir köle, ak tüylü bir katır, bir merkep, bin miskal altın, bir tane billur cam bardak, sürmedanlık, ayna ve tarak, kokulu bal, misk gibi bazı kokular, <strong>Eyle melikinden</strong>; beyaz bir katır, <strong>Yemen hâkiminden</strong>; pahalı bir ipek takım hediye gönderildiğini... (9)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Ebu Davud'da geçen bir rivayete göre Rasulullah'ın (Aleyhissalatu vesselam) "<strong>Habeşliler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayınız</strong>" diyerek, İslam'ın ilk zamanlarında Müslümanlara bağırlarını açan bu halka karşı kadirşinas davrandığını... (10) </span></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Kaza Umresi</span></strong></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamber Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Hudeybiye sulhundan bir sene sonra Kaza umresi için Mekke’ye geldiğini. Bu sırada düşmana duyuracak şekilde <strong>Abdullah bin Revaha</strong> (r.a.) hazretlerinin onu övücü şiirler söylediğini. Bunu garipseyen Hz Ömer’e (r.a.) Habib-i Zişan Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) “<strong>Bırak onu Ya Ömer! Şiir o düşmanlara atılan oklardan daha çabuk isabet eder”</strong> buyurarak aynı zamanda basının önemine de dikkat çektiğini… (11)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rasul-i Zişan'ın (Aleyhissalatu vesselam) kaza umresinde ashabından çevik hareketler yapmalarını istediğini. Onları uzaklardan seyreden müşriklerin bu hali görünce; “<strong>Bunlar mı bizim sıtmadan perişan olduğunu sandığımız kimseler! Bunlar ceylan gibi zıplıyorlar”</strong> dediklerini... (12)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Hudeybiye sulhundan bir sene sonra yapılan Kaza umresinin Mekkelileri çok yumuşattığını. Hatta <strong>İkrime bin Ebu Cehil</strong>’in Ebu Süfyan’a; “<strong>Vallahi ben, sene geçmeden bütün Mekke halkının Muhammed’e tabi olmasından endişe etmeye başladım</strong>” dediğini…(13) </span></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Kaza Umresinin 4 adı olduğunu: </span></strong></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">1-Kaza</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">2-Kazıyye</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">3-Kısas</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">4-Sulh Umresi(14) </span></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">İslam’a İltihaklar</span></strong></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Amr bin As</span></strong><span style="font-family: 'Verdana'">'ın Hudeybiye sulhundan sonra yerleşmek için gittiği Habeşistan'da, öldürmek için kendisine teslim etmek üzere Rasul-i Ekrem'in (Aleyhissalatu vesselam)bir elçisini Habeş Necaşisinden istediğini... Bunun üzerine Necaşi'nin Amr'ın burnuna şiddetli bir darbe indirip, onu kan revan içinde bıraktığını ve sonra: “<strong>Ey Amr! Demek sen Musa ve İsa peygamberlere gelmiş olan Namus-u Ekber'in (Cebrail) kendisine gelip durduğu bir zatın elçisini öldürmek üzere sana vermemi istiyorsun ha? Vallahi eğer onu öldürmüş olsaydın sizden hiçbirinizi sağ bırakmazdım. Rasulullah'ın (Aleyhissalatu vesselam) elçisi öldürülür mü hiç?</strong>" dediğini... Bu hadiseden çok etkilenen Amr'ın kısa bir zaman sonra Müslüman olduğunu... (15)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Rivayete göre Amr'ın, Necaşinin şiddeti karşısında; " <strong>Eğer yer açılsaydı, korkudan girerdim</strong> dediğini…”(16) </span></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Halid Bin Velid'</span></strong><span style="font-family: 'Verdana'">in Müslüman olduğunda Kureyş büyüklerine: “Aklı başında olan herkes artık Muhammed'in sihirbaz ve şair olmadığını, onun söylediği sözlerin de Âlemlerin Rabbinin sözü olduğunu anlamıştır. Akıl ve basiret sahiplerinin ona tâbi olmaları hak olmuştur" dediğini. Bu sözleri duyunca öfkelenen Ebu Süfyan'ın, Halid'in üzerine atılmak istediğini. Onu durduran İkrime bin Ebu Cehil'in: "<strong>Yavaş ol bakalım ey Ebu Süfyan! Bu görüşünden dolayı Halid’i öldürmek mi istiyorsun? Aslında bütün Mekkeliler bu görüştedirler. Vallahi korkarım ki bir sene geçmeden bütün Mekke halkı bu görüşe uyacaktır</strong>." dediğini...(17) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Müslüman olup Rasulullah'ın (Aleyhissalatu vesselam) önünde beyat eden Hz. Halid'e Habib-i Ekrem (Aleyhissalatu vesselam) efendimizin "<strong>Ben zaten senin akıllı biri olduğunu biliyordum. Bu akıllılığının seni er geç hayra kavuşturacağını ümid ediyordum"</strong> buyurduğunu…(18) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Halid bin Velid'le aynı gün Rasul-u Ekrem'e beyat (Aleyhissalatu vesselam) eden Amr bin As'ın daha önceleri; "Bütün Kureyş Müslüman olsa bile yine de ben Müslüman olacağımı zannetmiyorum" derken, iman nuru gönlüne girince; "<strong>İnsanlardan hiçbiri bana Rasulullah'tan (Aleyhissalatu vesselam) daha sevgili ve daha yüce olmamıştır</strong>" dediğini… (19)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Siyer ulemasına göre, Mekke fethinden sonra İslam'a teslim için gelen <strong>heyet sayısının 70'i geçtiğini</strong> söylediğini… (20)</span></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Mute Savaşı</span></strong></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Mute’ye giden orduya katılan ama Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem)in arkasında son bir Cuma namazı kılmak için Medine’de kalan A<strong>bdullah bin Revaha</strong>’ya : “<strong>Yeryüzü dolunca sadaka dağıtsan, onların bir sabah namazında elde ettikleri ecr ve mükâfatı elde edemezsin</strong>” denilince bu zatın hemen yola çıkıp arkadaşlarına yetiştiğini...(21) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Mute'ye ilerleyen İslam ordusunun ilk önce Gassani meliklerinden Şurahbil'in kardeşi Sedus'un ordusunu <strong>Vadi'l-Kura'</strong>da bozguna uğratıp Sedus'u öldürdüğünü. Bunun da Şurahbil'in gözünü korkuttuğunu...(22) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Müslümanların <strong>Rasulullah (Aleyhissalatu vesselam) hayattayken yaptıkları en zorlu ve en kanlı savaşın</strong> 629 yılının Ağustos veya Eylül ayında cereyan eden Mute muharebesi olduğunu… Bu savaştan sonra İslam’ın gücü Arap kabilelerini derinden etkileyerek Süleym, Eşca, Gatafan, Zübyan, ve Fezara gibi kabilelerin Müslüman olduğunu…(23) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Mute savaşında Rasul-i Ekrem (Aleyhissalatu vesselam)’in amcazadesi Hz. <strong>Cafer bin Ebu Talib</strong>’in çok şiddetli ve kahramanca savaştığını. İbn-i Ömer’in (r.a.); “<strong>Cafer bin Ebu Talib’i aradık. Onu şehidler arasında bulduk. Vücudunda 90 küsur ok ve mızrak yarası vardı. Ve bütün bunlar vücudunun ön kısmındaydı</strong>” dediğini…(24) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Savaş meydanından kaçmamak için atını ilk öldüren Müslüman’ın; Rasul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem)’in amcasının oğlu <strong>Hz. Cafer</strong> (r.a.) olduğunu…(25) </span></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Halid bin Velid</span></strong><span style="font-family: 'Verdana'"> hazretlerinin (r.a.); “<strong>Mute günü 9 kılıç elimde kırıldı. Ancak bir Yemen işi kılıç elimde dayanabildi</strong>” dediğini…(26) </span></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">İbn-i İshak</span></strong><span style="font-family: 'Verdana'">’ın rivayetine göre Rasulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) Mute’de şehid olan üç kumandanın hakkında şöyle buyurduğunu; Onlar altından divanlar üstünde cennete kaldırıldılar. Abdullah bin Revaha’nın divanında <strong>hafif eğrilik</strong> gördüm. Bu neden diye sordum. Bana; “<strong>O ikisi (Zeyd bin Harise, Cafer bin Ebu Talib) hiç tereddüt etmeden ilerledi. Ama Abdullah önce biraz tereddüt etti, sonra ilerledi</strong>” dendi.(27) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Mute’de çarpışan ordunun güzel bir manevra ile düşmanı püskürtüp, çemberi yarıp Medine'ye çekilmesi üzerine halkın askerlerin yüzüne toprak saçıp, "Kaçaklar! Allah yolunda çarpışmaktan yüz çevirdiniz" lafları ile onları kınaması üzerine Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) “<strong>Hayır! Onlar firari (kaçak) değil, kerraridir (döne döne çarpışanlar) inşallah</strong>” buyurarak meseleyi kesip attığını...(28) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bedir savaşının <strong>Arap topraklarında</strong> İslam ordunun ilk savaşı olduğu gibi Mute muharebesinin de <strong>Arap toprakları dışındaki</strong> ilk çatışma olduğunu...(29) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Mute savaşında İslam ordusunun kaybının <strong>sadece 12</strong> olduğunu... Bu durumun Bizans ve onun müttefiki Arapların gözünü korkuttuğunu... (30)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Allah Rasulünün (Sallallahu aleyhi ve sellem) <strong>hayatında bizzat yönetmediği</strong> tek savaşın Mute olduğunu.(31) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Hz. Cafer'in (r.a.) şehadetini hanımı Esma binti Umeys'e bildirdikten sonra hanesine döndüğünü ve zevcelerine; "<strong>Cafer ailesi için yemek yapmayı ihmal etmeyiniz</strong>." buyurduğunu... Bunun üzerine üç gün, şehidin hanesine yemek pişirilip gönderildiğini <strong>ve ölü evine yemek yapılıp gönderilmesi</strong> gibi güzel bir âdetin böyle ortaya çıktığını…(32) </span></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Mekke’nin Fethi</span></strong></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem)Mekke fethi hazırlıklarını çok gizli tuttuğunu. Hatta Hz. Ebubekir’in seferin nereye olduğunu öğrenmek için meseleyi Hz. Aişe’ye açtığını ama onun da babasını aydınlatamadığını…(33) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Server-i Ekrem Efendimizin (Aleyhissalatu vesselam) amcası <strong>Hz. Abbas</strong>’ın İslam ordusu Mekke’yi fethetmek için yola çıktığında hicret etmek için ailesi ile Mekke’den ayrıldığını, yolda İslam ordusu ile karşılaşınca, Efendiler Efendisinin (Sallallahu aleyhi ve sellem) “<strong>Ben Peygamberlerin sonuncusu olduğum gibi, sen de muhacirlerin sonuncususun</strong>” buyurduğunu…(34) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bütün siyer müelliflerinin ittifakına göre Rasul-i Ekrem Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Fetih günü, <strong>Zituva</strong> mevkiinde ordunun Mekke'ye giriş programını komutanlara tebliğ edip, sekiz sene önce Mekke'den nasıl çıktığını yâd ettiğini. Sonra, bu fethi ihsan eden Rabbine karşı hamdu sena duyguları içinde <strong>mübarek başı devenin boynuna secde eder gibi bir vaziyette</strong> bu mevkiden Mekke'ye kadar aynı geldiğini...(35) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Fetih günü mübarek başında siyah bir sarık bulunduğunu...(36) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Mekke'ye girerken çok güzel bir manzaranın da Abdullah ibn-i Abbas- Abdullah ibn-i Zübeyr, Abdullah bin Cafer'in de içinde bulunduğu <strong>Haşimi çocukların kendisini istikbal etmesi </strong>ve Peygamberimizin onları sevip, İbn-i Abbas ile İbn-i Cafer-i Tayyar'ı terkisine alması olduğunu..(37) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Mekke’nin Fetih günü Rasul-i Ekrem’in (Aleyhissalatu vesselam) <strong>Ümm-ü Hani binti Ebu Talib</strong>’in evinde <strong>sekiz rekât Fetih namazı</strong> kıldığını...(38) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Mekke fethi günü Allah Rasulünün (Aleyhissalatu vesselam) Mekke'ye girdiğinde, sesini işittirecek derecede bir sada ile <strong>Fetih suresini</strong> okuduğunu...(39) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Mekke fethedildiğinde Rasulullah’ın (Aleyhissalatu vesselam) Kâbe anahtarlarını istetip Kâbe'nin içerisine girdiğini. Burada Hz. İbrahim’in (a.s.) elinde fal okları ile tasvir edildiği resmi gördüğünde; “<strong>İbrahim böyle bir şey yapmadı. O Müslüman’dı, tevhid dininin hadimi idi”</strong> buyurduğunu, Meleklerin güzel kadınlar şeklinde yapılmış resimleri için de; “<strong>Meleklerde erkeklik ve dişilik yoktur</strong>” diye ferman ettiğini. Ve bu resimlerin üzerlerinin kapattırıldığını… (40)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Mekkelilerin meşhur putu Hubel’in parçalanıp, çöpe atıldığı gün Zübeyir bin Avvam’ın (r.a.) Ebu Süfyan’a; “<strong>Uhud’da övündüğün Hubel’i görüyor musun?</strong>” dediğinde onun; “<strong>Artık kınamayı bırak. Görüyorum ki, Muhammed’in Allah’ından başka tanrı olsaydı işler başka türlü giderdi</strong>” dediğini...(41) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Mekke'de fetih sonrası <strong>19 gün</strong> kalındığını…(42) </span></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Huneyn Savaşı</span></strong></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Huneyn muharebesinde olabildiğince şiddetine rağmen <strong>Müslümanların 4 şehid verdiğini</strong>, Düşman kaybının ise 70 ölü olduğunu... (43) </span></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Taif Kuşatması</span></strong></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) ilk defa Taif kuşatmasında <strong>debbabe</strong> (Tahta veya deriden yapılıp, insanların içine girdiği ve kale dibine gelerek vura vura taşları oyan harp alet) kullandığını... Mancınıklardan da istifade edildiğini… (44)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bu çetin ve bir ay kadar süren kuşatmada mancınık ve debbabe kullanılması fikrini <strong>Selman-ı Farisi</strong>'den geldiğini. (45)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Cömertliği ile tarihte meşhur biri olan <strong>Hatem-i Taî</strong> hakkında Allah Rasulu’nun (Sallallahu aleyhi ve sellem) Hatem’in kızı Sofane’ye; “<strong>Senin baban İslam’ın telkin ettiği faziletle süslü bir adamdı”</strong> dedikten sonra ashabına; “<strong>Hatem’in kızı serbesttir, babası insanlık sever bir adamdı, Allah merhametli olanları sever ve mükâfatlandırır</strong>” buyurduğunu…(46) (Hatem’in bir kıssası için <strong>Lem’alar'</strong>da 19. Lem’anın 4. nüktesine bakılabilir.)</span></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Tebük Gazvesi</span></strong></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">İslam tarihinde ilk defa <strong>umumi seferberliğin</strong> Rum imparatorluğuna karşı tedafüi olarak yapılan <strong>Tebük seferinde</strong> açıldığını...(47) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Tebük seferine teçhizat yokluğundan iştirak edemeyen 7 zatın kederlerinden devamlı gözyaşı döktüğünü ve bunlara "<strong>Bekkaun</strong>" (Ağlayanlar) diye meşhur olduğunu... Bu zatların; Salim bin Umeyr, Amr bin Hummam, Uleyye bin Zeyd, Irbad bin Sariye, Ebu Leyla el Mazini, Abdullah bin Mugaffel ve Seleme İbn-i Sahr olduğunu... Haklarında kendilerini öven ayet (Tevbe;92) nazil olduğunu... Bu zatların bilahare bazı sahabelerle teçhiz edilerek sefere iştirak ettiklerini... (48)</span></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">İbn-i Kayyım</span></strong><span style="font-family: 'Verdana'">'ın yazdığına göre Tebük'te orduya en fazla parasal yardımda bulunan <strong>Hz. Osman'</strong>ın bu yardımının levazımatlarıyla birlikte 300 deve ve bin dinardan ibaret olduğunu...(49) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Ömer’in (r.a.) Tebük gazvesinde çektikleri sıkıntıları anlatırken “<strong>O kadar susamıştık ki, susuzluktan boynumuzun kopacağını (öleceğimizi) zannettik. Herhangi birimiz gidiyor, yüklerimiz arasında su arıyor, bulamayınca ümitsizlikten ve yorgunluktan orada düşüp kalıyor, geri dönemiyor, boynunun kopacağını sanıyorduk. Hatta içimizden biri devesini kesmiş, dışkılarını sıkarak içmiş, sonra da ciğerindeki suları toplamıştı</strong>” dediğini...(50) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Tebük seferinde münafıkların plan ve foyaları günü gününü inen ayetlerle yüzlerine çarpıldığı için Tebük seferine "<strong>Rüsvaylık gazası</strong>" da dendiğini...(51) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Tebük seferi dönüşü, Medine evleri uzaktan göründüğünde; “<strong>Bu Tâbe’dir. (Hoş bir şehir) Şu ise (Uhud dağı) bizi seven ve bizim de onu sevdiğimiz bir dağdır”</strong> buyurduğunu…(52) </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Tebük seferi dönüşü Medine halkının Habib-i zişanı (Sallallahu aleyhi ve sellem) aynen Hicrette olduğu gibi hep bir ağızdan “<strong>Ay döndü üzerimize, Veda tepelerinden</strong>…” kasidesiyle karşıladığını... (53)</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Tebük seferine geriye kalıp yetişemeyen ve bundan dolayı haklarında <strong>tecrid boykotu</strong> uygulanan üç sahabe (Ka'b bin Malik, Mürare bin Rebii, Hilal bin Ümeyye)nin 50 gün sonra gelen ayetle af edildiklerini. Bunlardan <strong>Hilal bin Ümeyye</strong> hazretlerinin af müjdesini duyunca secdeye kapaklanıp uzun bir müddet başını kaldıramadığını. Hatta müjdeyi getiren sahabenin; <strong>"sevincinden can verdiğini sandım</strong>" dediğini...(54)</span></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'">Dipnotlar</span></strong><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">1-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">2-Hz. Muhammed ve Hayatı-Ali Himmet Berki- Osman Keskioğlu</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">3-M. Ebu Zehra, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">4-M. Ebu Zehra, age </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">5-M. Ebu Zehra, age, Salih Suruç, age </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">6-M. Ebu Zehra, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">7-M. Ebu Zehra, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">8-Peygamberimizin Hayatı, Salih Suruç </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">9-İbrahim Canan, Hadis Ansiklopedisi, Salih Suruç age, Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">10-İslam Peygamberi-M.Hamidullah</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">11-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age.</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">12-M. Said Ramazan el Buti, age </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">13-Ali Himmet Berki- Osman Keskioğlu, age </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">14-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">15-M. Ebu Zehra, age, Salih Suruç age.</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">16-Hayatü's-Sahabe-M. Yusuf Kandehlevi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">17-M. Ebu Zehra, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">18-Salih Suruç age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">19-Salih Suruç, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">20-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">21-Hayat-üs Sahabe- M. Yusuf Kandehlevi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">22-Salih Suruç, age </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">23-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">24-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">25-Hayat-üs Sahabe- M. Yusuf Kandehlevi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">26-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">27-Fıkhu’s Sire- Muhammed Gazali</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">28-Said Ramazan el Buti-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">29-M. Ebu Zehra, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">30-M. Ebu Zehra, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">31-Büyük İslam Tarihi- Heyet-Feza Gazetecilik </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">32-Peygamberimizin Hayatı-Salih Suruç</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">33-Hz. Peygamberin Savaşları- Muhammed Hamidullah</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">34-Ali Himmet Berki- Osman Keskioğlu, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">35-Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">36-İslam Tarihi-Mustafa Asım Köksal</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">37-Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">38-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">39-Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">40-Ali Himmet Berki- Osman Keskioğlu, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">41-Ali Himmet Berki- Osman Keskioğlu, age </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">42-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">43-Salih Suruç, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">44-Büyük İslam Tarihi- Heyet-Feza Gazetecilik, Rahmet Peygamberi- Ebul Hasen en Nedvi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">45-Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">46-Ali Himmet Berki- Osman Keskioğlu, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">47-Tecrid-i Sarih Şerhi </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">48-Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">49-Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">50-Salih Suruç, age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">51-Tecrid-i Sarih Şerhi</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">52-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">53-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age</span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">54-Salih Suruç, age </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kasif1, post: 228565, member: 1008778"] [FONT=Verdana]Peygamber Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Fars Kisrasına [B]Abdullah bin Hüzafe[/B]'yi (r.a.) ile bir davet mektubu gönderdiğini… Hz. Abdullah’ın mektubu Bahreyn emirine teslim ettiğini. Bahreyn emirinin Abdullah bin Hüzafe’yi mi, yoksa başka birini mi Kisraya gönderdiğinin bilinmediğini...(1) [/FONT] [FONT=Verdana]Merhum [B]Ali Himmet Berki[/B]’nin yazdığına göre, 628 yılında Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem)ashabından birinin Çin İmparatoru [B]Taî Dsung[/B]’a hediyeler götürdüğünü ve ondan Çin’de İslamiyet’i neşretmek için izin aldığını… (2)[/FONT] [FONT=Verdana]Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) savaşı hep [B]son seçenek[/B] olarak gördüğünü. Yemen’e kumandan olarak gönderdiği [B]Muaz bin Cebel[/B] (r.a.)’e: “Onları davet etmedikçe savaşmayın. Davetinize icabet etmeseler bile siz savaşı başlatmayın. Eğer savaşı önce onlar başlatırsa, içinizden birini öldürmedikçe ve siz de bunu onlara göstermedikçe onlarla savaşmayın. O zaman onlara deyin ki: “Bu sizin yaptığınız hayra ulaşır mı?”(3) [/FONT] [FONT=Verdana]Server-i Ekrem’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) [B]Habeş Necaşi[/B]sinin gönderdiği heyete bizzat kendi elleriyle hizmet ettiğini... Bu işi kendilerine bırakmasını rica eden ashabına: “[B]Doğrusu bunlar bizim arkadaşlarımıza ikramda bulunmuşlardı. Onlara bizzat mukabelede bulunmak istiyorum[/B]” buyurduğunu...(4) [/FONT] [FONT=Verdana]Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) hakkında Bizans hükümdarı ile görüşen [B]Ebu Süfyan[/B]'ın bu görüşmeden sonra yanındaki arkadaşlarına: [B]“Muhammed'in davası önüne geçilemeyecek kadar duyulup güçlenmiştir. Baksanıza Ben-i Asfar (Bizanslılara Araplar böyle derdi) hükümdarı bile ondan korkuyor."[/B] dediğini... (5)[/FONT] [FONT=Verdana]Bizans hükümdarı [B]Heraklius[/B]'un Astronomi'den anlayan biri olup, bir gün yüzünün renginden bir şey olup olmadığını soran Rum patriklerine: [B]“Yıldızlara bakarken sünnetlilerin hükümdarının zuhur ettiğini gördüm" cevabını verdiğini.[/B]..(6) [/FONT] [FONT=Verdana]Nebi (Aleyhissalatu vesselam)'ın mektubu kendisine ulaştığında Heraklius'un bu mektubu Başpiskopos'una gösterdiğinde ondan; “[B]Allah'a and olsun ki, bu Musa ve İsa'nın bize müjdeledikleri ve bizim beklemekte olduğumuz peygamberdir. Ben kendim o Peygamberi tasdik edip, ona uyacağım[/B]" cevabını aldığını... Bunun üzerine kendisinin de: "[B]Evet, o Peygamberdir. Ancak onu tasdik etmeye ve tâbi olmaya muktedir değilim. Eğer bunu yaparsam, hükümdarlığım elden gider ve Bizanslılar da beni öldürür[/B]" dediğini...(7) [/FONT] [FONT=Verdana]Peygamber Efendimizin (Aleyhissalatu vesselam) İslam'a davetine icabet eden Habeş Necaşisinin; "Musa Peygamber [B]'Merkebe biner'[/B] diyerek İsa Peygamberin geleceğini müjdelediği gibi, İsa Peygamber de [B]'deveye biner[/B]' diyerek Muhammed Peygamber'in geleceğini öyle haber vermiştir" dediğini... (8)[/FONT] [FONT=Verdana]Rasulullah'a Habeş Necaşisi [B]Asheme'[/B]den: bir çift mest, cam bardak, üç adet küçük mızrak, Habeşi başlıklı altın bir yüzük, [B]Rum Kayserinden[/B]: dinar, zencebil dolu küp, ipek cübbe, [B]Mısır Mukavkısı Cureyc İbn-i Minâ[/B]'dan; Mısır işi ince bir giysi, Mariye ve kız kardeşi Sirin, Mebur adlı erkek bir köle, ak tüylü bir katır, bir merkep, bin miskal altın, bir tane billur cam bardak, sürmedanlık, ayna ve tarak, kokulu bal, misk gibi bazı kokular, [B]Eyle melikinden[/B]; beyaz bir katır, [B]Yemen hâkiminden[/B]; pahalı bir ipek takım hediye gönderildiğini... (9)[/FONT] [FONT=Verdana]Ebu Davud'da geçen bir rivayete göre Rasulullah'ın (Aleyhissalatu vesselam) "[B]Habeşliler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayınız[/B]" diyerek, İslam'ın ilk zamanlarında Müslümanlara bağırlarını açan bu halka karşı kadirşinas davrandığını... (10) [/FONT] [B][FONT=Verdana]Kaza Umresi[/FONT][/B] [FONT=Verdana]Peygamber Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Hudeybiye sulhundan bir sene sonra Kaza umresi için Mekke’ye geldiğini. Bu sırada düşmana duyuracak şekilde [B]Abdullah bin Revaha[/B] (r.a.) hazretlerinin onu övücü şiirler söylediğini. Bunu garipseyen Hz Ömer’e (r.a.) Habib-i Zişan Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) “[B]Bırak onu Ya Ömer! Şiir o düşmanlara atılan oklardan daha çabuk isabet eder”[/B] buyurarak aynı zamanda basının önemine de dikkat çektiğini… (11)[/FONT] [FONT=Verdana]Rasul-i Zişan'ın (Aleyhissalatu vesselam) kaza umresinde ashabından çevik hareketler yapmalarını istediğini. Onları uzaklardan seyreden müşriklerin bu hali görünce; “[B]Bunlar mı bizim sıtmadan perişan olduğunu sandığımız kimseler! Bunlar ceylan gibi zıplıyorlar”[/B] dediklerini... (12)[/FONT] [FONT=Verdana]Hudeybiye sulhundan bir sene sonra yapılan Kaza umresinin Mekkelileri çok yumuşattığını. Hatta [B]İkrime bin Ebu Cehil[/B]’in Ebu Süfyan’a; “[B]Vallahi ben, sene geçmeden bütün Mekke halkının Muhammed’e tabi olmasından endişe etmeye başladım[/B]” dediğini…(13) [/FONT] [B][FONT=Verdana]Kaza Umresinin 4 adı olduğunu: [/FONT][/B] [FONT=Verdana]1-Kaza[/FONT] [FONT=Verdana]2-Kazıyye[/FONT] [FONT=Verdana]3-Kısas[/FONT] [FONT=Verdana]4-Sulh Umresi(14) [/FONT] [B][FONT=Verdana]İslam’a İltihaklar[/FONT][/B] [B][FONT=Verdana]Amr bin As[/FONT][/B][FONT=Verdana]'ın Hudeybiye sulhundan sonra yerleşmek için gittiği Habeşistan'da, öldürmek için kendisine teslim etmek üzere Rasul-i Ekrem'in (Aleyhissalatu vesselam)bir elçisini Habeş Necaşisinden istediğini... Bunun üzerine Necaşi'nin Amr'ın burnuna şiddetli bir darbe indirip, onu kan revan içinde bıraktığını ve sonra: “[B]Ey Amr! Demek sen Musa ve İsa peygamberlere gelmiş olan Namus-u Ekber'in (Cebrail) kendisine gelip durduğu bir zatın elçisini öldürmek üzere sana vermemi istiyorsun ha? Vallahi eğer onu öldürmüş olsaydın sizden hiçbirinizi sağ bırakmazdım. Rasulullah'ın (Aleyhissalatu vesselam) elçisi öldürülür mü hiç?[/B]" dediğini... Bu hadiseden çok etkilenen Amr'ın kısa bir zaman sonra Müslüman olduğunu... (15)[/FONT] [FONT=Verdana]Rivayete göre Amr'ın, Necaşinin şiddeti karşısında; " [B]Eğer yer açılsaydı, korkudan girerdim[/B] dediğini…”(16) [/FONT] [B][FONT=Verdana]Halid Bin Velid'[/FONT][/B][FONT=Verdana]in Müslüman olduğunda Kureyş büyüklerine: “Aklı başında olan herkes artık Muhammed'in sihirbaz ve şair olmadığını, onun söylediği sözlerin de Âlemlerin Rabbinin sözü olduğunu anlamıştır. Akıl ve basiret sahiplerinin ona tâbi olmaları hak olmuştur" dediğini. Bu sözleri duyunca öfkelenen Ebu Süfyan'ın, Halid'in üzerine atılmak istediğini. Onu durduran İkrime bin Ebu Cehil'in: "[B]Yavaş ol bakalım ey Ebu Süfyan! Bu görüşünden dolayı Halid’i öldürmek mi istiyorsun? Aslında bütün Mekkeliler bu görüştedirler. Vallahi korkarım ki bir sene geçmeden bütün Mekke halkı bu görüşe uyacaktır[/B]." dediğini...(17) [/FONT] [FONT=Verdana]Müslüman olup Rasulullah'ın (Aleyhissalatu vesselam) önünde beyat eden Hz. Halid'e Habib-i Ekrem (Aleyhissalatu vesselam) efendimizin "[B]Ben zaten senin akıllı biri olduğunu biliyordum. Bu akıllılığının seni er geç hayra kavuşturacağını ümid ediyordum"[/B] buyurduğunu…(18) [/FONT] [FONT=Verdana]Halid bin Velid'le aynı gün Rasul-u Ekrem'e beyat (Aleyhissalatu vesselam) eden Amr bin As'ın daha önceleri; "Bütün Kureyş Müslüman olsa bile yine de ben Müslüman olacağımı zannetmiyorum" derken, iman nuru gönlüne girince; "[B]İnsanlardan hiçbiri bana Rasulullah'tan (Aleyhissalatu vesselam) daha sevgili ve daha yüce olmamıştır[/B]" dediğini… (19)[/FONT] [FONT=Verdana]Siyer ulemasına göre, Mekke fethinden sonra İslam'a teslim için gelen [B]heyet sayısının 70'i geçtiğini[/B] söylediğini… (20)[/FONT] [B][FONT=Verdana]Mute Savaşı[/FONT][/B] [FONT=Verdana]Mute’ye giden orduya katılan ama Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem)in arkasında son bir Cuma namazı kılmak için Medine’de kalan A[B]bdullah bin Revaha[/B]’ya : “[B]Yeryüzü dolunca sadaka dağıtsan, onların bir sabah namazında elde ettikleri ecr ve mükâfatı elde edemezsin[/B]” denilince bu zatın hemen yola çıkıp arkadaşlarına yetiştiğini...(21) [/FONT] [FONT=Verdana]Mute'ye ilerleyen İslam ordusunun ilk önce Gassani meliklerinden Şurahbil'in kardeşi Sedus'un ordusunu [B]Vadi'l-Kura'[/B]da bozguna uğratıp Sedus'u öldürdüğünü. Bunun da Şurahbil'in gözünü korkuttuğunu...(22) [/FONT] [FONT=Verdana]Müslümanların [B]Rasulullah (Aleyhissalatu vesselam) hayattayken yaptıkları en zorlu ve en kanlı savaşın[/B] 629 yılının Ağustos veya Eylül ayında cereyan eden Mute muharebesi olduğunu… Bu savaştan sonra İslam’ın gücü Arap kabilelerini derinden etkileyerek Süleym, Eşca, Gatafan, Zübyan, ve Fezara gibi kabilelerin Müslüman olduğunu…(23) [/FONT] [FONT=Verdana]Mute savaşında Rasul-i Ekrem (Aleyhissalatu vesselam)’in amcazadesi Hz. [B]Cafer bin Ebu Talib[/B]’in çok şiddetli ve kahramanca savaştığını. İbn-i Ömer’in (r.a.); “[B]Cafer bin Ebu Talib’i aradık. Onu şehidler arasında bulduk. Vücudunda 90 küsur ok ve mızrak yarası vardı. Ve bütün bunlar vücudunun ön kısmındaydı[/B]” dediğini…(24) [/FONT] [FONT=Verdana]Savaş meydanından kaçmamak için atını ilk öldüren Müslüman’ın; Rasul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem)’in amcasının oğlu [B]Hz. Cafer[/B] (r.a.) olduğunu…(25) [/FONT] [B][FONT=Verdana]Halid bin Velid[/FONT][/B][FONT=Verdana] hazretlerinin (r.a.); “[B]Mute günü 9 kılıç elimde kırıldı. Ancak bir Yemen işi kılıç elimde dayanabildi[/B]” dediğini…(26) [/FONT] [B][FONT=Verdana]İbn-i İshak[/FONT][/B][FONT=Verdana]’ın rivayetine göre Rasulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) Mute’de şehid olan üç kumandanın hakkında şöyle buyurduğunu; Onlar altından divanlar üstünde cennete kaldırıldılar. Abdullah bin Revaha’nın divanında [B]hafif eğrilik[/B] gördüm. Bu neden diye sordum. Bana; “[B]O ikisi (Zeyd bin Harise, Cafer bin Ebu Talib) hiç tereddüt etmeden ilerledi. Ama Abdullah önce biraz tereddüt etti, sonra ilerledi[/B]” dendi.(27) [/FONT] [FONT=Verdana]Mute’de çarpışan ordunun güzel bir manevra ile düşmanı püskürtüp, çemberi yarıp Medine'ye çekilmesi üzerine halkın askerlerin yüzüne toprak saçıp, "Kaçaklar! Allah yolunda çarpışmaktan yüz çevirdiniz" lafları ile onları kınaması üzerine Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) “[B]Hayır! Onlar firari (kaçak) değil, kerraridir (döne döne çarpışanlar) inşallah[/B]” buyurarak meseleyi kesip attığını...(28) [/FONT] [FONT=Verdana]Bedir savaşının [B]Arap topraklarında[/B] İslam ordunun ilk savaşı olduğu gibi Mute muharebesinin de [B]Arap toprakları dışındaki[/B] ilk çatışma olduğunu...(29) [/FONT] [FONT=Verdana]Mute savaşında İslam ordusunun kaybının [B]sadece 12[/B] olduğunu... Bu durumun Bizans ve onun müttefiki Arapların gözünü korkuttuğunu... (30)[/FONT] [FONT=Verdana]Allah Rasulünün (Sallallahu aleyhi ve sellem) [B]hayatında bizzat yönetmediği[/B] tek savaşın Mute olduğunu.(31) [/FONT] [FONT=Verdana]Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Hz. Cafer'in (r.a.) şehadetini hanımı Esma binti Umeys'e bildirdikten sonra hanesine döndüğünü ve zevcelerine; "[B]Cafer ailesi için yemek yapmayı ihmal etmeyiniz[/B]." buyurduğunu... Bunun üzerine üç gün, şehidin hanesine yemek pişirilip gönderildiğini [B]ve ölü evine yemek yapılıp gönderilmesi[/B] gibi güzel bir âdetin böyle ortaya çıktığını…(32) [/FONT] [B][FONT=Verdana]Mekke’nin Fethi[/FONT][/B] [FONT=Verdana]Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem)Mekke fethi hazırlıklarını çok gizli tuttuğunu. Hatta Hz. Ebubekir’in seferin nereye olduğunu öğrenmek için meseleyi Hz. Aişe’ye açtığını ama onun da babasını aydınlatamadığını…(33) [/FONT] [FONT=Verdana]Server-i Ekrem Efendimizin (Aleyhissalatu vesselam) amcası [B]Hz. Abbas[/B]’ın İslam ordusu Mekke’yi fethetmek için yola çıktığında hicret etmek için ailesi ile Mekke’den ayrıldığını, yolda İslam ordusu ile karşılaşınca, Efendiler Efendisinin (Sallallahu aleyhi ve sellem) “[B]Ben Peygamberlerin sonuncusu olduğum gibi, sen de muhacirlerin sonuncususun[/B]” buyurduğunu…(34) [/FONT] [FONT=Verdana]Bütün siyer müelliflerinin ittifakına göre Rasul-i Ekrem Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Fetih günü, [B]Zituva[/B] mevkiinde ordunun Mekke'ye giriş programını komutanlara tebliğ edip, sekiz sene önce Mekke'den nasıl çıktığını yâd ettiğini. Sonra, bu fethi ihsan eden Rabbine karşı hamdu sena duyguları içinde [B]mübarek başı devenin boynuna secde eder gibi bir vaziyette[/B] bu mevkiden Mekke'ye kadar aynı geldiğini...(35) [/FONT] [FONT=Verdana]Fetih günü mübarek başında siyah bir sarık bulunduğunu...(36) [/FONT] [FONT=Verdana]Mekke'ye girerken çok güzel bir manzaranın da Abdullah ibn-i Abbas- Abdullah ibn-i Zübeyr, Abdullah bin Cafer'in de içinde bulunduğu [B]Haşimi çocukların kendisini istikbal etmesi [/B]ve Peygamberimizin onları sevip, İbn-i Abbas ile İbn-i Cafer-i Tayyar'ı terkisine alması olduğunu..(37) [/FONT] [FONT=Verdana]Mekke’nin Fetih günü Rasul-i Ekrem’in (Aleyhissalatu vesselam) [B]Ümm-ü Hani binti Ebu Talib[/B]’in evinde [B]sekiz rekât Fetih namazı[/B] kıldığını...(38) [/FONT] [FONT=Verdana]Mekke fethi günü Allah Rasulünün (Aleyhissalatu vesselam) Mekke'ye girdiğinde, sesini işittirecek derecede bir sada ile [B]Fetih suresini[/B] okuduğunu...(39) [/FONT] [FONT=Verdana]Mekke fethedildiğinde Rasulullah’ın (Aleyhissalatu vesselam) Kâbe anahtarlarını istetip Kâbe'nin içerisine girdiğini. Burada Hz. İbrahim’in (a.s.) elinde fal okları ile tasvir edildiği resmi gördüğünde; “[B]İbrahim böyle bir şey yapmadı. O Müslüman’dı, tevhid dininin hadimi idi”[/B] buyurduğunu, Meleklerin güzel kadınlar şeklinde yapılmış resimleri için de; “[B]Meleklerde erkeklik ve dişilik yoktur[/B]” diye ferman ettiğini. Ve bu resimlerin üzerlerinin kapattırıldığını… (40)[/FONT] [FONT=Verdana]Mekkelilerin meşhur putu Hubel’in parçalanıp, çöpe atıldığı gün Zübeyir bin Avvam’ın (r.a.) Ebu Süfyan’a; “[B]Uhud’da övündüğün Hubel’i görüyor musun?[/B]” dediğinde onun; “[B]Artık kınamayı bırak. Görüyorum ki, Muhammed’in Allah’ından başka tanrı olsaydı işler başka türlü giderdi[/B]” dediğini...(41) [/FONT] [FONT=Verdana]Mekke'de fetih sonrası [B]19 gün[/B] kalındığını…(42) [/FONT] [B][FONT=Verdana]Huneyn Savaşı[/FONT][/B] [FONT=Verdana]Huneyn muharebesinde olabildiğince şiddetine rağmen [B]Müslümanların 4 şehid verdiğini[/B], Düşman kaybının ise 70 ölü olduğunu... (43) [/FONT] [B][FONT=Verdana]Taif Kuşatması[/FONT][/B] [FONT=Verdana]Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) ilk defa Taif kuşatmasında [B]debbabe[/B] (Tahta veya deriden yapılıp, insanların içine girdiği ve kale dibine gelerek vura vura taşları oyan harp alet) kullandığını... Mancınıklardan da istifade edildiğini… (44)[/FONT] [FONT=Verdana]Bu çetin ve bir ay kadar süren kuşatmada mancınık ve debbabe kullanılması fikrini [B]Selman-ı Farisi[/B]'den geldiğini. (45)[/FONT] [FONT=Verdana]Cömertliği ile tarihte meşhur biri olan [B]Hatem-i Taî[/B] hakkında Allah Rasulu’nun (Sallallahu aleyhi ve sellem) Hatem’in kızı Sofane’ye; “[B]Senin baban İslam’ın telkin ettiği faziletle süslü bir adamdı”[/B] dedikten sonra ashabına; “[B]Hatem’in kızı serbesttir, babası insanlık sever bir adamdı, Allah merhametli olanları sever ve mükâfatlandırır[/B]” buyurduğunu…(46) (Hatem’in bir kıssası için [B]Lem’alar'[/B]da 19. Lem’anın 4. nüktesine bakılabilir.)[/FONT] [B][FONT=Verdana]Tebük Gazvesi[/FONT][/B] [FONT=Verdana]İslam tarihinde ilk defa [B]umumi seferberliğin[/B] Rum imparatorluğuna karşı tedafüi olarak yapılan [B]Tebük seferinde[/B] açıldığını...(47) [/FONT] [FONT=Verdana]Tebük seferine teçhizat yokluğundan iştirak edemeyen 7 zatın kederlerinden devamlı gözyaşı döktüğünü ve bunlara "[B]Bekkaun[/B]" (Ağlayanlar) diye meşhur olduğunu... Bu zatların; Salim bin Umeyr, Amr bin Hummam, Uleyye bin Zeyd, Irbad bin Sariye, Ebu Leyla el Mazini, Abdullah bin Mugaffel ve Seleme İbn-i Sahr olduğunu... Haklarında kendilerini öven ayet (Tevbe;92) nazil olduğunu... Bu zatların bilahare bazı sahabelerle teçhiz edilerek sefere iştirak ettiklerini... (48)[/FONT] [B][FONT=Verdana]İbn-i Kayyım[/FONT][/B][FONT=Verdana]'ın yazdığına göre Tebük'te orduya en fazla parasal yardımda bulunan [B]Hz. Osman'[/B]ın bu yardımının levazımatlarıyla birlikte 300 deve ve bin dinardan ibaret olduğunu...(49) [/FONT] [FONT=Verdana]Hz. Ömer’in (r.a.) Tebük gazvesinde çektikleri sıkıntıları anlatırken “[B]O kadar susamıştık ki, susuzluktan boynumuzun kopacağını (öleceğimizi) zannettik. Herhangi birimiz gidiyor, yüklerimiz arasında su arıyor, bulamayınca ümitsizlikten ve yorgunluktan orada düşüp kalıyor, geri dönemiyor, boynunun kopacağını sanıyorduk. Hatta içimizden biri devesini kesmiş, dışkılarını sıkarak içmiş, sonra da ciğerindeki suları toplamıştı[/B]” dediğini...(50) [/FONT] [FONT=Verdana]Tebük seferinde münafıkların plan ve foyaları günü gününü inen ayetlerle yüzlerine çarpıldığı için Tebük seferine "[B]Rüsvaylık gazası[/B]" da dendiğini...(51) [/FONT] [FONT=Verdana]Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Tebük seferi dönüşü, Medine evleri uzaktan göründüğünde; “[B]Bu Tâbe’dir. (Hoş bir şehir) Şu ise (Uhud dağı) bizi seven ve bizim de onu sevdiğimiz bir dağdır”[/B] buyurduğunu…(52) [/FONT] [FONT=Verdana]Tebük seferi dönüşü Medine halkının Habib-i zişanı (Sallallahu aleyhi ve sellem) aynen Hicrette olduğu gibi hep bir ağızdan “[B]Ay döndü üzerimize, Veda tepelerinden[/B]…” kasidesiyle karşıladığını... (53)[/FONT] [FONT=Verdana]Tebük seferine geriye kalıp yetişemeyen ve bundan dolayı haklarında [B]tecrid boykotu[/B] uygulanan üç sahabe (Ka'b bin Malik, Mürare bin Rebii, Hilal bin Ümeyye)nin 50 gün sonra gelen ayetle af edildiklerini. Bunlardan [B]Hilal bin Ümeyye[/B] hazretlerinin af müjdesini duyunca secdeye kapaklanıp uzun bir müddet başını kaldıramadığını. Hatta müjdeyi getiren sahabenin; [B]"sevincinden can verdiğini sandım[/B]" dediğini...(54)[/FONT] [B][FONT=Verdana]Dipnotlar[/FONT][/B][FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana]1-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age[/FONT] [FONT=Verdana]2-Hz. Muhammed ve Hayatı-Ali Himmet Berki- Osman Keskioğlu[/FONT] [FONT=Verdana]3-M. Ebu Zehra, age[/FONT] [FONT=Verdana]4-M. Ebu Zehra, age [/FONT] [FONT=Verdana]5-M. Ebu Zehra, age, Salih Suruç, age [/FONT] [FONT=Verdana]6-M. Ebu Zehra, age[/FONT] [FONT=Verdana]7-M. Ebu Zehra, age[/FONT] [FONT=Verdana]8-Peygamberimizin Hayatı, Salih Suruç [/FONT] [FONT=Verdana]9-İbrahim Canan, Hadis Ansiklopedisi, Salih Suruç age, Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]10-İslam Peygamberi-M.Hamidullah[/FONT] [FONT=Verdana]11-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age.[/FONT] [FONT=Verdana]12-M. Said Ramazan el Buti, age [/FONT] [FONT=Verdana]13-Ali Himmet Berki- Osman Keskioğlu, age [/FONT] [FONT=Verdana]14-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age[/FONT] [FONT=Verdana]15-M. Ebu Zehra, age, Salih Suruç age.[/FONT] [FONT=Verdana]16-Hayatü's-Sahabe-M. Yusuf Kandehlevi[/FONT] [FONT=Verdana]17-M. Ebu Zehra, age[/FONT] [FONT=Verdana]18-Salih Suruç age[/FONT] [FONT=Verdana]19-Salih Suruç, age[/FONT] [FONT=Verdana]20-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age[/FONT] [FONT=Verdana]21-Hayat-üs Sahabe- M. Yusuf Kandehlevi[/FONT] [FONT=Verdana]22-Salih Suruç, age [/FONT] [FONT=Verdana]23-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age[/FONT] [FONT=Verdana]24-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age[/FONT] [FONT=Verdana]25-Hayat-üs Sahabe- M. Yusuf Kandehlevi[/FONT] [FONT=Verdana]26-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age[/FONT] [FONT=Verdana]27-Fıkhu’s Sire- Muhammed Gazali[/FONT] [FONT=Verdana]28-Said Ramazan el Buti-age[/FONT] [FONT=Verdana]29-M. Ebu Zehra, age[/FONT] [FONT=Verdana]30-M. Ebu Zehra, age[/FONT] [FONT=Verdana]31-Büyük İslam Tarihi- Heyet-Feza Gazetecilik [/FONT] [FONT=Verdana]32-Peygamberimizin Hayatı-Salih Suruç[/FONT] [FONT=Verdana]33-Hz. Peygamberin Savaşları- Muhammed Hamidullah[/FONT] [FONT=Verdana]34-Ali Himmet Berki- Osman Keskioğlu, age[/FONT] [FONT=Verdana]35-Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]36-İslam Tarihi-Mustafa Asım Köksal[/FONT] [FONT=Verdana]37-Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]38-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age[/FONT] [FONT=Verdana]39-Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]40-Ali Himmet Berki- Osman Keskioğlu, age[/FONT] [FONT=Verdana]41-Ali Himmet Berki- Osman Keskioğlu, age [/FONT] [FONT=Verdana]42-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age[/FONT] [FONT=Verdana]43-Salih Suruç, age[/FONT] [FONT=Verdana]44-Büyük İslam Tarihi- Heyet-Feza Gazetecilik, Rahmet Peygamberi- Ebul Hasen en Nedvi[/FONT] [FONT=Verdana]45-Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]46-Ali Himmet Berki- Osman Keskioğlu, age[/FONT] [FONT=Verdana]47-Tecrid-i Sarih Şerhi [/FONT] [FONT=Verdana]48-Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]49-Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]50-Salih Suruç, age[/FONT] [FONT=Verdana]51-Tecrid-i Sarih Şerhi[/FONT] [FONT=Verdana]52-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age[/FONT] [FONT=Verdana]53-Safiyurrahman Mübarek el Furi-age[/FONT] [FONT=Verdana]54-Salih Suruç, age [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimizin Hayatı
Hz muhammedin davet mektupları
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst