Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hz.Ömerin Adaleti
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="GÖNÜLSIZIM" data-source="post: 125023" data-attributes="member: 11723"><p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">Hazret-i Ömer'in Halifeliği (Devlet Başkanlığı) zamanıydı. Başkent Medine'ye yabancı bir kervan geldi. Develerini yıkıp, konakladılar... Halife her zaman olduğu gibi, gece şehri dolaşmaya çıktı. Yolda, Eshâb'dan (Sevgili Peygamberimizin arkadaşlarından) Hazret-i Abdurrahman'a rastladı. Ona dedi ki: </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Ey Avfın oğlu! Gel, seninle bu gece misafirimiz olan kervanı bekleyelim.Onlar rahat uyusunlar. Çünkü yorgundurlar.Canları ve malları herhangi bir zarara uğramasın!... Hazret-i Ömer bu teklifte bulununca, Hazret-i Abdurrahman da seve seve kabul etti. Birlikte kervanın etrafında göz-kulak olmaya başladılar. O sırada yakındaki bir evden çocuk ağlaması işitildi.Çocuğun sesi kesilmediği için, Halife evin kapısına gitti. İçeride bulunanlara, ''Küçüğü susturmalarını rica'' etti. Sonra dönüp geldi. Gece boyunca, çocuğun sesi işitildikçe, birkaç kere daha evin kapısına gitti.Çocuğun ağlaması bir türlü dinmiyordu. Seher vakti olunca, Hazret-i Ömer son defa oraya gitti. Çocuğun annesine: </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Sen ne biçim anasın! Bütün gece evlâdını ağlattın. Belli ki, açtı! diye çıkıştı. Kadıncağız cevap verdi: </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Halimi anlamadan niçin beni azarlıyorsun? Hazret-i Ömer, kendini tanıtmadan sordu: </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Haline ne olmuş? </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Çocuğu sütten kesmiştim.. </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Sütün yoksa başka şeyler yedirseydin. </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Evde onun yiyeceği birşey yok ki, biz çok fakiriz... </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Çocuğun kaç yaşında? </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Daha yaşını doldurmadı. İşte bu cevap üzerine Hazret-i Ömer öfkelendi. </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Peki niçin bu kadar küçük bir yavruyu sütten kestin? Kadıncağız içini çekti: </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Halifemiz Hazret-i Ömer'e Cenâb'ı Hak insaflar versin.Çocuklar sütten kesilmeyince, bizim gibi bir fakire nafaka vermez.Fakirlik maaşı bağlamaz. Onun için yavrumu erkenden sütten kestim.Bunun üzerine Halife ağlayarak mescide girdi. Gözyaşları yüzünden namazı zorla kıldırdı. Selâm verdikten sonra cemâate döndü. Gene ağlayarak: </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Sizin Ömer'inize yazıklar olsun!.. Sizin Ömer'inize yazıklar olsun!.. diyerek kendini suçladı.Sonra bütün Medine halkına, tellallar (haberciler) çıkarttı. Onlar da bildirdiler ki: </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Hangi Müslümanın oğlu veya kızı dünyaya gelirse, hemen Halifeye bildirsin.Beytülmal'dan (hazineden) nafaka (maaş) verilecektir. Hiç kimse nafaka yüzünden evladını vaktinden önce sütten kesmesin!.. O günden sonra artık Medine'de, açlık sebebiyle ağlayan çocuk sesi işitilmedi. Bu hadiseden epeyce zaman sonra Medine'de kıtlık baş gösterdi. Hazret-i Ömer, hemen bir deve kestirdi ve ''Etini fakirkere dağıtın!'' diye emretti. Görevli, etlerin güzel bir parçasını da Hazret-i Ömer'e ayırdı. Yemek zamanı olunca, iyice pişirip Halifenin önüne getirdi.Hazret-i Ömer hayretle sordu: </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Bu yemek neredendir? </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Efendim, kesilmesini emir buyurduğunuz deveden size düşen paydır... Hazret-i Peygamberin sevgilisi''Koca Ömer''in rengi değişti: </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">- Devenin iyi yerlerini kendisi yiyip, artanı fakirlere vermek çok kötü bir şeydir,dedi. Hemen bu yemeği kaldır ve çocuk sahibi, fakir bir aileye götür. Az sonra önüne gelen ''Kuru arpa ekmeği ile zeytinyağını''Bismillahirrahmanirrahim'' diyerek afiyetle ve gönül rahatlığıyla yedi. İşte bu yüzden bütün âlimler fikir birliği etmişlerdir ki: </span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen"></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="color: darkgreen">''Hazret-i Ömerin adâleti, kendinden önce ve sonrakilerden daha büyüktür''.</span></strong></p><p></p><p>__________________</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="GÖNÜLSIZIM, post: 125023, member: 11723"] [CENTER][B][COLOR=darkgreen]Hazret-i Ömer'in Halifeliği (Devlet Başkanlığı) zamanıydı. Başkent Medine'ye yabancı bir kervan geldi. Develerini yıkıp, konakladılar... Halife her zaman olduğu gibi, gece şehri dolaşmaya çıktı. Yolda, Eshâb'dan (Sevgili Peygamberimizin arkadaşlarından) Hazret-i Abdurrahman'a rastladı. Ona dedi ki: - Ey Avfın oğlu! Gel, seninle bu gece misafirimiz olan kervanı bekleyelim.Onlar rahat uyusunlar. Çünkü yorgundurlar.Canları ve malları herhangi bir zarara uğramasın!... Hazret-i Ömer bu teklifte bulununca, Hazret-i Abdurrahman da seve seve kabul etti. Birlikte kervanın etrafında göz-kulak olmaya başladılar. O sırada yakındaki bir evden çocuk ağlaması işitildi.Çocuğun sesi kesilmediği için, Halife evin kapısına gitti. İçeride bulunanlara, ''Küçüğü susturmalarını rica'' etti. Sonra dönüp geldi. Gece boyunca, çocuğun sesi işitildikçe, birkaç kere daha evin kapısına gitti.Çocuğun ağlaması bir türlü dinmiyordu. Seher vakti olunca, Hazret-i Ömer son defa oraya gitti. Çocuğun annesine: - Sen ne biçim anasın! Bütün gece evlâdını ağlattın. Belli ki, açtı! diye çıkıştı. Kadıncağız cevap verdi: - Halimi anlamadan niçin beni azarlıyorsun? Hazret-i Ömer, kendini tanıtmadan sordu: - Haline ne olmuş? - Çocuğu sütten kesmiştim.. - Sütün yoksa başka şeyler yedirseydin. - Evde onun yiyeceği birşey yok ki, biz çok fakiriz... - Çocuğun kaç yaşında? - Daha yaşını doldurmadı. İşte bu cevap üzerine Hazret-i Ömer öfkelendi. - Peki niçin bu kadar küçük bir yavruyu sütten kestin? Kadıncağız içini çekti: - Halifemiz Hazret-i Ömer'e Cenâb'ı Hak insaflar versin.Çocuklar sütten kesilmeyince, bizim gibi bir fakire nafaka vermez.Fakirlik maaşı bağlamaz. Onun için yavrumu erkenden sütten kestim.Bunun üzerine Halife ağlayarak mescide girdi. Gözyaşları yüzünden namazı zorla kıldırdı. Selâm verdikten sonra cemâate döndü. Gene ağlayarak: - Sizin Ömer'inize yazıklar olsun!.. Sizin Ömer'inize yazıklar olsun!.. diyerek kendini suçladı.Sonra bütün Medine halkına, tellallar (haberciler) çıkarttı. Onlar da bildirdiler ki: - Hangi Müslümanın oğlu veya kızı dünyaya gelirse, hemen Halifeye bildirsin.Beytülmal'dan (hazineden) nafaka (maaş) verilecektir. Hiç kimse nafaka yüzünden evladını vaktinden önce sütten kesmesin!.. O günden sonra artık Medine'de, açlık sebebiyle ağlayan çocuk sesi işitilmedi. Bu hadiseden epeyce zaman sonra Medine'de kıtlık baş gösterdi. Hazret-i Ömer, hemen bir deve kestirdi ve ''Etini fakirkere dağıtın!'' diye emretti. Görevli, etlerin güzel bir parçasını da Hazret-i Ömer'e ayırdı. Yemek zamanı olunca, iyice pişirip Halifenin önüne getirdi.Hazret-i Ömer hayretle sordu: - Bu yemek neredendir? - Efendim, kesilmesini emir buyurduğunuz deveden size düşen paydır... Hazret-i Peygamberin sevgilisi''Koca Ömer''in rengi değişti: - Devenin iyi yerlerini kendisi yiyip, artanı fakirlere vermek çok kötü bir şeydir,dedi. Hemen bu yemeği kaldır ve çocuk sahibi, fakir bir aileye götür. Az sonra önüne gelen ''Kuru arpa ekmeği ile zeytinyağını''Bismillahirrahmanirrahim'' diyerek afiyetle ve gönül rahatlığıyla yedi. İşte bu yüzden bütün âlimler fikir birliği etmişlerdir ki: ''Hazret-i Ömerin adâleti, kendinden önce ve sonrakilerden daha büyüktür''.[/COLOR][/B][/CENTER] __________________ [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hz.Ömerin Adaleti
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst