Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Hz. Peygamber 'Bu sevenin sevdiğine hasret ve özlemin ifadesidir'
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 188273" data-attributes="member: 8679"><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: blue">Hz. Peygamber yaşantı noktasında örnek bir modeldir. Onun davranış biçimi bize en büyük mirastır. Onun üzüntüleri, elemleri, kızgınlıkları, öfkeleri kişisel değil, ümmetini düşündüğü içindir. Zaten Kutlu Kitap da Rabbimizin "O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz emri bunun en bariz göstergesidir. (Kur'an, 53/ 3). Yine bir başka ayette Allah sevgisinin yolunun Peygamberi sevmekten geçtiği çok açık bir biçimde şöyle dile getirilmiştir: "De ki: "Eğer siz Allah'ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />." (Kur'an, 3/ 54).</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: blue">Bahsi geçen ayet-i kerime Hz. Peygamber'e itaatin yanı sıra, O'nu sevmeyi de emretmektedir.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: blue">Sevmek deyince, sevmek yalnız başına bir duygu yoğunluğu değildir. Sevmek fedakârlıktır, özveridir, bedel ödemedir, isteklerini harfiyen yerine getirmektir. Rasulullah'ı sevmek o zaman bir anlam taşır, o zaman önem kazanır. Zaten sahabelerin de konuşmaya başlarken en sevdikleri, vazgeçilmezleri olan anne ve babaları için: "Annem babam sana feda olsun ya Rasulullah" şeklindeki ifadeleri oldukça düşündürücüdür. Çünkü sahabeler canlarının zaten feda etmeye hazırdır. Bunun yanı sıra Allah Resulü ve onun tebliğ ettiği evrensel inanç konusunda kendi canlarını yanı sıra, anadan babadan bile fedakârlığa hazır olmalarını ifade etmek için böyle bir söylemi benimsemişlerdir. Sahabelerin Hz. Peygamber'in yanından bile ayrılmak istememeleri bunun bir tezahürüdür.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: blue">Diğer taraftan Hz. Peygamber de sahabeden ilgi ve alakasını esirgememiş, fıtratları mucibince onları eğitmiş, yol göstermiş ve onlarla muhabbet köprüleri kurmuştur. Onların her birini deyim yerindeyse "muhabbet fedaisi" olacak şekilde bir tedristen geçirmiştir.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: blue">Hz. Peygamber her zaman sahabeye karşı iyi davranmış, ilgi ve alakasını esirgememiştir. Ne var ki kimi zaman da öfkelenmiş, kızmıştır. Onun öfkesi ve kızgınlığının arka planında yatan etken de yine inancı içindir, inancının bir yansıması, bir dışa vurumudur. Hadis kaynaklarında Hz. Peygamber'in öfkelendiği zaman alnının ortasındaki damarın kabardığı belirtilmektedir. Nitekim sahabeden biri, imamlık yapan bir başka sahabenin namazı uzatması hasebiyle Hz. Peygamber'e gelir ve "Ey Allah'ın Resulü! Falancanın namazı uzatmasından dolayı neredeyse namazı bitiremeyecektim" diye şikâyette bulunur. Allah Resulü bu sebepten dolayı çok kızar ve orada bulunanlara seslenerek: "Ey insanlar! Sizler insanları nefret ettiriyorsunuz. İçinize kim namaz kıldırsa namazı hafif tutsun. Şüphesiz cemaat arasında hasta, zayıf ve ihtiyaç sahibi olabilir" (Buhari, İlim 8) buyurmuştur.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: blue">Bu hadise de Allah Resulünün öfkesi boşuna değildir. Çünkü onun düsturu açıktır. "Sevdiriniz nefret ettirmeyiniz, kolaylaştırınız zorlaştırmayınız." O rahmet peygamberidir ve Allah'ın emri gereği inancını sevgi üzerine, sevdirmek üzerine, müjdelemek üzerine inşa etmiştir. Namazın uzun tutulması ise insanların mağdur olmasına, namazdan soğuması yol açar. Dolayısıyla namaz gibi bir ibadeti itidalli bir şekilde kılmak, kıldırırken de arkadaki insanları düşünmek gerekir. Şayet imam olan kişi namazda çok uzun sureleri okumak istiyorsa bunu kendi başına namaz kıldığı zamanlar yapabilir. Oysa imamken bir sorumluluk olgusuyla karşı karşıya bulunduğunun unutmaması, cemaatin içinde yaşlıların, hastaların bulunduğunu hesaplaması gerekir. Bu sebeple Hz. Peygamber'in yüzünün rengini değişmesi, öfkelenmesi boşuna değildir.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: blue">Hz. Peygamber çoğunlukla hoş görülüdür. Ne var ki yeri geldiğinde gördüğü yanlışlara karşı tepkisini üzüntü biçiminde, öfke biçiminde yansıtmaktan geri durmamıştır.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: blue">Bir başka örnek de şöyledir: Hz. Peygamber Huneyn Savaşı'nın ardından ganimet mallarını taksim eder. Ensar'dan biri: "V<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/Allah.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />i bu, kendisinde Allah rızası gözetilmeyen bir taksimdir." der. Bu söz Hz. Peygamber'e aktarılır. Aktarılan şey Hz. Peygamber'e o kadar ağır gelir ki, yüzünün rengi değişir ve çok öfkelenir. Sonra: "Musa bundan daha fazlasıyla eza edilmiş ve sabretmiştir" (Buhari, Edeb 71.) diyerek sabrı seçer.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: blue">Hz. Peygamber S<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/Allah.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />ü Aleyhi Vesellem rahmet peygamberidir, müjde peygamberidir<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />. Zarif bir yüreğe sahiptir. Alabildiğince duygusaldır. Bu yüzden çoğu zaman tebessümü yüzünden eksik etmezken, kimi zaman dayanamaz gözyaşı döker, kimi zaman üzülür ve kederlenir. Onun ne kadar hassas bir yüreğe sahip olduğunu anlatan en önemli örneklerden biri de şöyledir:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: blue">Zeyd bin Harise Mute Savaşı'nda şehid düşer. Bu büyük şehid komutanın kızı Hz. Peygamber'in yüzüne mahzun bir şekilde bakınca, Hz. Peygamber kendini tutamayarak ağlar. Orada bulunan Sa'd bin Ubade "Bu ne hal, Ya Rasulullah" diye sorar. Hz. Peygamber'in verdiği cevap çok düşündürücü ve etkileyicidir:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: blue">"Bu sevenin sevdiğine hasret ve özlemin ifadesidir. "</span></span></strong></p><p></p><p></p><p><strong><span style="color: red">Fahri Güven - Milli Gazete</span></strong></p><p><strong><span style="color: red">03/04/2010</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 188273, member: 8679"] [B][FONT=Comic Sans MS][COLOR=blue]Hz. Peygamber yaşantı noktasında örnek bir modeldir. Onun davranış biçimi bize en büyük mirastır. Onun üzüntüleri, elemleri, kızgınlıkları, öfkeleri kişisel değil, ümmetini düşündüğü içindir. Zaten Kutlu Kitap da Rabbimizin "O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz emri bunun en bariz göstergesidir. (Kur'an, 53/ 3). Yine bir başka ayette Allah sevgisinin yolunun Peygamberi sevmekten geçtiği çok açık bir biçimde şöyle dile getirilmiştir: "De ki: "Eğer siz Allah'ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG]." (Kur'an, 3/ 54).[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][COLOR=blue]Bahsi geçen ayet-i kerime Hz. Peygamber'e itaatin yanı sıra, O'nu sevmeyi de emretmektedir.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][COLOR=blue]Sevmek deyince, sevmek yalnız başına bir duygu yoğunluğu değildir. Sevmek fedakârlıktır, özveridir, bedel ödemedir, isteklerini harfiyen yerine getirmektir. Rasulullah'ı sevmek o zaman bir anlam taşır, o zaman önem kazanır. Zaten sahabelerin de konuşmaya başlarken en sevdikleri, vazgeçilmezleri olan anne ve babaları için: "Annem babam sana feda olsun ya Rasulullah" şeklindeki ifadeleri oldukça düşündürücüdür. Çünkü sahabeler canlarının zaten feda etmeye hazırdır. Bunun yanı sıra Allah Resulü ve onun tebliğ ettiği evrensel inanç konusunda kendi canlarını yanı sıra, anadan babadan bile fedakârlığa hazır olmalarını ifade etmek için böyle bir söylemi benimsemişlerdir. Sahabelerin Hz. Peygamber'in yanından bile ayrılmak istememeleri bunun bir tezahürüdür.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][COLOR=blue]Diğer taraftan Hz. Peygamber de sahabeden ilgi ve alakasını esirgememiş, fıtratları mucibince onları eğitmiş, yol göstermiş ve onlarla muhabbet köprüleri kurmuştur. Onların her birini deyim yerindeyse "muhabbet fedaisi" olacak şekilde bir tedristen geçirmiştir.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][COLOR=blue]Hz. Peygamber her zaman sahabeye karşı iyi davranmış, ilgi ve alakasını esirgememiştir. Ne var ki kimi zaman da öfkelenmiş, kızmıştır. Onun öfkesi ve kızgınlığının arka planında yatan etken de yine inancı içindir, inancının bir yansıması, bir dışa vurumudur. Hadis kaynaklarında Hz. Peygamber'in öfkelendiği zaman alnının ortasındaki damarın kabardığı belirtilmektedir. Nitekim sahabeden biri, imamlık yapan bir başka sahabenin namazı uzatması hasebiyle Hz. Peygamber'e gelir ve "Ey Allah'ın Resulü! Falancanın namazı uzatmasından dolayı neredeyse namazı bitiremeyecektim" diye şikâyette bulunur. Allah Resulü bu sebepten dolayı çok kızar ve orada bulunanlara seslenerek: "Ey insanlar! Sizler insanları nefret ettiriyorsunuz. İçinize kim namaz kıldırsa namazı hafif tutsun. Şüphesiz cemaat arasında hasta, zayıf ve ihtiyaç sahibi olabilir" (Buhari, İlim 8) buyurmuştur.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][COLOR=blue]Bu hadise de Allah Resulünün öfkesi boşuna değildir. Çünkü onun düsturu açıktır. "Sevdiriniz nefret ettirmeyiniz, kolaylaştırınız zorlaştırmayınız." O rahmet peygamberidir ve Allah'ın emri gereği inancını sevgi üzerine, sevdirmek üzerine, müjdelemek üzerine inşa etmiştir. Namazın uzun tutulması ise insanların mağdur olmasına, namazdan soğuması yol açar. Dolayısıyla namaz gibi bir ibadeti itidalli bir şekilde kılmak, kıldırırken de arkadaki insanları düşünmek gerekir. Şayet imam olan kişi namazda çok uzun sureleri okumak istiyorsa bunu kendi başına namaz kıldığı zamanlar yapabilir. Oysa imamken bir sorumluluk olgusuyla karşı karşıya bulunduğunun unutmaması, cemaatin içinde yaşlıların, hastaların bulunduğunu hesaplaması gerekir. Bu sebeple Hz. Peygamber'in yüzünün rengini değişmesi, öfkelenmesi boşuna değildir.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][COLOR=blue]Hz. Peygamber çoğunlukla hoş görülüdür. Ne var ki yeri geldiğinde gördüğü yanlışlara karşı tepkisini üzüntü biçiminde, öfke biçiminde yansıtmaktan geri durmamıştır.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][COLOR=blue]Bir başka örnek de şöyledir: Hz. Peygamber Huneyn Savaşı'nın ardından ganimet mallarını taksim eder. Ensar'dan biri: "V[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/Allah.gif[/IMG]i bu, kendisinde Allah rızası gözetilmeyen bir taksimdir." der. Bu söz Hz. Peygamber'e aktarılır. Aktarılan şey Hz. Peygamber'e o kadar ağır gelir ki, yüzünün rengi değişir ve çok öfkelenir. Sonra: "Musa bundan daha fazlasıyla eza edilmiş ve sabretmiştir" (Buhari, Edeb 71.) diyerek sabrı seçer.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][COLOR=blue]Hz. Peygamber S[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/Allah.gif[/IMG]ü Aleyhi Vesellem rahmet peygamberidir, müjde peygamberidir[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG]. Zarif bir yüreğe sahiptir. Alabildiğince duygusaldır. Bu yüzden çoğu zaman tebessümü yüzünden eksik etmezken, kimi zaman dayanamaz gözyaşı döker, kimi zaman üzülür ve kederlenir. Onun ne kadar hassas bir yüreğe sahip olduğunu anlatan en önemli örneklerden biri de şöyledir:[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][COLOR=blue]Zeyd bin Harise Mute Savaşı'nda şehid düşer. Bu büyük şehid komutanın kızı Hz. Peygamber'in yüzüne mahzun bir şekilde bakınca, Hz. Peygamber kendini tutamayarak ağlar. Orada bulunan Sa'd bin Ubade "Bu ne hal, Ya Rasulullah" diye sorar. Hz. Peygamber'in verdiği cevap çok düşündürücü ve etkileyicidir:[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][COLOR=blue]"Bu sevenin sevdiğine hasret ve özlemin ifadesidir. "[/COLOR][/FONT][/B] [B][COLOR=red]Fahri Güven - Milli Gazete[/COLOR][/B] [B][COLOR=red]03/04/2010[/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Hz. Peygamber 'Bu sevenin sevdiğine hasret ve özlemin ifadesidir'
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst