Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimiz İçin
Hz. Peygamber ve savaş
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 84417" data-attributes="member: 656"><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Hz. Âdem hem ilk insan hem de ilk Peygamberdir. Kendisi ve kendisini dinleyen çocukları ile hak çizgi, kendisine kulak vermeyen çocukları ile de batıl çizgi başlamış oldu. O günden itibaren başlayan Hak ve Batıl mücadelesi kıyamete kadar devam edecektir. Batıl çizgide olanlar, Allah’a ve Allah’ın gönderdiği peygamberlere isyan ederek kendi başlarına buyruk olmuşlar; nizam, hak, hukuk tanımadıkları için de dünyayı ateşe vermişlerdir. Hâlen de vermeye devam etmektedirler. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Batıl çizgide yaşayanların en büyük suçlarından biri de kendi menfaatleri uğruna dünyayı ateşe vermeleridir. Dünya sahnesinde cereyan eden savaşlar bunun delilidir. Eski çağlarda cereyan eden savaşlar da, şimdiki savaşlar da batıl çizgide olanların vahşetini göstermektedir. Hak’tan uzaklaşan ve Peygamberlerin davetine kulak vermeyen insanlar insanlıklarını kaybettikleri için birbirleri arasında da vahşetler sergilemişlerdir. Basit sebeplerden dolayı insanlar birbirlerine düşürülmüş, oluk gibi kan akıtılmış, mamur yerler harap edilmiş, çocuklar öksüz ve yetim bırakılmışlardır. Bugün bile aynı durum devam etmektedir. İlahî mesajdan mahrum olan insanlar dünyayı ateşe vermektedirler. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Her şeyi yerli yerine oturtan yüce dinimiz İslam, savaşa da bir bakış açısı getirmiştir. İslam dinine göre insanlar, kendi istedikleri zaman ve istedikleri gibi savaşamazlar. Yüce Allah, insanların bütün hayatını kuşatacak kanunlar gönderirken savaş bu kanunların dışında kalabilir mi? Elbette kalamaz. Allah’a teslim olan müslümanlar her işlerini olduğu gibi savaşı da İslam’a göre yapmak mecburiyetindedirler. Hz. Peygamber efendimiz, İslam dininin hem tebliğcisi hem de tatbikçisidir. Bu dini en güzel O yaşamıştır; dinin bütün tezahürlerini hayatında göstermiştir. Neyi, nasıl ve ne zaman yapacağımızı biz, sevgili Peygamberimizden öğreniriz. Niçin, ne zaman ve nasıl savaşılacağını da bu Yüce İnsan’dan öğreniyoruz. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">SAVAŞIN GAYESİ </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">İslam’dan önceki savaşların gayesi, toprak sahibi olmak, karşı tarafın üzerinde üstünlük kurmak, öç almak, maddî menfaat temin etmek, ırkının ve devletinin üstünlüğünü göstermek, insanları köleleştirmek olarak özetlenebilir. İslam’ı kabul etmeyen toplumlar bugün bile bu basit gayeler uğrunda savaşmaktadırlar. Dinimiz, yukarıda sayılan gayeler uğruna savaşmayı kabul etmemektedir. Yüce dinimize göre savaş ulvî bir gaye uğruna yapılır ki, O’da Allah’ın rızasını kazanmaktır. Yüce Allah, Kur’an’ı Kerimde Peygamberimize hitaben “sana düşen sadece duyurmaktır.”(1) </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Rasule düşen (vazife), ancak duyurmaktadır.” (2) buyurmaktadır. Kur’an’ı Kerim’de bu mealde en az on âyet-i kerime mevcuttur. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Bu ayetler gösteriyor ki, Hz. Peygamberin asıl görevi tebliğdir, yani Allah’ın dinini Allah’ın kullarına ulaştırmaktır. İşte bu ulaştırma esnasında problem çıkaranlar veya tebliğe engel olanlar olursa onlarla savaşılır. Kur’an’ı Kerim, onları ve onların olumsuzluğunu “fitne” olarak nitelemekte ve fitnenin ortadan kaldırılmasını emretmektedir. Ayet şöyledir, </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın (inkara) son verirlerse şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını çok iyi bilir.”(3) </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">İslam’ın hedefi insanları hürriyete kavuşturmaktır. İnsan hürriyetinin önündeki en büyük engel de zalim idareler ve beşerî rejimlerdir. Bunlar, idareleri altındaki insanların hür bir şekilde İslam ile buluşmasını engellerler. İslam da bunları “fitne” diye nitelendirir ve ortadan kaldırılmasını emreder. Yoksa İslam’daki savaşların gayesi, toprak elde etmek, maddî menfaat temin etmek, intikam almak, insanları öldürmek, kahramanlık naraları atmak veya herhangi bir ırkı ön plana çıkarmak değildir. Yapılan savaşta iki taraftan insanlar ölebilir. Bu insanların hayatlarını kaybetmeleri yeryüzünde fitnenin devam etmesinden daha ehvendir. Çünkü Rabbimiz Kur’an’ı Kerim’de, </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Fitne adam öldürmekten daha kötüdür.”(4) </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Fitne adam öldürmekten daha büyük bir günahtır.”(5) buyurmaktadır. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">İslam’da asıl olan sulh ve selamettir. Savaş arızî bir durumdur, geçicidir. Devamlı olan cihattır. Savaş cihadın bir bölümüdür. Cihat devamlı hareket halinde olmak demektir. Allah rızası için, Allah’ın dinini üstün kılma gayretidir. Cihad, kesintisiz bir faaliyettir. Hz. Peygamber Efendimiz </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Cihad, kıyamete kadar devam eden bir faaliyettir.”(6) buyurmaktadır. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">SAVAŞIN ŞEKLİ </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Basit gayelerle ve dünyalık menfaatlerle savaş çıkarılmasına cevaz vermeyen İslam dini, savaşın cereyan şekline de bir çeki düzen vermiştir. İlahî mesajdan mahrum olanların savaşlarındaki hedef karşı tarafı tamamen imhâ etmek, öldürmek ve yok etmektir. Bunun için de birbirlerine çok acımasız ve ölçüsüz bir şekilde saldırır ve var olan her şeyi yakıp yıkarlar. Tarih bunun şahididir. Cahiliyenin her türlü olumsuzluğunu ayaklar altına alan sevgili Peygamberimiz savaştaki taşkınlıkları ve hırçınlıkları ortadan kaldırmıştır. Çünkü O’nun maksadı insanları imhâ etmek, öldürmek değil; ihyâ etmekti, diriltmekti. Öyle de yaptı. Çok güzel taktikler kullanarak her iki tarafın en az zararla savaştan çıkmasını sağladı. Savaştan sonra da düşman tarafının dostluğunu kazanarak onlara İslam’ı kabul ettirdi. Dünya böyle bir başarıyı ve insanlığı Hz. Peygamber ile tanıdı. Bugün kendisi ile savaştığı insanlar yarın O’nun huzuruna gelip İslam’ı kabul ettiler. Savaştığı insanlar bile O’nun ne derece yüce bir Peygamber olduğunu anladılar da bugünkü diplomalı İslam düşmanları anlayamadı. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">SİVİLLERİN KORUNMASI </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Hz. Peygamberin savaşlarını diğerlerinden ayıran en bariz özellik sivillerin korunması meselesidir. Sevgili Peygamberimiz katıldığı savaşlarda hem dost birliklerin hem de düşman birliklerin sivillerinin korunmasına ve bir de savaşta az zayiat verilmesine çok önem vermiş ve bunu başarmıştır. Katıldığı otuza yakın savaştan dolayı dost birliklerden yüzelli insan şehit olmuş. İki yüz elli insan da düşman safında hayatını kaybetmiştir. Yani tüm zayiat dörtyüz insandır. Kureyza oğulları savaşında öldürülenler bu sayının dışındadır, çünkü onlar kendi kitapları Tevrat’ın hükmüne göre öldürülmüşlerdir. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Sevgili Peygamberimiz vefat ederken Arap yarımadası hemen hemen İslam’a kazandırılmıştı. Bugün birileri Arap yarımadasını almak istese acaba ne kadar insan ölür. Şu anda cereyan eden savaşlara bakın ve cevabınızı verin. Sevgili Peygamberimiz bunu nasıl başarıyordu? Şimdi ona bakalım. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Hz. Peygamber, İslam’ın önünde engel olan ve kendileri ile savaşmak durumunda kaldığı kimselere düşman gözüyle bakmıyordu. Onlar, ümmet-i davet, yani kazanılacak topluluk gözüyle bakıyordu. Bu sebepten dolayı da onları yok etmek, yerlerini ve yurtlarını yıkmak istemiyordu. Savaştan önce ashabına şöyle emir veriyordu; </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Düşmanla karşılaştığınızda onları sıra ile şu üç şeyden birini kabul etmeye davet edin. </span><span style="font-family: 'Tahoma'">Hangisini kabul ederlerse siz de onu kabul edin. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">1- Onları müslüman olmaya davet edin. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">2- Kabul etmezlerse, cizye teklif edin. (Yani vergilerini vermek şartıyla İslam devleti bünyesinde vatandaş olarak yaşamalarını kabul edin). </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">3- Bunu da kabul etmezlerse, onlarla savaşın.” (7) </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Görüldüğü gibi savaş en son çare olarak zikredilmiştir. Düşman, savaşı kabul ettiği takdirde onunla nasıl savaşılacağını da yüce Allah şu emirleriyle öğretmektedir; </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Sizinle savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın, aşırı gitmeyin. Şüphesiz Allah aşırı gidenleri sevmez.”(</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Aşırı gitmemenin nasıl olduğunu da Hz. Peygamber şu emirleri ile öğretmektedir; </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Yüce Allah, her hususta iyilik ve güzellikle hareket etmenizi emretmektedir. O halde öldürürken bile en iyi tarzınızla öldürünüz.” (9) </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Zülüm yapmayın, savaşta öldürdüğünüz insanların burnunu, kulağını (ve diğer organlarını) kesmeyin. Çocukları öldürmeyin.”(10) </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Allah’ın adı ile yola çıkın, Allah’ın adına Allah’ın dini için savaşın. Yaşlı insanları öldürmeyin.”(11) </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Çocukları ve manastır ehlini (din adamlarını) öldürmeyin.” (12) </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“(Savaşta geri hizmette bulunan) işçi ve hizmetçileri öldürmeyin.”(13) </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Bu emirlerin sahibi olan Hz. Peygamber kadınların ve çocukların öldürülmemeleri için vurgu yapmıştır.”(14) </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Çünkü, kadın anadır; çocuk da istikbaldir, gelecektir. Hz. Peygamber, düşmanının ocağının söndürülmesi ve geleceğinin karartılmasını istemeyen bir önderdir. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Görüldüğü gibi Hz. Peygamber Efendimiz, insanlığı imhâ etmek için değil, ihyâ etmek için savaşıyor ve ashabına da bunu öğretiyordu. Onlar bu savaşlarla zalimleri yok etti, mazlumları dirilttiler. Beşerî sultaları yıktı, Allah’ın dinini hakim kıldılar. Sevgili Peygamberimiz hadis-i şeriflerinde, </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Ben Rahmet peygamberiyim, ben savaş peygamberiyim”(15) buyurmaktadır. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Biz de onun uygulamalarından savaşlarında bile insanlara nasıl rahmet saçtığını öğrenmekteyiz. Bu rahmet peygamberinin getirdiği mesaja bugünün dünyasının ve bugünün insanlığının ne kadar muhtaç olduğu açıktır. Bu mesajı bu dünyaya ulaştıracak insanlar bizleriz. Biz tembel tembel oturur ve cihadı terk edersek, bu dünyada haksız yere öldürülen her insanın vebali, akıtılan her kanın hesabı, mazlumların yakılan evlerinin vebali bizden sorulur. Sorumluluğun farkında olup gece gündüz çalışanları tebrik ediyoruz. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">*Atatürk Üniv. İlahiyat Fak. Öğretim Üyesi </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">2- Maide, 99 </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">3- Enfal, 39 </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">4- Bakara, 191 </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">5- Bakara, 217 </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">6- Ebu Davud, Cihad, 35 </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">7- Müslim, Cihad, 3 </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">8- Bakara, 190 </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">9- Müslim, Sayd, 57 </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">10- Müslim, Cihad, 3 </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">11- Ebu ,Davud, Cihad, 90 </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">12- Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1, 300. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">13- Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3. 413. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">14- Buhari, Cihad, 146. </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Kaynak: Ilkadim dergisi</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 84417, member: 656"] [FONT=Tahoma]Hz. Âdem hem ilk insan hem de ilk Peygamberdir. Kendisi ve kendisini dinleyen çocukları ile hak çizgi, kendisine kulak vermeyen çocukları ile de batıl çizgi başlamış oldu. O günden itibaren başlayan Hak ve Batıl mücadelesi kıyamete kadar devam edecektir. Batıl çizgide olanlar, Allah’a ve Allah’ın gönderdiği peygamberlere isyan ederek kendi başlarına buyruk olmuşlar; nizam, hak, hukuk tanımadıkları için de dünyayı ateşe vermişlerdir. Hâlen de vermeye devam etmektedirler. [/FONT] [FONT=Tahoma]Batıl çizgide yaşayanların en büyük suçlarından biri de kendi menfaatleri uğruna dünyayı ateşe vermeleridir. Dünya sahnesinde cereyan eden savaşlar bunun delilidir. Eski çağlarda cereyan eden savaşlar da, şimdiki savaşlar da batıl çizgide olanların vahşetini göstermektedir. Hak’tan uzaklaşan ve Peygamberlerin davetine kulak vermeyen insanlar insanlıklarını kaybettikleri için birbirleri arasında da vahşetler sergilemişlerdir. Basit sebeplerden dolayı insanlar birbirlerine düşürülmüş, oluk gibi kan akıtılmış, mamur yerler harap edilmiş, çocuklar öksüz ve yetim bırakılmışlardır. Bugün bile aynı durum devam etmektedir. İlahî mesajdan mahrum olan insanlar dünyayı ateşe vermektedirler. [/FONT] [FONT=Tahoma]Her şeyi yerli yerine oturtan yüce dinimiz İslam, savaşa da bir bakış açısı getirmiştir. İslam dinine göre insanlar, kendi istedikleri zaman ve istedikleri gibi savaşamazlar. Yüce Allah, insanların bütün hayatını kuşatacak kanunlar gönderirken savaş bu kanunların dışında kalabilir mi? Elbette kalamaz. Allah’a teslim olan müslümanlar her işlerini olduğu gibi savaşı da İslam’a göre yapmak mecburiyetindedirler. Hz. Peygamber efendimiz, İslam dininin hem tebliğcisi hem de tatbikçisidir. Bu dini en güzel O yaşamıştır; dinin bütün tezahürlerini hayatında göstermiştir. Neyi, nasıl ve ne zaman yapacağımızı biz, sevgili Peygamberimizden öğreniriz. Niçin, ne zaman ve nasıl savaşılacağını da bu Yüce İnsan’dan öğreniyoruz. [/FONT] [FONT=Tahoma]SAVAŞIN GAYESİ [/FONT] [FONT=Tahoma]İslam’dan önceki savaşların gayesi, toprak sahibi olmak, karşı tarafın üzerinde üstünlük kurmak, öç almak, maddî menfaat temin etmek, ırkının ve devletinin üstünlüğünü göstermek, insanları köleleştirmek olarak özetlenebilir. İslam’ı kabul etmeyen toplumlar bugün bile bu basit gayeler uğrunda savaşmaktadırlar. Dinimiz, yukarıda sayılan gayeler uğruna savaşmayı kabul etmemektedir. Yüce dinimize göre savaş ulvî bir gaye uğruna yapılır ki, O’da Allah’ın rızasını kazanmaktır. Yüce Allah, Kur’an’ı Kerimde Peygamberimize hitaben “sana düşen sadece duyurmaktır.”(1) [/FONT] [FONT=Tahoma]“Rasule düşen (vazife), ancak duyurmaktadır.” (2) buyurmaktadır. Kur’an’ı Kerim’de bu mealde en az on âyet-i kerime mevcuttur. [/FONT] [FONT=Tahoma]Bu ayetler gösteriyor ki, Hz. Peygamberin asıl görevi tebliğdir, yani Allah’ın dinini Allah’ın kullarına ulaştırmaktır. İşte bu ulaştırma esnasında problem çıkaranlar veya tebliğe engel olanlar olursa onlarla savaşılır. Kur’an’ı Kerim, onları ve onların olumsuzluğunu “fitne” olarak nitelemekte ve fitnenin ortadan kaldırılmasını emretmektedir. Ayet şöyledir, [/FONT] [FONT=Tahoma]“Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın (inkara) son verirlerse şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını çok iyi bilir.”(3) [/FONT] [FONT=Tahoma]İslam’ın hedefi insanları hürriyete kavuşturmaktır. İnsan hürriyetinin önündeki en büyük engel de zalim idareler ve beşerî rejimlerdir. Bunlar, idareleri altındaki insanların hür bir şekilde İslam ile buluşmasını engellerler. İslam da bunları “fitne” diye nitelendirir ve ortadan kaldırılmasını emreder. Yoksa İslam’daki savaşların gayesi, toprak elde etmek, maddî menfaat temin etmek, intikam almak, insanları öldürmek, kahramanlık naraları atmak veya herhangi bir ırkı ön plana çıkarmak değildir. Yapılan savaşta iki taraftan insanlar ölebilir. Bu insanların hayatlarını kaybetmeleri yeryüzünde fitnenin devam etmesinden daha ehvendir. Çünkü Rabbimiz Kur’an’ı Kerim’de, [/FONT] [FONT=Tahoma]“Fitne adam öldürmekten daha kötüdür.”(4) [/FONT] [FONT=Tahoma]“Fitne adam öldürmekten daha büyük bir günahtır.”(5) buyurmaktadır. [/FONT] [FONT=Tahoma]İslam’da asıl olan sulh ve selamettir. Savaş arızî bir durumdur, geçicidir. Devamlı olan cihattır. Savaş cihadın bir bölümüdür. Cihat devamlı hareket halinde olmak demektir. Allah rızası için, Allah’ın dinini üstün kılma gayretidir. Cihad, kesintisiz bir faaliyettir. Hz. Peygamber Efendimiz [/FONT] [FONT=Tahoma]“Cihad, kıyamete kadar devam eden bir faaliyettir.”(6) buyurmaktadır. [/FONT] [FONT=Tahoma]SAVAŞIN ŞEKLİ [/FONT] [FONT=Tahoma]Basit gayelerle ve dünyalık menfaatlerle savaş çıkarılmasına cevaz vermeyen İslam dini, savaşın cereyan şekline de bir çeki düzen vermiştir. İlahî mesajdan mahrum olanların savaşlarındaki hedef karşı tarafı tamamen imhâ etmek, öldürmek ve yok etmektir. Bunun için de birbirlerine çok acımasız ve ölçüsüz bir şekilde saldırır ve var olan her şeyi yakıp yıkarlar. Tarih bunun şahididir. Cahiliyenin her türlü olumsuzluğunu ayaklar altına alan sevgili Peygamberimiz savaştaki taşkınlıkları ve hırçınlıkları ortadan kaldırmıştır. Çünkü O’nun maksadı insanları imhâ etmek, öldürmek değil; ihyâ etmekti, diriltmekti. Öyle de yaptı. Çok güzel taktikler kullanarak her iki tarafın en az zararla savaştan çıkmasını sağladı. Savaştan sonra da düşman tarafının dostluğunu kazanarak onlara İslam’ı kabul ettirdi. Dünya böyle bir başarıyı ve insanlığı Hz. Peygamber ile tanıdı. Bugün kendisi ile savaştığı insanlar yarın O’nun huzuruna gelip İslam’ı kabul ettiler. Savaştığı insanlar bile O’nun ne derece yüce bir Peygamber olduğunu anladılar da bugünkü diplomalı İslam düşmanları anlayamadı. [/FONT] [FONT=Tahoma]SİVİLLERİN KORUNMASI [/FONT] [FONT=Tahoma]Hz. Peygamberin savaşlarını diğerlerinden ayıran en bariz özellik sivillerin korunması meselesidir. Sevgili Peygamberimiz katıldığı savaşlarda hem dost birliklerin hem de düşman birliklerin sivillerinin korunmasına ve bir de savaşta az zayiat verilmesine çok önem vermiş ve bunu başarmıştır. Katıldığı otuza yakın savaştan dolayı dost birliklerden yüzelli insan şehit olmuş. İki yüz elli insan da düşman safında hayatını kaybetmiştir. Yani tüm zayiat dörtyüz insandır. Kureyza oğulları savaşında öldürülenler bu sayının dışındadır, çünkü onlar kendi kitapları Tevrat’ın hükmüne göre öldürülmüşlerdir. [/FONT] [FONT=Tahoma]Sevgili Peygamberimiz vefat ederken Arap yarımadası hemen hemen İslam’a kazandırılmıştı. Bugün birileri Arap yarımadasını almak istese acaba ne kadar insan ölür. Şu anda cereyan eden savaşlara bakın ve cevabınızı verin. Sevgili Peygamberimiz bunu nasıl başarıyordu? Şimdi ona bakalım. [/FONT] [FONT=Tahoma]Hz. Peygamber, İslam’ın önünde engel olan ve kendileri ile savaşmak durumunda kaldığı kimselere düşman gözüyle bakmıyordu. Onlar, ümmet-i davet, yani kazanılacak topluluk gözüyle bakıyordu. Bu sebepten dolayı da onları yok etmek, yerlerini ve yurtlarını yıkmak istemiyordu. Savaştan önce ashabına şöyle emir veriyordu; [/FONT] [FONT=Tahoma]“Düşmanla karşılaştığınızda onları sıra ile şu üç şeyden birini kabul etmeye davet edin. [/FONT][FONT=Tahoma]Hangisini kabul ederlerse siz de onu kabul edin. [/FONT] [FONT=Tahoma]1- Onları müslüman olmaya davet edin. [/FONT] [FONT=Tahoma]2- Kabul etmezlerse, cizye teklif edin. (Yani vergilerini vermek şartıyla İslam devleti bünyesinde vatandaş olarak yaşamalarını kabul edin). [/FONT] [FONT=Tahoma]3- Bunu da kabul etmezlerse, onlarla savaşın.” (7) [/FONT] [FONT=Tahoma]Görüldüğü gibi savaş en son çare olarak zikredilmiştir. Düşman, savaşı kabul ettiği takdirde onunla nasıl savaşılacağını da yüce Allah şu emirleriyle öğretmektedir; [/FONT] [FONT=Tahoma]“Sizinle savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın, aşırı gitmeyin. Şüphesiz Allah aşırı gidenleri sevmez.”([/FONT] [FONT=Tahoma]Aşırı gitmemenin nasıl olduğunu da Hz. Peygamber şu emirleri ile öğretmektedir; [/FONT] [FONT=Tahoma]“Yüce Allah, her hususta iyilik ve güzellikle hareket etmenizi emretmektedir. O halde öldürürken bile en iyi tarzınızla öldürünüz.” (9) [/FONT] [FONT=Tahoma]“Zülüm yapmayın, savaşta öldürdüğünüz insanların burnunu, kulağını (ve diğer organlarını) kesmeyin. Çocukları öldürmeyin.”(10) [/FONT] [FONT=Tahoma]“Allah’ın adı ile yola çıkın, Allah’ın adına Allah’ın dini için savaşın. Yaşlı insanları öldürmeyin.”(11) [/FONT] [FONT=Tahoma]“Çocukları ve manastır ehlini (din adamlarını) öldürmeyin.” (12) [/FONT] [FONT=Tahoma]“(Savaşta geri hizmette bulunan) işçi ve hizmetçileri öldürmeyin.”(13) [/FONT] [FONT=Tahoma]“Bu emirlerin sahibi olan Hz. Peygamber kadınların ve çocukların öldürülmemeleri için vurgu yapmıştır.”(14) [/FONT] [FONT=Tahoma]Çünkü, kadın anadır; çocuk da istikbaldir, gelecektir. Hz. Peygamber, düşmanının ocağının söndürülmesi ve geleceğinin karartılmasını istemeyen bir önderdir. [/FONT] [FONT=Tahoma]Görüldüğü gibi Hz. Peygamber Efendimiz, insanlığı imhâ etmek için değil, ihyâ etmek için savaşıyor ve ashabına da bunu öğretiyordu. Onlar bu savaşlarla zalimleri yok etti, mazlumları dirilttiler. Beşerî sultaları yıktı, Allah’ın dinini hakim kıldılar. Sevgili Peygamberimiz hadis-i şeriflerinde, [/FONT] [FONT=Tahoma]“Ben Rahmet peygamberiyim, ben savaş peygamberiyim”(15) buyurmaktadır. [/FONT] [FONT=Tahoma]Biz de onun uygulamalarından savaşlarında bile insanlara nasıl rahmet saçtığını öğrenmekteyiz. Bu rahmet peygamberinin getirdiği mesaja bugünün dünyasının ve bugünün insanlığının ne kadar muhtaç olduğu açıktır. Bu mesajı bu dünyaya ulaştıracak insanlar bizleriz. Biz tembel tembel oturur ve cihadı terk edersek, bu dünyada haksız yere öldürülen her insanın vebali, akıtılan her kanın hesabı, mazlumların yakılan evlerinin vebali bizden sorulur. Sorumluluğun farkında olup gece gündüz çalışanları tebrik ediyoruz. [/FONT] [FONT=Tahoma]*Atatürk Üniv. İlahiyat Fak. Öğretim Üyesi [/FONT] [FONT=Tahoma]2- Maide, 99 [/FONT] [FONT=Tahoma]3- Enfal, 39 [/FONT] [FONT=Tahoma]4- Bakara, 191 [/FONT] [FONT=Tahoma]5- Bakara, 217 [/FONT] [FONT=Tahoma]6- Ebu Davud, Cihad, 35 [/FONT] [FONT=Tahoma]7- Müslim, Cihad, 3 [/FONT] [FONT=Tahoma]8- Bakara, 190 [/FONT] [FONT=Tahoma]9- Müslim, Sayd, 57 [/FONT] [FONT=Tahoma]10- Müslim, Cihad, 3 [/FONT] [FONT=Tahoma]11- Ebu ,Davud, Cihad, 90 [/FONT] [FONT=Tahoma]12- Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1, 300. [/FONT] [FONT=Tahoma]13- Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3. 413. [/FONT] [FONT=Tahoma]14- Buhari, Cihad, 146. [/FONT] [FONT=Tahoma]Kaynak: Ilkadim dergisi[/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimiz İçin
Hz. Peygamber ve savaş
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst