Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Hz. Peygamber'in Eğitim(ciliğ)ini Güncellemek
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kasif1" data-source="post: 308959" data-attributes="member: 1008778"><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px">Hz. Peygamber'in Eğitim(ciliğ)ini Güncellemek</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"> Bilindiği gibi Başkanlığımız, indirilişinin bindörtyüzüncü yılı münasebetiyle 2010 yılını “Kur’an Yılı” ilan etti. Bu vesileyle insanımızın, Kur’an’la ilgisini daha da yoğunlaştırıp geliştirmesi, onu anlama yolunda daha fazla mesafe alması umulmaktadır. Kur’an denilince de hemen Hz. Peygamber (s.a.s.)’i hatırlamamak mümkün değildir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"><strong> Kur’an Hz. Peygambersiz düşünülebilir mi?</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"><strong></strong>Hiç şüphesiz, Kur’an’ı, Hz. Peygambersiz düşünemeyiz. Hz. Peygamber (s.a.s.)’i anlamadan/tanımadan Kur’an’ı tanımak mümkün değildir. Onu ne kadar iyi tanırsak/anlarsak Kur’an’ı o kadar iyi anlayabiliriz. Varlığı/varoluşu anlamlandırmada çok önemli bir işleve sahip olan vahyi anlam(landırm)ada Hz. Peygamber (s.a.s.) kilit konuma sahiptir. Onu tanımadan, namazın nasıl kılınacağını bile bilemeyiz. Onun için M. Akif’in dediği gibi Hz. Peygamber’e bütün bir beşeriyet borçludur. O, insanlık için büyük bir lütuftur: “Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, kendilerini arındıran, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermek suretiyle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur.” (Âl-i İmran,164)Kur’an’ı anlama bağlamında çok önemli bir konumda olan “Hz. Peygamber’i doğru tanıma/anlama” işi, ciddi bir mesele olarak karşımızda durmaktadır. Birbirinden çok farklı, âdeta birbirini nakzeden Hz. Peygamber tasvirleri, sorunun ciddiyetini ortaya koymaktadır. Hz. Peygamber’i tanıma çerçevesinde çok önemli bir boyut da onun eğitim(ciliğ)idir. Müslümanların dindarlıklarının gereği olarak onu örnek edinmesi (Ahzab, 21), eğitim konusunda da söz konusudur. Onu tanımadan örnek/model edinmek mümkün değildir.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"> <strong>Hz. Peygamber’in görevi</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"><strong></strong>Kur'an’a göre Hz. Peygamber, sadece “tebliğ” göreviyle yükümlüdür: “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirilenleri tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. (Maide, 67) ”Ey Muhammed! “Sana yalnız tebliğ etmek düşer.” (Âl-i İmran, 20; Ra’d, 40; Nahl, 82) “Peygamberin görevi, sadece tebliğ etmektir.” (Maide, 99; Nahl, 35; Nur, 54; Ankebut, 18; Teğabun, 12) Terim olarak tebliğ, peygamberin, Allah’tan aldığı mesajları aynen insanlara ulaştırmasıdır. Bu, her peygamberin vazgeçilmez niteliklerinden biridir. Ulaştırmaya konu olan/ulaştırılan şey, bir bilgi, bir haber, bir mesaj ise o zaman eğitim/öğretim söz konusudur. Nitekim, tebliğ kelimesine bazı sözlükler öğretmek anlamını da vermişlerdir. (Mesela bk. Komisyon, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Büyük Lügat, Tebliğ md.) Tabii ki tebliğ, bir mesajın birtakım ifade kalıplarına dökülerek muhataba rasgele duyurulması demek değildir. Bir mesaj/bir bilgi, eğer muhatap tarafından doğru anlaşılmış, doğru kavranmış ise ona ulaşmış demektir. “Doğru anlaşılması”ndan maksat, kaynak kişinin anladığı anlamın aynısını, alıcı kişinin anlamasıdır. İletilmesi düşünülen mesajın anlamı, kaynakla alıcı arasında ortak kılınmamışsa, o ulaştırılamamış demektir. Kısacası, kaynak kişi ile alıcı arasında iletişim sağlanmadıkça “tebliğ” gerçekleşmiş olmaz. Şu halde tebliğ, bir iletişimdir, diyebiliriz.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"><strong> Tebliğ-eğitim ilişkisi</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"> Meseleye böyle yaklaşınca tebliğin, bir eğitim-öğretim işi olduğu gerçeğiyle karşılaşırız. Zira eğitim-öğretim etkinliği, bir iletişim işidir. Eğitim-öğretim süreci, kaynak (öğretmen-eğitimci) ile alıcı (öğrenci) arasında iletişimin gerçekleştirilmesi sürecinden ibarettir. (Bk. Küçükahmet, 1986: 13.; Alkan, 1979: 32-3.)Kaldı ki, Kur'an, sadece “tebliğ” etmekle yükümlü bulunduğunu bildirdiği peygamberi, “öğretici ve eğitici” olarak nitelendirmekte; onun yaptığı işin, bir öğretim ve eğitim faaliyeti olduğunu açıkça ortaya koymaktadır: “Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size Kitab’ı ve hikmeti öğreten, size bilmediklerinizi öğreten bir rasul gönderdik.” (Bakara, 151) “O (Allah), ümmîlerin arasından kendilerine ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir.” (Cuma, 2; Ayrıca bk. Bakara, 129; Âl-i İmran, 164)Ayrıca, birçok ayette, peygamberin, “doğru yolu gösteren bir rehber” olduğu (Şûra, 52) vurgulanıyor; Allah’a, Allah’ın yoluna davet ettiği, aydınlatıcı olduğu belirtiliyor. (Bk. Ahzab, 45-6) Birçok ayette de onun, “bir uyarıcı, hatırlatıcı, dikkat çekici” olarak takdim edildiğini görüyoruz: “Hatırlat, uyar! Gerçekten hatırlatmak müminlere fayda verir.” (Zariyat, 55)Bütün bunlar, eğitim-öğretim faaliyetinin içindeki işlerdir ve bu nitelikler, bir eğiticinin, bir öğreticinin nitelikleridir. Dolayısıyla bütün bu anlamdaki ayetler, peygamberin tebliğ görevinin, tamamen bir eğitim-öğretim görevi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ayetleri açıklama, inzar etme, tebşir etme, örnek olma gibi bütün yaptıkları, aslında tebliğin dışında işler/görevler değil; tam aksine tebliğin kapsamı içinde yer alan işlerdir. Kaldı ki Hz. Peygamber (s.a.s.)’in bizzat kendisi de vurgulu bir ifadeyle, “Ben, ancak ve ancak muallim olarak gönderildim.” (İbn Mace, Mukaddime, 17, No: 229; Ayrıca bk. Muslim, Talak, 4) buyurarak bu temel görev ve niteliğini açıkça belirtmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.), tebliğ görevini, tamamen bir eğitim-öğretim faaliyeti olarak gerçekleştirmiştir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"><strong> Hz. Peygamber’i eğitimde örnek edinme</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px">Bugün din eğitimi faaliyetini yürütenler, yani İslam’ın öğretisi doğrultusunda bireylerde davranış değişikliği sağlama sürecini düzenlemeye çalışanlar, Hz. Peygamber’i elbette örnek almak durumundadırlar. Dikkat edilirse, onun eğitimciliğini taklit etmekten değil de örnek almaktan söz ediyoruz. Onun eğitime ilişkin söz ve uygulamalarını doğru anlam(landırm)adan örnek almak mümkün değildir. Bunun için şöyle iki yönlü bir yolculuk ve bu yolculukla birlikte hem tarihe hem de günümüze ilişkin fikrî ve ilmî bir çaba içine girmek gerekmektedir:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"><strong> Hz. Peygamber dönemine yolculuk</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px">Önce Peygamber Efendimiz’in yaşadığı döneme gitmek gerekir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in, içinde yaşadığı fizikî ve sosyal çevreyi ve o çevrenin bütünlüğü içinde onun hayatını tanıma, onun hayatının bütünlüğü içinde eğitim-öğretime ilişkin söz ve uygulamalarını anlamlandırmak suretiyle kavrama, ön şarttır. Bu anlama/kavrama, Hz. Peygamber’e ait olduğundan emin olunan söz, tutum ve davranışların, kendi bağlamları içinde ne anlama geldiklerini, insanlara vermek istediği asıl mesajın ne olduğunu fark etmeyi içermektedir. Böyle bir anlamlandırma, onların ne kadarının, hangi kısımlarının, kültürel/yöresel/dönemsel/konjonktürel olduğunu ve ne kadarının, hangi kısımlarının da zaman aşımına uğraması mümkün olmayan kalıcı öz veya o öze ilişkin olduğunu ayırma imkânı da sağlayacaktır.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"> <strong>Geleneği tanıma</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"><strong></strong>Bu yapıldıktan sonra tekrar günümüze doğru yolculuğa çıkılacaktır. Günümüze doğru yolculukta, on beş asırlık geleneği tanıma çalışmaları yapmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu süreçte, çok farklı dönem ve yörelerde yaşamış olan Müslümanların, Hz. Peygamber’in eğitime ilişkin söz ve uygulamalarını nasıl anlayıp yorumladıkları, onları uygulamaya nasıl yansıttıkları tespit edilecektir. Bu tespitlerden hareketle, dönemden döneme, yöreden yöreye farklılıklar arz eden bu geleneği kendi şartları içinde sorgulayıp anlamlandırmak ve Hz. Peygamber’in sünnetine ve Kur’an’a uygunluğunu irdelemek gerekmektedir. Geleneksel birikimin, sünnetle ne kadar uyum içinde olduğu hususu, ciddiyetle sorgulanmalıdır. Burada merhum Canan Hoca’nın şu tespitiyle yetinelim: “Klasik kitaplarımızda tedvin edilen İslam ahlakı ile sünnetin âmir olduğu İslam ahlakı her noktada birbirinin tamamen aynı değildir. Menşeini bir kısım hikemiyattan, etibba sözlerinden, durûb-ı emsalden, müneccimlikten, ferdî anlayış ve izahlardan, bir devrin görüşünü aksettiren vecizelerden, daha fenası mevzu olduğu kabul edilen hadislerden alan meseleler, çoğu kere, “hadis” olarak, bazen da “âdâbtan” olarak çeşitli kitaplara girmişlerdir.” (Canan, 1984:13) Söz gelimi, hadis olarak rivayet edilen “Kadınlara yazı yazmayı öğretmeyin...” sözü gelenek içinde öylesine benimsenmiş ki asırlarca kız çocuklarının/kadınların eğitimi konusunda Müslümanların tutum ve davranışlarını belirleyici rol oynamıştır. (Bu sözün eleştirel değerlendirmesi için bk. Canan, age., 351-59)</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"><strong>Günümüze uyarlama</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px">Geleneksel birikim bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilip anlamlandırıldıktan sonra günümüze gelinecektir. Çağımızın şartları ve imkânları çok iyi tanındıktan sonra bu şart ve imkânlar çerçevesinde, Hz. Peygamber’in o söz ve davranışlarının içerdiği özün/asıl mesajın açılımının nasıl yapılacağı, nasıl somutlaştırılıp güncelleştirileceği hususu üzerinde çalışılacaktır. O kutlu sözler, bugünün insanı için ne demektedir? Kutlu Peygamber’in o söz, tutum ve davranışlarıyla dile getirilmeye çalışılan hakikatlar/her çağın insanına hitap eden mesajlar, bugün nasıl formatlanabilir, hangi davranış kalıplarıyla ortaya konabilir? Bu ve benzeri sorular sorulup güncel cevapları bulunacaktır. Hz. Peygamber’in eğitim(ciliğ)ini güncellemeye çalışırken sünnetin ve Kur’an’ın bütünlüğü yanında bunların anlaşılması amacıyla oluşmuş geleneksel birikim göz ardı edilmeyeceği gibi çağdaş bağlamı iyi tanımak ve çağdaş bilimsel verilerden yararlanmak da kaçınılmazdır. İnsanın eğitimi söz konusu olduğundan dolayı, özellikle insan bilimlerinden ve bunların içinde öncelikle psikoloji ve eğitim bilimlerinden yararlanmak şarttır. Çünkü bunlardan yararlanarak Hz. Peygamber’in mesajı tahlil edilip ayrıntılandırabilir, günlük hayatla irtibatlandırarak uygulanabilir hale getirebiliriz.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"><strong>Örnek edinme, fikrî ve ilmî çabayı gerektirir</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px">Görüldüğü gibi Hz. Peygamber’in eğitim(ciliğ)ini örnek edinme işi, oldukça yoğun ve nitelikli bir ilmî ve fikrî çabayı gerektirmektedir. Zira son tahlilde, hemen yanıbaşımızda olmayan, tarihe mal olmuş bir peygamberin hayatı, sözleri, tutum ve davranışları söz konusudur. Ayrıca, onlara ilişkin, her dönemde ve her yöredeki Müslümanların kendi kültürel birikimlerinin ve kendilerini kuşatan şartların elverdiği ölçüde ortaya koydukları yorumlar ve uygulamalar var ve bunlar da tarihe mal olmuşlar. Bunları anlam(landırm)ak ve sonra onları günümüz insanının hayatıyla ilişkilendirerek bütünleştirmek suretiyle kullanılabilir hale getirmek, eğitsel sorunlara yaklaşımda Hz. Peygamber’i günümüz insanının model almasının yolunu açmak ciddi bir çaba gerektirmektedir. Gelecek yazıda örnekler üzerinden konuya devam edeceğiz. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"><em>KAYNAKLAR</em></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"><em>ALKAN Cevat, Eğitim Ortamları Ankara, 1979.</em></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"><em>CANAN İbrahim, Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye, 3. bs., Cihan yay. İstanbul, 1984.</em></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"><em>KÜÇÜKAHMET Leyla, Öğretim İlke ve Yöntemleri, 2. bs., Ankara, 1986.</em></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"><strong>Prof. Dr. M. Şevki Aydın</strong> </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 15px"><strong>Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı</strong> </span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kasif1, post: 308959, member: 1008778"] [FONT=comic sans ms][COLOR=#000000][SIZE=4]Hz. Peygamber'in Eğitim(ciliğ)ini Güncellemek Bilindiği gibi Başkanlığımız, indirilişinin bindörtyüzüncü yılı münasebetiyle 2010 yılını “Kur’an Yılı” ilan etti. Bu vesileyle insanımızın, Kur’an’la ilgisini daha da yoğunlaştırıp geliştirmesi, onu anlama yolunda daha fazla mesafe alması umulmaktadır. Kur’an denilince de hemen Hz. Peygamber (s.a.s.)’i hatırlamamak mümkün değildir. [B] Kur’an Hz. Peygambersiz düşünülebilir mi? [/B]Hiç şüphesiz, Kur’an’ı, Hz. Peygambersiz düşünemeyiz. Hz. Peygamber (s.a.s.)’i anlamadan/tanımadan Kur’an’ı tanımak mümkün değildir. Onu ne kadar iyi tanırsak/anlarsak Kur’an’ı o kadar iyi anlayabiliriz. Varlığı/varoluşu anlamlandırmada çok önemli bir işleve sahip olan vahyi anlam(landırm)ada Hz. Peygamber (s.a.s.) kilit konuma sahiptir. Onu tanımadan, namazın nasıl kılınacağını bile bilemeyiz. Onun için M. Akif’in dediği gibi Hz. Peygamber’e bütün bir beşeriyet borçludur. O, insanlık için büyük bir lütuftur: “Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, kendilerini arındıran, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermek suretiyle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur.” (Âl-i İmran,164)Kur’an’ı anlama bağlamında çok önemli bir konumda olan “Hz. Peygamber’i doğru tanıma/anlama” işi, ciddi bir mesele olarak karşımızda durmaktadır. Birbirinden çok farklı, âdeta birbirini nakzeden Hz. Peygamber tasvirleri, sorunun ciddiyetini ortaya koymaktadır. Hz. Peygamber’i tanıma çerçevesinde çok önemli bir boyut da onun eğitim(ciliğ)idir. Müslümanların dindarlıklarının gereği olarak onu örnek edinmesi (Ahzab, 21), eğitim konusunda da söz konusudur. Onu tanımadan örnek/model edinmek mümkün değildir. [B]Hz. Peygamber’in görevi [/B]Kur'an’a göre Hz. Peygamber, sadece “tebliğ” göreviyle yükümlüdür: “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirilenleri tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. (Maide, 67) ”Ey Muhammed! “Sana yalnız tebliğ etmek düşer.” (Âl-i İmran, 20; Ra’d, 40; Nahl, 82) “Peygamberin görevi, sadece tebliğ etmektir.” (Maide, 99; Nahl, 35; Nur, 54; Ankebut, 18; Teğabun, 12) Terim olarak tebliğ, peygamberin, Allah’tan aldığı mesajları aynen insanlara ulaştırmasıdır. Bu, her peygamberin vazgeçilmez niteliklerinden biridir. Ulaştırmaya konu olan/ulaştırılan şey, bir bilgi, bir haber, bir mesaj ise o zaman eğitim/öğretim söz konusudur. Nitekim, tebliğ kelimesine bazı sözlükler öğretmek anlamını da vermişlerdir. (Mesela bk. Komisyon, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Büyük Lügat, Tebliğ md.) Tabii ki tebliğ, bir mesajın birtakım ifade kalıplarına dökülerek muhataba rasgele duyurulması demek değildir. Bir mesaj/bir bilgi, eğer muhatap tarafından doğru anlaşılmış, doğru kavranmış ise ona ulaşmış demektir. “Doğru anlaşılması”ndan maksat, kaynak kişinin anladığı anlamın aynısını, alıcı kişinin anlamasıdır. İletilmesi düşünülen mesajın anlamı, kaynakla alıcı arasında ortak kılınmamışsa, o ulaştırılamamış demektir. Kısacası, kaynak kişi ile alıcı arasında iletişim sağlanmadıkça “tebliğ” gerçekleşmiş olmaz. Şu halde tebliğ, bir iletişimdir, diyebiliriz. [B] Tebliğ-eğitim ilişkisi[/B] Meseleye böyle yaklaşınca tebliğin, bir eğitim-öğretim işi olduğu gerçeğiyle karşılaşırız. Zira eğitim-öğretim etkinliği, bir iletişim işidir. Eğitim-öğretim süreci, kaynak (öğretmen-eğitimci) ile alıcı (öğrenci) arasında iletişimin gerçekleştirilmesi sürecinden ibarettir. (Bk. Küçükahmet, 1986: 13.; Alkan, 1979: 32-3.)Kaldı ki, Kur'an, sadece “tebliğ” etmekle yükümlü bulunduğunu bildirdiği peygamberi, “öğretici ve eğitici” olarak nitelendirmekte; onun yaptığı işin, bir öğretim ve eğitim faaliyeti olduğunu açıkça ortaya koymaktadır: “Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size Kitab’ı ve hikmeti öğreten, size bilmediklerinizi öğreten bir rasul gönderdik.” (Bakara, 151) “O (Allah), ümmîlerin arasından kendilerine ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir.” (Cuma, 2; Ayrıca bk. Bakara, 129; Âl-i İmran, 164)Ayrıca, birçok ayette, peygamberin, “doğru yolu gösteren bir rehber” olduğu (Şûra, 52) vurgulanıyor; Allah’a, Allah’ın yoluna davet ettiği, aydınlatıcı olduğu belirtiliyor. (Bk. Ahzab, 45-6) Birçok ayette de onun, “bir uyarıcı, hatırlatıcı, dikkat çekici” olarak takdim edildiğini görüyoruz: “Hatırlat, uyar! Gerçekten hatırlatmak müminlere fayda verir.” (Zariyat, 55)Bütün bunlar, eğitim-öğretim faaliyetinin içindeki işlerdir ve bu nitelikler, bir eğiticinin, bir öğreticinin nitelikleridir. Dolayısıyla bütün bu anlamdaki ayetler, peygamberin tebliğ görevinin, tamamen bir eğitim-öğretim görevi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ayetleri açıklama, inzar etme, tebşir etme, örnek olma gibi bütün yaptıkları, aslında tebliğin dışında işler/görevler değil; tam aksine tebliğin kapsamı içinde yer alan işlerdir. Kaldı ki Hz. Peygamber (s.a.s.)’in bizzat kendisi de vurgulu bir ifadeyle, “Ben, ancak ve ancak muallim olarak gönderildim.” (İbn Mace, Mukaddime, 17, No: 229; Ayrıca bk. Muslim, Talak, 4) buyurarak bu temel görev ve niteliğini açıkça belirtmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.), tebliğ görevini, tamamen bir eğitim-öğretim faaliyeti olarak gerçekleştirmiştir. [B] Hz. Peygamber’i eğitimde örnek edinme[/B] Bugün din eğitimi faaliyetini yürütenler, yani İslam’ın öğretisi doğrultusunda bireylerde davranış değişikliği sağlama sürecini düzenlemeye çalışanlar, Hz. Peygamber’i elbette örnek almak durumundadırlar. Dikkat edilirse, onun eğitimciliğini taklit etmekten değil de örnek almaktan söz ediyoruz. Onun eğitime ilişkin söz ve uygulamalarını doğru anlam(landırm)adan örnek almak mümkün değildir. Bunun için şöyle iki yönlü bir yolculuk ve bu yolculukla birlikte hem tarihe hem de günümüze ilişkin fikrî ve ilmî bir çaba içine girmek gerekmektedir: [B] Hz. Peygamber dönemine yolculuk[/B] Önce Peygamber Efendimiz’in yaşadığı döneme gitmek gerekir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in, içinde yaşadığı fizikî ve sosyal çevreyi ve o çevrenin bütünlüğü içinde onun hayatını tanıma, onun hayatının bütünlüğü içinde eğitim-öğretime ilişkin söz ve uygulamalarını anlamlandırmak suretiyle kavrama, ön şarttır. Bu anlama/kavrama, Hz. Peygamber’e ait olduğundan emin olunan söz, tutum ve davranışların, kendi bağlamları içinde ne anlama geldiklerini, insanlara vermek istediği asıl mesajın ne olduğunu fark etmeyi içermektedir. Böyle bir anlamlandırma, onların ne kadarının, hangi kısımlarının, kültürel/yöresel/dönemsel/konjonktürel olduğunu ve ne kadarının, hangi kısımlarının da zaman aşımına uğraması mümkün olmayan kalıcı öz veya o öze ilişkin olduğunu ayırma imkânı da sağlayacaktır. [B]Geleneği tanıma [/B]Bu yapıldıktan sonra tekrar günümüze doğru yolculuğa çıkılacaktır. Günümüze doğru yolculukta, on beş asırlık geleneği tanıma çalışmaları yapmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu süreçte, çok farklı dönem ve yörelerde yaşamış olan Müslümanların, Hz. Peygamber’in eğitime ilişkin söz ve uygulamalarını nasıl anlayıp yorumladıkları, onları uygulamaya nasıl yansıttıkları tespit edilecektir. Bu tespitlerden hareketle, dönemden döneme, yöreden yöreye farklılıklar arz eden bu geleneği kendi şartları içinde sorgulayıp anlamlandırmak ve Hz. Peygamber’in sünnetine ve Kur’an’a uygunluğunu irdelemek gerekmektedir. Geleneksel birikimin, sünnetle ne kadar uyum içinde olduğu hususu, ciddiyetle sorgulanmalıdır. Burada merhum Canan Hoca’nın şu tespitiyle yetinelim: “Klasik kitaplarımızda tedvin edilen İslam ahlakı ile sünnetin âmir olduğu İslam ahlakı her noktada birbirinin tamamen aynı değildir. Menşeini bir kısım hikemiyattan, etibba sözlerinden, durûb-ı emsalden, müneccimlikten, ferdî anlayış ve izahlardan, bir devrin görüşünü aksettiren vecizelerden, daha fenası mevzu olduğu kabul edilen hadislerden alan meseleler, çoğu kere, “hadis” olarak, bazen da “âdâbtan” olarak çeşitli kitaplara girmişlerdir.” (Canan, 1984:13) Söz gelimi, hadis olarak rivayet edilen “Kadınlara yazı yazmayı öğretmeyin...” sözü gelenek içinde öylesine benimsenmiş ki asırlarca kız çocuklarının/kadınların eğitimi konusunda Müslümanların tutum ve davranışlarını belirleyici rol oynamıştır. (Bu sözün eleştirel değerlendirmesi için bk. Canan, age., 351-59) [B]Günümüze uyarlama[/B] Geleneksel birikim bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilip anlamlandırıldıktan sonra günümüze gelinecektir. Çağımızın şartları ve imkânları çok iyi tanındıktan sonra bu şart ve imkânlar çerçevesinde, Hz. Peygamber’in o söz ve davranışlarının içerdiği özün/asıl mesajın açılımının nasıl yapılacağı, nasıl somutlaştırılıp güncelleştirileceği hususu üzerinde çalışılacaktır. O kutlu sözler, bugünün insanı için ne demektedir? Kutlu Peygamber’in o söz, tutum ve davranışlarıyla dile getirilmeye çalışılan hakikatlar/her çağın insanına hitap eden mesajlar, bugün nasıl formatlanabilir, hangi davranış kalıplarıyla ortaya konabilir? Bu ve benzeri sorular sorulup güncel cevapları bulunacaktır. Hz. Peygamber’in eğitim(ciliğ)ini güncellemeye çalışırken sünnetin ve Kur’an’ın bütünlüğü yanında bunların anlaşılması amacıyla oluşmuş geleneksel birikim göz ardı edilmeyeceği gibi çağdaş bağlamı iyi tanımak ve çağdaş bilimsel verilerden yararlanmak da kaçınılmazdır. İnsanın eğitimi söz konusu olduğundan dolayı, özellikle insan bilimlerinden ve bunların içinde öncelikle psikoloji ve eğitim bilimlerinden yararlanmak şarttır. Çünkü bunlardan yararlanarak Hz. Peygamber’in mesajı tahlil edilip ayrıntılandırabilir, günlük hayatla irtibatlandırarak uygulanabilir hale getirebiliriz. [B]Örnek edinme, fikrî ve ilmî çabayı gerektirir[/B] Görüldüğü gibi Hz. Peygamber’in eğitim(ciliğ)ini örnek edinme işi, oldukça yoğun ve nitelikli bir ilmî ve fikrî çabayı gerektirmektedir. Zira son tahlilde, hemen yanıbaşımızda olmayan, tarihe mal olmuş bir peygamberin hayatı, sözleri, tutum ve davranışları söz konusudur. Ayrıca, onlara ilişkin, her dönemde ve her yöredeki Müslümanların kendi kültürel birikimlerinin ve kendilerini kuşatan şartların elverdiği ölçüde ortaya koydukları yorumlar ve uygulamalar var ve bunlar da tarihe mal olmuşlar. Bunları anlam(landırm)ak ve sonra onları günümüz insanının hayatıyla ilişkilendirerek bütünleştirmek suretiyle kullanılabilir hale getirmek, eğitsel sorunlara yaklaşımda Hz. Peygamber’i günümüz insanının model almasının yolunu açmak ciddi bir çaba gerektirmektedir. Gelecek yazıda örnekler üzerinden konuya devam edeceğiz. [I]KAYNAKLAR ALKAN Cevat, Eğitim Ortamları Ankara, 1979. CANAN İbrahim, Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye, 3. bs., Cihan yay. İstanbul, 1984. KÜÇÜKAHMET Leyla, Öğretim İlke ve Yöntemleri, 2. bs., Ankara, 1986.[/I] [B]Prof. Dr. M. Şevki Aydın[/B] [B]Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı[/B] [/SIZE][/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Hz. Peygamber'in Eğitim(ciliğ)ini Güncellemek
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst