Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Hz. Peygamber'in Gerçekleştirdiği Toplum Yapısı ve Özellikleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Tövbekar1" data-source="post: 114367" data-attributes="member: 8506"><p><strong>B. Siyasi Özellikler:</strong> </p><p><strong>1. Güven Duygusu: </strong>Hz. Peygamber'in Medine'de takip ettiği siyasetin sonucu kurduğu devlet, doğabilecek problemleri çözebilecek güçte idi. Mescidin inşası, kardeşliğin tesisi (Muahat) önce Müslümanlar arasında yakınlaşmayı, muhabbet, sevgi, yardımlaşmayı ve güveni sağlayan önemli birer adım olmuştur. Ayrıca Medine'de meydana getirilen siyasi yapı, devlet halk ilişkisini ve karşılıklı güveni sağlamış; toplumdaki Yahudi, müşrik ve münafık unsurlar Müslümanlar arasındaki yakınlaşmayı, birlik ve beraberliği bozamamıştır. Yine Rasûlullah'ın Medine'deki Müslümanları ve diğer insanları içine alarak yaptığı anayasa (anlaşma - Medine sözleşmesi) müslim ve gayr-i müslim arasındaki güven duygusunu kuvvetlendirmiştir. Medine devlet başkanı sıfatıyla Rasûlullah da müslim ve gayr-i müslim halka anayasa çerçevesinde hak, adalet ve eşitlik ilkesine göre hareket etmiştir. Ancak gelişen olaylar dikkate alındığında Medine devletinin oluşturduğu güvene rağmen Yahudi ve münafıklar Müslümanlara ve devlete karşı tavır almışlar, topluma fitne ve fesat tohumları saçmışlar, fakat yaptıkları bu ihanetler toplumda kendilerinin sonunu hazırlamıştır. </p><p>Şu bir gerçektir ki; Rasûlullah toplumun lideri olarak alacağı kararlarda halkı devre dışı bırakmamış, istişareyi ön plana almış, alacağı kararlarda şahsını, ailesini ve çevresini değil, toplumun ve devletin menfaatlerini dikkate almıştır. Külfette ilk, nimette son sırayı alan Rasûlullah, toplum menfaatlerini önde tutmuştur. Nitekim Rasûlullah'ın toplumun lideri olarak bu şekilde davranışı toplumda huzur ve güven ortamının oluşmasını sağlamıştır. </p><p><strong>2. Asabiyete Rağbet Edilmemesi: </strong>Hz. Peygamber risaletinin ilk günlerinden itibaren, cahiliye döneminde var olan asabiyet duygusu yerine <em>"din kardeş!iği"</em> yerleştirmiş, Medine sözleşmesi ile ırkı, dili ve dini ne olursa olsun <em>"bir arada yaşama"</em> formülünü uygulamaya koymuştur.Rasûlullah toplumda asabiyeti törpülerken insanların kavmiyetçilikle ilgili problemlerini tamamen göz ardı etmemiş, Ensar ve Muhacirler arasında denge kurmuş, önce bu iki grup arasında asabiyetin yerine din kardeşliğini yerleştirmeye çalışmıştır. </p><p><strong>3. İdarecilerin Tayininde Gösterilen Hassasiyet: </strong>Hz. Peygamber döneminde tayin edilen idareciler, alçak gönüllü, yumuşak huylu, merhametli, bütün gayretini insanlara sarf eden, ehliyet ve liyakat sahibi idiler, idareciler Kur'ân ve sünnete uymayı prensip edinen, toplumun ve devletin birlik ve beraberliğini, ferdin huzurunu temin eden, fitne ve fesada alet olmayan kimselerden seçilirdi. Rasûlullah; <em>"Hepiniz çobansınız, hepiniz sürünüzden mesulsünüz."</em><strong><span style="color: #000080">12</span></strong> buyurarak toplumda herkesin sorumluluk duygusu içinde hareket etmesi gerektiğini ifade etmiş, bilhassa toplumdaki idarecilere: <em>"Her kim Benim ümmetime karşı çıkar, iyisini, kötüsünü vurur, mümininden çekinmez, ahit sahibine verdiği sözü yerine getirmezse o Benden değildir, Ben de ondan değilim." </em><strong><span style="color: #000080">13</span></strong> buyurarak halka karşı ahde vefa göstermelerini, zalimane tavır ve davranışlardan uzak olmalarını istemiştir.<em>"Allah'ım! Bir kimse ümmetim için bir vazife alır, onlara zorluk gösterirse, Sen de ona zorluk göster, hoş muamele ederse Sen de ona hoş muamele et."</em><strong><span style="color: #000080">14</span></strong> buyurarak topluma iyi muamele eden idarecilerin desteğinin hak ve halk olduğunu ifade etmiştir. </p><p><strong>C. İktisadi Özellikler:</strong> </p><p><strong>1. Medine'nin İktisadi Durumu: </strong>Müslümanların Medine'ye hicret etmesiyle değişim burada da kendisini gösterdi. Daha çok tanıma dayalı bir ekonomiye sahip olan Medine'de, Ebû Bekir, Ömer, Osman b. Affan, Talha b. Ubeydullah, Abdurrahman b. Avf, Zübeyr b. Avam gibi Müslümanlar birer tacir olarak buranın ticari hayatına hız kazandırdılar. </p><p>Medine'ye hicretin ilk günlerinde bilhassa Muhacirleri ekonomik sıkıntıdan Ensarın misafirperverliği kurtarmış, daha sonra Muhacirler de Ensarın yardımına ihtiyaç duymayacak şekilde çalışmışlar, ekonomik açıdan durumlarını düzeltmişlerdir. Müslümanların ekonomik sıkıntıları Hendek Harbine kadar devam etti. Bu dönemde Müslümanların verdikleri zekatlar fakirler lehine ekonomik dengeyi sağlıyordu. Hudeybiye andlaşmasından ve Hayber'in fethinden sonra ise iktisadi bir rahatlama olmuştur. Hatta bu rahatlamanın sonucunda bazı sahabiler, varislerine mal bırakabilecek kadar zenginleşmişlerdir. </p><p>Medine'nin ekonomisi ziraata dayalı idi. Hurma, üzüm, arpa, buğday ilk sırayı almakta idi. Hicret sonrasında cihad sebebiyle ziraatın zarar görmemesi için aile fertleri seferlere münavebe ile katılırlardı. Nitekim Sad b. Ubade bir yıl cihada kendisi çıkarken, ertesi yıl oğlunu gönderiyordu. Rasûlullah toprakları asla boş durdurmamış; <em>"Kimin yeri varsa onu eksin, kendisi ekmezse onu din kardeşine ektirsin.</em>" <strong><span style="color: #000080">15</span></strong> buyurmuş, sahabe de bu talimata uygun hareket etmiştir. </p><p><strong>2. Ticaretin Gelişmesi için Alınan Tedbirler: </strong>Hz. Peygamber, hicretten hemen sonra ekonomiyi canlandırıp ticareti hızlandırmak için cahiliye dönemindeki pazar yerlerine ilaveten yeni pazar yerleri kurmuştur.Ashabını ticarete teşvik eden Rasûlullah, <em>"Dürüst ve güvenilir tüccar, nebiler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir."</em><strong><span style="color: #000080">16</span></strong> buyurmuştur. Kadınların ticari faaliyette bulunmasına engel olmamıştır, Nitekim Kayle el- Enmariyye, Esma bint Muharribe Müleyke bu dönemin tüccar kadınlarındandır. </p><p>Hz. Peygamber kazancın helal olmasını tavsiye etmiş, haram olan şeylerin alışverişini yasaklamıştır. İnsanların aldatılmasını hoş görmeyen Rasûlullah üstü kuru, altı ıslak olan buğday görünce, <em>"İnsanları kandırmak için üstünü yüzleyen bizden değildir."</em><strong><span style="color: #000080">17</span></strong> buyurmuştur. Yine Rasûlullah alışverişte boş söz ve yeminden sakınılmasını, peşin alınmayan alışverişlerde şahitli yazılı vesika tanzim edilmesini emretmiştir. Alışverişlerde tarafların birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyer olduklarını, yönetiminden aciz olan kimselerin uhdesine mal verilmemesi gerektiğini ifade eden Rasûlullah, başkalarının mallarına tecavüz edilmemesini emretmiş, el emeğinin dışındaki rüşvet, faiz ve karaborsa yoluyla elde edilen haksız kazancı şiddetle yasaklamıştır. Yetimin malına dikkat edilmesi emredilirken mirasta kadın ve erkek arasındaki dengeyi korumak için tarafların hukuka riayet etmeleri istenmiştir. Rasûlullah ticaretin dürüst yapılmasını sağlamak için dini bilen, bildiği ile amel eden, yumuşak sözlü, güler yüzlü, iffet sahibi, sözü tesirli kimseleri muhtesib (zabıta) olarak tayin etmiştir. </p><p>Rasûlullah, toplumun ticari hayatının gelişmesi için sanatkarların her çeşidine ihtiyaç olduğunu beyan etmiş, komisyonculuk, terzilik, demircilik, marangozluk, duvarcılık, kasaplık, debbağlık (deri işlemeciliği) başta olmak üzere, berberlik, ebelik, hemşirelik, doktorluk, sünnetçilik, ekmekçilik vd. mesleklerin toplumda fiilen icra edilmesinden memnuniyet duymuş; cahiliye döneminde var olan ve insan için hayatı ehemmiyet taşıyan hiçbir mesleği yasaklamamış, ancak her işin sahtesinden insanları sakındırmıştır. Rasûlullah döneminde çarşı ve pazarlarda kadınların ne ticari ne de mesleki faaliyetleri engellenmiştir.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Tövbekar1, post: 114367, member: 8506"] [B]B. Siyasi Özellikler:[/B] [B]1. Güven Duygusu: [/B]Hz. Peygamber'in Medine'de takip ettiği siyasetin sonucu kurduğu devlet, doğabilecek problemleri çözebilecek güçte idi. Mescidin inşası, kardeşliğin tesisi (Muahat) önce Müslümanlar arasında yakınlaşmayı, muhabbet, sevgi, yardımlaşmayı ve güveni sağlayan önemli birer adım olmuştur. Ayrıca Medine'de meydana getirilen siyasi yapı, devlet halk ilişkisini ve karşılıklı güveni sağlamış; toplumdaki Yahudi, müşrik ve münafık unsurlar Müslümanlar arasındaki yakınlaşmayı, birlik ve beraberliği bozamamıştır. Yine Rasûlullah'ın Medine'deki Müslümanları ve diğer insanları içine alarak yaptığı anayasa (anlaşma - Medine sözleşmesi) müslim ve gayr-i müslim arasındaki güven duygusunu kuvvetlendirmiştir. Medine devlet başkanı sıfatıyla Rasûlullah da müslim ve gayr-i müslim halka anayasa çerçevesinde hak, adalet ve eşitlik ilkesine göre hareket etmiştir. Ancak gelişen olaylar dikkate alındığında Medine devletinin oluşturduğu güvene rağmen Yahudi ve münafıklar Müslümanlara ve devlete karşı tavır almışlar, topluma fitne ve fesat tohumları saçmışlar, fakat yaptıkları bu ihanetler toplumda kendilerinin sonunu hazırlamıştır. Şu bir gerçektir ki; Rasûlullah toplumun lideri olarak alacağı kararlarda halkı devre dışı bırakmamış, istişareyi ön plana almış, alacağı kararlarda şahsını, ailesini ve çevresini değil, toplumun ve devletin menfaatlerini dikkate almıştır. Külfette ilk, nimette son sırayı alan Rasûlullah, toplum menfaatlerini önde tutmuştur. Nitekim Rasûlullah'ın toplumun lideri olarak bu şekilde davranışı toplumda huzur ve güven ortamının oluşmasını sağlamıştır. [B]2. Asabiyete Rağbet Edilmemesi: [/B]Hz. Peygamber risaletinin ilk günlerinden itibaren, cahiliye döneminde var olan asabiyet duygusu yerine [I]"din kardeş!iği"[/I] yerleştirmiş, Medine sözleşmesi ile ırkı, dili ve dini ne olursa olsun [I]"bir arada yaşama"[/I] formülünü uygulamaya koymuştur.Rasûlullah toplumda asabiyeti törpülerken insanların kavmiyetçilikle ilgili problemlerini tamamen göz ardı etmemiş, Ensar ve Muhacirler arasında denge kurmuş, önce bu iki grup arasında asabiyetin yerine din kardeşliğini yerleştirmeye çalışmıştır. [B]3. İdarecilerin Tayininde Gösterilen Hassasiyet: [/B]Hz. Peygamber döneminde tayin edilen idareciler, alçak gönüllü, yumuşak huylu, merhametli, bütün gayretini insanlara sarf eden, ehliyet ve liyakat sahibi idiler, idareciler Kur'ân ve sünnete uymayı prensip edinen, toplumun ve devletin birlik ve beraberliğini, ferdin huzurunu temin eden, fitne ve fesada alet olmayan kimselerden seçilirdi. Rasûlullah; [I]"Hepiniz çobansınız, hepiniz sürünüzden mesulsünüz."[/I][URL="javascript:void(0);"][B][COLOR=#000080]12[/COLOR][/B][/URL] buyurarak toplumda herkesin sorumluluk duygusu içinde hareket etmesi gerektiğini ifade etmiş, bilhassa toplumdaki idarecilere: [I]"Her kim Benim ümmetime karşı çıkar, iyisini, kötüsünü vurur, mümininden çekinmez, ahit sahibine verdiği sözü yerine getirmezse o Benden değildir, Ben de ondan değilim." [/I][URL="javascript:void(0);"][B][COLOR=#000080]13[/COLOR][/B][/URL] buyurarak halka karşı ahde vefa göstermelerini, zalimane tavır ve davranışlardan uzak olmalarını istemiştir.[I]"Allah'ım! Bir kimse ümmetim için bir vazife alır, onlara zorluk gösterirse, Sen de ona zorluk göster, hoş muamele ederse Sen de ona hoş muamele et."[/I][URL="javascript:void(0);"][B][COLOR=#000080]14[/COLOR][/B][/URL] buyurarak topluma iyi muamele eden idarecilerin desteğinin hak ve halk olduğunu ifade etmiştir. [B]C. İktisadi Özellikler:[/B] [B]1. Medine'nin İktisadi Durumu: [/B]Müslümanların Medine'ye hicret etmesiyle değişim burada da kendisini gösterdi. Daha çok tanıma dayalı bir ekonomiye sahip olan Medine'de, Ebû Bekir, Ömer, Osman b. Affan, Talha b. Ubeydullah, Abdurrahman b. Avf, Zübeyr b. Avam gibi Müslümanlar birer tacir olarak buranın ticari hayatına hız kazandırdılar. Medine'ye hicretin ilk günlerinde bilhassa Muhacirleri ekonomik sıkıntıdan Ensarın misafirperverliği kurtarmış, daha sonra Muhacirler de Ensarın yardımına ihtiyaç duymayacak şekilde çalışmışlar, ekonomik açıdan durumlarını düzeltmişlerdir. Müslümanların ekonomik sıkıntıları Hendek Harbine kadar devam etti. Bu dönemde Müslümanların verdikleri zekatlar fakirler lehine ekonomik dengeyi sağlıyordu. Hudeybiye andlaşmasından ve Hayber'in fethinden sonra ise iktisadi bir rahatlama olmuştur. Hatta bu rahatlamanın sonucunda bazı sahabiler, varislerine mal bırakabilecek kadar zenginleşmişlerdir. Medine'nin ekonomisi ziraata dayalı idi. Hurma, üzüm, arpa, buğday ilk sırayı almakta idi. Hicret sonrasında cihad sebebiyle ziraatın zarar görmemesi için aile fertleri seferlere münavebe ile katılırlardı. Nitekim Sad b. Ubade bir yıl cihada kendisi çıkarken, ertesi yıl oğlunu gönderiyordu. Rasûlullah toprakları asla boş durdurmamış; [I]"Kimin yeri varsa onu eksin, kendisi ekmezse onu din kardeşine ektirsin.[/I]" [URL="javascript:void(0);"][B][COLOR=#000080]15[/COLOR][/B][/URL] buyurmuş, sahabe de bu talimata uygun hareket etmiştir. [B]2. Ticaretin Gelişmesi için Alınan Tedbirler: [/B]Hz. Peygamber, hicretten hemen sonra ekonomiyi canlandırıp ticareti hızlandırmak için cahiliye dönemindeki pazar yerlerine ilaveten yeni pazar yerleri kurmuştur.Ashabını ticarete teşvik eden Rasûlullah, [I]"Dürüst ve güvenilir tüccar, nebiler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir."[/I][URL="javascript:void(0);"][B][COLOR=#000080]16[/COLOR][/B][/URL] buyurmuştur. Kadınların ticari faaliyette bulunmasına engel olmamıştır, Nitekim Kayle el- Enmariyye, Esma bint Muharribe Müleyke bu dönemin tüccar kadınlarındandır. Hz. Peygamber kazancın helal olmasını tavsiye etmiş, haram olan şeylerin alışverişini yasaklamıştır. İnsanların aldatılmasını hoş görmeyen Rasûlullah üstü kuru, altı ıslak olan buğday görünce, [I]"İnsanları kandırmak için üstünü yüzleyen bizden değildir."[/I][URL="javascript:void(0);"][B][COLOR=#000080]17[/COLOR][/B][/URL] buyurmuştur. Yine Rasûlullah alışverişte boş söz ve yeminden sakınılmasını, peşin alınmayan alışverişlerde şahitli yazılı vesika tanzim edilmesini emretmiştir. Alışverişlerde tarafların birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyer olduklarını, yönetiminden aciz olan kimselerin uhdesine mal verilmemesi gerektiğini ifade eden Rasûlullah, başkalarının mallarına tecavüz edilmemesini emretmiş, el emeğinin dışındaki rüşvet, faiz ve karaborsa yoluyla elde edilen haksız kazancı şiddetle yasaklamıştır. Yetimin malına dikkat edilmesi emredilirken mirasta kadın ve erkek arasındaki dengeyi korumak için tarafların hukuka riayet etmeleri istenmiştir. Rasûlullah ticaretin dürüst yapılmasını sağlamak için dini bilen, bildiği ile amel eden, yumuşak sözlü, güler yüzlü, iffet sahibi, sözü tesirli kimseleri muhtesib (zabıta) olarak tayin etmiştir. Rasûlullah, toplumun ticari hayatının gelişmesi için sanatkarların her çeşidine ihtiyaç olduğunu beyan etmiş, komisyonculuk, terzilik, demircilik, marangozluk, duvarcılık, kasaplık, debbağlık (deri işlemeciliği) başta olmak üzere, berberlik, ebelik, hemşirelik, doktorluk, sünnetçilik, ekmekçilik vd. mesleklerin toplumda fiilen icra edilmesinden memnuniyet duymuş; cahiliye döneminde var olan ve insan için hayatı ehemmiyet taşıyan hiçbir mesleği yasaklamamış, ancak her işin sahtesinden insanları sakındırmıştır. Rasûlullah döneminde çarşı ve pazarlarda kadınların ne ticari ne de mesleki faaliyetleri engellenmiştir. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Hz. Peygamber'in Gerçekleştirdiği Toplum Yapısı ve Özellikleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst