Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
İbadetleri Terketmekten Sakınmak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bizar" data-source="post: 159210" data-attributes="member: 12884"><p>"Ben cinleri de, insanları da (başka bir hikmetle değil) ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" (Sûre-i Zariyat 56).</p><p>İbadet, insanın yaratılmasına gaye teşkil etmiştir. Halkı irşat için gönderilmiş bulunan peygamberlerin onlara ilk tebliği iman olmuştur. Kalpleri bu nur ile aydınlanmış bulunan insanlara yaptıkları ikinci telkin de Allah Teâlâ'ya ibadet etmeleri olmuştur. Bu iddiamızı âyet-i kerimelere dayalı olarak sizlere açıklamak istiyorum.</p><p>a) Andolsun, Nuh'u kavmine peygamber gönderdik de: "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir Tanrınız yoktur. Ben büyük günün üstünüze (gelecek) azabından cidden korkuyorum. Kavminden ileri gelenler de şöyle dedi: "Biz seni hiç şüphesiz apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz" (Bunun üzerine Nuh) dedi ki: "Ey kavmim, bende hiçbir sapıklık yoktur. Fakat ben kainatın Rabbinden (gönderilmiş) bir peygamberim. SizeRabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum, sizin iyiliğinizi istiyorum. Ben sizin bilmeyeceklerinizi de Allah'tan (gelen vahy ile) biliyorum" (Sûre-i Ârâf 59-62).</p><p>b) "Ad (kavmine) de kardeşleri Hûdu (gönderdik) O, (kavmine şöyle) dedi: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir Tanrınız yoktur. (Hâlâ Allah'tan) korkmayacak mısınız?" (Sûre-i Araf 65).</p><p>c) Semûd (kavmine) de kardeşleri Salih'i (gönderdik). De ki: Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir Tanrınız yoktur" (Sûre-i A'râf 73).</p><p>d) Medyen (evlatlarına) da kardeşleri Şuayib'i (gönderdik) Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir Tanrınız yoktur. Rab-binizden size apaçık bir bürhan gelmiştir" (Sûre-i Ârâf 85).</p><p>"Mutlak ifadeler, kemaline masruftur" kaidesi gereğince, Allah'a kulluk emrine namaz, oruç ve zekat dahildir. Bu iddiamıza delil olmak üzere Hz. İsa ile ilgili ayetleri örnek göstermek istiyorum, mucizevi bir hadise sonucu babasız dünyaya gelen Hz. İsa'yı annesi Hz. Meryem kucağına alıp kavmine getirdi. </p><p>Onlar: "Ey Meryem, andolsun sen acayip bir işyapmışsın. Ey Harun'un kızkardeşi, senin baban kötü bir adam değildi. Anan da iffetsiz bir kadın değildi" dediler. Bunun üzerine (Meryem) ona (İsa'ya) işaret etti. "Biz, dediler, henüz beşikte bulunan bir sabi ile nasıl konuşuruz?" (İsa dile gelip) dedi ki: "Ben hakikat Allah'ın kuluyum. O bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı. Beni her nerede bulunursam mübarek kıldı. Bana, ben hayatta oldukça namazı ve zekatı emretti" (Bakınız; Sure-i Meryem 27-31).</p><p>Başka bir misalle de diğer peygamberlere ve ümmetlerine namaz ve zekâtın emredildiğini belgelendirmek istiyorum: "Kitapta İsmail'i de yadet. Çünkü o sözünde sadıktı, resul bir peygamberdi. Kavmine namazı ve zekatı emrederdi. Rabbi nezdinde rızaya ermişti o" (Sure-i Meryem 54-55).</p><p>Değerli Gençler:</p><p>İslâmın erkânından bulunan namaz ve oruç, bedeni bir ibadettir. Oruç farizasında, mükellefin sağlık durumu müsait değilse, hastalığı geçesiye kadar tehir edebilir. Fakat namazda sağlık şartı aranmamıştır. Zengin ve fakir, sağlam ve hasta her müslüman namazı eda edecektir. Ayakta durmayı güçleştiren bedeni bir arızası varsa, oturarak kılacaktır. Oturduğu halde eğilerek rüku ve secde yapmaya sıhhatimüsait değilse, rükû' ve secdeyi imâ ile ifa eder. Oturmaya da imkanı yoksa, namazını yattığı yerde imâ ile eda eder.</p><p>Bir mü'min ölü veya deli olmadıkça üzerindeki namaz mükellefiyeti asla kalkmaz. Başkaca bir mazeretle namazı tehir etmek caiz değildir.</p><p>İslâm binasının temeli; iman; duvarları namaz, oruç, hac ve zekattır. Namazı terketmek bu duvarlardan birini yıkmak olur. Oturduğumuz evin bir duvarının yıkıldığını farzetsek, yazda veya kışta, fırtınalı ve yağışlı havada orada huzur içinde oturabilir miyiz?</p><p>Âlemlere ve âdemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:</p><p>"Parça parça edilseniz de, (ateşe atılıp) yakılsa-nız da, (idam edilip darağacında) asılsanız da hiçbir şeyi Allah'a ortak tutmayınız. (Farz olan) namazı kasden terk etmeyiniz. Kim namazı bilerek terk ederse muhakkak milletten (dinden) çıkmış olur. Allah'a isyan olan şeyi irtikap etmeyiniz. Çünkü bu (davranış), Allah'ın gadabını muciptir. Şarap içmeyiniz. Çünkü o her hatanın başıdır" (et-Tergib ve't-Terhib c. 1,s. 379).</p><p>Bu hadis-i Muhammedi'yi teyid eder mâhiyetteki diğer bir hadis-i şerifi nakletmek istiyorum. Sevbân(r.a.) den şöyle dediği rivayet olunmaktadır: Ben, Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle söylerken işittim: "Kul ile küfür ve iman arasında (set olarak) namaz vardır. Onu terkettiği zaman muhakkak şirke düşmüş olur" (et-Tergib ve't-Terhib c. 1, s. 379).</p><p>Mü'minle münkirin arasını ayırd eden sınır işareti, "namaz"dır. Kişi namazı terk ettiği zaman, kendisiyle küfür arasındaki İslâm'ın setti bulunan namaz duvarını yıkmış olur. Onun bu ihmalini ve namazla alakasının bulunmadığını gören kimseler, bu şahsın hangi sahanın insanı olduğunu, (mü'min veya gayri müslim olduğunu) tayin etmekte güçlük çekerler.</p><p>İmam Nevevi şöyle demektedir: "Namazı terk etmeye gelince, eğer onun farz olduğunu inkâr ederek terk ediyorsa Müslümanların icmaı ile küfre gitmiş ve İslâm dininin haricine çıkmış olur. Meğer ki o kimse, İslâm dinini yeni kabul etmiş, müslümanların arasına bir müddet katılamamış ve bu yüzden de namazın farz olduğu kendisine tebliğ edilememiş olsun" (et-Tergib ve't-Terhib c. 1, s. 381 (5 rakamlı dipnot).</p><p>(Abdullah) ibni Ömer (r.anhüma)dan Resulullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: "Emanete riayet)i olmayanın (kamil bir) imanı yoktur. Temizliği olmayanın namazı(nın hükmü) yoktur</p><p>Namazı olmayanın da dini yoktur. Namazın dindeki mevkii, başın cesetteki yeri gibi (ehemmiyeti ha-iz)dir" (et-Tergib ve't-Terhib c. 1, s. 381).</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bizar, post: 159210, member: 12884"] "Ben cinleri de, insanları da (başka bir hikmetle değil) ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" (Sûre-i Zariyat 56). İbadet, insanın yaratılmasına gaye teşkil etmiştir. Halkı irşat için gönderilmiş bulunan peygamberlerin onlara ilk tebliği iman olmuştur. Kalpleri bu nur ile aydınlanmış bulunan insanlara yaptıkları ikinci telkin de Allah Teâlâ'ya ibadet etmeleri olmuştur. Bu iddiamızı âyet-i kerimelere dayalı olarak sizlere açıklamak istiyorum. a) Andolsun, Nuh'u kavmine peygamber gönderdik de: "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir Tanrınız yoktur. Ben büyük günün üstünüze (gelecek) azabından cidden korkuyorum. Kavminden ileri gelenler de şöyle dedi: "Biz seni hiç şüphesiz apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz" (Bunun üzerine Nuh) dedi ki: "Ey kavmim, bende hiçbir sapıklık yoktur. Fakat ben kainatın Rabbinden (gönderilmiş) bir peygamberim. SizeRabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum, sizin iyiliğinizi istiyorum. Ben sizin bilmeyeceklerinizi de Allah'tan (gelen vahy ile) biliyorum" (Sûre-i Ârâf 59-62). b) "Ad (kavmine) de kardeşleri Hûdu (gönderdik) O, (kavmine şöyle) dedi: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir Tanrınız yoktur. (Hâlâ Allah'tan) korkmayacak mısınız?" (Sûre-i Araf 65). c) Semûd (kavmine) de kardeşleri Salih'i (gönderdik). De ki: Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir Tanrınız yoktur" (Sûre-i A'râf 73). d) Medyen (evlatlarına) da kardeşleri Şuayib'i (gönderdik) Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir Tanrınız yoktur. Rab-binizden size apaçık bir bürhan gelmiştir" (Sûre-i Ârâf 85). "Mutlak ifadeler, kemaline masruftur" kaidesi gereğince, Allah'a kulluk emrine namaz, oruç ve zekat dahildir. Bu iddiamıza delil olmak üzere Hz. İsa ile ilgili ayetleri örnek göstermek istiyorum, mucizevi bir hadise sonucu babasız dünyaya gelen Hz. İsa'yı annesi Hz. Meryem kucağına alıp kavmine getirdi. Onlar: "Ey Meryem, andolsun sen acayip bir işyapmışsın. Ey Harun'un kızkardeşi, senin baban kötü bir adam değildi. Anan da iffetsiz bir kadın değildi" dediler. Bunun üzerine (Meryem) ona (İsa'ya) işaret etti. "Biz, dediler, henüz beşikte bulunan bir sabi ile nasıl konuşuruz?" (İsa dile gelip) dedi ki: "Ben hakikat Allah'ın kuluyum. O bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı. Beni her nerede bulunursam mübarek kıldı. Bana, ben hayatta oldukça namazı ve zekatı emretti" (Bakınız; Sure-i Meryem 27-31). Başka bir misalle de diğer peygamberlere ve ümmetlerine namaz ve zekâtın emredildiğini belgelendirmek istiyorum: "Kitapta İsmail'i de yadet. Çünkü o sözünde sadıktı, resul bir peygamberdi. Kavmine namazı ve zekatı emrederdi. Rabbi nezdinde rızaya ermişti o" (Sure-i Meryem 54-55). Değerli Gençler: İslâmın erkânından bulunan namaz ve oruç, bedeni bir ibadettir. Oruç farizasında, mükellefin sağlık durumu müsait değilse, hastalığı geçesiye kadar tehir edebilir. Fakat namazda sağlık şartı aranmamıştır. Zengin ve fakir, sağlam ve hasta her müslüman namazı eda edecektir. Ayakta durmayı güçleştiren bedeni bir arızası varsa, oturarak kılacaktır. Oturduğu halde eğilerek rüku ve secde yapmaya sıhhatimüsait değilse, rükû' ve secdeyi imâ ile ifa eder. Oturmaya da imkanı yoksa, namazını yattığı yerde imâ ile eda eder. Bir mü'min ölü veya deli olmadıkça üzerindeki namaz mükellefiyeti asla kalkmaz. Başkaca bir mazeretle namazı tehir etmek caiz değildir. İslâm binasının temeli; iman; duvarları namaz, oruç, hac ve zekattır. Namazı terketmek bu duvarlardan birini yıkmak olur. Oturduğumuz evin bir duvarının yıkıldığını farzetsek, yazda veya kışta, fırtınalı ve yağışlı havada orada huzur içinde oturabilir miyiz? Âlemlere ve âdemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: "Parça parça edilseniz de, (ateşe atılıp) yakılsa-nız da, (idam edilip darağacında) asılsanız da hiçbir şeyi Allah'a ortak tutmayınız. (Farz olan) namazı kasden terk etmeyiniz. Kim namazı bilerek terk ederse muhakkak milletten (dinden) çıkmış olur. Allah'a isyan olan şeyi irtikap etmeyiniz. Çünkü bu (davranış), Allah'ın gadabını muciptir. Şarap içmeyiniz. Çünkü o her hatanın başıdır" (et-Tergib ve't-Terhib c. 1,s. 379). Bu hadis-i Muhammedi'yi teyid eder mâhiyetteki diğer bir hadis-i şerifi nakletmek istiyorum. Sevbân(r.a.) den şöyle dediği rivayet olunmaktadır: Ben, Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle söylerken işittim: "Kul ile küfür ve iman arasında (set olarak) namaz vardır. Onu terkettiği zaman muhakkak şirke düşmüş olur" (et-Tergib ve't-Terhib c. 1, s. 379). Mü'minle münkirin arasını ayırd eden sınır işareti, "namaz"dır. Kişi namazı terk ettiği zaman, kendisiyle küfür arasındaki İslâm'ın setti bulunan namaz duvarını yıkmış olur. Onun bu ihmalini ve namazla alakasının bulunmadığını gören kimseler, bu şahsın hangi sahanın insanı olduğunu, (mü'min veya gayri müslim olduğunu) tayin etmekte güçlük çekerler. İmam Nevevi şöyle demektedir: "Namazı terk etmeye gelince, eğer onun farz olduğunu inkâr ederek terk ediyorsa Müslümanların icmaı ile küfre gitmiş ve İslâm dininin haricine çıkmış olur. Meğer ki o kimse, İslâm dinini yeni kabul etmiş, müslümanların arasına bir müddet katılamamış ve bu yüzden de namazın farz olduğu kendisine tebliğ edilememiş olsun" (et-Tergib ve't-Terhib c. 1, s. 381 (5 rakamlı dipnot). (Abdullah) ibni Ömer (r.anhüma)dan Resulullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: "Emanete riayet)i olmayanın (kamil bir) imanı yoktur. Temizliği olmayanın namazı(nın hükmü) yoktur Namazı olmayanın da dini yoktur. Namazın dindeki mevkii, başın cesetteki yeri gibi (ehemmiyeti ha-iz)dir" (et-Tergib ve't-Terhib c. 1, s. 381). [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
İbadetleri Terketmekten Sakınmak
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst