Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
İçtihad Risalesi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 102496" data-attributes="member: 27"><p><strong>Cevap: Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri - İçtihad Risalesi</strong></p><p></p><p style="text-align: center"><u><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Müceddid Nedir?</span></span></span></em></strong></u></p> <p style="text-align: center"></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: DarkSlateGray"><span style="font-size: 12px">Müceddid, dini tecdit eden ve yenileyen demektir. <strong>Dîni yenilemek, yeni bir din getirmek veya yeni bir hüküm ihdas etmek demek değildir.</strong> Çünkü din, Hz. Peygamberle (asm) tamamlanmıştır. Dinin eksik bir ciheti de kalmamıştır. <strong>O halde dini yenilemek, aynı dini ve aynı hükümleri yeni bir îzâh tarzı ve yeni bir üslûpla yeniden tebliğ ve teklif etmek demektir.</strong> Müceddidler, Allah’ın emriyle ve izniyle, görevlendirildikleri <strong>çağın akıl, fikir ve zihin yapısına ve medeniyet anlayışına uygun biçimde Allah’ın dînini tebliğ ederler.</strong> <strong>Peygamber Efendimiz (asm) kıyamete kadar her yüz yılda bir müceddid-i din geleceğini haber vermiştir.</strong>1 </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: DarkSlateGray"><span style="font-size: 12px"></span></span></span><span style="color: DarkSlateGray"></span></p><p><span style="color: DarkSlateGray"></span> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: DarkSlateGray"><span style="font-size: 12px">Allah’ın dini sabittir. Fakat insanlar ve zaman çabuk değişmektedir. Son Peygamberden (asm) önce değişen ve bozulan anlayışları ve zihniyetleri Cenâb-ı Hak yeni bir peygamberle yeniden tebliğe ve teklife tâbi tutuyordu. <strong>Peygamber Efendimiz ile birlikte peygamberlik dönemi kapandıktan sonra ise bozulan fikirleri Cenâb-ı Hak müceddidler ile aydınlattı ve tamir etti.</strong> Yani bir bakıma önceki peygamberlerin tebliğ ve teklif görevlerini İslâmiyet döneminde müceddidleri yürüttüler. Nitekim Peygamber Efendimiz (asm), <strong>“Âlimler peygamberlerin vârisleridirler”</strong>2 sözü ile buna işâret buyururlar. </span></span></span></p><p></p><p><span style="color: Red"><u><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">Dipnotlar: </span></span></strong></u></span></p><p><span style="color: Red"><u><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">1. Ebû Dâvûd, Melâhim, 1; 2. Câmiü’s-Sağîr, 1/384; </span></span></strong></u></span></p><p><span style="color: Red"></span></p><p><span style="color: Red"><u><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"> <strong><span style="font-size: 10px">Süleyman KÖSMENE</span></strong></span></span></u></span></p><p><span style="color: Red"></span><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: Red"><span style="font-size: 12px"><u><strong><span style="font-size: 10px">Yeniasya</span></strong></u></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: Red"><span style="font-size: 12px"><u><strong><span style="font-size: 10px"></span></strong></u></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: Red"><span style="font-size: 12px"><u><strong><span style="font-size: 10px"></span></strong></u></span></span></span><p style="text-align: center"><u><span style="font-size: 18px"><span style="color: DarkRed"><span style="color: Red"><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">2. Müçtehid nedir? Müçtehid'de bulunması gereken özellikler nelerdir?</span></span></span></em></strong></span></span></span></u></p> <p style="text-align: center"></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><u><strong>Müçtehid:</strong></u> Ayet ve hadislere dayanarak hüküm çıkaran İslâm bilgini; İslâm hukukçusu; alim, fakîh.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Ayet ve hadislerden hüküm çıkarma gücüne sahip olan fakîh zata da <strong>"müctehid"</strong> denir. <span style="color: Red">(Zebîdî, Tâcû'l-Arûs, II, 329; Şâfiî, er-Risale, s. 477, el-Ümm, VII, 275).</span><strong> İctihad,</strong> ya şer'î delillerden hüküm çıkarma şeklinde olur, ya da çıkarılan bu hükümlerin toplum hayatına uygulanmasıyla ilgili bulunur.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>İslâm hukukunda şer'î hükümler kesin delillere yani açık ayet ve hadislere veya icmaa dayanıyorsa ictihada gerek kalmaz.</strong> <strong><span style="color: Red">Mecelle,</span></strong> bunu <strong>"Mevrid-i nas'da ictihada mesağ yoktur"</strong> prensibiyle ifade etmiştir <span style="color: Red">(madde, 14).</span> Ancak nassların sübûtu veya delaleti zannî olup, kesinlik ifade etmez veya âyet ve hadislerde çözümü bulunmayan meselelerle karşılaşılırsa, reyle (ictihad) hareket edileceği,<strong> bizzat Hz. Muhammed s.a.v. tarafından, Muâz b. Cebel'i Yemen'e vali olarak gönderirken açıklanmıştır.</strong> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Hz. Muhammed s.a.v. Muâz'a Yemen'de ne ile hükmedeceğini sormuş; Muaz, <strong>"Allah'ın Kitabı ile" </strong>cevabını vermiştir. Hz. Peygamber (s.a.s) <strong>"Allah'ın Kitabında bir hüküm bulamazsan?" </strong>buyurunca; <strong>"Rasulünün sünnetiyle"</strong> demiştir. <strong>"Onda da bulamazsan"</strong>sorusuna ise Muaz, <strong>"Reyimle ictihad ederim"</strong> cevabını vermiştir. Bunun üzerine Allah Rasulü şöyle buyurmuştur: <strong>"Rasulünün elçisini, Peygamberinin razı olduğu şekilde muvaffak kılan Allah'a hamd olsun"</strong> <span style="color: Red">(Tirmizi, Ahkâm, 3; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 230, 236, 242; Şafii, el-Ümm, VII, 273).....</span> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Ayet ve hadislerden hüküm çıkarmak ve ictihad gerektiren konuları çözebilmek için bir takım şartlara ihtiyaç vardır.</strong> Bu esaslar fıkıh usulünün tedvini ile birlikte, ilk defa Müctehid imamlar devrinde tesbit edilmiştir. <strong>Bir müctehidde bulunması gereken özellikleri şöylece ifade edebiliriz:</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"><strong>a) Arapçayı bilmek.</strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Fıkıh usûlü bilginleri bu noktada ittifak etmişlerdir. Çünkü Kur'ân bu dille inmiş, Hz. Peygamberin sünneti de aynı dille ifade edilmiştir. İslâm şerîatında araştırma yapan kimsenin nasslardan <strong>hüküm çıkarma gücü, Arapçanın sır ve inceliklerini bilmesi oranındadır.</strong> Şâtıbî bu konuda şöyle der: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>"Arapçayı anlamakta mübtedî olan kimse, şerîatı anlamakta da mübtedîdir. Arâpçayı orta derecede anlayan kimse, şerîatı anlamakta da orta durumdadır. Bu, son dereceye ulaşmamıştır. Arapçada son dereceye ulaşan kimse, şerîatı anlamakta da son dereceye ulaşır. Dolayısıyla onun anlayışı şerîatte hüccet olur; tıpkı sahabîlerin ve Kur'ân'ı hakkıyla anlayan bilginlerin anlayışlarının huccet oluşu gibi... Bunların seviyesine ulaşmayan kimselerin şerîat konusundaki anlayışları kendi seviyeleri ölçüsünde eksiktir. Anlayışı eksik olan herkesin görüşü ise ne bir hüccet olur, ne de başkaları tarafından kabul edilir"</strong> <span style="color: Red">(eş-Şâtibî, el-Muvâfakât, IV,114).</span> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Ancak maslahat veya mefsedet kabilinden bir manâ ve illete bağlı olan konularda Arapça bilmeyen de prensipleri kavrayıp uygulama alanını belirleyebilir.</strong> Kıyas ictihadlarının çoğu bu kabildendir <span style="color: Red">(eş-Şâtıbî, a.g.e., IV, 162, 165).</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Müctehidin Arapça bilgisi genel olarak, Arapça'nın inceliklerini kapsamalıdır.</strong> Çünkü Kur'ân-ı Kerîm, Arapçanın en beliğ ve en fasihini teşkil eder. Bu yüzden, ayetlerden hüküm çıkaracak kimse, Kur'ân'ın belâgat, fesahat ve sırlarını bilmelidir ki, bu sayede onun içine aldığı hükümleri kavrayabilecek duruma gelmiş olsun.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: Red">b) Kur'ân İlmine sahip olmak</span></strong></span></span>.</p> <p style="text-align: center"></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Kur'ân, İslâm'ın direği, şer'î hükümlerin esasıdır.<strong> Kur'ân ilmi çok geniştir. Bunu tam olarak bilen Hz. Muhammed s.a.v.'dir.</strong> Bu yüzden bilginler, müctehid için Kur'ân'da hüküm ifade eden beş yüz kadar âyetin inceliklerini, özelliklerini bilmek gerekir demişlerdir. <strong>Bu ayetlerin âmm-has*, mutlak* mukayyed*, nâsih-mensuh, Sünnetle ilgili durumlarını bilmek gerekir.</strong> Diğer yandan Kur'ân'ın geri kalan bütün âyetlerini de topluca <strong>(icmâlî olarak)</strong> bilmek gerekir. Çünkü Kur'ân bir bütün olup parçaları birbirinden ayrılmaz. <strong>Kur'ân'ın hüküm bildiren ayetlerini diğerlerinden ayırdetmek, şüphesiz bütün Kur'ân'ı bilmekle mümkün olabilir.....</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: Red">c) Sünneti bilmek.</span></strong></span></span></p> <p style="text-align: center"></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Bu şart üzerinde de bilginlerin ittifakı vardır.</strong> İctihadın bölünebileceğini kabul etmeyenlere göre <strong>bir müctehidin teklifî hükümleri içine alan bütün hadisleri okuması, onların amaçlarını kavraması, onlarla ilgili özellikleri bilmesi gerekir.</strong> Yine onun, sünnetin nasih ve mensuhunu, âmm ve hass'ını, mutlak ve mukayyedini bilmesi gerektiği gibi; <strong>hüküm hadislerinin rivayet yollarını, senedlerini, hadis rivayetlerinin kuvvet derecelerini de bilmesi gerekir....Hükümlerle ilgili bütün hadislerin ezbere bilinmesi şart değildir.</strong> Ancak gerektiğinde yerlerinin, başvurma metodlarının ve hadis rivâyetlerinin bilinmesi yeterlidir <span style="color: Red">(Ebû Zehra, Usulü'l-Fıkh, s., 382 vd).</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span><p style="text-align: center"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red">d) Üzerinde icma ve ihtilaf edilen konuları bilmek.</span></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Üzerinde icma (ittifak) meydana gelen konuları bilmek yanında Sahabe, Tabiî ve onlardan sonra gelen müctehidlerin ihtilâfa düştükleri konuları bilmek gerekir. <strong>Ancak bütün icmâ yerlerini ezberlemek şart değildir.</strong> Araştırma konusu yapılan mesele hakkında icmâ veya ihtilaf bulunup bulunmadığını bilmek yeterlidir. Medine ve Irak fıkhının metod ve farklarını bilme yanında; <strong>doğru olanla doğru olmayan, naslara yakın olanla uzak olan şeyler arasında karşılaştırma yapabilecek akıl, anlayış ve değerlendirme gücüne sahip olmak gerekir. </strong>Gerçekte Asr-ı saadette ve daha sonra yaşamış büyük hukukçuların görüşlerini incelemek, delil ve temayülleri bakımından onlar arasında karşılaştırmalar yapmak kişinin muhâkeme gücünü ve araştırma melekesini geliştirir....</span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"><strong>e) Kıyas bilmek.</strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>İctihad, bütün şekil ve metodlarıyla kıyası bilmeyi gerektirir.</strong> <strong>Hattâ imam Şâfiî'ye göre ictihad kıyastan ibarettir.</strong> Kıyasın metodunu bilmek; naslardan hüküm çıkarma esaslarını öğrenme ve ictihad yapılacak konuya en yakın olan nassı seçme imkânını sağlar. <strong>Kıyası bilmek şu üç şeyi bilmeyi gerektirir:</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"><strong>1-</strong></span> Kıyasın dayanacağı asıl hükmü bilmek. Bu dayanağın ayet, hadis veya icma olması, bunlarla ilgili gerekli bilgilere sahip olunması da gereklidir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: Red">2-</span></strong> Kıyas kaide ve prensiplerini bilmek. Meselâ belirli ve özel bir durumu ifade ettiği sabit olan bir nas üzerine kıyas yapılamaz. <strong>Kendisine dayanılan asıl hükmün illetini tesbit ettikten sonra hükme bağlanacak yeni meselede (fer'î) de aynı illetin gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmak gerekir.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"><strong>3-</strong></span> Önceki müctehidlerin kıyas metodlarını bilmek. <span style="color: Red">el-İsnevî (ö. 772/1370)</span> <strong>"Kıyas bilmek bir ictihad kaidesi ve sayısız hükümlerin açıklanmasına götüren bir yoldur"</strong> der <span style="color: Red">(el-İsnevî, Şerhu Minhâci'l-Usûl, III, 310 (İbn Emîr'in Takrîri kenarında) Mısır 1316; Şafii, a.g.e., s., 477).</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span><p style="text-align: left"><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: Red">f) Hükümlerin amaçlarını bilmek</span></strong></span></span></p> <p style="text-align: center"></p></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>İslâmî hükümlerin amaçları, belli bir nas'dan değil, bütün nasların toplamından anlaşılabilir.</strong> Bu hükümlerin asıl amacı insanlar için rahmet olmaktır. Ayette; <strong>"Biz, seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik"</strong> <span style="color: Red">(el-Enbiyâ, 21/107)</span> buyurulur. İslâm'da güçlük ve sıkıntının kaldırılması, zorluğun değil kolaylığın tercih edilmesi bu rahmetin bir sonucudur. <strong>Emredilen bazı güçlükler büyük zararları gidermek amacına yöneliktir. Cihadın farz kılınışı böyledir. </strong>Nitekim âyette şöyle buyurulur:<strong> "Allah, insanların bir kısmını diğer bir kısmıyla defetmeseydi manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan camiler yıkılıp giderdi. Şüphesiz Allah, kendisine yardım edenlere yardım eder. Gerçekten Allah, güçlü ve yücedir"</strong> (el-Hacc, 22/40).</span></span></p> <p style="text-align: left"></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Maslahata göre fetva vermede, gerçek maslahatlarla (toplum yararı) nefsî ve şehevî arzulardan gelen bir vehimden ibaret olan maslahatları birbirinden ayırdetmek gerekir. <strong>Böylece mazarratı defetme, maslahatı celbetme, bütün insanlara faydalı olan şeyleri tercih etme, başka bir deyimle toplum yararını kişisel yararın üstünde tutma melekesi gelişir.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: Red">g) Doğru bir anlayış ve iyi bir takdir gücüne sahip olmak.</span></strong></span></span></p> <p style="text-align: center"></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Müctehidin gerçek fikirleri yanlış olanlardan ayırdetme melekesine sahip olması gerekir.</strong> Bu da doğru bir anlayış ve keskin bir görüşe sahip olmakla gerçekleşebilir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span><p style="text-align: center"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red">h) İyi niyet ve sağlam bir itikad sahibi olmak.</span></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>İslâm dinî, ancak kalbi iman ve ihlasla aydınlanmış olanların idrak edeceği bir dindir.</strong> İtikadı bozuk kimse bid'at ve nefsî arzularının peşine düşer; tarafsız bir gönülle naslara yönelemez. Kötü niyet düşünceyi de kötüleştirir. Bu yüzden büyük müctehidler fıkıhla şöhret yapmadan önce ihlâs ve takvâlarıyla meşhur olmuşlardır. İhlaslı kimse gerçeği nerede bulursa bulsun kabul eder, taassub göstermez. Büyük imamların hepsi; <strong>"Bizim görüşümüz doğrudur, yanlış da olabilir. Başkalarının görüşü yanlıştır, fakat doğru da olabilir"</strong> demişlerdir <span style="color: Red">(Ebû Zehrâ, a.g.e., s. 388, 389; İslâm'da Fıkhî Mezhepler Tarihi, Trc. Abdulkadir Şener, Ankara 1968, 1969, s. 125, 126).</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>İşte İslâm hukukçularının müctehidde bulunmasını gerekli gördükleri şartlar bunlardır. Bu şartları kendisinde toplayan müctehide <span style="color: Red">"mutlak veya müstakil müctehid"</span> denir.....</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Dayandığı Kitap, Sünnet, İcmâ delillerinden biri bilinmeksizin bir <strong>müctehidin sözünü alıp bununla amel etmeye "taklid"; deliline bakmak, öğrenmek ve ictihadına katılmak suretiyle bir müctehidin reyini benimsemeye ise "ittiba" denir.</strong> <span style="color: Red">eş-Şevkânî'ye (ö. 1250/1832).....</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Hamdi DÖNDÜREN</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>sorularlaislamiyet.com</strong> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 102496, member: 27"] [b]Cevap: Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri - İçtihad Risalesi[/b] [CENTER][U][B][I][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkRed]Müceddid Nedir?[/COLOR][/SIZE][/FONT][/I][/B][/U] [/CENTER] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=DarkSlateGray][SIZE=3]Müceddid, dini tecdit eden ve yenileyen demektir. [B]Dîni yenilemek, yeni bir din getirmek veya yeni bir hüküm ihdas etmek demek değildir.[/B] Çünkü din, Hz. Peygamberle (asm) tamamlanmıştır. Dinin eksik bir ciheti de kalmamıştır. [B]O halde dini yenilemek, aynı dini ve aynı hükümleri yeni bir îzâh tarzı ve yeni bir üslûpla yeniden tebliğ ve teklif etmek demektir.[/B] Müceddidler, Allah’ın emriyle ve izniyle, görevlendirildikleri [B]çağın akıl, fikir ve zihin yapısına ve medeniyet anlayışına uygun biçimde Allah’ın dînini tebliğ ederler.[/B] [B]Peygamber Efendimiz (asm) kıyamete kadar her yüz yılda bir müceddid-i din geleceğini haber vermiştir.[/B]1 [/SIZE][/COLOR][/FONT][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=DarkSlateGray][SIZE=3]Allah’ın dini sabittir. Fakat insanlar ve zaman çabuk değişmektedir. Son Peygamberden (asm) önce değişen ve bozulan anlayışları ve zihniyetleri Cenâb-ı Hak yeni bir peygamberle yeniden tebliğe ve teklife tâbi tutuyordu. [B]Peygamber Efendimiz ile birlikte peygamberlik dönemi kapandıktan sonra ise bozulan fikirleri Cenâb-ı Hak müceddidler ile aydınlattı ve tamir etti.[/B] Yani bir bakıma önceki peygamberlerin tebliğ ve teklif görevlerini İslâmiyet döneminde müceddidleri yürüttüler. Nitekim Peygamber Efendimiz (asm), [B]“Âlimler peygamberlerin vârisleridirler”[/B]2 sözü ile buna işâret buyururlar. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [COLOR=Red][U][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]Dipnotlar: [/SIZE][/FONT][/B][/U] [U][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]1. Ebû Dâvûd, Melâhim, 1; 2. Câmiü’s-Sağîr, 1/384; [/SIZE][/FONT][/B][/U] [U][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3] [B][SIZE=2]Süleyman KÖSMENE[/SIZE][/B][/SIZE][/FONT][/U] [/COLOR][FONT=Comic Sans MS][COLOR=Red][SIZE=3][U][B][SIZE=2]Yeniasya [/SIZE][/B][/U][/SIZE][/COLOR][/FONT][CENTER][U][SIZE=5][COLOR=DarkRed][COLOR=Red][B][I][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=Blue]2. Müçtehid nedir? Müçtehid'de bulunması gereken özellikler nelerdir?[/COLOR][/SIZE][/FONT][/I][/B][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/U] [/CENTER] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][U][B]Müçtehid:[/B][/U] Ayet ve hadislere dayanarak hüküm çıkaran İslâm bilgini; İslâm hukukçusu; alim, fakîh. Ayet ve hadislerden hüküm çıkarma gücüne sahip olan fakîh zata da [B]"müctehid"[/B] denir. [COLOR=Red](Zebîdî, Tâcû'l-Arûs, II, 329; Şâfiî, er-Risale, s. 477, el-Ümm, VII, 275).[/COLOR][B] İctihad,[/B] ya şer'î delillerden hüküm çıkarma şeklinde olur, ya da çıkarılan bu hükümlerin toplum hayatına uygulanmasıyla ilgili bulunur. [B]İslâm hukukunda şer'î hükümler kesin delillere yani açık ayet ve hadislere veya icmaa dayanıyorsa ictihada gerek kalmaz.[/B] [B][COLOR=Red]Mecelle,[/COLOR][/B] bunu [B]"Mevrid-i nas'da ictihada mesağ yoktur"[/B] prensibiyle ifade etmiştir [COLOR=Red](madde, 14).[/COLOR] Ancak nassların sübûtu veya delaleti zannî olup, kesinlik ifade etmez veya âyet ve hadislerde çözümü bulunmayan meselelerle karşılaşılırsa, reyle (ictihad) hareket edileceği,[B] bizzat Hz. Muhammed s.a.v. tarafından, Muâz b. Cebel'i Yemen'e vali olarak gönderirken açıklanmıştır.[/B] Hz. Muhammed s.a.v. Muâz'a Yemen'de ne ile hükmedeceğini sormuş; Muaz, [B]"Allah'ın Kitabı ile" [/B]cevabını vermiştir. Hz. Peygamber (s.a.s) [B]"Allah'ın Kitabında bir hüküm bulamazsan?" [/B]buyurunca; [B]"Rasulünün sünnetiyle"[/B] demiştir. [B]"Onda da bulamazsan"[/B]sorusuna ise Muaz, [B]"Reyimle ictihad ederim"[/B] cevabını vermiştir. Bunun üzerine Allah Rasulü şöyle buyurmuştur: [B]"Rasulünün elçisini, Peygamberinin razı olduğu şekilde muvaffak kılan Allah'a hamd olsun"[/B] [COLOR=Red](Tirmizi, Ahkâm, 3; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 230, 236, 242; Şafii, el-Ümm, VII, 273).....[/COLOR] [B]Ayet ve hadislerden hüküm çıkarmak ve ictihad gerektiren konuları çözebilmek için bir takım şartlara ihtiyaç vardır.[/B] Bu esaslar fıkıh usulünün tedvini ile birlikte, ilk defa Müctehid imamlar devrinde tesbit edilmiştir. [B]Bir müctehidde bulunması gereken özellikleri şöylece ifade edebiliriz:[/B] [/SIZE][/FONT][CENTER][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=Red][B]a) Arapçayı bilmek.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/CENTER] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Fıkıh usûlü bilginleri bu noktada ittifak etmişlerdir. Çünkü Kur'ân bu dille inmiş, Hz. Peygamberin sünneti de aynı dille ifade edilmiştir. İslâm şerîatında araştırma yapan kimsenin nasslardan [B]hüküm çıkarma gücü, Arapçanın sır ve inceliklerini bilmesi oranındadır.[/B] Şâtıbî bu konuda şöyle der: [B]"Arapçayı anlamakta mübtedî olan kimse, şerîatı anlamakta da mübtedîdir. Arâpçayı orta derecede anlayan kimse, şerîatı anlamakta da orta durumdadır. Bu, son dereceye ulaşmamıştır. Arapçada son dereceye ulaşan kimse, şerîatı anlamakta da son dereceye ulaşır. Dolayısıyla onun anlayışı şerîatte hüccet olur; tıpkı sahabîlerin ve Kur'ân'ı hakkıyla anlayan bilginlerin anlayışlarının huccet oluşu gibi... Bunların seviyesine ulaşmayan kimselerin şerîat konusundaki anlayışları kendi seviyeleri ölçüsünde eksiktir. Anlayışı eksik olan herkesin görüşü ise ne bir hüccet olur, ne de başkaları tarafından kabul edilir"[/B] [COLOR=Red](eş-Şâtibî, el-Muvâfakât, IV,114).[/COLOR] [B]Ancak maslahat veya mefsedet kabilinden bir manâ ve illete bağlı olan konularda Arapça bilmeyen de prensipleri kavrayıp uygulama alanını belirleyebilir.[/B] Kıyas ictihadlarının çoğu bu kabildendir [COLOR=Red](eş-Şâtıbî, a.g.e., IV, 162, 165).[/COLOR] [B]Müctehidin Arapça bilgisi genel olarak, Arapça'nın inceliklerini kapsamalıdır.[/B] Çünkü Kur'ân-ı Kerîm, Arapçanın en beliğ ve en fasihini teşkil eder. Bu yüzden, ayetlerden hüküm çıkaracak kimse, Kur'ân'ın belâgat, fesahat ve sırlarını bilmelidir ki, bu sayede onun içine aldığı hükümleri kavrayabilecek duruma gelmiş olsun. [/SIZE][/FONT][CENTER][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B][COLOR=Red]b) Kur'ân İlmine sahip olmak[/COLOR][/B][/SIZE][/FONT]. [/CENTER] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Kur'ân, İslâm'ın direği, şer'î hükümlerin esasıdır.[B] Kur'ân ilmi çok geniştir. Bunu tam olarak bilen Hz. Muhammed s.a.v.'dir.[/B] Bu yüzden bilginler, müctehid için Kur'ân'da hüküm ifade eden beş yüz kadar âyetin inceliklerini, özelliklerini bilmek gerekir demişlerdir. [B]Bu ayetlerin âmm-has*, mutlak* mukayyed*, nâsih-mensuh, Sünnetle ilgili durumlarını bilmek gerekir.[/B] Diğer yandan Kur'ân'ın geri kalan bütün âyetlerini de topluca [B](icmâlî olarak)[/B] bilmek gerekir. Çünkü Kur'ân bir bütün olup parçaları birbirinden ayrılmaz. [B]Kur'ân'ın hüküm bildiren ayetlerini diğerlerinden ayırdetmek, şüphesiz bütün Kur'ân'ı bilmekle mümkün olabilir.....[/B] [/SIZE][/FONT][CENTER][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B][COLOR=Red]c) Sünneti bilmek.[/COLOR][/B][/SIZE][/FONT] [/CENTER] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]Bu şart üzerinde de bilginlerin ittifakı vardır.[/B] İctihadın bölünebileceğini kabul etmeyenlere göre [B]bir müctehidin teklifî hükümleri içine alan bütün hadisleri okuması, onların amaçlarını kavraması, onlarla ilgili özellikleri bilmesi gerekir.[/B] Yine onun, sünnetin nasih ve mensuhunu, âmm ve hass'ını, mutlak ve mukayyedini bilmesi gerektiği gibi; [B]hüküm hadislerinin rivayet yollarını, senedlerini, hadis rivayetlerinin kuvvet derecelerini de bilmesi gerekir....Hükümlerle ilgili bütün hadislerin ezbere bilinmesi şart değildir.[/B] Ancak gerektiğinde yerlerinin, başvurma metodlarının ve hadis rivâyetlerinin bilinmesi yeterlidir [COLOR=Red](Ebû Zehra, Usulü'l-Fıkh, s., 382 vd).[/COLOR] [/SIZE][/FONT][CENTER][B][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=Red]d) Üzerinde icma ve ihtilaf edilen konuları bilmek.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [/CENTER] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Üzerinde icma (ittifak) meydana gelen konuları bilmek yanında Sahabe, Tabiî ve onlardan sonra gelen müctehidlerin ihtilâfa düştükleri konuları bilmek gerekir. [B]Ancak bütün icmâ yerlerini ezberlemek şart değildir.[/B] Araştırma konusu yapılan mesele hakkında icmâ veya ihtilaf bulunup bulunmadığını bilmek yeterlidir. Medine ve Irak fıkhının metod ve farklarını bilme yanında; [B]doğru olanla doğru olmayan, naslara yakın olanla uzak olan şeyler arasında karşılaştırma yapabilecek akıl, anlayış ve değerlendirme gücüne sahip olmak gerekir. [/B]Gerçekte Asr-ı saadette ve daha sonra yaşamış büyük hukukçuların görüşlerini incelemek, delil ve temayülleri bakımından onlar arasında karşılaştırmalar yapmak kişinin muhâkeme gücünü ve araştırma melekesini geliştirir.... [/SIZE][/FONT][CENTER][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=Red][B]e) Kıyas bilmek.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/CENTER] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]İctihad, bütün şekil ve metodlarıyla kıyası bilmeyi gerektirir.[/B] [B]Hattâ imam Şâfiî'ye göre ictihad kıyastan ibarettir.[/B] Kıyasın metodunu bilmek; naslardan hüküm çıkarma esaslarını öğrenme ve ictihad yapılacak konuya en yakın olan nassı seçme imkânını sağlar. [B]Kıyası bilmek şu üç şeyi bilmeyi gerektirir:[/B] [COLOR=Red][B]1-[/B][/COLOR] Kıyasın dayanacağı asıl hükmü bilmek. Bu dayanağın ayet, hadis veya icma olması, bunlarla ilgili gerekli bilgilere sahip olunması da gereklidir. [B][COLOR=Red]2-[/COLOR][/B] Kıyas kaide ve prensiplerini bilmek. Meselâ belirli ve özel bir durumu ifade ettiği sabit olan bir nas üzerine kıyas yapılamaz. [B]Kendisine dayanılan asıl hükmün illetini tesbit ettikten sonra hükme bağlanacak yeni meselede (fer'î) de aynı illetin gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmak gerekir.[/B] [COLOR=Red][B]3-[/B][/COLOR] Önceki müctehidlerin kıyas metodlarını bilmek. [COLOR=Red]el-İsnevî (ö. 772/1370)[/COLOR] [B]"Kıyas bilmek bir ictihad kaidesi ve sayısız hükümlerin açıklanmasına götüren bir yoldur"[/B] der [COLOR=Red](el-İsnevî, Şerhu Minhâci'l-Usûl, III, 310 (İbn Emîr'in Takrîri kenarında) Mısır 1316; Şafii, a.g.e., s., 477).[/COLOR] [/SIZE][/FONT][LEFT][CENTER][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B][COLOR=Red]f) Hükümlerin amaçlarını bilmek[/COLOR][/B][/SIZE][/FONT] [/CENTER] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]İslâmî hükümlerin amaçları, belli bir nas'dan değil, bütün nasların toplamından anlaşılabilir.[/B] Bu hükümlerin asıl amacı insanlar için rahmet olmaktır. Ayette; [B]"Biz, seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik"[/B] [COLOR=Red](el-Enbiyâ, 21/107)[/COLOR] buyurulur. İslâm'da güçlük ve sıkıntının kaldırılması, zorluğun değil kolaylığın tercih edilmesi bu rahmetin bir sonucudur. [B]Emredilen bazı güçlükler büyük zararları gidermek amacına yöneliktir. Cihadın farz kılınışı böyledir. [/B]Nitekim âyette şöyle buyurulur:[B] "Allah, insanların bir kısmını diğer bir kısmıyla defetmeseydi manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan camiler yıkılıp giderdi. Şüphesiz Allah, kendisine yardım edenlere yardım eder. Gerçekten Allah, güçlü ve yücedir"[/B] (el-Hacc, 22/40).[/SIZE][/FONT] [/LEFT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3] Maslahata göre fetva vermede, gerçek maslahatlarla (toplum yararı) nefsî ve şehevî arzulardan gelen bir vehimden ibaret olan maslahatları birbirinden ayırdetmek gerekir. [B]Böylece mazarratı defetme, maslahatı celbetme, bütün insanlara faydalı olan şeyleri tercih etme, başka bir deyimle toplum yararını kişisel yararın üstünde tutma melekesi gelişir.[/B] [/SIZE][/FONT][CENTER][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B][COLOR=Red]g) Doğru bir anlayış ve iyi bir takdir gücüne sahip olmak.[/COLOR][/B][/SIZE][/FONT] [/CENTER] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]Müctehidin gerçek fikirleri yanlış olanlardan ayırdetme melekesine sahip olması gerekir.[/B] Bu da doğru bir anlayış ve keskin bir görüşe sahip olmakla gerçekleşebilir. [/SIZE][/FONT][CENTER][B][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=Red]h) İyi niyet ve sağlam bir itikad sahibi olmak.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [/CENTER] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]İslâm dinî, ancak kalbi iman ve ihlasla aydınlanmış olanların idrak edeceği bir dindir.[/B] İtikadı bozuk kimse bid'at ve nefsî arzularının peşine düşer; tarafsız bir gönülle naslara yönelemez. Kötü niyet düşünceyi de kötüleştirir. Bu yüzden büyük müctehidler fıkıhla şöhret yapmadan önce ihlâs ve takvâlarıyla meşhur olmuşlardır. İhlaslı kimse gerçeği nerede bulursa bulsun kabul eder, taassub göstermez. Büyük imamların hepsi; [B]"Bizim görüşümüz doğrudur, yanlış da olabilir. Başkalarının görüşü yanlıştır, fakat doğru da olabilir"[/B] demişlerdir [COLOR=Red](Ebû Zehrâ, a.g.e., s. 388, 389; İslâm'da Fıkhî Mezhepler Tarihi, Trc. Abdulkadir Şener, Ankara 1968, 1969, s. 125, 126).[/COLOR] [B]İşte İslâm hukukçularının müctehidde bulunmasını gerekli gördükleri şartlar bunlardır. Bu şartları kendisinde toplayan müctehide [COLOR=Red]"mutlak veya müstakil müctehid"[/COLOR] denir.....[/B] Dayandığı Kitap, Sünnet, İcmâ delillerinden biri bilinmeksizin bir [B]müctehidin sözünü alıp bununla amel etmeye "taklid"; deliline bakmak, öğrenmek ve ictihadına katılmak suretiyle bir müctehidin reyini benimsemeye ise "ittiba" denir.[/B] [COLOR=Red]eş-Şevkânî'ye (ö. 1250/1832).....[/COLOR] [B]Hamdi DÖNDÜREN sorularlaislamiyet.com[/B] [/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
İçtihad Risalesi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst