Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
İdeal veriniz, ideal!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Zuhr" data-source="post: 234355" data-attributes="member: 8625"><p style="text-align: right"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">İdris FERİD</span></span></span></p> <p style="text-align: right"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><a href="http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=659&AnaDergiNo=11&AileDergiNo=11&Baslik=İdeal veriniz, ideal!" target="_blank">irfanmektebi</a></span></span></span></p> <p style="text-align: right"></p> <p style="text-align: right"></p><p></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">İdeal, milletler için sihirli değnek, bakırı altına dönüştüren simyadır.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Osman Gazi’nin bir ideali vardı. Bu ideali onun aşireti de benimsedi. Daha sonra bu ideal imparatorluk ideali haline dönüştü. Osman Gazi’nin ideali, Osmanlı’nın ideali oldu. Bu ideal 400 çadırdan, üç kıtaya yayılmış 20 milyon kilometrekarelik bir cihan devleti ortaya çıkardı.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Son model bir arabanız var, fakat gidecek bir yeriniz yoksa arabanızın varlığı hiçbir şey ifade etmez.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">~~~~</span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Resim yapma kabiliyetiniz var, fakat resim yapma arzunuz yoksa, bu kabiliyetin sizde var olmasıyla, yok olması arasında fark yoktur.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">İnsanları harekete geçiren daima amaçlardır, ideallerdir, araçlar değil. Araçlar daima amaçlar, idealler için vardır. Amacın, idealin olmadığı yerde en mükemmel araçlar, bütün üstünlüklerine rağmen işe yaramazlar.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Bugün fertler için amaç köşeyi dönmek, aileler için amaç, çocuklarını üniversiteye hazırlamaktır.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Köşeyi dönme, çocuğunu üniversiteye hazırlama, bir amaç olarak kabul edilebilir belki ama, bunlara ideal demek mümkün değildir. Eğer bunlara da ideal deseydik, her insanın ideal sahibi olduğunu kabul etmek zorunda kalırdık.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">İdeal de bir amaçtır, gayedir; ama alelâde bir amaçtan farklıdır. İdeal, insanın kendi şahsını veya çocuğunu düşünmesinin ötesinde, daha ulvî, daha yüce bir düşüncedir. Üstad Bedîüzzaman şöyle der: “Bir gaye-i hayal (ideal) olmazsa, yahut nisyan basarsa, ya tenâsi edilse; elbette zihinler enelere dönerler, Etrafında gezerler.”</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Üstad zihinlerin “enelere” dönmesini ideal olmayışına bağlıyor. “Ene”lere yönelmiş zihinlerin amaçları yine kendi “ene”leridir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">İdeal, insanın kendi nefsini unutarak, milletinin veya insanlığın faydasına olan bir düşünceyi benimsemesi, onu hedeflemesi, gerçekleştirmeye çalışmasıdır. İdealist insan kendini idealine adamış insandır.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Millet olarak amaçlarımız, ideallerimiz var mı?</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Ben şahsen, millet olarak bize lazım olan bütün “araçlara” sahip olduğumuza inanıyorum. Fakat bu “araçları” işe yarar hale getirecek “amaçlara” sahip miyiz? Hayır!</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Amaçsız oluşumuz, araçlarımızı işlevsiz hale getirmektedir. Hatta araçlarımızın varlığından bile kuşku duymamıza sebep olmaktadır.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Millet olarak son yüzyılda kaybettiğimiz en büyük şey ideallerimizdir, araçlarımız değil.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">İdeal, milletler için sihirli değnek, bakırı altına dönüştüren simyadır.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Osman Gazi’nin bir ideali vardı. Bu ideali onun aşireti de benimsedi. Daha sonra bu ideal imparatorluk ideali haline dönüştü. Osman Gazi’nin ideali, Osmanlı’nın ideali oldu. Bu ideal 400 çadırdan, üç kıtaya yayılmış 20 milyon kilometrekarelik bir cihan devleti ortaya çıkardı.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Bugün Siyonizm’in dünya üzerinde büyük bir güç olduğunu biliyoruz. Fakat unutmayalım ki, Yahudiler üç bin sene boyunca, devletsiz ve dünyanın her tarafında dağınık, sefil bir hayat sürdüler, katliamlara maruz kaldılar. Onları bu perişanlıktan kurtaran ve -nüfuslarının azlığına rağmen- dünyaya bir bakıma hükmettiren Siyonizm ideali oldu.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Ve bir milyardan fazla Müslüman’ı perişan eden de idealsizlikti!</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Bu gün perişan isek bunun temelinde, idealsizlikten kaynaklanan, millet olarak ne olduğumuzu, ne yapacağımızı, ne yapmamız gerektiğini bilemeyişimiz vardır.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Tarihte en büyük imparatorluğu kurarak kendini ispatlamış bu milletin, potansiyel büyük bir gücü var. Muhtaç olduğumuz kudret uzakta değil. Fakat unutmayalım ki, “Kontrolsüz güç, güç değildir” veya “Başkaları tarafından kontrol edilen güç, güç değildir”.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px"></span></span><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Gücümüzü başkalarının veya kendimizin heba etmemesi, bir ideal etrafında disiplinli bir çalışmayla mümkündür.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Gücümüzü kuvveden fiile çıkaracak olan tek şey “biz”e âit idealdir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Gücümüzü güç olmaktan çıkaran/çıkaracak olan da idealsizliktir.</span></span></p><p></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><strong>HİMMETİNİZ YÜKSEK OLSUN!</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">“Kuş kanatlarıyla, insan himmetiyle uçar” der Mevlâna.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Üstad Bedîüzzaman da “İnsanın kıymeti, himmeti nisbetindedir. Himmeti ise hedef ittihaz ettiği şeye göredir” der. Kimin hedefi büyükse, onun himmeti de büyük olacaktır. Himmeti büyük olanın kıymeti de büyüktür. Tarihteki bütün büyük şahsiyetler himmetleri büyük olan insanlardır. Bu, hayırda da şerde de böyledir. Mevlâna, himmeti âli olmaya teşvik bâbında “Çalacaksan inci çal” demiştir. Yani düşük ve küçük şeylere himmet etme.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">İsa (as) havarilerle karşılaştığında onlar balık tutuyorlardı. İsa (as) onlara “Benim peşime düşün size insan avlamasını öğreteyim” dedi. Havariler balık tutmayı bırakıp İsa (as)’ın peşine düştüler ve insan avlamayı öğrendiler. Hıristiyanlık onlar sayesinde yayıldı ve din tahrif edilinceye kadar binlerce insan onlardan hak ve hakikati öğrendi.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Bir Yahudi tarafından hazırlanan “Yeşeren Çöl: İsrail” adlı broşürde şöyle bir olay anlatılır: “Tel-Aviv şehrinin kurulduğu yıllarda bu bölgeyi işgal etmiş bulunan İngiliz kuvvetlerine kumanda eden bir general: “Deve kanatlanıp uçacağı zaman, bu kumlar üzerinde bir şehir kurulur” demişti. Bu gün Tel-Aviv şehrinin meydanlarından birine kanatlı bir deve heykeli dikilmiştir.”</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><strong>Deve kanatlanıp uçar mı?</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Gayretli insanların himmeti “deve” yi uçurabileceği gibi, başka şeyleri de uçurur. Yeter ki istenilsin!</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Bir filozof “Gerçekçi olun ve imkânsızı gerçekleştirin” der. Dünya tarihinde imkânsız zannedilen, ama gayretli insanlar tarafından gerçekleştirilen pek çok olay vardır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Himmeti yüksek olanlar, imkânsız zannedilen şeyleri gerçekleştirirler.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Himmeti yüksek idealist insanlara ihtiyacımız var.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">***</span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Abdülkerim Ceyli “İnsanı Kamil” adlı kitabında “himmet” hakkında şunları anlatır:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Bil ki, Allahü Teâlâ’nın insana bıraktığı en aziz şey, ‘himmet’ olmuştur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Yüce Allah himmet üzerine “Karib” yani, “yakın” ismiyle tecelli etti. Ve ona “Serî-ül Mucîb” yani “çabuk icabet eden” ismi ile nazar etti. Adı geçen tecelli ile “Himmet” kalplere uzak olan her şeyi yakınlaştırma istidadı kazandı. Adı geçen nazar sayesinde ise istenen şeyin ele tez geleceğini ifade etti.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">İşte, anlatılan bu mânâ icabı olarak: himmet sahibi, bir şeyi niyetine alıp ayağı üzerine kalkınca, niyet ettiği şeye kavuşur. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Onun işe kalkışı iki şekilde olur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">a. Hâle bağlı bir durumdur. Bunun açık mânâsı şudur: niyette tayin edilen şeyin olacağına kesin bir yakîn [sarsılmaz bir inanç] sahibi olmak.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">b. Fiile bağlı bir durumdur. Bunun da açık mânâsı şudur: Himmet sahibinin duruşları ve hareketleri tüm olarak, himmet edip niyetine aldığı şeye uygun olmalıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Durumu anlatıldığı gibi olmayana “Himmet Sahibi” denmez. O yalancı emellerin sahibidir. Yutucu temenniler peşindedir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Bir ülke arayan gibidir, ama mezbeleden ayrılmaz..</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Hâli böyle olan bir kimse, aradığını bulabilir mi?</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Durumu anlatıldığı gibi olan kimse, kaleme mürekkebe sahip değildir. Yazı usûlünü de bilmez. Böylesi nice mektup yazmayı ister? Hem niçin ister?</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Bu misaldeki mürekkep: himmet kastının bir şeye yönelmesidir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Bu misaldeki kalem: arzu edilen şeyin olacağına yakîn hâsıl olmasıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Yazı usûlünü bilmek: niyete alınan iş için güzel amellere girmektir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">O kimse ki, anlatılan vasfa sahip değildir, himmet nedir bilmez. Çünkü himmet namına onda bir şey yoktur… Sonra himmet nedir hiçbir haberi yoktur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Ama fiilleri talep ettiği şeye uygun olan, bu anlatılana benzemez.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Özellikle himmet bâbında ciddi bir çaba harcayana, arzu edilen şey en çabuk yoldan gelir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Özlü bir azme sahip olan, anlayışında isabet bulunan kimse, bu himmet işine başladığı, bu denizin derinliğine daldığı zaman ona âit olan yolların sarplığına bakmaz ve oralarda çıkacak tehlikelere aldırış etmez.</span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><strong>İDEAL VERİNİZ, İDEAL!</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Bilirim, ideal ne verilir, ne de alınır. Kahraman, sanatkâr, filozof yapılı büyük adamlar, yani adamların en büyükleri, milletin ruh izbesinde saklı iştiyakı, bütün dolgunluğuyla kendi ruhunda duyar, fırlar, haykırır, yığının karanlık hamlesini aydınlatır ve şuurlandırırlar. İdeali olmayan millet yok, fakat idealinin farkında olmayan, neyi seveceğini şaşırdığı için dostunu düşmanından ayıramayan millet çoktur. Fikir ve heyecan plânında cephe buhranı, iman buhranı, ideal buhranı geçiren memleketlerde, bütün bu tezatlar ve tereddütler korkunç bir ahlâk buhranı doğurur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Nerede bir ahlâk buhranı varsa orada bir millî iman ve bir millî ideal buhranı vardır. Neye inanacaklarını şaşırmış nesiller, hayatın illetini de, gayesini de yine hayatın içinde aramaktan ve gününü gün etmeye çalışarak yalnız kendi keyifleri için yaşamaktan başka bir varlık felsefesine inanmaz olurlar. O memleketlerde ispirto, su gibi içilir; zina, bütün zekâ ve estetik zevklerini bastıran hâkim ve üstün bir heyecan kışkırtıcısı haline gelir; kumar, her zengin evinde yeşil çuhası ile postu serer; kadınlar arasında elmas ve süs yarışı alabildiğine kızışır; müthiş kıtlık günlerinde bile eğlence yerleri dolup taşar; iltimas, rüşvet, hırsızlık, sûiistimal resmî ve hususî hayatta -argoyu mazur görünüz- gırla gider.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Böyle milletlere ideal veriniz, ideal!</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">İdealden muradım, bir milletin cihan davasındaki iş bölümünde hakikî rolünü ve cephesini hissederek şahlanmış bir kudret iradesi ile tek hedefe doğru bütün enerjilerini birleştirmesi, yekpâre ve yekvücut olmaya doğru hamle etmesidir. Refah, bir millî ideal değildir. Bundan apartman yaptırmak ve çalmak hırsı doğar. Bilakis millî ideal için refahın feda edilmesi lâzımdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"></span></span><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Milletlere ideal veriniz, ideal!</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Veriniz”den muradım, ruhların dibinde yatan ve uyuklayan müşterek (yani millî), sosyal (yani millî), ferdî isteklerden ve iştahlardan üstün (yani millî) temayülleri uyandırmak, şuura ve göz kamaştırıcı bir aydınlığa kavuşturmaktır. Kahraman, sanatkâr, filozof yapılı büyük adamlar, yani adamların en büyükleri buna memurdurlar.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">İdeal veriniz, ideal!</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><strong>Kaynaklar:</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">(Peyami Safa. Eğitim, Gençlik,</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'">Üniversite.s.173. Ötüken Neşriyat. 1978)</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Zuhr, post: 234355, member: 8625"] [RIGHT][FONT=Georgia][SIZE=3][COLOR=red]İdris FERİD[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3][COLOR=red][URL="http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=659&AnaDergiNo=11&AileDergiNo=11&Baslik=İdeal veriniz, ideal!"]irfanmektebi[/URL][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3][COLOR=#ff0000][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3][COLOR=#ff0000][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/RIGHT] [FONT=Georgia][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]İdeal, milletler için sihirli değnek, bakırı altına dönüştüren simyadır. Osman Gazi’nin bir ideali vardı. Bu ideali onun aşireti de benimsedi. Daha sonra bu ideal imparatorluk ideali haline dönüştü. Osman Gazi’nin ideali, Osmanlı’nın ideali oldu. Bu ideal 400 çadırdan, üç kıtaya yayılmış 20 milyon kilometrekarelik bir cihan devleti ortaya çıkardı. Son model bir arabanız var, fakat gidecek bir yeriniz yoksa arabanızın varlığı hiçbir şey ifade etmez. [/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]~~~~[/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3] Resim yapma kabiliyetiniz var, fakat resim yapma arzunuz yoksa, bu kabiliyetin sizde var olmasıyla, yok olması arasında fark yoktur. İnsanları harekete geçiren daima amaçlardır, ideallerdir, araçlar değil. Araçlar daima amaçlar, idealler için vardır. Amacın, idealin olmadığı yerde en mükemmel araçlar, bütün üstünlüklerine rağmen işe yaramazlar. Bugün fertler için amaç köşeyi dönmek, aileler için amaç, çocuklarını üniversiteye hazırlamaktır. Köşeyi dönme, çocuğunu üniversiteye hazırlama, bir amaç olarak kabul edilebilir belki ama, bunlara ideal demek mümkün değildir. Eğer bunlara da ideal deseydik, her insanın ideal sahibi olduğunu kabul etmek zorunda kalırdık. İdeal de bir amaçtır, gayedir; ama alelâde bir amaçtan farklıdır. İdeal, insanın kendi şahsını veya çocuğunu düşünmesinin ötesinde, daha ulvî, daha yüce bir düşüncedir. Üstad Bedîüzzaman şöyle der: “Bir gaye-i hayal (ideal) olmazsa, yahut nisyan basarsa, ya tenâsi edilse; elbette zihinler enelere dönerler, Etrafında gezerler.” Üstad zihinlerin “enelere” dönmesini ideal olmayışına bağlıyor. “Ene”lere yönelmiş zihinlerin amaçları yine kendi “ene”leridir. İdeal, insanın kendi nefsini unutarak, milletinin veya insanlığın faydasına olan bir düşünceyi benimsemesi, onu hedeflemesi, gerçekleştirmeye çalışmasıdır. İdealist insan kendini idealine adamış insandır. Millet olarak amaçlarımız, ideallerimiz var mı? Ben şahsen, millet olarak bize lazım olan bütün “araçlara” sahip olduğumuza inanıyorum. Fakat bu “araçları” işe yarar hale getirecek “amaçlara” sahip miyiz? Hayır! Amaçsız oluşumuz, araçlarımızı işlevsiz hale getirmektedir. Hatta araçlarımızın varlığından bile kuşku duymamıza sebep olmaktadır. Millet olarak son yüzyılda kaybettiğimiz en büyük şey ideallerimizdir, araçlarımız değil. İdeal, milletler için sihirli değnek, bakırı altına dönüştüren simyadır. Osman Gazi’nin bir ideali vardı. Bu ideali onun aşireti de benimsedi. Daha sonra bu ideal imparatorluk ideali haline dönüştü. Osman Gazi’nin ideali, Osmanlı’nın ideali oldu. Bu ideal 400 çadırdan, üç kıtaya yayılmış 20 milyon kilometrekarelik bir cihan devleti ortaya çıkardı. Bugün Siyonizm’in dünya üzerinde büyük bir güç olduğunu biliyoruz. Fakat unutmayalım ki, Yahudiler üç bin sene boyunca, devletsiz ve dünyanın her tarafında dağınık, sefil bir hayat sürdüler, katliamlara maruz kaldılar. Onları bu perişanlıktan kurtaran ve -nüfuslarının azlığına rağmen- dünyaya bir bakıma hükmettiren Siyonizm ideali oldu. Ve bir milyardan fazla Müslüman’ı perişan eden de idealsizlikti! Bu gün perişan isek bunun temelinde, idealsizlikten kaynaklanan, millet olarak ne olduğumuzu, ne yapacağımızı, ne yapmamız gerektiğini bilemeyişimiz vardır. Tarihte en büyük imparatorluğu kurarak kendini ispatlamış bu milletin, potansiyel büyük bir gücü var. Muhtaç olduğumuz kudret uzakta değil. Fakat unutmayalım ki, “Kontrolsüz güç, güç değildir” veya “Başkaları tarafından kontrol edilen güç, güç değildir”. [/SIZE][/FONT][FONT=Georgia][SIZE=3]Gücümüzü başkalarının veya kendimizin heba etmemesi, bir ideal etrafında disiplinli bir çalışmayla mümkündür.[/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]Gücümüzü kuvveden fiile çıkaracak olan tek şey “biz”e âit idealdir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]Gücümüzü güç olmaktan çıkaran/çıkaracak olan da idealsizliktir.[/SIZE][/FONT] [SIZE=3][FONT=Georgia][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Georgia][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Georgia][B]HİMMETİNİZ YÜKSEK OLSUN![/B] “Kuş kanatlarıyla, insan himmetiyle uçar” der Mevlâna. Üstad Bedîüzzaman da “İnsanın kıymeti, himmeti nisbetindedir. Himmeti ise hedef ittihaz ettiği şeye göredir” der. Kimin hedefi büyükse, onun himmeti de büyük olacaktır. Himmeti büyük olanın kıymeti de büyüktür. Tarihteki bütün büyük şahsiyetler himmetleri büyük olan insanlardır. Bu, hayırda da şerde de böyledir. Mevlâna, himmeti âli olmaya teşvik bâbında “Çalacaksan inci çal” demiştir. Yani düşük ve küçük şeylere himmet etme. İsa (as) havarilerle karşılaştığında onlar balık tutuyorlardı. İsa (as) onlara “Benim peşime düşün size insan avlamasını öğreteyim” dedi. Havariler balık tutmayı bırakıp İsa (as)’ın peşine düştüler ve insan avlamayı öğrendiler. Hıristiyanlık onlar sayesinde yayıldı ve din tahrif edilinceye kadar binlerce insan onlardan hak ve hakikati öğrendi. Bir Yahudi tarafından hazırlanan “Yeşeren Çöl: İsrail” adlı broşürde şöyle bir olay anlatılır: “Tel-Aviv şehrinin kurulduğu yıllarda bu bölgeyi işgal etmiş bulunan İngiliz kuvvetlerine kumanda eden bir general: “Deve kanatlanıp uçacağı zaman, bu kumlar üzerinde bir şehir kurulur” demişti. Bu gün Tel-Aviv şehrinin meydanlarından birine kanatlı bir deve heykeli dikilmiştir.” [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Georgia][B]Deve kanatlanıp uçar mı?[/B] Gayretli insanların himmeti “deve” yi uçurabileceği gibi, başka şeyleri de uçurur. Yeter ki istenilsin! Bir filozof “Gerçekçi olun ve imkânsızı gerçekleştirin” der. Dünya tarihinde imkânsız zannedilen, ama gayretli insanlar tarafından gerçekleştirilen pek çok olay vardır. Himmeti yüksek olanlar, imkânsız zannedilen şeyleri gerçekleştirirler. Himmeti yüksek idealist insanlara ihtiyacımız var. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Georgia] *** Abdülkerim Ceyli “İnsanı Kamil” adlı kitabında “himmet” hakkında şunları anlatır: Bil ki, Allahü Teâlâ’nın insana bıraktığı en aziz şey, ‘himmet’ olmuştur. Yüce Allah himmet üzerine “Karib” yani, “yakın” ismiyle tecelli etti. Ve ona “Serî-ül Mucîb” yani “çabuk icabet eden” ismi ile nazar etti. Adı geçen tecelli ile “Himmet” kalplere uzak olan her şeyi yakınlaştırma istidadı kazandı. Adı geçen nazar sayesinde ise istenen şeyin ele tez geleceğini ifade etti. İşte, anlatılan bu mânâ icabı olarak: himmet sahibi, bir şeyi niyetine alıp ayağı üzerine kalkınca, niyet ettiği şeye kavuşur. Onun işe kalkışı iki şekilde olur: a. Hâle bağlı bir durumdur. Bunun açık mânâsı şudur: niyette tayin edilen şeyin olacağına kesin bir yakîn [sarsılmaz bir inanç] sahibi olmak. b. Fiile bağlı bir durumdur. Bunun da açık mânâsı şudur: Himmet sahibinin duruşları ve hareketleri tüm olarak, himmet edip niyetine aldığı şeye uygun olmalıdır. Durumu anlatıldığı gibi olmayana “Himmet Sahibi” denmez. O yalancı emellerin sahibidir. Yutucu temenniler peşindedir. Bir ülke arayan gibidir, ama mezbeleden ayrılmaz.. Hâli böyle olan bir kimse, aradığını bulabilir mi? Durumu anlatıldığı gibi olan kimse, kaleme mürekkebe sahip değildir. Yazı usûlünü de bilmez. Böylesi nice mektup yazmayı ister? Hem niçin ister? Bu misaldeki mürekkep: himmet kastının bir şeye yönelmesidir. Bu misaldeki kalem: arzu edilen şeyin olacağına yakîn hâsıl olmasıdır. Yazı usûlünü bilmek: niyete alınan iş için güzel amellere girmektir. O kimse ki, anlatılan vasfa sahip değildir, himmet nedir bilmez. Çünkü himmet namına onda bir şey yoktur… Sonra himmet nedir hiçbir haberi yoktur. Ama fiilleri talep ettiği şeye uygun olan, bu anlatılana benzemez. Özellikle himmet bâbında ciddi bir çaba harcayana, arzu edilen şey en çabuk yoldan gelir. Özlü bir azme sahip olan, anlayışında isabet bulunan kimse, bu himmet işine başladığı, bu denizin derinliğine daldığı zaman ona âit olan yolların sarplığına bakmaz ve oralarda çıkacak tehlikelere aldırış etmez. [B]İDEAL VERİNİZ, İDEAL![/B] Bilirim, ideal ne verilir, ne de alınır. Kahraman, sanatkâr, filozof yapılı büyük adamlar, yani adamların en büyükleri, milletin ruh izbesinde saklı iştiyakı, bütün dolgunluğuyla kendi ruhunda duyar, fırlar, haykırır, yığının karanlık hamlesini aydınlatır ve şuurlandırırlar. İdeali olmayan millet yok, fakat idealinin farkında olmayan, neyi seveceğini şaşırdığı için dostunu düşmanından ayıramayan millet çoktur. Fikir ve heyecan plânında cephe buhranı, iman buhranı, ideal buhranı geçiren memleketlerde, bütün bu tezatlar ve tereddütler korkunç bir ahlâk buhranı doğurur. Nerede bir ahlâk buhranı varsa orada bir millî iman ve bir millî ideal buhranı vardır. Neye inanacaklarını şaşırmış nesiller, hayatın illetini de, gayesini de yine hayatın içinde aramaktan ve gününü gün etmeye çalışarak yalnız kendi keyifleri için yaşamaktan başka bir varlık felsefesine inanmaz olurlar. O memleketlerde ispirto, su gibi içilir; zina, bütün zekâ ve estetik zevklerini bastıran hâkim ve üstün bir heyecan kışkırtıcısı haline gelir; kumar, her zengin evinde yeşil çuhası ile postu serer; kadınlar arasında elmas ve süs yarışı alabildiğine kızışır; müthiş kıtlık günlerinde bile eğlence yerleri dolup taşar; iltimas, rüşvet, hırsızlık, sûiistimal resmî ve hususî hayatta -argoyu mazur görünüz- gırla gider. Böyle milletlere ideal veriniz, ideal! İdealden muradım, bir milletin cihan davasındaki iş bölümünde hakikî rolünü ve cephesini hissederek şahlanmış bir kudret iradesi ile tek hedefe doğru bütün enerjilerini birleştirmesi, yekpâre ve yekvücut olmaya doğru hamle etmesidir. Refah, bir millî ideal değildir. Bundan apartman yaptırmak ve çalmak hırsı doğar. Bilakis millî ideal için refahın feda edilmesi lâzımdır. [/FONT][/SIZE][FONT=Georgia][SIZE=3]Milletlere ideal veriniz, ideal![/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]Veriniz”den muradım, ruhların dibinde yatan ve uyuklayan müşterek (yani millî), sosyal (yani millî), ferdî isteklerden ve iştahlardan üstün (yani millî) temayülleri uyandırmak, şuura ve göz kamaştırıcı bir aydınlığa kavuşturmaktır. Kahraman, sanatkâr, filozof yapılı büyük adamlar, yani adamların en büyükleri buna memurdurlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]İdeal veriniz, ideal![/SIZE][/FONT] [SIZE=3][FONT=Georgia][B]Kaynaklar:[/B] (Peyami Safa. Eğitim, Gençlik, Üniversite.s.173. Ötüken Neşriyat. 1978)[/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
İdeal veriniz, ideal!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst