Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Lem'alar
Ihlas Risâlesi Uzerine
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nûrolog" data-source="post: 135026" data-attributes="member: 12613"><p><span style="color: Green"><strong>BİRİNCİ DÜSTURUNUZ</strong></span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green"><em>Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.</em></span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green">Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder. Onun için, bu hizmette, doğrudan doğruya, yalnız Cenâb-ı Hakkın rızasını esas maksat yapmak gerektir.</span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: Red"><strong>Birinci Düstur:</strong></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: Red"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: Red"><em>Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı</em></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: Red"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: Red">Allah rızası bütün amellerin önünde, olmazsa olmaz bir duygu olarak bulunmalıdır. Namaz kılarken Allah rızası, kitap okurken Allah rızası, ailenin geçimini sağlarken Allah rızası, i'lâ-yı kelimetullah için yapılan hizmetlerde Allah rızası… Allah için yapılan hizmetlerde zaman zaman farklı mülâhazalara girilebilmektedir. "En güzel ve başarılı hizmeti yapma ve bunu herkese gösterme" şeklinde bir niyet bazen insanların zihinlerine gelebilmekte ve riyaya kapı aralanabilmektedir. Halbuki, "Allah, ancak kendi rızası umularak ve Allah için hâlisane yapılan amelleri kabul eder." (Nesai, Cihad 24)</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: Red"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: Red">Herkes razı edilse bile Allah'ın razı olmadığı bir hizmet makbul değildir. Zîrâ hizmetler, sınırlı dünya hayatı için değildir. İnsanın ebedî saadeti, Allah'ın rızasını elde etmesi sonucu Cennet'te tecelli edecektir. Allah razı olmadıktan sonra milyonlarca insan bir hizmeti alkışlasa bile bu, beş para etmez, O'nun nezdinde bir kıymeti olmaz.</span></span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green"><strong>İKİNCİ DÜSTURUNUZ</strong></span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green"><em>Bu hizmet-i Kur’âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfuruşluk nev’inden gıpta damarını tahrik etmemektir.</em></span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green">Çünkü nasıl insanın bir eli diğer eline rekabet etmez, bir gözü bir gözünü tenkit etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalb ruhun ayıbını görmez. Belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine muavenet eder. Yoksa o vücud-u insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır.</span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green">Hem nasıl ki bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabetkârâne uğraşmaz, birbirinin önüne tekaddüm edip tahakküm etmez, birbirinin kusurunu görerek tenkit edip, sa’ye şevkini kırıp atâlete uğratmaz. Belki bütün istidatlarıyla birbirinin hareketini umumî maksada tevcih etmek için yardım ederler; hakikî bir tesanüd, bir ittifakla gaye-i hilkatlerine yürürler. Eğer zerre miktar bir taarruz, bir tahakküm karışsa, o fabrikayı karıştıracak, neticesiz, akîm bırakacak. Fabrika sahibi de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak.</span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green">İşte, ey Risale-i nur şakirtleri ve Kur’ân’ın hizmetkârları! Sizler ve bizler öyle bir insan-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı mânevînin âzâlarıyız. Ve hayat-ı ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz. Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz. Elbette, dört fertten bin yüz on bir kuvvet-i mâneviyeyi temin eden sırr-ı ihlâsı kazanmakla tesanüd ve ittihad-ı hakikîye muhtacız ve mecburuz. Evet, üç elif ittihad etmezse, üç kıymeti var. Sırr-ı adediyet ile ittihad etse, yüz on bir kıymet alır. Dört kere dört ayrı ayrı olsa, on altı kıymeti var. Eğer sırr-ı uhuvvet ve ittihad-ı maksat ve ittifak-ı vazife ile tevafuk edip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dört bin dört yüz kırk dört kuvvetinde ve kıymetinde olduğu gibi, hakikî sırr-ı ihlâs ile, on altı fedakâr kardeşlerin kıymet ve kuvvet-i mâneviyesi dört binden geçtiğine, pek çok vukuat-ı tarihiye şehadet ediyor.</span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green">Bu sırrın sırrı şudur ki: Hakikî, samimî bir ittifakta herbir fert, sair kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklarıyla da işitebilir. Güya on hakikî müttehid adamın herbiri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor bir tarzda mânevî kıymeti ve kuvvetleri vardır. (HAŞİYE)</span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green">(HAŞİYE) : HAŞİYE Evet, sırr-ı ihlâs ile samimî tesanüd ve ittihad, hadsiz menfaate medar olduğu gibi, korkulara, hattâ ölüme karşı en mühim bir siper, bir nokta-i istinaddır. Çünkü ölüm gelse, bir ruhu alır. Sırr-ı uhuvvet-i hakikiye ile, rıza-yı İlâhî yolunda, âhirete müteallik işlerde kardeşleri adedince ruhları olduğundan, biri ölse, “Diğer ruhlarım sağlam kalsınlar. Zira o ruhlar her vakit sevapları bana kazandırmakla mânevî bir hayatı idame ettiklerinden, ben ölmüyorum” diyerek, ölümü gülerek karşılar. Ve “O ruhlar vasıtasıyla sevap cihetinde yaşıyorum, yalnız günah cihetinde ölüyorum” der, rahatla yatar.</span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: red"><strong>İkinci Düstur:</strong></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: red"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: red"><em>Bu hizmet-i Kur'âniye'de bulunan kardeşlerinizi tenkid etmemek ve onların üstünde fazilet-füruşluk nev'inden gıbta damarını tahrik etmemektir.</em></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: red"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: red">Bu düsturda beraber yaşamanın ve ortak bir hedef olarak Allah rızasına yürümenin önündeki iki temel problem nazara verilmektedir: Tenkid ve insanları gıbtaya sevk etmek.</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: red"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: red">Herkes yaptığı hizmetlerden bahsederken diğer insanların duygularını da dikkate almalı ve başkalarını kıskançlık ve gıptaya sevk etmemelidir. Allah için yapılan hizmetlerde çok önemli olan bu düstur hayata taşınmayınca herkesi tenkit ve kendi yaptıklarını büyüterek anlatma gibi bir hastalık ortaya çıkar. </span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: red"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: red">Evet, "Her şeyi tenkit, her şeye itiraz, bir yıkma hamlesidir. Şayet insan, bir şeyi beğenmiyorsa, ondan daha iyisini yapmaya çalışmalıdır. Zîrâ, yıkmaktan harabeler, yapmaktan da mâmûreler meydana gelir."8</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: red"></span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: red">Tenkit meselesine bir fabrikanın çarklarının âhenkle işlemesi misâl veriliyor. Allah yolunda hizmet edenler de şuurlu olarak işlerini ve hizmetteki vazifelerini âhenkle yapmalı, bir fabrikanın çarkları gibi düzenli çalışmalı; birbirini tenkit ederek çalışma azmini kırmamalıdır.</span></span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">akîm : neticesiz</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">atâlet : hareketsizlik</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">âzâ : uzuvlar, organlar</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">Cenâb-ı Hak : Hakkın tâ kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">Dârüsselâm : sonsuz esenlik ve güvenliğin bulunduğu yer, Cennet</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">esas : temel</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">faziletfuruşluk : üstünlük taslama, üstünlüklerini satmaya çalışma</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">fert : birey</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">gaye-i hilkat : yaratılış amacı</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">gıpta : özenti, imrenme</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">hademe : hizmetkârlar</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">hakikî : gerçek</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">hayat-ı ebediye : sonsuz hayat, âhiret hayatı</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">hikmet : bir gaye ve faydaya yönelik olarak, tam yerli yerinde olma</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">hizmet-i Kur’âniye : Kur’ân hakikatlerini yayma hizmeti</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">ikmal etmek : tamamlamak</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">iktiza etmek : gerektirmek</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">insan-ı kâmil : insanın Allah'ın fiilleri, isimleri ve sıfatlarının en parlak aynası olma seviyesine ulaşması</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">istidat : kabiliyet</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">ittifak : anlaşma, birlik</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">ittihad : birlik, birleşme</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">ittihad-ı hakikî : gerçek anlamda birlik oluşturmak</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">kuvvet-i mâneviye : mânevî güç</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">maksat : amaç, gaye</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">mecbur : zorunlu</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">muavenet : yardım</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">neticesiz : sonuçsuz</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">nev’ : çeşit, tür</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">noksan : eksik</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">rekabetkârâne : rekabet ederek</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">rıza-yı İlâhî : Allah’ın rızası, hoşnutluğu</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">sa’y : çalışma</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">saadet-i ebediye : sonsuz mutluluğun yaşanacağı Cennet hayatı</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">sahil-i selâmet : kurtuluş sahili</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">sefine-i Rabbâniye : Rabbanî gemi, iman hakikatlerini yayma hizmeti</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">sırr-ı ihlâs : samimiyet ve doğruluğun sırrı</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">şahs-ı mânevî : belli bir kişi olmayıp, bir topluluktan meydana gelen mânevî kişilik</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">şakirt : talebe</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">şevk : şiddetli arzu ve istek</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">taarruz : saldırı</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">tahakküm etmek : kendi hükmü ve hakimiyeti altına almak</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">tahrik etmek : harekete geçirmek</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">talep : istek</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">tekaddüm etmek : öne geçmek</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">temin etmek : sağlamak</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">tenkit : eleştirme</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">tesanüd : dayanışma</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">tevcih etmek : yöneltmek</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">umumî : genel</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">ümmet-i Muhammediye : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) yolundan giden ümmet</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">vücud-u insan : insan bedeni</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue">zerre miktar : çok az miktar</span></span></p><p><span style="color: Green"><span style="color: RoyalBlue"></span></span></p><p><span style="color: Green"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nûrolog, post: 135026, member: 12613"] [COLOR="Green"][B]BİRİNCİ DÜSTURUNUZ[/B] [I]Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.[/I] Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder. Onun için, bu hizmette, doğrudan doğruya, yalnız Cenâb-ı Hakkın rızasını esas maksat yapmak gerektir. [COLOR="Red"][B]Birinci Düstur:[/B] [I]Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı[/I] Allah rızası bütün amellerin önünde, olmazsa olmaz bir duygu olarak bulunmalıdır. Namaz kılarken Allah rızası, kitap okurken Allah rızası, ailenin geçimini sağlarken Allah rızası, i'lâ-yı kelimetullah için yapılan hizmetlerde Allah rızası… Allah için yapılan hizmetlerde zaman zaman farklı mülâhazalara girilebilmektedir. "En güzel ve başarılı hizmeti yapma ve bunu herkese gösterme" şeklinde bir niyet bazen insanların zihinlerine gelebilmekte ve riyaya kapı aralanabilmektedir. Halbuki, "Allah, ancak kendi rızası umularak ve Allah için hâlisane yapılan amelleri kabul eder." (Nesai, Cihad 24) Herkes razı edilse bile Allah'ın razı olmadığı bir hizmet makbul değildir. Zîrâ hizmetler, sınırlı dünya hayatı için değildir. İnsanın ebedî saadeti, Allah'ın rızasını elde etmesi sonucu Cennet'te tecelli edecektir. Allah razı olmadıktan sonra milyonlarca insan bir hizmeti alkışlasa bile bu, beş para etmez, O'nun nezdinde bir kıymeti olmaz.[/COLOR] [B]İKİNCİ DÜSTURUNUZ[/B] [I]Bu hizmet-i Kur’âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfuruşluk nev’inden gıpta damarını tahrik etmemektir.[/I] Çünkü nasıl insanın bir eli diğer eline rekabet etmez, bir gözü bir gözünü tenkit etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalb ruhun ayıbını görmez. Belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine muavenet eder. Yoksa o vücud-u insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır. Hem nasıl ki bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabetkârâne uğraşmaz, birbirinin önüne tekaddüm edip tahakküm etmez, birbirinin kusurunu görerek tenkit edip, sa’ye şevkini kırıp atâlete uğratmaz. Belki bütün istidatlarıyla birbirinin hareketini umumî maksada tevcih etmek için yardım ederler; hakikî bir tesanüd, bir ittifakla gaye-i hilkatlerine yürürler. Eğer zerre miktar bir taarruz, bir tahakküm karışsa, o fabrikayı karıştıracak, neticesiz, akîm bırakacak. Fabrika sahibi de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak. İşte, ey Risale-i nur şakirtleri ve Kur’ân’ın hizmetkârları! Sizler ve bizler öyle bir insan-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı mânevînin âzâlarıyız. Ve hayat-ı ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz. Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz. Elbette, dört fertten bin yüz on bir kuvvet-i mâneviyeyi temin eden sırr-ı ihlâsı kazanmakla tesanüd ve ittihad-ı hakikîye muhtacız ve mecburuz. Evet, üç elif ittihad etmezse, üç kıymeti var. Sırr-ı adediyet ile ittihad etse, yüz on bir kıymet alır. Dört kere dört ayrı ayrı olsa, on altı kıymeti var. Eğer sırr-ı uhuvvet ve ittihad-ı maksat ve ittifak-ı vazife ile tevafuk edip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dört bin dört yüz kırk dört kuvvetinde ve kıymetinde olduğu gibi, hakikî sırr-ı ihlâs ile, on altı fedakâr kardeşlerin kıymet ve kuvvet-i mâneviyesi dört binden geçtiğine, pek çok vukuat-ı tarihiye şehadet ediyor. Bu sırrın sırrı şudur ki: Hakikî, samimî bir ittifakta herbir fert, sair kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklarıyla da işitebilir. Güya on hakikî müttehid adamın herbiri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor bir tarzda mânevî kıymeti ve kuvvetleri vardır. (HAŞİYE) (HAŞİYE) : HAŞİYE Evet, sırr-ı ihlâs ile samimî tesanüd ve ittihad, hadsiz menfaate medar olduğu gibi, korkulara, hattâ ölüme karşı en mühim bir siper, bir nokta-i istinaddır. Çünkü ölüm gelse, bir ruhu alır. Sırr-ı uhuvvet-i hakikiye ile, rıza-yı İlâhî yolunda, âhirete müteallik işlerde kardeşleri adedince ruhları olduğundan, biri ölse, “Diğer ruhlarım sağlam kalsınlar. Zira o ruhlar her vakit sevapları bana kazandırmakla mânevî bir hayatı idame ettiklerinden, ben ölmüyorum” diyerek, ölümü gülerek karşılar. Ve “O ruhlar vasıtasıyla sevap cihetinde yaşıyorum, yalnız günah cihetinde ölüyorum” der, rahatla yatar. [COLOR="red"][B]İkinci Düstur:[/B] [I]Bu hizmet-i Kur'âniye'de bulunan kardeşlerinizi tenkid etmemek ve onların üstünde fazilet-füruşluk nev'inden gıbta damarını tahrik etmemektir.[/I] Bu düsturda beraber yaşamanın ve ortak bir hedef olarak Allah rızasına yürümenin önündeki iki temel problem nazara verilmektedir: Tenkid ve insanları gıbtaya sevk etmek. Herkes yaptığı hizmetlerden bahsederken diğer insanların duygularını da dikkate almalı ve başkalarını kıskançlık ve gıptaya sevk etmemelidir. Allah için yapılan hizmetlerde çok önemli olan bu düstur hayata taşınmayınca herkesi tenkit ve kendi yaptıklarını büyüterek anlatma gibi bir hastalık ortaya çıkar. Evet, "Her şeyi tenkit, her şeye itiraz, bir yıkma hamlesidir. Şayet insan, bir şeyi beğenmiyorsa, ondan daha iyisini yapmaya çalışmalıdır. Zîrâ, yıkmaktan harabeler, yapmaktan da mâmûreler meydana gelir."8 Tenkit meselesine bir fabrikanın çarklarının âhenkle işlemesi misâl veriliyor. Allah yolunda hizmet edenler de şuurlu olarak işlerini ve hizmetteki vazifelerini âhenkle yapmalı, bir fabrikanın çarkları gibi düzenli çalışmalı; birbirini tenkit ederek çalışma azmini kırmamalıdır.[/COLOR] [COLOR="RoyalBlue"]akîm : neticesiz atâlet : hareketsizlik âzâ : uzuvlar, organlar Cenâb-ı Hak : Hakkın tâ kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah Dârüsselâm : sonsuz esenlik ve güvenliğin bulunduğu yer, Cennet esas : temel faziletfuruşluk : üstünlük taslama, üstünlüklerini satmaya çalışma fert : birey gaye-i hilkat : yaratılış amacı gıpta : özenti, imrenme hademe : hizmetkârlar hakikî : gerçek hayat-ı ebediye : sonsuz hayat, âhiret hayatı hikmet : bir gaye ve faydaya yönelik olarak, tam yerli yerinde olma hizmet-i Kur’âniye : Kur’ân hakikatlerini yayma hizmeti ikmal etmek : tamamlamak iktiza etmek : gerektirmek insan-ı kâmil : insanın Allah'ın fiilleri, isimleri ve sıfatlarının en parlak aynası olma seviyesine ulaşması istidat : kabiliyet ittifak : anlaşma, birlik ittihad : birlik, birleşme ittihad-ı hakikî : gerçek anlamda birlik oluşturmak kuvvet-i mâneviye : mânevî güç maksat : amaç, gaye mecbur : zorunlu muavenet : yardım neticesiz : sonuçsuz nev’ : çeşit, tür noksan : eksik rekabetkârâne : rekabet ederek rıza-yı İlâhî : Allah’ın rızası, hoşnutluğu sa’y : çalışma saadet-i ebediye : sonsuz mutluluğun yaşanacağı Cennet hayatı sahil-i selâmet : kurtuluş sahili sefine-i Rabbâniye : Rabbanî gemi, iman hakikatlerini yayma hizmeti sırr-ı ihlâs : samimiyet ve doğruluğun sırrı şahs-ı mânevî : belli bir kişi olmayıp, bir topluluktan meydana gelen mânevî kişilik şakirt : talebe şevk : şiddetli arzu ve istek taarruz : saldırı tahakküm etmek : kendi hükmü ve hakimiyeti altına almak tahrik etmek : harekete geçirmek talep : istek tekaddüm etmek : öne geçmek temin etmek : sağlamak tenkit : eleştirme tesanüd : dayanışma tevcih etmek : yöneltmek umumî : genel ümmet-i Muhammediye : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) yolundan giden ümmet vücud-u insan : insan bedeni zerre miktar : çok az miktar [/COLOR] [/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Lem'alar
Ihlas Risâlesi Uzerine
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst