Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Ihlas testi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Eyvàh!" data-source="post: 100125" data-attributes="member: 12"><p><strong>Cevap:İhlasın zaferi</strong></p><p></p><p>Asrın idrakine sunulan Kur`an tefsiri <span style="color: #0066cc">Risale</span>-i Nur`un özelliklerinden biri de—malum olduğu üzere—`ihlas`a çokça vurgu yapmasıdır. `<span style="color: #0066cc">İhlas Risalesi</span>i`ndeki `<span style="color: #0066cc">Birinci Düstur</span>` şöyledir: `<span style="color: #0066cc">Amelinizde</span> rıza-yı İlahi olmalı. </p><p> </p><p><span style="color: #0066cc">Eğer O</span> razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. </p><p> </p><p>O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder.` (<span style="color: #0066cc">Lem</span>`alar, s. 164) <span style="color: #0066cc">Bu</span> düsturun tezahürünü son günlerde bir defa daha görmüş olduk. <span style="color: #0066cc">Sabah</span> gazetesinde başlayan `Nurculuk` tartışması, dallanıp budaklanarak bütün gazetelere sirayet etti. </p><p> </p><p> </p><p>Dün itibarıyla 13. günü geride bırakan `<span style="color: #0066cc">Nu Cemaati</span>` dizi yazısı, sadece okuyucuların değil, diğer medya organlarının/ yazarların da ilgisini çekti. </p><p> </p><p>Prof. <span style="color: #0066cc">Şerif Mardin</span>`in TÜBA`ya (Türkiye <span style="color: #0066cc">Bilimler Akademisi</span>) üyeliğinin, sırf Risale-i Nur eserlerini/ tefsirini telif eden <span style="color: #0066cc">Said Nursi</span> ile ilgili `bilimsel çalışma yapmış olması` sebebiyle engellenmesi beklendiği gibi tepki aldı. </p><p> </p><p>Bütün bu tartışmalar, bazıları istese de, istemese de Risale-i Nur`u medyanın, dolayısıyla <span style="color: #0066cc">Türkiye</span>`nin gündemine taşımış oldu.</p><p> </p><p>Önceki gün (23 <span style="color: #0066cc">Aralık</span> 2004) <span style="color: #0066cc">Hürriyet</span>`teki köşesinde `<span style="color: #0066cc">Mardin</span>-i Nursi` başlığıyla nefis bir yazı kaleme alan <span style="color: #0066cc">Hadi Uluengin</span>, (yazı, dün gazetemizin `basından seçmeler` köşesinde yer aldı) Prof. Şerif Mardin`e yapılan haksızlıktan yola çıkarak Said Nursi`nin hakkını teslim ederken soruyordu: </p><p> </p><p>`Çok merak ediyorum, o `TÜBA` üyelerinden acaba kaç tanesi, zahmet edip de <span style="color: #0066cc">Büyük Said Nursi</span>`yi öğrenmeye çalışmıştır?` (Bu arada TÜBA`yı merak edenler sanal alemdeki <a href="http://www.tuba.gov.tr" target="_blank">TÜBA - Anasayfa</a> adresini ziyaret edebilirler.) </p><p> </p><p>`<span style="color: #0066cc">İnsan</span>, bilmediği ve yetişemediği şeye düşmandır` kaidesince, `aydın` geçinen pek çok kişi, (bunlara bir kısım TÜBA üyelerini de dahil etmek gerekmez mi?) Said Nursi`yi inceleme, eserlerini ya da hakkında yazılanları okuma zahmetine girmemiştir. </p><p> </p><p>Said Nursi`yi, fikirlerini, davasını bilmedikleri için de `düşmanca` tavır takınmışlar, bunun hıncını da onu araştıran bir ilim adamından almayı uygun görmüşler. </p><p> </p><p>Peki, insaf ehli bir kişi çıkıp da, `TÜBA`nın yaptığı doğrudur, Şerif Mardin suçludur` demiş ya da diyebilmiş midir? Mardin`in de ifade etmeye çalıştığı gibi, Said Nursi, Türkiye`nin gerçeğidir. </p><p> </p><p>Bu hareketi görmezden gelmek, yok saymak, inkar etmek ve onunla ilgili çalışma yapanları cezalandırma yolunu tercih etmek hiçbir surette makul gösterilemez. Bugün itibarıyla Türkiye`ye bu konuda akademik çalışma yapmanın önünde gizli/açık `yasak` var ise de, dünya bu konuyu araştırıyor.</p><p> </p><p>Hür dünya ülkelerinden belki de onlarca üniversitede Risale-i Nur`lar `tez` konusu oluyor ve üzerinde çeşitli araştırmalar yapılıyor.</p><p> </p><p>Bugünden söyleyelim: Türkiye`deki üniversitelerdeki görünen/ görünmeyen mevcut yasağın fazla ömrü olduğunu düşünmüyoruz. </p><p> </p><p>Yakın bir gelecekte, (her gelecek yakındır!) bizim üniversitelerimizde de `Nurculuk` araştırılacak ve Said Nursi`nin ortaya koyduğu tesbitlerin doğruluğu görülecek. Üstelik, `Bu güne kadar niçin geç kaldık?` diye de hayıflanılacak... </p><p> </p><p>Medyada şahit olduğumuz `hakkı teslim` tavrı, Said Nursi`nin ve `Nur talebeleri`nin; hakta sebat etmiş olmasının neticesi değil midir? Risale-i Nur`ların telif edildiği Barla`daki ilk yıllara hayalen olsun gidelim. </p><p> </p><p>Yanındaki bir kaç fedakar talebesiyle bir kişi (halk nezdinde bir `hoca`) inançsızlığa meydan okuyor ve bir manada diyor ki: `<span style="color: #0066cc">Ben Kur</span>`an`ın sönmez ve söndürülmez bir hakikat olduğunu dünyaya ilan edeceğim!` Bu büyük iddiayı seslendirirken yanında üçü, beşi geçmeyen, ama ihlasları dağ gibi, samimi talebeleri vardı. `<span style="color: #0066cc">Son Şahitler</span>` hatıralarında anlattıkları üzere—bir anlamda—diyorlar ki, `Üstadım, biz burada üç/beş kişiyiz. Bu nasıl olacak? </p><p> </p><p>Her halde bize şevk vermek için bunları söylüyorsun.` Ama o, Kur`an`dan aldığı ilhamla `Kardeşlerim, küfrün beli kırılmıştır` demiş ve `Tesadüf, şirk ve tabiattan teşekkül eden fesat şebekesinin alem-i <span style="color: #0066cc">İslamdan</span> nefiy ve ihracına Risale-i <span style="color: #0066cc">Nurca</span> verilen karar infaz edilmiştir` şeklinde bu günleri müjdelemiştir. </p><p> </p><p>(<span style="color: #0066cc">Mesnevi</span>-i Nuriye, s. 152) İşte, ihlasa dayanan bir davanın; sabırla, sebatla devamından çıkan netice bu olmuştur. <span style="color: #0066cc">Küfrün</span> beli kırılıp, `fesat şebekesinin` ihraç edilmesi, Risale-i Nur`un önündeki engellerin aşılmasına vesile olmuştur. Bugünkü netice başka nasıl izah edilebilir?</p><p><span style="color: #0066cc">Faruk ÇAKIR</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Eyvàh!, post: 100125, member: 12"] [b]Cevap:İhlasın zaferi[/b] Asrın idrakine sunulan Kur`an tefsiri [COLOR=#0066cc]Risale[/COLOR]-i Nur`un özelliklerinden biri de—malum olduğu üzere—`ihlas`a çokça vurgu yapmasıdır. `[COLOR=#0066cc]İhlas Risalesi[/COLOR]i`ndeki `[COLOR=#0066cc]Birinci Düstur[/COLOR]` şöyledir: `[COLOR=#0066cc]Amelinizde[/COLOR] rıza-yı İlahi olmalı. [COLOR=#0066cc]Eğer O[/COLOR] razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder.` ([COLOR=#0066cc]Lem[/COLOR]`alar, s. 164) [COLOR=#0066cc]Bu[/COLOR] düsturun tezahürünü son günlerde bir defa daha görmüş olduk. [COLOR=#0066cc]Sabah[/COLOR] gazetesinde başlayan `Nurculuk` tartışması, dallanıp budaklanarak bütün gazetelere sirayet etti. Dün itibarıyla 13. günü geride bırakan `[COLOR=#0066cc]Nu Cemaati[/COLOR]` dizi yazısı, sadece okuyucuların değil, diğer medya organlarının/ yazarların da ilgisini çekti. Prof. [COLOR=#0066cc]Şerif Mardin[/COLOR]`in TÜBA`ya (Türkiye [COLOR=#0066cc]Bilimler Akademisi[/COLOR]) üyeliğinin, sırf Risale-i Nur eserlerini/ tefsirini telif eden [COLOR=#0066cc]Said Nursi[/COLOR] ile ilgili `bilimsel çalışma yapmış olması` sebebiyle engellenmesi beklendiği gibi tepki aldı. Bütün bu tartışmalar, bazıları istese de, istemese de Risale-i Nur`u medyanın, dolayısıyla [COLOR=#0066cc]Türkiye[/COLOR]`nin gündemine taşımış oldu. Önceki gün (23 [COLOR=#0066cc]Aralık[/COLOR] 2004) [COLOR=#0066cc]Hürriyet[/COLOR]`teki köşesinde `[COLOR=#0066cc]Mardin[/COLOR]-i Nursi` başlığıyla nefis bir yazı kaleme alan [COLOR=#0066cc]Hadi Uluengin[/COLOR], (yazı, dün gazetemizin `basından seçmeler` köşesinde yer aldı) Prof. Şerif Mardin`e yapılan haksızlıktan yola çıkarak Said Nursi`nin hakkını teslim ederken soruyordu: `Çok merak ediyorum, o `TÜBA` üyelerinden acaba kaç tanesi, zahmet edip de [COLOR=#0066cc]Büyük Said Nursi[/COLOR]`yi öğrenmeye çalışmıştır?` (Bu arada TÜBA`yı merak edenler sanal alemdeki [URL="http://www.tuba.gov.tr"]TÜBA - Anasayfa[/URL] adresini ziyaret edebilirler.) `[COLOR=#0066cc]İnsan[/COLOR], bilmediği ve yetişemediği şeye düşmandır` kaidesince, `aydın` geçinen pek çok kişi, (bunlara bir kısım TÜBA üyelerini de dahil etmek gerekmez mi?) Said Nursi`yi inceleme, eserlerini ya da hakkında yazılanları okuma zahmetine girmemiştir. Said Nursi`yi, fikirlerini, davasını bilmedikleri için de `düşmanca` tavır takınmışlar, bunun hıncını da onu araştıran bir ilim adamından almayı uygun görmüşler. Peki, insaf ehli bir kişi çıkıp da, `TÜBA`nın yaptığı doğrudur, Şerif Mardin suçludur` demiş ya da diyebilmiş midir? Mardin`in de ifade etmeye çalıştığı gibi, Said Nursi, Türkiye`nin gerçeğidir. Bu hareketi görmezden gelmek, yok saymak, inkar etmek ve onunla ilgili çalışma yapanları cezalandırma yolunu tercih etmek hiçbir surette makul gösterilemez. Bugün itibarıyla Türkiye`ye bu konuda akademik çalışma yapmanın önünde gizli/açık `yasak` var ise de, dünya bu konuyu araştırıyor. Hür dünya ülkelerinden belki de onlarca üniversitede Risale-i Nur`lar `tez` konusu oluyor ve üzerinde çeşitli araştırmalar yapılıyor. Bugünden söyleyelim: Türkiye`deki üniversitelerdeki görünen/ görünmeyen mevcut yasağın fazla ömrü olduğunu düşünmüyoruz. Yakın bir gelecekte, (her gelecek yakındır!) bizim üniversitelerimizde de `Nurculuk` araştırılacak ve Said Nursi`nin ortaya koyduğu tesbitlerin doğruluğu görülecek. Üstelik, `Bu güne kadar niçin geç kaldık?` diye de hayıflanılacak... Medyada şahit olduğumuz `hakkı teslim` tavrı, Said Nursi`nin ve `Nur talebeleri`nin; hakta sebat etmiş olmasının neticesi değil midir? Risale-i Nur`ların telif edildiği Barla`daki ilk yıllara hayalen olsun gidelim. Yanındaki bir kaç fedakar talebesiyle bir kişi (halk nezdinde bir `hoca`) inançsızlığa meydan okuyor ve bir manada diyor ki: `[COLOR=#0066cc]Ben Kur[/COLOR]`an`ın sönmez ve söndürülmez bir hakikat olduğunu dünyaya ilan edeceğim!` Bu büyük iddiayı seslendirirken yanında üçü, beşi geçmeyen, ama ihlasları dağ gibi, samimi talebeleri vardı. `[COLOR=#0066cc]Son Şahitler[/COLOR]` hatıralarında anlattıkları üzere—bir anlamda—diyorlar ki, `Üstadım, biz burada üç/beş kişiyiz. Bu nasıl olacak? Her halde bize şevk vermek için bunları söylüyorsun.` Ama o, Kur`an`dan aldığı ilhamla `Kardeşlerim, küfrün beli kırılmıştır` demiş ve `Tesadüf, şirk ve tabiattan teşekkül eden fesat şebekesinin alem-i [COLOR=#0066cc]İslamdan[/COLOR] nefiy ve ihracına Risale-i [COLOR=#0066cc]Nurca[/COLOR] verilen karar infaz edilmiştir` şeklinde bu günleri müjdelemiştir. ([COLOR=#0066cc]Mesnevi[/COLOR]-i Nuriye, s. 152) İşte, ihlasa dayanan bir davanın; sabırla, sebatla devamından çıkan netice bu olmuştur. [COLOR=#0066cc]Küfrün[/COLOR] beli kırılıp, `fesat şebekesinin` ihraç edilmesi, Risale-i Nur`un önündeki engellerin aşılmasına vesile olmuştur. Bugünkü netice başka nasıl izah edilebilir? [COLOR=#0066cc]Faruk ÇAKIR[/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Ihlas testi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst