Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
ihlâs ve rakamlar
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="istiðna" data-source="post: 67911" data-attributes="member: 4075"><p>Aynı ulvî davaya aynı safta yahut değişik cephelerde çalışan insanlar, bazen bir rekabet içine girebilir ve hizmet yarışını “benlik kavgasına” dökebilirler. Bu cümleyi, hizmet yarışında diğer arkadaşlarından daha fazla başarı gösteren ve çok daha ileri hedeflere ulaşan kişi söylemeli. Yani, “Ben bu kadar başarı elde ettim ama bunların hepsi Rabbimin ihsanı. Bu konuda benden daha az muvaffak olan insanlardan kendimi daha üstün tutamam. </p><p></p><p>Çünkü “Cenâb-ı Hakk’ın rızası ihlâs ile kazanılır. Kesret-i etba ile ve fazla muvaffakiyetle değildir.” demeli.</p><p></p><p>Nefsimizin tembelliğini keyfiyet sayamayız. Kimin keyfiyetçe daha ileri olduğu bir kalp meselesi, bir ihlâs meselesidir. Bunun tayinini insafsız nefsimize bırakamayız.</p><p></p><p>“İnsan herkesi kendisinden üstün bilmelidir!” düsturuna uyarak, kendimizi kemiyet bilmemiz kanaatimce en selâmetli yoldur.</p><p>_________________________________________________<span style="color: #004eff"><strong>İhlas Risalesinin birinci bölümünde geçen "yanlış düşündüğü izzetini" ifadesini nasıl anlamalıyız?</strong></span></p><p>Bir insan izzet-i İslamiye ile gerçek izzete kavuşabilir. Bazı meseleleri gurur vesilesi yaparak müslüman kardeşlerine tavır alsa ve cepheyi zayıflaştırsa, bu yanlış izzet düşmana yardım manasına gelir ve sonuç olarak Müslümanların zillete düşmelerine vesile olabilir.</p><p></p><p>Müslamanın izzeti, küfre ve kâfirlere karşıdır. </p><p><span style="color: #0062ff"><strong>İhlas dairesinde, hizmet noktasında çok hırs ve kanaatsizlik gösterdiğimiz halde, neticelerine ve semeratına karşı kanaatle mükellefiz</strong></span>. </p><p>İnsan, himmetini olabildiğince yüksek tutmalıdır. “Mevcuda iktifa etmeyi dun-u himmetlik” sayan Üstadımızın, şu ifadeleri çok mânâlıdır ve mesaj yüklüdür:</p><p></p><p>“Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, îmanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeğe, îmanımı kurtarmağa koşuyorum.” (Tarihçe-i Hayat) </p><p></p><p>Bu dersi kendine rehber edinen her Nur talebesi de himmetini yüksek tutar; şüphe, tereddüt, günah ve sefahat ateşinde yananların imdadına koşmayı kutsî bir görev bilir. Onun hedefi bütün yananları kurtarmaktır. Hırsın ve kanaatsizliğin yeri işte burasıdır.</p><p></p><p>Yananların kendisini arayıp bulmalarını beklemez. Kurtardığı bir kişiyle yetinip diğerlerinin yanmasına seyirci kalmaz. Bir ikinciye, bir üçüncüye el atmaya çalışır. Yananların tümünü kurtarmak için yeni yollar arar, yeni metotlar dener. Bütün bu çalışma ve çırpınmaların sonunda ancak birkaç kişi kurtarabilirse bu sonuca da kanaat eder; “Ben tebliğ görevimi yaptım. İlâhî takdir bu kadarmış.” der. </p><p></p><p>İnsan, bir büyük şehirdeki, her birinde kırk elli aile oturan muhteşem apartmanları birer küçük köy kabul etmeli ve “Bunların her birinde, evini iman ve Kur’an hizmetine açan bir kardeşimiz olmalı.” diye düşünmeli, himmetini böyle geniş tutmalıdır. Ama bütün gayretine rağmen, milyonluk bir semtte ancak bir hizmet merkezi kurabilmişse, buna da kanaat etmeli, yenileri devreye girinceye kadar orada bütün gayretiyle çalışmalı</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="istiðna, post: 67911, member: 4075"] Aynı ulvî davaya aynı safta yahut değişik cephelerde çalışan insanlar, bazen bir rekabet içine girebilir ve hizmet yarışını “benlik kavgasına” dökebilirler. Bu cümleyi, hizmet yarışında diğer arkadaşlarından daha fazla başarı gösteren ve çok daha ileri hedeflere ulaşan kişi söylemeli. Yani, “Ben bu kadar başarı elde ettim ama bunların hepsi Rabbimin ihsanı. Bu konuda benden daha az muvaffak olan insanlardan kendimi daha üstün tutamam. Çünkü “Cenâb-ı Hakk’ın rızası ihlâs ile kazanılır. Kesret-i etba ile ve fazla muvaffakiyetle değildir.” demeli. Nefsimizin tembelliğini keyfiyet sayamayız. Kimin keyfiyetçe daha ileri olduğu bir kalp meselesi, bir ihlâs meselesidir. Bunun tayinini insafsız nefsimize bırakamayız. “İnsan herkesi kendisinden üstün bilmelidir!” düsturuna uyarak, kendimizi kemiyet bilmemiz kanaatimce en selâmetli yoldur. _________________________________________________[color=#004eff][b]İhlas Risalesinin birinci bölümünde geçen "yanlış düşündüğü izzetini" ifadesini nasıl anlamalıyız?[/b][/color] Bir insan izzet-i İslamiye ile gerçek izzete kavuşabilir. Bazı meseleleri gurur vesilesi yaparak müslüman kardeşlerine tavır alsa ve cepheyi zayıflaştırsa, bu yanlış izzet düşmana yardım manasına gelir ve sonuç olarak Müslümanların zillete düşmelerine vesile olabilir. Müslamanın izzeti, küfre ve kâfirlere karşıdır. [color=#0062ff][b]İhlas dairesinde, hizmet noktasında çok hırs ve kanaatsizlik gösterdiğimiz halde, neticelerine ve semeratına karşı kanaatle mükellefiz[/b][/color]. İnsan, himmetini olabildiğince yüksek tutmalıdır. “Mevcuda iktifa etmeyi dun-u himmetlik” sayan Üstadımızın, şu ifadeleri çok mânâlıdır ve mesaj yüklüdür: “Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, îmanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeğe, îmanımı kurtarmağa koşuyorum.” (Tarihçe-i Hayat) Bu dersi kendine rehber edinen her Nur talebesi de himmetini yüksek tutar; şüphe, tereddüt, günah ve sefahat ateşinde yananların imdadına koşmayı kutsî bir görev bilir. Onun hedefi bütün yananları kurtarmaktır. Hırsın ve kanaatsizliğin yeri işte burasıdır. Yananların kendisini arayıp bulmalarını beklemez. Kurtardığı bir kişiyle yetinip diğerlerinin yanmasına seyirci kalmaz. Bir ikinciye, bir üçüncüye el atmaya çalışır. Yananların tümünü kurtarmak için yeni yollar arar, yeni metotlar dener. Bütün bu çalışma ve çırpınmaların sonunda ancak birkaç kişi kurtarabilirse bu sonuca da kanaat eder; “Ben tebliğ görevimi yaptım. İlâhî takdir bu kadarmış.” der. İnsan, bir büyük şehirdeki, her birinde kırk elli aile oturan muhteşem apartmanları birer küçük köy kabul etmeli ve “Bunların her birinde, evini iman ve Kur’an hizmetine açan bir kardeşimiz olmalı.” diye düşünmeli, himmetini böyle geniş tutmalıdır. Ama bütün gayretine rağmen, milyonluk bir semtte ancak bir hizmet merkezi kurabilmişse, buna da kanaat etmeli, yenileri devreye girinceye kadar orada bütün gayretiyle çalışmalı [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
ihlâs ve rakamlar
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst