1. Selamlaşma Şekli
1. Zeyd b. Eslem'den: Resûîullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Bi-nekli olan yaya yürüyene selam verir. Bir topluluktan birisi selam verince diğerlerine de kâfi gelir.»
2. Amr b. Atâ'nın oğlu Muhammed şunları ani attı: Abdullah b. Abbas (r.a.)'m yanında oturuyordum. Onun huzuruna Yemen halkından bir adam girdi ve: «Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berakâtuh» diye selam verdi. Sonra bir şeyler daha ilâve etti. O zamanlar gözleri âmâ olan îbn Abbas:
«— Bu kim?» diye sordu. Oradakiler de:
«— Bu sana gelen bir Yemenlidir.» diye onu kendisine tanıttılar. Bunun üzerine Ibn Abbas dedi ki:
«— Selam bereketle tamamlanır.»Yahya diyor ki: îmam Malik'e:
«— Kadına selam verilir mi?» diye sorulduğunda şu cevabı verdi:
Yaşlı kadınlara verilmesinde bir mahzur görmüyorum, ama genç kadınlara verilmesini hoş karşılamıyorum.
2. Yahudi Ve Hristiyanlara Selam Vermek
3. Abdullah b. Ömer (r.a.)'dan: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Yahudilerden biri size selam verdiğinde: «Essâmü aleyküm = Ölüm sizin üzerinize olsun.» der. Siz de: «Aley-ke= senin üzerine olsun» diye karşılık veriniz.»
Yahya diyor ki: îmam Malik'e:
«— Yahudi veya hristdyana selam veren kimse bundan dönüp selamını bozacak mı?» diye sorulduğunda:
«- — Hayır» diye cevap verdi.
3. Selam Hakkında Çeşitli Rivayetler
4. Ebû Vâkid el-Leysî (r.a.)'den: Resûlullah (s.a.v.) mescidde ashabıyla otururken üç kişi geldi. îkisi Resûlulîah'a doğru yöneldi, biriside gitti. Bu iki kişi, Resûluîlah (s.a.v.)'ın meclisinde durup selam verdiler. Onlardan biri halkada bir boş yer gördü ve oraya oturdu. Diğeri de oradakilerin arkasına oturdu. Üçüncüye gelince dönüp gitti. Resûlullah (s.a.v.) (sözünü) bitirince şöyle buyurdu: «Şu üç kişinin durumunu size haber vereyim. Onlardan biri Allah'a sığındı (meclise girdi), Allah da onu himayesine aldı. Diğeri çekindi (zahmet vermek istemedi), Allah da ona azab etmekten çekindi (af etti), öbürü ise (Resûlul-lah'ın (s.a.v.) meclisinden) yüz çevirdi. Allah da ondan (gazap ederek) yüz çevirdi.»
5. Enes. b. Malik (r.a.)'den: Ömer b. Hattab (r.a.)'ı dinledim. (6) Buharı, îlim, 3/8; Müslim, Selâm, 39/10, no:26.
Bir adam ona selâm verdi. O da selâmını aldı. Sonra adama: «— Nasılsın?» diye sorunca adam:
«— Allah'a hamdolsun» diye karşılık verdi. Ömer (r.a.): «— Senden istediğim işte budur.» dedi.
6. Abdullah b. Ebû Talha'dan: Übey b. Kâ'b'ın oğlu Tufeyl bana Abdullah b. Ömer (r.a.)'e geldiğini ve beraberce çarşıya gittiklerini haber vererek şöyle dedi: Çarşıya gittiğimizde Abdullah b. Ömer (r.a.), uğradığı satıcılara, ticaret erbabına, fakirlere ve herkese mutlaka selâm verirdi.
Bir gün yine Abdullah b. Ömer (r.a.)'e gittim. Kendisiyle beraber çarşıya çıkmamı istedi. Ben de ona:
«— Çarşıda ne yapacaksın? Sen satıcıların yanında durmazsın. Bir mal sormazsın, bir şey almazsın ve çarşıdaki meclislerde de oturmazsın. Ben diyorum ki, burada bizimle otur, konuşalım.» dediğimde bana:
«— Ey şişman! (Tufeyl büyük karınlı bir kişi idi) Biz selâm için gideceğiz, karşılaştığımız kimselere selam veririz.» dedi.
7. Yahya b. Said'den: Bir adam Abdullah b. Ömer (r.a.)'e selâm verdi ve:
«— Esselâmü aleyke ve rahmetullahi ve berakâtuhu vel gâdi-yatü ver-raihât = Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi ve sabah akşam gidip gelenler (insanoğlunun amellerini yazmak için gelen melekler) senin üzerine olsun.» dedi.
Abdullah b. Ömer (r.a.) de:
«— Bin kere de senin üzerine olsun.» dedi ve sanki bunu hoş karşılamadı.
8. imam Malik'e şöyle rivayet edildi: İçinde kimse olmayan bîr eve girildiğinde:
«— Esselâmü aleynâ ve alâ ibadillahis-sâlihîn = Allah'ın selamı bizim ve Allah'ın iyi kullarının üzerine olsun.» denilir.
alıntı;İMAM MALİK-MUVATTA
1. Zeyd b. Eslem'den: Resûîullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Bi-nekli olan yaya yürüyene selam verir. Bir topluluktan birisi selam verince diğerlerine de kâfi gelir.»
2. Amr b. Atâ'nın oğlu Muhammed şunları ani attı: Abdullah b. Abbas (r.a.)'m yanında oturuyordum. Onun huzuruna Yemen halkından bir adam girdi ve: «Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berakâtuh» diye selam verdi. Sonra bir şeyler daha ilâve etti. O zamanlar gözleri âmâ olan îbn Abbas:
«— Bu kim?» diye sordu. Oradakiler de:
«— Bu sana gelen bir Yemenlidir.» diye onu kendisine tanıttılar. Bunun üzerine Ibn Abbas dedi ki:
«— Selam bereketle tamamlanır.»Yahya diyor ki: îmam Malik'e:
«— Kadına selam verilir mi?» diye sorulduğunda şu cevabı verdi:
Yaşlı kadınlara verilmesinde bir mahzur görmüyorum, ama genç kadınlara verilmesini hoş karşılamıyorum.
2. Yahudi Ve Hristiyanlara Selam Vermek
3. Abdullah b. Ömer (r.a.)'dan: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Yahudilerden biri size selam verdiğinde: «Essâmü aleyküm = Ölüm sizin üzerinize olsun.» der. Siz de: «Aley-ke= senin üzerine olsun» diye karşılık veriniz.»
Yahya diyor ki: îmam Malik'e:
«— Yahudi veya hristdyana selam veren kimse bundan dönüp selamını bozacak mı?» diye sorulduğunda:
«- — Hayır» diye cevap verdi.
3. Selam Hakkında Çeşitli Rivayetler
4. Ebû Vâkid el-Leysî (r.a.)'den: Resûlullah (s.a.v.) mescidde ashabıyla otururken üç kişi geldi. îkisi Resûlulîah'a doğru yöneldi, biriside gitti. Bu iki kişi, Resûluîlah (s.a.v.)'ın meclisinde durup selam verdiler. Onlardan biri halkada bir boş yer gördü ve oraya oturdu. Diğeri de oradakilerin arkasına oturdu. Üçüncüye gelince dönüp gitti. Resûlullah (s.a.v.) (sözünü) bitirince şöyle buyurdu: «Şu üç kişinin durumunu size haber vereyim. Onlardan biri Allah'a sığındı (meclise girdi), Allah da onu himayesine aldı. Diğeri çekindi (zahmet vermek istemedi), Allah da ona azab etmekten çekindi (af etti), öbürü ise (Resûlul-lah'ın (s.a.v.) meclisinden) yüz çevirdi. Allah da ondan (gazap ederek) yüz çevirdi.»
5. Enes. b. Malik (r.a.)'den: Ömer b. Hattab (r.a.)'ı dinledim. (6) Buharı, îlim, 3/8; Müslim, Selâm, 39/10, no:26.
Bir adam ona selâm verdi. O da selâmını aldı. Sonra adama: «— Nasılsın?» diye sorunca adam:
«— Allah'a hamdolsun» diye karşılık verdi. Ömer (r.a.): «— Senden istediğim işte budur.» dedi.
6. Abdullah b. Ebû Talha'dan: Übey b. Kâ'b'ın oğlu Tufeyl bana Abdullah b. Ömer (r.a.)'e geldiğini ve beraberce çarşıya gittiklerini haber vererek şöyle dedi: Çarşıya gittiğimizde Abdullah b. Ömer (r.a.), uğradığı satıcılara, ticaret erbabına, fakirlere ve herkese mutlaka selâm verirdi.
Bir gün yine Abdullah b. Ömer (r.a.)'e gittim. Kendisiyle beraber çarşıya çıkmamı istedi. Ben de ona:
«— Çarşıda ne yapacaksın? Sen satıcıların yanında durmazsın. Bir mal sormazsın, bir şey almazsın ve çarşıdaki meclislerde de oturmazsın. Ben diyorum ki, burada bizimle otur, konuşalım.» dediğimde bana:
«— Ey şişman! (Tufeyl büyük karınlı bir kişi idi) Biz selâm için gideceğiz, karşılaştığımız kimselere selam veririz.» dedi.
7. Yahya b. Said'den: Bir adam Abdullah b. Ömer (r.a.)'e selâm verdi ve:
«— Esselâmü aleyke ve rahmetullahi ve berakâtuhu vel gâdi-yatü ver-raihât = Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi ve sabah akşam gidip gelenler (insanoğlunun amellerini yazmak için gelen melekler) senin üzerine olsun.» dedi.
Abdullah b. Ömer (r.a.) de:
«— Bin kere de senin üzerine olsun.» dedi ve sanki bunu hoş karşılamadı.
8. imam Malik'e şöyle rivayet edildi: İçinde kimse olmayan bîr eve girildiğinde:
«— Esselâmü aleynâ ve alâ ibadillahis-sâlihîn = Allah'ın selamı bizim ve Allah'ın iyi kullarının üzerine olsun.» denilir.
alıntı;İMAM MALİK-MUVATTA