Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
İki mühim suâle karşı iki mühim cevap
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="þualar" data-source="post: 4298" data-attributes="member: 163"><p><strong><em>BİRİNCİSİ: </em></strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em><span style="color: blue">Eğer desen: "Mâdem Kur’ân, beşer için nâzil olmuştur. Neden beşerin nazarında en mühim olan medeniyet hârikalarını tasrih etmiyor? Yalnız gizli bir remz ile, hafî bir îmâ ile, hafif bir işaretle, zayıf bir ihtar ile iktifâ ediyor?" </span></em></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em><span style="color: blue"></span>Elcevap: Çünkü, medeniyet-i beşeriye hârikalarının hakları bahs-i Kur’ânîde o kadar olabilir. <span style="color: blue">Zîrâ, Kur’ân’ın vazife-i asliyesi daire-i Rubûbiyetin kemâlât ve şuûnâtını ve daire-i ubûdiyetin vezâif ve ahvâlini tâlim etmektir. </span>Öyle ise, şu havârik-ı beşeriyenin o iki dairede hakları yalnız bir zayıf remz, bir hafif işaret ancak düşer. Çünkü, onlar daire-i Rubûbiyetten haklarını isteseler, o vakit pek az hak alabilirler. </em></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em>Meselâ, <span style="color: blue">tayyâre-i beşer</span> </em></strong></span></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em>Kur’ân’a dese: <span style="color: blue">"Bana bir hakk-ı kelâm ver,</span> <span style="color: blue">âyâtında bir mevkî ver</span>." Elbette <span style="color: purple">o daire-i Rubûbiyetin tayyâreleri olan seyyârât, arz, kamer, Kur’ân nâmına diyecekler: "Burada cirmin kadar bir mevkî alabilirsin." </span></em></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em><span style="color: purple"></span>Eğer <span style="color: blue">beşerin tahte’l-</span><span style="color: blue">bahirleri, âyât-ı Kur’âniyeden mevkî isteseler</span>, o dairenin tahte’l-bahirleri, yani, <span style="color: purple">bahr-i muhît-i havaîde ve esir denizinde yüzen zemin ve yıldızlar ona diyecekler: "Yanımızda senin yerin görünmeyecek derecede azdır." </span></em></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em><span style="color: purple"></span><span style="color: blue">Eğer elektriğin, parlak, yıldız-misâl lâmbaları, hakk-ı kelâm isteyerek, âyetlere girmek isteseler</span>, o dairenin elektrik lâmbaları olan şimşekler, şahaplar ve <span style="color: purple">gökyüzünü zînetlendiren yıldızlar ve misbahlar diyecekler: "Işığın nisbetinde bahis ve beyâna girebilirsin." </span></em></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em><span style="color: purple"></span><span style="color: blue">Eğer havârik-ı medeniyet, dekàik-ı san’at cihetinde haklarını </span></em></strong></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><span style="color: blue">isterlerse ve âyetlerden makam talep ederlerse,</span> <span style="color: purple">o vakit birtek sinek onlara, "Susunuz!" diyecek. "Benim bir kanadım kadar hakkınız yoktur.</span> Zîrâ sizlerdeki, beşerin cüz-i ihtiyârıyla kesb edilen bütün ince san’atlar ve bütün nâzik cihazlar toplansa, benim küçücük vücudumdaki ince san’at ve nâzenin cihazlar kadar acîb olamaz. <img src="http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/sozl1/b910.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> (ilâ âhir) âyeti sizi susturur." </span></span></span></em></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000">Eğer o hârikalar, daire-i ubûdiyete gidip, o daireden haklarını isterlerse, o zaman o daireden şöyle bir cevap alırlar ki: </span></span></span></em></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000">"Sizin münâsebetiniz bizimle pek azdır ve dairemize kolay giremezsiniz. <span style="color: purple">Çünkü, programımız budur ki: Dünya bir misafirhânedir. İnsan ise, onda az duracaktır ve vazifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde hayat-ı ebediyeye lâzım olan levâzımâtı tedârik etmekle mükelleftir.</span> En ehem ve en elzem işler takdim edilecektir. Halbuki, siz ekseriyet itibâriyle şu fânî dünyayı bir makarr-ı ebedî nokta-i nazarında ve gaflet perdesi altında, dünyaperestlik hissiyle işlenmiş bir sûret sizde görülüyor. Öyle ise, hakperestlik ve âhireti düşünmeklik esasları üzerine müesses olan ubûdiyetten hisseniz pek azdır. <span style="color: purple">"Lâkin, eğer kıymettar bir ibâdet olan sırf menfaat-i ibâdullah için ve menâfi-i umumiye ve istirahat-i âmmeye ve hayat-ı içtimâiyenin kemâline hizmet eden ve elbette ekalliyet teşkil eden muhterem san’atkârlar ve mülhem keşşaflar, arkanızda ve içinizde varsa, o hassas zâtlara şu remz ve işârât-ı Kur’âniye, sa’ye teşvik ve san’atlarını takdir etmek için, elhak kâfi ve vâfîdir." </span></span></span></span></em></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><span style="color: purple"></span></span></span></span></em></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"></span></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000">İKİNCİ SUÂLE CEVAP: </span></span></span></em></strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"></span></span></span></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em>Eğer desen: "Şimdi şu tahkikattan sonra şüphem kalmadı ve tasdik ettim ki, Kur’ân’da sâir hakàikle beraber, medeniyet-i hâzıranın hârikalarına ve belki daha ilerisine işaret ve remz vardır; dünyevî ve uhrevî saadet-i beşere lâzım olan herşey, değeri nisbetinde içinde bulunur. <span style="color: blue">Fakat niçin, Kur’ân, onları sarâhatle zikretmiyor? Tâ muannid kâfirler dahi tasdike mecbur olsunlar; kalbimiz de rahat olsun?" </span></em></strong></span></span></span></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em><span style="color: blue"></span>Elcevap: <span style="color: indigo">Din bir imtihandır. Teklif-i İlâhî bir tecrübedir. Tâ ervâh-ı âliye ile ervâh-ı sâfile müsâbaka meydanında birbirinden ayrılsın. Nasıl ki bir mâdene ateş veriliyor, tâ elmasla kömür, altınla toprak birbirinden ayrılsın. Öyle de, bu dâr-ı imtihanda olan teklifât-ı İlâhiye bir ibtilâdır ve bir müsâbakaya sevktir ki, istidad-ı beşer mâdeninde olan cevâhir-i âliye ile mevadd-ı süfliye birbirinden tefrik edilsin. Mâdem Kur’ân, bu dâr-ı imtihanda bir tecrübe sûretinde, bir müsâbaka meydanında beşerin tekemmülü için nâzil olmuştur; elbette şu dünyevî ve herkese görünecek umûr-u gaybiye-i istikbâliyeye yalnız işaret edecek ve hüccetini ispat edecek derecede akla kapı açacak. Eğer sarâhaten zikretse, sırr-ı teklif bozulur.</span> âdetâ gökyüzündeki yıldızlarla vâzıhan Lâ ilâhe illallah yazmak misillü bir bedâhete girecek; o zaman, herkes ister istemez tasdik edecek. Müsâbaka olmaz; imtihan fevt olur. Kömür gibi bir ruh ile elmas gibi bir ruh </em></strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em>beraber kalacaklar. </em></strong></span></span></span></span></span></span></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em>Elhâsıl: Kur’ân-ı Hakîm, hakîmdir; her şeye kıymeti nisbetinde bir makam verir. İşte Kur’ân, bin üç yüz sene evvel, istikbâlin zulümâtında müstetir ve gaybî olan semerât ve terakkiyât-ı insaniyeyi görüyor; ve gördüğümüzden ve göreceğimizden daha güzel bir sûrette gösterir. <span style="color: blue">Demek, Kur’ân öyle bir Zâtın kelâmıdır ki, bütün zamanları ve içindeki bütün eşyayı bir anda görüyor. </span></em></strong></span></span></span></span></span></span></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #000000"><strong><em><span style="color: blue"></span></em></strong></span></span></span></span></span></span></p><p></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="þualar, post: 4298, member: 163"] [B][I]BİRİNCİSİ: [/I][/B][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#000000] [B][I][COLOR=blue]Eğer desen: "Mâdem Kur’ân, beşer için nâzil olmuştur. Neden beşerin nazarında en mühim olan medeniyet hârikalarını tasrih etmiyor? Yalnız gizli bir remz ile, hafî bir îmâ ile, hafif bir işaretle, zayıf bir ihtar ile iktifâ ediyor?" [/COLOR]Elcevap: Çünkü, medeniyet-i beşeriye hârikalarının hakları bahs-i Kur’ânîde o kadar olabilir. [COLOR=blue]Zîrâ, Kur’ân’ın vazife-i asliyesi daire-i Rubûbiyetin kemâlât ve şuûnâtını ve daire-i ubûdiyetin vezâif ve ahvâlini tâlim etmektir. [/COLOR]Öyle ise, şu havârik-ı beşeriyenin o iki dairede hakları yalnız bir zayıf remz, bir hafif işaret ancak düşer. Çünkü, onlar daire-i Rubûbiyetten haklarını isteseler, o vakit pek az hak alabilirler. Meselâ, [COLOR=blue]tayyâre-i beşer[/COLOR] [/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Verdana][SIZE=3][COLOR=#000000][/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#000000][B][I]Kur’ân’a dese: [COLOR=blue]"Bana bir hakk-ı kelâm ver,[/COLOR] [COLOR=blue]âyâtında bir mevkî ver[/COLOR]." Elbette [COLOR=purple]o daire-i Rubûbiyetin tayyâreleri olan seyyârât, arz, kamer, Kur’ân nâmına diyecekler: "Burada cirmin kadar bir mevkî alabilirsin." [/COLOR]Eğer [COLOR=blue]beşerin tahte’l-[/COLOR][COLOR=blue]bahirleri, âyât-ı Kur’âniyeden mevkî isteseler[/COLOR], o dairenin tahte’l-bahirleri, yani, [COLOR=purple]bahr-i muhît-i havaîde ve esir denizinde yüzen zemin ve yıldızlar ona diyecekler: "Yanımızda senin yerin görünmeyecek derecede azdır." [/COLOR][COLOR=blue]Eğer elektriğin, parlak, yıldız-misâl lâmbaları, hakk-ı kelâm isteyerek, âyetlere girmek isteseler[/COLOR], o dairenin elektrik lâmbaları olan şimşekler, şahaplar ve [COLOR=purple]gökyüzünü zînetlendiren yıldızlar ve misbahlar diyecekler: "Işığın nisbetinde bahis ve beyâna girebilirsin." [/COLOR][COLOR=blue]Eğer havârik-ı medeniyet, dekàik-ı san’at cihetinde haklarını [/COLOR][/I][/B] [LEFT][B][I][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#000000][COLOR=blue]isterlerse ve âyetlerden makam talep ederlerse,[/COLOR] [COLOR=purple]o vakit birtek sinek onlara, "Susunuz!" diyecek. "Benim bir kanadım kadar hakkınız yoktur.[/COLOR] Zîrâ sizlerdeki, beşerin cüz-i ihtiyârıyla kesb edilen bütün ince san’atlar ve bütün nâzik cihazlar toplansa, benim küçücük vücudumdaki ince san’at ve nâzenin cihazlar kadar acîb olamaz. [IMG]http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/sozl1/b910.gif[/IMG] (ilâ âhir) âyeti sizi susturur." Eğer o hârikalar, daire-i ubûdiyete gidip, o daireden haklarını isterlerse, o zaman o daireden şöyle bir cevap alırlar ki: "Sizin münâsebetiniz bizimle pek azdır ve dairemize kolay giremezsiniz. [COLOR=purple]Çünkü, programımız budur ki: Dünya bir misafirhânedir. İnsan ise, onda az duracaktır ve vazifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde hayat-ı ebediyeye lâzım olan levâzımâtı tedârik etmekle mükelleftir.[/COLOR] En ehem ve en elzem işler takdim edilecektir. Halbuki, siz ekseriyet itibâriyle şu fânî dünyayı bir makarr-ı ebedî nokta-i nazarında ve gaflet perdesi altında, dünyaperestlik hissiyle işlenmiş bir sûret sizde görülüyor. Öyle ise, hakperestlik ve âhireti düşünmeklik esasları üzerine müesses olan ubûdiyetten hisseniz pek azdır. [COLOR=purple]"Lâkin, eğer kıymettar bir ibâdet olan sırf menfaat-i ibâdullah için ve menâfi-i umumiye ve istirahat-i âmmeye ve hayat-ı içtimâiyenin kemâline hizmet eden ve elbette ekalliyet teşkil eden muhterem san’atkârlar ve mülhem keşşaflar, arkanızda ve içinizde varsa, o hassas zâtlara şu remz ve işârât-ı Kur’âniye, sa’ye teşvik ve san’atlarını takdir etmek için, elhak kâfi ve vâfîdir." [/COLOR] [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#000000]İKİNCİ SUÂLE CEVAP: [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I][/B][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#000000] [B][I]Eğer desen: "Şimdi şu tahkikattan sonra şüphem kalmadı ve tasdik ettim ki, Kur’ân’da sâir hakàikle beraber, medeniyet-i hâzıranın hârikalarına ve belki daha ilerisine işaret ve remz vardır; dünyevî ve uhrevî saadet-i beşere lâzım olan herşey, değeri nisbetinde içinde bulunur. [COLOR=blue]Fakat niçin, Kur’ân, onları sarâhatle zikretmiyor? Tâ muannid kâfirler dahi tasdike mecbur olsunlar; kalbimiz de rahat olsun?" [/COLOR]Elcevap: [COLOR=indigo]Din bir imtihandır. Teklif-i İlâhî bir tecrübedir. Tâ ervâh-ı âliye ile ervâh-ı sâfile müsâbaka meydanında birbirinden ayrılsın. Nasıl ki bir mâdene ateş veriliyor, tâ elmasla kömür, altınla toprak birbirinden ayrılsın. Öyle de, bu dâr-ı imtihanda olan teklifât-ı İlâhiye bir ibtilâdır ve bir müsâbakaya sevktir ki, istidad-ı beşer mâdeninde olan cevâhir-i âliye ile mevadd-ı süfliye birbirinden tefrik edilsin. Mâdem Kur’ân, bu dâr-ı imtihanda bir tecrübe sûretinde, bir müsâbaka meydanında beşerin tekemmülü için nâzil olmuştur; elbette şu dünyevî ve herkese görünecek umûr-u gaybiye-i istikbâliyeye yalnız işaret edecek ve hüccetini ispat edecek derecede akla kapı açacak. Eğer sarâhaten zikretse, sırr-ı teklif bozulur.[/COLOR] âdetâ gökyüzündeki yıldızlarla vâzıhan Lâ ilâhe illallah yazmak misillü bir bedâhete girecek; o zaman, herkes ister istemez tasdik edecek. Müsâbaka olmaz; imtihan fevt olur. Kömür gibi bir ruh ile elmas gibi bir ruh [FONT=Verdana][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/I][/B][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#000000][B][I]beraber kalacaklar. Elhâsıl: Kur’ân-ı Hakîm, hakîmdir; her şeye kıymeti nisbetinde bir makam verir. İşte Kur’ân, bin üç yüz sene evvel, istikbâlin zulümâtında müstetir ve gaybî olan semerât ve terakkiyât-ı insaniyeyi görüyor; ve gördüğümüzden ve göreceğimizden daha güzel bir sûrette gösterir. [COLOR=blue]Demek, Kur’ân öyle bir Zâtın kelâmıdır ki, bütün zamanları ve içindeki bütün eşyayı bir anda görüyor. [/COLOR][/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
İki mühim suâle karşı iki mühim cevap
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst