Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Mevlana ve Mevlevilik
Iki şarabin farki
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Yeltegiyan" data-source="post: 82534" data-attributes="member: 3"><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000"><u><strong>İKİ ŞARABIN FARKI</strong></u></span></span></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000"><strong>Bir bakkal vardı, onun bir de dudusu vardı. Yeşil, güzel sesli ve söyler duduydu. Dükkanda dükkan bekçiliği yapar; bütün alış veriş edenlere hoş nükteler söyler, latifeler ederdi. İnsanlara hitap ederken insan gibi konuşurdu, dudu gibi ötmede de mahareti vardı.</strong></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Efendisi bir gün evine gitmişti. Dudu, dükkanı gözetliyordu. Ansızın fare tutmak için bir kedi, dükkana sıçradı. Duducağız can korkusundan, dükkanın baş köşesinden atıldı, bir tarafa kaçtı; gülyağı şişesini de döktü. </span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Sahibi evden çıkageldi. Tacircesine huzuru kalple dükkana geçti oturdu. Bir de baktı ki dükkan yağ içinde, elbisesi yağa bulanmış. Dudunun başına bir vurdu; dudunun dili tutuldu, başı kel oldu. Dudu birkaç günceğiz sesini kesti, söylemedi. </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Bakkal nedametten ah etmeye başladı. Sakalını yolmakta, eyvah, demekteydi; nimet güneşim bulut altına girdi. O zaman keşke elim kırılsaydı; o güzel sözlünün başına nasıl oldu da vurdum? </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Kuşu yine konuşsun diye yoksullara sadakalar vermekteydi. </span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Üç gün üç gece sonra şaşkın ve meyus, ümitsiz bir halde dükkanda otururken, ve binlerce gussaya, gama eş olup; bu kuş acaba ne vakit konuşacak; diye düşünüp dururken, Ansızın tas ve leğen dibi gibi tüysüz kafası ile bir Cevlaki geçiyordu. Dudu hemencecik dile gelip akıllılar gibi dervişe bağırdı: </span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000"><strong>“Ey kel, neden kellere karıştın; yoksa sen de şişeden gülyağı mı döktün? “ Onun bu kıyasından halk gülmeye başladı. Çünkü dudu, hırka sahibini kendisi gibi sanmıştı. </strong></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Temiz kişilerin işini kendinden kıyas tutma, gerçi yazıda (aslan manasına gelen) şir, (süt manasına gelen) şire benzer. Bütün alem bu sebepten yol azıttılar. </span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Tanrı Abdallarından az kişi agah oldu. Peygamberlerle beraberlik iddia ettiler (biz de onlar gibiyiz dediler); Velileri de kendileri gibi sandılar. </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Dediler ki: “İşte biz de insanız, onlar da insan. Bizde uyumaya ve yemeğe bağlıyız, onlar da. “Onlar körlüklerinden aralarında uçsuz bucaksız bir fark olduğunu bilmediler. Her iki çeşit arı, bir yerden yedi. Fakat bundan zehir hasıl oldu, ondan bal. Her iki çeşit geyik otladı, su içti. Birinden fışkı zuhur etti, öbüründen halis misk.Her iki kamış da bir sulaktan su içti. Biri bomboş öbürü şekerle dopdolu. </span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000"><strong>Böyle yüzbinlerce birbirine benzer şeyler var, aralarında bulunan yetmiş yıllık farkı sen gör! Bu, yer; ondan pislik çıkar... o, yer; kamilen Tanrı nuru olur. Bu, yer; ondan tamamı ile hasislik ve haset zuhur eder... o, yer; ondan tamamı ile Tek Tanrı’nın nuru husule gelir. Bu temiz yerdir, o çorak ve pis yer. Bu temiz melektir o şeytan ve canavar! </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000"><strong>Her iki suretin birbirine benzemesi caizdir, acı su da, tatlı su da berraktır. Zevk sahibinden başka kim anlayabilir? </strong></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Onu bul! Tatlı su ile acı suyun farkını işte o anlar. (Zevk sahibi olmayan) sihri, mucize ile mukayese ederek her ikisinin de esası hiledir sanır. </span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Musa ile savaşan sihirbazlar, inatlarından ellerine onun asası gibi asa aldılar. Bu asa ile o asa arasında çok fark var, bu işle o işin arasıda pek büyük bir yol var. Bu işin ardında Tanrı laneti var, o işe karşılık da vade vefa olarak Tanrı rahmeti var. Kafirler inatlaşmada maymun tabiatlıdırlar. Tabiat, içte, gönülde bir afettir. </span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000"><strong>İnsan ne yaparsa maymunda yapar; maymun her zaman insandan gördüğünü yapıp durur. O, “Bende onun gibi yaptım” sanır. O inatçı mahluk aradaki farkı nereden bilecek? Bu emirden dolayı yapar, o, inat ve savaş için. </strong></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">İnatçı kişilerin başlarına toprak saç! O münafık, muvafıkla beraber, inat ve taklide uyup namaza durur; niyaz ve tazarru için değil.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Müminler; namazda, oruçta, hacda, zekatta münafıkla kazanıp kaybetmektedirler. Müminler için nihayet kazanç vardır, münafıka da ahirette mat olma.İkisi de bir oyun başındaysa da birbirlerine nispetle aralarında ne kadar fark var; biri Merv’li öbürü Rey’li!</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Her biri kendi makamına gider, her biri kendi adına uygun olarak yürür.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Onu mümin diye çağırırlar, ruhu hoşlanır. Münafık derlerse sertleşir, ateş kesilir. Onun adı zatı yüzünden sevgilidir. Bunun adının sevilmemesi, afetleri yüzünden, nifakla sıfatlanmış olan zatından dolayıdır. </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Mim, vav, mim ve nun harflerinde bir yücelik yoktur. Mümin sözü ancak tarif içindir. Ona münafık dersen... o aşağılık ad, içini akrep gibi dağlar. Bu ad, cehennemden ayrılmış ve kopmuş değilse niçin cehennem tadı var? O kötü adın çirkinliği harften değildir. O deniz suyunun acılığı kaptan değildir. </span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Harf kaptır ondaki mana su gibidir. Mana denizi de “Ümm-ül-Kitap” yanında bulunan, kendisinde olan zattır. </span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000"><strong>Dünya da acı ve tatlı deniz var. Aralarında bir perde var ki birbirine taşmaz karışmazlar. Fakat şu var ki bu iki denizin her ikisi de bir asıldan akar. Bu ikisinden de geç, ta... onun aslına kadar yürü. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000"><strong>Kalp altınla halis altın ayarda belli olur. Kalpla halisi, mehenge vurmadıkça tahmini olarak bilemezsin.</strong></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Tanrı kimin ruhuna mehenk korsa ancak o kişi, yakini şüpheden ayırdedebilir. </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Diri bir kişinin ağzına bir sıçrayıp girse o adam, onu dışarı çıkarıp attığı zaman rahatlar. Binlerce lokma arasında ağzına ufacık bir çöp girdi mi, diri kişinin hissi onu duyar sezer. </span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Dünya hissi, bu cihanın merdivenidir, din hisside göklerin merdiveni. Bu hissin sağlığını hekimden isteyiniz, o hissin sağlığını Habib’den (H.Muhammed’den) . Bu hissin sağlığı, vücut sağlamlığındandır, o hissin sağlığı vücudu harabetmektedir. Can yolu, mutlaka cismi viran eder, onu yıktıktan sonra da yapar. </span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000"><strong>Ne mutludur ve ne kutludur o can ki mana aşkıyla evini, barkını, mülkünü, malını bağışlamıştır. Altın definesi için evi harabetmiştir; fakat o altın definesini elde ettikten sonra o evi daha mamur bir hale getirmiştir. Suyu kesmiş suyun aktığı yolu temizlemiş, ondan sonra arka içilecek su akıtılmıştır. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000"><strong>Deriyi yarmış,termeni çıkarmış... ondan sonra orada yepyeni bir deri bitmiştir. Kaleyi yıkıp kafirden almış, ondan sonra oraya yüzlerce burç ve hendek yapmıştır.</strong></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Hikmetinden sual edilmeyen Tanrı'’nın işini kim anlayabilir, o işin hakikatine kim erişebilir? Bu söylediğim sözler, ancak anlatmak için söylenmiş zaruri sözlerdir. Gah böyle gösterir, gah bunun aksini. </span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Din işinin kühnünü anlamaya imkan yoktur. Ona ancak hayran olunur. Fakat din işinde hayrete düşen, arkasını ona çevirmiş ondan haberi olmayan bir hayran değil, sevgiliye dalmış, onun yüzünden sarhoş olmuş, kendisinden geçmiş bir hayrandır. </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Birisinin yüzü sevgiliye karşıdır, öbürünün yüzü yine kendisine doğru. Her ikisinin yüzüne de bak. Her ikisinin yüzünü de hatırında tut. Hizmet dolayısıyla yüz tanır olman mümkündür. Zira nice insan suratlı şeytan vardır. Binaenaleyh her ele el vermek layık değildir. </span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000"><strong>Kuş tutan avcı, kuşu avlamak için ıslık çalar, ötme taklidi yapar. Aşağılık kişi dervişlerin sözlerini, bir selim kalpli kişiye afsun okumak, onu afsunlamak için çalar.</strong></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Erlerin huyu açıklık ve sıcaklıktır. Aşağılıkların işi hile ve utanmazlıktır. Dilenmek için yünden aslan yaparlar. (yol aslanlarının şekline bürünür, onlar gibi görünürler), </span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Ebu Museylim’e Ahmet lakabı verirler. Ebu Müseylim’in lakabı yalancı olarak kaldı, Muhammed’e de akıllar sahibi dendi. O hak şarabının mührü, şişenin kapağı; halis misktir. Adi şarabın mührü, şişesinin kapağı ise pis koku ve azaptır. </span></span></strong></p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #000000">Mesnevi'den hikayeler</span></span></strong><a href="http://mk:@MSITStore:C:\Documents%20and%20Settings\melih\Belgelerim\karyağdı\KAYNAKLAR\ROMAN_HIKAYE\MESNEVIDEN%20HiKAYELER.chm::/mesnevi2.htm" target="_blank">mk:@MSITStore:C:\Documents and Settings\melih\Belgelerim\karyağdı\KAYNAKLAR\ROMAN_HIKAYE\MESNEVIDEN HiKAYELER.chm::/mesnevi2.htm</a></p><p><a href="http://mk:@MSITStore:C:\Documents%20and%20Settings\melih\Belgelerim\karyağdı\KAYNAKLAR\ROMAN_HIKAYE\MESNEVIDEN%20HiKAYELER.chm::/mesnevi2.htm" target="_blank"></a></p><p><a href="http://mk:@MSITStore:C:\Documents%20and%20Settings\melih\Belgelerim\karyağdı\KAYNAKLAR\ROMAN_HIKAYE\MESNEVIDEN%20HiKAYELER.chm::/mesnevi2.htm" target="_blank"></a></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Yeltegiyan, post: 82534, member: 3"] [CENTER][FONT=Arial][COLOR=#000000][U][B]İKİ ŞARABIN FARKI[/B][/U][/COLOR][/FONT][/CENTER] [FONT=Arial][COLOR=#000000][B]Bir bakkal vardı, onun bir de dudusu vardı. Yeşil, güzel sesli ve söyler duduydu. Dükkanda dükkan bekçiliği yapar; bütün alış veriş edenlere hoş nükteler söyler, latifeler ederdi. İnsanlara hitap ederken insan gibi konuşurdu, dudu gibi ötmede de mahareti vardı.[/B][/COLOR][/FONT] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Efendisi bir gün evine gitmişti. Dudu, dükkanı gözetliyordu. Ansızın fare tutmak için bir kedi, dükkana sıçradı. Duducağız can korkusundan, dükkanın baş köşesinden atıldı, bir tarafa kaçtı; gülyağı şişesini de döktü. [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Sahibi evden çıkageldi. Tacircesine huzuru kalple dükkana geçti oturdu. Bir de baktı ki dükkan yağ içinde, elbisesi yağa bulanmış. Dudunun başına bir vurdu; dudunun dili tutuldu, başı kel oldu. Dudu birkaç günceğiz sesini kesti, söylemedi. [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Bakkal nedametten ah etmeye başladı. Sakalını yolmakta, eyvah, demekteydi; nimet güneşim bulut altına girdi. O zaman keşke elim kırılsaydı; o güzel sözlünün başına nasıl oldu da vurdum? [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Kuşu yine konuşsun diye yoksullara sadakalar vermekteydi. [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Üç gün üç gece sonra şaşkın ve meyus, ümitsiz bir halde dükkanda otururken, ve binlerce gussaya, gama eş olup; bu kuş acaba ne vakit konuşacak; diye düşünüp dururken, Ansızın tas ve leğen dibi gibi tüysüz kafası ile bir Cevlaki geçiyordu. Dudu hemencecik dile gelip akıllılar gibi dervişe bağırdı: [/COLOR][/FONT][/B] [FONT=Arial][COLOR=#000000][B]“Ey kel, neden kellere karıştın; yoksa sen de şişeden gülyağı mı döktün? “ Onun bu kıyasından halk gülmeye başladı. Çünkü dudu, hırka sahibini kendisi gibi sanmıştı. [/B][/COLOR][/FONT] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Temiz kişilerin işini kendinden kıyas tutma, gerçi yazıda (aslan manasına gelen) şir, (süt manasına gelen) şire benzer. Bütün alem bu sebepten yol azıttılar. [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Tanrı Abdallarından az kişi agah oldu. Peygamberlerle beraberlik iddia ettiler (biz de onlar gibiyiz dediler); Velileri de kendileri gibi sandılar. [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Dediler ki: “İşte biz de insanız, onlar da insan. Bizde uyumaya ve yemeğe bağlıyız, onlar da. “Onlar körlüklerinden aralarında uçsuz bucaksız bir fark olduğunu bilmediler. Her iki çeşit arı, bir yerden yedi. Fakat bundan zehir hasıl oldu, ondan bal. Her iki çeşit geyik otladı, su içti. Birinden fışkı zuhur etti, öbüründen halis misk.Her iki kamış da bir sulaktan su içti. Biri bomboş öbürü şekerle dopdolu. [/COLOR][/FONT][/B] [FONT=Arial][COLOR=#000000][B]Böyle yüzbinlerce birbirine benzer şeyler var, aralarında bulunan yetmiş yıllık farkı sen gör! Bu, yer; ondan pislik çıkar... o, yer; kamilen Tanrı nuru olur. Bu, yer; ondan tamamı ile hasislik ve haset zuhur eder... o, yer; ondan tamamı ile Tek Tanrı’nın nuru husule gelir. Bu temiz yerdir, o çorak ve pis yer. Bu temiz melektir o şeytan ve canavar! [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=#000000][B]Her iki suretin birbirine benzemesi caizdir, acı su da, tatlı su da berraktır. Zevk sahibinden başka kim anlayabilir? [/B][/COLOR][/FONT] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Onu bul! Tatlı su ile acı suyun farkını işte o anlar. (Zevk sahibi olmayan) sihri, mucize ile mukayese ederek her ikisinin de esası hiledir sanır. [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Musa ile savaşan sihirbazlar, inatlarından ellerine onun asası gibi asa aldılar. Bu asa ile o asa arasında çok fark var, bu işle o işin arasıda pek büyük bir yol var. Bu işin ardında Tanrı laneti var, o işe karşılık da vade vefa olarak Tanrı rahmeti var. Kafirler inatlaşmada maymun tabiatlıdırlar. Tabiat, içte, gönülde bir afettir. [/COLOR][/FONT][/B] [FONT=Arial][COLOR=#000000][B]İnsan ne yaparsa maymunda yapar; maymun her zaman insandan gördüğünü yapıp durur. O, “Bende onun gibi yaptım” sanır. O inatçı mahluk aradaki farkı nereden bilecek? Bu emirden dolayı yapar, o, inat ve savaş için. [/B][/COLOR][/FONT] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]İnatçı kişilerin başlarına toprak saç! O münafık, muvafıkla beraber, inat ve taklide uyup namaza durur; niyaz ve tazarru için değil.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Müminler; namazda, oruçta, hacda, zekatta münafıkla kazanıp kaybetmektedirler. Müminler için nihayet kazanç vardır, münafıka da ahirette mat olma.İkisi de bir oyun başındaysa da birbirlerine nispetle aralarında ne kadar fark var; biri Merv’li öbürü Rey’li![/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Her biri kendi makamına gider, her biri kendi adına uygun olarak yürür.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Onu mümin diye çağırırlar, ruhu hoşlanır. Münafık derlerse sertleşir, ateş kesilir. Onun adı zatı yüzünden sevgilidir. Bunun adının sevilmemesi, afetleri yüzünden, nifakla sıfatlanmış olan zatından dolayıdır. [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Mim, vav, mim ve nun harflerinde bir yücelik yoktur. Mümin sözü ancak tarif içindir. Ona münafık dersen... o aşağılık ad, içini akrep gibi dağlar. Bu ad, cehennemden ayrılmış ve kopmuş değilse niçin cehennem tadı var? O kötü adın çirkinliği harften değildir. O deniz suyunun acılığı kaptan değildir. [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Harf kaptır ondaki mana su gibidir. Mana denizi de “Ümm-ül-Kitap” yanında bulunan, kendisinde olan zattır. [/COLOR][/FONT][/B] [FONT=Arial][COLOR=#000000][B]Dünya da acı ve tatlı deniz var. Aralarında bir perde var ki birbirine taşmaz karışmazlar. Fakat şu var ki bu iki denizin her ikisi de bir asıldan akar. Bu ikisinden de geç, ta... onun aslına kadar yürü. [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=#000000][B]Kalp altınla halis altın ayarda belli olur. Kalpla halisi, mehenge vurmadıkça tahmini olarak bilemezsin.[/B][/COLOR][/FONT] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Tanrı kimin ruhuna mehenk korsa ancak o kişi, yakini şüpheden ayırdedebilir. [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Diri bir kişinin ağzına bir sıçrayıp girse o adam, onu dışarı çıkarıp attığı zaman rahatlar. Binlerce lokma arasında ağzına ufacık bir çöp girdi mi, diri kişinin hissi onu duyar sezer. [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Dünya hissi, bu cihanın merdivenidir, din hisside göklerin merdiveni. Bu hissin sağlığını hekimden isteyiniz, o hissin sağlığını Habib’den (H.Muhammed’den) . Bu hissin sağlığı, vücut sağlamlığındandır, o hissin sağlığı vücudu harabetmektedir. Can yolu, mutlaka cismi viran eder, onu yıktıktan sonra da yapar. [/COLOR][/FONT][/B] [FONT=Arial][COLOR=#000000][B]Ne mutludur ve ne kutludur o can ki mana aşkıyla evini, barkını, mülkünü, malını bağışlamıştır. Altın definesi için evi harabetmiştir; fakat o altın definesini elde ettikten sonra o evi daha mamur bir hale getirmiştir. Suyu kesmiş suyun aktığı yolu temizlemiş, ondan sonra arka içilecek su akıtılmıştır. [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=#000000][B]Deriyi yarmış,termeni çıkarmış... ondan sonra orada yepyeni bir deri bitmiştir. Kaleyi yıkıp kafirden almış, ondan sonra oraya yüzlerce burç ve hendek yapmıştır.[/B][/COLOR][/FONT] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Hikmetinden sual edilmeyen Tanrı'’nın işini kim anlayabilir, o işin hakikatine kim erişebilir? Bu söylediğim sözler, ancak anlatmak için söylenmiş zaruri sözlerdir. Gah böyle gösterir, gah bunun aksini. [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Din işinin kühnünü anlamaya imkan yoktur. Ona ancak hayran olunur. Fakat din işinde hayrete düşen, arkasını ona çevirmiş ondan haberi olmayan bir hayran değil, sevgiliye dalmış, onun yüzünden sarhoş olmuş, kendisinden geçmiş bir hayrandır. [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Birisinin yüzü sevgiliye karşıdır, öbürünün yüzü yine kendisine doğru. Her ikisinin yüzüne de bak. Her ikisinin yüzünü de hatırında tut. Hizmet dolayısıyla yüz tanır olman mümkündür. Zira nice insan suratlı şeytan vardır. Binaenaleyh her ele el vermek layık değildir. [/COLOR][/FONT][/B] [FONT=Arial][COLOR=#000000][B]Kuş tutan avcı, kuşu avlamak için ıslık çalar, ötme taklidi yapar. Aşağılık kişi dervişlerin sözlerini, bir selim kalpli kişiye afsun okumak, onu afsunlamak için çalar.[/B][/COLOR][/FONT] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Erlerin huyu açıklık ve sıcaklıktır. Aşağılıkların işi hile ve utanmazlıktır. Dilenmek için yünden aslan yaparlar. (yol aslanlarının şekline bürünür, onlar gibi görünürler), [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Ebu Museylim’e Ahmet lakabı verirler. Ebu Müseylim’in lakabı yalancı olarak kaldı, Muhammed’e de akıllar sahibi dendi. O hak şarabının mührü, şişenin kapağı; halis misktir. Adi şarabın mührü, şişesinin kapağı ise pis koku ve azaptır. [/COLOR][/FONT][/B] [CENTER][B][FONT=Arial][COLOR=#000000]Mesnevi'den hikayeler[/COLOR][/FONT][/B][URL="mk:@MSITStore:C:\Documents%20and%20Settings\melih\Belgelerim\karyağdı\KAYNAKLAR\ROMAN_HIKAYE\MESNEVIDEN%20HiKAYELER.chm::/mesnevi2.htm"][/URL][/CENTER][URL="mk:@MSITStore:C:\Documents%20and%20Settings\melih\Belgelerim\karyağdı\KAYNAKLAR\ROMAN_HIKAYE\MESNEVIDEN%20HiKAYELER.chm::/mesnevi2.htm"] [/URL] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Mevlana ve Mevlevilik
Iki şarabin farki
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst