Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
İlâhî Oran!!!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ukbaa" data-source="post: 151445" data-attributes="member: 15165"><p style="margin-left: 20px"><em><strong>Güzelliğin algılanması bir ahlâk sınavıdır. </strong></em></p> <p style="margin-left: 20px"><em>Henry David Thoreau</em></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p>İNSAN, dünyaya gözünü açtığı zaman, kendisini her yandan güzellikle kuşatılmış buldu. Gökte ve yerde, canlı ve cansız varlıklarda hep o büyülü özellik vardı. Neye baksa güzellik gördü, nereye gözünü çevirse güzelliklerle karşılaştı. Her şeyin arkasından varlığını açıkça hissettiren esrarengiz bir kavram, insanı yüzyıllar boyunca tahrik etti durdu, sırrını çözdürmek için.</p><p>İnsan, doğası gereği, güzelliğin peşine düştü.</p><p>Onun bir reçetesi vardı mutlaka. Bu kadar evrensel bir şeyin sırrı da evrensel olmalıydı. Denizde, karada, yerde, gökte, birbirinden o kadar farklı varlıklarda renklerle, çizgilerle, desenlerle, şekillerle, orantılar içinde binbir kılıkla beliren o gizemli şeyi "güzellik" yapan ve her şeyde birden izini gösteren ortak bir özellik bulunmalıydı.</p><p>Bu özelliğe insanoğlu "<strong>İlâhî Oran</strong>" dedi ve asırlar boyunca onu aradı.</p><p>İlâhî Oranın ne zaman keşfedildiği bilinmiyor. Ama Mısır piramitlerinde bu oranın kullanıldığı gözleniyor. Milâttan önce altıncı yüzyıla gelindiğinde ise, bu arayışlar insan merkezli olarak mecrasını bulmuş ve İlâhî orantının formülü aşağı yukarı belirlenmişti. Yunanlı filozof ve matematikçi Pisagor (MÖ 480-410) "Her şeyin ölçeği insan" diyordu. O ve arkasından gelenler, insan bedenini mükemmelliğin simgesi olarak gördüler ve bu üstün sanat eserinin oranlarını hesaplayarak estetik anlayışlarına temel yaptılar. Milâttan önce beşinci yüzyılda, Yunanlı heykeltıraş Phidias, bu oran üzerinde derinlemesine çalıştı ve ortaya "Phi sayısı" adıyla anılan oran çıktı. Bu oran, altın dörtgeni kurmada kullanılan oran idi ve büyük kenarın küçük kenara bölünmesi halinde 1,618 değerini veriyordu. "<strong>Altın Bölme</strong>", "<strong>Altın Kesit</strong>", "<strong>Altın Oran</strong>" adlarıyla günümüze kadar miras olarak gelecek oran, böylece ortaya çıktı.</p><p><img src="http://www.sorularlaevrim.com/images/icerik/altinoran-1.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p> </p><p>Milâttan önce birinci yüzyılda mimar Vitruvius 10 ciltlik ünlü eseri De Architectura'yı tamamladığı zaman, Yunan mimarîsinin, biri erkek, diğeri kadın figürünün oranlarına dayanan iki temel sütun cinsi bulunuyordu ve hemen hemen bütün yapılarında, son derece ayrıntılı bir biçimde Altın Bölme orantıları uygulanıyordu.</p><p>On üçüncü yüzyılda, takma adı Fibonacci olan Pisa'lı ünlü matematikçi Leonardo (1180?-1250?), kendi adıyla anılan rakamlar dizisini keşfetti. Bu dizide her sayı, kendisinden önceki iki sayının toplamını veriyordu: 1,1, 2,3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233...</p><p>Fibonacci dizisinin uygulama alanı ise, yer ve gökler kadar genişti. Meselâ bitkilerde yapraklar, ağaçlarda dallar, yerden yukarı doğru, yaklaşık olarak bu dizinin rakamlarına uygun bir biçimde çoğalıyordu (Resim- 3). Ayçiçeğinde birbirinin aksi yönde sıralanan spiraller sayıldığında, bunların aynı sayıda değil, farklı sayılarda olduğu gözleniyordu. Üstelik bu uzun ve kısa spiraller, Fibonacci dizisine uygun sayıda yer alıyorlardı: bir tarafa doğru 55 ise, diğer tarafa doğru 34 tane; bir tarafa doğru 144 ise, diğer tarafa doğru 89 tane gelecek biçimde (Resim - 4). Aynı durum çam kozalağında da gözleniyordu. Papatyadan istiridyeye, elma çiçeğinden salyangoza kadar hemen hemen her şeyde Fibonacci dizisi bir şekilde karşımıza Çıkıyordu. Daha da ötesi, uzayın derinliklerindeki galaksilerin sarmallarının da yine Fibonacci dizisine uygun şekilde kurulduğu gözleniyordu.</p><p> </p><p><img src="http://www.sorularlaevrim.com/images/icerik/agacyapraklari.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p> </p><p><strong>Resim-3</strong>: Bitkilerde yaygın olarak görülen bir durum. Her seviyedeki yaprak sayısı, Fibonacci dizisine uygun şekilde yer alıyor.</p><p> </p><p><img src="http://www.sorularlaevrim.com/images/icerik/aycicegi.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p> </p><p><strong>Resim-4</strong>: Ayçiçeğinin her iki yöndeki sarmallarını saydığımızda, Fibonacci dizisine uygun rakamlar elde ederiz.</p><p> </p><p>On dokuzuncu yüzyılda, Fransız matematikçi Edouard Lucas, Fibonacci dizisi ile Altın Oran ve diğer sihirli Phi sayısı arasındaki ilişkiyi keşfetti. Fibonacci dizisindeki herhangi bir sayı, kendisinden bir önceki sayıya bölündüğü zaman, Altın Oran olan 1,618 değeri, çok az bir farkla çıkıyor ve sayılar büyüdükçe bu fark da azalıyordu Leonardo da Vinci (1452-1519) de Pisagor'dan yaklaşık yirmi asır sonra, onun Altın Bölme formülü üzerinde çalıştı ve eserlerinde de Altın Oranı kullandı. Resim-5'te, Vitruvius'un tariflerine göre Leonardo da Vinci tarafından çizilen insan figürü yer alıyor.</p><p> </p><p><img src="http://www.sorularlaevrim.com/images/icerik/davinci.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p> </p><p><strong>Resim-5:</strong> Vitruvius'un tariflerine göre Leonardo da Vinci tarafından çizilen insan figürü</p><p> </p><p>Yirminci yüzyılını ünlü mimarı isviçreli Le Corbusier (1887-1965) ise, Altın Kesitin orantılarını kullanarak, yine insan bedenine dayalı bir mimarî vücuda getirmek için çalıştı. Geliştirdiği Modulor kavramı, ayakta duran ve bir elini havaya kaldırmış bir adamın beden ölçülerine (Resim-6) dayanıyor ve insan yapısıyla orantılı ve uyumlu ölçüleri mimarîye uyguluyordu. Le Corbusier, Modulor'u 1950'de tamamladı ve bu tarihten sonraki bütün binalarında uyguladı. Söylemeye gerek yok belki, Le Corbusier tarafından geliştirilen sistem de yine Altın Orana dayanıyordu. İnsanlığın binlerce yıllık arayıştan sonra vardığı nokta, Altın Oranı "matematik ilişkilerin en güçlüsü ve evren fiziğinin anahtarı" olarak niteleyen Eflatun'un tanımından farklı değildi.</p><p> </p><p><img src="http://www.sorularlaevrim.com/images/icerik/le_Corbusier.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p> </p><p><strong>Resim-6:</strong> Yirminci yüzyılını ünlü mimarı isviçreli Le Corbusier (1887-1965) ise, Altın Kesitin orantılarını kullanarak, yine insan bedenine dayalı bir mimarî vücuda getirmek için çalıştı.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ukbaa, post: 151445, member: 15165"] [INDENT][I][B]Güzelliğin algılanması bir ahlâk sınavıdır. [/B][/I] [I]Henry David Thoreau[/I] [/INDENT]İNSAN, dünyaya gözünü açtığı zaman, kendisini her yandan güzellikle kuşatılmış buldu. Gökte ve yerde, canlı ve cansız varlıklarda hep o büyülü özellik vardı. Neye baksa güzellik gördü, nereye gözünü çevirse güzelliklerle karşılaştı. Her şeyin arkasından varlığını açıkça hissettiren esrarengiz bir kavram, insanı yüzyıllar boyunca tahrik etti durdu, sırrını çözdürmek için. İnsan, doğası gereği, güzelliğin peşine düştü. Onun bir reçetesi vardı mutlaka. Bu kadar evrensel bir şeyin sırrı da evrensel olmalıydı. Denizde, karada, yerde, gökte, birbirinden o kadar farklı varlıklarda renklerle, çizgilerle, desenlerle, şekillerle, orantılar içinde binbir kılıkla beliren o gizemli şeyi "güzellik" yapan ve her şeyde birden izini gösteren ortak bir özellik bulunmalıydı. Bu özelliğe insanoğlu "[B]İlâhî Oran[/B]" dedi ve asırlar boyunca onu aradı. İlâhî Oranın ne zaman keşfedildiği bilinmiyor. Ama Mısır piramitlerinde bu oranın kullanıldığı gözleniyor. Milâttan önce altıncı yüzyıla gelindiğinde ise, bu arayışlar insan merkezli olarak mecrasını bulmuş ve İlâhî orantının formülü aşağı yukarı belirlenmişti. Yunanlı filozof ve matematikçi Pisagor (MÖ 480-410) "Her şeyin ölçeği insan" diyordu. O ve arkasından gelenler, insan bedenini mükemmelliğin simgesi olarak gördüler ve bu üstün sanat eserinin oranlarını hesaplayarak estetik anlayışlarına temel yaptılar. Milâttan önce beşinci yüzyılda, Yunanlı heykeltıraş Phidias, bu oran üzerinde derinlemesine çalıştı ve ortaya "Phi sayısı" adıyla anılan oran çıktı. Bu oran, altın dörtgeni kurmada kullanılan oran idi ve büyük kenarın küçük kenara bölünmesi halinde 1,618 değerini veriyordu. "[B]Altın Bölme[/B]", "[B]Altın Kesit[/B]", "[B]Altın Oran[/B]" adlarıyla günümüze kadar miras olarak gelecek oran, böylece ortaya çıktı. [IMG]http://www.sorularlaevrim.com/images/icerik/altinoran-1.jpg[/IMG] Milâttan önce birinci yüzyılda mimar Vitruvius 10 ciltlik ünlü eseri De Architectura'yı tamamladığı zaman, Yunan mimarîsinin, biri erkek, diğeri kadın figürünün oranlarına dayanan iki temel sütun cinsi bulunuyordu ve hemen hemen bütün yapılarında, son derece ayrıntılı bir biçimde Altın Bölme orantıları uygulanıyordu. On üçüncü yüzyılda, takma adı Fibonacci olan Pisa'lı ünlü matematikçi Leonardo (1180?-1250?), kendi adıyla anılan rakamlar dizisini keşfetti. Bu dizide her sayı, kendisinden önceki iki sayının toplamını veriyordu: 1,1, 2,3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233... Fibonacci dizisinin uygulama alanı ise, yer ve gökler kadar genişti. Meselâ bitkilerde yapraklar, ağaçlarda dallar, yerden yukarı doğru, yaklaşık olarak bu dizinin rakamlarına uygun bir biçimde çoğalıyordu (Resim- 3). Ayçiçeğinde birbirinin aksi yönde sıralanan spiraller sayıldığında, bunların aynı sayıda değil, farklı sayılarda olduğu gözleniyordu. Üstelik bu uzun ve kısa spiraller, Fibonacci dizisine uygun sayıda yer alıyorlardı: bir tarafa doğru 55 ise, diğer tarafa doğru 34 tane; bir tarafa doğru 144 ise, diğer tarafa doğru 89 tane gelecek biçimde (Resim - 4). Aynı durum çam kozalağında da gözleniyordu. Papatyadan istiridyeye, elma çiçeğinden salyangoza kadar hemen hemen her şeyde Fibonacci dizisi bir şekilde karşımıza Çıkıyordu. Daha da ötesi, uzayın derinliklerindeki galaksilerin sarmallarının da yine Fibonacci dizisine uygun şekilde kurulduğu gözleniyordu. [IMG]http://www.sorularlaevrim.com/images/icerik/agacyapraklari.jpg[/IMG] [B]Resim-3[/B]: Bitkilerde yaygın olarak görülen bir durum. Her seviyedeki yaprak sayısı, Fibonacci dizisine uygun şekilde yer alıyor. [IMG]http://www.sorularlaevrim.com/images/icerik/aycicegi.jpg[/IMG] [B]Resim-4[/B]: Ayçiçeğinin her iki yöndeki sarmallarını saydığımızda, Fibonacci dizisine uygun rakamlar elde ederiz. On dokuzuncu yüzyılda, Fransız matematikçi Edouard Lucas, Fibonacci dizisi ile Altın Oran ve diğer sihirli Phi sayısı arasındaki ilişkiyi keşfetti. Fibonacci dizisindeki herhangi bir sayı, kendisinden bir önceki sayıya bölündüğü zaman, Altın Oran olan 1,618 değeri, çok az bir farkla çıkıyor ve sayılar büyüdükçe bu fark da azalıyordu Leonardo da Vinci (1452-1519) de Pisagor'dan yaklaşık yirmi asır sonra, onun Altın Bölme formülü üzerinde çalıştı ve eserlerinde de Altın Oranı kullandı. Resim-5'te, Vitruvius'un tariflerine göre Leonardo da Vinci tarafından çizilen insan figürü yer alıyor. [IMG]http://www.sorularlaevrim.com/images/icerik/davinci.jpg[/IMG] [B]Resim-5:[/B] Vitruvius'un tariflerine göre Leonardo da Vinci tarafından çizilen insan figürü Yirminci yüzyılını ünlü mimarı isviçreli Le Corbusier (1887-1965) ise, Altın Kesitin orantılarını kullanarak, yine insan bedenine dayalı bir mimarî vücuda getirmek için çalıştı. Geliştirdiği Modulor kavramı, ayakta duran ve bir elini havaya kaldırmış bir adamın beden ölçülerine (Resim-6) dayanıyor ve insan yapısıyla orantılı ve uyumlu ölçüleri mimarîye uyguluyordu. Le Corbusier, Modulor'u 1950'de tamamladı ve bu tarihten sonraki bütün binalarında uyguladı. Söylemeye gerek yok belki, Le Corbusier tarafından geliştirilen sistem de yine Altın Orana dayanıyordu. İnsanlığın binlerce yıllık arayıştan sonra vardığı nokta, Altın Oranı "matematik ilişkilerin en güçlüsü ve evren fiziğinin anahtarı" olarak niteleyen Eflatun'un tanımından farklı değildi. [IMG]http://www.sorularlaevrim.com/images/icerik/le_Corbusier.jpg[/IMG] [B]Resim-6:[/B] Yirminci yüzyılını ünlü mimarı isviçreli Le Corbusier (1887-1965) ise, Altın Kesitin orantılarını kullanarak, yine insan bedenine dayalı bir mimarî vücuda getirmek için çalıştı. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
İlâhî Oran!!!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst