Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey saygıdeğer şerefli bil!)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ahmet.1" data-source="post: 523546" data-attributes="member: 1040028"><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Sath-ı âlemde kurulan şu sergi-yi İlahîde teşhir edilen tezyinata, kemalâta, güzel manzaralara ve rububiyetin haşmetiyle uluhiyetin azametine bir müşahid, bir mütenezzih, bir mütehayyir, bir mütefekkir lâzımdır ki, o güzellikleri görsün; o manzaralar arasında tenezzüh etsin; o hârika nakışlara, zînetlere tefekkür ile hayran olsun. Sonra o sergiden Sâni'in celaline, Mâlikinin iktidar ve kemalâtına intikal ile Onun azametine secde-i hayret etsin. Bu vazifeyi îfa edecek insandır. Çünki insan gerçi cahil, zulmetli bir şeydir amma, öyle bir istidadı vardır ki, âleme bir enmuzec ve bir nümune olmaya liyakatı vardır. Hem o insanda öyle bir emanet vedia bırakılmıştır ki, onun ile gizli defineyi bulur, açar. Hem o insandaki kuvvetler tahdid edilmeyerek mutlak bırakılmıştır. Buna binaen küllî bir nevi şuur sahibi olur ki, Sultan-ı Ezel'in azamet ve haşmetinin şaşaasını idrak ediyor.</span></span></em></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Sath-ı âlem: Âlem sathı, kâinat yüzü.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Sergi-yi İlahî: İlahî sergi, Allah'a(cc) ait sergi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Teşhir: Sergileme, gösterme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tezyinat: Süslemeler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Kemalât: Kemaller, mükemmellikler, olgunluklar, üstünlükler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Rububiyet: Allah'ın(cc) herşeyin sahibi, ihtiyaçlarının karşılayıcısı ve terbiye edicisi olması.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Uluhiyet: Allah'ın(cc) kainattaki bütün varlıkları emir ve idaresi altına alıp kendine kulluk ettirmesi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Azamet: Büyüklük.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Müşahid: Gören, şahit olan.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mütehayyir: Hayrette kalmış, şaşmış.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mütefekkir: Tefekkür eden, düşünen, düşünce sahibi, düşünür.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tenezzüh: Gezinti.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Zînet: Süs, güzellik.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Celal: Büyüklük, ululuk, haşmet.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Îfa: Yapma, yerine getirme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Enmuzec: Nümune, misal, örnek.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Vedia: Emanet.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tahdid: Hudutlandırma, sınırlama, sınır getirme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Sultan-ı Ezel: Ezel sultanı, başlangıcı olmayıp sonsuz olan Allah (cc).</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Evet maşukun hüsnü, âşıkın nazarını istilzam ettiği gibi, Nakkaş-ı Ezelî'nin rububiyeti de insanın nazarını iktiza eder ki, hayret ve tefekkür ile takdir ve tahsinlerde bulunsun.</span></span></em></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hüsn: Güzellik.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İstilzam: Gerektirme, gerekli olma.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Nakkaş-ı Ezelî: Ezelden beri var olan süsleme san'atkarı, başlangıcı ve sonu olmayan ve herşeyi san'at incelikleriyle süsleyen. (Allah (cc))</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Rububiyet: Allah'ın(cc) herşeyin sahibi, ihtiyaçlarının karşılayıcısı ve terbiye edicisi olması.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İktiza: Gerekme, lazım gelme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tahsin: Güzelleştirme, süsleme. *İyi ve güzel bulmak, beğenmek.</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial'">Evet gül ve çiçeklerin yüzlerini güzelleştiren zât, nasıl o güzel yüzlere arılardan, bülbüllerden istihsan âşıkları icad etmesin? Ve güzellerin güzel yüzlerinde güzelliği yaratan, elbette o güzelliğe müştakları da yaratır.</span></span></em></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İstihsan: Beğenme, güzel bulma.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Müştak: İştiyaklı, çok istekli, çok arzulu.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><em><span style="font-size: 12px">Kezalik bu âlemi şu kadar zînetler ile, nakışlar ile tezyin eden Mâlik-ül Mülk, elbette ve elbette o hârika, antika, mu'cize manzaraları, zînetleri, seyircilerden, müşahidlerden, âşık ve müştaklardan, ârif dellâllardan hâlî bırakmayacaktır. İşte câmiiyeti dolayısıyla insan-ı kâmil, halk-ı eflâke ille-i gaiye olduğu gibi, halk-ı kâinata da semere ve netice olmuştur.</span></em></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Kezalik: Böylece, bunun gibi, buda böyle.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tezyin: Süsleme, bezemek.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mâlik-ül Mülk: Mülkün sahibi, kainatın ve içindekilerin gerçek sahibi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Müşahid: Gören, şahit olan.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Ârif: Tanıyan, derin ve yüksek bilgi sahibi. Gerçekleri iç yüzleriyle bilen. </span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hâlî: Boş, ıssız, tenha.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İnsan-ı kâmil: Olgun ve üstün insan.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Halk-ı eflâk: Göklerin yaratılması.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İlle-i gaiye: Elde edilmesine çalışılan gaye ve sonuç, göreve bağlı faydalar ve sonuçlar.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Halk-ı kâinat: Kainatın halk edilmesi, evrenin yaratılması.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Semere: Meyve, netice, sonuç.</span></span></p><p></p><p><strong><em><p style="text-align: right"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px">Mesnevi-i Nuriye</span></span></p><p></em></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ahmet.1, post: 523546, member: 1040028"] [I][FONT=Arial][SIZE=3]Sath-ı âlemde kurulan şu sergi-yi İlahîde teşhir edilen tezyinata, kemalâta, güzel manzaralara ve rububiyetin haşmetiyle uluhiyetin azametine bir müşahid, bir mütenezzih, bir mütehayyir, bir mütefekkir lâzımdır ki, o güzellikleri görsün; o manzaralar arasında tenezzüh etsin; o hârika nakışlara, zînetlere tefekkür ile hayran olsun. Sonra o sergiden Sâni'in celaline, Mâlikinin iktidar ve kemalâtına intikal ile Onun azametine secde-i hayret etsin. Bu vazifeyi îfa edecek insandır. Çünki insan gerçi cahil, zulmetli bir şeydir amma, öyle bir istidadı vardır ki, âleme bir enmuzec ve bir nümune olmaya liyakatı vardır. Hem o insanda öyle bir emanet vedia bırakılmıştır ki, onun ile gizli defineyi bulur, açar. Hem o insandaki kuvvetler tahdid edilmeyerek mutlak bırakılmıştır. Buna binaen küllî bir nevi şuur sahibi olur ki, Sultan-ı Ezel'in azamet ve haşmetinin şaşaasını idrak ediyor.[/SIZE][/FONT][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]Sath-ı âlem: Âlem sathı, kâinat yüzü. Sergi-yi İlahî: İlahî sergi, Allah'a(cc) ait sergi. Teşhir: Sergileme, gösterme. Tezyinat: Süslemeler. Kemalât: Kemaller, mükemmellikler, olgunluklar, üstünlükler. Rububiyet: Allah'ın(cc) herşeyin sahibi, ihtiyaçlarının karşılayıcısı ve terbiye edicisi olması. Uluhiyet: Allah'ın(cc) kainattaki bütün varlıkları emir ve idaresi altına alıp kendine kulluk ettirmesi. Azamet: Büyüklük. Müşahid: Gören, şahit olan. Mütehayyir: Hayrette kalmış, şaşmış. Mütefekkir: Tefekkür eden, düşünen, düşünce sahibi, düşünür. Tenezzüh: Gezinti. Zînet: Süs, güzellik. Celal: Büyüklük, ululuk, haşmet. Îfa: Yapma, yerine getirme. Enmuzec: Nümune, misal, örnek. Vedia: Emanet. Tahdid: Hudutlandırma, sınırlama, sınır getirme. Sultan-ı Ezel: Ezel sultanı, başlangıcı olmayıp sonsuz olan Allah (cc).[/FONT][/COLOR] [I][FONT=Arial][SIZE=3]Evet maşukun hüsnü, âşıkın nazarını istilzam ettiği gibi, Nakkaş-ı Ezelî'nin rububiyeti de insanın nazarını iktiza eder ki, hayret ve tefekkür ile takdir ve tahsinlerde bulunsun.[/SIZE][/FONT][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]Hüsn: Güzellik. İstilzam: Gerektirme, gerekli olma. Nakkaş-ı Ezelî: Ezelden beri var olan süsleme san'atkarı, başlangıcı ve sonu olmayan ve herşeyi san'at incelikleriyle süsleyen. (Allah (cc)) Rububiyet: Allah'ın(cc) herşeyin sahibi, ihtiyaçlarının karşılayıcısı ve terbiye edicisi olması. İktiza: Gerekme, lazım gelme. Tahsin: Güzelleştirme, süsleme. *İyi ve güzel bulmak, beğenmek.[/FONT][/COLOR] [I][SIZE=3][FONT=Arial]Evet gül ve çiçeklerin yüzlerini güzelleştiren zât, nasıl o güzel yüzlere arılardan, bülbüllerden istihsan âşıkları icad etmesin? Ve güzellerin güzel yüzlerinde güzelliği yaratan, elbette o güzelliğe müştakları da yaratır.[/FONT][/SIZE][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]İstihsan: Beğenme, güzel bulma. Müştak: İştiyaklı, çok istekli, çok arzulu.[/FONT][/COLOR] [FONT=Arial][I][SIZE=3]Kezalik bu âlemi şu kadar zînetler ile, nakışlar ile tezyin eden Mâlik-ül Mülk, elbette ve elbette o hârika, antika, mu'cize manzaraları, zînetleri, seyircilerden, müşahidlerden, âşık ve müştaklardan, ârif dellâllardan hâlî bırakmayacaktır. İşte câmiiyeti dolayısıyla insan-ı kâmil, halk-ı eflâke ille-i gaiye olduğu gibi, halk-ı kâinata da semere ve netice olmuştur.[/SIZE][/I][/FONT] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]Kezalik: Böylece, bunun gibi, buda böyle. Tezyin: Süsleme, bezemek. Mâlik-ül Mülk: Mülkün sahibi, kainatın ve içindekilerin gerçek sahibi. Müşahid: Gören, şahit olan. Ârif: Tanıyan, derin ve yüksek bilgi sahibi. Gerçekleri iç yüzleriyle bilen. Hâlî: Boş, ıssız, tenha. İnsan-ı kâmil: Olgun ve üstün insan. Halk-ı eflâk: Göklerin yaratılması. İlle-i gaiye: Elde edilmesine çalışılan gaye ve sonuç, göreve bağlı faydalar ve sonuçlar. Halk-ı kâinat: Kainatın halk edilmesi, evrenin yaratılması. Semere: Meyve, netice, sonuç.[/FONT][/COLOR] [B][I][RIGHT][FONT=Arial][SIZE=4]Mesnevi-i Nuriye[/SIZE][/FONT][/RIGHT][/I][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey saygıdeğer şerefli bil!)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst