Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey saygıdeğer şerefli bil!)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="*Ramazan*" data-source="post: 530910" data-attributes="member: 1038040"><p><strong>Cevap: İ'lem Eyyühel-Aziz!</strong></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">İnsanı gaflete düşürtmekle Allah'a ubudiyetine mani olan, cüz'î nazarını cüz'î şeylere hasretmektir. Evet cüz'iyat içerisine düşüp cüz'îlere hasr-ı nazar eden, o cüz'î şeylerin esbabdan sudûruna ihtimal verebilir. Amma başını kaldırıp nev'e ve umuma baktığı zaman, edna bir cüz'înin en büyük bir sebebden sudûruna cevaz veremez. Meselâ: Cüz'î rızkını bazı esbaba isnad edebilir. Fakat menşe-i rızık olan arzın, kış mevsiminde kupkuru, kıraç olduğuna, bahar mevsiminde rızk ile dolu olduğuna baktığı vakit, arzı ihya etmekle bütün zevilhayatın rızıklarını veren Allah'dan maada kendi rızkını verecek bir şey bulunmadığına kanaatı hasıl olur.</span></span></em></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">Gaflet: Düşüncesizlik ve ihmal sebebiyle, içinde bulunduğu gerçeklerden habersiz olma.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">Ubudiyet: Kulluk, Allah'ın (cc) emir ve yasaklarına uymak.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">Cüz'iyat: Küçük şeyler. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">Hasr-ı nazar: Bütün dikkatini verme.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">Sudûr: Çıkma, meydana gelme, kaynaklanma.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">İsnad: Dayandırılma, mal etme.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">Menşe-i rızık: Rızık kaynağı.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">İhya: Hayatlandırma, canlandırma, diriltme.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">Zevilhayat: Hayat sahipleri, canlılar.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">Maada: Başka.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400"></span></span></span></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Ve keza evindeki küçük bir ışığı veya kalbinde bulunan küçük bir nuru bazı esbaba isnad edebilirsin. Amma o ışığın, şemsin ziyasıyla, o nurun da Menba'-ul Envâr'ın nuruyla muttasıl olduğuna vâkıf olduğun zaman anlarsın ki; kalıbını ışıklandıran, kalbini tenvir eden ancak leyl ü neharı birbirine kalbeden Fâtır-ı Hakîm'dir.</span></span></em></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #006400">Esbab: Sebepler.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #006400">Menba'-ul Envâr: Nurlar kaynağı.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #006400">Muttasıl: Bitişik, yapışık, aralıksız.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #006400">Tenvir: Nurlandırma, aydınlatma.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #006400">Leyl ü nehar: Gece ve gündüz.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #006400">Kalbeden: Döndüren, çeviren, değiştiren.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #006400">Fâtır-ı Hakîm: Sonsuz hikmet sahibi yaratıcı.</span></span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Ve keza senin vücudunun zuhur ve vuzuhca Hâlık'ın vücuduna nisbeti, Hâlık'ın vücuduna delalet edenlerin nisbeti gibidir. Çünki sen bir vecihle kendi vücuduna delalet ediyorsun. Amma Hâlıkın vücuduna, bütün mevcudat, bütün zerratıyla delalet ediyor. Öyle ise onun vücudu senin vücudundan, âlemin zerratı adedince zuhur dereceleri vardır.</span></span></em></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">Keza: Böylece, bunun gibi, bu dahi öyle.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">Zuhur: Meydana çıkma, ortaya çıkma, görünme.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">Vuzuh: Açıklık, anlaşılırlık, netlik.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">Hâlık: Yaratıcı Allah(cc), yoktan en güzel şekilde yaratan Allah(cc).</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">Delalet: Delil olma, yol gösterme.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400">Zerrat: Zerreler. </span></span></span></p><p></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>Ve keza seni nefsini sevmeye sevkeden esbab:</strong></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>1-</strong> Bütün lezzetlerin mahzeni nefistir,</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>2-</strong> Vücudun merkezi ve menfaatin madeni nefistir,</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>3-</strong> İnsana en karib -yakın- nefistir, diyorsun. Pekâlâ. Fakat o fâni lezzetlere mukabil, lezaiz-i bâkiyeyi veren Hâlık'ı daha ziyade ubudiyetle sevmek lâzım değil midir? Nefis vücuda merkez olduğundan muhabbete lâyık ise, o vücudu icad eden ve o vücudun kayyumu olan Hâlık, daha fazla muhabbete, ubudiyete müstehak olmaz mı? Nefsin maden-i menfaat ve en yakın olduğu, sebeb-i muhabbet olursa; bütün hayırlar, rızıklar elinde bulunan ve o nefsi yaratan Nâfi', Bâki ve daha karib olan, daha ziyade muhabbete lâyık değil midir? Binaenaleyh bütün mevcudata inkısam eden muhabbetleri cem' ve muhabbetin ile beraber mahbub-u hakikî olan Fâtır-ı Hakîm'e ihda etmek lâzımdır.</span></span></em></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400"><span style="font-family: 'Arial'">Lezaiz-i bâkiye: Sürekli ve devamlı olan zevkler.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400"><span style="font-family: 'Arial'">Ubudiyet: Kulluk, Allah'ın (cc) emir ve yasaklarına uymak.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400"><span style="font-family: 'Arial'">Kayyumu: Ayakta tutanı.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400"><span style="font-family: 'Arial'">Maden-i menfaat: Menfaat kaynağı.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400"><span style="font-family: 'Arial'">Sebeb-i muhabbet: Sevgi sebebi, sevme sebebi.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400"><span style="font-family: 'Arial'">Nâfi': Menfaatli, faydalı, yararlı.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400"><span style="font-family: 'Arial'">Karib: Yakın.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400"><span style="font-family: 'Arial'">İnkısam: Bölünme, kısımlara ayrılma.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400"><span style="font-family: 'Arial'">Mahbub-u hakikî: Gerçek sevilen, gerçek sevgili.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400"><span style="font-family: 'Arial'">Fâtır-ı Hakîm: Sonsuz hikmet sahibi yaratıcı.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #006400"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="*Ramazan*, post: 530910, member: 1038040"] [b]Cevap: İ'lem Eyyühel-Aziz![/b] [I][FONT=Arial][SIZE=3]İnsanı gaflete düşürtmekle Allah'a ubudiyetine mani olan, cüz'î nazarını cüz'î şeylere hasretmektir. Evet cüz'iyat içerisine düşüp cüz'îlere hasr-ı nazar eden, o cüz'î şeylerin esbabdan sudûruna ihtimal verebilir. Amma başını kaldırıp nev'e ve umuma baktığı zaman, edna bir cüz'înin en büyük bir sebebden sudûruna cevaz veremez. Meselâ: Cüz'î rızkını bazı esbaba isnad edebilir. Fakat menşe-i rızık olan arzın, kış mevsiminde kupkuru, kıraç olduğuna, bahar mevsiminde rızk ile dolu olduğuna baktığı vakit, arzı ihya etmekle bütün zevilhayatın rızıklarını veren Allah'dan maada kendi rızkını verecek bir şey bulunmadığına kanaatı hasıl olur.[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][SIZE=2][COLOR="#006400"]Gaflet: Düşüncesizlik ve ihmal sebebiyle, içinde bulunduğu gerçeklerden habersiz olma. Ubudiyet: Kulluk, Allah'ın (cc) emir ve yasaklarına uymak. Cüz'iyat: Küçük şeyler. Hasr-ı nazar: Bütün dikkatini verme. Sudûr: Çıkma, meydana gelme, kaynaklanma. İsnad: Dayandırılma, mal etme. Menşe-i rızık: Rızık kaynağı. İhya: Hayatlandırma, canlandırma, diriltme. Zevilhayat: Hayat sahipleri, canlılar. Maada: Başka. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [I][FONT=Arial][SIZE=3]Ve keza evindeki küçük bir ışığı veya kalbinde bulunan küçük bir nuru bazı esbaba isnad edebilirsin. Amma o ışığın, şemsin ziyasıyla, o nurun da Menba'-ul Envâr'ın nuruyla muttasıl olduğuna vâkıf olduğun zaman anlarsın ki; kalıbını ışıklandıran, kalbini tenvir eden ancak leyl ü neharı birbirine kalbeden Fâtır-ı Hakîm'dir.[/SIZE][/FONT][/I] [SIZE=2][FONT=Arial][COLOR="#006400"]Esbab: Sebepler. Menba'-ul Envâr: Nurlar kaynağı. Muttasıl: Bitişik, yapışık, aralıksız. Tenvir: Nurlandırma, aydınlatma. Leyl ü nehar: Gece ve gündüz. Kalbeden: Döndüren, çeviren, değiştiren. Fâtır-ı Hakîm: Sonsuz hikmet sahibi yaratıcı.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [I][FONT=Arial][SIZE=3]Ve keza senin vücudunun zuhur ve vuzuhca Hâlık'ın vücuduna nisbeti, Hâlık'ın vücuduna delalet edenlerin nisbeti gibidir. Çünki sen bir vecihle kendi vücuduna delalet ediyorsun. Amma Hâlıkın vücuduna, bütün mevcudat, bütün zerratıyla delalet ediyor. Öyle ise onun vücudu senin vücudundan, âlemin zerratı adedince zuhur dereceleri vardır.[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][SIZE=2][COLOR="#006400"]Keza: Böylece, bunun gibi, bu dahi öyle. Zuhur: Meydana çıkma, ortaya çıkma, görünme. Vuzuh: Açıklık, anlaşılırlık, netlik. Hâlık: Yaratıcı Allah(cc), yoktan en güzel şekilde yaratan Allah(cc). Delalet: Delil olma, yol gösterme. Zerrat: Zerreler. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [I][FONT=Arial][SIZE=3][B]Ve keza seni nefsini sevmeye sevkeden esbab:[/B] [B]1-[/B] Bütün lezzetlerin mahzeni nefistir, [B]2-[/B] Vücudun merkezi ve menfaatin madeni nefistir, [B]3-[/B] İnsana en karib -yakın- nefistir, diyorsun. Pekâlâ. Fakat o fâni lezzetlere mukabil, lezaiz-i bâkiyeyi veren Hâlık'ı daha ziyade ubudiyetle sevmek lâzım değil midir? Nefis vücuda merkez olduğundan muhabbete lâyık ise, o vücudu icad eden ve o vücudun kayyumu olan Hâlık, daha fazla muhabbete, ubudiyete müstehak olmaz mı? Nefsin maden-i menfaat ve en yakın olduğu, sebeb-i muhabbet olursa; bütün hayırlar, rızıklar elinde bulunan ve o nefsi yaratan Nâfi', Bâki ve daha karib olan, daha ziyade muhabbete lâyık değil midir? Binaenaleyh bütün mevcudata inkısam eden muhabbetleri cem' ve muhabbetin ile beraber mahbub-u hakikî olan Fâtır-ı Hakîm'e ihda etmek lâzımdır.[/SIZE][/FONT][/I] [SIZE=2][COLOR="#006400"][FONT=Arial]Lezaiz-i bâkiye: Sürekli ve devamlı olan zevkler. Ubudiyet: Kulluk, Allah'ın (cc) emir ve yasaklarına uymak. Kayyumu: Ayakta tutanı. Maden-i menfaat: Menfaat kaynağı. Sebeb-i muhabbet: Sevgi sebebi, sevme sebebi. Nâfi': Menfaatli, faydalı, yararlı. Karib: Yakın. İnkısam: Bölünme, kısımlara ayrılma. Mahbub-u hakikî: Gerçek sevilen, gerçek sevgili. Fâtır-ı Hakîm: Sonsuz hikmet sahibi yaratıcı. [/FONT][/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey saygıdeğer şerefli bil!)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst