Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
İmam Buhari hangi mezheptendi?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 183101" data-attributes="member: 8679"><p><strong><span style="color: blue">Büyük bir hadis imamı olarak şöhret bulan</span></strong> <strong>Buhârî</strong> <strong>aynı zamanda bir fakihtir.<span style="color: blue"> Ancak hadis ilmindeki yüksek seviyesi sebebiyle bu yönü ikinci planda kalmıştır. Hayatı ve ilmî şahsiyetinden bahseden tabakat kitaplarında kendisinin</span></strong> <strong>"Fakihlerin efendisi.", "Bu ümmetin fakihi."</strong> <span style="color: blue"><strong>ve</strong></span> <strong>"Allah'ın yarattığı kullar içerisinde en fakih olanı." <span style="color: blue">diye nitelendirildiği nakledilir. Bazı müellifler ise mukayese yolu ile bir değerlendirme yaparak Buhârî'yi, hocaları Ahmed b. Hanbel ve İshak b. Râhûye'den daha fakih sayarlar. İbn Kuteybe de kendisine fetva soran bir adamı Buhâri’ye gönderirken ona, "İşte Ahmed b. Hanbel, İbnü'l-Medînî ve İshak b. Râhûye, Allah bu üçünü de sana gönderdi" diyerek Buhârî'ye danışmakla bu üç âlime danışmış sayılacağına işaret etmiş, onun fıkıh ilmindeki bilgi ve kabiliyetinin seviyesini dile getirmiştir. (İbn Hacer, Hedyü's-sârî, 2/236-237)</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Buhârî, fıkıh ilmindeki üstün mevkii sebebiyle dört mezhebin mensupları tarafından sahiplenilmiştir. Hanbelî fakihlerinden İbn Ebû Ya'lâ onu Hanbelî fakihlerin birinci tabakasından, Tâceddin es-Sübkî ise Şafiî fakihlerin ikinci tabakasından saymaktadır. Abdullah b. Yûsuf, Saîd b. Anber ve İbn Bükeyr'den el-Muvatta rivayet ettiği için Buhârî Mâlikîler'ce kendi mezheplerine mensup kabul edildiği gibi, Hanefî fakihi İshak b. Râhûye'den ders almış olması sebebiyle de Hanefîler tarafından kendi mezheplerine bağlı olduğu ileri sürülmüştür. Ancak onun birçok meselede İmam Şafiî'ye muvafakat etmesi, Şafiî Mezhebi'ne mensup olarak şöhret bulmasına sebep olmuştur. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Fakat Keşmîrî ile bir grup hadis ve fıkıh âlimine göre Buhârî ne belli bir mezhebe intisap eden mukallid, ne de herhangi bir mezhebin sınırları içinde ictihadda bulunan "mezhepte müctehid"dir. Eğer fıkıh "şer'î-amelî hükümleri tafsilî delillerinden istinbat ederek bilmek" ise Buhârî bu tarife göre tam bir fakih ve bir "mutlak müctehid'dir. Zira Kitap ve Sünnet'e en geniş çerçevede vâkıf olmuş ve hükümleri doğrudan o kaynaklardan elde etmiştir. Sahabe, tabiîn ve daha sonra gelen müctehid imamların görüşlerine vâkıf olması da onu bu hususta daha güçlü kılmıştır. El-Câmiu's-sahîh"ndeki bab başlıklarını tesbit ederken herhangi bir mezhebe bağlı kalmamış, yalnızca naklettiği nasları dikkate alarak hüküm çıkarmıştır. Ayrıca Ebû Hanîfe'ye muvafakat ettiği yerler, Şafiî'ye muvafakat ettiklerinden daha az değildir. (Keşmîrî, Feyzü'l-bâri 'alâ Sahîhi'l-Buhârî, Kahire, 1357/1938, 1/278) </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bütün âlimler, Buhâri’nin telif ettiği eserler ve verdiği fetvalar yoluyla büyük bir fıkhı miras bıraktığı hususunda ittifak etmişlerdir. Söz konusu eserleri içinde en önde gelenin</span></strong> <strong>el-Câmiu's-Sahîh</strong> <strong><span style="color: blue">olduğu bilinmektedir. Bu eser başlı başına bir fıkıh ve fetva hazinesi olarak nitelendirilmektedir. Özellikle Buhârî tarafından konulan bab başlıkları fıkhî görüşlerini yansıtması bakımından apayrı bir önem taşır. Bu sebeple,</span></strong> <strong>"Buhârî'nin fıkhı bab başlıklarındadır" <span style="color: blue">denilmiştir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">İbn Hacer'in tesbit ve değerlendirmesine göre Buhârî, Sahîh'inde fıkhî bilgi ve inceliklerin bulunmasına özen göstermiş, bundan dolayı rivayet ettiği naslardan birçok hüküm çıkarmış ve bu hükümleri ilgili kitabın (ana bölümün) muhtelif babları arasına uygun bir şekilde serpiştirmiştir. Bunu yaparken gerekli yerlerde ahkâm âyetlerini zikretmeyi de ihmal etmemiştir. Aslında el-Câmi'u's-Sahîh'i telif ederken Buhâri’nin takip ettiği hedef, koyduğu prensipler çerçevesinde hadis nakletmenin yanında bunlardan ve ilgili âyetlerden hükümler çıkarmak olmuştu. Bu sebepledir ki birçok babda rivayet ettiği hadislerin isnadını başka yerde vermiş olduğundan tekrar kaydetmeyerek yalnızca Hz. Peygamber (asv)'den nakilde bulunan kimsenin adını ve hadisin ilgili kısmını zikretmekle yetinmiştir. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bu ve benzeri durumlarda Buhârî'nin esas amacı, bab başlığı olarak ele aldığı mesele için bir delil getirmek olmuş ve zaten malum olan bu hadislere yalnızca işarette bulunmakla yetinmiştir. Bazen bir babda sadece bir hadis kaydedilmesinin, bazen da konu ile ilgili olarak hadis bulunmayıp onun yerine bir Kur'an âyeti zikredilmesinin sebebi budur. (Meselâ bk. Buhârî, "Mezâlim" 6, 7) Böyle durumlarda Buhârî'nin, bab başlığı şeklinde ortaya koyduğu hükmün delilinin hadis değil Kur'an olduğunu belirtmek istediği anlaşılmaktadır. Hatta bazen de bab başlığının altında hiçbir şey kaydedilmemiştir. (Meselâ bk. Buhârî, "Mükâteb", 1, "Cihâd", 174)</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Buhârî’nin eI-Câmiu's-Sahîh’e koyduğu bab başlıklarının hem muhaddisler, hem de fakihler için taşıdığı önem dolayısıyla bu eser üzerine yapılan şerhlerde konu itina ile işlendiği gibi, aynı mevzuda müstakil eserler de kaleme alınmıştır. İbn Hacer el-Askalânî'ye ait Fethu’l-Bârî ile onun mukaddimesi mahiyetinde olan Hedyü's-Sâri bu hususta ilk hatırlanacak kaynaklardır. Hadis ve fıkıh alanında otorite kabul edilen Hanefi âlimi Bedreddin el-Aynî'ye ait Cümdetü'l-Karî'de ise özellikle bab başlıkları ile ilgili fıkhî konular derinlemesine incelenmiş, gerekli yerlerde birçok mesele tartışmaya açılmıştır. Şehâbeddin el-Kastallânî İrşâdü's-Sârî adlı şerhinde, Muhammed Enver el-Keşmîrî de Feyzü'l-Bâri'de aynı metodu takip etmişlerdir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Buhârî, diğer imamların hüküm çıkardığı şer'î kaynaklardan faydalanmakla birlikte onun genelde takip ettiği metot, hadisleri ihtiva ettikleri fıkhî hükümleri esas almak suretiyle bablara ayırmak, bu bablarda yer alan meseleleri Kur'an, hadis ve sahabe fetvalarına dayandırmaktır. Bazı araştırmacılara göre bu metodun belli başlı üç özelliği vardır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">1. Fıkhı hükme temel teşkil eden esas kaynağın sıhhatine güven duymak; </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">2. Sahabe ve tabiîn tarafından varılan ya da onlar tarafından teyit edilen hükmün doğruluğuna inanmak; </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">3. Ehliyetli bir fakihin önüne bir hükmün âyet ve hadisle ilgisi hususunda yeni ufuklar açmak.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Buhârî sadece kendi görüşünü zikretmekle yetinmemiş, bazı durumlarda muhalif görüşleri de kaydetmiş ve onlarla tartışmaya girmekten çekinmemiştir. Bu durumlarda karşı görüşü savunan kişi veya mezhebin adını anmak yerine</span></strong> <strong>"Bazı insanlar, insanlardan biri"<span style="color: blue"> tabirini kullanmıştır. (bk. İslam Ansiklopedisi, DİA, Buhari md.; Canan, İbrahim, Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve şerhi, Akçağ, 1/179-211)</span></strong></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">Sorularla İslamiyet -</span></span></span></strong> <a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&aid=12351" target="_blank"><u><span style="color: #0066ff">Sorularla İslamiyet | İmam Buhari hangi mezheptendi?</span></u></a></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 183101, member: 8679"] [B][COLOR=blue]Büyük bir hadis imamı olarak şöhret bulan[/COLOR][/B] [B]Buhârî[/B] [B]aynı zamanda bir fakihtir.[COLOR=blue] Ancak hadis ilmindeki yüksek seviyesi sebebiyle bu yönü ikinci planda kalmıştır. Hayatı ve ilmî şahsiyetinden bahseden tabakat kitaplarında kendisinin[/COLOR][/B] [B]"Fakihlerin efendisi.", "Bu ümmetin fakihi."[/B] [COLOR=blue][B]ve[/B][/COLOR] [B]"Allah'ın yarattığı kullar içerisinde en fakih olanı." [COLOR=blue]diye nitelendirildiği nakledilir. Bazı müellifler ise mukayese yolu ile bir değerlendirme yaparak Buhârî'yi, hocaları Ahmed b. Hanbel ve İshak b. Râhûye'den daha fakih sayarlar. İbn Kuteybe de kendisine fetva soran bir adamı Buhâri’ye gönderirken ona, "İşte Ahmed b. Hanbel, İbnü'l-Medînî ve İshak b. Râhûye, Allah bu üçünü de sana gönderdi" diyerek Buhârî'ye danışmakla bu üç âlime danışmış sayılacağına işaret etmiş, onun fıkıh ilmindeki bilgi ve kabiliyetinin seviyesini dile getirmiştir. (İbn Hacer, Hedyü's-sârî, 2/236-237) Buhârî, fıkıh ilmindeki üstün mevkii sebebiyle dört mezhebin mensupları tarafından sahiplenilmiştir. Hanbelî fakihlerinden İbn Ebû Ya'lâ onu Hanbelî fakihlerin birinci tabakasından, Tâceddin es-Sübkî ise Şafiî fakihlerin ikinci tabakasından saymaktadır. Abdullah b. Yûsuf, Saîd b. Anber ve İbn Bükeyr'den el-Muvatta rivayet ettiği için Buhârî Mâlikîler'ce kendi mezheplerine mensup kabul edildiği gibi, Hanefî fakihi İshak b. Râhûye'den ders almış olması sebebiyle de Hanefîler tarafından kendi mezheplerine bağlı olduğu ileri sürülmüştür. Ancak onun birçok meselede İmam Şafiî'ye muvafakat etmesi, Şafiî Mezhebi'ne mensup olarak şöhret bulmasına sebep olmuştur. Fakat Keşmîrî ile bir grup hadis ve fıkıh âlimine göre Buhârî ne belli bir mezhebe intisap eden mukallid, ne de herhangi bir mezhebin sınırları içinde ictihadda bulunan "mezhepte müctehid"dir. Eğer fıkıh "şer'î-amelî hükümleri tafsilî delillerinden istinbat ederek bilmek" ise Buhârî bu tarife göre tam bir fakih ve bir "mutlak müctehid'dir. Zira Kitap ve Sünnet'e en geniş çerçevede vâkıf olmuş ve hükümleri doğrudan o kaynaklardan elde etmiştir. Sahabe, tabiîn ve daha sonra gelen müctehid imamların görüşlerine vâkıf olması da onu bu hususta daha güçlü kılmıştır. El-Câmiu's-sahîh"ndeki bab başlıklarını tesbit ederken herhangi bir mezhebe bağlı kalmamış, yalnızca naklettiği nasları dikkate alarak hüküm çıkarmıştır. Ayrıca Ebû Hanîfe'ye muvafakat ettiği yerler, Şafiî'ye muvafakat ettiklerinden daha az değildir. (Keşmîrî, Feyzü'l-bâri 'alâ Sahîhi'l-Buhârî, Kahire, 1357/1938, 1/278) Bütün âlimler, Buhâri’nin telif ettiği eserler ve verdiği fetvalar yoluyla büyük bir fıkhı miras bıraktığı hususunda ittifak etmişlerdir. Söz konusu eserleri içinde en önde gelenin[/COLOR][/B] [B]el-Câmiu's-Sahîh[/B] [B][COLOR=blue]olduğu bilinmektedir. Bu eser başlı başına bir fıkıh ve fetva hazinesi olarak nitelendirilmektedir. Özellikle Buhârî tarafından konulan bab başlıkları fıkhî görüşlerini yansıtması bakımından apayrı bir önem taşır. Bu sebeple,[/COLOR][/B] [B]"Buhârî'nin fıkhı bab başlıklarındadır" [COLOR=blue]denilmiştir. İbn Hacer'in tesbit ve değerlendirmesine göre Buhârî, Sahîh'inde fıkhî bilgi ve inceliklerin bulunmasına özen göstermiş, bundan dolayı rivayet ettiği naslardan birçok hüküm çıkarmış ve bu hükümleri ilgili kitabın (ana bölümün) muhtelif babları arasına uygun bir şekilde serpiştirmiştir. Bunu yaparken gerekli yerlerde ahkâm âyetlerini zikretmeyi de ihmal etmemiştir. Aslında el-Câmi'u's-Sahîh'i telif ederken Buhâri’nin takip ettiği hedef, koyduğu prensipler çerçevesinde hadis nakletmenin yanında bunlardan ve ilgili âyetlerden hükümler çıkarmak olmuştu. Bu sebepledir ki birçok babda rivayet ettiği hadislerin isnadını başka yerde vermiş olduğundan tekrar kaydetmeyerek yalnızca Hz. Peygamber (asv)'den nakilde bulunan kimsenin adını ve hadisin ilgili kısmını zikretmekle yetinmiştir. Bu ve benzeri durumlarda Buhârî'nin esas amacı, bab başlığı olarak ele aldığı mesele için bir delil getirmek olmuş ve zaten malum olan bu hadislere yalnızca işarette bulunmakla yetinmiştir. Bazen bir babda sadece bir hadis kaydedilmesinin, bazen da konu ile ilgili olarak hadis bulunmayıp onun yerine bir Kur'an âyeti zikredilmesinin sebebi budur. (Meselâ bk. Buhârî, "Mezâlim" 6, 7) Böyle durumlarda Buhârî'nin, bab başlığı şeklinde ortaya koyduğu hükmün delilinin hadis değil Kur'an olduğunu belirtmek istediği anlaşılmaktadır. Hatta bazen de bab başlığının altında hiçbir şey kaydedilmemiştir. (Meselâ bk. Buhârî, "Mükâteb", 1, "Cihâd", 174) Buhârî’nin eI-Câmiu's-Sahîh’e koyduğu bab başlıklarının hem muhaddisler, hem de fakihler için taşıdığı önem dolayısıyla bu eser üzerine yapılan şerhlerde konu itina ile işlendiği gibi, aynı mevzuda müstakil eserler de kaleme alınmıştır. İbn Hacer el-Askalânî'ye ait Fethu’l-Bârî ile onun mukaddimesi mahiyetinde olan Hedyü's-Sâri bu hususta ilk hatırlanacak kaynaklardır. Hadis ve fıkıh alanında otorite kabul edilen Hanefi âlimi Bedreddin el-Aynî'ye ait Cümdetü'l-Karî'de ise özellikle bab başlıkları ile ilgili fıkhî konular derinlemesine incelenmiş, gerekli yerlerde birçok mesele tartışmaya açılmıştır. Şehâbeddin el-Kastallânî İrşâdü's-Sârî adlı şerhinde, Muhammed Enver el-Keşmîrî de Feyzü'l-Bâri'de aynı metodu takip etmişlerdir. Buhârî, diğer imamların hüküm çıkardığı şer'î kaynaklardan faydalanmakla birlikte onun genelde takip ettiği metot, hadisleri ihtiva ettikleri fıkhî hükümleri esas almak suretiyle bablara ayırmak, bu bablarda yer alan meseleleri Kur'an, hadis ve sahabe fetvalarına dayandırmaktır. Bazı araştırmacılara göre bu metodun belli başlı üç özelliği vardır. 1. Fıkhı hükme temel teşkil eden esas kaynağın sıhhatine güven duymak; 2. Sahabe ve tabiîn tarafından varılan ya da onlar tarafından teyit edilen hükmün doğruluğuna inanmak; 3. Ehliyetli bir fakihin önüne bir hükmün âyet ve hadisle ilgisi hususunda yeni ufuklar açmak. Buhârî sadece kendi görüşünü zikretmekle yetinmemiş, bazı durumlarda muhalif görüşleri de kaydetmiş ve onlarla tartışmaya girmekten çekinmemiştir. Bu durumlarda karşı görüşü savunan kişi veya mezhebin adını anmak yerine[/COLOR][/B] [B]"Bazı insanlar, insanlardan biri"[COLOR=blue] tabirini kullanmıştır. (bk. İslam Ansiklopedisi, DİA, Buhari md.; Canan, İbrahim, Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve şerhi, Akçağ, 1/179-211)[/COLOR][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=red]Sorularla İslamiyet -[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [URL="http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&aid=12351"][U][COLOR=#0066ff]Sorularla İslamiyet | İmam Buhari hangi mezheptendi?[/COLOR][/U][/URL] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
İmam Buhari hangi mezheptendi?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst