Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Imâm-ı rabbânî ahmed-i fârûkî serhendî -1.mektub
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ASHAB-I BEDR" data-source="post: 253795" data-attributes="member: 1013691"><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><p style="text-align: center"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><span style="color: #ff8c00"><span style="font-size: 18px">BİRİNCİ MEKTÛB</span></span></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Bu mektûb, kendi mürşidi, Evliyânın büyüğü, kalb ilmlerinin mütehassısı (Bâkî-billâh) hazretlerine yazılmışdır. İsm-i zâhire bağlı olan hâlleri ve Arşın üstündeki makâmlara yükselmeyi ve Cennetin derecelerini ve ba’zı Evliyânın mertebelerini bildirmekdedir:</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Kâmil ve herkesi kemâle kavuşduran, vilâyet derecelerine ulaşmış, nihâyeti başlangıca yerleşdirmiş olan yolda gidenlerin önderi, Allahü teâlânın beğendiği dînin kuvvetlendiricisi, şeyhimiz ve imâmımız şeyh Muhammed Bâkî Nakşîbendî ve Ahrârî “kaddesallahü teâlâ sirrehül akdes ve bellegahüllahü sübhânehü ilâ aksâ mâ yetemennâhü” hazretlerine, kölelerinin en aşağısı olan Ahmedden en yüksek makâma dilekcedir.</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Kıymetli emrlerinize uyarak bu mektûbu yüzümün karası ile yazıyorum. Dağınık, bozuk olan hâllerimi titriyerek arz ediyorum. </p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Bu yolda ilerlerken, Allahü teâlânın zâhir ismi o kadar çok tecellî etdi ki, her şeyde ayrı ayrı göründü. Hattâ nisâ şeklinde, onların organları hâlinde ayrı ayrı zâhir oldu. Bu tâifeye o kadar bağlandım ki, nasıl bildireyim, kendimi tutamıyordum.</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Onların şeklindeki zuhûr başka hiçbir şeyde yokdu. Âlem-i emrdeki latîfelerin hâlleri ve acâib güzellikler bu şeklde görüldüğü kadar başka hiçbir şeyde görülmüyordu. Onların yanında eriyordum. </p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Yanıp kül oluyordum. Bunun gibi her yiyecekde, her içecekde ve her cismde ayrı ayrı tecellîler oldu.</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Lezzetli yemeklerde olan letâfet ve güzellik başka şeylerde yokdu. Tatlı şerbetler de, tatlı olmayanlardan böyle başka idi. Kısaca her tatlı şeyde başka başka kemâl vardı. Bu tecellînin incelikleri, yazmakla bildirilemez. Yüksek hizmetinizde bulunmakla şereflenmiş olsaydım, belki bildirmek nasîb olurdu. Bu tecellîlerin hepsi karşısında, yalnız (Refîk-ı a’lâ)yı istiyordum. </p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Bu tecellîlere bakmamağa çalışıyordum, fekat kendimi tutamıyordum. Birdenbire, bu tecellîlerin, o zemânsız, mekânsız, hiçbirşeye benzemeyen varlığa bağlılığı değişdirmediğini anladım. Bâtın, ya’nî kalb ve rûh, hep ona bağlı idi. Zâhire hiç bakmıyordu. </p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Zâhirde bu bağlılık yokdu. Zâhir, bu tecellîlerle şereflenmişdi. Bâtının gözü bu tecellîlere hiç kaymıyordu. Bunları bilmekden, görmekden yüz çevirmişdi. Zâhir, çokluğa ve iki varlığa bağlı olduğundan, bu tecellîlere uygun idi.</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Bir zemân sonra, bu tecellîler görünmez oldu. Bâtının şaşkınlığı ve bilgisizliği yine vardı. Tecellîler yok oldu. Bundan sonra, (FENÂ) hâsıl oldu. </p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Te’ayyün geri geldikden sonra hâsıl olan Te’ayyün-i ilmî, bu fenâda yok oldu, bundan hiçbir şey kalmadı. </p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Bu zemân islâm-i hakîkî başlamağa ve şirk-i hafînin alâmetleri yok olmağa başladı. İbâdetleri kusûrlu ve niyyetleri bozuk görmek ve kulluk ve yokluk alâmetleri görünmeğe başladı. </p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Allahü teâlâ, yüksek teveccühlerinizin ve merhametinizin bereketi ile kulluk ne demek olduğunu bildiriyor. Arşın üstüne yükselmek çok oluyor. Bunlardan birinci çıkışda, uzun yolculukdan sonra, Arşın üstüne yükselince, Cennet yukarıdan kuş bakışı göründü. Bildiklerimden birkaçının Cennetdeki makâmlarını görmek istedim. Dikkat etdim.</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Göründüler; makâmların sâhiblerini de o makâmlarda gördüm. Dereceleri, yerleri, şevkleri ve zevkleri başka başka idi.</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><strong></strong></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><strong>Başka bir yükselişde büyüklerimizin ve Ehl-i beyt imâmlarının ve Hulefâ-i Râşidînin ve Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” hazretlerinin ve başka peygamberlerin makâmları ayrı ayrı göründü. </strong></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Meleklerin yükseklerinin makâmları. Arşın üstünde göründü. Arşın üstünde o kadar yükseltdiler ki, yeryüzünden Arşa kadar veyâ bundan biraz dahâ az, ya’nî Hâce Nakşibend “kaddesallahü teâlâ sirrahül akdes” hazretlerinin makâmına olan uzaklık kadar ilerletdiler. Nakşibend hazretlerinin makâmının üstünde, büyüklerden birkaçının makâmı vardı. Bu makâmın az üstünde Ma’rûf-i Kerhî ve Şeyh Ebû Sa’îd-i Harrâzın makâmı vardı. </p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Başka büyüklerin makâmları, bu makâmlardan biraz aşağıda ve bir çoğu bu makâmda idiler. </p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Şeyh Alâüddevle ve Şeyh Necmeddîn-i Kübrâ aşağıda idi. Ehl-i beyt imâmları bu makâmın üstünde idi. Bunların üstünde, dört halîfenin “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în” makâmları vardı. </p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><strong>Peygamberlerin “alâ nebiyyinâ ve aleyhimüssalâtü vesselâm” makâmları, o Serverin “sallallahü aleyhi ve sellem” makâmının bir yanında idi. </strong></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Meleklerin büyüklerinin “salevâtullahi ve selâmühü alâ nebiyyinâ ve aleyhim ecma’în” makâmları, bu makâmın öte yanında ve bu makâmdan ayrı idiler. O Serverin makâmı, bütün makâmların üstünde, en başda idi. Herşeyin doğrusunu Allahü teâlâ bilir.</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Allahü teâlânın yardımı ile, her istediğim zemân yükseltiyorlar. İstemeden de yükseltdikleri oluyor. Her birinde başka başka şeyler görülüyor. </p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"><strong>Hepsinin eserleri belli oluyor. Bunların çoğu unutuluyor. O hâllerin birkaçını yazmak istiyorum, fekat kalemi elime alınca hâtırlıyamıyorum. Çünki, hiçbirine kıymet vermiyorum. Hattâ bu hâllerden tevbe ve istigfâr edeceğim geliyor.</strong></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Onun için yazmağa sıra gelmiyor. Bu bozuk yazılarımı doldururken birkaç şey hâtırımda idi, fekat hiçbirini yazmak nasîb olmadı. Saygısızlığımı uzatmıyayım.</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Molla Kâsım Alînin hâli çok iyidir. Kendini gayb etmiş, şü’ûrsuz, bitkin bir hâldedir. Cezbe makâmlarının hepsini aşdı. Kendi hâllerinin, sıfatlarının asldan geldiğini biliyordu. Şimdi, o sıfatları kendinden uzak görüyor. </p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: olive">Kendini bomboş buluyor, hattâ sıfatları durduran nûru da kendinden ayrılmış görüyor. Kendini o nûrun öte tarafında buluyor. Sevdiklerimizin hepsinin hâlleri, her gün dahâ iyi olmakdadır. Bundan sonraki mektûbda inşâallahü teâlâ uzun uzun arz ederim, efendim.</p><p></span></span></span></em></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00"><p style="text-align: center">MÜJDECİ </p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00">MEKTÛBLAR TERCÜMESİ</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00">Y A Z A N</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00">Âriflerin ışığı, Velîlerin önderi, İslâmın bekçisi</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00">ve Müslimanların Baştâcı</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00">İMÂM-I RABBÂNÎ</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00">AHMED-İ FÂRÛKÎ SERHENDÎ</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00">Terceme eden</p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00"></p></span></span></span></em></p><p style="text-align: center"><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff8c00">MÜSTEKÎMZÂDE SÜLEYMAN SA'DEDDÎN</p><p></span></span></span></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ASHAB-I BEDR, post: 253795, member: 1013691"] [I][FONT="Book Antiqua"][SIZE="4"][COLOR="olive"][CENTER] [COLOR="#ff8c00"][SIZE="5"]BİRİNCİ MEKTÛB[/SIZE][/COLOR] Bu mektûb, kendi mürşidi, Evliyânın büyüğü, kalb ilmlerinin mütehassısı (Bâkî-billâh) hazretlerine yazılmışdır. İsm-i zâhire bağlı olan hâlleri ve Arşın üstündeki makâmlara yükselmeyi ve Cennetin derecelerini ve ba’zı Evliyânın mertebelerini bildirmekdedir: Kâmil ve herkesi kemâle kavuşduran, vilâyet derecelerine ulaşmış, nihâyeti başlangıca yerleşdirmiş olan yolda gidenlerin önderi, Allahü teâlânın beğendiği dînin kuvvetlendiricisi, şeyhimiz ve imâmımız şeyh Muhammed Bâkî Nakşîbendî ve Ahrârî “kaddesallahü teâlâ sirrehül akdes ve bellegahüllahü sübhânehü ilâ aksâ mâ yetemennâhü” hazretlerine, kölelerinin en aşağısı olan Ahmedden en yüksek makâma dilekcedir. Kıymetli emrlerinize uyarak bu mektûbu yüzümün karası ile yazıyorum. Dağınık, bozuk olan hâllerimi titriyerek arz ediyorum. Bu yolda ilerlerken, Allahü teâlânın zâhir ismi o kadar çok tecellî etdi ki, her şeyde ayrı ayrı göründü. Hattâ nisâ şeklinde, onların organları hâlinde ayrı ayrı zâhir oldu. Bu tâifeye o kadar bağlandım ki, nasıl bildireyim, kendimi tutamıyordum. Onların şeklindeki zuhûr başka hiçbir şeyde yokdu. Âlem-i emrdeki latîfelerin hâlleri ve acâib güzellikler bu şeklde görüldüğü kadar başka hiçbir şeyde görülmüyordu. Onların yanında eriyordum. Yanıp kül oluyordum. Bunun gibi her yiyecekde, her içecekde ve her cismde ayrı ayrı tecellîler oldu. Lezzetli yemeklerde olan letâfet ve güzellik başka şeylerde yokdu. Tatlı şerbetler de, tatlı olmayanlardan böyle başka idi. Kısaca her tatlı şeyde başka başka kemâl vardı. Bu tecellînin incelikleri, yazmakla bildirilemez. Yüksek hizmetinizde bulunmakla şereflenmiş olsaydım, belki bildirmek nasîb olurdu. Bu tecellîlerin hepsi karşısında, yalnız (Refîk-ı a’lâ)yı istiyordum. Bu tecellîlere bakmamağa çalışıyordum, fekat kendimi tutamıyordum. Birdenbire, bu tecellîlerin, o zemânsız, mekânsız, hiçbirşeye benzemeyen varlığa bağlılığı değişdirmediğini anladım. Bâtın, ya’nî kalb ve rûh, hep ona bağlı idi. Zâhire hiç bakmıyordu. Zâhirde bu bağlılık yokdu. Zâhir, bu tecellîlerle şereflenmişdi. Bâtının gözü bu tecellîlere hiç kaymıyordu. Bunları bilmekden, görmekden yüz çevirmişdi. Zâhir, çokluğa ve iki varlığa bağlı olduğundan, bu tecellîlere uygun idi. Bir zemân sonra, bu tecellîler görünmez oldu. Bâtının şaşkınlığı ve bilgisizliği yine vardı. Tecellîler yok oldu. Bundan sonra, (FENÂ) hâsıl oldu. Te’ayyün geri geldikden sonra hâsıl olan Te’ayyün-i ilmî, bu fenâda yok oldu, bundan hiçbir şey kalmadı. Bu zemân islâm-i hakîkî başlamağa ve şirk-i hafînin alâmetleri yok olmağa başladı. İbâdetleri kusûrlu ve niyyetleri bozuk görmek ve kulluk ve yokluk alâmetleri görünmeğe başladı. Allahü teâlâ, yüksek teveccühlerinizin ve merhametinizin bereketi ile kulluk ne demek olduğunu bildiriyor. Arşın üstüne yükselmek çok oluyor. Bunlardan birinci çıkışda, uzun yolculukdan sonra, Arşın üstüne yükselince, Cennet yukarıdan kuş bakışı göründü. Bildiklerimden birkaçının Cennetdeki makâmlarını görmek istedim. Dikkat etdim. Göründüler; makâmların sâhiblerini de o makâmlarda gördüm. Dereceleri, yerleri, şevkleri ve zevkleri başka başka idi. [B] Başka bir yükselişde büyüklerimizin ve Ehl-i beyt imâmlarının ve Hulefâ-i Râşidînin ve Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” hazretlerinin ve başka peygamberlerin makâmları ayrı ayrı göründü. [/B] Meleklerin yükseklerinin makâmları. Arşın üstünde göründü. Arşın üstünde o kadar yükseltdiler ki, yeryüzünden Arşa kadar veyâ bundan biraz dahâ az, ya’nî Hâce Nakşibend “kaddesallahü teâlâ sirrahül akdes” hazretlerinin makâmına olan uzaklık kadar ilerletdiler. Nakşibend hazretlerinin makâmının üstünde, büyüklerden birkaçının makâmı vardı. Bu makâmın az üstünde Ma’rûf-i Kerhî ve Şeyh Ebû Sa’îd-i Harrâzın makâmı vardı. Başka büyüklerin makâmları, bu makâmlardan biraz aşağıda ve bir çoğu bu makâmda idiler. Şeyh Alâüddevle ve Şeyh Necmeddîn-i Kübrâ aşağıda idi. Ehl-i beyt imâmları bu makâmın üstünde idi. Bunların üstünde, dört halîfenin “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în” makâmları vardı. [B]Peygamberlerin “alâ nebiyyinâ ve aleyhimüssalâtü vesselâm” makâmları, o Serverin “sallallahü aleyhi ve sellem” makâmının bir yanında idi. [/B] Meleklerin büyüklerinin “salevâtullahi ve selâmühü alâ nebiyyinâ ve aleyhim ecma’în” makâmları, bu makâmın öte yanında ve bu makâmdan ayrı idiler. O Serverin makâmı, bütün makâmların üstünde, en başda idi. Herşeyin doğrusunu Allahü teâlâ bilir. Allahü teâlânın yardımı ile, her istediğim zemân yükseltiyorlar. İstemeden de yükseltdikleri oluyor. Her birinde başka başka şeyler görülüyor. [B]Hepsinin eserleri belli oluyor. Bunların çoğu unutuluyor. O hâllerin birkaçını yazmak istiyorum, fekat kalemi elime alınca hâtırlıyamıyorum. Çünki, hiçbirine kıymet vermiyorum. Hattâ bu hâllerden tevbe ve istigfâr edeceğim geliyor.[/B] Onun için yazmağa sıra gelmiyor. Bu bozuk yazılarımı doldururken birkaç şey hâtırımda idi, fekat hiçbirini yazmak nasîb olmadı. Saygısızlığımı uzatmıyayım. Molla Kâsım Alînin hâli çok iyidir. Kendini gayb etmiş, şü’ûrsuz, bitkin bir hâldedir. Cezbe makâmlarının hepsini aşdı. Kendi hâllerinin, sıfatlarının asldan geldiğini biliyordu. Şimdi, o sıfatları kendinden uzak görüyor. Kendini bomboş buluyor, hattâ sıfatları durduran nûru da kendinden ayrılmış görüyor. Kendini o nûrun öte tarafında buluyor. Sevdiklerimizin hepsinin hâlleri, her gün dahâ iyi olmakdadır. Bundan sonraki mektûbda inşâallahü teâlâ uzun uzun arz ederim, efendim.[/CENTER][/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT="Book Antiqua"][SIZE="3"][COLOR="#ff8c00"][CENTER]MÜJDECİ MEKTÛBLAR TERCÜMESİ Y A Z A N Âriflerin ışığı, Velîlerin önderi, İslâmın bekçisi ve Müslimanların Baştâcı İMÂM-I RABBÂNÎ AHMED-İ FÂRÛKÎ SERHENDÎ Terceme eden MÜSTEKÎMZÂDE SÜLEYMAN SA'DEDDÎN[/CENTER][/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Imâm-ı rabbânî ahmed-i fârûkî serhendî -1.mektub
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst