İman Derinliği Ve Aksiyon

bizar

Well-known member
Evet iman; imandan sonra gelen aksiyon ve mücadelenin, muhasebe ve murakabe duygusunun temelini teşkil eder. Dolayısıyla her şey, ondan fışkırır. İşte Sahabe-i Kiram'daki bu mücahede aşk u şevki de, onlardaki imanın derinliğinden kaynaklanıyordu. Çünkü onlar, Asr-ı Saadet'i idrak etmiş ve Efendimiz'in arkasında yer almış.. dolayısıyla hilkatin gayesi, fıtratın neticesi; Allah'a iman, marifetullah, muhabbetullah ve zevk-i ruhani olduğunun şuuruna çok iyi varmışlardı.
Efendimiz, onlar arasında elbette apayrı bir yer tutar. O, tamamen, Cibril'in muallimliğinde yetişmiş ve her şeyi O'ndan öğrenmiş olmasına rağmen, öyle bir ufka ulaşmıştır ki, Mirac'da kendisine muallimlik yapan Cibril'i dahi geride bırakmıştır ve cismaniyetine rağmen, Allah'ın en mükerrem meleğini dahi aşmıştır.
Hasılı; iman ve aksiyon çok önemli bir mevzudur. Bundan dolayı asrımız alimlerinden Bediüzzaman Said Nursi, Mevdudi ve daha niceleri, kemal-i hassasiyetle iman ve aksiyon meselesi üzerinde durmuş, konuyla ilgili eserler yazmışlardır. Allah'a binlerce hamdolsun onlar ve onlar gibilerin çalışmalarıyla günümüz aydınlanmış; hedef olarak insanımıza, imanda derinleşme ve müspet hareket de diyebileceğimiz aksiyon yolu gösterilmiştir. Bu çerçevede bize düşen şey de, tıpkı Sahabe gibi: "Hele gel, bir saat Allah'a iman edelim" deyip, her fırsatı değerlendirerek imanda derinleşmektir.
Mücadele ve mücahedeye gelince; günümüzde medenilere galebe icbar ile değil; ikna iledir. Dolayısıyla bu uğurda mücadele verilirken, sistemli ve basiret üzere hareket etme esastır. Zannediyorum, bu alanda da Sahabe'ye ait ruhu, şuuru en iyi şekilde kavrayan Bediüzzaman olmuştur. O, yıllarca: "Milletimin imanını selamette görürsem cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken gönlüm gül gülistan olur. Milletimin imanını selamette görmezsem, cenneti de istemem, çünkü orası bana zindan olur.." demiş, bir hayat boyu hiç yılmadan, bütün engelleme ve karalamalara rağmen yoluna devam etmiştir. Onun açtığı çığırda yüründüğü müddetçe, Asr-ı Saadet'tekine benzer yeni bir Altınçağ'ın, bir Akçağ'ın yaşanacağı ümit edilebilir
 
Üst