Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Kuran-i Kerim
Meal ve Tefsir
iMAN Etmekle İslam Olmak Aynı mıdır?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 259295" data-attributes="member: 27"><p>Ve aleyküm selam.</p><p></p><p>İman etmek ile İslam olmak ayrıdır. Efendimiz din-i İslamı zamanının hükümdarlarına tebliğ mektubları yazıp, davet ettiğinde, bazı hükümdarlar Efendimizin son peygamber olduğunu tasdik etmişler, Allahın birliğine ve varlığına da inançları oldukları halde, saltanatlarının bozulacağı gerekçesi ile Efendimizin asm. teklifini kibarca reddetmişler. Sonrasında Efendimizin sav. bedduasının da neticesi olarak Cebrail as. bir süre sonra o hükümdarların kafir olarak öldüklerini haber vermişlerdir. Demek iman etmek yetmiyor. Aşağıdaki alıntıda da görüleceği gibi zaten hak olan ayan beyan ortada. Bilhassa efendimizin asm. zamanında o derece açık ve nettiki herşey. Mucizeler inkara yer bırakmıyordu. Mucizeleri gördükleri halde inkar edenler dahi inanıyorlardı aslında. Sırf enaniyetleri ve nefisleri hesabına İslam dinine tabi olmuyorlardı. Bu da onları inandıkları halde küfürden kurtarmıyordu. Çünkü gördükleri inanmamalarını imkansız kılıyordu. İman hakkı kabul etmek ve tasdik etmektir. Tasdik etmekte imanın gereğini hayatına tatbik etmektir. İman edilenin marziyatı, bizden istekleri nelerdir, onları yerine getirmektir. İman ile islamın imtizacı kurtuluşun sebebidir.</p><p></p><p></p><p><span style="color: #0000ff"></span></p><p><span style="color: #0000ff">"Ulema-i İslâm ortasında “İslâm” ve “iman”ın farkları çok medar-ı bahsolmuş. Bir kısmı “İkisi birdir,” diğer kısmı “İkisi bir değil, fakat biri birisiz olmaz” demişler ve bunun gibi çok muhtelif fikirler beyan etmişler. Ben şöyle bir fark anladım ki:</span></p><p><span style="color: #0000ff"></span></p><p><span style="color: #0000ff">İslâmiyet iltizamdır; iman iz’andır. Tabir-i diğerle, İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve teslim ve inkıyaddır; iman ise, hakkı kabul ve tasdiktir.</span></p><p><span style="color: #0000ff"></span></p><p><span style="color: #0000ff">Eskide bazı dinsizleri gördüm ki, ahkâm-ı Kur’âniyeye şiddetli tarafgirlik gösteriyorlardı. Demek o dinsiz, bir cihette Hakkın iltizamıyla İslâmiyete mazhardı; “dinsiz bir Müslüman” denilirdi. Sonra bazı mü’minleri gördüm ki, ahkâm-ı Kur’âniyeye tarafgirlik göstermiyorlar, iltizam etmiyorlar; “gayr-ı müslim bir mü’min” tabirine mazhar oluyorlar.</span></p><p><span style="color: #0000ff"></span></p><p><span style="color: #0000ff">Acaba İslâmiyetsiz iman, medar-ı necat olabilir mi?</span></p><p><span style="color: #0000ff"></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong>Elcevap:</strong> İmansız İslâmiyet sebeb-i necat olmadığı gibi, İslâmiyetsiz iman da medar-ı necat olamaz. Felillâhi’l-hamdü ve’l-minnetü Kur’ân’ın i’câz-ı mânevîsinin feyziyle, Risale-i Nur mizanları, din-i İslâmın ve hakaik-i Kur’âniyenin meyvelerini ve neticelerini öyle bir tarzda göstermişlerdir ki, dinsiz dahi onları anlasa, taraftar olmamak kàbil değil. Hem iman ve İslâmın delil ve burhanlarını o derece kuvvetli göstermişlerdir ki, gayr-ı müslim dahi anlasa, herhalde tasdik edecektir; gayr-ı müslim kaldığı halde iman eder.</span></p><p><span style="color: #0000ff"></span></p><p><span style="color: #0000ff">Evet, Sözler, tûbâ-i Cennetin meyveleri gibi tatlı ve güzel olan iman ve İslâmiyetin meyvelerini ve saadet-i dâreynin mehâsini gibi hoş ve şirin öyle neticelerini göstermişler ki, görenlere ve tanıyanlara nihayetsiz bir tarafgirlik ve iltizam ve teslim hissini verir."</span> <strong>Dokuzuncu Mektup</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 259295, member: 27"] Ve aleyküm selam. İman etmek ile İslam olmak ayrıdır. Efendimiz din-i İslamı zamanının hükümdarlarına tebliğ mektubları yazıp, davet ettiğinde, bazı hükümdarlar Efendimizin son peygamber olduğunu tasdik etmişler, Allahın birliğine ve varlığına da inançları oldukları halde, saltanatlarının bozulacağı gerekçesi ile Efendimizin asm. teklifini kibarca reddetmişler. Sonrasında Efendimizin sav. bedduasının da neticesi olarak Cebrail as. bir süre sonra o hükümdarların kafir olarak öldüklerini haber vermişlerdir. Demek iman etmek yetmiyor. Aşağıdaki alıntıda da görüleceği gibi zaten hak olan ayan beyan ortada. Bilhassa efendimizin asm. zamanında o derece açık ve nettiki herşey. Mucizeler inkara yer bırakmıyordu. Mucizeleri gördükleri halde inkar edenler dahi inanıyorlardı aslında. Sırf enaniyetleri ve nefisleri hesabına İslam dinine tabi olmuyorlardı. Bu da onları inandıkları halde küfürden kurtarmıyordu. Çünkü gördükleri inanmamalarını imkansız kılıyordu. İman hakkı kabul etmek ve tasdik etmektir. Tasdik etmekte imanın gereğini hayatına tatbik etmektir. İman edilenin marziyatı, bizden istekleri nelerdir, onları yerine getirmektir. İman ile islamın imtizacı kurtuluşun sebebidir. [COLOR=#0000ff] "Ulema-i İslâm ortasında “İslâm” ve “iman”ın farkları çok medar-ı bahsolmuş. Bir kısmı “İkisi birdir,” diğer kısmı “İkisi bir değil, fakat biri birisiz olmaz” demişler ve bunun gibi çok muhtelif fikirler beyan etmişler. Ben şöyle bir fark anladım ki: İslâmiyet iltizamdır; iman iz’andır. Tabir-i diğerle, İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve teslim ve inkıyaddır; iman ise, hakkı kabul ve tasdiktir. Eskide bazı dinsizleri gördüm ki, ahkâm-ı Kur’âniyeye şiddetli tarafgirlik gösteriyorlardı. Demek o dinsiz, bir cihette Hakkın iltizamıyla İslâmiyete mazhardı; “dinsiz bir Müslüman” denilirdi. Sonra bazı mü’minleri gördüm ki, ahkâm-ı Kur’âniyeye tarafgirlik göstermiyorlar, iltizam etmiyorlar; “gayr-ı müslim bir mü’min” tabirine mazhar oluyorlar. Acaba İslâmiyetsiz iman, medar-ı necat olabilir mi? [B]Elcevap:[/B] İmansız İslâmiyet sebeb-i necat olmadığı gibi, İslâmiyetsiz iman da medar-ı necat olamaz. Felillâhi’l-hamdü ve’l-minnetü Kur’ân’ın i’câz-ı mânevîsinin feyziyle, Risale-i Nur mizanları, din-i İslâmın ve hakaik-i Kur’âniyenin meyvelerini ve neticelerini öyle bir tarzda göstermişlerdir ki, dinsiz dahi onları anlasa, taraftar olmamak kàbil değil. Hem iman ve İslâmın delil ve burhanlarını o derece kuvvetli göstermişlerdir ki, gayr-ı müslim dahi anlasa, herhalde tasdik edecektir; gayr-ı müslim kaldığı halde iman eder. Evet, Sözler, tûbâ-i Cennetin meyveleri gibi tatlı ve güzel olan iman ve İslâmiyetin meyvelerini ve saadet-i dâreynin mehâsini gibi hoş ve şirin öyle neticelerini göstermişler ki, görenlere ve tanıyanlara nihayetsiz bir tarafgirlik ve iltizam ve teslim hissini verir."[/COLOR] [B]Dokuzuncu Mektup[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Kuran-i Kerim
Meal ve Tefsir
iMAN Etmekle İslam Olmak Aynı mıdır?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst