Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
İman hakikatlerinin temsillerle anlatılmasının hikmeti
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Zuhr" data-source="post: 212204" data-attributes="member: 8625"><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Değerli Kardeşimiz;</span></span></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Temsil ve hikayenin anlatımdaki en büyük misyon ve gayesi, soyut olan manayı somut hale getirmek, derin olan manayı yüzeye çıkarmak, dağınık hakikatleri bir noktada toplamak, uzaktaki bir manayı yakınlaştırmak içindir. Zira insanların büyük bir kısmının zihin ve idrak dünyası, gayet somut, yüzeysel ve toplayıcılıktan uzaktır. Bu sebeple hatibin derin, soyut, uzak ve dağınık hakikatleri temsil ve hikaye yardımı ile yüzeysel, somut, toplanmış ve yakınlaştırılmış bir şekle getirmesi bir ihtiyaçtır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">İşte Kur’an’ın ve onu taklid eden Risale-i Nurların çokça ve mebzul bir şekilde, temsil ve hikaye metoduna baş vurması, bu sebepledir. Zira Kur’an’ın muhatap kitlesinin ekserisi avam ve basit anlayışlı insanlardan oluşuyor. Hal böyle olunca, Kur’an avam kitlesini eğitmek ve öğretmek için, onların duygu ve fikir alemine temsil ve hikayeler ile tenezzül ediyor, onların fikir ve hissiyatlarını okşayan ve tahrik eden misaller getiriyor.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Nasıl maddi alemde uzaktaki bir cismi çıplak gözle göremediğimizde, yakınlaştırmak için dürbün kullanırız; soyut mana ve olguları bulabilmek için, üstüne somut simge ve semboller koyarız, derin ve ince şeyleri görebilmek için mikroskoba müracaat ederiz, dağınık ışıkları toplamak için mercek kullanırız. Aynı şekilde manalar ve maneviyat alemindeki ince, derin, uzak, dağınık ve soyut manaları anlamak ve görebilmek için, maddi alemdeki mercek, mikroskop, dürbün, sembol gibi şeylere benzeyen bu temsil, hikaye, hayali seyahat gibi anlatım metotlarını kullanmak gerekiyor. İşte Kur’an ve onun mühim talebesi olan Bediüzzaman Hazretlerinin eserlerinde, temsil ve hikayeleri bolca ve kesretle kullanmaları, bu ince sırdan ileri geliyor.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Kıyas-ı temsilî yöntemi;</strong> kâinatta söz konusu olan genel bir kaideyi belli bir nesnede (cüz’î) belirleyip, o kaidenin aynı kategoriye giren tüm cüzlerinde de geçerli olduğu neticesine ulaşmayı hedefler. Güneşin nurlu bir varlık olmasından dolayı her parlak şeyde yansıması, cüz’î bir kaidedir, bu kaideden hareketle <em>“Her nuranî varlık parlak şeylerde yansıyabilir”</em> küllî sonucuna ulaşılabilir. Bu yaklaşımı mantığın genel ilkelerine göre, kıyasın ya tüme varım (istikra), ya da temsilin alt bölümlerinden birine dahil edebiliriz.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Kıyası temsilinin en parlak yüzü külliyi cüzide bulmak ve daha sonra külliyete intikal etmektir. Çok insan bir anda külliye intikal edemez, ama cüziden külliye intikal edebilir. Zira küllinin can damarının birisi cüzide de atıyor. İşte kıyası temsili cüzide atan bu damarı tutturmak ile bütün vücudun damarlarına intikal ettirip diğer alanları da fark ettiriyor.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">İnsan ile insanlık kavramlarından insan cüzi, insanlık ise küllidir. İnsanlıktaki acıkma duygusunu göstermek için bir ferdin acıkma duygusunu göstermek kafidir, bütün insanları tek tek dolaşmaya lüzum yoktur. Zaten imkan da müsait değildir. Öyle ise insanlığın bir ferdini temsil getirip bütün insanlığa intikal etmek en sağlam ve kati bir yoldur denilebilir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Risale-i Nurlardaki bütün temsiller, kainatta mevcut olan külli kanun ve kaidelerin uçları ve cüzileri mesabesinde olduğu için, önemi ve değeri olmayan hikaye ve temsiller ile karıştırılmamalıdır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Mesela</span></span><a href="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&risale=4" target="_blank"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #005ace"> Birinci Söz'</span></span></span></strong></a><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">deki bedevinin, bir reisin ismi ile gezmesindeki hakikat, kainattaki bütün şeylerin Allah ismi ile hareket etmesinin bir ucu, bir somut timsali olmasından tam manası ile bir hakikattir. Bedevi temsili kainattaki külli bir hakikatin hem dürbünü hem de somut bir ucu gibidir. Bu ucu takip eden, külli bir hakikate ulaşır.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Burhan-ı kat'î-yi mantıkî: </strong>Mantıkta katiyet ifade eden önermelerdir. <em>"Güneş varsa gündüzdür. Şu anda gündüz var, öyle ise şu anda güneş vardır"</em> önermesi, önermeler içinde en kesin ve kati olan önermedir. Üstad Hazretleri Risale-i Nurlardaki kıyası temsil bu önermeden bile daha kuvvetlidir diyor. Risale-i Nurlardaki iman hakikatlerinde akıl ve kalbin tam teslim olması bu kıyası temsilin katiyetinden ileri geliyor.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Özet olarak, Risale-i Nurlarda kullanılan temsil ve hikaye metodu ile bildiğimiz hikaye ve temsilleri karıştırmamak gerekir. İkisi arasında dağlar kadar fark vardır. Üstad Hazretleri bu hususa şu şekilde işaret ediyor: </span></span></p><p style="margin-left: 20px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">"Bir sual: Diyorsunuz ki: "Sen Sözlerde kıyas-ı temsilî çok istimal ediyorsun. Halbuki, fenn-i mantıkça, kıyas-ı temsilî yakîni ifade etmiyor. Mesâil-i yakîniyede burhan-ı mantıkî lâzımdır. Kıyası temsilî, usul-ü fıkıh ulemasınca zann-ı galip kâfi olan metâlipte istimal edilir. Hem de, sen temsilâtı bazı hikâyeler suretinde zikrediyorsun. Hikâye hayalî olur, hakikî olmaz, vakıa muhalif olur."</span></span></strong></p> <p style="margin-left: 20px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">"Elcevap: İlm-i mantıkça, çendan, "Kıyas-ı temsilî, yakîn-i kat'î ifade etmiyor" denilmiş. Fakat kıyas-ı temsilînin bir nev'i var ki, mantığın yakînî burhanından çok kuvvetlidir ve mantığın birinci şeklinin birinci darbından daha yakînîdir. O kısım da şudur ki:"</span></span></strong></p> <p style="margin-left: 20px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">"Bir temsil-i cüz'î vasıtasıyla bir hakikat-i küllînin ucunu gösterip, hükmü o hakikate bina ediyor; o hakikatin kanununu, bir hususî maddede gösteriyor-tâ o hakikat-i uzmâ bilinsin ve cüz'î maddeler ona ircâ edilsin. Meselâ, "Güneş, nuraniyet vasıtasıyla, birtek zat iken her parlak şeyin yanında bulunuyor" temsiliyle bir kanun-u hakikat gösteriliyor ki, nur ve nuranî için kayıt olamaz, uzak ve yakın bir olur, az ve çok müsavi olur, mekân onu zaptedemez."</span></span></strong></p> <p style="margin-left: 20px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">"Hem meselâ, "ağacın meyveleri, yaprakları bir anda, bir tarzda, kolaylıkla ve mükemmel olarak birtek merkezde, bir kanun-u emrî ile teşkili ve tasviri" bir temsildir ki, muazzam bir hakikatin ve küllî bir kanunun ucunu gösterir. O hakikat ve o hakikatin kanununu gayet kat'î bir surette ispat eder ki, o koca kâinat dahi şu ağaç gibi o kanun-u hakikatin ve o sırr-ı ehadiyetin bir mazharıdır, bir meydan-ı cevelânıdır."</span></span></strong></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>"İşte, bütün Sözlerdeki kıyâsât-ı temsiliyeler bu çeşittirler ki, burhan-ı kat'î-yi mantıkîden daha kuvvetli, daha yakînîdirler.</strong><strong>"</strong>(1)</span></span> </p> <p style="margin-left: 20px"></p> <p style="margin-left: 20px"></p> <p style="margin-left: 20px">(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf</p> <p style="margin-left: 20px"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Zuhr, post: 212204, member: 8625"] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Değerli Kardeşimiz;[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Temsil ve hikayenin anlatımdaki en büyük misyon ve gayesi, soyut olan manayı somut hale getirmek, derin olan manayı yüzeye çıkarmak, dağınık hakikatleri bir noktada toplamak, uzaktaki bir manayı yakınlaştırmak içindir. Zira insanların büyük bir kısmının zihin ve idrak dünyası, gayet somut, yüzeysel ve toplayıcılıktan uzaktır. Bu sebeple hatibin derin, soyut, uzak ve dağınık hakikatleri temsil ve hikaye yardımı ile yüzeysel, somut, toplanmış ve yakınlaştırılmış bir şekle getirmesi bir ihtiyaçtır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]İşte Kur’an’ın ve onu taklid eden Risale-i Nurların çokça ve mebzul bir şekilde, temsil ve hikaye metoduna baş vurması, bu sebepledir. Zira Kur’an’ın muhatap kitlesinin ekserisi avam ve basit anlayışlı insanlardan oluşuyor. Hal böyle olunca, Kur’an avam kitlesini eğitmek ve öğretmek için, onların duygu ve fikir alemine temsil ve hikayeler ile tenezzül ediyor, onların fikir ve hissiyatlarını okşayan ve tahrik eden misaller getiriyor.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Nasıl maddi alemde uzaktaki bir cismi çıplak gözle göremediğimizde, yakınlaştırmak için dürbün kullanırız; soyut mana ve olguları bulabilmek için, üstüne somut simge ve semboller koyarız, derin ve ince şeyleri görebilmek için mikroskoba müracaat ederiz, dağınık ışıkları toplamak için mercek kullanırız. Aynı şekilde manalar ve maneviyat alemindeki ince, derin, uzak, dağınık ve soyut manaları anlamak ve görebilmek için, maddi alemdeki mercek, mikroskop, dürbün, sembol gibi şeylere benzeyen bu temsil, hikaye, hayali seyahat gibi anlatım metotlarını kullanmak gerekiyor. İşte Kur’an ve onun mühim talebesi olan Bediüzzaman Hazretlerinin eserlerinde, temsil ve hikayeleri bolca ve kesretle kullanmaları, bu ince sırdan ileri geliyor.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]Kıyas-ı temsilî yöntemi;[/B] kâinatta söz konusu olan genel bir kaideyi belli bir nesnede (cüz’î) belirleyip, o kaidenin aynı kategoriye giren tüm cüzlerinde de geçerli olduğu neticesine ulaşmayı hedefler. Güneşin nurlu bir varlık olmasından dolayı her parlak şeyde yansıması, cüz’î bir kaidedir, bu kaideden hareketle [I]“Her nuranî varlık parlak şeylerde yansıyabilir”[/I] küllî sonucuna ulaşılabilir. Bu yaklaşımı mantığın genel ilkelerine göre, kıyasın ya tüme varım (istikra), ya da temsilin alt bölümlerinden birine dahil edebiliriz.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Kıyası temsilinin en parlak yüzü külliyi cüzide bulmak ve daha sonra külliyete intikal etmektir. Çok insan bir anda külliye intikal edemez, ama cüziden külliye intikal edebilir. Zira küllinin can damarının birisi cüzide de atıyor. İşte kıyası temsili cüzide atan bu damarı tutturmak ile bütün vücudun damarlarına intikal ettirip diğer alanları da fark ettiriyor.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]İnsan ile insanlık kavramlarından insan cüzi, insanlık ise küllidir. İnsanlıktaki acıkma duygusunu göstermek için bir ferdin acıkma duygusunu göstermek kafidir, bütün insanları tek tek dolaşmaya lüzum yoktur. Zaten imkan da müsait değildir. Öyle ise insanlığın bir ferdini temsil getirip bütün insanlığa intikal etmek en sağlam ve kati bir yoldur denilebilir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Risale-i Nurlardaki bütün temsiller, kainatta mevcut olan külli kanun ve kaidelerin uçları ve cüzileri mesabesinde olduğu için, önemi ve değeri olmayan hikaye ve temsiller ile karıştırılmamalıdır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Mesela[/SIZE][/FONT][URL="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&risale=4"][B][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=#005ace] Birinci Söz'[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/URL][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]deki bedevinin, bir reisin ismi ile gezmesindeki hakikat, kainattaki bütün şeylerin Allah ismi ile hareket etmesinin bir ucu, bir somut timsali olmasından tam manası ile bir hakikattir. Bedevi temsili kainattaki külli bir hakikatin hem dürbünü hem de somut bir ucu gibidir. Bu ucu takip eden, külli bir hakikate ulaşır.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]Burhan-ı kat'î-yi mantıkî: [/B]Mantıkta katiyet ifade eden önermelerdir. [I]"Güneş varsa gündüzdür. Şu anda gündüz var, öyle ise şu anda güneş vardır"[/I] önermesi, önermeler içinde en kesin ve kati olan önermedir. Üstad Hazretleri Risale-i Nurlardaki kıyası temsil bu önermeden bile daha kuvvetlidir diyor. Risale-i Nurlardaki iman hakikatlerinde akıl ve kalbin tam teslim olması bu kıyası temsilin katiyetinden ileri geliyor.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Özet olarak, Risale-i Nurlarda kullanılan temsil ve hikaye metodu ile bildiğimiz hikaye ve temsilleri karıştırmamak gerekir. İkisi arasında dağlar kadar fark vardır. Üstad Hazretleri bu hususa şu şekilde işaret ediyor: [/SIZE][/FONT] [INDENT][B][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]"Bir sual: Diyorsunuz ki: "Sen Sözlerde kıyas-ı temsilî çok istimal ediyorsun. Halbuki, fenn-i mantıkça, kıyas-ı temsilî yakîni ifade etmiyor. Mesâil-i yakîniyede burhan-ı mantıkî lâzımdır. Kıyası temsilî, usul-ü fıkıh ulemasınca zann-ı galip kâfi olan metâlipte istimal edilir. Hem de, sen temsilâtı bazı hikâyeler suretinde zikrediyorsun. Hikâye hayalî olur, hakikî olmaz, vakıa muhalif olur."[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]"Elcevap: İlm-i mantıkça, çendan, "Kıyas-ı temsilî, yakîn-i kat'î ifade etmiyor" denilmiş. Fakat kıyas-ı temsilînin bir nev'i var ki, mantığın yakînî burhanından çok kuvvetlidir ve mantığın birinci şeklinin birinci darbından daha yakînîdir. O kısım da şudur ki:"[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]"Bir temsil-i cüz'î vasıtasıyla bir hakikat-i küllînin ucunu gösterip, hükmü o hakikate bina ediyor; o hakikatin kanununu, bir hususî maddede gösteriyor-tâ o hakikat-i uzmâ bilinsin ve cüz'î maddeler ona ircâ edilsin. Meselâ, "Güneş, nuraniyet vasıtasıyla, birtek zat iken her parlak şeyin yanında bulunuyor" temsiliyle bir kanun-u hakikat gösteriliyor ki, nur ve nuranî için kayıt olamaz, uzak ve yakın bir olur, az ve çok müsavi olur, mekân onu zaptedemez."[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]"Hem meselâ, "ağacın meyveleri, yaprakları bir anda, bir tarzda, kolaylıkla ve mükemmel olarak birtek merkezde, bir kanun-u emrî ile teşkili ve tasviri" bir temsildir ki, muazzam bir hakikatin ve küllî bir kanunun ucunu gösterir. O hakikat ve o hakikatin kanununu gayet kat'î bir surette ispat eder ki, o koca kâinat dahi şu ağaç gibi o kanun-u hakikatin ve o sırr-ı ehadiyetin bir mazharıdır, bir meydan-ı cevelânıdır."[/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]"İşte, bütün Sözlerdeki kıyâsât-ı temsiliyeler bu çeşittirler ki, burhan-ı kat'î-yi mantıkîden daha kuvvetli, daha yakînîdirler.[/B][B]"[/B](1)[/SIZE][/FONT] (1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf [/INDENT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
İman hakikatlerinin temsillerle anlatılmasının hikmeti
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst