Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Din Kültür ve Ahlak
İman ve İmanın İnsan Hayatı Üzerindeki Etkileri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="huzur_islam" data-source="post: 137071" data-attributes="member: 13918"><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px">İman ve İmanın İnsan Hayatı Üzerindeki Etkileri </span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"></span><span style="color: blue"><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İnanmak ve inanmamak, insanlığın var olduğu günden beri ilgi duyduğu en önemli iki konudur Allah Teâlâ'nın gönderdiği bütün peygamberler bu iki konuda insanları uyarmışlar; imanın faziletini, inançsızlığın ise korkunç akibetini duyurmuşlardır </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İnanmak ve inanmamak bugünkü insanın da en önemli iki konusu olduğunda şüphe yoktur </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Biz bu konuşmamızda iman ve küfrün mahiyetini âyet ve hadislere göre açıklamaya ve bu konuda İslâm büyüklerinin sözlerini aktarmaya çalışacağız </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İman Nedir? </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Önce imanın ne olduğunu açıklayalım İmanın, biri genel, diğeri özel olmak üzere iki manası vardır Daha açık bir ifade ile imanın biri sözlük, biri de dinde olmak üzere iki manası vardır </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Sözlükte iman, inanmak ve tasdik etmek demektir ki, bu imanın genel manasıdır İmanın bu genel anlamında kullanıldığı âyetler vardır </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Dinde iman, Peygamberimizin Allah tarafından getirdiği kesin olarak bilinen her şeyde onu tasdik etmek ve doğruluğuna inanmaktır Bu imanın özel manasıdır İman deyince de bu anlaşılır Nitekim Kur'a-ı Kerim'de: </span></span><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">"Peygamber ve mü'minler ona Rabbinden indirilene inandı"1 buyurulmuştur </span></span></strong></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: blue"><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></span></strong></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: blue"><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İman Ne ile Gerçekleşir? </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmanda etkili olan organ veya organlar hangileridir? Bu konuda farklı değerlendirmeler olmakla beraber, imanda etkili olan organ kalptir Bir kimse, Peygamberimizi, Allah tarafından getirdiği kesin olarak bilinen her şeyde kalbi ile tasdik ediyor ve doğruluğuna inanıyorsa -bunu her hangi bir sebeple dili ile ikrar etmese de- Allah katında mü'mindir Diliyle ikrar ettiği halde kalbi ile tasdik etmiyorsa, bu kimse her ne kadar insanlar yanında mü'min ise de, Allah katında gerçekten inanmış değildir </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">"İnsanlardan öyle kimseler vardır ki Allah'a ve âhiret gününe iman ettik derler, halbuki onlar mü'min değillerdir"2 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">''Bedeviler, 'İman ettik' demektedirler (Ey Muhammed) de ki, 'Siz iman etmediniz fakat İslâm olduk deyin, çünkü iman henüz kalplerinize girmedi"3 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Büyük Müfessir Mücahid (H21-103) bu âyet-i kerimenin, Medine yakınında bulunan Benî Esed İbn-i Huzeyme kabilesi hakkında nâzil olduğunu söylemiştir Bu kabile ganimet hevesiyle müslüman olduklarını söylemişlerdi Bunlar bir kıtlık yılında Medine'ye gelmişler şehâdet kelimesini söylemişler ve Peygamberimize: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">“- Biz, filân oğulları ve filân oğulları gibi size savaş açmadık, âilelerimizle geldik" dediler Bu sözleri ile Peygamberimizden kendilerine sadaka yardımı yapılmasını istiyorlardı Bunun üzerine bu âyet-i kerime indi4 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Âyet-i kerime, Peygamberimize, onlara söyle "siz iman etmediniz" çünkü iman yalnız dil ile ikrardan ibaret değil, yürekten inanmaktır </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Dil ile ikrar, dünyada müslüman olduğunun bilinmesi ve kendisine (cenaze namazını kılmak ve müslüman mezarlığına defnetmek gibi) İslâm hükümlerinin uygulanması için, gereklidir Eş'arî'lerin ihtiyarı da budur Ebû Mansûr Mâturidî de bu görüştedir5 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">"İman, kalp ile tasdik ve dil ile ikrardır" meşhur sözün anlamı da budur Yoksa Allah katında mü'min olması için kalp ile tasdik yeterlidir </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Sonuç olarak, iman kalp ile tasdikten ibarettir Dil ile ikrar ise başkalarının onu mü'min olarak tanımaları ve öldüğünde cenaze namazını kılmaları ve müslüman mezarlığına defnetmeleri gibi İslâm hükümlerinin ona uygulanması için gereklidir </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmanın Geçerli Olmasının Şartları </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmanın sahih ve makbul olması için üç şartın bulunması gereklidir </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">1 İman ümitsizlik halinde olmamalıdır </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Hayatı boyunca inanmamış olan bir insanın, yaşama ümidi kalmayıp can çekişme halinde iman etmesi geçerli değildir Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">"Günah işleyip de kendisine ölüm gelince 'işte ben şimdi tövbe ettim' diyen kimsenin tövbesi kabul edilmez Kâfir olarak ölenlerin de tövbesi kabul edilmez İşte bunlara ahirette can yakıcı bir azap hazırlamışızdır"6 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">2 İnanmış olan bir kimse, dinin kesin hükümlerinden, her hangi birini inkar edici söz ve davranışlarda bulunmamalıdır Meselâ, dinin hükümlerinden olduğu kesin olan namaz, oruç, hac ve zekât gibi bir hükmü inkâr eden, Allah böyle bir şey farz kılmadı artık bugün için bunlara gerek yoktur diyen kimse -Allah korusun imanını kaybetmiş olur Çünkü dinin hükümleri bir bütündür, bunlardan birini inkar etmek hepsini inkar etmek demektir Ancak dinin bütün hükümlerine inandığı halde bunlardan bazılarını yapmayacak olursa dinden çıkmış olmaz İnkar başka yapmamak başkadır </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">3 Dindeki hükümlerin hepsinin güzel olduğunu kabul etmeli ve bunların arasında bir ayırım yapmamalıdır </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İman Artar ve Eksilir mi? </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmanın dindeki anlamını yukarda belirtmiştik: Peygamberimizi Allah'tan getirdiği kesin olarak bilinen her şeyde tasdik etmek ve yürekten inanmaktır Bunda artma ve eksilme sözkonusu değildir Daha açık bir ifade ile bir kimse iman esaslarının bir kısmına inanıp bir kısmına inanmasa, meselâ imanın esaslarından olan peygamberlere inanıp öldükten sonra dirilmeye inanmasa veya namazın farz olduğunu kabul edip zekâtın farz olduğuna inanmasa bu kimse mü'min olmaz Böyle olunca imanın artması ve eksilmesi diye bir şey olmaz Bu noktada imanın gerçekleşmesi için hiç kimse arasında hatta peygamber olanla olmayan arasında bir fark yoktur Bir kimse ya inanmıştır veya inanmamıştır </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ancak imanın kuvvetli ve zayıf olması açısından farklılık vardır Peygamberimizin imanı ile her hangi birimizin imanı kuvvetlilik açısından aynı değildir İmanda böyle bir farklılığın bulunduğuna âyet ve hadislerde de işaret edilmiştir Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">“Mü'minler ancak onlardır ki, Allah anıldığı zaman yürekleri titrer Allah'ın âyetleri kendilerine okunduğu zaman bu, onların imanını artırır (kuvvetlendirir) ve onlar yalnız Rablerine dayanır ve güvenirler”7 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmanın kuvvet ve zayıf kabul edeceğine İbrahim (as)'ı örnek vermek mümkündür 0, Allah'ın dostu olma şerefi ile şereflenmiş bir peygamber olduğu halde şöyle demişti: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster Allah ona: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Yoksa inanmadın mı? buyurdu İbrahim: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın (için istiyorum) dedi8 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Böylece Hzİbrahim, görmeden inandığı bu olayı gözleri ile gördükten sonraki imanının daha kuvvetli olacağı ifade edilmiştir </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Peygamberimiz buyuruyor: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">“Uyuduğum esnada insanların bana arz olunduğunu gördüm Üstlerinde gömlekler vardı Bu gömleklerin kimi memelere varıyor, kimi daha kısa idi Ömer el-Hattab da bana arzolundu üzerinde bir gömlek vardı ki, onu sürüklüyordu” Peygamberimize: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Ey Allah'ın Resûlü, bunu ne ile te'vil (yani tabir) ettin? diye sordular </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Peygamberimiz: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Din ile cevabını verdi”9 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Peygamberimize rüyada, üzerlerinde değişik uzunlukta gömlek olan insanlar gösterildi Bu arada HzÖmer'in üzerindeki gömlek o kadar uzundu ki etekleri yere sürüyordu Bunu ne ile tabir ettiği peygamberimize sorulduğunda, bunu din ile dinin kemali ile tabir ettiğini ifade etmiştir Bu da âyet-i kerimeler gibi imanda kuvvet yönünden herkesin eşit olmadığını göstermektedir </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İman İle Amel Arasındaki İlişki </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İman ve amel, bir bütünü oluşturan parçalar değil, ayrı ayrı şeylerdir Çünkü Kur'an-ı Kerim'de: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">"İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenler var ya onların mükafatları Rableri katındadır Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler"10 buyurulmuş, amel, iman üzerine atfedilmiştir Arapça gramer kuralına göre ancak ayrı ayrı manada olan şeyler birbirine atfedilebilirler Daha açık bir ifade ile eğer amel imanın bir parçası olsaydı "İman edenler" ifadesinden sonra "iyi iş yapanlar" denmesine gerek kalmazdı </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İman ile amel, ayrı ayrı şeyler olmakla beraber aralarında çok sıkı bir ilişki vardır Allah ancak olgun müminlerden razı olur Olgun mümin olmak için de yalnız inanmak yeterli değildir İman ile birlikte ibadet etmek ve güzel ahlâka sahip olmak gerekir Hiç şüphe yok ki ibadet, imanın bir göstergesidir Sadece inandım demek yeterli değildir Kalpdeki iman ışığının sönmemesi için ibadet de gereklidir İbadet yapmayan kimsenin kalbindeki iman yavaş yavaş zayıflar ve Allah korusun günün birinde sönebilir Bu ise insan için en büyük bir kayıptır İman nurunun söndüğü bir gönül, insan için bir yük olmanın ötesinde bir anlam taşımaz Büyük Şair merhum M Akif ne güzel söylemiş: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">“İmandır o cevher ki, İlâhî ne büyüktür </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmansız olan paslı yürek sinede yüktür" </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İman ile amel ayrı ayrı şeyler olunca, akla şöyle bir soru gelir Farz olan ibadetleri yapmamak, Allah'ın yasakladığı büyük günahları işlemek imanı nasıl etkiler? Başka bir ifade ile farz olan ibadetleri yapmayan ve büyük günah işleyen kimse imandan çıkar mı? </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bu konuda farklı görüşler olmakla beraber Ehl-i Sünnetin görüşü, farz olan ibadetleri yapmamak ve büyük günah işlemek insanı dinden çıkarmaz, günahkâr yapar Dinden çıkmak başka, günahkâr olmak başkadır Nitekim Ashab-ı Kiram'dan Ebû zer (ra) şöyle demiştir: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">"Peygamberimize geldim Üzerinde beyaz bir elbise olduğu halde uyuyordu Döndüm, sonra yine geldim, uyanmıştı şöyle buyurdu: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Lâilâhe ill<img src="http://www.mumsema.com/forum/images/smilies/Allah.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> –Allah'tan başka ilâh yoktur– diyen ve bu ikrar üzerine ölen hiç bir kul yoktur ki, cennete girmesin, buyurdu Ben: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Zina etse de hırsızlık etsede mi? dedim Peygamberimiz: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Evet, zina etsede hırsızlık etsede girer, buyurdu Ben: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Zina etsede hırsızlık etsede mi? dedim Peygamberimiz: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Evet, hırsızlık etsede zina etsede girer, buyurdu Ben takrar: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Ey Allah'ın Resûlü, zina etsede hırsızlık etsede mi? dedim Peygamberimiz: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Evet, Ebû Zerr'in burnu toprağa sürülse ve böylece zelil ve hakir olsa da muhakkak cennete girer, buyurdu </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ebû Zer (ra) bu hadisi rivâyet ederken: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Ebû Zerr'in burnu kırılsa da, yani istemese de peygamberimiz böyle buyurdu" demiştir11 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Şu hadisi şerif de büyük günah ile imanın bir arada bulunabileceğini ifade etmektedir: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ubâde b es-Samit (ra) şöyle demiştir: Peygamberimiz etrafında bir topluluk olduğu halde şöyle demiştir: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">''Allah'a ibadette O'na hiç bir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek, kendiliğinizden uyduracağınız bir yalanla kimseye bühtan etmemek, hiç bir ma'rufda isyan etmemek üzere bana biat ediniz İçinizde sözünde duran olursa onun ecri Allah'a aittir Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyada azaba uğrarsa bu ona keffaret olur Bunlardan birini yapıp da yaptığı işi Allah Teâlâ örterse işi Allah'a kalır; isterse onu affeder isterse ona azap eder" buyurdu, biz de bu şart üzerine kendisine biat ettik"12 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Evet günahlar İmanın aslını olumsuz şekilde etkilemese de, İmanın kemalini etkiler Nitekim Peygamberimiz: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">"Zina eden kişi zina ederken mümin olarak zina etmez Hırsız, çalarken mümin olarak çalmaz Sarhoş, şarabı içerken mümin olarak içmez"13 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Hadisi şerifte; zina eden, hırsızlık yapan ve içki içen kimsenin mümin olarak bunları yapmayacağı ifade edilmekte ise de Ehl-i sünnet bunu, "Kâmil mümin olarak bu günahları yapmaz" şeklinde anlamıştır Az önce naklettiğimiz hadisi şerifte; Allah'tan başka ilâh olmadığını ve bu ikrar üzere ölen kimse zina etse de hırsızlık etse de cennete gireceği bir kaç kez teyid edilerek ifade buyurulmuştur </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Çünkü Peygamberimizden itibaren hemen her devir İslâm alimleri, imanı bulunduğu halde farz olan ibadetleri yapmayan veya haram ve büyük günahları işleyen kimseleri yaptıklarını helâl görmedikleri sürece, mü'min kabul etmişler, ancak bunların günahkâr olduklarını söylemişlerdir Ehl-i sünnetin görüşü de budur </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İman Huzur Kaynağıdır </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İman, insanın en değerli kazancıdır Karanlık ile aydınlık bir olmadığı gibi inanan insan ile inanmayan insan da bir değildir İnanan insanın Allah katında üstün değeri vardır Allah mü'min olan kullarını sevdiği gibi, insanların güvenini kazanan da bu inanan insanlardır </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmanlı insan huzurlu ve mutlu kişidir Çünkü inanan insan, bir gün Allah'ın huzurunda dünyada yaptıklarının hesabını vereceğine inandığı için, Allah'a ve insanlara hatta diğer canlılara karşı olan görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışır İşinde ve sözünde ölçülü olur Her türlü aşırılıklardan sakınır Ailesine, çevresine, tüm insanlara ve hatta hayvanlara karşı şefkat ve merhamet gösterir Kimsenin malına, ırzına göz dikmez Kimsenin hakkına tecavüz etmez Herkese hakkını verir Komşuluğundan herkes memnun olur İşveren ise işçiye, işçi ise İşverene haksızlık yapmaz Felâketler karşısında sarsılmaz, ümitsizliğe düşmez Allah'a sığınır ve güvenir Bütün bunlar, insanın huzurlu ve mutlu olmasını sağlar </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Küfür </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Küfür kelimesinin de iman gibi genel ve özel manaları vardır </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Sözlükte küfür, örtmek demektir Görünen şeyleri karanlığı ile örttüğü için geceye "kâfir" denmiştir Çiftçiye de tohumu toprağa ekdiği için aynı ad verilmiştir Bu küfür kelimesinin genel manasıdır </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Küfür kelimesinin itikat ve amel yönünden olmak üzere iki özel manası vardır </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Amel yönünden küfür, Allah'ın verdiği nimetlere, şükretmemek ve nankörlük etmektir Nitekim Allah Teâlâ: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">"Her kim mü'min olarak iyi davranışlar yaparsa onun çabası inkâr edilmeyecektir”14 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Allah'ın nimetlerine karşı küfür yani nankörlük iki şekilde olur </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Birincisi, nimetleri, Allah'ın verdiğini inkâr etmektir Bu aynı zamanda akide yönünden de küfürdür Karun'un küfrü böyle idi Kendisine: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Allah'ın sana verdiği nimetlerden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet; ama dünyadan da nasibini unutma Allah sana ihsan ettiği gibi sen de iyilik et Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez, dendiği zaman o: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, diyerek (eriştiği nimetlerin Allah'ın bir Iütfu olduğunu inkâr etti)15 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İkincisi, nimetlerdeki kötü tasarruftur Bu nimetlerin sahibine karşı saygısızlıktır Nitekim: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">"Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artıracağım Eğer küfrederseniz, şüphesiz azabım çok şiddetlidir"16 buyurulmuştur </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Amelî küfür, nimete karşı nankörlüktür </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İtikad yönünden küfür, Peygamberimizi, Allah'tan getirdiği kesin olarak bilinen şeylerde onu yalanlayıp, getirdiklerini inkar etmektir Bunun hükmü dünyada müslüman muamelesine tabi olmamak, ahirette ise ebedi olarak cehennemde kalmaktır Nitekim Allah Teâlâ: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">"Ayetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince; işte Allah'ın meleklerin ve tüm insanların Iâneti onların üzerinedir Onlar ebediyyen Iânet içinde kalırlar, artık ne kendilerinden azap hafifletilir ne de onların yüzlerine bakılır"17 buyurulmuştur </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Tekfir Nedir? </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Tekfir, bir insanın küfrüne hükmetmektir Bu, çok dikkatli olunması gereken bir konudur Bir kimsenin mü'min olduğunda zayıf da olsa bir delil varsa onu dikkate alarak o kimse mü'min kabul edilir Çünkü mü'mini affetmekte hata etmek, onu cezalandırmada hata etmekten daha hayırlıdır </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Değerli mü'minler, az önce de söylediğimiz gibi imanın yeri kalp olduğu gibi küfrün yeri de kalptir Kalplerde olanı ise ancak Allah bilir Dıştaki belirtiler, her zaman kesin olarak kalpde olana delâlet etmez Dış belirtilerin kalpde olana delâleti çoğu kerre zannîdir İslâm ise zanna uymaktan nehyetmiş ve zannın çoğunun günah olduğunu bildirmiştir Şu olay ne kadar çarpıcıdır </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Peygamberimizin azadlı kölesi Zeyd'in oğlu Üsame -Allah her ikisinden de razı osun- Hurka üzerine savaşa gönderilmişti Düşmanla karşılaşıp savaşmış ve düşmanı yenilgiye uğratmıştı Bu sırada o çevrede koyun güden bir çobanla karşılaşmıştı Çoban bunları görünce şaşırmış: "Lailâhe ill<img src="http://www.mumsema.com/forum/images/smilies/Allah.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />" demişti Buna rağmen Üsame çobanı öldürmüştü Medine-i Münevvere'ye döndüklerinde Peygamberimiz durumu öğrenince Üsame'ye: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Ey Üsame, bu adamı "lâilâhe ill<img src="http://www.mumsema.com/forum/images/smilies/Allah.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />" dedikten sonra niçin öldürdün? diye sordu Üsame: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– O, ölümden kurtulmak için "Iâilâhe ill<img src="http://www.mumsema.com/forum/images/smilies/Allah.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />" söyledi, dedi Peygamberimiz: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– “Kalbini yardın da baktın mı? buyurdu"18 Bunun üzerine de şu âyet-i kerime nâzil oldu: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">"Ey mü'minler' Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayın, dinleyin Size selâm verene, dünya hayatının geçici menfaatlerine göz dikerek 'sen mü'min değilsin' demeyin Çünkü Allah katında sayısız ganimetler vardır Siz de önceden böyle iken Allah size Iütfetti O halde iyi anlayıp dinleyin Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır"19 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Konu ile ilgili olarak Peygamberimiz şu uyarılarda bulunmuştur: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">"Her hangi bir kimse din kardeşine ey kâfir derse bu tekfir sebebiyle ikisinden biri muhakkak küfre döner Eğer o kimse dediği gibi ise mesele yok Aksi takdirde sözü kendi aleyhine döner"20 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İslâm büyükleri bu konuda dikkatli olunmasını öğütlemişlerdir </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmam Mâlik'in: "Bir kimsenin küfre ihtimali olan 99 hareketi yanında bir hareketi de mü'min olduğuna delâlet ederse, o kimsenin mü'min olduğuna hükmedilir" dediği rivâyet edilmiştir21 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Peygamberimizin bu konuda ne kadar titiz davrandığını şu olay gözler önüne seriyor: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ebû Saîd el-Hudrî (ra) şöyle diyor: "Hz Ali (ra) Yemen'de iken, Peygamberimize toprağı üzerinde yani henüz işlenmemiş bir külçe altın göndermişti Peygamberimiz uygun gördüğü dört kişiye bunu taksim etti Bunun üzerine bir adam Peygamberimize: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Allah'tan kork, demek cüretinde bulundu Peygamberimiz: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Yazıklar olsun sana, ben, yeryüzünde ki insanların Allah'tan en çok korkanı değil miyim? buyurdu ve çok üzüldü Sonra adam arkasına dönüp gitti Halid b Velid (ra) </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Ey Allah'ın Resûlü, izin ver de şunun boynunu vurayım, dedi, Peygamberimiz: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Hayır, vurma Bunun da ilerde namaz kılan bir kişi olması umulur, buyurdu Bunun üzerine HzHalid (ra): </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Ey Allah'ın Resûlü, namaz kılanlardan öyle kimseler var ki, onlar, gönüllerinde olmayan şeyi dilleri ile söylerler, dedi Peygamberimiz: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">– Ey Halid, ben insanların kalplerini açmaya, karınlarını yarmaya me'mur değilim, buyurdu22 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Yine Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">"Her kim bizim kıldığımız namazı kılar, kıblemize karşı durur, kestiğimizi yerse; Allah'ın ve Allah'ın Peygamberinin emanını hakeden müslüman, işte odur (Artık) Allah'a ve Peygamberine karşı (öyle olan bir kimsenin) emanına hıyanet etmeyiniz"23 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bütün bunlar gösteriyor ki, mü'minlerden bir kısmının bazı söz ve davranışlarına bakarak bundan dinden çıktığını ve küfre girdiklerini söylemek -isabet edilmemesi halinde- ağır sorumluluğu olan bir davranıştır Bu itibarla bir hata yapıp sonunda pişman olmamak için her konuda olduğu gibi özellikle bu konuda daha dikkatli ve titiz olmak gerekmektedir </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Kaldı ki akaid kitaplarında; kıbleye yönelenlerin yani namaz kılanların tekfir edilmemesi ehl-i sünnetin temel kuralları arasında yer almıştır İmam-ı Azam Ebû Hanife ile fakihlerin çoğunluğu -Allah hepsine rahmet etsin- bu görüştedir24 </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Hicrî 680-756 (M1281-1355) tarihleri arasında yaşamış büyük İslâm âlimlerinden Şiraz'lı Azdu'I-Milleti ve'd-Dîn Abdurrahman bAhmed el-Îcî "Mevakıf" adlı meşhur eserinin sonundaki uyarısı ile konuşmamızı tamamlayalım Şöyle diyor: </span></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 15px">"Ehl-i kıbleden olan hiç kimseyi tekfir etmeyiz Ancak Alîm ve Kadîr olan Allah'ı tanımamak, O'na ortak koşmak, peygamberliği ve Peygamberimizin Allah tarafından getirdiği kesin olarak bilinen İslâm hükümlerini inkâr etmek veya dinde (zina etmek ve adam öldürmek gibi) haram olan şeyleri helâl kabul etmek gibi durumlar müstesna" </span></span></strong></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: blue"><em><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: blue"><em><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 15px"></span></span></strong></em></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="huzur_islam, post: 137071, member: 13918"] [CENTER][SIZE=4]İman ve İmanın İnsan Hayatı Üzerindeki Etkileri [/SIZE][COLOR=blue][I][B][SIZE=4][FONT=Trebuchet MS]İnanmak ve inanmamak, insanlığın var olduğu günden beri ilgi duyduğu en önemli iki konudur Allah Teâlâ'nın gönderdiği bütün peygamberler bu iki konuda insanları uyarmışlar; imanın faziletini, inançsızlığın ise korkunç akibetini duyurmuşlardır [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İnanmak ve inanmamak bugünkü insanın da en önemli iki konusu olduğunda şüphe yoktur [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Biz bu konuşmamızda iman ve küfrün mahiyetini âyet ve hadislere göre açıklamaya ve bu konuda İslâm büyüklerinin sözlerini aktarmaya çalışacağız [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İman Nedir? [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Önce imanın ne olduğunu açıklayalım İmanın, biri genel, diğeri özel olmak üzere iki manası vardır Daha açık bir ifade ile imanın biri sözlük, biri de dinde olmak üzere iki manası vardır [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Sözlükte iman, inanmak ve tasdik etmek demektir ki, bu imanın genel manasıdır İmanın bu genel anlamında kullanıldığı âyetler vardır [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Dinde iman, Peygamberimizin Allah tarafından getirdiği kesin olarak bilinen her şeyde onu tasdik etmek ve doğruluğuna inanmaktır Bu imanın özel manasıdır İman deyince de bu anlaşılır Nitekim Kur'a-ı Kerim'de: [/FONT][/SIZE][SIZE=4][FONT=Trebuchet MS]"Peygamber ve mü'minler ona Rabbinden indirilene inandı"1 buyurulmuştur [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İman Ne ile Gerçekleşir? [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İmanda etkili olan organ veya organlar hangileridir? Bu konuda farklı değerlendirmeler olmakla beraber, imanda etkili olan organ kalptir Bir kimse, Peygamberimizi, Allah tarafından getirdiği kesin olarak bilinen her şeyde kalbi ile tasdik ediyor ve doğruluğuna inanıyorsa -bunu her hangi bir sebeple dili ile ikrar etmese de- Allah katında mü'mindir Diliyle ikrar ettiği halde kalbi ile tasdik etmiyorsa, bu kimse her ne kadar insanlar yanında mü'min ise de, Allah katında gerçekten inanmış değildir [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]"İnsanlardan öyle kimseler vardır ki Allah'a ve âhiret gününe iman ettik derler, halbuki onlar mü'min değillerdir"2 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]''Bedeviler, 'İman ettik' demektedirler (Ey Muhammed) de ki, 'Siz iman etmediniz fakat İslâm olduk deyin, çünkü iman henüz kalplerinize girmedi"3 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Büyük Müfessir Mücahid (H21-103) bu âyet-i kerimenin, Medine yakınında bulunan Benî Esed İbn-i Huzeyme kabilesi hakkında nâzil olduğunu söylemiştir Bu kabile ganimet hevesiyle müslüman olduklarını söylemişlerdi Bunlar bir kıtlık yılında Medine'ye gelmişler şehâdet kelimesini söylemişler ve Peygamberimize: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]“- Biz, filân oğulları ve filân oğulları gibi size savaş açmadık, âilelerimizle geldik" dediler Bu sözleri ile Peygamberimizden kendilerine sadaka yardımı yapılmasını istiyorlardı Bunun üzerine bu âyet-i kerime indi4 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Âyet-i kerime, Peygamberimize, onlara söyle "siz iman etmediniz" çünkü iman yalnız dil ile ikrardan ibaret değil, yürekten inanmaktır [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Dil ile ikrar, dünyada müslüman olduğunun bilinmesi ve kendisine (cenaze namazını kılmak ve müslüman mezarlığına defnetmek gibi) İslâm hükümlerinin uygulanması için, gereklidir Eş'arî'lerin ihtiyarı da budur Ebû Mansûr Mâturidî de bu görüştedir5 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]"İman, kalp ile tasdik ve dil ile ikrardır" meşhur sözün anlamı da budur Yoksa Allah katında mü'min olması için kalp ile tasdik yeterlidir [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Sonuç olarak, iman kalp ile tasdikten ibarettir Dil ile ikrar ise başkalarının onu mü'min olarak tanımaları ve öldüğünde cenaze namazını kılmaları ve müslüman mezarlığına defnetmeleri gibi İslâm hükümlerinin ona uygulanması için gereklidir [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İmanın Geçerli Olmasının Şartları [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İmanın sahih ve makbul olması için üç şartın bulunması gereklidir [/FONT][FONT=Trebuchet MS]1 İman ümitsizlik halinde olmamalıdır [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Hayatı boyunca inanmamış olan bir insanın, yaşama ümidi kalmayıp can çekişme halinde iman etmesi geçerli değildir Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]"Günah işleyip de kendisine ölüm gelince 'işte ben şimdi tövbe ettim' diyen kimsenin tövbesi kabul edilmez Kâfir olarak ölenlerin de tövbesi kabul edilmez İşte bunlara ahirette can yakıcı bir azap hazırlamışızdır"6 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]2 İnanmış olan bir kimse, dinin kesin hükümlerinden, her hangi birini inkar edici söz ve davranışlarda bulunmamalıdır Meselâ, dinin hükümlerinden olduğu kesin olan namaz, oruç, hac ve zekât gibi bir hükmü inkâr eden, Allah böyle bir şey farz kılmadı artık bugün için bunlara gerek yoktur diyen kimse -Allah korusun imanını kaybetmiş olur Çünkü dinin hükümleri bir bütündür, bunlardan birini inkar etmek hepsini inkar etmek demektir Ancak dinin bütün hükümlerine inandığı halde bunlardan bazılarını yapmayacak olursa dinden çıkmış olmaz İnkar başka yapmamak başkadır [/FONT][FONT=Trebuchet MS]3 Dindeki hükümlerin hepsinin güzel olduğunu kabul etmeli ve bunların arasında bir ayırım yapmamalıdır [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İman Artar ve Eksilir mi? [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İmanın dindeki anlamını yukarda belirtmiştik: Peygamberimizi Allah'tan getirdiği kesin olarak bilinen her şeyde tasdik etmek ve yürekten inanmaktır Bunda artma ve eksilme sözkonusu değildir Daha açık bir ifade ile bir kimse iman esaslarının bir kısmına inanıp bir kısmına inanmasa, meselâ imanın esaslarından olan peygamberlere inanıp öldükten sonra dirilmeye inanmasa veya namazın farz olduğunu kabul edip zekâtın farz olduğuna inanmasa bu kimse mü'min olmaz Böyle olunca imanın artması ve eksilmesi diye bir şey olmaz Bu noktada imanın gerçekleşmesi için hiç kimse arasında hatta peygamber olanla olmayan arasında bir fark yoktur Bir kimse ya inanmıştır veya inanmamıştır [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Ancak imanın kuvvetli ve zayıf olması açısından farklılık vardır Peygamberimizin imanı ile her hangi birimizin imanı kuvvetlilik açısından aynı değildir İmanda böyle bir farklılığın bulunduğuna âyet ve hadislerde de işaret edilmiştir Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]“Mü'minler ancak onlardır ki, Allah anıldığı zaman yürekleri titrer Allah'ın âyetleri kendilerine okunduğu zaman bu, onların imanını artırır (kuvvetlendirir) ve onlar yalnız Rablerine dayanır ve güvenirler”7 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İmanın kuvvet ve zayıf kabul edeceğine İbrahim (as)'ı örnek vermek mümkündür 0, Allah'ın dostu olma şerefi ile şereflenmiş bir peygamber olduğu halde şöyle demişti: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster Allah ona: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Yoksa inanmadın mı? buyurdu İbrahim: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın (için istiyorum) dedi8 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Böylece Hzİbrahim, görmeden inandığı bu olayı gözleri ile gördükten sonraki imanının daha kuvvetli olacağı ifade edilmiştir [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Peygamberimiz buyuruyor: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]“Uyuduğum esnada insanların bana arz olunduğunu gördüm Üstlerinde gömlekler vardı Bu gömleklerin kimi memelere varıyor, kimi daha kısa idi Ömer el-Hattab da bana arzolundu üzerinde bir gömlek vardı ki, onu sürüklüyordu” Peygamberimize: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Ey Allah'ın Resûlü, bunu ne ile te'vil (yani tabir) ettin? diye sordular [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Peygamberimiz: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Din ile cevabını verdi”9 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Peygamberimize rüyada, üzerlerinde değişik uzunlukta gömlek olan insanlar gösterildi Bu arada HzÖmer'in üzerindeki gömlek o kadar uzundu ki etekleri yere sürüyordu Bunu ne ile tabir ettiği peygamberimize sorulduğunda, bunu din ile dinin kemali ile tabir ettiğini ifade etmiştir Bu da âyet-i kerimeler gibi imanda kuvvet yönünden herkesin eşit olmadığını göstermektedir [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İman İle Amel Arasındaki İlişki [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İman ve amel, bir bütünü oluşturan parçalar değil, ayrı ayrı şeylerdir Çünkü Kur'an-ı Kerim'de: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]"İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenler var ya onların mükafatları Rableri katındadır Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler"10 buyurulmuş, amel, iman üzerine atfedilmiştir Arapça gramer kuralına göre ancak ayrı ayrı manada olan şeyler birbirine atfedilebilirler Daha açık bir ifade ile eğer amel imanın bir parçası olsaydı "İman edenler" ifadesinden sonra "iyi iş yapanlar" denmesine gerek kalmazdı [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İman ile amel, ayrı ayrı şeyler olmakla beraber aralarında çok sıkı bir ilişki vardır Allah ancak olgun müminlerden razı olur Olgun mümin olmak için de yalnız inanmak yeterli değildir İman ile birlikte ibadet etmek ve güzel ahlâka sahip olmak gerekir Hiç şüphe yok ki ibadet, imanın bir göstergesidir Sadece inandım demek yeterli değildir Kalpdeki iman ışığının sönmemesi için ibadet de gereklidir İbadet yapmayan kimsenin kalbindeki iman yavaş yavaş zayıflar ve Allah korusun günün birinde sönebilir Bu ise insan için en büyük bir kayıptır İman nurunun söndüğü bir gönül, insan için bir yük olmanın ötesinde bir anlam taşımaz Büyük Şair merhum M Akif ne güzel söylemiş: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]“İmandır o cevher ki, İlâhî ne büyüktür [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İmansız olan paslı yürek sinede yüktür" [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İman ile amel ayrı ayrı şeyler olunca, akla şöyle bir soru gelir Farz olan ibadetleri yapmamak, Allah'ın yasakladığı büyük günahları işlemek imanı nasıl etkiler? Başka bir ifade ile farz olan ibadetleri yapmayan ve büyük günah işleyen kimse imandan çıkar mı? [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Bu konuda farklı görüşler olmakla beraber Ehl-i Sünnetin görüşü, farz olan ibadetleri yapmamak ve büyük günah işlemek insanı dinden çıkarmaz, günahkâr yapar Dinden çıkmak başka, günahkâr olmak başkadır Nitekim Ashab-ı Kiram'dan Ebû zer (ra) şöyle demiştir: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]"Peygamberimize geldim Üzerinde beyaz bir elbise olduğu halde uyuyordu Döndüm, sonra yine geldim, uyanmıştı şöyle buyurdu: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Lâilâhe ill[IMG]http://www.mumsema.com/forum/images/smilies/Allah.jpg[/IMG] –Allah'tan başka ilâh yoktur– diyen ve bu ikrar üzerine ölen hiç bir kul yoktur ki, cennete girmesin, buyurdu Ben: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Zina etse de hırsızlık etsede mi? dedim Peygamberimiz: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Evet, zina etsede hırsızlık etsede girer, buyurdu Ben: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Zina etsede hırsızlık etsede mi? dedim Peygamberimiz: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Evet, hırsızlık etsede zina etsede girer, buyurdu Ben takrar: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Ey Allah'ın Resûlü, zina etsede hırsızlık etsede mi? dedim Peygamberimiz: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Evet, Ebû Zerr'in burnu toprağa sürülse ve böylece zelil ve hakir olsa da muhakkak cennete girer, buyurdu [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Ebû Zer (ra) bu hadisi rivâyet ederken: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Ebû Zerr'in burnu kırılsa da, yani istemese de peygamberimiz böyle buyurdu" demiştir11 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Şu hadisi şerif de büyük günah ile imanın bir arada bulunabileceğini ifade etmektedir: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Ubâde b es-Samit (ra) şöyle demiştir: Peygamberimiz etrafında bir topluluk olduğu halde şöyle demiştir: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]''Allah'a ibadette O'na hiç bir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek, kendiliğinizden uyduracağınız bir yalanla kimseye bühtan etmemek, hiç bir ma'rufda isyan etmemek üzere bana biat ediniz İçinizde sözünde duran olursa onun ecri Allah'a aittir Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyada azaba uğrarsa bu ona keffaret olur Bunlardan birini yapıp da yaptığı işi Allah Teâlâ örterse işi Allah'a kalır; isterse onu affeder isterse ona azap eder" buyurdu, biz de bu şart üzerine kendisine biat ettik"12 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Evet günahlar İmanın aslını olumsuz şekilde etkilemese de, İmanın kemalini etkiler Nitekim Peygamberimiz: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]"Zina eden kişi zina ederken mümin olarak zina etmez Hırsız, çalarken mümin olarak çalmaz Sarhoş, şarabı içerken mümin olarak içmez"13 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Hadisi şerifte; zina eden, hırsızlık yapan ve içki içen kimsenin mümin olarak bunları yapmayacağı ifade edilmekte ise de Ehl-i sünnet bunu, "Kâmil mümin olarak bu günahları yapmaz" şeklinde anlamıştır Az önce naklettiğimiz hadisi şerifte; Allah'tan başka ilâh olmadığını ve bu ikrar üzere ölen kimse zina etse de hırsızlık etse de cennete gireceği bir kaç kez teyid edilerek ifade buyurulmuştur [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Çünkü Peygamberimizden itibaren hemen her devir İslâm alimleri, imanı bulunduğu halde farz olan ibadetleri yapmayan veya haram ve büyük günahları işleyen kimseleri yaptıklarını helâl görmedikleri sürece, mü'min kabul etmişler, ancak bunların günahkâr olduklarını söylemişlerdir Ehl-i sünnetin görüşü de budur [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İman Huzur Kaynağıdır [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İman, insanın en değerli kazancıdır Karanlık ile aydınlık bir olmadığı gibi inanan insan ile inanmayan insan da bir değildir İnanan insanın Allah katında üstün değeri vardır Allah mü'min olan kullarını sevdiği gibi, insanların güvenini kazanan da bu inanan insanlardır [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İmanlı insan huzurlu ve mutlu kişidir Çünkü inanan insan, bir gün Allah'ın huzurunda dünyada yaptıklarının hesabını vereceğine inandığı için, Allah'a ve insanlara hatta diğer canlılara karşı olan görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışır İşinde ve sözünde ölçülü olur Her türlü aşırılıklardan sakınır Ailesine, çevresine, tüm insanlara ve hatta hayvanlara karşı şefkat ve merhamet gösterir Kimsenin malına, ırzına göz dikmez Kimsenin hakkına tecavüz etmez Herkese hakkını verir Komşuluğundan herkes memnun olur İşveren ise işçiye, işçi ise İşverene haksızlık yapmaz Felâketler karşısında sarsılmaz, ümitsizliğe düşmez Allah'a sığınır ve güvenir Bütün bunlar, insanın huzurlu ve mutlu olmasını sağlar [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Küfür [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Küfür kelimesinin de iman gibi genel ve özel manaları vardır [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Sözlükte küfür, örtmek demektir Görünen şeyleri karanlığı ile örttüğü için geceye "kâfir" denmiştir Çiftçiye de tohumu toprağa ekdiği için aynı ad verilmiştir Bu küfür kelimesinin genel manasıdır [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Küfür kelimesinin itikat ve amel yönünden olmak üzere iki özel manası vardır [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Amel yönünden küfür, Allah'ın verdiği nimetlere, şükretmemek ve nankörlük etmektir Nitekim Allah Teâlâ: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]"Her kim mü'min olarak iyi davranışlar yaparsa onun çabası inkâr edilmeyecektir”14 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Allah'ın nimetlerine karşı küfür yani nankörlük iki şekilde olur [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Birincisi, nimetleri, Allah'ın verdiğini inkâr etmektir Bu aynı zamanda akide yönünden de küfürdür Karun'un küfrü böyle idi Kendisine: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Allah'ın sana verdiği nimetlerden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet; ama dünyadan da nasibini unutma Allah sana ihsan ettiği gibi sen de iyilik et Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez, dendiği zaman o: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, diyerek (eriştiği nimetlerin Allah'ın bir Iütfu olduğunu inkâr etti)15 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İkincisi, nimetlerdeki kötü tasarruftur Bu nimetlerin sahibine karşı saygısızlıktır Nitekim: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]"Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artıracağım Eğer küfrederseniz, şüphesiz azabım çok şiddetlidir"16 buyurulmuştur [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Amelî küfür, nimete karşı nankörlüktür [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İtikad yönünden küfür, Peygamberimizi, Allah'tan getirdiği kesin olarak bilinen şeylerde onu yalanlayıp, getirdiklerini inkar etmektir Bunun hükmü dünyada müslüman muamelesine tabi olmamak, ahirette ise ebedi olarak cehennemde kalmaktır Nitekim Allah Teâlâ: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]"Ayetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince; işte Allah'ın meleklerin ve tüm insanların Iâneti onların üzerinedir Onlar ebediyyen Iânet içinde kalırlar, artık ne kendilerinden azap hafifletilir ne de onların yüzlerine bakılır"17 buyurulmuştur [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Tekfir Nedir? [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Tekfir, bir insanın küfrüne hükmetmektir Bu, çok dikkatli olunması gereken bir konudur Bir kimsenin mü'min olduğunda zayıf da olsa bir delil varsa onu dikkate alarak o kimse mü'min kabul edilir Çünkü mü'mini affetmekte hata etmek, onu cezalandırmada hata etmekten daha hayırlıdır [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Değerli mü'minler, az önce de söylediğimiz gibi imanın yeri kalp olduğu gibi küfrün yeri de kalptir Kalplerde olanı ise ancak Allah bilir Dıştaki belirtiler, her zaman kesin olarak kalpde olana delâlet etmez Dış belirtilerin kalpde olana delâleti çoğu kerre zannîdir İslâm ise zanna uymaktan nehyetmiş ve zannın çoğunun günah olduğunu bildirmiştir Şu olay ne kadar çarpıcıdır [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Peygamberimizin azadlı kölesi Zeyd'in oğlu Üsame -Allah her ikisinden de razı osun- Hurka üzerine savaşa gönderilmişti Düşmanla karşılaşıp savaşmış ve düşmanı yenilgiye uğratmıştı Bu sırada o çevrede koyun güden bir çobanla karşılaşmıştı Çoban bunları görünce şaşırmış: "Lailâhe ill[IMG]http://www.mumsema.com/forum/images/smilies/Allah.jpg[/IMG]" demişti Buna rağmen Üsame çobanı öldürmüştü Medine-i Münevvere'ye döndüklerinde Peygamberimiz durumu öğrenince Üsame'ye: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Ey Üsame, bu adamı "lâilâhe ill[IMG]http://www.mumsema.com/forum/images/smilies/Allah.jpg[/IMG]" dedikten sonra niçin öldürdün? diye sordu Üsame: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– O, ölümden kurtulmak için "Iâilâhe ill[IMG]http://www.mumsema.com/forum/images/smilies/Allah.jpg[/IMG]" söyledi, dedi Peygamberimiz: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– “Kalbini yardın da baktın mı? buyurdu"18 Bunun üzerine de şu âyet-i kerime nâzil oldu: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]"Ey mü'minler' Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayın, dinleyin Size selâm verene, dünya hayatının geçici menfaatlerine göz dikerek 'sen mü'min değilsin' demeyin Çünkü Allah katında sayısız ganimetler vardır Siz de önceden böyle iken Allah size Iütfetti O halde iyi anlayıp dinleyin Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır"19 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Konu ile ilgili olarak Peygamberimiz şu uyarılarda bulunmuştur: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]"Her hangi bir kimse din kardeşine ey kâfir derse bu tekfir sebebiyle ikisinden biri muhakkak küfre döner Eğer o kimse dediği gibi ise mesele yok Aksi takdirde sözü kendi aleyhine döner"20 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İslâm büyükleri bu konuda dikkatli olunmasını öğütlemişlerdir [/FONT][FONT=Trebuchet MS]İmam Mâlik'in: "Bir kimsenin küfre ihtimali olan 99 hareketi yanında bir hareketi de mü'min olduğuna delâlet ederse, o kimsenin mü'min olduğuna hükmedilir" dediği rivâyet edilmiştir21 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Peygamberimizin bu konuda ne kadar titiz davrandığını şu olay gözler önüne seriyor: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Ebû Saîd el-Hudrî (ra) şöyle diyor: "Hz Ali (ra) Yemen'de iken, Peygamberimize toprağı üzerinde yani henüz işlenmemiş bir külçe altın göndermişti Peygamberimiz uygun gördüğü dört kişiye bunu taksim etti Bunun üzerine bir adam Peygamberimize: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Allah'tan kork, demek cüretinde bulundu Peygamberimiz: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Yazıklar olsun sana, ben, yeryüzünde ki insanların Allah'tan en çok korkanı değil miyim? buyurdu ve çok üzüldü Sonra adam arkasına dönüp gitti Halid b Velid (ra) [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Ey Allah'ın Resûlü, izin ver de şunun boynunu vurayım, dedi, Peygamberimiz: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Hayır, vurma Bunun da ilerde namaz kılan bir kişi olması umulur, buyurdu Bunun üzerine HzHalid (ra): [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Ey Allah'ın Resûlü, namaz kılanlardan öyle kimseler var ki, onlar, gönüllerinde olmayan şeyi dilleri ile söylerler, dedi Peygamberimiz: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]– Ey Halid, ben insanların kalplerini açmaya, karınlarını yarmaya me'mur değilim, buyurdu22 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Yine Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: [/FONT][FONT=Trebuchet MS]"Her kim bizim kıldığımız namazı kılar, kıblemize karşı durur, kestiğimizi yerse; Allah'ın ve Allah'ın Peygamberinin emanını hakeden müslüman, işte odur (Artık) Allah'a ve Peygamberine karşı (öyle olan bir kimsenin) emanına hıyanet etmeyiniz"23 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Bütün bunlar gösteriyor ki, mü'minlerden bir kısmının bazı söz ve davranışlarına bakarak bundan dinden çıktığını ve küfre girdiklerini söylemek -isabet edilmemesi halinde- ağır sorumluluğu olan bir davranıştır Bu itibarla bir hata yapıp sonunda pişman olmamak için her konuda olduğu gibi özellikle bu konuda daha dikkatli ve titiz olmak gerekmektedir [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Kaldı ki akaid kitaplarında; kıbleye yönelenlerin yani namaz kılanların tekfir edilmemesi ehl-i sünnetin temel kuralları arasında yer almıştır İmam-ı Azam Ebû Hanife ile fakihlerin çoğunluğu -Allah hepsine rahmet etsin- bu görüştedir24 [/FONT][FONT=Trebuchet MS]Hicrî 680-756 (M1281-1355) tarihleri arasında yaşamış büyük İslâm âlimlerinden Şiraz'lı Azdu'I-Milleti ve'd-Dîn Abdurrahman bAhmed el-Îcî "Mevakıf" adlı meşhur eserinin sonundaki uyarısı ile konuşmamızı tamamlayalım Şöyle diyor: [/FONT][/SIZE][FONT=Trebuchet MS][SIZE=4]"Ehl-i kıbleden olan hiç kimseyi tekfir etmeyiz Ancak Alîm ve Kadîr olan Allah'ı tanımamak, O'na ortak koşmak, peygamberliği ve Peygamberimizin Allah tarafından getirdiği kesin olarak bilinen İslâm hükümlerini inkâr etmek veya dinde (zina etmek ve adam öldürmek gibi) haram olan şeyleri helâl kabul etmek gibi durumlar müstesna" [/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Din Kültür ve Ahlak
İman ve İmanın İnsan Hayatı Üzerindeki Etkileri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst