Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
İmanınızı ‘lâ ilâhe illallah’ sözü ile tecdit ediniz ve yenileyiniz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bizar" data-source="post: 165229" data-attributes="member: 12884"><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İman, Allah’a kalpten intisap ve bağlılıktan ibarettir. Bizi Yaradan’ımıza bağlayan en güçlü bağdır. Küfür, inkâr veya şirk ise bu sağlam bağın kopması veya koparılmasıdır. İman kalbin amelidir. Kalpte meydana gelir ve kalbi nuruyla aydınlatır. Küfür ise kalpte inancın ve tasdikin olmaması halidir. </span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Cenâb-ı Hakk’ın, zamanın ve mekânın çarkları içinde yuvarlanıp giden müminleri <strong>“imana” </strong>çağırması ne kadar mânidârdır: </span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmanın yenilenmesi bir emirdir. Nisa’ Suresi 136. Ayette: <strong>“Ey İman edenler! Allaha iman edin.”</strong> Hem de İman edenlere emir. Yani İmanınızı taklidden, tahkiki imana çıkarın, imanınızı yenileyin, imanın hadsiz mertebesinde terakki edin… manaları vardır.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Hucurat Suresi 14. Ayette: <strong>“Bedevîler "inandık" dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama "İslâm olduk." deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi.” </strong>buyurulur.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Demek imanı dem ve damarlara karıştırmak, tekrar ederek, meleke haline getirmek, imanı akıl, kalb, ruh gibi letaife sirayet ettirmek gerekir.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmanımızı her zaman taze tutmamız gerektiğini emreden yukarıdaki hadis-i şerifi tefsir eden Bedîüzzaman Hazretleri, <strong>hem şahsı, hem de çevresi her zaman değişen</strong> insanın, her zaman imanını yenilemeye de ihtiyaç duyduğunu kaydeder. </span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İnsanın her bir ferdinin mânen çok “fertleri” vardır. Yani her bir insan, ömrünün seneleri adedince, hatta günleri adedince, hatta saatleri adedince birer farklı fert sayılmaktadır. Çünkü insanın hayatı zamana tâbî olduğu için, o tek fert bir model hükmüne geçmekte ve her gün bir diğer fert şeklini giymektedir. </span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Şahsın değişmesi</strong> bir derece cesede bakıyor. Her dakikada vücudumuzda 30 milyon hücre ölüyor. Yerine yenileri geliyor. Altı ayda beyin hücreleri hariç tamamen değişiyoruz. 6 senede bir defa beyin hücreleri de dahil tamamen değişiyoruz. Her sene fotoğraf çektirsek, yan yana koysak, ne kadar değiştiğimizi fark edeceğiz. Ruh değişmediği için kendimizi aynı zannediyoruz. Madem cesed devamlı yenileniyor, o zaman cesedden gidenleri imanla göndermek gibi, yeni gelen zerre ve hücreleri de imanın nurlarıyla nurlandırmak lazım. İnsan zaman altına girdiği için ömrünün saatleri, günleri, seneleri adedince ayrı fertler hükmüne geçtiği için, her bir ferdi iman nuruyla nurlandırmak gerekiyor.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Hem içinde bulunduğumuz mekanlar da devamlı değişiyor.</strong> Mekandaki haller, manalar, eşyalar insana tesir ettiği için, manen bizim için karanlık olan o mekanı imanın nuruyla, tevhid nazarıyla ziyalandırmak icab ediyor. Hem misal aleminde her mekan ayrı bir mahiyette, imanla muamele edilince, Misal Aleminde ampul yanmış gibi o alem aydınlanıyor. İçine girdiğimiz her mekan nur istiyor. Demek La ilahe İllallah, hem kelime hem mana olarak bir lamba gibi oluyor.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Üstelik insanın cismi ve ruhu böyle her zaman yenilendiği gibi, <strong>içinde yaşadığı âlem de her zaman değişmekte </strong>ve yenilenmektedir. Her gün veya her saat bir âlem gitmekte, bir başkası gelmektedir. Yani insan her saat farklı bir âlemi ve farklı tecellîleri yaşamaktadır. İnsanın bunun için bir saati bir saatine uymamaktadır. Az önce etrafına gülücükler dağıtan insan, bir de bakmışsınız sinir krizine girivermiştir. </span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Hiç ummadığınız kişilerin bir gün bir cinayet işlediğini duyarsınız. Önce inanmazsınız, çünkü adam belki tavuk bile kesmemiştir. Sizin bildiğiniz budur. Oysa maalesef haber doğru çıkar. Çünkü insanın yaşadığı şahsî âlemi ve sosyal âlemi her vakit değişmekte, insanı yeni girdaplara sokmakta veya hayatına olumlu veya olumsuz yeni cilveler taşımaktadır. Bu cilveler, girdaplar, girinti ve çıkıntılar, öfkeler, dargınlıklar, uçarılıklar, düşüncesizlikler ve fevrî hareketlerse insanı her zaman halden hale çevirmektedirler. </span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ayrıca insanda <strong>nefis, hevâ, vehim ve şeytan</strong> az-çok her insanda hükmetmekte, çok vakit insanın imanını rencide etmek için gafletinden istifade etmekte ve bu gafletiyle ona pek çok hile, şüphe ve vesvese vererek iman nurunu kaplamaktadır. Onun için, her gün, her saat, hatta her vakit, imanı cilalamaya ihtiyaç vardır. </span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Her zaman “lâ ilâhe illallah” kelimesiyle imanını taze tutan, Allah’a bağlılığını yenileyen, Yaradan’ı ile irtibatını tecdit eden kimseler, bütün bu farklı boyutlardaki olumsuz veya olumlu tavırlar ve haller karşısında daima akıllı hareket etme kabiliyetlerini korurlar. Çünkü tazelenmek sûretiyle ulaşılan her yeni iman; her yeni âlemin, her yeni girdabın, her yeni krizin, her yeni olumsuzluğun ve her yeni tersliğin anahtarı hükmüne geçer, her yeni hayata yeni bir nûr getirir. Bu iman nuru her tersliğin ışığı ve her girdabın aydınlığı hüviyetinde tecellî eder. (Bkz. Nursi, Mektûbât 26. Mektup) </span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Demek, her saat imanını tecdid edenler ve Allah’a olan bağlılığını diliyle ve kalbiyle taze tutanlar, şeytanın bu görünmez girdaplarından ve fark edilmez şerlerinden kendilerini-–Allah’ın izni ve inayetiyle—korumuş olurlar. Çünkü değişen cesed, alem ve mekan daima tazelenen bir imanı gerekli kılıyor.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Akıp giden zaman, ne kadar kötü olursa olsun; imanını tazeleme bilinci içinde yaşayanlar zamanın kötülüğünden ve şerlerinden–inşallah—zarar görmeyecekleri gibi, insanlara da iyi örnek teşkil edeceklerdir. </span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Süleyman Kösmene</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bizar, post: 165229, member: 12884"] [FONT=Trebuchet MS]İman, Allah’a kalpten intisap ve bağlılıktan ibarettir. Bizi Yaradan’ımıza bağlayan en güçlü bağdır. Küfür, inkâr veya şirk ise bu sağlam bağın kopması veya koparılmasıdır. İman kalbin amelidir. Kalpte meydana gelir ve kalbi nuruyla aydınlatır. Küfür ise kalpte inancın ve tasdikin olmaması halidir. Cenâb-ı Hakk’ın, zamanın ve mekânın çarkları içinde yuvarlanıp giden müminleri [B]“imana” [/B]çağırması ne kadar mânidârdır: İmanın yenilenmesi bir emirdir. Nisa’ Suresi 136. Ayette: [B]“Ey İman edenler! Allaha iman edin.”[/B] Hem de İman edenlere emir. Yani İmanınızı taklidden, tahkiki imana çıkarın, imanınızı yenileyin, imanın hadsiz mertebesinde terakki edin… manaları vardır. Hucurat Suresi 14. Ayette: [B]“Bedevîler "inandık" dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama "İslâm olduk." deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi.” [/B]buyurulur. Demek imanı dem ve damarlara karıştırmak, tekrar ederek, meleke haline getirmek, imanı akıl, kalb, ruh gibi letaife sirayet ettirmek gerekir. İmanımızı her zaman taze tutmamız gerektiğini emreden yukarıdaki hadis-i şerifi tefsir eden Bedîüzzaman Hazretleri, [B]hem şahsı, hem de çevresi her zaman değişen[/B] insanın, her zaman imanını yenilemeye de ihtiyaç duyduğunu kaydeder. İnsanın her bir ferdinin mânen çok “fertleri” vardır. Yani her bir insan, ömrünün seneleri adedince, hatta günleri adedince, hatta saatleri adedince birer farklı fert sayılmaktadır. Çünkü insanın hayatı zamana tâbî olduğu için, o tek fert bir model hükmüne geçmekte ve her gün bir diğer fert şeklini giymektedir. [B]Şahsın değişmesi[/B] bir derece cesede bakıyor. Her dakikada vücudumuzda 30 milyon hücre ölüyor. Yerine yenileri geliyor. Altı ayda beyin hücreleri hariç tamamen değişiyoruz. 6 senede bir defa beyin hücreleri de dahil tamamen değişiyoruz. Her sene fotoğraf çektirsek, yan yana koysak, ne kadar değiştiğimizi fark edeceğiz. Ruh değişmediği için kendimizi aynı zannediyoruz. Madem cesed devamlı yenileniyor, o zaman cesedden gidenleri imanla göndermek gibi, yeni gelen zerre ve hücreleri de imanın nurlarıyla nurlandırmak lazım. İnsan zaman altına girdiği için ömrünün saatleri, günleri, seneleri adedince ayrı fertler hükmüne geçtiği için, her bir ferdi iman nuruyla nurlandırmak gerekiyor. [B]Hem içinde bulunduğumuz mekanlar da devamlı değişiyor.[/B] Mekandaki haller, manalar, eşyalar insana tesir ettiği için, manen bizim için karanlık olan o mekanı imanın nuruyla, tevhid nazarıyla ziyalandırmak icab ediyor. Hem misal aleminde her mekan ayrı bir mahiyette, imanla muamele edilince, Misal Aleminde ampul yanmış gibi o alem aydınlanıyor. İçine girdiğimiz her mekan nur istiyor. Demek La ilahe İllallah, hem kelime hem mana olarak bir lamba gibi oluyor. Üstelik insanın cismi ve ruhu böyle her zaman yenilendiği gibi, [B]içinde yaşadığı âlem de her zaman değişmekte [/B]ve yenilenmektedir. Her gün veya her saat bir âlem gitmekte, bir başkası gelmektedir. Yani insan her saat farklı bir âlemi ve farklı tecellîleri yaşamaktadır. İnsanın bunun için bir saati bir saatine uymamaktadır. Az önce etrafına gülücükler dağıtan insan, bir de bakmışsınız sinir krizine girivermiştir. Hiç ummadığınız kişilerin bir gün bir cinayet işlediğini duyarsınız. Önce inanmazsınız, çünkü adam belki tavuk bile kesmemiştir. Sizin bildiğiniz budur. Oysa maalesef haber doğru çıkar. Çünkü insanın yaşadığı şahsî âlemi ve sosyal âlemi her vakit değişmekte, insanı yeni girdaplara sokmakta veya hayatına olumlu veya olumsuz yeni cilveler taşımaktadır. Bu cilveler, girdaplar, girinti ve çıkıntılar, öfkeler, dargınlıklar, uçarılıklar, düşüncesizlikler ve fevrî hareketlerse insanı her zaman halden hale çevirmektedirler. Ayrıca insanda [B]nefis, hevâ, vehim ve şeytan[/B] az-çok her insanda hükmetmekte, çok vakit insanın imanını rencide etmek için gafletinden istifade etmekte ve bu gafletiyle ona pek çok hile, şüphe ve vesvese vererek iman nurunu kaplamaktadır. Onun için, her gün, her saat, hatta her vakit, imanı cilalamaya ihtiyaç vardır. Her zaman “lâ ilâhe illallah” kelimesiyle imanını taze tutan, Allah’a bağlılığını yenileyen, Yaradan’ı ile irtibatını tecdit eden kimseler, bütün bu farklı boyutlardaki olumsuz veya olumlu tavırlar ve haller karşısında daima akıllı hareket etme kabiliyetlerini korurlar. Çünkü tazelenmek sûretiyle ulaşılan her yeni iman; her yeni âlemin, her yeni girdabın, her yeni krizin, her yeni olumsuzluğun ve her yeni tersliğin anahtarı hükmüne geçer, her yeni hayata yeni bir nûr getirir. Bu iman nuru her tersliğin ışığı ve her girdabın aydınlığı hüviyetinde tecellî eder. (Bkz. Nursi, Mektûbât 26. Mektup) Demek, her saat imanını tecdid edenler ve Allah’a olan bağlılığını diliyle ve kalbiyle taze tutanlar, şeytanın bu görünmez girdaplarından ve fark edilmez şerlerinden kendilerini-–Allah’ın izni ve inayetiyle—korumuş olurlar. Çünkü değişen cesed, alem ve mekan daima tazelenen bir imanı gerekli kılıyor. Akıp giden zaman, ne kadar kötü olursa olsun; imanını tazeleme bilinci içinde yaşayanlar zamanın kötülüğünden ve şerlerinden–inşallah—zarar görmeyecekleri gibi, insanlara da iyi örnek teşkil edeceklerdir. Süleyman Kösmene[/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
İmanınızı ‘lâ ilâhe illallah’ sözü ile tecdit ediniz ve yenileyiniz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst