T
Tevhid_Nur
Misafir
Levent Ersöz’ün emir subayından itiraf
İNANÇLI İNSANLARA
KOMPLO KURDUK
‘Fesat Grubu Medyası’nın Yalanlarla Tahkim Ettiği Levent Ersöz Komplosu(2)
İftiraların mimarı Astsubaydan itiraf:
“Görevimle ilgili hayatım boyunca vicdan azabı duyacağım tek şey, sizlere karşı yapmak zorunda kaldığım komplodur” dedi.
İKBAL ATAK
DİYARBAKIR
DGM’nin sizleri serbest bırakmasına rağmen silah bulundurmaktan yargılanmaya devam edildiniz. Peki, sonuç ne oldu?
Maalesef sadece ben ve başka bir sanık beraat ettik, ancak diğer tüm sanıklar dört ile on yıl arasında hapis cezalarına çarptırıldılar. Sanıkların çoğu halen cezaevlerinde yatıyor.
Siz ve başka bir sanık beraat ediyorsunuz, diğerleri ceza alıyor. Bu nasıl oluyor? Sizlerin de evinde silah bulunmamış mıydı?
Mesele şu. Ceza alan tüm sanıklar silahların askerler tarafından evlerine atıldığı hususunda ısrar ettiler. Ki, gerçekten de öyle idi. Ancak ben ve beraat eden diğer sanık, silahların dışarıdan, bizi sevmeyen, bizleri çekemeyen birileri tarafından evlerimize atıldığını söylemiştik. Yani askerden bahsetmemiştik.
Bilinçli bir ifade miydi bu?
Hayır. Zaten operasyon zamanında evde değildim. Sonradan gidip teslim oldum. Açıkçası asker ismini zikretmekten çekindiğim için “dışarıdan birileri” tabirini kullandım. Meğer beraat eden diğer sanık da asker yerine “dışarıdan birileri tarafından atılmış” demiş. Bundan dolayı ikimiz beraat ettik. Ancak “asker attı” diyenler ağır cezalara çarptırıldılar.
Sizce “asker” ya da “birileri” deyimi, yargılama sonucunu neden bu kadar etkilemiş olabilir? Bu hususta bir fikir ya da tahmininiz var mı?
Aslında bu ikilemin mantığı apaçık ortadaydı. Silahlar askeriyeye aitti ve mütedeyyin insanlar olarak hepimiz komplo kurbanı olmuştuk. Komployu kuranlar da o günün şartlarında belliydi. Zaten bizzat komplonun içerisinde yer alan bir rütbeli de bilahare yanıma gelerek bunu itiraf etti. Yargılama sonucunda ortaya çıkan çelişkili karar ise komploya karışan dönemin askeri yetkililerini aklamaya yönelik bir manevraydı. “Asker bıraktı” diyen sanıklar beraat etseydi, askerlerin komploları mahkeme kararıyla tescillenmiş olacaktı ve büyük ihtimalle bu yetkililer hakkında soruşturma açılmasının önü açılacaktı. Ancak o günün şartlarında mahkemenin böyle bir şeyi göze alacak durumu mu yoktu, yoksa baskılar mı etkili oldu bilmiyorum; ama maalesef böyle bir karar çıktı.
Peki, madem her şeye rağmen evlerinize atılan silahlar alay komutanlığının envanterinde kayıtlıydı, askeri sorumlular hakkında herhangi bir işlemin yapılmamış olması manidar değil miydi?
Aslında yazının gelmesinden sonra bizler salıverilirken o dönemde avukatlarımızdan duyduğumuz kadarıyla Diyarbakır DGM savcılığının Şırnak Alay Komutanlığı’ndaki yetkililer hakkında soruşturma açılması istemiyle Şırnak Asliye Ceza Mahkemesi’ne yazı yazıldığı söylenmişti. Sonradan nasıl oldu bilmiyorum. Aslında her halükarda sorumlular hakkında yasal işlem yapılmalıydı. Ancak biliyorsunuz ki, bölgemizde o yıllarda hukuk veya yasaların işleyişinden bahsetmek mümkün değildi. Uygulamalar tamamen yetkililerin keyfi tutumlarına göre şekilleniyordu.
Biraz önce “komployu itiraf eden rütbeli” dediniz. Bunu biraz açar mısınız? Kim, neyi itiraf etti?
Bana bizzat gelerek “üst düzey komutanlarımız senden kelle istiyorlar” diyen astsubayın kendisi, yargılama süreci bittikten sonra durumu izah etti. Emrinde çalışan bir uzman çavuşla beraber silahların evlere atılmasında rol aldıklarını, çünkü “yukarıdan emir” geldiğini ve başka çarelerinin kalmadığını anlattı ve aynen şu cümleyi kullandı: “Görevimle ilgili hayatım boyunca vicdan azabı duyacağım tek şey, sizlere karşı yapmak zorunda kaldığım komplodur”
Kimdi bu astsubay, ismini hatırlıyor musunuz?
İsmini biliyorum. Şu anda emekli olmuş. Sonradan gelip durumu anlatmasından dolayı ismini vermek suretiyle kendisini zor durumda bırakmak istemiyorum. Belliydi ki üsttekilerin zorlamasıyla bunu yapmıştı. Zaten komplonun içyüzünü bana anlatırken bayağı üzüntülüydü ve bu üzüntüsünü dile getiriyordu.
Yayınlanmaması kaydıyla ismini söyleseniz…
Verebilirim, ama şimdilik yayınlanmasın. Dediğim gibi zor duruma düşmesini istemiyorum.
(yayınlanmama konusundaki ısrar ve verdiğimiz sözden dolayı ismi bizde saklı astsubayın ismini biz de şimdilik yayınlayamıyoruz)
DEVLETTE SİLAH ÇOK
Bunun dışında, komplo ile ilgili somut herhangi bir gelişme oldu mu? Ya da asker kanadından bir belirti, bir işaret sezdiniz mi?
Tabii. Mesela o dönemde Şırnak Alay Komutanlığı’nda korucubaşları ile yapılan bir toplantıda korucubaşı S., toplantıyı düzenleyen ve şu anda emekli olmuş olan Tümgeneral Yavuz Ertürk’e “Komutanım; Hizbullahçıların evlerinde ele geçirilen silahların devlete ait olduğu ve askerler tarafından bırakıldığı söyleniyor, doğru mudur?” diye sormuş. Çünkü bu korucubaşının köyünde de ikamet edenlerden bazıları bu kirli operasyonun hedefi olmuştu. Yavuz Ertürk de tüm korucubaşlarının hazır olduğu o ortamda aynen şu cevabı vermiş: “Devlette silah çok; eğer az geldiyse bir miktar daha bırakabiliriz.” Bu duruma çevremizdeki bütün korucubaşları da şahittir.
Şimdi de isterseniz komplo ve operasyonun yaşadığınız çevredeki yankılarına gelelim. Bunun bir komplo olduğunu söylerken çevreniz bunu nasıl karşıladı?
Anlattığım gibi İdil merkez ve on civarında köyü kapsayan, sadece dindar insanların hedef alındığı çok çirkin bir komplo ile karşı karşıya kalmıştık ve tabii ki bunu izah etmemiz o günün şartlarında oldukça zordu.
Nasıldı o günkü şartlar?
Özellikle dindar insanlar olmamız ve PKK ile aramızda yaşanan birtakım sorunlar nedeniyle aleyhimizde geniş çaplı bir karalama kampanyası vardı. PKK çizgisinde yayın yapan o zamanın Gündem gazetesi ve asılsız ithamları haber yapan kartel medyası, evlerimize atılan silahları aleyhimizde büyük bir yalan kampanyasına dönüştürdüler. Bunların işlediği yalanların ortak vurgusu, PKK’ye karşı devlet güçleriyle işbirliği yaptığımız, devletin işi bitince de bizleri harcadığı şeklindeydi. Dolayısıyla mağduriyetimiz yanında bir de bu tür yalan propagandaların yoğun bir şekilde yapılması, ayrıca bizi çekemeyen aşiret ve benzeri çevrelerin de bu propagandaya eşlik etmesi karşısında oldukça sıkıntı çektik.
PKK YOLLARIMIZA MAYIN DÖŞÜYORDU
PKK ile o dönemde ne tür sorunlar yaşadınız ki aleyhinizde propaganda faaliyetlerinde bulunuyordu?
Başta da belirttiğim gibi ailece dindar insanlarız. Dolayısıyla PKK’nın savunduğu fikirleri benimsememiştik. Bundan dolayı da hedef haline gelmiştik. Bu durum sadece propaganda ile de sınırlı değildi. Aynı zamanda fiili saldırılara da hedef olduk.
Mesela..?
Mesela köyümüzün yoluna defalarca mayın döşendi. Hatta bizzat kendim iki sefer arabamla döşenen mayınların üzerinden geçtim. Ama Allah’a şükürler olsun, mayınların üzerinden geçmeme rağmen bana bir şey olmadı. Allah-u Teala demek ki böyle takdir etmişti. Bunun dışında ağır silahlarla, roketatarlarla, biksilerle, bombalarla köyümüze saldırdıkları zamanlar da oldu. Hatta saldırılarının birinde eşi askerde olan bir kadının evine bomba attılar, kadın yaralandı, bazı hayvanları da bombaların etkisiyle telef olmuştu. Dolayısıyla böyle bir ortamda bize karşı kurulan komplo, kasıtlı propagandalar için iyi bir malzeme olmuştu.
Bunun dışında geniş bir aşirete sahiptik. Bundan dolayı bizleri çekemeyenler vardı. Yine bölgemize has arazi anlaşmazlıkları, eski davalar vs. gibi nedenler de aleyhimizde propagandaların yapılmasında önemli etkenlerdendi.
Söz propagandalardan açılmışken şimdi başka bir konuya gelelim. Tamam, PKK çevrelerinin o dönemde yaptıkları asılsız propagandalar herkesin malumu. Hatta bir insanın bırakın Hizbullah’la ilişkili olması, sadece dindar olması bile kasıtlı propagandaların hedefi olmasına yetiyordu. Oysa aynı propagandalar bugün dindar görünen kimi medya çevrelerinin de gündeminde. Mesela Samanyolu tv, Zaman gazetesi gibi. Levent Ersöz’le ilgili her haberde sizlerden de bahsediliyor. Buna ne diyorsunuz?
Doğrusu Levent Ersöz’le ilgili haberlerde bizim de mağdur olduğumuz olaydan ötürü ilişkili olarak gösterilmeye çalışıldığımız haberler bu tür yalan haberler kartel medyasında yayınlansaydı, o kadar da garibimize gitmezdi. Yalnız Samanyolu televizyonunda bu tür yalan haberlerin çıkması, doğrusu beni şaşırttı. Sözde İslami bir camianın sesi olma iddiasında olan böyle bir kanalda iftiralara başvurulmuş olması, ilk önce yüklendiklerini iddia ettikleri misyonla bağdaşmaz. Dindar görünen insanların bu kadar vicdansız olması, açıkçası bizi şaşırttı. Bunca mağduriyetten sonra dindar geçinenlerin de bu tür iftiralara yer vermesini ve gerçekmiş gibi yansıtmasını Allah’a havale ediyoruz. Hesap gününde herkesin attıkları yalan ve iftiralardan dolayı hesaba çekileceklerini kendilerine hatırlatmak isterim. Bu şekilde tek taraflı haber yapmaları, ayrıca habercilik anlayışına da sığmaz. Bu konuda haber yapacaklarsa en azından bizim de görüşümüze başvurmalarını beklerdik. Bunu da yapmıyorlarsa gidip DGM arşivlerinde bulunan dosyalarımızın içeriğine bakabilirlerdi. Ama onu da yapmıyorlar. Dolayısıyla tek taraflı haber yapmanın yanında bir de kasıtlı haber yapmaları dikkat çekici. İlginç gelebilir; ama bu camiayla ilişkisi olup da çevremizde yaşayan kimi şahıslar sürekli benim yanıma da uğruyorlar. İlişkilerimiz de gayet iyidir. Şayet Ersöz ile ilişkili olsaydık adamlarının yanımda ne işleri olabilirdi.
DAHA ÖNCE PKK’NIN YAPTIĞINI BUGÜN ONLAR YAPIYOR
Daha önce PKK’ye ait yayın organlarının ortaya atıp da tutturamadığı yalan haberleri bugün yeni bir şeymiş gibi servis etmenin kabul edilebilir bir tarafı olmasa gerek. Dünün İslam düşmanlarının iftiralarının bugünün sözde Müslümanlarınca tekrarlanması, sadece karanlık birtakım yerlere mesaj verme amacını taşımaktadır. Aksi halde bugün hâlâ cezaevinde haksız olarak tutulan ve aileleri perişan durumda olan mağdur insanların aleyhinde kurulmuş bir komplonun savunuculuğunu yapmak, hatta suçlamak Müslümanlıkla bağdaşmadığı gibi insanlıkla da bağdaşmaz. Bunlar bu hakkı nasıl kendilerinde görebiliyorlar, anlamak mümkün değil.
Sizleri mağdur eden Levent Ersöz Ergenekon’dan tutuklanırken neler hissetiniz?
Levent Ersöz’ün Alay Komutanlığı döneminde bizim gibi nice insanlar mağdur edildi. Açıkçası Ersöz’ün yakalanışıyla bir sürü pisliğin de aydınlanacağını ve karıştığı tüm komploların hesabının sorulacağını tahmin etmiştik. En azından beklentimiz bu yöndeydi. Oysa Ersöz döneminin mağdurları olarak bizim tekrar mağdur duruma düşürülmemiz gibi bir sonuçla karşı karşıya bırakılma çabaları, bu tür operasyonların gidişatı hakkında bizi derin kuşkulara sevk etmektedir. Hâlbuki Levent Ersöz yakalandığında çevremizde bizleri tanıyan bir sürü insan, bizleri arayarak “Müjde! Sizlere komplo kuran Ersöz yakalandı, gözünüz aydın” demek suretiyle bu haberi ve sevinci bizlerle paylaşmışlardı.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mıdır?
Belirttiğim gibi dosya içeriği ve mağdur edilen insanların durumu ortadadır. Ergenekon operasyonlarıyla kirli icraatların ortaya saçıldığı bir dönemde bizlere kurulan komploların tekrar gözden geçirilmesi ve yeniden yargılama yolunun açılmasını bekliyoruz. Çünkü bazı arkadaşlarımız gerçekten de hak etmedikleri halde ruhsatsız silah bulundurmak suçlamasıyla ağır cezalara çarptırıldılar. Kimisi şu anda cezaevlerinde mağduriyeti bizzat yaşarken kimilerinin de dosyaları halen Yargıtay sürecinde nihai karar aşamasını beklemektedir.
N O T:
Görüşmemizden günler sonra telefonla bizleri arayan M.Nuri GENÇ, aynı haberleri tekrar yayınlayan Samanyolu Tv’yi telefonla aradığını, onlara, “neden bugüne kadar mağdurların da görüşünü almayarak tek taraflı yalan ve iftira dolu haberler yapıyorsunuz. O kadar mağdur olmamız, kimimizin halen cezaevlerinde boşuna yatıyor olmasına karşılık neden yalan ve iftira dolu haberler yapmaya devam ediyorsunuz” şeklindeki tepkisine karşın telefondaki muhatabının “kendilerine bu şekilde haberler ulaştırıldığını” belirtmiş ve “eğer istiyorsa kendisiyle görüşebileceklerini” de belirtmiştir. Ancak haberleri çarpıtacakları yönünde endişe taşıyan M.Nuri GENÇ, çarpıtma endişesinden dolayı bu aşamadan sonra kendileriyle görüşmek istemediğini, ekranlara çıkma meraklısı olmadığını belirtmiştir.
- Korucu akrabasının emanet bıraktığı silah ve bombalar, ruhsat ibraz edilmek suretiyle mahkemece asıl sahibine iade edildi.
- Ancak buna rağmen olayı “Hizbullah’ın Ergenekon’la bomba kardeşliği”ne indirgeyen “Fesat Grubu Medyası’nın Ergenekon’la yalan kardeşliği”nin belgelerini...
- Şırnak Dosyası’nı belgeleriyle ifşa ediyoruz.
H A F T A Y A . . .
Kaynak: dogruhabergazetesi.com