Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimizin Hayatı
İncinmeyen ve İncitmeyen Peygamberimiz (s.a.v.)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kayýp_gül" data-source="post: 113812" data-attributes="member: 3579"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green"><strong><em><span style="font-size: 15px">Prof. Dr. H. Kâmil Yılmaz </span></em></strong></span></span></p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Kur'ân Allah Rasûlu'nun yaratıklara olan şefkatine, insanlara olan merhamet ve re'fetine işaret etmektedir: "Size kendi içinizden öyle bir Peygamber geldi ki, sizin hüsranınıza üzülür, saadetinizi cidden ister; müminler için yüreği rikkatle ve merhametle çarpar!"1 </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Allah Teâlâ bu âyette kendi isimlerinden olan Rauf (çok şefkatli) ve Rahim (pek merhametli) sıfatlarını Peygamber Efendimiz'e de vermiştir ki, önceki peygamberlerden hiçbiri bu sıfatların ikisine birden mazhar olmamıştır. </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Beşerî ilişkilerde empatinin en önemli vasfı yumuşaklıktır. Peygamberimiz de bu özelliği sebebiyle insanların kabulüne mazhar olmuş, gönüllere taht kurmuştur. Zaten beşerî münasebetlerde insanları etkileyen deha ve zeka değil, karakter ve tutarlı şahsiyettir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Allah'ın Sana olan rahmeti sayesinde insanlara karşı yumuşak davrandın. Sen katı yürek!i, sert ve acımasız olsaydın insanlar etrafından dağılıverirlerdi."2 </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">İnsani ilişkilerin nirengi noktası, karşısındakinin farkına varmak ve onun da insan olduğu duygusuna ermektir.</span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Sadece "kendi" merkezli yaşamak, "ben merkezli" düşünmek ve karşısındakileri hiçe sayıp görmezden gelmek insani ilişkilerin en önemli zaaf noktalarından biridir.</span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Beşerî münasebetler, insan ilişkileri ve kişisel gelişimle ilgilenenler derler ki: İnsani ilişkilerin temel noktası, "empati" denilen kendini karşısındakinin yerine koyma prensibidir. Bu açıdan baktığımızda, Asr-ı Saadet'te insanlar Peygamber Efendimiz'in karakter ve şahsiyetine hayranlık duyarak sıcak bir duygu, yanık bir gönülle kendilerini O'nun etrafında pervane etmişlerdir. </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">O'nun (sav), bulunduğu konumu şahsi çıkarları için kullanmayan, külfette en önde, nimet paylaşımında ise en sonda bulunması insanların gözünden kaçmamıştır. Medine'de sebebi bilinmeyen bir gürültü koptuğunda "Ne oldu, bu ses neyin nesi?" diyerek herkesin birbirinden medet umduğu bir sırada O, Ebu Talha (ra)'nın Mendub isimli atına binerek sesin geldiği yere gitmiş ve durumu tetkik ettikten sonra "Korkulacak bir şey yok" sözüyle ashabına sükunet telkin etmiştir.3 </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Diğer yandan, Hendek savaşında hendek kazımı esnasında Cabir b. Abdullah (ra)'ın sofrasına davet ettiği yüzlerce sahabeyi bizzat kendisi servis yaparak doyuran ve en sonunda sofraya oturan O'ydu.4 O'ndaki bu fedakar, gözü tok ve riskten kaçınmayan tavır ashabının hayranlığını celb ediyordu. </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Allah Rasûlu'nun, yakın çevresinde bulunan aile fertlerinden başlayarak bütün ashabına ve topyekun insanlara karşı şefkat ve merhametle davrandığını, hiç kimseyi asla incitmediğini görüyoruz. </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Gördüğü yanlışlar ve hatalar karşısında insanları uyarırken, "galat-ı ruyeti" kendine izafe ederek, yani kendisinin yanlış görmüş olduğunu söyleyerek "Bana ne oluyor ki ben bazı kardeşlerimi şu şu hallerde görüyorum."5 derdi. O bu ifadeleriyle, "Kardeşlerim böyle yapmaz, ben herhalde yanlış görüyorum." demek isterdi. </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Kendisine yapılan her türlü haksızlık ve yanlışa karşı olgunlukla mukabele eder, insanların yanlışlarını bağışlardı. Nitekim bir ganimet dağıtımı esnasında kendisinden bol miktarda ganimet isteyen, bunu isterken de yakasına yapışma cüretinde bulunacak kadar ileri giden bedeviye tebessüm ederek talebini yerine getirmiş ve bağışlamıştı.6 Çünkü Allah Teâlâ: "(Ey Rasûlum!) Sen af yolunu tut; bağışla; uygun olanı emret; cahillere aldırış etme!" 7 buyurmuştu. </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Haddini bilmeyen, sınırı aşan insanlarla ilişkide sürekli hoşgörülü davranmak, incinmemek ve incitmemek zor bir iştir. Hatta denilebilir ki incinmemek, incitmemekten daha zordur. </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Çünkü incitmemek eldedir. Elinize, dilinize, gözünüze sahip olursunuz, kendinizi frenlersiniz ve insanları incitmeyebilirsiniz. Ama insanların ham, çiğ davranışları karşısında incinmemek elde olan bir şey değildir.</span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Bu ancak çok engin bir gönülle aşılabilecek bir nefs engelidir. Allah Rasûlu incitmediği gibi incinmezdi de. Ashab arasında bedevilikten gelmeleri sebebiyle kaba davranışlar sergileyen insanlar olurdu. Hatta Mescid-i Nebî'ye bevletmeye kalkanlar bile vardı. </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Ancak, O bunlara kızmaz ve bu davranışları sergileyen kimseleri incitmemeye özen gösterirdi. Ashab arasında ölçüsüz tepki gösteren olursa onları da uyarır, hoşgörüye ve incitmeyen nazik tavra davet ederdi.8 Kendisinden, zina etmek üzere izin istemeye gelen bir delikanlıyı hiç kırmadan, incitmeden birtakım sualler sormak suretiyle bu işin yanlış olduğuna inandırmış ve düşüncesinden vazgeçirmişti.9 </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Temelinde hamlık ve hoyratlık bulunan kaba davranışlar ve haddini aşan cinsten tavırlar insanları incitir, üzer ve gönüllerini kırar. </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Nübüvvet pınarının ser-çeşmesi olan peygamberler ve başta Hz. Peygamber incinmeme ve incitmeme konusunda insanlığa model olmuştur. Ahlaki erdemler de ancak model şahsiyetlerden öğrenilebilir. İslam tarihi boyunca ümmetin yaşadığı güzelliklerde Allah Rasûlu'nun yüce şahsiyetinin ve üstün karakterinin izleri vardır. İnsanlar O şahsiyete yaklaşabildikleri ölçüde toplumda kabule layık faziletlere ermişlerdir. İncinmeme ve incitmeme felsefesi edebiyatımızda da ayrı bir güzellik rüzgarı oluşturmuş ve pek çok şair bu konuda duygularını dile getirmiştir. Bunlardan biri olan Pertev Paşa bu manayı şöyle ifade eder: </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Ne şemm et bülbülün verdin, ne de hârdan incin </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Ne gayrın yârine meyl et, ne sen ağyârdan incin </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Ne sen bir kimseden âh al, ne âh u zârdan incin </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Ne sen bir kimseden incin, ne senden kimse incinsin </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">(Ne bülbülün aşık olduğu gülü kokla ne de dikenden incin, dikenden inciniyor ve korkuyorsan gülü koklamamalısın. Çünkü gülü seven dikenine katlanır. </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Ne Allah'ın dışında başkasının sevgilisine ilgi duy, ne de ağyar sayılan Allah'ın dışındakilerden incin. Allah'ın dışındaki fani şeylere gönlünü kaptırırsan incinirsin, çünkü faniye güvenmek sonuçta insanın güvenini yıkar. </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Ne sen başkasından ah al, ne de başkasının ah u zarından incin. Çünkü başkasından ah alacak işler yapanın başkalarının kendisine ah çektirmesiyle incinmeye hakkı yoktur.) </span></span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Doğrusu başkasından incinmemek ve başkasını incitmemektir. Tek kelimeyle kalb-i selim sahibi olmaktır.</span></span></span></strong></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kayýp_gül, post: 113812, member: 3579"] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=green][B][I][SIZE=4]Prof. Dr. H. Kâmil Yılmaz [/SIZE][/I][/B][/COLOR][/FONT] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Kur'ân Allah Rasûlu'nun yaratıklara olan şefkatine, insanlara olan merhamet ve re'fetine işaret etmektedir: "Size kendi içinizden öyle bir Peygamber geldi ki, sizin hüsranınıza üzülür, saadetinizi cidden ister; müminler için yüreği rikkatle ve merhametle çarpar!"1 [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Allah Teâlâ bu âyette kendi isimlerinden olan Rauf (çok şefkatli) ve Rahim (pek merhametli) sıfatlarını Peygamber Efendimiz'e de vermiştir ki, önceki peygamberlerden hiçbiri bu sıfatların ikisine birden mazhar olmamıştır. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Beşerî ilişkilerde empatinin en önemli vasfı yumuşaklıktır. Peygamberimiz de bu özelliği sebebiyle insanların kabulüne mazhar olmuş, gönüllere taht kurmuştur. Zaten beşerî münasebetlerde insanları etkileyen deha ve zeka değil, karakter ve tutarlı şahsiyettir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Allah'ın Sana olan rahmeti sayesinde insanlara karşı yumuşak davrandın. Sen katı yürek!i, sert ve acımasız olsaydın insanlar etrafından dağılıverirlerdi."2 [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]İnsani ilişkilerin nirengi noktası, karşısındakinin farkına varmak ve onun da insan olduğu duygusuna ermektir.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Sadece "kendi" merkezli yaşamak, "ben merkezli" düşünmek ve karşısındakileri hiçe sayıp görmezden gelmek insani ilişkilerin en önemli zaaf noktalarından biridir.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Beşerî münasebetler, insan ilişkileri ve kişisel gelişimle ilgilenenler derler ki: İnsani ilişkilerin temel noktası, "empati" denilen kendini karşısındakinin yerine koyma prensibidir. Bu açıdan baktığımızda, Asr-ı Saadet'te insanlar Peygamber Efendimiz'in karakter ve şahsiyetine hayranlık duyarak sıcak bir duygu, yanık bir gönülle kendilerini O'nun etrafında pervane etmişlerdir. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]O'nun (sav), bulunduğu konumu şahsi çıkarları için kullanmayan, külfette en önde, nimet paylaşımında ise en sonda bulunması insanların gözünden kaçmamıştır. Medine'de sebebi bilinmeyen bir gürültü koptuğunda "Ne oldu, bu ses neyin nesi?" diyerek herkesin birbirinden medet umduğu bir sırada O, Ebu Talha (ra)'nın Mendub isimli atına binerek sesin geldiği yere gitmiş ve durumu tetkik ettikten sonra "Korkulacak bir şey yok" sözüyle ashabına sükunet telkin etmiştir.3 [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Diğer yandan, Hendek savaşında hendek kazımı esnasında Cabir b. Abdullah (ra)'ın sofrasına davet ettiği yüzlerce sahabeyi bizzat kendisi servis yaparak doyuran ve en sonunda sofraya oturan O'ydu.4 O'ndaki bu fedakar, gözü tok ve riskten kaçınmayan tavır ashabının hayranlığını celb ediyordu. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Allah Rasûlu'nun, yakın çevresinde bulunan aile fertlerinden başlayarak bütün ashabına ve topyekun insanlara karşı şefkat ve merhametle davrandığını, hiç kimseyi asla incitmediğini görüyoruz. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Gördüğü yanlışlar ve hatalar karşısında insanları uyarırken, "galat-ı ruyeti" kendine izafe ederek, yani kendisinin yanlış görmüş olduğunu söyleyerek "Bana ne oluyor ki ben bazı kardeşlerimi şu şu hallerde görüyorum."5 derdi. O bu ifadeleriyle, "Kardeşlerim böyle yapmaz, ben herhalde yanlış görüyorum." demek isterdi. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Kendisine yapılan her türlü haksızlık ve yanlışa karşı olgunlukla mukabele eder, insanların yanlışlarını bağışlardı. Nitekim bir ganimet dağıtımı esnasında kendisinden bol miktarda ganimet isteyen, bunu isterken de yakasına yapışma cüretinde bulunacak kadar ileri giden bedeviye tebessüm ederek talebini yerine getirmiş ve bağışlamıştı.6 Çünkü Allah Teâlâ: "(Ey Rasûlum!) Sen af yolunu tut; bağışla; uygun olanı emret; cahillere aldırış etme!" 7 buyurmuştu. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Haddini bilmeyen, sınırı aşan insanlarla ilişkide sürekli hoşgörülü davranmak, incinmemek ve incitmemek zor bir iştir. Hatta denilebilir ki incinmemek, incitmemekten daha zordur. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Çünkü incitmemek eldedir. Elinize, dilinize, gözünüze sahip olursunuz, kendinizi frenlersiniz ve insanları incitmeyebilirsiniz. Ama insanların ham, çiğ davranışları karşısında incinmemek elde olan bir şey değildir.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Bu ancak çok engin bir gönülle aşılabilecek bir nefs engelidir. Allah Rasûlu incitmediği gibi incinmezdi de. Ashab arasında bedevilikten gelmeleri sebebiyle kaba davranışlar sergileyen insanlar olurdu. Hatta Mescid-i Nebî'ye bevletmeye kalkanlar bile vardı. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Ancak, O bunlara kızmaz ve bu davranışları sergileyen kimseleri incitmemeye özen gösterirdi. Ashab arasında ölçüsüz tepki gösteren olursa onları da uyarır, hoşgörüye ve incitmeyen nazik tavra davet ederdi.8 Kendisinden, zina etmek üzere izin istemeye gelen bir delikanlıyı hiç kırmadan, incitmeden birtakım sualler sormak suretiyle bu işin yanlış olduğuna inandırmış ve düşüncesinden vazgeçirmişti.9 [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Temelinde hamlık ve hoyratlık bulunan kaba davranışlar ve haddini aşan cinsten tavırlar insanları incitir, üzer ve gönüllerini kırar. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Nübüvvet pınarının ser-çeşmesi olan peygamberler ve başta Hz. Peygamber incinmeme ve incitmeme konusunda insanlığa model olmuştur. Ahlaki erdemler de ancak model şahsiyetlerden öğrenilebilir. İslam tarihi boyunca ümmetin yaşadığı güzelliklerde Allah Rasûlu'nun yüce şahsiyetinin ve üstün karakterinin izleri vardır. İnsanlar O şahsiyete yaklaşabildikleri ölçüde toplumda kabule layık faziletlere ermişlerdir. İncinmeme ve incitmeme felsefesi edebiyatımızda da ayrı bir güzellik rüzgarı oluşturmuş ve pek çok şair bu konuda duygularını dile getirmiştir. Bunlardan biri olan Pertev Paşa bu manayı şöyle ifade eder: [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Ne şemm et bülbülün verdin, ne de hârdan incin [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Ne gayrın yârine meyl et, ne sen ağyârdan incin [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Ne sen bir kimseden âh al, ne âh u zârdan incin [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Ne sen bir kimseden incin, ne senden kimse incinsin [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green](Ne bülbülün aşık olduğu gülü kokla ne de dikenden incin, dikenden inciniyor ve korkuyorsan gülü koklamamalısın. Çünkü gülü seven dikenine katlanır. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Ne Allah'ın dışında başkasının sevgilisine ilgi duy, ne de ağyar sayılan Allah'ın dışındakilerden incin. Allah'ın dışındaki fani şeylere gönlünü kaptırırsan incinirsin, çünkü faniye güvenmek sonuçta insanın güvenini yıkar. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Ne sen başkasından ah al, ne de başkasının ah u zarından incin. Çünkü başkasından ah alacak işler yapanın başkalarının kendisine ah çektirmesiyle incinmeye hakkı yoktur.) [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Doğrusu başkasından incinmemek ve başkasını incitmemektir. Tek kelimeyle kalb-i selim sahibi olmaktır.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimizin Hayatı
İncinmeyen ve İncitmeyen Peygamberimiz (s.a.v.)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst