Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
İngiliz Tarihi ( Onlar İçin Acı Ama Gerçek )
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Leyli_Efruz" data-source="post: 96600" data-attributes="member: 1456"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Green"><strong>1500’lerde İngiltere’de insanların çoğu Haziranda evleniyordu çünkü senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, Haziranda hala çok kötü kokmuyorlardı. Ama yine de kokmaya çözüm için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyorlardı.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Green"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Green"><strong>Banyolar içi sıcak suyla doldurulma büyük bir fıçıdan meydana geliyordu. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti. Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak ta bebekler ayni suda yıkanıyordu. Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü. Ingilizcedeki banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın? (Don't a throw the baby out with the bath water) deyimi buradan gelmektedir.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Green"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Green"><strong>Evlerin çatilari üst üste yigilmiş kamiştan yapiliyor, kamişlarin altinda tahta bulunmuyordu. Burasi hayvanlarin isinabilecekleri tek yer oldugu için bütün kediler, köpekler ve diger küçük hayvanlar (fareler, böcekler) çatida yaşiyordu. Yagmur yagdigi zaman çati kayganlaşiyor ve bazen hayvanlar kayarak çatidan aşagi düşüyordu. İngilizcedeki kedi-köpek yagiyor? (It s raining cats and dogs) deyimi buradan gelmektedir. Yukaridan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu. Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yataklarin içine düşmesi büyük bir sikinti oluşturuyordu. Etrafinda yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan İngiliz usulü yataklar buradan gelmektedir.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Green"><strong>Zemin toprakti. Sadece zenginlerin zemini topraktan başka bir şeyden yapilmişti. Toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri buradan çikmiştir. Zenginlerin ahşaptan yapilmiş zeminleri vardi. Bunlar islandigi zaman kayganlaşiyordu. Bunu önlemek için yere saman (thresh) seriyorlardi. Kiş boyunca saman sermeye devam ediliyordu. Bir zaman geliyordu ki kapi açilinca saman dişariya taşiyordu. Buna mani olmak üzere kapinin altina bir tahta parçasi konuyordu ki bunun adi thresh hold (saman tutan; Türkçesi eşik) idi.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Green"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Green"><strong>Yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asili durumdaki büyük bir kazanin içinde yapiliyordu. Her gün ateş yakiliyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu. Çogu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu. Akşam yahni yenirse artiklar kazanda birakiliyor, gece boyunca soguyan yemek ertesi gün tekrar isitilarak yenmeye devam ediliyordu. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kaliyordu. Bezelye lapasi sicak, bezelye lapasi soguk, kazandaki bezelye lapasi dokuz günlük (peas porridge hot, peas porridge cold, peas porridge in the pot nine days old) tekerlemesinin menşei budur. Bazen domuz eti buluyorlar o zaman çok seviniyorlardi. Eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini onlara gösteriş yapiyorlardi. Birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi. Bu etten küçük bir parça keserek misafirleriyle oturup paylaşiyorlardi. Buna yag çignemek (chew the fat) adi veriliyordu.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Green"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Green"><strong>Parasi olanlar kalay-kurşun alaşimindan yapilmiş tabaklar alabiliyordu. Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemege karişmasina sebep oluyor, böylece gida zehirlenmelerine ve ölüme yol açiyordu. Domatesler buna cok fazla sebep oldugu için bundan sonraki yaklaşik 400 yil boyunca domateslerin zehirli oldugu düşünülmüştü. Çogu insanin kalay-kurşun alaşimindan yapilmiş tabaklari yoktu. Onun yerine tahta tabaklar kullaniyorlardi. Çogu zaman da tabaklar bayat ekmekten yapiliyordu. Ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman kullanilabiliyordu. Bunlar hiçbir zaman yikanmadigi için içinde kurtlar ve küfler oluşuyordu. Kurtlu ve küflü tabaklardan yemek yiyen insanlarin agizlarinda tabak agzi (trench mouth) denen hastalik ortaya çikiyordu. Ekmek itibara göre bölüşülüyordu. İşçiler yanik olan alt kabugu, aile orta kismi, misafirler de üst kabugu alirdi.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Green"><strong>Bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullaniliyordu. Bu bileşim insanlari bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu. Yoldan geçen insanlar bunlarin öldüğünü sanip defnetmek için hazirlik yapiyordu. Bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasinin üstüne yatiriliyor¸ aile etrafina toplanip yiyip-içerek uyanip uyanmayacagina bakiyordu. Buna uyanma nöbeti deniyordu.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Green"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Green"><strong>İngiltere eski ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer bulamamaya başlamişti. Bunun için mezarlari kazip tabutlari çikariyor, kemikleri bir kemik evine götürüyor ve mezari yeniden kullaniyorlardi. Tabutlar açildiginda her 25 tabutun birinde iç tarafta kazinti izleri oldugu görüldü. Böylece insanlarin diri diri gömüldügü ortaya çikti. Buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip baglayip bu ipi tabuttan dişariya taşıyrak bir çana bagladilar. Bir kişi bütün gece boyu mezarlikta oturup zili dinlerdi. Buna mezarlik nöbeti "graveyard shift" denirdi. Bazilari zil sayesinde kurtulur ("saved by the bell") bazilari da ölü zilci (dead ringer) olurdu. </strong></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Leyli_Efruz, post: 96600, member: 1456"] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=Green][B]1500’lerde İngiltere’de insanların çoğu Haziranda evleniyordu çünkü senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, Haziranda hala çok kötü kokmuyorlardı. Ama yine de kokmaya çözüm için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyorlardı. Banyolar içi sıcak suyla doldurulma büyük bir fıçıdan meydana geliyordu. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti. Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak ta bebekler ayni suda yıkanıyordu. Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü. Ingilizcedeki banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın? (Don't a throw the baby out with the bath water) deyimi buradan gelmektedir. Evlerin çatilari üst üste yigilmiş kamiştan yapiliyor, kamişlarin altinda tahta bulunmuyordu. Burasi hayvanlarin isinabilecekleri tek yer oldugu için bütün kediler, köpekler ve diger küçük hayvanlar (fareler, böcekler) çatida yaşiyordu. Yagmur yagdigi zaman çati kayganlaşiyor ve bazen hayvanlar kayarak çatidan aşagi düşüyordu. İngilizcedeki kedi-köpek yagiyor? (It s raining cats and dogs) deyimi buradan gelmektedir. Yukaridan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu. Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yataklarin içine düşmesi büyük bir sikinti oluşturuyordu. Etrafinda yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan İngiliz usulü yataklar buradan gelmektedir. Zemin toprakti. Sadece zenginlerin zemini topraktan başka bir şeyden yapilmişti. Toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri buradan çikmiştir. Zenginlerin ahşaptan yapilmiş zeminleri vardi. Bunlar islandigi zaman kayganlaşiyordu. Bunu önlemek için yere saman (thresh) seriyorlardi. Kiş boyunca saman sermeye devam ediliyordu. Bir zaman geliyordu ki kapi açilinca saman dişariya taşiyordu. Buna mani olmak üzere kapinin altina bir tahta parçasi konuyordu ki bunun adi thresh hold (saman tutan; Türkçesi eşik) idi. Yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asili durumdaki büyük bir kazanin içinde yapiliyordu. Her gün ateş yakiliyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu. Çogu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu. Akşam yahni yenirse artiklar kazanda birakiliyor, gece boyunca soguyan yemek ertesi gün tekrar isitilarak yenmeye devam ediliyordu. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kaliyordu. Bezelye lapasi sicak, bezelye lapasi soguk, kazandaki bezelye lapasi dokuz günlük (peas porridge hot, peas porridge cold, peas porridge in the pot nine days old) tekerlemesinin menşei budur. Bazen domuz eti buluyorlar o zaman çok seviniyorlardi. Eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini onlara gösteriş yapiyorlardi. Birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi. Bu etten küçük bir parça keserek misafirleriyle oturup paylaşiyorlardi. Buna yag çignemek (chew the fat) adi veriliyordu. Parasi olanlar kalay-kurşun alaşimindan yapilmiş tabaklar alabiliyordu. Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemege karişmasina sebep oluyor, böylece gida zehirlenmelerine ve ölüme yol açiyordu. Domatesler buna cok fazla sebep oldugu için bundan sonraki yaklaşik 400 yil boyunca domateslerin zehirli oldugu düşünülmüştü. Çogu insanin kalay-kurşun alaşimindan yapilmiş tabaklari yoktu. Onun yerine tahta tabaklar kullaniyorlardi. Çogu zaman da tabaklar bayat ekmekten yapiliyordu. Ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman kullanilabiliyordu. Bunlar hiçbir zaman yikanmadigi için içinde kurtlar ve küfler oluşuyordu. Kurtlu ve küflü tabaklardan yemek yiyen insanlarin agizlarinda tabak agzi (trench mouth) denen hastalik ortaya çikiyordu. Ekmek itibara göre bölüşülüyordu. İşçiler yanik olan alt kabugu, aile orta kismi, misafirler de üst kabugu alirdi. Bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullaniliyordu. Bu bileşim insanlari bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu. Yoldan geçen insanlar bunlarin öldüğünü sanip defnetmek için hazirlik yapiyordu. Bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasinin üstüne yatiriliyor¸ aile etrafina toplanip yiyip-içerek uyanip uyanmayacagina bakiyordu. Buna uyanma nöbeti deniyordu. İngiltere eski ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer bulamamaya başlamişti. Bunun için mezarlari kazip tabutlari çikariyor, kemikleri bir kemik evine götürüyor ve mezari yeniden kullaniyorlardi. Tabutlar açildiginda her 25 tabutun birinde iç tarafta kazinti izleri oldugu görüldü. Böylece insanlarin diri diri gömüldügü ortaya çikti. Buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip baglayip bu ipi tabuttan dişariya taşıyrak bir çana bagladilar. Bir kişi bütün gece boyu mezarlikta oturup zili dinlerdi. Buna mezarlik nöbeti "graveyard shift" denirdi. Bazilari zil sayesinde kurtulur ("saved by the bell") bazilari da ölü zilci (dead ringer) olurdu. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
İngiliz Tarihi ( Onlar İçin Acı Ama Gerçek )
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst