Huseyni
Müdavim
İnkılâpçı padişah: II. Mahmud (1)
Bediüzzaman diyor ki:
Biliniz ki, asker ocağı cesîm ve muntazam bir fabrikaya benzer; bir çark itaatsizlik etse, bütün fabrika herc ü merc olur. Asker neferâtı siyasete karışmaz; Yeniçeriler şahittir.
Divân–ı Harb–i Örfî, s. 34
***
Düvel–i İslâmiyede velev nadiren olsun gayr–ı müslim, askerlikte istihdam olunmuştur. Yeniçeri Ocağı buna şahittir.
Münâzarât, s. 76
***
Ben işittim ki, askerler bazı cemiyetlere intisap ediyorlar. Yeniçerilerin hadise–i müthişesi hatırıma geldi; gayet telâş ettim. Bir gazetede yazdım ki....
Tarihçe–i Hayat, s. 60
Kurmuş olduğu ordunun baş komutanı, öz oğlunu katletti
Konu hakkında detaylı bilgilere geçmeden önce, Sultan II. Mahmud ve iktidar dönemiyle ilgili belli başlı hususları satır başlarıyla hatırlamaya çalışalım.
* 1785 doğumlu olan Sultan II. Mahmud, 1808'de Saray'da ve hükümet merkezinde yaşanan kanlı boğuşmaların ardından tahta geçti. (Kabakçı Mustafa İsyanı, III. Selim'in katli, Alemdar Mustafa Paşanın asilerle çatışması, vesâire...)
* 23 yaşında tahta geçen Sultan II. Mahmud, 54 yaşında (1839), verem hastalığı sebebiyle vefat etmiş olup, saltanat müddeti 31 senedir.
* Onun devr–i saltanatında, gerek dahilî ve gerekse haricî çalkantılar, yani cephe savaşları ile iç isyanlar, idamlar, katliâmlar ve kanlı boğuşmalar hemen hiç eksik olmadı.
* Sultan II. Mahmud'un en bâriz vasıflarının başında, onun "yenilikçi", ya da "inkılâpçı" yönü gelir:
1) Orduyu yenileme, değiştirme, hatta lağvetme.
2) Kıyafet inkılâbı yapma; belli sahalarda cübbe, sarık, kovuk ve benzeri kıyafetleri yasaklamak, fes giyme mecburiyeti getirmek gibi...
* Sultan III. Selim'in öldürülmesi ve onun yerine geçen IV. Mustafa'nın da tahttan indirilip hapsedilmesinden sonra, II. Mahmut'tan başka tahta geçme ehliyetine sahip birtek Osmanlı Hanedanı erkeği kalmamıştı. Bundan dolayıdır ki, saltanatın kaldırıldığı 1922'ye kadar gelen bütün padişahlar, Sultan II. Mahmud'un neslindendir. Sultan Abdulmecid (1939–61) ile Sultan Abdulaziz (1861–76) onun oğlu, diğer dört padişah (V. Murad, II. Abdulhamid, Mehmed Reşad ile Vahideddin; ayrıca, son halife Abdulmecid Efendi) ise onun torunlarıdır. (Padişah olan dört torun da, çok evlilik yapmakla nâm salan Sultan Abdulmecid'in çocuklarıdır.)
* Yeniçeri Ocağını söndürerek kaldıran ve onun yerine "Asakir–i Mansure–i Muhammediye" ismiyle yeni bir ordu kuran Sultan II. Mahmud, çok büyük bir taktik hata yaptığını ancak ölüm döşeğinde tam anlayabildi. Hz. Muhammed'in (asm) ismini de âlet ederek kurmuş olduğu bu ordunun, (Mısır Eyaletine bağlı) bir mahallî kuvvete karşı Nizip'te bozguna uğraması Sultan Mahmud'u verem ederken, kendi sevgili oğlu Sultan Abdulaziz'in yine aynı ordunun başkomutanı (Hüseyin Avni Paşa) tarafından önce hâl, sonra da katledilmesi (Haziran 1876) ise, bütün Osmanlı'ya kan ağlattırdı.
Sultan Abdulaziz için sarf edilen şu sözler, dillere destan olmuştur:
Seni tahttan indirdiler,
Beş çifteye bindirdiler,
Topkapı’ya gönderdiler,
Uyan Sultan Aziz uyan,
Kan ağlıyor bütün cihan.
İki büyük inkılâp: Ordu ve kıyafet
Sultan II. Mahmud, 31 yıllık saltanat devrinde, şüphesiz çok işler yaptı, birçok yeniliğe imza attı. Savaşlarda galibiyet ile mağlûbiyet halkaları birbirini takip etti. Sonuç itibariyle, hezimetlerin ağır bastığı söylenebilir.
Şanssızlığı, koca Osmanlı devletinin bütün kurum ve kuruluşlarıyla yaşlanmış olması. Yaşlılıkla gelen takatsizlik, her canlı gibi her devlet için de mukadder bir âkıbet. Bazıları çabuk çöker. Osmanlı, yine en dayanıklı ve en uzun ömürlü hanedan devleti olarak tarihe geçti.
Şanssızlık bir yana, Sultan Mahmud'un bir de şahsından ve karakteristik özelliklerinden kaynaklanan bazı kusurları vardı. Meselâ, öz ile uğraşmak yerine kabuk tabakasına önem vermesi. Yani, ilim ve irfan ile insanları, sosyal grupları eğitip aydınlatmak yerine, şekille, kılık–kıyafet gibi işlerle uğraşması, dış görünüşe değer vermesi. Bunun için kan dökmeyi göze alması.
Keza, askeriyede ıslâhat yapmak yerine devrim yapma cihetine gitmesi. Meselâ, Yeniçeri Ocağını çok kanlı bir şekilde ortadan kaldırarak, kendince kökten çözüm yollarını tercih etmesi.
Kazan taştı, ocağı söndürdü
Yeniçeri, Osmanlı'da devşirme piyade kuvvetiydi. Savaşta cepheye gider, yiğitçe harbeder, barışta ise İstanbul'un güvenliğini sağlardı. Özellikle fetihlerde çok büyük hisse sahibidir. Ne var ki, bu önemli kurumu zaman zaman siyasete, şahsî menfaate ve iktidar hırsına âlet edenler de olmuştur. İktidarın vazifesi, bu tehlikeli gelişmelere fırsat vermemektir.
İşte, bazı padişahlar (Genç Osman ve III. Selim gibi), değişik sebeplerle zaman zaman kazan kaldırarak isyan eden Yençeri Ocağını ıslâh etmek yerine, bu askerî kurumu kapatma cihetine gitmişler. Ancak, bu tarz teşebbüsler hep geri tepmiş ve tam aksine sonuçlar vermiştir.
Nihayet, 1808'de padişahlık sırası Sultan II. Mahmud'a geldiğinde, o da aynı şeyi düşündü, ancak harekete geçmek için fırsat kolladı ve tâ 1826'ya kadar bekledi. 15 Haziran 1826'da bir ferman yayınlayan Sultan II. Mahmud, Yeniçeri Ocağının lağvedildiğini duyurdu.
Bir taraftan da, temin etmiş olduğu alternatif kuvvetlerle, Yeniçeri birliklerinin bulunduğu noktalara ani baskınlar yaptırarak ele geçen bütün neferatı öldürttü. Bir kısmını denize döktürdü.
Bu tarihte, İstanbul ve taşradaki Yeniceri Ocağına kayıtlı askerlerin mevcudu on bini geçiyordu. Fermanı müteakip tenkillerle, hiç mübâlâğasız, askerlerin yarıdan fazlası öldürüldü.
Yaklaşık beş yüz sene hizmet eden bu askeri ocak, bu sûretle söndürülmüş oldu. Üstelik, bu hadiseye "Vak'a–yı Hayriye" ismi verilerek kayıtlara geçirildi.
Kapatılan bu askerî ocağın yerine ise, Asakir–i Mansure–i Muhammediye teşkilâtı kuruldu. Ne var ki, peygamber ismi âlet edilerek kurulan bu yeni askerî düzen, sonradan zuhur eden hemen hiçbir savaşta ordunun eski kuvvet ve satvetini yakalayamadı.
Dışa karşı âciz duruma düşen, hatta Mısır vilâyetinin mini ordusuna bile mağlûp olan bu yeni teşkilât, aslî vazifesini terk ile siyasete bulaşmayı tercih etti. 1876'da saltanat darbesi yapan aynı ordu, kurucusu olduğu Sultan II. Mahmud'un aziz evlâdı, Sultan Abdulaziz'in başını yedi.
06.02.2010
ELİF-Yeniasya