Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
İnkılâpçı padişah: II. Mahmud
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 182503" data-attributes="member: 27"><p style="text-align: center"><u><strong><span style="font-size: 12px"><span style="color: Purple">İnkılâpçı padişah: II. Mahmud (2)</span></span></strong></u></p> <p style="text-align: center"> <img src="http://www.yeniasya.com.tr/2010/02/14/resim/latif.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> </p><p></p><p><strong>Bediüzzaman diyor ki:</strong> </p><p>Biliniz ki, asker ocağı cesîm ve muntazam bir fabrikaya benzer; bir çark itaatsizlik etse, bütün fabrika herc ü merc olur. Asker neferatı siyasete karışmaz; Yeniçeriler şahittir.</p><p></p><p><span style="color: DarkGreen"><u><em></em></u></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><u><em>Divân–ı Harb–i Örfî,s 34 </em></u></span></p><p><span style="color: DarkGreen"><u><em></em></u></span></p><p></p><p><span style="color: Purple"><strong>—Geçen haftadan devam— </strong></span></p><p><span style="color: Purple"><strong></strong></span></p><p><u><strong><span style="color: Purple">Fes giyme mecburiyeti </span></strong></u></p><p></p><p> Adına <strong>"Nizam–ı Cedid"</strong> denilen yeni bir orduyu ikame ile Yeniçeri Ocağına son vermek isteyen Sultan III. Selim, bu yaptığının bedelini canıyla ödedi.</p><p></p><p></p><p><strong>"Nizam–ı Cedid"</strong>, bir süre sonra <strong>"Sekbân–ı Cedid"</strong>e inkılâp etti. Sultan II. Mahmud, 1808'de bu isimle Yeniçeri'yi bertaraf etmeye çalıştı. Ancak, ilk hamlede bunu başaramadı. İki askerî birlik arasında iç savaş çıktı. Binlerce insanın kanı döküldü. </p><p></p><p></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray">Sultan Mahmud, kolladığı fırsatı 1826'da yakaladı ve yaklaşık altı bin Yeniçeri'yi katlettirerek bu ocağı lağvetti.</span> </strong>Yerine Asakir–i Mansure–i Muhammediye'yi kurdu. </p><p></p><p></p><p>Sultan II. Mahmud'un ikinci büyük inkılâbı ise, 3 Mart 1829'da ilân etmiş olduğu <strong>"Kıyafet Nizamnâmesi"</strong> ile gerçekleştirmiş oldu. </p><p></p><p></p><p><strong>Bu ferman ile, kavuk yasaklandı. Sarık ve cübbe ilmiye sınıfına (medrese ehline) hasredildi; başkasının bu kıyafetleri kullanması men' edildi. Ayrıca, padişah ve asker dahil olmak üzere, bütün devlet mensuplarının fes, setre ve pantolon giymesi mecburi hale getirildi. Ahaliden kimselerin de sarık, külah yerine, yine fes giymesi istendi. </strong></p><p><strong></strong></p><p></p><p>Özellikle, fes mecburiyetinin getirilmesi, halka büyük tepkilere sebep oldu. Tepki gösterenlere ise, çok şiddetli bir cezalandırma yöntemiyle karşı konuldu. <strong>Tarih kaynakları, bu kılık–kıyafet inkılâbı hengâmesinde binlerce vatandaşın cezalandırıldığı ve hatta öldürüldüğünü bildiriyor.</strong> Bu tarihten Hicrî olarak yaklaşık yüz sene sonra ise, yine bir 3 Mart günü (1924) olmak üzere, çok büyük inkılâpların yapıldığı bilinmektedir. </p><p></p><p></p><p></p><p><span style="color: Purple"><strong><u>Fesat komitesi bozgunculuk yaptı</u></strong></span></p><p> </p><p> </p><p>Sultan II. Mahmud devrinin mahiyeti hakkındaki en düşündürücü, en mânidar fikir ve yorumlar, <strong>Nur Külliyatının en mahrem, en perdeli risâlelerinde</strong> yer alıyor. Şimdi, o perdeleri bir bir aralayarak o derin bahislere ulaşmaya çalışalım: </p><p></p><p></p><p>* Adıyla, sanıyla hemen herkesin bildiği eserin adı Mektûbât. </p><p></p><p>* Bu temel eserin Yirmi Dokuzuncu Mektubu. </p><p></p><p>* Dokuz Kısım olan bu Mektubun Sekizinci Kısmı. </p><p></p><p>* Sekiz Remiz'den ibaret olan bu kısmın ismi "Rumuzât–ı Semâniye." </p><p></p><p>* Bu eserin bir diğer ismi ise "Hurufât–ı Kur'âniye Risâlesi." </p><p></p><p>* Eserin makamı olan 29. Mektub'un ilgili yerinde şu açıklama var: <span style="color: Blue">"Sekizinci Kısım Olan Rumuzât–ı Semâniye: Sekiz Remizdir, yani sekiz küçük risâledir. Şu Remizlerin esâsı, ilm–i cifrin mühim bir düstûru ve ulûm–u hafiyenin mühim bir anahtarı ve bir kısım esrâr–ı gaybiye–i Kur’âniye'nin mühim bir miftâhı olan tevâfuktur. İleride başka bir mecmuada neşredileceğinden, buraya derc edilmedi."</span> (Age, s. 427) </p><p></p><p>* Sultan II. Mahmud devrinin mahiyetine dair bilgi kaynağımız, işte bu Sekiz Remiz'li eserin "Dördüncü Remiz"inde yer alıyor. </p><p></p><p>* Dördüncü Remiz'in bir diğer ismi de Kevser Sûresinden mülhemen "Kevser Risâlesi" olup "Sırr–ı İnnâ A'teyna"ya dairdir. </p><p></p><p><strong>İşte, bu sekiz kat perdeli eserde, Sultan II. Mahmud devrinde zuhûr eden hadiselerin mahiyeti hakkında, ana hatlarıyla şu mânâ ve mesajlar nazara veriliyor: </strong></p><p><strong></strong></p><p>1) 1808–9 yıllarında (Hicrî 1222...) Yeniçerilerin içine giren mason komitacıları, Yeniçeri Ocağını ifsat ederek, onları Hilâfete karşı isyana kışkırttı. </p><p></p><p>2) Yeniçeri Ocağını ıslâh etmeye çalışması gereken Halife Sultan Mahmud ise, Yeniçerileri kurban (venhar) etmeye mecbur kaldı. </p><p></p><p>3) Halife Sultan'ı şaşırtanlar, 1808'deki (1222) denemesinde başarısız kaldı; ancak, 1826'da (1242) neticeye ulaştı. Yani, orduyu kullandılar ve Ocağı söndürdüler. (Bu tarihten (Hicrî) yüz sene sonraki yıllarda da benzer hadiseler yaşandı. Mason komitelerinin kışkırtmasıyla, Hareket Ordusu 1909'da (1324) Halife'ye karşı isyan etti. 1924'te (1341–2) ise, Hilâfet makamı lağvedildi.) </p><p></p><p>4) Yeniçeri'yi kurban eden (yani "venhar"ı yapan) kişi, zahirde Halifedir. O ise, vekil–i Nebevî'dir. Fakat, asıl failleri göstermek lâzım. Bu da, mason komitesi ve Yeniçeri'nin içine giren fesat şebekesidir. </p><p></p><p>* * * </p><p></p><p>Bu ve benzeri tahlillerden istihraç ettiğimiz mânâyı nazara vermek gerekirse, şunları söylemek mümkün: </p><p></p><p></p><p>Bilerek ve kasten, yani şuurî ve kasdî olarak bu fenalıkları (Yeniçeri Ocağını söndürme, kılık–kıyafet inkılâbını yapma, vesaire...) yapmamış. Belki, dip dalgası halinde cereyan eden fesat odaklarının maksat ve faaliyetlerini tam derk edemediği için, bu derece sert ve kanlı icraatlerde bulunmaya kendini mâzur ve mecbur hissetmiş. </p><p></p><p></p><p>Dolayısıyla, onun durumu da bir derece torunu olan Sultan II. Abdulhamid'in durumuna benziyor. Kendisi iyi bir insan olmakla beraber, tatbik ettiği istibdat siyaseti fenâdır. Hak ve adâlet namına savunulamaz. </p><p></p><p></p><p>Bu açıdan bakınca, Sultan Abdulhamid'e "Kızıl Sultan" demek ne derece yanlış ise, Sultan II. Mahmud'a bazılarının yakıştırmış olduğu "Gàvur Padişah" tâbiri de o derece yanlış ve yersizdir. </p><p></p><p> </p><p>NOT: Yukarıda ismini zikrettiğimiz "Kevser Risâlesi"nin Latince matbu nüshasını bizden talep etmeyiniz. Aslı piyasada yok. Var olanlar da, eksik, kifayetsiz ve ehliyetsiz eller tarafından hazırlanmıştır. Orijinali Osmanlıca elyazması olup tıpkı basımı müellifi tarafından men'edilmiştir.</p><p></p><p></p><p><u><span style="color: Red"><strong>14.02.2010</strong></span></u></p><p><u><span style="color: Red"><strong>ELİF-Yeniasya</strong></span></u></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 182503, member: 27"] [CENTER][U][B][SIZE=3][COLOR=Purple]İnkılâpçı padişah: II. Mahmud (2)[/COLOR][/SIZE][/B][/U][/CENTER] [CENTER] [IMG]http://www.yeniasya.com.tr/2010/02/14/resim/latif.jpg[/IMG] [/CENTER] [B]Bediüzzaman diyor ki:[/B] Biliniz ki, asker ocağı cesîm ve muntazam bir fabrikaya benzer; bir çark itaatsizlik etse, bütün fabrika herc ü merc olur. Asker neferatı siyasete karışmaz; Yeniçeriler şahittir. [COLOR=DarkGreen][U][I] Divân–ı Harb–i Örfî,s 34 [/I][/U][/COLOR] [COLOR=Purple][B]—Geçen haftadan devam— [/B][/COLOR] [U][B][COLOR=Purple]Fes giyme mecburiyeti [/COLOR][/B][/U] Adına [B]"Nizam–ı Cedid"[/B] denilen yeni bir orduyu ikame ile Yeniçeri Ocağına son vermek isteyen Sultan III. Selim, bu yaptığının bedelini canıyla ödedi. [B]"Nizam–ı Cedid"[/B], bir süre sonra [B]"Sekbân–ı Cedid"[/B]e inkılâp etti. Sultan II. Mahmud, 1808'de bu isimle Yeniçeri'yi bertaraf etmeye çalıştı. Ancak, ilk hamlede bunu başaramadı. İki askerî birlik arasında iç savaş çıktı. Binlerce insanın kanı döküldü. [B][COLOR=DarkSlateGray]Sultan Mahmud, kolladığı fırsatı 1826'da yakaladı ve yaklaşık altı bin Yeniçeri'yi katlettirerek bu ocağı lağvetti.[/COLOR] [/B]Yerine Asakir–i Mansure–i Muhammediye'yi kurdu. Sultan II. Mahmud'un ikinci büyük inkılâbı ise, 3 Mart 1829'da ilân etmiş olduğu [B]"Kıyafet Nizamnâmesi"[/B] ile gerçekleştirmiş oldu. [B]Bu ferman ile, kavuk yasaklandı. Sarık ve cübbe ilmiye sınıfına (medrese ehline) hasredildi; başkasının bu kıyafetleri kullanması men' edildi. Ayrıca, padişah ve asker dahil olmak üzere, bütün devlet mensuplarının fes, setre ve pantolon giymesi mecburi hale getirildi. Ahaliden kimselerin de sarık, külah yerine, yine fes giymesi istendi. [/B] Özellikle, fes mecburiyetinin getirilmesi, halka büyük tepkilere sebep oldu. Tepki gösterenlere ise, çok şiddetli bir cezalandırma yöntemiyle karşı konuldu. [B]Tarih kaynakları, bu kılık–kıyafet inkılâbı hengâmesinde binlerce vatandaşın cezalandırıldığı ve hatta öldürüldüğünü bildiriyor.[/B] Bu tarihten Hicrî olarak yaklaşık yüz sene sonra ise, yine bir 3 Mart günü (1924) olmak üzere, çok büyük inkılâpların yapıldığı bilinmektedir. [COLOR=Purple][B][U]Fesat komitesi bozgunculuk yaptı[/U][/B][/COLOR] Sultan II. Mahmud devrinin mahiyeti hakkındaki en düşündürücü, en mânidar fikir ve yorumlar, [B]Nur Külliyatının en mahrem, en perdeli risâlelerinde[/B] yer alıyor. Şimdi, o perdeleri bir bir aralayarak o derin bahislere ulaşmaya çalışalım: * Adıyla, sanıyla hemen herkesin bildiği eserin adı Mektûbât. * Bu temel eserin Yirmi Dokuzuncu Mektubu. * Dokuz Kısım olan bu Mektubun Sekizinci Kısmı. * Sekiz Remiz'den ibaret olan bu kısmın ismi "Rumuzât–ı Semâniye." * Bu eserin bir diğer ismi ise "Hurufât–ı Kur'âniye Risâlesi." * Eserin makamı olan 29. Mektub'un ilgili yerinde şu açıklama var: [COLOR=Blue]"Sekizinci Kısım Olan Rumuzât–ı Semâniye: Sekiz Remizdir, yani sekiz küçük risâledir. Şu Remizlerin esâsı, ilm–i cifrin mühim bir düstûru ve ulûm–u hafiyenin mühim bir anahtarı ve bir kısım esrâr–ı gaybiye–i Kur’âniye'nin mühim bir miftâhı olan tevâfuktur. İleride başka bir mecmuada neşredileceğinden, buraya derc edilmedi."[/COLOR] (Age, s. 427) * Sultan II. Mahmud devrinin mahiyetine dair bilgi kaynağımız, işte bu Sekiz Remiz'li eserin "Dördüncü Remiz"inde yer alıyor. * Dördüncü Remiz'in bir diğer ismi de Kevser Sûresinden mülhemen "Kevser Risâlesi" olup "Sırr–ı İnnâ A'teyna"ya dairdir. [B]İşte, bu sekiz kat perdeli eserde, Sultan II. Mahmud devrinde zuhûr eden hadiselerin mahiyeti hakkında, ana hatlarıyla şu mânâ ve mesajlar nazara veriliyor: [/B] 1) 1808–9 yıllarında (Hicrî 1222...) Yeniçerilerin içine giren mason komitacıları, Yeniçeri Ocağını ifsat ederek, onları Hilâfete karşı isyana kışkırttı. 2) Yeniçeri Ocağını ıslâh etmeye çalışması gereken Halife Sultan Mahmud ise, Yeniçerileri kurban (venhar) etmeye mecbur kaldı. 3) Halife Sultan'ı şaşırtanlar, 1808'deki (1222) denemesinde başarısız kaldı; ancak, 1826'da (1242) neticeye ulaştı. Yani, orduyu kullandılar ve Ocağı söndürdüler. (Bu tarihten (Hicrî) yüz sene sonraki yıllarda da benzer hadiseler yaşandı. Mason komitelerinin kışkırtmasıyla, Hareket Ordusu 1909'da (1324) Halife'ye karşı isyan etti. 1924'te (1341–2) ise, Hilâfet makamı lağvedildi.) 4) Yeniçeri'yi kurban eden (yani "venhar"ı yapan) kişi, zahirde Halifedir. O ise, vekil–i Nebevî'dir. Fakat, asıl failleri göstermek lâzım. Bu da, mason komitesi ve Yeniçeri'nin içine giren fesat şebekesidir. * * * Bu ve benzeri tahlillerden istihraç ettiğimiz mânâyı nazara vermek gerekirse, şunları söylemek mümkün: Bilerek ve kasten, yani şuurî ve kasdî olarak bu fenalıkları (Yeniçeri Ocağını söndürme, kılık–kıyafet inkılâbını yapma, vesaire...) yapmamış. Belki, dip dalgası halinde cereyan eden fesat odaklarının maksat ve faaliyetlerini tam derk edemediği için, bu derece sert ve kanlı icraatlerde bulunmaya kendini mâzur ve mecbur hissetmiş. Dolayısıyla, onun durumu da bir derece torunu olan Sultan II. Abdulhamid'in durumuna benziyor. Kendisi iyi bir insan olmakla beraber, tatbik ettiği istibdat siyaseti fenâdır. Hak ve adâlet namına savunulamaz. Bu açıdan bakınca, Sultan Abdulhamid'e "Kızıl Sultan" demek ne derece yanlış ise, Sultan II. Mahmud'a bazılarının yakıştırmış olduğu "Gàvur Padişah" tâbiri de o derece yanlış ve yersizdir. NOT: Yukarıda ismini zikrettiğimiz "Kevser Risâlesi"nin Latince matbu nüshasını bizden talep etmeyiniz. Aslı piyasada yok. Var olanlar da, eksik, kifayetsiz ve ehliyetsiz eller tarafından hazırlanmıştır. Orijinali Osmanlıca elyazması olup tıpkı basımı müellifi tarafından men'edilmiştir. [U][COLOR=Red][B]14.02.2010[/B][/COLOR][/U] [U][COLOR=Red][B]ELİF-Yeniasya[/B][/COLOR][/U] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
İnkılâpçı padişah: II. Mahmud
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst