Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
İnsan Abdülhamid'in Saklı Yüzü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="molla_zehra" data-source="post: 81966" data-attributes="member: 30"><p style="text-align: right"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Sarayından “bizim ev” diye bahsedecek kadar </span></span></em></p> <p style="text-align: right"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">da mütevâzı’ kalmış olduğunu kaydetmek,</span></span></em></p> <p style="text-align: right"><em><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">çehresini tasvîre çalışırken muvafık olur.</span></span></em></p> <p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Nâhid Sırrı Örik</span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Dedem Mustafa Armağan’ın yengesi Hamide Nine, Bursa’daki evimize yatılı misafir olarak geldiğinde biz çocukları etrafına toplar, hatıralarını anlatır, ne zaman konu maaşların masraflara yetmediğine gelirse, takılmış plak gibi, “Ah evladım, Sultan Hamid devrinde bir bolluk vardı! Ondan sonra hiçbir şeyde bet bereket kalmadı” diye söylenir dururdu. Şimdilerde doğan çocuklar arasında Tayyip isminde bir artış görüldüğü gibi, o zaman da aileler kızları olursa Hamide, oğulları olursa Hamid ismini koymaya özenir, hatta dedem gibi hızını alamayıp kızına Atiye ismini koyanlar da eksik olmazdı. </span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">“Hepsini anladık da, bu Atiye de ne oluyor?” diyorsanız, bunun ilginç bir hikâyesi var. Zira Sultan II. Abdülhamid’in insan yönüne olduğu kadar ‘Baba’ imajına da demir atar sessizce. </span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Burhan Felek, çocukluk hatıralarını topladığı Hayal Belde Üsküdar’da Abdülhamid dönemine rastlayan kendi sünnet düğününde bizzat padişahın gönderdiği çeyrek altını avuçlarına aldığı zamanki heyecanını yazar. </span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">İster umumî, ister maruf ailelerin hususî düğünleri olsun, Rumî 19 Ağustos’ta, Padişahın cülûs gününde yapılırdı. Böylece hem Padişahın cülûsu için şenlikler olur, hem de düğün dernek eğlencelerine başka bir revnak verilmiş olurdu. Amma asıl dava, umumi yerlerde yapılan sünnetlerdeki çocukların beherine Padişahın gönderdiği bir altın lira çeyreği (İhsân-ı Şâhâne) verilmesiydi. Bir cülûsta böyle umumî düğünlerde kesilen (sünnet edilen) çocukların sayısı15-20 bin olsa bu ihsan Padişaha ancak 5 bin altına mal olabilirdi. Ama bu onun için büyük bir propaganda, çocuklar için de büyük bir sevinç kaynağı olurdu. İşte her sene 19 Ağustosta yapıla yapıla, sünnet mevsimi, günümüzde de Ağustos ortası ile Eylül ortası arasına yerleşmiş kalmıştır... her çocuğun başına gelen (!) bu macerada padişahın gönderdiği çeyrek lirayı da akşama doğru aldığımı hatırlarım.</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Tahta çıkış yıldönümü olan Rumi takvimle 19 Ağustos (Miladi takvimle 31 Ağustos’a denk gelir) tarihinde toplu sünnetler düzenleten Sultan Abdülhamid, böylece bugün dahi devam eden bir çift geleneği, yani sünnetlerin Ağustos ayında yapılması geleneği ile toplu sünnet törenleri geleneğini başlatmış oluyordu. Yani bugün eğer sünnet törenlerini, farkına varmadan Ağustos ayına kaydırıyorsak ve toplu sünnet diye yaygın bir uygulama varsa, her ikisini de Abdülhamid’in insan kalbine, özellikle de çocuk kalbini kazanma yönündeki mükemmel stratejisine borçluyuz. Artık törenlere çeyrek altın gönderen bir Abdülhamid Baba yok gerçi ama onun ayak izini sokaklarımızda görebiliyoruz hepimiz.</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">İşte “Atiye” ismini Urfa’daki bir ailenin içine kadar sokan şey, Sultanımızın, Tanzimat’la birlikte kimyası bozulan Devlet Baba imajını diriltmek ve halka, sahipsiz olmadıkları duygusunu yeniden aşılamak için gösterdiği olağanüstü çabanın sonucuydu. Bürokrasinin kekre yüzüyle muhatap ola ola devlete güveni derinden sarsılmış kitleleri yeniden sarıp sarmalayan ve kendilerini bir büyük ailenin üyeleri, padişahı da babaları gibi görmeleri yönünde güdümleyen Abdülhamid’in, bakanlarını ve vezir vüzerayı da yanına alarak halka o soğuk günlerde odun kömür temin etmek için nasıl seferber olduğunu yazmıyor maalesef tarihlerimiz.</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Onlar yazmıyor diye, yapılan iyilikler karşısında kalem sonsuza kadar susacak değil elbette. İşte Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyelerinden Nadir Özbek, ABD’de Binghampton Üniversitesi Tarih Bölümü’nde hazırladığı doktora tezinde, Abdülhamid’in bu yardımsever yönüne büyüteç tutuyor ve sonuçta ortaya inanılması güç bir tablo çıkıyor: Aydınların Kızıl Sultan dedikleri Abdülhamid’i halkımızın hâlâ neden bu denli sevdiğinin ipuçlarını buluyoruz bu kitapta.</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Görelim mi ipuçlarından birkaçını?</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">Önce şu “atiyye” meselesi... Atiyye-i seniyyeler, padişahın geniş bir kitleye sunduğu hediyelerdir. Bu hediyeler elbette sünnet düğünlerinde çocuklara birer çeyrek altın göndermekle sınırlı kalmamış, mezuniyet törenlerinde öğrencilere hediye kitap göndermekten tutun da, Üsküdar’da itfaiyeci Mehmet Efendi’nin 7 – 8 yaşlarındaki zavallı sakat kızına protez bacak yaptırmaya kadar uzanan gerçek bir yardım seferberliğine dönüşmüştür. </span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 12px">..........</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Georgia'"><span style="font-size: 10px"><strong>Mustafa Armağan</strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="molla_zehra, post: 81966, member: 30"] [RIGHT][I][FONT=Georgia][SIZE=3]Sarayından “bizim ev” diye bahsedecek kadar [/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Georgia][SIZE=3]da mütevâzı’ kalmış olduğunu kaydetmek,[/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Georgia][SIZE=3]çehresini tasvîre çalışırken muvafık olur.[/SIZE][/FONT][/I] [I][B][FONT=Georgia][SIZE=3]Nâhid Sırrı Örik[/SIZE][/FONT][/B][/I][/RIGHT] [LEFT][FONT=Georgia][SIZE=3]Dedem Mustafa Armağan’ın yengesi Hamide Nine, Bursa’daki evimize yatılı misafir olarak geldiğinde biz çocukları etrafına toplar, hatıralarını anlatır, ne zaman konu maaşların masraflara yetmediğine gelirse, takılmış plak gibi, “Ah evladım, Sultan Hamid devrinde bir bolluk vardı! Ondan sonra hiçbir şeyde bet bereket kalmadı” diye söylenir dururdu. Şimdilerde doğan çocuklar arasında Tayyip isminde bir artış görüldüğü gibi, o zaman da aileler kızları olursa Hamide, oğulları olursa Hamid ismini koymaya özenir, hatta dedem gibi hızını alamayıp kızına Atiye ismini koyanlar da eksik olmazdı. [/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]“Hepsini anladık da, bu Atiye de ne oluyor?” diyorsanız, bunun ilginç bir hikâyesi var. Zira Sultan II. Abdülhamid’in insan yönüne olduğu kadar ‘Baba’ imajına da demir atar sessizce. [/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]Burhan Felek, çocukluk hatıralarını topladığı Hayal Belde Üsküdar’da Abdülhamid dönemine rastlayan kendi sünnet düğününde bizzat padişahın gönderdiği çeyrek altını avuçlarına aldığı zamanki heyecanını yazar. [/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]İster umumî, ister maruf ailelerin hususî düğünleri olsun, Rumî 19 Ağustos’ta, Padişahın cülûs gününde yapılırdı. Böylece hem Padişahın cülûsu için şenlikler olur, hem de düğün dernek eğlencelerine başka bir revnak verilmiş olurdu. Amma asıl dava, umumi yerlerde yapılan sünnetlerdeki çocukların beherine Padişahın gönderdiği bir altın lira çeyreği (İhsân-ı Şâhâne) verilmesiydi. Bir cülûsta böyle umumî düğünlerde kesilen (sünnet edilen) çocukların sayısı15-20 bin olsa bu ihsan Padişaha ancak 5 bin altına mal olabilirdi. Ama bu onun için büyük bir propaganda, çocuklar için de büyük bir sevinç kaynağı olurdu. İşte her sene 19 Ağustosta yapıla yapıla, sünnet mevsimi, günümüzde de Ağustos ortası ile Eylül ortası arasına yerleşmiş kalmıştır... her çocuğun başına gelen (!) bu macerada padişahın gönderdiği çeyrek lirayı da akşama doğru aldığımı hatırlarım.[/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]Tahta çıkış yıldönümü olan Rumi takvimle 19 Ağustos (Miladi takvimle 31 Ağustos’a denk gelir) tarihinde toplu sünnetler düzenleten Sultan Abdülhamid, böylece bugün dahi devam eden bir çift geleneği, yani sünnetlerin Ağustos ayında yapılması geleneği ile toplu sünnet törenleri geleneğini başlatmış oluyordu. Yani bugün eğer sünnet törenlerini, farkına varmadan Ağustos ayına kaydırıyorsak ve toplu sünnet diye yaygın bir uygulama varsa, her ikisini de Abdülhamid’in insan kalbine, özellikle de çocuk kalbini kazanma yönündeki mükemmel stratejisine borçluyuz. Artık törenlere çeyrek altın gönderen bir Abdülhamid Baba yok gerçi ama onun ayak izini sokaklarımızda görebiliyoruz hepimiz.[/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]İşte “Atiye” ismini Urfa’daki bir ailenin içine kadar sokan şey, Sultanımızın, Tanzimat’la birlikte kimyası bozulan Devlet Baba imajını diriltmek ve halka, sahipsiz olmadıkları duygusunu yeniden aşılamak için gösterdiği olağanüstü çabanın sonucuydu. Bürokrasinin kekre yüzüyle muhatap ola ola devlete güveni derinden sarsılmış kitleleri yeniden sarıp sarmalayan ve kendilerini bir büyük ailenin üyeleri, padişahı da babaları gibi görmeleri yönünde güdümleyen Abdülhamid’in, bakanlarını ve vezir vüzerayı da yanına alarak halka o soğuk günlerde odun kömür temin etmek için nasıl seferber olduğunu yazmıyor maalesef tarihlerimiz.[/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]Onlar yazmıyor diye, yapılan iyilikler karşısında kalem sonsuza kadar susacak değil elbette. İşte Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyelerinden Nadir Özbek, ABD’de Binghampton Üniversitesi Tarih Bölümü’nde hazırladığı doktora tezinde, Abdülhamid’in bu yardımsever yönüne büyüteç tutuyor ve sonuçta ortaya inanılması güç bir tablo çıkıyor: Aydınların Kızıl Sultan dedikleri Abdülhamid’i halkımızın hâlâ neden bu denli sevdiğinin ipuçlarını buluyoruz bu kitapta.[/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]Görelim mi ipuçlarından birkaçını?[/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]Önce şu “atiyye” meselesi... Atiyye-i seniyyeler, padişahın geniş bir kitleye sunduğu hediyelerdir. Bu hediyeler elbette sünnet düğünlerinde çocuklara birer çeyrek altın göndermekle sınırlı kalmamış, mezuniyet törenlerinde öğrencilere hediye kitap göndermekten tutun da, Üsküdar’da itfaiyeci Mehmet Efendi’nin 7 – 8 yaşlarındaki zavallı sakat kızına protez bacak yaptırmaya kadar uzanan gerçek bir yardım seferberliğine dönüşmüştür. [/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=3]..........[/SIZE][/FONT] [FONT=Georgia][SIZE=2][B]Mustafa Armağan[/B][/SIZE][/FONT][/LEFT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
İnsan Abdülhamid'in Saklı Yüzü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst