Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
İnsan Hayatının Gayeleri...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="topraktoprak" data-source="post: 220164" data-attributes="member: 11795"><p><em><img src="http://img2.blogcu.com/images/g/r/i/griya/golgeli_hayat.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></em></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><em><span style="color: red"><span style="font-size: 15px">Soru: </span></span></em></span></p><p><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px">11. Söz'deki hayatın gayelerini, mahiyetini ve suretini misaller ile açıklayabilir misiniz?</span></span></span></em></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="color: red"><span style="font-family: 'Arial Black'">Cevap: </span></span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><em><span style="color: #800080">Varlıkların var oluş nedenleri üzerinde insanlar sürekli kafa yordukları halde vahyin dışındaki düşünceler karanlık bir yolda önünü el yordamı ile belirlemeye çalışan kişilerin görüş mesafesini aşamamışlardır. Bu yolda pek çok felsefe adamı kafa patlatırcasına uğraş vermiş, ancak gerçek manada insanın ve diğer varlıkların var oluş gayeleri hakkında bir fikir birliğine varamamışlardır.</span></em></span></span></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Peygamberler vahyin taşıyıcıları olarak bu varlıkları yaratan zatın doğru habercileri olarak kâinatın, varlıkların ve insanın yaratılış gayelerini çok net ve ittifakla aynı şekilde açıklamışlardır.</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Kur’an-ı Kerim’in ayetleri ışığında bu konuda akla gelebilecek soruları da göz önünde bulunduran Said Nursi, varoluş nedenleri ve yaratıcının “yaratma” isteğini, Allah’ın kendini kitabında vasıflandırdığı isimlerle (esma-i Hüsna ile) izah etmektedir. </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Esmanın eşyada tecelli ve tezahürleri varlığı ve yaratma faaliyetinin nedenini anlamada anahtar kavramlardır. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Said Nursi ayrıca insana verilen pek çok duygu ve cihazların da bu konuyu (hayatın ve varlıkların gayelerini) anlamada bir vahid-i kiyasi (bir ölçü aleti) olarak nazara vermektedir. </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Özellikle insana takılan “ene” yani “ben duygusu”nun yaratıcının fiillerini anlamada ölçü olarak kullanılması, konuyu açıklığa kavuşturmada önemli bir ipucu olmuştur. Diğer duygu ve aletlerin her birisinin gayesi de Allah’ın nimetlerini anlamada ve tartmada insan için şükür, muhabbet ve marifet aleti olacağını belirtmektedir.</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Kâinatta görülen sonsuz güzellikteki varlıkların teşhir edilerek sergilenmelerinin nedeni olarak Allah’ın Cemal ve Kemal sıfatlarının bir tezahürü, yansıması ve gereği olduğunu Nur Risalelerinin çeşitli yerlerinde anlatan </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Bediüzzaman, bu isimlerin tezahürlerini seyretmek üzere, müştak seyircilerin ve mütehayyir istihsan edicilerin (hayretle Allah’a sığınanların) varlığının gerekliliğine vurgu yapmıştır. </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">İnsanların yaratılışının gerçek gayesinin bu âlem sergilerine davet edilen şuur sahibi varlıklar olarak, hayret içinde tebrik ve teşekkür duyguları ile harika sanatları takdir edebilme kabiliyetleridir. </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Peygamberleri de bu âlemin sergi saraylarına davet edilen şuurlu varlıkların muallimi, onları davet eden zatın habercileri ve onları bu âleme davet eden zatın davetlilerden nasıl razı olacağını anlatan ve bu sergi saraylarında nasıl gezileceğini bildiren birer öğretici olarak anlatmaktadır.</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Esma-i Hüsna ile ebedi bir hayatın, ölümden sonraki dirilme ve bâkî bir hayatın ispatının anlatıldığı “Haşir Risalesinde (10. Söz); </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Allah’ın Cemal ve Kemal sıfatlarına sahip olduğu ve bu isimlerin tezahürleri olan misilsiz güzellikleri ve gizli defineleri olan yaratıcının, bunları önce bizzat kendisinin müşahede ettiği, daha sonra başkalarının nazarıyla bakmak için şuur sahibi varlıkları da yarattığı belirtilmiştir.</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">“İşte şu derece âli, nazirsiz (Benzersiz), gizli bir cemal (güzellik) ise, kendi mehâsinini(güzelliklerini)bir mir'atta (aynada)görmek ve hüsnünün derecâtını (güzelliğinin derecelerini) ve cemâlinin mikyaslarını (kıyaslamalarını) zîşuur (şuurlu) ve müştak (çok istekli) bir aynada müşahede etmek (görmek) istediği gibi, başkalarının nazarıyla yine sevgili cemâline bakmak için, görünmek de ister. Demek, iki vecihle (şekilde) kendi cemâline bakmak; biri, her biri başka başka renkte olan aynalarda bizzat müşahede etmek; diğeri, müştak olan seyirci ve mütehayyir (hayrette) olan istihsancıların (Allah’a sığınıcıların) müşahedesiyle (görmeleri ile) müşahede etmek (görmek) ister. Demek, hüsün ve cemal, görmek ve görünmek ister. Görmek, görünmek ise, müştak seyirci, mütehayyir istihsan edicilerin vücudunu ister.”</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red">(10. Söz 4. Hakikat)</span></span></span></em></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">İşaratu’l-İ’caz adlı tefsirinde de; “….Hamdin en meşhur mânâsı, sıfât-ı kemâliyeyi izhar etmektir (mükemmel sıfatları göstermektir). </span></span></em></span></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Şöyle ki: Cenab-ı Hak, insanı, kâinata câmi (her şeyi içinde toplayan) bir nüsha ve on sekiz bin âlemi hâvi (ihtiva eden) şu büyük âlemin kitabına bir fihrist olarak yaratmıştır. Ve Esma-i Hüsnâdan her birisinin tecellîgâhı olan her bir âlemden bir örnek, bir nümune, insanın cevherinde vedîa (emanet) bırakmıştır. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Eğer insan, maddî ve manevî her bir uzvunu Allah'ın emrettiği yere sarf etmekle hamdin şubelerinden olan şükr-ü örfîyi (âdet olan şükrü) îfa (eder) ve şeriate (Allah’ın emirlerine) imtisal ederse (uyarsa), insanın cevherinde vedîa bırakılan o örneklerin her birisi, kendi âlemine bir pencere olur. İnsan, o pencereden, o âleme bakar ve o âleme tecellî eden sıfatla o âlemden tezahür eden isme bir mir'at ve bir ayna olur. </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">O vakit insan, ruhuyla, cismiyle âlem-i şehadet (görünen âlem) ve âlem-i gayba (görünmeyen âleme) bir hülâsa (öz) olur ve her iki âleme tecellî eden, insana da tecellî eder. İşte bu cihetle, insan, sıfât-ı kemâliye-i İlâhiyeye (İlahi kemalin sıfatlarına) hem mazhar olur, hem muzhir (gösteren) olur. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Nitekim Muhyiddin-i Arabî, “Ben gizli bilinmez bir hazine idim. Mahlukatı yarattım ki, beni tanısınlar.</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">”(İşaratü’l-İ’caz, s: 23; Hadis Kaynağı için bkz. Keşfu’l-Hafa, 2:13) </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Hadîs-i şerifinin beyanında, "Mahlûkatı yarattım ki, Bana bir ayna olsun ve o aynada cemâlimi göreyim." demiştir.</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Bu ifadeleri 11. Söz’de biraz daha açan Bediüzzaman; </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">“Her cemal ve kemal sahibi kendi cemal ve kemâlini görmek ve göstermek istemesi sırrınca, o sultan-ı zîşan dahi istedi ki, bir meşher (gösteri yeri) açsın, içinde sergiler dizsin, ta nâsın enzarında (insanların nazarlarında) saltanatının haşmetini, hem servetinin şaşaasını, hem kendi san'atının harikalarını, hem kendi marifetinin garibelerini izhar edip göstersin. </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Ta, cemal ve kemâl-i mânevîsini iki vecihle müşahede etsin: Bir vechi, bizzat nazar-ı dekaik-âşinâsıyla (Kendi çok hassas nazarıyla) görsün. </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">Diğeri, gayrın (başkasının) nazarıyla baksın.” diyerek yine bu enteresan risalenin sonunda insana takılan duygu ve cihazların gayelerini kısaca şöyle anlatmaktadır.</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Black'"><span style="color: red">İnsan Hayatının Gayeleri</span></span></span></em></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><em>1-</em></span></span></span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><em><span style="color: #800080">İnsana takılan çok çeşitli duyguların terazileri ile ilahi rahmet hazinelerinden sunulan nimetleri her bir duygu ile hissederek “KÜLLİ ŞÜKRETMEK”,</span></em></span></span></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red">2</span></span></span></em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><em><span style="color: #800080">-İnsanın fıtratına konulan, yaratılıştan insana verilen cihaz ve aletlerin anahtarları ile Allah’ın Kudsi isimlerinin gizli definelerini açarak o zatı o esma ile “TANIMAKTIR”,</span></em></span></span></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red">3</span></span></span></em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><em><span style="color: #800080">-Dünya denilen (teşhirgah-ı âlemde) sergilerde diğer mahlûkat nazarında esma-i ilahiyenin tezahürleri olan garip sanatlarını ve latif cilvelerini BİLEREK hayatınla TEŞHİR VE İZHAR etmektir. Adeta bir sanatkârın eserlerini üzerlerinde giyerek diğer seyircilere sunum ve gösteri (teşhir ve izhar) yapan modeller gibi bilerek hayatınla modelliğini yapmaktır. Bu anlamda her hayat sahibi özellikli bilinç –şuur sahibi insanların hayatlarının gayesi, Allahın isimlerinin tezahür ve tecellileri olan garip sanatları hayatları ile diğer tüm varlıklara DÜNYA GÖSTERİM MERKEZİNDE sunmaktır.</span></em></span></span></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red">4</span></span></span></em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><em><span style="color: #800080">- Hayatı veren ve onu devam ettiren Allah’ın Rab isminin tecellisi olan hayatın devamında lisan-ı kal (söz) ve lisan-ı hal dilleri ile Rububiyetine karşı ubudiyetini ilan etmektir. Açıktan yapılması farz olan ibadetlerle özellikle namaz ile ve namaza davet olan ezanın tabirleri ile UBUDİYETİ/KULLUĞU diğer varlıklara, âleme ilan etmektir. Tekbir, tesbih, tehlil (Lâ ilâhe illâllah sözünü tekrarlama), namaz ve ezanın diğer tabirleri bir kavli dua olmanın ötesinde âleme insanların hayatları ile bir ubudiyet ilanlarıdır.</span></em></span></span></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red">5-</span></span></span></em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><em><span style="color: #800080"> Hayatın bir diğer gayesi, hayatı yaratanın huzuruna görünmektir. Şahid-i Ezeli tabiri ile kendi Cemal ve Kemalinin tecellilerini önce bizzat müşahede eden, sonra müştak olan seyirci ve mütehayyir olan istihsan edicilerin nazarıyla müşahede etmek istemesi sırrınca, hayatla varlıklar ve özellikle insanlar o Şahid-i Ezelinin huzurunda bir resmigeçit töreninde Esma-i İlahiyenin cilveleri olan insanlığın tüm güzel duygu ve latifelerini o resmigeçit töreninde Şahid-i Ezeli olan Yaratıcılarının, Allah’ın müşahedesine sunmaktır.</span></em></span></span></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red">6- </span></span></span></em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><em><span style="color: #800080">Hayat sahipleri hayatları ile bu hayatın teşekkürünü TAHİYYAT, TESBİHAT VE ARZ-I UBUDİYET ile bilerek yaratıcılarına sunmak ve tefekkürle ŞEHADET etmektir.</span></em></span></span></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red">7-</span></span></span></em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><em><span style="color: #800080"> İnsan hayatının bir önemli gayesi de insana verilen ve insanın gücü ve kuvveti ile sınırlı olan “cüz’i ilim”, “cüz’i kudret” ve cüz’i irade” gibi duygular sayesinde Allah’ın mutlak ve sınırsız olan “mutlak ilim, kudret ve irade” sıfatlarını anlamada bir ölçü (vahid-i kiyasi) yaparak anlamaktır.</span></em></span></span></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red">8-</span></span></span></em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><em><span style="color: #800080"> Hayat ile insan, şu alemdeki mevcudatın her birisinin kendine mahsus diller ile yaratıcılarının vahdaniyetine ve Sani’lerinin Rububiyetine (Sanatkarlarının terbiye ediciliğine) dair yaptıkları ilanları fehmetmek/anlamaktır.</span></em></span></span></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red">9-</span></span></span></em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><em><span style="color: #800080"> İnsan hayatındaki “acz-zaaf”, “fakr-ihtiyaç” ikilemleri ile yaratıcının kudret ve gınasını/ zenginliğini ölçebilmektir. Kendi aczi ve zaafı ile yaratıcının kudretini, fakr ve ihtiyaçlarının sonsuzluğu ile de Rabbinin gına ve zenginliğini hayatla öğrenmektir. Rububiyetin gücünün derecesini anlamaktır. </span></em></span></span></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #800080">(Bkz. Sözler,11. Söz, 10. Söz 4. Hakikat, İşaratü’l-İ’caz, s:17-24)</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: blue">Alıntı</span></span></span></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="topraktoprak, post: 220164, member: 11795"] [I][IMG]http://img2.blogcu.com/images/g/r/i/griya/golgeli_hayat.jpg[/IMG][/I] [FONT=Comic Sans MS][I][COLOR=red][SIZE=4]Soru: [/SIZE][/COLOR][/I][/FONT] [I][FONT=Comic Sans MS][COLOR=blue][SIZE=4]11. Söz'deki hayatın gayelerini, mahiyetini ve suretini misaller ile açıklayabilir misiniz?[/SIZE][/COLOR][/FONT][/I] [SIZE=3][I][COLOR=red][FONT=Arial Black]Cevap: [/FONT][/COLOR][/I][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][I][COLOR=#800080]Varlıkların var oluş nedenleri üzerinde insanlar sürekli kafa yordukları halde vahyin dışındaki düşünceler karanlık bir yolda önünü el yordamı ile belirlemeye çalışan kişilerin görüş mesafesini aşamamışlardır. Bu yolda pek çok felsefe adamı kafa patlatırcasına uğraş vermiş, ancak gerçek manada insanın ve diğer varlıkların var oluş gayeleri hakkında bir fikir birliğine varamamışlardır.[/COLOR][/I][/SIZE][/FONT] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Peygamberler vahyin taşıyıcıları olarak bu varlıkları yaratan zatın doğru habercileri olarak kâinatın, varlıkların ve insanın yaratılış gayelerini çok net ve ittifakla aynı şekilde açıklamışlardır.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Kur’an-ı Kerim’in ayetleri ışığında bu konuda akla gelebilecek soruları da göz önünde bulunduran Said Nursi, varoluş nedenleri ve yaratıcının “yaratma” isteğini, Allah’ın kendini kitabında vasıflandırdığı isimlerle (esma-i Hüsna ile) izah etmektedir. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Esmanın eşyada tecelli ve tezahürleri varlığı ve yaratma faaliyetinin nedenini anlamada anahtar kavramlardır. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Said Nursi ayrıca insana verilen pek çok duygu ve cihazların da bu konuyu (hayatın ve varlıkların gayelerini) anlamada bir vahid-i kiyasi (bir ölçü aleti) olarak nazara vermektedir. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Özellikle insana takılan “ene” yani “ben duygusu”nun yaratıcının fiillerini anlamada ölçü olarak kullanılması, konuyu açıklığa kavuşturmada önemli bir ipucu olmuştur. Diğer duygu ve aletlerin her birisinin gayesi de Allah’ın nimetlerini anlamada ve tartmada insan için şükür, muhabbet ve marifet aleti olacağını belirtmektedir.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Kâinatta görülen sonsuz güzellikteki varlıkların teşhir edilerek sergilenmelerinin nedeni olarak Allah’ın Cemal ve Kemal sıfatlarının bir tezahürü, yansıması ve gereği olduğunu Nur Risalelerinin çeşitli yerlerinde anlatan [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Bediüzzaman, bu isimlerin tezahürlerini seyretmek üzere, müştak seyircilerin ve mütehayyir istihsan edicilerin (hayretle Allah’a sığınanların) varlığının gerekliliğine vurgu yapmıştır. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]İnsanların yaratılışının gerçek gayesinin bu âlem sergilerine davet edilen şuur sahibi varlıklar olarak, hayret içinde tebrik ve teşekkür duyguları ile harika sanatları takdir edebilme kabiliyetleridir. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Peygamberleri de bu âlemin sergi saraylarına davet edilen şuurlu varlıkların muallimi, onları davet eden zatın habercileri ve onları bu âleme davet eden zatın davetlilerden nasıl razı olacağını anlatan ve bu sergi saraylarında nasıl gezileceğini bildiren birer öğretici olarak anlatmaktadır.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Esma-i Hüsna ile ebedi bir hayatın, ölümden sonraki dirilme ve bâkî bir hayatın ispatının anlatıldığı “Haşir Risalesinde (10. Söz); [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Allah’ın Cemal ve Kemal sıfatlarına sahip olduğu ve bu isimlerin tezahürleri olan misilsiz güzellikleri ve gizli defineleri olan yaratıcının, bunları önce bizzat kendisinin müşahede ettiği, daha sonra başkalarının nazarıyla bakmak için şuur sahibi varlıkları da yarattığı belirtilmiştir.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]“İşte şu derece âli, nazirsiz (Benzersiz), gizli bir cemal (güzellik) ise, kendi mehâsinini(güzelliklerini)bir mir'atta (aynada)görmek ve hüsnünün derecâtını (güzelliğinin derecelerini) ve cemâlinin mikyaslarını (kıyaslamalarını) zîşuur (şuurlu) ve müştak (çok istekli) bir aynada müşahede etmek (görmek) istediği gibi, başkalarının nazarıyla yine sevgili cemâline bakmak için, görünmek de ister. Demek, iki vecihle (şekilde) kendi cemâline bakmak; biri, her biri başka başka renkte olan aynalarda bizzat müşahede etmek; diğeri, müştak olan seyirci ve mütehayyir (hayrette) olan istihsancıların (Allah’a sığınıcıların) müşahedesiyle (görmeleri ile) müşahede etmek (görmek) ister. Demek, hüsün ve cemal, görmek ve görünmek ister. Görmek, görünmek ise, müştak seyirci, mütehayyir istihsan edicilerin vücudunu ister.”[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=red](10. Söz 4. Hakikat)[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]İşaratu’l-İ’caz adlı tefsirinde de; “….Hamdin en meşhur mânâsı, sıfât-ı kemâliyeyi izhar etmektir (mükemmel sıfatları göstermektir). [/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Şöyle ki: Cenab-ı Hak, insanı, kâinata câmi (her şeyi içinde toplayan) bir nüsha ve on sekiz bin âlemi hâvi (ihtiva eden) şu büyük âlemin kitabına bir fihrist olarak yaratmıştır. Ve Esma-i Hüsnâdan her birisinin tecellîgâhı olan her bir âlemden bir örnek, bir nümune, insanın cevherinde vedîa (emanet) bırakmıştır. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Eğer insan, maddî ve manevî her bir uzvunu Allah'ın emrettiği yere sarf etmekle hamdin şubelerinden olan şükr-ü örfîyi (âdet olan şükrü) îfa (eder) ve şeriate (Allah’ın emirlerine) imtisal ederse (uyarsa), insanın cevherinde vedîa bırakılan o örneklerin her birisi, kendi âlemine bir pencere olur. İnsan, o pencereden, o âleme bakar ve o âleme tecellî eden sıfatla o âlemden tezahür eden isme bir mir'at ve bir ayna olur. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]O vakit insan, ruhuyla, cismiyle âlem-i şehadet (görünen âlem) ve âlem-i gayba (görünmeyen âleme) bir hülâsa (öz) olur ve her iki âleme tecellî eden, insana da tecellî eder. İşte bu cihetle, insan, sıfât-ı kemâliye-i İlâhiyeye (İlahi kemalin sıfatlarına) hem mazhar olur, hem muzhir (gösteren) olur. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Nitekim Muhyiddin-i Arabî, “Ben gizli bilinmez bir hazine idim. Mahlukatı yarattım ki, beni tanısınlar.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]”(İşaratü’l-İ’caz, s: 23; Hadis Kaynağı için bkz. Keşfu’l-Hafa, 2:13) [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Hadîs-i şerifinin beyanında, "Mahlûkatı yarattım ki, Bana bir ayna olsun ve o aynada cemâlimi göreyim." demiştir.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Bu ifadeleri 11. Söz’de biraz daha açan Bediüzzaman; [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]“Her cemal ve kemal sahibi kendi cemal ve kemâlini görmek ve göstermek istemesi sırrınca, o sultan-ı zîşan dahi istedi ki, bir meşher (gösteri yeri) açsın, içinde sergiler dizsin, ta nâsın enzarında (insanların nazarlarında) saltanatının haşmetini, hem servetinin şaşaasını, hem kendi san'atının harikalarını, hem kendi marifetinin garibelerini izhar edip göstersin. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Ta, cemal ve kemâl-i mânevîsini iki vecihle müşahede etsin: Bir vechi, bizzat nazar-ı dekaik-âşinâsıyla (Kendi çok hassas nazarıyla) görsün. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080]Diğeri, gayrın (başkasının) nazarıyla baksın.” diyerek yine bu enteresan risalenin sonunda insana takılan duygu ve cihazların gayelerini kısaca şöyle anlatmaktadır.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Arial Black][COLOR=red]İnsan Hayatının Gayeleri[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=red][I]1-[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][I][COLOR=#800080]İnsana takılan çok çeşitli duyguların terazileri ile ilahi rahmet hazinelerinden sunulan nimetleri her bir duygu ile hissederek “KÜLLİ ŞÜKRETMEK”,[/COLOR][/I][/FONT][/SIZE] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=red]2[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][I][COLOR=#800080]-İnsanın fıtratına konulan, yaratılıştan insana verilen cihaz ve aletlerin anahtarları ile Allah’ın Kudsi isimlerinin gizli definelerini açarak o zatı o esma ile “TANIMAKTIR”,[/COLOR][/I][/FONT][/SIZE] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=red]3[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][I][COLOR=#800080]-Dünya denilen (teşhirgah-ı âlemde) sergilerde diğer mahlûkat nazarında esma-i ilahiyenin tezahürleri olan garip sanatlarını ve latif cilvelerini BİLEREK hayatınla TEŞHİR VE İZHAR etmektir. Adeta bir sanatkârın eserlerini üzerlerinde giyerek diğer seyircilere sunum ve gösteri (teşhir ve izhar) yapan modeller gibi bilerek hayatınla modelliğini yapmaktır. Bu anlamda her hayat sahibi özellikli bilinç –şuur sahibi insanların hayatlarının gayesi, Allahın isimlerinin tezahür ve tecellileri olan garip sanatları hayatları ile diğer tüm varlıklara DÜNYA GÖSTERİM MERKEZİNDE sunmaktır.[/COLOR][/I][/FONT][/SIZE] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=red]4[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][I][COLOR=#800080]- Hayatı veren ve onu devam ettiren Allah’ın Rab isminin tecellisi olan hayatın devamında lisan-ı kal (söz) ve lisan-ı hal dilleri ile Rububiyetine karşı ubudiyetini ilan etmektir. Açıktan yapılması farz olan ibadetlerle özellikle namaz ile ve namaza davet olan ezanın tabirleri ile UBUDİYETİ/KULLUĞU diğer varlıklara, âleme ilan etmektir. Tekbir, tesbih, tehlil (Lâ ilâhe illâllah sözünü tekrarlama), namaz ve ezanın diğer tabirleri bir kavli dua olmanın ötesinde âleme insanların hayatları ile bir ubudiyet ilanlarıdır.[/COLOR][/I][/FONT][/SIZE] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=red]5-[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][I][COLOR=#800080] Hayatın bir diğer gayesi, hayatı yaratanın huzuruna görünmektir. Şahid-i Ezeli tabiri ile kendi Cemal ve Kemalinin tecellilerini önce bizzat müşahede eden, sonra müştak olan seyirci ve mütehayyir olan istihsan edicilerin nazarıyla müşahede etmek istemesi sırrınca, hayatla varlıklar ve özellikle insanlar o Şahid-i Ezelinin huzurunda bir resmigeçit töreninde Esma-i İlahiyenin cilveleri olan insanlığın tüm güzel duygu ve latifelerini o resmigeçit töreninde Şahid-i Ezeli olan Yaratıcılarının, Allah’ın müşahedesine sunmaktır.[/COLOR][/I][/FONT][/SIZE] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=red]6- [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][I][COLOR=#800080]Hayat sahipleri hayatları ile bu hayatın teşekkürünü TAHİYYAT, TESBİHAT VE ARZ-I UBUDİYET ile bilerek yaratıcılarına sunmak ve tefekkürle ŞEHADET etmektir.[/COLOR][/I][/FONT][/SIZE] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=red]7-[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][I][COLOR=#800080] İnsan hayatının bir önemli gayesi de insana verilen ve insanın gücü ve kuvveti ile sınırlı olan “cüz’i ilim”, “cüz’i kudret” ve cüz’i irade” gibi duygular sayesinde Allah’ın mutlak ve sınırsız olan “mutlak ilim, kudret ve irade” sıfatlarını anlamada bir ölçü (vahid-i kiyasi) yaparak anlamaktır.[/COLOR][/I][/FONT][/SIZE] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=red]8-[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][I][COLOR=#800080] Hayat ile insan, şu alemdeki mevcudatın her birisinin kendine mahsus diller ile yaratıcılarının vahdaniyetine ve Sani’lerinin Rububiyetine (Sanatkarlarının terbiye ediciliğine) dair yaptıkları ilanları fehmetmek/anlamaktır.[/COLOR][/I][/FONT][/SIZE] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=red]9-[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][I][COLOR=#800080] İnsan hayatındaki “acz-zaaf”, “fakr-ihtiyaç” ikilemleri ile yaratıcının kudret ve gınasını/ zenginliğini ölçebilmektir. Kendi aczi ve zaafı ile yaratıcının kudretini, fakr ve ihtiyaçlarının sonsuzluğu ile de Rabbinin gına ve zenginliğini hayatla öğrenmektir. Rububiyetin gücünün derecesini anlamaktır. [/COLOR][/I][/FONT][/SIZE] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#800080](Bkz. Sözler,11. Söz, 10. Söz 4. Hakikat, İşaratü’l-İ’caz, s:17-24)[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=blue]Alıntı[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
İnsan Hayatının Gayeleri...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst