Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
İnsan İbadetle Kemale Erer
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="GÖNÜLSIZIM" data-source="post: 213195" data-attributes="member: 11723"><p><strong><em><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">"(Ben, insanları ve cinleri ancak</span></span></em></strong></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen"><strong><em>(</em></strong><strong><em>Bana. ibadet etsinler diye yarattım."</em></strong></span></span></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">(Zariyat Suresi, 51/86)</span></span></em></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">İbadetin çendan zahirî bir ağırlığı var. Fakat manasında öyle bir rahatlık ve hafiflik var ki, tarif edilmez. Çünkü âbid namazında der: "Eşhedü en lâ ilahe illallah." Yani, "Hâlık ve Rezzak O'ndan başka yoktur. Zarar ve menfaat O'nun elindedir. O hem Hakîm'dir, abes iş yapmaz; hem Rahim'dir, ihsanı, merhameti çoktur" diye itikat ettiğinden, her şeyde bir hazine-i rahmet kapısını bulur, dua ile çalar. Hem her şeyi kendi Rabbisinin emrine musahhar görür. Rabbisine iltica eder, tevekkül ile istinat edip her musibete karşı tahassun eder. İmanı ona bir emniyet-i tâmme verir.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Evet, her hakikî hasenat gibi, cesaretin dahi menbaı imandır, ubudiyettir. Her seyyiât gibi cebânetin dahi menbaı dalâlettir. Evet, tam münevverü'l-kalp bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimaldir ki, onu korkutmaz. Belki, harika bir kudret-i Samedâniyeyi lezzetli bir hayretle seyredecek. Fakat, meşhur bir münevverü'l-akıl denilen kalpsiz bir fâsık feylesof ise, gökte bir kuyrukluyıldızı görse, yerde titrer, "Acaba bu serseri yıldız arzımıza çarpmasın mı?" der, evhama düşer. (Bir vakit böyle bir yıldızdan koca Amerika titredi. Çokları gece vakti hanelerini terk ettiler.)</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Evet, insan nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde, sermayesi hiç hükmünde bir şey... Hem nihayetsiz musibetlere maruz olduğu halde, iktidarı hiç hükmünde bir şey... Âdeta sermaye ve iktidar dairesi, eli nereye yetişirse o kadardır. Fakat emelleri, arzuları ve elemleri ve belâları ise, dairesi, gözü, hayali nereye yetişirse ve gidinceye kadar geniştir. İşte bu derece âciz ve zayıf, fakir ve muhtaç olan ruh-u beşere ibadet, tevekkül, tevhit, teslim, ne kadar a-zîm bir kâr, bir saadet, bir nimet olduğunu, bütün bütün kör olmayan görür, derk eder.32</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">İbadet nedir?</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Bazıları ibadet ve ubudiyete bilinenden daha farklı manalar da yüklemişlerdir. Elbette insan, takvasının boyutuna göre ibadeti daha şümullü, daha kapsamlı olarak düşünebilir ve hayatına da böyle tatbik edebilir. İşte bunlardan bazıları:</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">ı. Kulluğunu tam tekmil yerine getirirken bile, bilmediği kusurlarının var olabileceğini düşünerek, onların korkusuyla ürperme.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">2. Başlangıçta kusursuz bir teşebbüs ve iradenin hakkını verme, neticenin değerlendirilmesinde de kendi havi ve kuvvetinden teberri etme... Allah'ın ezeli ve ebedî rububiyetine karşı hayatın bütün saniye ve saliselerini kulluk şuuru ile bezeme.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">3. Bütün vücudî şeyleri, O'nun ziyasının gölgesi olarak görüp, onları gasp ve temellük etmeme ve övünmeme, yokluklarında da miskinleşmeme.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">32 Bediüzzaman Said Nursî, Sözler (Üçüncü Söz), s. 44, Söz Basım Yayın.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">4. Her zaman vicdanda ona intisap şerefinin duyulması ve başka payelerle şeref ahz u atasının da nispetsizlik ve nesepsizlik sayılması gibi hususlar bunlardan bazılarıdır.<em> M. </em>Fethullah Gülen, Sızıntı, Ağustos 1993, Cilt 15, Sayı 175.</span></span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Rabbimizin bizim ibadetimize ne ihtiyacı var?</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Kainatın yaratılmasındaki hikmet Allah'ı bilmektir. Bizim zerremizden, tüm benliğimize kadar her şey Allah'ındır. Mülk O'nundur, Mülkün sahibi mülkünü dilediği gibi tasarruf eder, kullanır.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">İnsan ancak kulluk ve ibadet sayesinde Allah'ın istediği mahluk keyfiyeti kazanabilir. Örneğin, askere eğitim yaptıran komutanın acaba ne ihtiyacı vardır böyle yapmaya?</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Halbuki o eğitimle asker kendisini düşmandan koruyabilir ve hayatını kurtarır, yoksa acemilik yapar ve kolay av olur. Düşman kurşununa hedef olur, hayatı söner. Öyle ise o eğitim o askere faydalıdır.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Aynen bunun gibi Allah'ın bizim ibadetimize ihtiyacı yoktur. Biz ebedî hayatımızı ancak ibadet eğitimi ile kurtarabiliriz.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">İnsan başıboş bir varlık olamaz mı?</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Ağaçların meyvesi belli. İneğin, koyunun, keçinin meyvesi süt. Arının meyvesi bal. Güneşin meyvesi ısı ve ışık, denizin meyvesi balık, tavuğun meyvesi yumurta... Bütün bu varlıklar meyvelerini kendileri yemeyip insana takdim etmektedirler. Peki, insanın meyvesi nedir? O meyvesini kime takdim edecektir?</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Bütün varlıklar kendilerine verilen vazifeleri bihakkın yaparken, insan elbette başıboş olamaz. Ondan da bir meyve beklenmektedir. Nedir o meyve? İbadet ve namaz. Kime takdim edilecektir? Allah'a...</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">O meyveyi ancak Allah satın alabilir. O meyvenin fiyatını ancak Allah verebilir. Nedir o meyvenin fiyatı? Cennet... Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">"Allah mü'minlerden, mallarını ve canlarını (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır."(Tevbe Suresi, 9/111.)</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Can sermayesini cami pazarlarında ve ahiretin bir san-dukçası olan namaz seccadesinde Allah'a satarsanız, inşaallah karşılığında cenneti alırsınız.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Er nedir? Kul nedir?</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Er, her ihtiyacı devlet tarafından karşılanan rütbesiz askerdir. Böyle bir asker, kendisine verilen vazifeyi tam ve zamanında yapmak mecburiyetindedir. Asker vazifeyi yapmamak için bahaneler ileri süremez. Kayıtsız, şartsız itaatten başka bir şey bilmez. İşte erin ve askerin tarifi budur.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Kul ise gözünün gördüğü göremediği, kulağının duyduğu duyamadığı, elinin tuttuğu tutamadığı her ihtiyacı Allah tarafından karşılanan insandır ve rütbe farkı aranmaz. Zengin-fakir, mü'min-kafir her insan kul tarifinin içindedir.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Devlet, askerine ayakkabı verir, ama ayak veremez. Elbise verir ama beden veremez. Verdiği şeyler bellidir ve sınırlıdır. Buna rağmen kayıtsız, şartsız teslimiyet, itaat ve birçok fedakârlıklar ister.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">İnsan bunların hepsine boyun eğer. Ama yüce Allah, hem can vermiş, hem de ceset, hem ruh vermiş hem de beden elbisesini giydirmiş. Hem akciğer vermiş, hem de hava...</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Kısacası, hem bize lazım olacak azaları, organları vermiş, hem de o organlara lazım olacak şeyleri vermiş.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Peki böyle bir kul niçin Allah'a itaat etmesin ve niçin Allah'ın verdiği vazifelerde kusur etsin? İnsan ibadet ve kullukla safiyet ve marifet kazanır, makam-ı mahbubiyete ulaşır.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">"İ'lem eyyühe'1-aziz! İmana ait bilgilerden sonra en lâzım ve en mühim a'mâl-i safihadır. Salih amel ise, maddî ve manevî hukuk-u ibâda tecavüz etmemekle, hukukullahı da bihakkın ifa etmekten ibarettir. Ecnebilerden alman maddî bilgiler, san'at ve terakkiyata âit ise, lâzımdır. Sefahete dair ise muzırdır." Bediüzzaman Said Nursî, Mesnevî-i Nuriye, s. 156, Söz Basım Yayın.</span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Peygamber Efendimizin kulluğu</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Efendimiz (a.s.m.), bir gece Hz. Aişe validemize:</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">"Ya Aişe! Müsaade eder misin? Biraz Rabbime ibadet etmek istiyorum" buyurdu.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Hz. Aişe (r.a.):</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">"Ya Resulullah! Senin yanımda bulunmanı çok arzu ederim, fakat Rabbinle aranıza girmeye gönlüm razı olmaz" dedi. Efendimiz o gece sabaha kadar ibadete devam ettiler. </span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Sabah ezanıyla uyanan Aişe validemiz:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">"Ya Resulallah! Allah-u Teala sana 'Senin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affettim' buyurduğu halde niçin kendini bu kadar helak ediyorsun?" diye sorunca Efendimiz ona cevaben:</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">"Ya Aişe! Ben Rabbime çokça şükreden biri olmayayım mı?" buyurdular., , .</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Kul ibadeti ile Allah'ın vermiş olduğu nimetlere şükrünü yerine getirmiş olur. İnsan başıboş kalamaz! Elbette üzerimizdeki nimetlerinin teşekkürü bizden istenecektir.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">Farzlarını kılanın dünyevî işleri de ibadet olur</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">"Dinin farzlarını yerine getirmek suretiyle dünyevî çalışmaların da bir ibadet hükmüne geçtiğine dair Üstad'ımızın yanma gelenlere verdiği derslerden birkaç numune:</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">"ı. Üstad'ımız Bediüzzaman Hazretleri ile birlikte, bir gün, Eskişehir'deki Yıldız Oteli'nde bulunuyorduk. Şeker fabrikasından yanma gelen birkaç işçi ve ustabaşına kısaca dedi:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">"'Siz farz namazlarınızı kusanız, o zaman, fabrikadaki bütün çalışmalarınız ibadet hükmüne geçer. Çünkü milletin zarurî ihtiyacını temin eden mübarek bir hizmette bulunuyorsunuz.'</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">"2. Yine bir gün, Eğirdir yolu altında oturmuş, Rehber'i okuyorduk. Tren yolunda çalışan birisi geldi. Ve Üstad, ona da aynı şekilde, feraizi eda edip kebairden çekinmek şartıyla bütün çalışmalarının ibadet olduğunu, çünkü on saatlik bir yolu bir saatte kestirmeye vesile olan tren yolunda çalıştığından, mü'minlere, insanlara olan bu hizmetin boşa gitmeyeceğini, ebedî hayatında sevincine medar olacağını ifade etmiştir.</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">"3. Yine bir gün vaktiyle Eskişehir'de, tayyareciler ve subaylar ve askerlere de aynen şu dersi vermişti. 'Bu tayyareler, bir gün İslamiyet'e büyük hizmet edecekler. Farz namazlarınızı kusanız, kılamadığınız zaman kaza etseniz, asker olduğunuz için her bir saatiniz on saat ibadet, hususan hava askeri olanların bir saati, otuz saat ibadet sevabını kazandırır. Yeter ki kalbinde iman nuru bulunsun ve imanın lâzımı olan namazı ifa etsin.'</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">"4. Hem Barla, hem İsparta, hem Emirdağ'da çobanlara derdi: 'Bu hayvanlara bakmak büyük bir ibadettir. Hatta bazı Peygamberler de çobanlık yapmışlar. Yalnız, siz farz namazlarınızı kılınız, tâ hizmetiniz Allah için olsun.'</span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">"5. Yine bir gün, Eğirdir'de elektrik santralinin inşasmc çalışan amele ve ustaya, 'Bu elektriğin umum millete büyü menfaati var. O umumî menfaatten hissedar olabilmen için, farzınızı kılınız. O zaman bütün sa'yiniz, uhrevî bir tic; ret ve ibadet hükmüne geçer' demiştir."</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: seagreen">(Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 580, </span></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="GÖNÜLSIZIM, post: 213195, member: 11723"] [B][I][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]"(Ben, insanları ve cinleri ancak[/COLOR][/FONT][/I][/B] [FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen][B][I]([/I][/B][B][I]Bana. ibadet etsinler diye yarattım."[/I][/B][/COLOR][/FONT] [B][I][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen](Zariyat Suresi, 51/86)[/COLOR][/FONT][/I][/B] [FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]İbadetin çendan zahirî bir ağırlığı var. Fakat manasında öyle bir rahatlık ve hafiflik var ki, tarif edilmez. Çünkü âbid namazında der: "Eşhedü en lâ ilahe illallah." Yani, "Hâlık ve Rezzak O'ndan başka yoktur. Zarar ve menfaat O'nun elindedir. O hem Hakîm'dir, abes iş yapmaz; hem Rahim'dir, ihsanı, merhameti çoktur" diye itikat ettiğinden, her şeyde bir hazine-i rahmet kapısını bulur, dua ile çalar. Hem her şeyi kendi Rabbisinin emrine musahhar görür. Rabbisine iltica eder, tevekkül ile istinat edip her musibete karşı tahassun eder. İmanı ona bir emniyet-i tâmme verir.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Evet, her hakikî hasenat gibi, cesaretin dahi menbaı imandır, ubudiyettir. Her seyyiât gibi cebânetin dahi menbaı dalâlettir. Evet, tam münevverü'l-kalp bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimaldir ki, onu korkutmaz. Belki, harika bir kudret-i Samedâniyeyi lezzetli bir hayretle seyredecek. Fakat, meşhur bir münevverü'l-akıl denilen kalpsiz bir fâsık feylesof ise, gökte bir kuyrukluyıldızı görse, yerde titrer, "Acaba bu serseri yıldız arzımıza çarpmasın mı?" der, evhama düşer. (Bir vakit böyle bir yıldızdan koca Amerika titredi. Çokları gece vakti hanelerini terk ettiler.)[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Evet, insan nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde, sermayesi hiç hükmünde bir şey... Hem nihayetsiz musibetlere maruz olduğu halde, iktidarı hiç hükmünde bir şey... Âdeta sermaye ve iktidar dairesi, eli nereye yetişirse o kadardır. Fakat emelleri, arzuları ve elemleri ve belâları ise, dairesi, gözü, hayali nereye yetişirse ve gidinceye kadar geniştir. İşte bu derece âciz ve zayıf, fakir ve muhtaç olan ruh-u beşere ibadet, tevekkül, tevhit, teslim, ne kadar a-zîm bir kâr, bir saadet, bir nimet olduğunu, bütün bütün kör olmayan görür, derk eder.32[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]İbadet nedir?[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Bazıları ibadet ve ubudiyete bilinenden daha farklı manalar da yüklemişlerdir. Elbette insan, takvasının boyutuna göre ibadeti daha şümullü, daha kapsamlı olarak düşünebilir ve hayatına da böyle tatbik edebilir. İşte bunlardan bazıları:[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]ı. Kulluğunu tam tekmil yerine getirirken bile, bilmediği kusurlarının var olabileceğini düşünerek, onların korkusuyla ürperme.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]2. Başlangıçta kusursuz bir teşebbüs ve iradenin hakkını verme, neticenin değerlendirilmesinde de kendi havi ve kuvvetinden teberri etme... Allah'ın ezeli ve ebedî rububiyetine karşı hayatın bütün saniye ve saliselerini kulluk şuuru ile bezeme.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]3. Bütün vücudî şeyleri, O'nun ziyasının gölgesi olarak görüp, onları gasp ve temellük etmeme ve övünmeme, yokluklarında da miskinleşmeme.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]32 Bediüzzaman Said Nursî, Sözler (Üçüncü Söz), s. 44, Söz Basım Yayın.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]4. Her zaman vicdanda ona intisap şerefinin duyulması ve başka payelerle şeref ahz u atasının da nispetsizlik ve nesepsizlik sayılması gibi hususlar bunlardan bazılarıdır.[I] M. [/I]Fethullah Gülen, Sızıntı, Ağustos 1993, Cilt 15, Sayı 175.[/COLOR][/FONT][/B] [FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen][/COLOR][/FONT] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Rabbimizin bizim ibadetimize ne ihtiyacı var?[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Kainatın yaratılmasındaki hikmet Allah'ı bilmektir. Bizim zerremizden, tüm benliğimize kadar her şey Allah'ındır. Mülk O'nundur, Mülkün sahibi mülkünü dilediği gibi tasarruf eder, kullanır.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]İnsan ancak kulluk ve ibadet sayesinde Allah'ın istediği mahluk keyfiyeti kazanabilir. Örneğin, askere eğitim yaptıran komutanın acaba ne ihtiyacı vardır böyle yapmaya?[/COLOR][/FONT][/B] [FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Halbuki o eğitimle asker kendisini düşmandan koruyabilir ve hayatını kurtarır, yoksa acemilik yapar ve kolay av olur. Düşman kurşununa hedef olur, hayatı söner. Öyle ise o eğitim o askere faydalıdır.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Aynen bunun gibi Allah'ın bizim ibadetimize ihtiyacı yoktur. Biz ebedî hayatımızı ancak ibadet eğitimi ile kurtarabiliriz.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]İnsan başıboş bir varlık olamaz mı?[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Ağaçların meyvesi belli. İneğin, koyunun, keçinin meyvesi süt. Arının meyvesi bal. Güneşin meyvesi ısı ve ışık, denizin meyvesi balık, tavuğun meyvesi yumurta... Bütün bu varlıklar meyvelerini kendileri yemeyip insana takdim etmektedirler. Peki, insanın meyvesi nedir? O meyvesini kime takdim edecektir?[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Bütün varlıklar kendilerine verilen vazifeleri bihakkın yaparken, insan elbette başıboş olamaz. Ondan da bir meyve beklenmektedir. Nedir o meyve? İbadet ve namaz. Kime takdim edilecektir? Allah'a...[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]O meyveyi ancak Allah satın alabilir. O meyvenin fiyatını ancak Allah verebilir. Nedir o meyvenin fiyatı? Cennet... Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]"Allah mü'minlerden, mallarını ve canlarını (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır."(Tevbe Suresi, 9/111.)[/COLOR][/FONT][/B] [FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Can sermayesini cami pazarlarında ve ahiretin bir san-dukçası olan namaz seccadesinde Allah'a satarsanız, inşaallah karşılığında cenneti alırsınız.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Er nedir? Kul nedir?[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Er, her ihtiyacı devlet tarafından karşılanan rütbesiz askerdir. Böyle bir asker, kendisine verilen vazifeyi tam ve zamanında yapmak mecburiyetindedir. Asker vazifeyi yapmamak için bahaneler ileri süremez. Kayıtsız, şartsız itaatten başka bir şey bilmez. İşte erin ve askerin tarifi budur.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Kul ise gözünün gördüğü göremediği, kulağının duyduğu duyamadığı, elinin tuttuğu tutamadığı her ihtiyacı Allah tarafından karşılanan insandır ve rütbe farkı aranmaz. Zengin-fakir, mü'min-kafir her insan kul tarifinin içindedir.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Devlet, askerine ayakkabı verir, ama ayak veremez. Elbise verir ama beden veremez. Verdiği şeyler bellidir ve sınırlıdır. Buna rağmen kayıtsız, şartsız teslimiyet, itaat ve birçok fedakârlıklar ister.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]İnsan bunların hepsine boyun eğer. Ama yüce Allah, hem can vermiş, hem de ceset, hem ruh vermiş hem de beden elbisesini giydirmiş. Hem akciğer vermiş, hem de hava...[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Kısacası, hem bize lazım olacak azaları, organları vermiş, hem de o organlara lazım olacak şeyleri vermiş.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Peki böyle bir kul niçin Allah'a itaat etmesin ve niçin Allah'ın verdiği vazifelerde kusur etsin? İnsan ibadet ve kullukla safiyet ve marifet kazanır, makam-ı mahbubiyete ulaşır.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]"İ'lem eyyühe'1-aziz! İmana ait bilgilerden sonra en lâzım ve en mühim a'mâl-i safihadır. Salih amel ise, maddî ve manevî hukuk-u ibâda tecavüz etmemekle, hukukullahı da bihakkın ifa etmekten ibarettir. Ecnebilerden alman maddî bilgiler, san'at ve terakkiyata âit ise, lâzımdır. Sefahete dair ise muzırdır." Bediüzzaman Said Nursî, Mesnevî-i Nuriye, s. 156, Söz Basım Yayın.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Peygamber Efendimizin kulluğu[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Efendimiz (a.s.m.), bir gece Hz. Aişe validemize:[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]"Ya Aişe! Müsaade eder misin? Biraz Rabbime ibadet etmek istiyorum" buyurdu.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Hz. Aişe (r.a.):[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]"Ya Resulullah! Senin yanımda bulunmanı çok arzu ederim, fakat Rabbinle aranıza girmeye gönlüm razı olmaz" dedi. Efendimiz o gece sabaha kadar ibadete devam ettiler. [/COLOR][/FONT][/B] [FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Sabah ezanıyla uyanan Aişe validemiz:[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]"Ya Resulallah! Allah-u Teala sana 'Senin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affettim' buyurduğu halde niçin kendini bu kadar helak ediyorsun?" diye sorunca Efendimiz ona cevaben:[/COLOR][/FONT][/B] [FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]"Ya Aişe! Ben Rabbime çokça şükreden biri olmayayım mı?" buyurdular., , .[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Kul ibadeti ile Allah'ın vermiş olduğu nimetlere şükrünü yerine getirmiş olur. İnsan başıboş kalamaz! Elbette üzerimizdeki nimetlerinin teşekkürü bizden istenecektir.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]Farzlarını kılanın dünyevî işleri de ibadet olur[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]"Dinin farzlarını yerine getirmek suretiyle dünyevî çalışmaların da bir ibadet hükmüne geçtiğine dair Üstad'ımızın yanma gelenlere verdiği derslerden birkaç numune:[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]"ı. Üstad'ımız Bediüzzaman Hazretleri ile birlikte, bir gün, Eskişehir'deki Yıldız Oteli'nde bulunuyorduk. Şeker fabrikasından yanma gelen birkaç işçi ve ustabaşına kısaca dedi:[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]"'Siz farz namazlarınızı kusanız, o zaman, fabrikadaki bütün çalışmalarınız ibadet hükmüne geçer. Çünkü milletin zarurî ihtiyacını temin eden mübarek bir hizmette bulunuyorsunuz.'[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]"2. Yine bir gün, Eğirdir yolu altında oturmuş, Rehber'i okuyorduk. Tren yolunda çalışan birisi geldi. Ve Üstad, ona da aynı şekilde, feraizi eda edip kebairden çekinmek şartıyla bütün çalışmalarının ibadet olduğunu, çünkü on saatlik bir yolu bir saatte kestirmeye vesile olan tren yolunda çalıştığından, mü'minlere, insanlara olan bu hizmetin boşa gitmeyeceğini, ebedî hayatında sevincine medar olacağını ifade etmiştir.[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]"3. Yine bir gün vaktiyle Eskişehir'de, tayyareciler ve subaylar ve askerlere de aynen şu dersi vermişti. 'Bu tayyareler, bir gün İslamiyet'e büyük hizmet edecekler. Farz namazlarınızı kusanız, kılamadığınız zaman kaza etseniz, asker olduğunuz için her bir saatiniz on saat ibadet, hususan hava askeri olanların bir saati, otuz saat ibadet sevabını kazandırır. Yeter ki kalbinde iman nuru bulunsun ve imanın lâzımı olan namazı ifa etsin.'[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]"4. Hem Barla, hem İsparta, hem Emirdağ'da çobanlara derdi: 'Bu hayvanlara bakmak büyük bir ibadettir. Hatta bazı Peygamberler de çobanlık yapmışlar. Yalnız, siz farz namazlarınızı kılınız, tâ hizmetiniz Allah için olsun.'[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen] [/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen]"5. Yine bir gün, Eğirdir'de elektrik santralinin inşasmc çalışan amele ve ustaya, 'Bu elektriğin umum millete büyü menfaati var. O umumî menfaatten hissedar olabilmen için, farzınızı kılınız. O zaman bütün sa'yiniz, uhrevî bir tic; ret ve ibadet hükmüne geçer' demiştir."[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=seagreen](Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 580, [/COLOR][/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
İnsan İbadetle Kemale Erer
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst