Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Kuran-i Kerim
İnsan Kur'anla Niçin ve Nasıl Buluşmalı?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="genc_kalem" data-source="post: 182792" data-attributes="member: 15919"><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: red">İnsan Kur'anla Niçin ve Nasıl Buluşmalı?</span></span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p><img src="http://site.mynet.com/mehmet_demir_ankara/mynet_resimlerim/kuran.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">İnsan, yaratılmışların en üstünüdür; eşref-i mahlûkâttır. Akıl gibi büyük bir nimetle donatılmış ve şu varlık âleminde kelâm-ı ilâhiye muhâtap olmak gibi bir ayrıcalığa sahiptir insan… </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">İnsan, yaratılmışların en üstünüdür; eşref-i mahlûkâttır. Akıl gibi büyük bir nimetle donatılmış ve şu varlık âleminde kelâm-ı ilâhiye muhâtap olmak gibi bir ayrıcalığa sahiptir insan… </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">Kendisine Yaratıcısı tarafından gönderilen bir mesaj demek olan Allah kelâmının ne demek olduğunu anlamaya çalışmak ise, elbette, bu üstün niteliklere sahip olan yaratığın, yani insanın görevi olmalıdır. Şu halde, insan için, kelâm-ı ilâhiden murâd-ı ilâhinin ne olduğunu anlamaya çalışmamak gibi bir noksanlık düşünülemez. Sözün özü şu ki;<span style="color: red"> insan, kendisine Yaratıcısı tarafından bağışlanmış ve kendisini diğer varlıklardan ayırıcı niteliği olan yüksek akıl nimetini, yine O’nun mesajını anlamak gibi yüce bir gaye uğruna sarf etmelidir ve bu onun en başta gelen görevidir</span>. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">Kelimenin tam ve kâmil manasıyla azamet ve büyüklük sahibi olan Allahu zülcelâl, Rahman’dır; yarattıklarına acıyandır. İnsan, kulluk görevini yerine getirirken şaşırabileceği, bütün donanımlarına rağmen aciz kalabileceği için merhamet sahibi Allah, ona bir de kılavuz göndermiştir. Bu kılavuz ilk peygamberden başlamak üzere gönderilen sahife ve kitaplardır. İnsana şu dünya hayatını nasıl geçirmesi gerektiğini göstermek üzere gönderilen son kılavuz ise, Son Peygamber Muhammed (a.s.) ile gönderilen Kur’an’dır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">Kur’an’ın bu özelliğini anlatan âyetin (İsrâ suresi.9) meâli ise şöyledir: </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">“Şüphesiz ki bu Kur’an, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.”</span> </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">Kur’an’ın içinde bulunan gerçekleri ve insanlık için nasıl bir kurtuluş reçetesi ve kılavuzu olduğunu Allah Resûlü (s.a.v) meâlen şöyle açıklamıştır: </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">“Muhakkak ki ileride karanlık gece parçaları gibi fitneler olacak."</span> </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">Ey Allah’ın Resûlü ondan kurtuluş nasıl olur? denildi. O buyurdu ki:<span style="color: red"> "Yüce Allah’ın kitabı... Onda sizden öncekilerin haberleri, sizden sonrakilerin haberleri ve sizinle ilgili hükümler vardır. O bir eğlence vasıtası değildir. Hak ile bâtılı ayıran bir kelâmdır. Onu kibirlenerek terk edenin Allah belini kırar. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Kim doğru yolu ondan başkasından ararsa Allah onu sapıklığa düşürür. O Allah’ın sağlam ipidir. Ve apaçık nurudur. Hikmet dolu Kur’an’dır. Doğru yoldur. Nefsânî arzuların sapıtmamasına, görüşlerin dağılmamasına yegâne sebep odur. Âlimler ona doymaz, Allah’tan korkarak günah işlemekten çekinenler, ondan usanmazlar. Onun ilmini bilen ileri gider, onunla amel eden sevap kazanır. Onunla hükmeden adalet eder. Ona sımsıkı sarılan doğru yolu bulur.”</span> (Ahmed bin Hanbel, Müsned,1,91, Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili. (Sadeleştirilmiş baskısı)1,223) </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">“Kur’an” sözü, bir manası da toplamak ve bir araya getirmek demek olan, (Karae) fiilindendir. Bundan dolayı bazı bilginler bu kitaba Kur’an diye isim verilmesini onun Allah’ın diğer kitaplarının semeresini (meyve, fayda, netice ve mahsul) toplayıcı olduğuna ve hatta bütün ilimlerin semeresini toplayıcı olmasıyla açıklamışlardır. Bu açıklamadaki diğer ilâhi kitapların “semeresi=meyvesi” ifadesi dikkat çekicidir. Zira bahçelere dikilen ağaçlardan maksat bizzat kendileri değil meyveleri ve onlardan elde edilecek faydalardır. Bir ağacın faydası meyvesinde toplandığı gibi ilâhi kitapların faydalarının toplandığı meyve de Kur’an’dır. Böyle bir özetlemenin nasıl mümkün olduğunu ise, yüz binlerce sayfalık kitapları, küçücük bir hard diske sığdıran zamanımız insanının aklı herhalde rahat kavrayacaktır. Bu yüzdendir ki Kur’an indiğinden itibaren her çağda yaşayacak insanlara hitap edecek bir kitaptır. Kıyamette de Cenabı Hak insanları Kur’an ile muhakeme edecektir. Bu hakikate inanmayanlara ise Kur’an’ı tebliğ etmek, ama asla zorlamamak gerektiğini yine Kur’an âyeti bize bildirmektedir. Meâllerden istifadeyi teşvik ederken burada bir noktaya dikkat çekilmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Unutulmamalıdır ki Kur’an, anlaşılmaz bir kitap değildir.</span> Kur’an düşünülüp ibret alınsın diye indirilmiştir. O kendisini bütün insanlığa duyurmak ve anlatmak için inmiş ve duyurmuştur. İmam-ı Gazali’nin benzettiği gibi, bir hükümdardan bir kimseye içinde bir takım emirler ve yasaklar bulunan mektup/mesaj gelse, o kimse de o emir ve yasaklardan hiçbirine dikkat etmeksizin o mesajı tekrarlayıp dursa nasıl olumsuz, yakışıksız bir durum sergilemiş olursa, Kur’an’ı tekrarlayıp duran ama onun kendisine yönelik emir ve yasaklarını hiç düşünmeyen kimse de aynı duruma düşmüş olmaz mı?! Ancak,<span style="color: red"><strong> meâlleri okurken düşüne düşüne, kendisine ibretler ala ala, dersler çıkara çıkara okumalı ama “meâlciliğe” sapmamalıdır. </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">Yani yeterli donanıma sahip olmayan kimselerin yaptığı gibi iki satır meâl okuyup kendisini müftü, müctehid zanneden gafiller gibi davranmamalıdır. Haddini bilmelidir. Şair ne güzel demiş: </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Çeşm-i insaf gibi akıle mizan olmaz Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz</span> </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">Şu atasözümüz de anlayanlar için çok ibret vericidir: <span style="color: red">“İslam’ın şartı beştir. Altıncısı haddini bilmektir.”</span> </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px">Kur’an’ıKerim’i/meâlini/tefsirini sahabeler ve bu işe gönül vermiş kimseler gibi can-u gönülden okumalı; ilkbaharda bereketli yağmur damlalarıyla canlanan, yeşeren toprak gibi Kur’an’ın feyziyle gönüllerimizi uyandırmalıyız. Rabbimizin sözlerini, gaflet uykusundan uyanmış olarak ve şöyle bir yakarış içinde okuyup anlamaya çalışalım: </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>“Allah’ım Kur’an’ı kalbimin ilkbaharı eyle!”</strong></span> <span style="color: teal">Amin.. Amin.. Amin..</span></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Prof. Dr. Ahmet Turan ARSLAN</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="genc_kalem, post: 182792, member: 15919"] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=5][COLOR=red]İnsan Kur'anla Niçin ve Nasıl Buluşmalı?[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [IMG]http://site.mynet.com/mehmet_demir_ankara/mynet_resimlerim/kuran.jpg[/IMG] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]İnsan, yaratılmışların en üstünüdür; eşref-i mahlûkâttır. Akıl gibi büyük bir nimetle donatılmış ve şu varlık âleminde kelâm-ı ilâhiye muhâtap olmak gibi bir ayrıcalığa sahiptir insan… [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]İnsan, yaratılmışların en üstünüdür; eşref-i mahlûkâttır. Akıl gibi büyük bir nimetle donatılmış ve şu varlık âleminde kelâm-ı ilâhiye muhâtap olmak gibi bir ayrıcalığa sahiptir insan… [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]Kendisine Yaratıcısı tarafından gönderilen bir mesaj demek olan Allah kelâmının ne demek olduğunu anlamaya çalışmak ise, elbette, bu üstün niteliklere sahip olan yaratığın, yani insanın görevi olmalıdır. Şu halde, insan için, kelâm-ı ilâhiden murâd-ı ilâhinin ne olduğunu anlamaya çalışmamak gibi bir noksanlık düşünülemez. Sözün özü şu ki;[COLOR=red] insan, kendisine Yaratıcısı tarafından bağışlanmış ve kendisini diğer varlıklardan ayırıcı niteliği olan yüksek akıl nimetini, yine O’nun mesajını anlamak gibi yüce bir gaye uğruna sarf etmelidir ve bu onun en başta gelen görevidir[/COLOR]. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]Kelimenin tam ve kâmil manasıyla azamet ve büyüklük sahibi olan Allahu zülcelâl, Rahman’dır; yarattıklarına acıyandır. İnsan, kulluk görevini yerine getirirken şaşırabileceği, bütün donanımlarına rağmen aciz kalabileceği için merhamet sahibi Allah, ona bir de kılavuz göndermiştir. Bu kılavuz ilk peygamberden başlamak üzere gönderilen sahife ve kitaplardır. İnsana şu dünya hayatını nasıl geçirmesi gerektiğini göstermek üzere gönderilen son kılavuz ise, Son Peygamber Muhammed (a.s.) ile gönderilen Kur’an’dır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]Kur’an’ın bu özelliğini anlatan âyetin (İsrâ suresi.9) meâli ise şöyledir: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=red]“Şüphesiz ki bu Kur’an, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.”[/COLOR] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]Kur’an’ın içinde bulunan gerçekleri ve insanlık için nasıl bir kurtuluş reçetesi ve kılavuzu olduğunu Allah Resûlü (s.a.v) meâlen şöyle açıklamıştır: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=red]“Muhakkak ki ileride karanlık gece parçaları gibi fitneler olacak."[/COLOR] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]Ey Allah’ın Resûlü ondan kurtuluş nasıl olur? denildi. O buyurdu ki:[COLOR=red] "Yüce Allah’ın kitabı... Onda sizden öncekilerin haberleri, sizden sonrakilerin haberleri ve sizinle ilgili hükümler vardır. O bir eğlence vasıtası değildir. Hak ile bâtılı ayıran bir kelâmdır. Onu kibirlenerek terk edenin Allah belini kırar. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=red]Kim doğru yolu ondan başkasından ararsa Allah onu sapıklığa düşürür. O Allah’ın sağlam ipidir. Ve apaçık nurudur. Hikmet dolu Kur’an’dır. Doğru yoldur. Nefsânî arzuların sapıtmamasına, görüşlerin dağılmamasına yegâne sebep odur. Âlimler ona doymaz, Allah’tan korkarak günah işlemekten çekinenler, ondan usanmazlar. Onun ilmini bilen ileri gider, onunla amel eden sevap kazanır. Onunla hükmeden adalet eder. Ona sımsıkı sarılan doğru yolu bulur.”[/COLOR] (Ahmed bin Hanbel, Müsned,1,91, Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili. (Sadeleştirilmiş baskısı)1,223) [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]“Kur’an” sözü, bir manası da toplamak ve bir araya getirmek demek olan, (Karae) fiilindendir. Bundan dolayı bazı bilginler bu kitaba Kur’an diye isim verilmesini onun Allah’ın diğer kitaplarının semeresini (meyve, fayda, netice ve mahsul) toplayıcı olduğuna ve hatta bütün ilimlerin semeresini toplayıcı olmasıyla açıklamışlardır. Bu açıklamadaki diğer ilâhi kitapların “semeresi=meyvesi” ifadesi dikkat çekicidir. Zira bahçelere dikilen ağaçlardan maksat bizzat kendileri değil meyveleri ve onlardan elde edilecek faydalardır. Bir ağacın faydası meyvesinde toplandığı gibi ilâhi kitapların faydalarının toplandığı meyve de Kur’an’dır. Böyle bir özetlemenin nasıl mümkün olduğunu ise, yüz binlerce sayfalık kitapları, küçücük bir hard diske sığdıran zamanımız insanının aklı herhalde rahat kavrayacaktır. Bu yüzdendir ki Kur’an indiğinden itibaren her çağda yaşayacak insanlara hitap edecek bir kitaptır. Kıyamette de Cenabı Hak insanları Kur’an ile muhakeme edecektir. Bu hakikate inanmayanlara ise Kur’an’ı tebliğ etmek, ama asla zorlamamak gerektiğini yine Kur’an âyeti bize bildirmektedir. Meâllerden istifadeyi teşvik ederken burada bir noktaya dikkat çekilmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=red]Unutulmamalıdır ki Kur’an, anlaşılmaz bir kitap değildir.[/COLOR] Kur’an düşünülüp ibret alınsın diye indirilmiştir. O kendisini bütün insanlığa duyurmak ve anlatmak için inmiş ve duyurmuştur. İmam-ı Gazali’nin benzettiği gibi, bir hükümdardan bir kimseye içinde bir takım emirler ve yasaklar bulunan mektup/mesaj gelse, o kimse de o emir ve yasaklardan hiçbirine dikkat etmeksizin o mesajı tekrarlayıp dursa nasıl olumsuz, yakışıksız bir durum sergilemiş olursa, Kur’an’ı tekrarlayıp duran ama onun kendisine yönelik emir ve yasaklarını hiç düşünmeyen kimse de aynı duruma düşmüş olmaz mı?! Ancak,[COLOR=red][B] meâlleri okurken düşüne düşüne, kendisine ibretler ala ala, dersler çıkara çıkara okumalı ama “meâlciliğe” sapmamalıdır. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]Yani yeterli donanıma sahip olmayan kimselerin yaptığı gibi iki satır meâl okuyup kendisini müftü, müctehid zanneden gafiller gibi davranmamalıdır. Haddini bilmelidir. Şair ne güzel demiş: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=red]Çeşm-i insaf gibi akıle mizan olmaz Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz[/COLOR] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]Şu atasözümüz de anlayanlar için çok ibret vericidir: [COLOR=red]“İslam’ın şartı beştir. Altıncısı haddini bilmektir.”[/COLOR] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4]Kur’an’ıKerim’i/meâlini/tefsirini sahabeler ve bu işe gönül vermiş kimseler gibi can-u gönülden okumalı; ilkbaharda bereketli yağmur damlalarıyla canlanan, yeşeren toprak gibi Kur’an’ın feyziyle gönüllerimizi uyandırmalıyız. Rabbimizin sözlerini, gaflet uykusundan uyanmış olarak ve şöyle bir yakarış içinde okuyup anlamaya çalışalım: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=red][B]“Allah’ım Kur’an’ı kalbimin ilkbaharı eyle!”[/B][/COLOR] [COLOR=teal]Amin.. Amin.. Amin..[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Prof. Dr. Ahmet Turan ARSLAN[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Kuran-i Kerim
İnsan Kur'anla Niçin ve Nasıl Buluşmalı?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst