Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
İnsanın Mahlûkâtın Tarz-ı Tesbihât ve İbadetine Müdâhelesi Ne Demektir ?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 161756" data-attributes="member: 27"><p><span style="color: DarkRed"><strong>Gebze’den okuyucumuz:</strong> “Onuncu Söz’ün On Birinci Hakîkatında belirtilen; insanın, mahlûkâtın tarz-ı tesbîhât ve ibâdetine müdâhalesi ne demektir?”</span></p><p></p><p> </p><p><strong>Bilindiği gibi Onuncu Söz, Haşr’e dairdir. </strong></p><p> Haşir; yediden yetmişe, kadın-erkek, beyaz-siyah, mü’min-kâfir ayırt etmeksizin bütün insanları çok yakından,</p><p> tâ can damarından ilgilendiren bir ebediyet badiresidir. </p><p> En çetin hesap,</p><p> en girift sorgulama, </p><p> en ince muhasebe, </p><p> en âdil muhakeme oradadır! </p><p> Günahkârlar için rahmetten yana tercih kullanan şefaat-i Resûl (asm) oradadır! </p><p> Allah’ın adaleti, hâkimiyeti, mağfireti ve merhameti orada kâmilen tecellî edecek;</p><p> Peygamber Efendimizin (asm) şefaati–İnşaallah—orada vâki olacak; </p><p>insanların ebediyet yolculuklarına nerede devam edecekleri–dünyevî amellerine göre—<strong>orada belli olacaktır. </strong></p><p></p><p></p><p><strong><span style="color: Red">Bu insan ne talihsizdir ki, böyle bir çetin muhakemenin vukuuna inanıp inanmamayı sadece “tartışmakla” bir ömür tüketiyor!</span></strong> Oysa, aslında Kur’ân’a ve Kur’ân Peygamberine (asm) itimatsızlığın faturasını çok ağır ödüyor! Çünkü yarın, haşir hakîkatına başını vurunca her şey geçmiş oluyor. Hâlbuki Kur’ân ne kadar açık bir habercidir! Resûlullah (asm) ne kadar net bir uyarıcı ve müjdecidir! </p><p></p><p></p><p>Üstad Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri, Haşrin vukuunu iki kere iki dört eder derecede ispat ettiği ve Mahkeme-i Kübra için On İki basamaklı burhan gösterdiği Onuncu Söz’ü,—temelde—tek bir âyetin tefsiri olarak kaleme alır. Âyet, Rum Sûresi 50. âyetidir ve meâli şudur: <span style="color: Blue">“Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine. Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir!”</span> </p><p></p><p></p><p> Âyet, ehl-i aklı, ehl-i fikri, ehl-i tefekkürü, ehl-i şuuru düşünmeye ve akıl yürütmeye dâvet ediyor. <strong>Her kışta ölen yeryüzü canlılarının, her baharda nasıl diriltildiğini ısrarla nazara veren Kur’ân âyeti,</strong> bunu yapan Kudret için insanları diriltmenin hiç de zor olmayacağını, insanların dirilmeye daha lâyık bulunduklarını kaydediyor. </p><p></p><p></p><p>Fakat, en çok akıllarına güvenen felsefeciler de dâhil ulema, ekseriyetle bu konuda akıl yürütmekten kaçınmışlar; haşrin bir nakil meselesi olduğu, aklın bu yolda yürüyemeyeceği ve sadece iman etmekle iktifa edilmesi gerektiği kanaatini ifade etmişlerdir.1 Oysa Kur’ân, <span style="color: Blue">“Allah, ölüleri nasıl diriltiyor; rahmet eserlerine bir bakınız!”</span>2 âyetiyle, öldükten sonraki dirilişi “anlamayı” akıldan istiyor. Demek, “bu bir nakil meselesidir” diyerek “taklidî imana” razı olmak, Kur’ân’ın akıldan ve kalpten istediği şeyi anlamak demek değildir! </p><p></p><p></p><p>Sırtını ilk çağ Hıristiyan felsefesine dayayarak, maddenin ezelî olup olmadığı, Allah’ın cüz’iyâtı bilip bilmediği, Allah’a sıfat izâfe etmenin câiz olup olmadığı gibi, kahir ekseriyeti hiç ilgilendirmeyen nazarî meseleleri tartışanların; “Haşir” gibi herkesi çok yakından alâkadar eden ehemmiyetli bir meseleyi nakle havâle ederek yetinmeleri ve haşrin vukûunu “akıl” gündeminden çıkarmaları ne kadar garip değil mi? </p><p></p><p></p><p>İşte Risâle-i Nûr, bin yıllık bir boşluğu doldurarak, Onuncu Söz’le Kur’ân’ın bu âyetine cevap vermekte; Öldükten Sonra Dirilmek, Haşir ve Mahkeme-i Kübrâ konularında Kur’ân’ın işaret ettiği veçhile, aklın ve kalbin de kavraması gereken ipuçları, deliller, burhanlar ve hakikatler olduğunu dünyaya îlan ve ispat etmektedir.</p><p></p><p> <strong>Onuncu Söz; </strong></p><p> On İki Sûret ve</p><p> On İki Hakikat ile </p><p> dünyadan kabre, </p><p> kabirden dirilişe,</p><p> dirilişten Haşir Meydanına ve</p><p> Mahkeme-i Kübrâ’ya, </p><p> oradan da Cennet ve Cehenneme giden </p><p> virajlı ve düz yolları akıl, </p><p> mantık, </p><p> idrâk ve </p><p> şuur sahiplerine çok net biçimde ispat etmektedir. </p><p></p><p>Bu ispattan sonra, Haşir Müellifi der ki: <span style="color: Blue">“Eğer, haşrin gelmesini, gelecek baharın gelmesi gibi, kat’î bir sûrette anlamak istersen; haşre dair ‘Onuncu Söz’ ile ‘Yirmi Dokuzuncu Söz’e dikkat ile bak; gör! Eğer baharın gelmesi gibi inanmaz isen, gel parmağını gözüme sok!”</span>3 </p><p></p><p></p><p>Onuncu Söz’ün On Birinci hakikati, “İnsaniyet bâb”ı ve “Hak” isminin cilvesidir. Her ismin ism-i a’zâmlık mertebesine mazhar bir ahsen-i takvimde yaratılan, yer ile gökler ve dağların yüklenmekten çekindiği Emanet-i Kübrâ’yı uhdesine alan, yeryüzündeki bütün bitkiler ve hayvanların düzen ve tanzimleri hakkında söz sahibi olan ve onların tesbîhat tarzlarına ve ibadetlerine müdahale eden, meleklere tercih edilerek hilâfet rütbesini giyen insana, saadet-i ebediyenin verilmemesinin hiçbir şekilde kabil ve mümkün olmadığını4 ispat ediyor. Burada geçen müdahale ile; insanın, hilâfet rütbesi gereği, sair mahlûkat üzerindeki tasarruf yetkisi vurgulanmıştır. Yani ekseriyetle insan nerede isterse, bitki ve hayvan orada sergisini açmakta, orada zikrine devam etmektedir. </p><p></p><p> </p><p><em><span style="color: DarkGreen"><u><strong>Dipnotlar:</strong></u></span></em> </p><p> <em><span style="color: DarkGreen">1- Sözler, s. 89. </span></em></p><p><em><span style="color: DarkGreen">2- Rûm Sûresi, 30/50. </span></em></p><p><em><span style="color: DarkGreen">3- Sözler, s. 106. </span></em></p><p><em><span style="color: DarkGreen">4- Sözler, s. 83, 84.</span></em><p style="text-align: right"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Purple"><u><strong>Süleyman KÖSMENE</strong></u></span></span></p> <p style="text-align: right"><span style="color: Purple"><u><strong><span style="font-size: 10px">21.10.2009</span></strong></u></span></p> <p style="text-align: right"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Purple"><u><strong>Yeniasya</strong></u></span></span></p> <p style="text-align: right"><span style="font-size: 10px"></span> </p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 161756, member: 27"] [COLOR=DarkRed][B]Gebze’den okuyucumuz:[/B] “Onuncu Söz’ün On Birinci Hakîkatında belirtilen; insanın, mahlûkâtın tarz-ı tesbîhât ve ibâdetine müdâhalesi ne demektir?”[/COLOR] [B]Bilindiği gibi Onuncu Söz, Haşr’e dairdir. [/B] Haşir; yediden yetmişe, kadın-erkek, beyaz-siyah, mü’min-kâfir ayırt etmeksizin bütün insanları çok yakından, tâ can damarından ilgilendiren bir ebediyet badiresidir. En çetin hesap, en girift sorgulama, en ince muhasebe, en âdil muhakeme oradadır! Günahkârlar için rahmetten yana tercih kullanan şefaat-i Resûl (asm) oradadır! Allah’ın adaleti, hâkimiyeti, mağfireti ve merhameti orada kâmilen tecellî edecek; Peygamber Efendimizin (asm) şefaati–İnşaallah—orada vâki olacak; insanların ebediyet yolculuklarına nerede devam edecekleri–dünyevî amellerine göre—[B]orada belli olacaktır. [/B] [B][COLOR=Red]Bu insan ne talihsizdir ki, böyle bir çetin muhakemenin vukuuna inanıp inanmamayı sadece “tartışmakla” bir ömür tüketiyor![/COLOR][/B] Oysa, aslında Kur’ân’a ve Kur’ân Peygamberine (asm) itimatsızlığın faturasını çok ağır ödüyor! Çünkü yarın, haşir hakîkatına başını vurunca her şey geçmiş oluyor. Hâlbuki Kur’ân ne kadar açık bir habercidir! Resûlullah (asm) ne kadar net bir uyarıcı ve müjdecidir! Üstad Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri, Haşrin vukuunu iki kere iki dört eder derecede ispat ettiği ve Mahkeme-i Kübra için On İki basamaklı burhan gösterdiği Onuncu Söz’ü,—temelde—tek bir âyetin tefsiri olarak kaleme alır. Âyet, Rum Sûresi 50. âyetidir ve meâli şudur: [COLOR=Blue]“Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine. Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir!”[/COLOR] Âyet, ehl-i aklı, ehl-i fikri, ehl-i tefekkürü, ehl-i şuuru düşünmeye ve akıl yürütmeye dâvet ediyor. [B]Her kışta ölen yeryüzü canlılarının, her baharda nasıl diriltildiğini ısrarla nazara veren Kur’ân âyeti,[/B] bunu yapan Kudret için insanları diriltmenin hiç de zor olmayacağını, insanların dirilmeye daha lâyık bulunduklarını kaydediyor. Fakat, en çok akıllarına güvenen felsefeciler de dâhil ulema, ekseriyetle bu konuda akıl yürütmekten kaçınmışlar; haşrin bir nakil meselesi olduğu, aklın bu yolda yürüyemeyeceği ve sadece iman etmekle iktifa edilmesi gerektiği kanaatini ifade etmişlerdir.1 Oysa Kur’ân, [COLOR=Blue]“Allah, ölüleri nasıl diriltiyor; rahmet eserlerine bir bakınız!”[/COLOR]2 âyetiyle, öldükten sonraki dirilişi “anlamayı” akıldan istiyor. Demek, “bu bir nakil meselesidir” diyerek “taklidî imana” razı olmak, Kur’ân’ın akıldan ve kalpten istediği şeyi anlamak demek değildir! Sırtını ilk çağ Hıristiyan felsefesine dayayarak, maddenin ezelî olup olmadığı, Allah’ın cüz’iyâtı bilip bilmediği, Allah’a sıfat izâfe etmenin câiz olup olmadığı gibi, kahir ekseriyeti hiç ilgilendirmeyen nazarî meseleleri tartışanların; “Haşir” gibi herkesi çok yakından alâkadar eden ehemmiyetli bir meseleyi nakle havâle ederek yetinmeleri ve haşrin vukûunu “akıl” gündeminden çıkarmaları ne kadar garip değil mi? İşte Risâle-i Nûr, bin yıllık bir boşluğu doldurarak, Onuncu Söz’le Kur’ân’ın bu âyetine cevap vermekte; Öldükten Sonra Dirilmek, Haşir ve Mahkeme-i Kübrâ konularında Kur’ân’ın işaret ettiği veçhile, aklın ve kalbin de kavraması gereken ipuçları, deliller, burhanlar ve hakikatler olduğunu dünyaya îlan ve ispat etmektedir. [B]Onuncu Söz; [/B] On İki Sûret ve On İki Hakikat ile dünyadan kabre, kabirden dirilişe, dirilişten Haşir Meydanına ve Mahkeme-i Kübrâ’ya, oradan da Cennet ve Cehenneme giden virajlı ve düz yolları akıl, mantık, idrâk ve şuur sahiplerine çok net biçimde ispat etmektedir. Bu ispattan sonra, Haşir Müellifi der ki: [COLOR=Blue]“Eğer, haşrin gelmesini, gelecek baharın gelmesi gibi, kat’î bir sûrette anlamak istersen; haşre dair ‘Onuncu Söz’ ile ‘Yirmi Dokuzuncu Söz’e dikkat ile bak; gör! Eğer baharın gelmesi gibi inanmaz isen, gel parmağını gözüme sok!”[/COLOR]3 Onuncu Söz’ün On Birinci hakikati, “İnsaniyet bâb”ı ve “Hak” isminin cilvesidir. Her ismin ism-i a’zâmlık mertebesine mazhar bir ahsen-i takvimde yaratılan, yer ile gökler ve dağların yüklenmekten çekindiği Emanet-i Kübrâ’yı uhdesine alan, yeryüzündeki bütün bitkiler ve hayvanların düzen ve tanzimleri hakkında söz sahibi olan ve onların tesbîhat tarzlarına ve ibadetlerine müdahale eden, meleklere tercih edilerek hilâfet rütbesini giyen insana, saadet-i ebediyenin verilmemesinin hiçbir şekilde kabil ve mümkün olmadığını4 ispat ediyor. Burada geçen müdahale ile; insanın, hilâfet rütbesi gereği, sair mahlûkat üzerindeki tasarruf yetkisi vurgulanmıştır. Yani ekseriyetle insan nerede isterse, bitki ve hayvan orada sergisini açmakta, orada zikrine devam etmektedir. [I][COLOR=DarkGreen][U][B]Dipnotlar:[/B][/U][/COLOR][/I] [I][COLOR=DarkGreen]1- Sözler, s. 89. [/COLOR][/I] [I][COLOR=DarkGreen]2- Rûm Sûresi, 30/50. [/COLOR][/I] [I][COLOR=DarkGreen]3- Sözler, s. 106. [/COLOR][/I] [I][COLOR=DarkGreen]4- Sözler, s. 83, 84.[/COLOR][/I][RIGHT][SIZE=2][COLOR=Purple][U][B]Süleyman KÖSMENE[/B][/U][/COLOR][/SIZE] [COLOR=Purple][U][B][SIZE=2]21.10.2009[/SIZE][/B][/U][/COLOR] [SIZE=2][COLOR=Purple][U][B]Yeniasya[/B][/U][/COLOR] [/SIZE] [/RIGHT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
İnsanın Mahlûkâtın Tarz-ı Tesbihât ve İbadetine Müdâhelesi Ne Demektir ?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst