Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
islam anlatılmaz yaşanır..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bizar" data-source="post: 144549" data-attributes="member: 12884"><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">İslami hareket, önce bir teorik programın belirlenmesi, ardından bu programın pratiğe aktarılması şeklinde değil, teori ve pratiğin birlikte yürüdüğü, dosdoğru olmanın, ilkelerden ödün vermemenin, yalanlayanlara, zulmedenlere, yetimi, yoksulu itip kakanlara asla itaat edilmemesi, onlarla uzlaşılmaması esaslarının gözetildiği sahih bir düzlemde peyderpey gelişti ve İslam inkılabına böyle ulaşıldı.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">İslam, ne salt bir ideolojidir, ne de bir felsefi düşünce sistemidir. İslam, hayatın tam ortasından konuşan, yaşanmak ve yaşatmak için var olan, el Hayy olan alemlerin Rabbi yüce Allah’ın, yeryüzüne halife kıldığı insanoğlu için belirlediği, tüm hayatı kuşatıcı ölçüler bildiren dünya ve ahiret saadetinin yol haritası olan yegane hak dinin adıdır.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Bu din, bizatihi hayatın içinden sorunlara değinir, onların çözümlerini bildirir. Bir faraziye, fildişi kulelerinde, fikir üretme merkezlerinde üretilmiş bir ideoloji değildir. İnsanın yoktan var edicisi olan ve onu en iyi tanıyan yüce Allah’ın insan fıtratına hitap eden gerçekçi ölçülerinin toplamıdır.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">İnsanların gerçek ihtiyaçlarına, somut problemlerine temas etmekte, hayatı inşa ve ihya etmeyi amaçlamaktadır. İslam, teori ve pratiğin birlikte yol aldığı, hayatın içinde, meydanlarda, her nevi “kamusal alan”da yaşanmak ve yaşatılmak için var olan insanlığın yegane kurtuluş kaynağıdır.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Dolayısıyla bu dinin gerek fert, gerek toplum hayatına yönelik ilke ve çözümleri gerçek anlamını ancak pratiğe aktarılmakla, bir toplum tarafından yaşanılıp yaşatılmakla bulur. Bu din, insanlığın teorik açmazlarını, akidevi sapmalarını ortadan kaldırmak, tashih etmek için gönderildiği gibi, bununla bağlantılı olarak insanlığın fert ve toplum hayatındaki yanlış işleyişlere son verip, doğruları hakim kılmayı, kötülük yerine iyiliği, zulüm yerine adaleti tesis etmeyi hedeflemiştir.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Teori ve pratiği birbirinden ayırmamış, ikisini birlikte ele almış, bir taraftan teorik alanda yaşanan sapmaları gündeme getirip tashih ederken, aynı anda, zaten teorik alandaki sapmanın bir uzantısı olarak pratik alanda yaşanan sapmaları, fıskı, fücuru, adaletsizlikleri gündeme taşımış ve onları yerle bir edip, hem teoride hem de pratikte hakkı ve adaleti tesis etme mücadelesine girişmiştir.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Daha ilk inen surelerde bu bütünlüğü, teori ve pratiği birbirinden ayırt etmeyen, her iki alandaki ifsada aynı anda neşter vuran bu Kur’ani yaklaşımı net olarak görmekteyiz. Dini yalanlayanların, kendini müstağni görüp azgınlaşanların, şirke bulaşanların gündem edildiği ilk vahiylerde, aynı zamanda yetimi itip kakan, yoksulu doyurmaya ön ayak olmayan ve tartıda hile yapanların ifsadı da gündeme getirilmekte ve Müslümanlara; yalanlayanlara, hayrı engelleyenlere itaat etmemeleri, namazı ikame edip, yoksulu, yetimi gözetmeleri, insanları hakka davet etmeleri, dosdoğru olmaları, zalimlerle uzlaşmaya yanaşmamaları emredilmektedir.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Hz. Peygamber, Hira mağarasında ilk vahyi aldığında İslami hareket başlamış oluyordu.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Ardından gelen “Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar” ayetleri fert planından toplum planına geçişin işaretini veriyordu.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">İslami hareket, önce bir teorik programın belirlenmesi, ardından bu programın pratiğe aktarılması şeklinde değil, teori ve pratiğin birlikte yürüdüğü, dosdoğru olmanın, ilkelerden ödün vermemenin, yalanlayanlara, zulmedenlere, yetimi, yoksulu itip kakanlara asla itaat edilmemesi, onlarla uzlaşılmaması esaslarının gözetildiği sahih bir düzlemde peyderpey gelişti ve İslam inkılabına böyle ulaşıldı.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Sahabe vahye bir teori metni olarak yaklaşmadı, vahyi pratiğe aktarmak, hayata hakim kılmak için okudu.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">İlk Kur’an nesli, Kur’an üzre bir seferde olduğu bilinciyle yaşadı, o bilinçle mücadelesini sürdürdü, teoride boğulmadı, vahyin çizgisinde, Hz. Peygamber’in örnekliğinde dosdoğru olmanın fert ve toplum planındaki şahidliğini üstlendi ve İslam inkılabına giden yol böyle yüründü.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Şimdi, İslami hareketin yegane örnekliğini teşkil eden Nebevi hareket metodundan söz edildiğinde, konuyu, “bunu program haline getirmek lazım, yoksa soyut olmaktan öteye geçmez” şeklinde değerlendirmek ne kadar sıhhatlidir?</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Nebevi hareket metodu, bizzat yaşanmış somut bir sürecin ifadesidir ve hayatın içinde pratize edilmiş canlı bir örnekliğin adıdır. Bugün yapılaması gereken de, oturup program üreteceğim diye teoriye boğulmak yerine, bizzat hayatın içinde, mücadele alanında Kur’ani ilkelerin şahidliğini yapmak, Nebevi yolu izlemekten başka bir şey olmamalıdır. Hayatın içinde, mücadele ortamında bulunulduğunda, zaten Kur’ani ilkelerden ve Nebevi örneklikten neşet eden bir program vardır ve bu programın yeniden üretilmesi, çağın idrakine söyletilmesi mümkün olacaktır.</span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">ALINTIDIR</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bizar, post: 144549, member: 12884"] [B][FONT=Comic Sans MS]İslami hareket, önce bir teorik programın belirlenmesi, ardından bu programın pratiğe aktarılması şeklinde değil, teori ve pratiğin birlikte yürüdüğü, dosdoğru olmanın, ilkelerden ödün vermemenin, yalanlayanlara, zulmedenlere, yetimi, yoksulu itip kakanlara asla itaat edilmemesi, onlarla uzlaşılmaması esaslarının gözetildiği sahih bir düzlemde peyderpey gelişti ve İslam inkılabına böyle ulaşıldı.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]İslam, ne salt bir ideolojidir, ne de bir felsefi düşünce sistemidir. İslam, hayatın tam ortasından konuşan, yaşanmak ve yaşatmak için var olan, el Hayy olan alemlerin Rabbi yüce Allah’ın, yeryüzüne halife kıldığı insanoğlu için belirlediği, tüm hayatı kuşatıcı ölçüler bildiren dünya ve ahiret saadetinin yol haritası olan yegane hak dinin adıdır.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Bu din, bizatihi hayatın içinden sorunlara değinir, onların çözümlerini bildirir. Bir faraziye, fildişi kulelerinde, fikir üretme merkezlerinde üretilmiş bir ideoloji değildir. İnsanın yoktan var edicisi olan ve onu en iyi tanıyan yüce Allah’ın insan fıtratına hitap eden gerçekçi ölçülerinin toplamıdır.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]İnsanların gerçek ihtiyaçlarına, somut problemlerine temas etmekte, hayatı inşa ve ihya etmeyi amaçlamaktadır. İslam, teori ve pratiğin birlikte yol aldığı, hayatın içinde, meydanlarda, her nevi “kamusal alan”da yaşanmak ve yaşatılmak için var olan insanlığın yegane kurtuluş kaynağıdır.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Dolayısıyla bu dinin gerek fert, gerek toplum hayatına yönelik ilke ve çözümleri gerçek anlamını ancak pratiğe aktarılmakla, bir toplum tarafından yaşanılıp yaşatılmakla bulur. Bu din, insanlığın teorik açmazlarını, akidevi sapmalarını ortadan kaldırmak, tashih etmek için gönderildiği gibi, bununla bağlantılı olarak insanlığın fert ve toplum hayatındaki yanlış işleyişlere son verip, doğruları hakim kılmayı, kötülük yerine iyiliği, zulüm yerine adaleti tesis etmeyi hedeflemiştir.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Teori ve pratiği birbirinden ayırmamış, ikisini birlikte ele almış, bir taraftan teorik alanda yaşanan sapmaları gündeme getirip tashih ederken, aynı anda, zaten teorik alandaki sapmanın bir uzantısı olarak pratik alanda yaşanan sapmaları, fıskı, fücuru, adaletsizlikleri gündeme taşımış ve onları yerle bir edip, hem teoride hem de pratikte hakkı ve adaleti tesis etme mücadelesine girişmiştir.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Daha ilk inen surelerde bu bütünlüğü, teori ve pratiği birbirinden ayırt etmeyen, her iki alandaki ifsada aynı anda neşter vuran bu Kur’ani yaklaşımı net olarak görmekteyiz. Dini yalanlayanların, kendini müstağni görüp azgınlaşanların, şirke bulaşanların gündem edildiği ilk vahiylerde, aynı zamanda yetimi itip kakan, yoksulu doyurmaya ön ayak olmayan ve tartıda hile yapanların ifsadı da gündeme getirilmekte ve Müslümanlara; yalanlayanlara, hayrı engelleyenlere itaat etmemeleri, namazı ikame edip, yoksulu, yetimi gözetmeleri, insanları hakka davet etmeleri, dosdoğru olmaları, zalimlerle uzlaşmaya yanaşmamaları emredilmektedir.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Hz. Peygamber, Hira mağarasında ilk vahyi aldığında İslami hareket başlamış oluyordu.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Ardından gelen “Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar” ayetleri fert planından toplum planına geçişin işaretini veriyordu.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]İslami hareket, önce bir teorik programın belirlenmesi, ardından bu programın pratiğe aktarılması şeklinde değil, teori ve pratiğin birlikte yürüdüğü, dosdoğru olmanın, ilkelerden ödün vermemenin, yalanlayanlara, zulmedenlere, yetimi, yoksulu itip kakanlara asla itaat edilmemesi, onlarla uzlaşılmaması esaslarının gözetildiği sahih bir düzlemde peyderpey gelişti ve İslam inkılabına böyle ulaşıldı.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Sahabe vahye bir teori metni olarak yaklaşmadı, vahyi pratiğe aktarmak, hayata hakim kılmak için okudu.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]İlk Kur’an nesli, Kur’an üzre bir seferde olduğu bilinciyle yaşadı, o bilinçle mücadelesini sürdürdü, teoride boğulmadı, vahyin çizgisinde, Hz. Peygamber’in örnekliğinde dosdoğru olmanın fert ve toplum planındaki şahidliğini üstlendi ve İslam inkılabına giden yol böyle yüründü.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Şimdi, İslami hareketin yegane örnekliğini teşkil eden Nebevi hareket metodundan söz edildiğinde, konuyu, “bunu program haline getirmek lazım, yoksa soyut olmaktan öteye geçmez” şeklinde değerlendirmek ne kadar sıhhatlidir?[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Nebevi hareket metodu, bizzat yaşanmış somut bir sürecin ifadesidir ve hayatın içinde pratize edilmiş canlı bir örnekliğin adıdır. Bugün yapılaması gereken de, oturup program üreteceğim diye teoriye boğulmak yerine, bizzat hayatın içinde, mücadele alanında Kur’ani ilkelerin şahidliğini yapmak, Nebevi yolu izlemekten başka bir şey olmamalıdır. Hayatın içinde, mücadele ortamında bulunulduğunda, zaten Kur’ani ilkelerden ve Nebevi örneklikten neşet eden bir program vardır ve bu programın yeniden üretilmesi, çağın idrakine söyletilmesi mümkün olacaktır.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]ALINTIDIR[/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
islam anlatılmaz yaşanır..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst