Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
İslam Büyükleri...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 85937" data-attributes="member: 27"><p style="text-align: center"><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: red">İMAM-I MUHAMMED</span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p> <span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>Vasıt 132/Horasan 189</strong> </span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Şer'i delillerden çıkardığı fıkhî hükümlerle İslâm âleminin dinî inançlarını tedvin edip modern bir hukuk sistemi meydana getirmiş olan <strong>İmam-ı A'zam Hazretleri'ne bu hizmetinde yardımcı</strong>, müctehid talebeleri vardır. <span style="color: red">Bunlardan biri de İmam-ı Muhammed'dir.</span> </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">İmam-ı Muhammed, <u><span style="color: red">hicrî 132'de (M.747) Vasıt'ta dünyaya gelmiş,</span></u> Bağdad'da ilk tahsilini yaptıktan sonra, Kûfe'ye gelip Ebû Hanîfe'nin önce derslerine devam etmiş, sonra da içtihad hizmetine karışarak müşterek çalışma kabiliyeti göstermiştir. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Kendi gibi bir talebe ve daha sonra da müctehid olan <strong><u>Ebû Yûsuf tan on dokuz sene sonra dünyaya gelen İmam-ı Muhammed;</u></strong> Üstadı Ebû Hanîfe'nin <strong><u>150'de vefatından sonra 39 sene daha yaşamıştır.</u></strong> Bu süre içinde, devamlı ilmî faaliyette bulunup Ebû Hanîfe'den aldığı hazır içtihadları, tümüyle talebelerine nakletmiş, hattâ diğer mezheb imamlarına dahi bu yolda hocalık yapmış, onlara pek çok bilgiler aktarmıştır. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Nitekim dört mezhebden birinin imamı olan Ahmed bin Hanbel'e sormuşlar : </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>-Ey üstad, bu kadar geniş ilmi nereden aldınız?</strong></span> Hazret-i İmam, gayet açıklıkla cevap vermiş: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: blue"><strong>-Muhammed bin Hasan eş-Şeybani'den... </strong></span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Alâkalı eserlerin kayıtlarına göre Ahmed bin Hanbel, İmam-ı Muhammed'den <strong><u>bir deve yükü kitap</u></strong> almış, hepsini tedkik edip, bu ilmi tesbitlerden büyük istifade sağlamıştır. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Aynı istifade, İmamı Şafiî Hazretleri için de bahis mevzuu olmuştur. Nitekim bir sohbetinde<strong> İmamı Şafiî Hazretleri de şöyle demiştir: </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>-Çok ilim ehliyle görüştüm. Bunların içinde İmamı Muhammed kadar zekisini görmedim. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">İmam-ı Muhammed bu <strong>keskin zekâsı sayesindedir ki,</strong> Hanefi fıkhına ait hükümleri, önce Ebû Hanife'den kolayca zabt etmiş; sonra da bunları kitap haline getirerek ilim adamlarına intikalini sağlamıştır. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Tarihlerin kaydına göre. İmamı Muhammed'in zabt ettiği mes'elelerden meydana gelen bu <span style="color: red"><strong>eserlerin sayısı 99'dur.</strong></span> Bunlardan <strong><u>bir kısmı halen elimizdedir.</u></strong> <span style="color: red"><strong>Zahirrürivaye</strong></span>'si meşhurdur. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">İmamı Şafiî Hazretleri, İmam-ı Muhammed'le ilmi müzakere, hattâ münazaralarda bulunduktan sonra, Ebû Hanife'nin bu geniş bilgili talebesi hakkında fikrini soranlara şöyle bir açıklamada bulunmuştur: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: blue"><strong>-Ben çok ilim adamıyla görüştüm. Bunların içinde Muhammed Şeybani gibisini görmedim. Hangi ihtilâflı mes'eleyi sorup, hangi karışık mevzuu açtımsa O'nun yüzünde asla buruşukluk hissetmedim. Bilâkis bundan sevinip memnun olduğunu müşahede ettim. Ele aldığı mes'eleye hâkim olduğu muhakkak... </strong></span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Bir ara Rakka'da kadılık da yapmış olan İmam-ı Muhammed, ayrılıp Bağdad'a geldiğinde. Halife Hârun Reşid'le birlikte Horasan'a doğru seyahata çıkmış, ancak ömrü vefâ etmeyip, <strong><span style="color: red">189'da Horasan'ın Rey şehrinde vefat etmiştir. </span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Îmam'ın vefat gününde nahiv âlimlerinden Kisaî'nin de vefatını işiten Halife: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>-Yazık oldu, bugün iki ilmi birden toprağa verdik. Bu iki ilim, fıkıh ilmiyle lügat ilmi demiştir. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong><u>On beşle, on dokuz yaşlan arasında iken</u></strong>, fıkıhta müctehidlik seviyesine kadar çıkan İmam-ı Muhammed, Ebû Hanife ile geçen günlerindeki hatıralarından bazılarını anlatmıştır. Bunlardan biri bize şöyle intikal etmiştir. .</span></span></span></p><p> <span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Hamile bir kadın doğumdan önce vefat etmiş. Ancak kadını yıkayacakları sırada karnındaki çocuğun hayatta olduğunu fark edince şaşırmışlar. Durumu Ebû Hanife Hazretleri'nin meclisine getirip ne yapacaklarını sormuşlar. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Orada hazır bulunanlardan bazıları: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>-Kadın, hemen defnedilmesin. Bekletilsin. Belki çocuk bu bekleme sırasında doğâbilir. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Bazıları da: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: blue"><strong>-Ölmüş insan bekletilmez, defin yapılmalıdır. O çocuk zaten yaşamaz, demişler. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Ancak son sözü, Hazreti Ebû Hanife söylemiştir: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"><strong>-Kadın ne bekletilmeli, ne de çocuk doğmadan defin yapılmalıdır.</strong></span> </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Şaşırmışlar: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: red">-Ey Üstad, ne olacak öyle ise?</span></strong> Ebû Hanife şöyle açıklamış: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"><strong><u>-Kadının karnı yarılıp çocuk dışarı çıkarılmalıdır.</u></strong></span> Nitekim öyle de olmuş, çocuk canlı olarak dışarı çıkarılmış. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">İmam-ı Muhammed der ki: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: blue"><strong>-Bu çocuk büyüdü, ilim meclislerine devam etti. Kimse onu ismiyle çağırmaz, hemen herkes ona, sağ olarak doğumuna Ebû Hanife sebeb olduğu için. <span style="color: darkgreen">"Ebû Hanife'nin oğlu"</span> diye hitab ederlerdi.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">alim 2.0'dan alıntıdır.</span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 85937, member: 27"] [CENTER][COLOR=#080000][FONT=Comic Sans MS][SIZE=5][COLOR=red]İMAM-I MUHAMMED[/COLOR][/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=#080000] [/COLOR][/CENTER][COLOR=#080000] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]Vasıt 132/Horasan 189[/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Şer'i delillerden çıkardığı fıkhî hükümlerle İslâm âleminin dinî inançlarını tedvin edip modern bir hukuk sistemi meydana getirmiş olan [B]İmam-ı A'zam Hazretleri'ne bu hizmetinde yardımcı[/B], müctehid talebeleri vardır. [COLOR=red]Bunlardan biri de İmam-ı Muhammed'dir.[/COLOR] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]İmam-ı Muhammed, [U][COLOR=red]hicrî 132'de (M.747) Vasıt'ta dünyaya gelmiş,[/COLOR][/U] Bağdad'da ilk tahsilini yaptıktan sonra, Kûfe'ye gelip Ebû Hanîfe'nin önce derslerine devam etmiş, sonra da içtihad hizmetine karışarak müşterek çalışma kabiliyeti göstermiştir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Kendi gibi bir talebe ve daha sonra da müctehid olan [B][U]Ebû Yûsuf tan on dokuz sene sonra dünyaya gelen İmam-ı Muhammed;[/U][/B] Üstadı Ebû Hanîfe'nin [B][U]150'de vefatından sonra 39 sene daha yaşamıştır.[/U][/B] Bu süre içinde, devamlı ilmî faaliyette bulunup Ebû Hanîfe'den aldığı hazır içtihadları, tümüyle talebelerine nakletmiş, hattâ diğer mezheb imamlarına dahi bu yolda hocalık yapmış, onlara pek çok bilgiler aktarmıştır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Nitekim dört mezhebden birinin imamı olan Ahmed bin Hanbel'e sormuşlar : [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]-Ey üstad, bu kadar geniş ilmi nereden aldınız?[/B][/COLOR] Hazret-i İmam, gayet açıklıkla cevap vermiş: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=blue][B]-Muhammed bin Hasan eş-Şeybani'den... [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Alâkalı eserlerin kayıtlarına göre Ahmed bin Hanbel, İmam-ı Muhammed'den [B][U]bir deve yükü kitap[/U][/B] almış, hepsini tedkik edip, bu ilmi tesbitlerden büyük istifade sağlamıştır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Aynı istifade, İmamı Şafiî Hazretleri için de bahis mevzuu olmuştur. Nitekim bir sohbetinde[B] İmamı Şafiî Hazretleri de şöyle demiştir: [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]-Çok ilim ehliyle görüştüm. Bunların içinde İmamı Muhammed kadar zekisini görmedim. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]İmam-ı Muhammed bu [B]keskin zekâsı sayesindedir ki,[/B] Hanefi fıkhına ait hükümleri, önce Ebû Hanife'den kolayca zabt etmiş; sonra da bunları kitap haline getirerek ilim adamlarına intikalini sağlamıştır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Tarihlerin kaydına göre. İmamı Muhammed'in zabt ettiği mes'elelerden meydana gelen bu [COLOR=red][B]eserlerin sayısı 99'dur.[/B][/COLOR] Bunlardan [B][U]bir kısmı halen elimizdedir.[/U][/B] [COLOR=red][B]Zahirrürivaye[/B][/COLOR]'si meşhurdur. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]İmamı Şafiî Hazretleri, İmam-ı Muhammed'le ilmi müzakere, hattâ münazaralarda bulunduktan sonra, Ebû Hanife'nin bu geniş bilgili talebesi hakkında fikrini soranlara şöyle bir açıklamada bulunmuştur: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=blue][B]-Ben çok ilim adamıyla görüştüm. Bunların içinde Muhammed Şeybani gibisini görmedim. Hangi ihtilâflı mes'eleyi sorup, hangi karışık mevzuu açtımsa O'nun yüzünde asla buruşukluk hissetmedim. Bilâkis bundan sevinip memnun olduğunu müşahede ettim. Ele aldığı mes'eleye hâkim olduğu muhakkak... [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Bir ara Rakka'da kadılık da yapmış olan İmam-ı Muhammed, ayrılıp Bağdad'a geldiğinde. Halife Hârun Reşid'le birlikte Horasan'a doğru seyahata çıkmış, ancak ömrü vefâ etmeyip, [B][COLOR=red]189'da Horasan'ın Rey şehrinde vefat etmiştir. [/COLOR][/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Îmam'ın vefat gününde nahiv âlimlerinden Kisaî'nin de vefatını işiten Halife: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]-Yazık oldu, bugün iki ilmi birden toprağa verdik. Bu iki ilim, fıkıh ilmiyle lügat ilmi demiştir. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B][U]On beşle, on dokuz yaşlan arasında iken[/U][/B], fıkıhta müctehidlik seviyesine kadar çıkan İmam-ı Muhammed, Ebû Hanife ile geçen günlerindeki hatıralarından bazılarını anlatmıştır. Bunlardan biri bize şöyle intikal etmiştir. .[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Hamile bir kadın doğumdan önce vefat etmiş. Ancak kadını yıkayacakları sırada karnındaki çocuğun hayatta olduğunu fark edince şaşırmışlar. Durumu Ebû Hanife Hazretleri'nin meclisine getirip ne yapacaklarını sormuşlar. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Orada hazır bulunanlardan bazıları: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]-Kadın, hemen defnedilmesin. Bekletilsin. Belki çocuk bu bekleme sırasında doğâbilir. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Bazıları da: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=blue][B]-Ölmüş insan bekletilmez, defin yapılmalıdır. O çocuk zaten yaşamaz, demişler. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Ancak son sözü, Hazreti Ebû Hanife söylemiştir: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkgreen][B]-Kadın ne bekletilmeli, ne de çocuk doğmadan defin yapılmalıdır.[/B][/COLOR] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Şaşırmışlar: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B][COLOR=red]-Ey Üstad, ne olacak öyle ise?[/COLOR][/B] Ebû Hanife şöyle açıklamış: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkgreen][B][U]-Kadının karnı yarılıp çocuk dışarı çıkarılmalıdır.[/U][/B][/COLOR] Nitekim öyle de olmuş, çocuk canlı olarak dışarı çıkarılmış. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]İmam-ı Muhammed der ki: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=blue][B]-Bu çocuk büyüdü, ilim meclislerine devam etti. Kimse onu ismiyle çağırmaz, hemen herkes ona, sağ olarak doğumuna Ebû Hanife sebeb olduğu için. [COLOR=darkgreen]"Ebû Hanife'nin oğlu"[/COLOR] diye hitab ederlerdi.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=black]alim 2.0'dan alıntıdır.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
İslam Büyükleri...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst