Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
İslam Büyükleri...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 89446" data-attributes="member: 27"><p style="text-align: center"><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-size: 18px"><span style="color: seagreen"><strong>İMAM MÂLİK HAZRETLERİ</strong></span></span> </span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p> <span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Medine 93 /Medine 179</strong> </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Mâliki Mezhebi'nin kurucusu olan İmamı Mâlik Hazretleri, İmam-ı A'zam'dan on üç sene sonra hicri 93'te (M.711) Medine'de dünyaya geldi. </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Medine'de Sahâbenin sonlarına ve Tabiîn'in ilklerine erişen İmamı Mâlik, <strong>talebelik devrini İmam-ı A'zam'ın aksine yoksulluk ve mahrumiyet içinde yaşamıştır.</strong> Yüzüğünün kaşındaki, sabrın değerini işaret eden şu âyeti kerime, hayatta ona daima destek olmuştur. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>"Hasbünallahü ve ni'melvekil!" </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Daha sonraları; bu sabrının karşılığını maddi-manevî geniş nimetlere erişmekle gören Hazret-i İmam, herkesin de nail olduğu nimeti, giyiminde kuşamında göstermesini söylerken şöyle demiştir: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>"Allah verdiği nimetinin eserini kulunun üzerinde görmek ister." </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Bu yüzden yoksullar onun yanından ayrılmamış, himayesine sığınmışlardır. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">İmamı Mâlik'in en çok ikrah ettiği kötü hallerden birincisi <strong>gıybetti.</strong> Bu konudaki ikazlarından birinde şöyle der: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>"Medine'de ayıpsız insanlar vardır... Ne zaman ki, başkalarının ayıbını konuşurlar, onlar da ayıp sahibi olurlar. Yine Medine'de ayıplı insanlar vardır. Ne zaman ki başkalarının ayıplarından söz etmezler, kendi ayıpları da gizlenir, ayıpsız hale gelirler." </strong></span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>17 yaşına kadar tahsil ettiği ilimle Medine'nin eşsiz âlimi haline gelen Hazret-i İmam, bu yaştan itibaren ders verip, çevresini irşada başlamıştır. </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Doksan seneye varan ömrü</strong> boyunca hem okuyup, hem de okutarak bu irşadını sürdüren İmamı Mâlik'in en büyük ilmi eseri, <strong>Resûlüllah'ın hadîslerini topladığı meşhur MUVATTA' kitabı olmuştur. </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Yazılan ilk hadis kitabını teşkil eden <strong>MUVATTA'</strong>ı Hazret-i İmam,<strong> yüz bin hadisten seçtiği dört bin hadîsle</strong> meydana getirmiştir. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Bunun için tam kırk sene çalışmıştır. </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Tabiîn'den birçok âlimler, Resûlüllah Hazretleri'nin İmamı Mâlik'in geleceğine işaret ettiğini de söylerler. Bu konudaki hadîslerden biri şu meâldedir: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>"Şark ve garptan birçok talebe, âlim ararlar. Fakat Medine âliminden daha âlimini bulamazlar!"</strong> </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Nitekim İmam'ın ilmi itibarı, Müslümanların arasında iyice yayılmıştı. Aylarca yol alıp Medine'ye, Hazret-i İmam'a mes'ele sormaya gelenler çok olurdu. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Fazileti, takvâsı had safhadaydı.</strong> Bunca tevazu ve müsamahasına rağmen, huzurunda son derece saygı ve hürmetle dururlar, fuzuli konuşmaya cesaret edemezler, heyecan hâkim olurdu kendilerinde... </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Sual soranları korkutmaz, <u>"bu nasıl sual?"</u> gibilerden ayıplamazdı.</strong> Ne sorulursa sorulsun, hemen izah eder, sözü uzatmadan <strong>"evet"</strong> yahut <strong>"hayır"</strong> şeklinde mes'eleyi bağlardı. Bazan da kolayca <strong>"bilemiyorum"</strong> der, <strong><span style="color: darkred">ilmin siperinin bilmiyorum kelimesi olduğunu söylerdi.</span></strong> </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Yaşının ilerlemesine rağmen Medine'de bineğe asla binmezdi.</strong> Son senelerinde kendisini ziyarete gelmiş olan <strong>İmam-ı Şafiî Hazretleri</strong> bu konuda gördüğü bir vakıayı şöyle anlatır: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>"İmam'ın kapısında Horasan'dan, Fars'tan gönderilmiş hayvanlar gördüm. Ama O, hiçbirine binmiyordu. </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>-Bu bineklere binmeyişinizi hoş bulmuyorum,</strong> dedim. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>-Hepsini de sana hediye ediyorum, sen bin...</strong> diye cevap verdi.</span></span></span></p><p> <span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>-Sen kendin için alıkoymalısın, yaya gidecek halin yok, </strong>dedim. O zaman da şu karşılığı verdi: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>-Resûlüllah'ın bulunduğu bir şehirde ben hayvana binip de ayağımı sallaya sallaya gitmekten hayâ ediyorum, bu yüzden Medine'de bineğe binmeye cesaretim yok!.. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Resûlüllah'a olan saygısı o haldeydi ki, ondan söz naklederken hemen kendisine çekidüzen verir, abdestini alır, güzel kokular sürünür, sarığını güzelce sarıp. giyimini düzeltir, tevbe-istiğfarda bulunur, bundan sonra Resûlüllah'ı ve hadisini sohbet konusu ederdi.</strong> </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Bu kadar büyük, hazırlığın mecburi mi olduğunu sorana da şöyle cevap verirdi: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>"Resûlüllah'a saygıyı ben üzerime bir vazife biliyorum. O'nu konuşurken abdestsiz olmaya cesaret edemiyorum." </strong></span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Bu yüzden <strong>ayak üstü hadîs okumaz, acele halinde sünnetten söz etmezdi.</strong> Bu mevzuya girecekse müsait zamanda tam girerdi... </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Bir defa hadis naklediyordu. Toprağın üzerinde peyda olan <strong>bir akrep, ayağını ısırdı.</strong> Hadisi bitirinceye kadar durumunu hiç değiştirmedi. Belki <strong>hadise olan hürmeti, başka şey hissettirmiyordu.</strong> </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Sesini yükselterek konuşanlara ise: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>"Medine'de Resûlüllah vardır. O'nun huzurunda böyle bağırarak konuşulmaz" </strong>der, Peygamberimizi hayatta gibi kabul ederdi. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Bağdad Halifesi Hârun Reşîd, Medine'ye gelmişti. Veziri Bermekî'yi Hazret-i İmam'a gönderdi. <strong>"Benden selâm söyle, hazırladığı değerli eserini alarak huzuruma teşrif etsin, bize hadis dinletsin"</strong> dedi. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Bermekî, Hazret-i İmam'a gelip Halife'nin selâmını, tebliğ ettikten sonra, <strong>muvatta</strong> ile kendi yanına gelmesini rica ettiğini de sözlerine ekledi. Hazret-i İmam buna şu karşılığı verdi: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>"İlim ayağa gitmez! Belki ilmin ayağına gelinir. İlme talip olanlar ilmin yanına gelmelidirler, ilmi yanlarına çağırmamalıdırlar." </strong></span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Bermekî dönüp bunu Halife'ye anlattığı sırada, İmam da arkasından içeri girdi.</span></span></span></p><p> <span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Hârun Reşid: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>-Ya Mâlik, bize muhalefetinin sebebi nedir ki?</strong> diye sordu. İmam şu açıklamayı yaptı: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>-Size muhalefetim yoktur. Kastım size muhalefet değil, ilmin itibarını aşağı düşüren bir Halife olmanıza mani olmaktır. İlim hepimizden yücedir, onun yanına gitmeliyiz. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Bunun üzerine Hârun Reşîd kalktı, birlikte İmamın ders yerine geldiler. Hazret-i İmam, değerli eseri <strong>Muvatta'</strong>dan hadis okumaya başladı. Derste dinleyici olarak halktan kimseler de vardı. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Hârun Reşid, bundan memnun olmadı. O, kendisi için özel bir ders yapılmasını arzu etmişti. Bunu hisseden İmam, durumu şöyle izah etti: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>-İlim umumun malıdır. Umumun malı, hususun arzusuna tahsis edilmemelidir. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Böylece Halife, mecburen sıradan insanların arasına oturmuş olduğu halde, Resûlüllah'ın hadislerini dinlemiştir. Hazret-i İmam, ilim meclisinde hiç kimsenin, sahip olduğu içtimai makamıyla kendisini farklı görme tavrına girmesinden hoşlanmazdı. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Bir ara Halife, oğulları <strong>"Emin"</strong> ile<strong> "Me'mun"</strong> un da İmam'dan hadîs dinlemelerini istemişti: İmam'ın buna da cevabı şöyle olmuştu: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>"Buyursunlar, ancak mecliste nerede boş yer varsa oraya otursunlar. Halife çocukları oluşlarını imtiyazlarına sebeb görerek diğerlerini çiğnemesinler."</strong> </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Bu şarta riayet ederek Halife çocukları İmam'ın <strong>Muvatta</strong>'ını dinlemişler, herkesten ayrı bir muamele görmemişlerdir. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">İmam'ı hilâfet merkezi olan Bağdad'a götürmek isteyen Hârun Reşîd'e Hazret-i İmam, şöyle özür beyan etmiştir: </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>-Resûlüllah'ın, <span style="color: darkred">"benden sonra dünyayı isteyenler, Medine'yi terk edeceklerdir."</span> dediğini tesbit ettim. Ben o kimselerden olmak istemiyorum. Ayrıca, yine Resûlüllah buyurmuş ki: <span style="color: darkred">"Medine kötüleri dışarı atar!..."</span> Ben dışarı atılan kötülerden de olmayı arzu etmem. Resûlüllah'ın, medfun bulunduğu Medine benim için herşeydir. Bağdad'ı buraya tercih edemem. </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Nitekim hicri 179 tarihinde Medine-i Tahire'de vaki olan vefatından sonra, kendisi Baki mezarlığına defnolunmuş. böylece 86 yıllık hayatı boyunca mukaddes bildiği beldeden dirisi gibi ölüsüyle de ayrılmamıştır. </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">İmam-ı A'zam Hazretleri'yle İmamı Mâlik Hazretleri, Medine'de birçok defalar görüşmüşler; karşılıklı saygı ve hürmet anlayışı içinde sabahlara kadar ilmi müzakerelerde bulunmuşlar; birbirlerinden pek çok hususlarda istifade etmişlerdir. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Bunlardan birine şahit olan İbn-i Mübârek şöyle der. </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>"Ben Medine'de İmam-ı Mâlik'in yanındaydım, o sırada biri geldi. İmam hemen âyağa kalkıp kendisini meclisin baş köşesine oturttu. Pek çok iltifat ve ikramda bulundu. Sonra o çıkınca dedi ki:</strong> </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>-Bu zât Ebû Hanife denen Sâbit oğlu Numan'dır. Ne söylerse delille söyler. Hattâ. <u>"Şu direk altındandır"</u> dese, delilini getirebilir. Fıkıh ilminin birçok derin mes'elesi O'na açılmıştır. Herkesin hayrette kaldığı mes'elelerde O, külfetsizce doğru hükme varmıştır. O'nun tesbit ettiği mes'elelerden binlercesi var yânımda...' </strong></span></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Evet, onlar birbirlerine karşı böyleydiler işte!.. Ya şimdiki önder sayılanlar!.. Birbirlerine karşı nasıl bir anlayış içindeler?</strong> </span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><em><strong>Birbirlerinden ilim alıp, fikir alışverişinde bulunabiliyorlar mı? Halbuki İmam-ı A'zam gelince İmamı Mâlik ayağa kalkıyor, sonra da arkasından onu medhediyor, ondan binlerce mes'eleyi öğrendiğini gayet rahatlıkla söyleyebiliyordu.</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p><p><span style="color: #080000"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px">Alim 2.0'dan alıntıdır.</span></span></span></p><p><span style="color: #080000"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 89446, member: 27"] [CENTER][COLOR=#080000][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][SIZE=5][COLOR=seagreen][B]İMAM MÂLİK HAZRETLERİ[/B][/COLOR][/SIZE] [/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=#080000] [/COLOR][/CENTER][COLOR=#080000] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]Medine 93 /Medine 179[/B] [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]Mâliki Mezhebi'nin kurucusu olan İmamı Mâlik Hazretleri, İmam-ı A'zam'dan on üç sene sonra hicri 93'te (M.711) Medine'de dünyaya geldi. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Medine'de Sahâbenin sonlarına ve Tabiîn'in ilklerine erişen İmamı Mâlik, [B]talebelik devrini İmam-ı A'zam'ın aksine yoksulluk ve mahrumiyet içinde yaşamıştır.[/B] Yüzüğünün kaşındaki, sabrın değerini işaret eden şu âyeti kerime, hayatta ona daima destek olmuştur. [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]"Hasbünallahü ve ni'melvekil!" [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Daha sonraları; bu sabrının karşılığını maddi-manevî geniş nimetlere erişmekle gören Hazret-i İmam, herkesin de nail olduğu nimeti, giyiminde kuşamında göstermesini söylerken şöyle demiştir: [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]"Allah verdiği nimetinin eserini kulunun üzerinde görmek ister." [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Bu yüzden yoksullar onun yanından ayrılmamış, himayesine sığınmışlardır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]İmamı Mâlik'in en çok ikrah ettiği kötü hallerden birincisi [B]gıybetti.[/B] Bu konudaki ikazlarından birinde şöyle der: [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]"Medine'de ayıpsız insanlar vardır... Ne zaman ki, başkalarının ayıbını konuşurlar, onlar da ayıp sahibi olurlar. Yine Medine'de ayıplı insanlar vardır. Ne zaman ki başkalarının ayıplarından söz etmezler, kendi ayıpları da gizlenir, ayıpsız hale gelirler." [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]17 yaşına kadar tahsil ettiği ilimle Medine'nin eşsiz âlimi haline gelen Hazret-i İmam, bu yaştan itibaren ders verip, çevresini irşada başlamıştır. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]Doksan seneye varan ömrü[/B] boyunca hem okuyup, hem de okutarak bu irşadını sürdüren İmamı Mâlik'in en büyük ilmi eseri, [B]Resûlüllah'ın hadîslerini topladığı meşhur MUVATTA' kitabı olmuştur. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Yazılan ilk hadis kitabını teşkil eden [B]MUVATTA'[/B]ı Hazret-i İmam,[B] yüz bin hadisten seçtiği dört bin hadîsle[/B] meydana getirmiştir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]Bunun için tam kırk sene çalışmıştır. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Tabiîn'den birçok âlimler, Resûlüllah Hazretleri'nin İmamı Mâlik'in geleceğine işaret ettiğini de söylerler. Bu konudaki hadîslerden biri şu meâldedir: [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]"Şark ve garptan birçok talebe, âlim ararlar. Fakat Medine âliminden daha âlimini bulamazlar!"[/B] [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Nitekim İmam'ın ilmi itibarı, Müslümanların arasında iyice yayılmıştı. Aylarca yol alıp Medine'ye, Hazret-i İmam'a mes'ele sormaya gelenler çok olurdu. [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]Fazileti, takvâsı had safhadaydı.[/B] Bunca tevazu ve müsamahasına rağmen, huzurunda son derece saygı ve hürmetle dururlar, fuzuli konuşmaya cesaret edemezler, heyecan hâkim olurdu kendilerinde... [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]Sual soranları korkutmaz, [U]"bu nasıl sual?"[/U] gibilerden ayıplamazdı.[/B] Ne sorulursa sorulsun, hemen izah eder, sözü uzatmadan [B]"evet"[/B] yahut [B]"hayır"[/B] şeklinde mes'eleyi bağlardı. Bazan da kolayca [B]"bilemiyorum"[/B] der, [B][COLOR=darkred]ilmin siperinin bilmiyorum kelimesi olduğunu söylerdi.[/COLOR][/B] [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]Yaşının ilerlemesine rağmen Medine'de bineğe asla binmezdi.[/B] Son senelerinde kendisini ziyarete gelmiş olan [B]İmam-ı Şafiî Hazretleri[/B] bu konuda gördüğü bir vakıayı şöyle anlatır: [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]"İmam'ın kapısında Horasan'dan, Fars'tan gönderilmiş hayvanlar gördüm. Ama O, hiçbirine binmiyordu. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]-Bu bineklere binmeyişinizi hoş bulmuyorum,[/B] dedim. [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]-Hepsini de sana hediye ediyorum, sen bin...[/B] diye cevap verdi.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]-Sen kendin için alıkoymalısın, yaya gidecek halin yok, [/B]dedim. O zaman da şu karşılığı verdi: [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]-Resûlüllah'ın bulunduğu bir şehirde ben hayvana binip de ayağımı sallaya sallaya gitmekten hayâ ediyorum, bu yüzden Medine'de bineğe binmeye cesaretim yok!.. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]Resûlüllah'a olan saygısı o haldeydi ki, ondan söz naklederken hemen kendisine çekidüzen verir, abdestini alır, güzel kokular sürünür, sarığını güzelce sarıp. giyimini düzeltir, tevbe-istiğfarda bulunur, bundan sonra Resûlüllah'ı ve hadisini sohbet konusu ederdi.[/B] [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Bu kadar büyük, hazırlığın mecburi mi olduğunu sorana da şöyle cevap verirdi: [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]"Resûlüllah'a saygıyı ben üzerime bir vazife biliyorum. O'nu konuşurken abdestsiz olmaya cesaret edemiyorum." [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Bu yüzden [B]ayak üstü hadîs okumaz, acele halinde sünnetten söz etmezdi.[/B] Bu mevzuya girecekse müsait zamanda tam girerdi... [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Bir defa hadis naklediyordu. Toprağın üzerinde peyda olan [B]bir akrep, ayağını ısırdı.[/B] Hadisi bitirinceye kadar durumunu hiç değiştirmedi. Belki [B]hadise olan hürmeti, başka şey hissettirmiyordu.[/B] [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Sesini yükselterek konuşanlara ise: [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]"Medine'de Resûlüllah vardır. O'nun huzurunda böyle bağırarak konuşulmaz" [/B]der, Peygamberimizi hayatta gibi kabul ederdi. [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Bağdad Halifesi Hârun Reşîd, Medine'ye gelmişti. Veziri Bermekî'yi Hazret-i İmam'a gönderdi. [B]"Benden selâm söyle, hazırladığı değerli eserini alarak huzuruma teşrif etsin, bize hadis dinletsin"[/B] dedi. [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Bermekî, Hazret-i İmam'a gelip Halife'nin selâmını, tebliğ ettikten sonra, [B]muvatta[/B] ile kendi yanına gelmesini rica ettiğini de sözlerine ekledi. Hazret-i İmam buna şu karşılığı verdi: [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]"İlim ayağa gitmez! Belki ilmin ayağına gelinir. İlme talip olanlar ilmin yanına gelmelidirler, ilmi yanlarına çağırmamalıdırlar." [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Bermekî dönüp bunu Halife'ye anlattığı sırada, İmam da arkasından içeri girdi.[/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Hârun Reşid: [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]-Ya Mâlik, bize muhalefetinin sebebi nedir ki?[/B] diye sordu. İmam şu açıklamayı yaptı: [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]-Size muhalefetim yoktur. Kastım size muhalefet değil, ilmin itibarını aşağı düşüren bir Halife olmanıza mani olmaktır. İlim hepimizden yücedir, onun yanına gitmeliyiz. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Bunun üzerine Hârun Reşîd kalktı, birlikte İmamın ders yerine geldiler. Hazret-i İmam, değerli eseri [B]Muvatta'[/B]dan hadis okumaya başladı. Derste dinleyici olarak halktan kimseler de vardı. [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Hârun Reşid, bundan memnun olmadı. O, kendisi için özel bir ders yapılmasını arzu etmişti. Bunu hisseden İmam, durumu şöyle izah etti: [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]-İlim umumun malıdır. Umumun malı, hususun arzusuna tahsis edilmemelidir. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Böylece Halife, mecburen sıradan insanların arasına oturmuş olduğu halde, Resûlüllah'ın hadislerini dinlemiştir. Hazret-i İmam, ilim meclisinde hiç kimsenin, sahip olduğu içtimai makamıyla kendisini farklı görme tavrına girmesinden hoşlanmazdı. [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Bir ara Halife, oğulları [B]"Emin"[/B] ile[B] "Me'mun"[/B] un da İmam'dan hadîs dinlemelerini istemişti: İmam'ın buna da cevabı şöyle olmuştu: [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]"Buyursunlar, ancak mecliste nerede boş yer varsa oraya otursunlar. Halife çocukları oluşlarını imtiyazlarına sebeb görerek diğerlerini çiğnemesinler."[/B] [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Bu şarta riayet ederek Halife çocukları İmam'ın [B]Muvatta[/B]'ını dinlemişler, herkesten ayrı bir muamele görmemişlerdir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]İmam'ı hilâfet merkezi olan Bağdad'a götürmek isteyen Hârun Reşîd'e Hazret-i İmam, şöyle özür beyan etmiştir: [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]-Resûlüllah'ın, [COLOR=darkred]"benden sonra dünyayı isteyenler, Medine'yi terk edeceklerdir."[/COLOR] dediğini tesbit ettim. Ben o kimselerden olmak istemiyorum. Ayrıca, yine Resûlüllah buyurmuş ki: [COLOR=darkred]"Medine kötüleri dışarı atar!..."[/COLOR] Ben dışarı atılan kötülerden de olmayı arzu etmem. Resûlüllah'ın, medfun bulunduğu Medine benim için herşeydir. Bağdad'ı buraya tercih edemem. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]Nitekim hicri 179 tarihinde Medine-i Tahire'de vaki olan vefatından sonra, kendisi Baki mezarlığına defnolunmuş. böylece 86 yıllık hayatı boyunca mukaddes bildiği beldeden dirisi gibi ölüsüyle de ayrılmamıştır. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]İmam-ı A'zam Hazretleri'yle İmamı Mâlik Hazretleri, Medine'de birçok defalar görüşmüşler; karşılıklı saygı ve hürmet anlayışı içinde sabahlara kadar ilmi müzakerelerde bulunmuşlar; birbirlerinden pek çok hususlarda istifade etmişlerdir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Bunlardan birine şahit olan İbn-i Mübârek şöyle der. [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]"Ben Medine'de İmam-ı Mâlik'in yanındaydım, o sırada biri geldi. İmam hemen âyağa kalkıp kendisini meclisin baş köşesine oturttu. Pek çok iltifat ve ikramda bulundu. Sonra o çıkınca dedi ki:[/B] [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]-Bu zât Ebû Hanife denen Sâbit oğlu Numan'dır. Ne söylerse delille söyler. Hattâ. [U]"Şu direk altındandır"[/U] dese, delilini getirebilir. Fıkıh ilminin birçok derin mes'elesi O'na açılmıştır. Herkesin hayrette kaldığı mes'elelerde O, külfetsizce doğru hükme varmıştır. O'nun tesbit ettiği mes'elelerden binlercesi var yânımda...' [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][B]Evet, onlar birbirlerine karşı böyleydiler işte!.. Ya şimdiki önder sayılanlar!.. Birbirlerine karşı nasıl bir anlayış içindeler?[/B] [/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][I][B]Birbirlerinden ilim alıp, fikir alışverişinde bulunabiliyorlar mı? Halbuki İmam-ı A'zam gelince İmamı Mâlik ayağa kalkıyor, sonra da arkasından onu medhediyor, ondan binlerce mes'eleyi öğrendiğini gayet rahatlıkla söyleyebiliyordu.[/B][/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3]Alim 2.0'dan alıntıdır.[/SIZE][/FONT] [/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
İslam Büyükleri...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst