Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Kuran-i Kerim
İslam Tefsir Ekolleri - Goldziher (özet çalışması)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="saidmansur" data-source="post: 187787" data-attributes="member: 1003195"><p>MEZHEBÇİ TEFSİR EKOLÜ</p><p></p><p>Akılcı ve sufi ekollerin sıradan Kur’an sözcüklerini nasıl kendi istedikleri gibi yorumladıklarını açıklamaya çalıştık. Şimdi ele alacağımız konu ise, tefsirde üçüncü akım olan ve Kur’an’ı siyasi grupların çıkarları doğrultusunda yorumlayan “mezhepçi tefsir ekolü”dür.</p><p></p><p>Burada özellikle ele alıp sorgulamamaz gereken bir konu var ki, o da, Şii mezhebine mensub olan akımların, ayırıcı özellikleri olan temel ilkelerini nasıl Kur’an’a mal etmeye çalıştıklarıdır.</p><p></p><p>Kur’an’da Haricilere İşaret</p><p></p><p>İlk tefsirler, Kur’an’da bu hiziple ilgili işaretler bulmuşlardı. Mu’sab b. Sa’d babasına Kehf 103-104 ayetlerinde kastedilenler hariciler midir? diye sorar. Babası cevaben, Hariciler’le ilgili olan ayetlerin bunlar değil Ra’d 25. ayette kastedilenler Haricilerdir der. (Taberi, c.8, s.84)</p><p></p><p>İlk Hariciler de yine Kur’an’dan hasımları Ali’ye karşı, onun kendilerinden biri olan İbn Mülcem eliyle öldürülüşünü onaylayan ayetler buldular. Onlara göre Bakara 204 ayeti Ali (ra) hakkında inmiştir. Yine Bakara 107 ayeti ise İbn Mülcem hakkında inmiştir. (Şehristani, el-Milel, s.90)</p><p></p><p>Yine Rasul’un (asm) hadisleri, irade hürriyetini savunanlarla ona karşı kaza ve kaderi savunanlar arasında, birbirine zıt bir konumda konuşlandırılarak damgalandı. Muhammed b. Sirin (ö.110) Mü’min 69-70 ayetinin sonuna şu notu düşer: Eğer bu ayet, Kaderiyye hakkında indirilmemişse, ben başka kimler için indirildiğini bilemeyeceğim. (Taberi, ayetin tefsirinde)</p><p></p><p>Kur’an’da Emevilere İşaret</p><p></p><p>Yine kadim tefsir, Kur’an’da Emeviler’in kötülüğünden söz eden ayetler bulur. İbrahim 28 ayeti Kureyş’ten iki günahkar aşiret hakkında indirilmiştir. Mugireoğulları veya Mahzumoğulları. Allah, Bedir’de onların soylarını kesti. Ümeyyeoğulları’na gelince… onlara da belli bir zamana kadar süre tanıdı. Eğer bu rivayet Ali taraftarlarından birine aitse, bu ayetteki söz konusu iki aşirete Ömer’in aşiretini de dahil etmesini şaşkınlıkla karşılamıyoruz. (Taberi, c.8, s.11) Tıpkı bu haberin Ömer taraftarlarının dilinden aktarılması durumunda (Taberi, c.8, s.19) muhtemel sonucu şaşkınlıkla karşılamayacağımız gibi.</p><p></p><p>Emeviler’e karşı muhalefetle ilgili bu tür bir yaklaşım, çok erken dönemlerde Ehl-i Sünnet çevreleri tarafından da ortaya konur. Kur’an’a ait kimi metinler, Ali’den (ra) olumlu yaklaşımla tevil edilir. Msl, Said b. Cübeyr (Haccac onu 95 de öldürdü), İbn Abbas’tan naklen: “Sen yalnızca bir uyarıcısın” ayeti (Ra’d 7) indirilince, Rasulullah (asm) elini göğsüne götürerek “ben uyarıcıyım” buyurdu. Ve eliyle Ali (ra)’ın tarafını işaret ederek “Sen de yok göstericisin ey Ali. Benden sonra hidayete erenler, senin elinde doğru yolu bulacaklar.” buyurdu. (Taberi, c.12, s.63)</p><p></p><p>Şu bir gerçektir ki, bu tür haberlerin tümü Ali’nin yalnızca ilimdeki otoritesine delil teşkil eder; onun ve çocuklarının siyasal haklarına değil. Msl, İsra 26 Müslümanların yoksula ve ihtiyaç sahibine yardım etmesini emrediyor ve şu kelimelerle başlıyordu: ve yakınlarına hakkını ver… Şia ekolü, insani bir görevin yerine getirilmesini emreden ayeti uluslar arası hukuk alanına taşıyarak, ona “Peygamber soyunun siyasal haklarını ver” anlamını yükledi.</p><p></p><p>İşte bu süratle serpilip gelişen mezhepçi Şii tefsire doğru atılmış ilk adımdır. Mezhepçi tefsir yapan çevrelerden hiçbiri, sözkonusu çevrenin yaptığı gibi, bu denli haddi aşan sonuçlar elde edecek bir düşünce faaliyetine girişmemişlerdir.</p><p></p><p>Şia’nın Resmi Osman Mushafına Yaklaşımı</p><p></p><p>Hilafet hakkı değilken ele geçiren kötü bir yönetimin eli altında yazdırılan Kur’an metnine karşı, hilafete olan hasreti henüz sönmemiş olan bu mezhebin siyasal kanadının tavrı nasıl olacaktı? Bu klik, Allah’ın Muhammed’in (asm) lisanı üzere indirdiği İlahi vahye şayan b ir metin olarak bakabilecek miydi?</p><p></p><p>Her ne kadar Şia, kendisinin de aşırı ilan ettiği içlerinden çıkan bir taifenin (Gulat-ı Şia), “kaynakları ve sıhhati konusundaki kuşku sebebiyle resmi Osman mushafı dinin kaynağı olarak kabul edilemez” görüşünü reddetmişse de, yine de bu mezhep, genel anlamda Osman mushafında tercih edilen okunuş şeklinin sahihliğine tereddütle yaklaşmıştır. </p><p></p><p>Not: İmamiyye ve Zeydiyye gibi Şia’nın ezici çoğunluğunu oluşturan ılımlı kesimi, bunların da İslam dışı saydığı marijinal ve aşırı kimi Şii gruplarının sapıkça iddialarının töhmeti alıtnda tutmak, en hafif deyimle gayr-i ciddi bir yaklaşımdır. En büyük Şii mezheb olan İmamiyye’nin Kur’an tahrifi iddialarına yaklaşımını, Şia ekolünün en muteber kaynaklarından aktaralım. Ebu Cafer el-Kummi (ö.381): Bizim itikadımıza göre, Kur’an iki kapağı arasındakilerin, Allah’ın Muhammed (asm)’a indirdiği ve bugün insanların ellerinde bulundurdukları mushaftır, bundan fazla değildir. Kim bu konuda bize bundan başka bir şey nisbet ederse, o iftiracıdır.(Risaletu’l-İtikadati’l-İmamiyye)</p><p></p><p>Şii Tefsir Okulu</p><p></p><p>Şii nezdinde de, Ehl-i Sünnet’in metni müşterek Kur’an metni olarak benimsendi. Ne var ki Şia, mezhepçi bir yaklaşımla tüm çabasını tefsir üzerinde yoğunlaştırdı. Peygamber’e (asm) nisbet edilen bir açıklamada, o, kendisini “tenzil” uğruna çaba harcayan biri olarak tanıtırken Ali’yi (ra) “tevil” uğruna çaba harcayan biri olarak tanıtıyordu. Şia’nın tefsirinde varmak istediği hedef, hatalı saydıkları Ehl-i Sünnet yorumunun karşısına, kendilerinin doğru olan tevillerini yerleştirmekti.</p><p></p><p>Şia edebiyat tarihinde, Şii tefsir ilkeleri üzerine yazılmış ilk Kur’an tefsrini Cabir el-Cufi (ö.128) kaleme almıştır. Lakin bu eserden geriye, sağda solda yapılan alıntılar dışında bir şey kalmamıştır. Bunun yerine Şii tefsirden tamamlanmış olarak geriye hicri 3-4 yylarda yazılmış tefsirler kalmaktadır. Msl, hicri 311 de Sultan Muhammed b. Hacer el-Becahti’nin Beyani’s-Saade adlı tefsiri. Yine 4.yyda yazılmış tefsirlerden biri de, Ebu’l-Hasen Ali b. İbrahim el-Kummi’nin tefsiridir.</p><p></p><p>Şia öğrenilmesi gereken bir konunun şer’i bir delil olabilmesinin tek yolunun, o bilginin yüzde yüz güvenilir isimler zinciriyle gelmesini şart koştu. Onlara göre bu zincirin ilk halkası Ehl-i Beyt’ten ya da imamlardan biri olmalıydı. </p><p></p><p>Şii İmamiyye ulemasının Kummi tefsirine bakışı: Kummi tefsirinde yer alan bazı rivayetler, zayıf ve uydurma rivayet kısmına girmektedir. Buna ek olarak bu tefsir, Tefsiru Ebi’l Carud adlı bir başka tefsirle harmanlanmıştır. Bu gerçeği tespit edip açıklayan Şeyh Ağa Büzürg et-Tahrani’dir. Ebu’l-Carud tefsiri, bir çok rivayetinde zayıf bir ravi olan Ayyaş’a dayanmasının yanında, diğer bir çok rivayette Ehl-i Beyt çizgisinden sapan Ebu’l-Carud’un kendisinde son bulmaktadır. İbn Nedim’in naklettiği gibi, İmam Sadık (ra) bu adama lanet okumuştur.</p><p></p><p>Sünni Okuyuşta “Ümmet” Şii Okuyuşta “İmamlar”</p><p></p><p>Ümmet sözcüğü, övgü sadedinde Kur’an’da çok geçer. Dolayısıyla İmam da bu sözcüğü “eimme” şeklinde değiştirmek için hayli fırsat elde eder.</p><p></p><p>Aynı zamanda bu örnekler, bir yandan Ehl-i Sünnet’in öte yandan Şia’nın ortaya çıkış düşüncesindeki dengelerinin oluşumunun temel bir tercihe dayandığı görüşünü pekiştiriyor. Bu süreçte Ehl-i Sünnet dini ve siyasi alanda tercihini “ümmet” yani cemaat ve müslümanların icmaından yana yapıyor. Şia ise bu tercihte ağırlığı İmamların otoritesine veriyor. İşte bu bakış açısı, pek önemsiz gibi görünen bir harflik değişikliğin (ümme eimme) yegane sebebidir. Örnekler: Al-i İmran 110, Bakara 143, Hac 78…(Kummi tefsirinden)</p><p></p><p>Not: Günümüz İran’ının resmi mezhebi İmamiyye mezhebi Şia’nın ana akımlarından biridir. Bu mezhep içerisinde yüzyıllar süren bir rekabet yaşanmıştır: Ahbariler ve Usuliler. Bu iki akım arasındaki bu amansız mücadeleyi usuliler kazanmıştır. Dolayısyla taklitçi nakilcilerin tefsirdeki birçok kaynaklarından sadece biri olan Kummi de itibarını iyice yitirmiştir. Goldziher burada okuyucuyu birkaç noktada yanıltmıştır: 1. Ehl-i Sünnet’in İbn Kesir’inin benzeri olan rivayetçi Kummi’nin yalan yanlış demeden aldığı haberlerin içerisinden işine gelenleri özenle seçerek, onları hiçbir ilmi kritere tabi tutmadan doğru kabul ediyor. 2. Bu rivayetlerin İmam Cafer’e (ra) nisbeti kesinmiş gibi “İmam Cafer böyle anlamıyor”, “İmam… Kur’an’da tashih yapmıştır”, “İmam’ın bu görüşü” gibi hiç de bilimsel olmayan bir tavır sergiliyor. 3. Bu rivayetlerdeki iç tutarsızlıkları görmezden geliyor. Kur’an’ın tahrifini en uzak çağrışımla da olsa ima eden tüm Şii rivayetleri, bilimsel bir şekilde çürüten müstakil eserler kaleme alınmıştır. Msl, Rasuli Caferan’ın kaleme aldığı Ukzubetu Tahrifi’l-Kur’an.</p><p></p><p>Mezhebi Kaygılarla Geliştirilen Okuma Biçimi</p><p></p><p>Şii raviler, kendi imamlarına nisbet edilen harfe dayalı basit değişiklikleri aldılar, üzerine yaptıkları ilavelerle bunları daha ilerie boyutlara taşıdılar.</p><p></p><p>Msl, Nisa 166 “Lakin Allah, [Ali hakkında] sana indirdiğine şahidlik eder…</p><p></p><p>Şuara 227 “Ey Peygamber, [Ali hakkında] Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun elçiliğini yapmamış olursun.</p><p></p><p>En’am 93 “[Muhammed soyunun hakkı hususunda] zulmedenler, nasıl bir inkılapla sarsılacaklarını bilecekler.</p><p></p><p>Genel bir uslupla zalimlerden ve haddi aşanlardan söz eden birçok yerde bu türden bir tasarruf yapılarak, zulüm, Ehl-i Beyt’in hakkını gasbetmeye tahsis edilir.</p><p></p><p>Şii-Sünni Savaşında Kullanılan Nasslar</p><p></p><p>Şia’nın Ehl-i Sünnet’e karşı en büyük kızgınlığı tefsir alanında yoğunlaşmıştır. Onlar Kur’an’ın ¼’ünün Alevileri konu edindiğini, diğer ¼’ünün ise onların düşmanlarını konu edindiğini, üçüncü ¼’lük kısmının şeriat hükümlerine, son ¼’ün ise kıssalara ve temsillere ayrıldığını söylüyorlar, Kur’an’ın 70 ayeti yalnızca Ali hakkında indirilmiştir. Şu halde – onların zevkine göre – Kur’an, hemen tümüyle Şii mezhebine ait bir kitap olmuş oluyor. (el-Hılli, Keşfu’l-Yakin, s.72)</p><p></p><p>Kehf suresi ve Hızır’ın Musa’ya (as) öğrettiği şeyler, Şia’nın düşüncesine göre, doğru dinin tarihinin sunulmasıdır. Muhammed’in toplumuna peygamber olarak gönderilmesinin başlangıcında, onların yalanlamasına ve iftiralarına maruz kalması, Muhammed soyuna gelecek bela ve musibetler, bütün bunlar Hızır’ın Musa’ya (as) anlatıp da ikisinin de ağlamasına sebeb olan kıssadır. (Kummi, s.399)</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="saidmansur, post: 187787, member: 1003195"] MEZHEBÇİ TEFSİR EKOLÜ Akılcı ve sufi ekollerin sıradan Kur’an sözcüklerini nasıl kendi istedikleri gibi yorumladıklarını açıklamaya çalıştık. Şimdi ele alacağımız konu ise, tefsirde üçüncü akım olan ve Kur’an’ı siyasi grupların çıkarları doğrultusunda yorumlayan “mezhepçi tefsir ekolü”dür. Burada özellikle ele alıp sorgulamamaz gereken bir konu var ki, o da, Şii mezhebine mensub olan akımların, ayırıcı özellikleri olan temel ilkelerini nasıl Kur’an’a mal etmeye çalıştıklarıdır. Kur’an’da Haricilere İşaret İlk tefsirler, Kur’an’da bu hiziple ilgili işaretler bulmuşlardı. Mu’sab b. Sa’d babasına Kehf 103-104 ayetlerinde kastedilenler hariciler midir? diye sorar. Babası cevaben, Hariciler’le ilgili olan ayetlerin bunlar değil Ra’d 25. ayette kastedilenler Haricilerdir der. (Taberi, c.8, s.84) İlk Hariciler de yine Kur’an’dan hasımları Ali’ye karşı, onun kendilerinden biri olan İbn Mülcem eliyle öldürülüşünü onaylayan ayetler buldular. Onlara göre Bakara 204 ayeti Ali (ra) hakkında inmiştir. Yine Bakara 107 ayeti ise İbn Mülcem hakkında inmiştir. (Şehristani, el-Milel, s.90) Yine Rasul’un (asm) hadisleri, irade hürriyetini savunanlarla ona karşı kaza ve kaderi savunanlar arasında, birbirine zıt bir konumda konuşlandırılarak damgalandı. Muhammed b. Sirin (ö.110) Mü’min 69-70 ayetinin sonuna şu notu düşer: Eğer bu ayet, Kaderiyye hakkında indirilmemişse, ben başka kimler için indirildiğini bilemeyeceğim. (Taberi, ayetin tefsirinde) Kur’an’da Emevilere İşaret Yine kadim tefsir, Kur’an’da Emeviler’in kötülüğünden söz eden ayetler bulur. İbrahim 28 ayeti Kureyş’ten iki günahkar aşiret hakkında indirilmiştir. Mugireoğulları veya Mahzumoğulları. Allah, Bedir’de onların soylarını kesti. Ümeyyeoğulları’na gelince… onlara da belli bir zamana kadar süre tanıdı. Eğer bu rivayet Ali taraftarlarından birine aitse, bu ayetteki söz konusu iki aşirete Ömer’in aşiretini de dahil etmesini şaşkınlıkla karşılamıyoruz. (Taberi, c.8, s.11) Tıpkı bu haberin Ömer taraftarlarının dilinden aktarılması durumunda (Taberi, c.8, s.19) muhtemel sonucu şaşkınlıkla karşılamayacağımız gibi. Emeviler’e karşı muhalefetle ilgili bu tür bir yaklaşım, çok erken dönemlerde Ehl-i Sünnet çevreleri tarafından da ortaya konur. Kur’an’a ait kimi metinler, Ali’den (ra) olumlu yaklaşımla tevil edilir. Msl, Said b. Cübeyr (Haccac onu 95 de öldürdü), İbn Abbas’tan naklen: “Sen yalnızca bir uyarıcısın” ayeti (Ra’d 7) indirilince, Rasulullah (asm) elini göğsüne götürerek “ben uyarıcıyım” buyurdu. Ve eliyle Ali (ra)’ın tarafını işaret ederek “Sen de yok göstericisin ey Ali. Benden sonra hidayete erenler, senin elinde doğru yolu bulacaklar.” buyurdu. (Taberi, c.12, s.63) Şu bir gerçektir ki, bu tür haberlerin tümü Ali’nin yalnızca ilimdeki otoritesine delil teşkil eder; onun ve çocuklarının siyasal haklarına değil. Msl, İsra 26 Müslümanların yoksula ve ihtiyaç sahibine yardım etmesini emrediyor ve şu kelimelerle başlıyordu: ve yakınlarına hakkını ver… Şia ekolü, insani bir görevin yerine getirilmesini emreden ayeti uluslar arası hukuk alanına taşıyarak, ona “Peygamber soyunun siyasal haklarını ver” anlamını yükledi. İşte bu süratle serpilip gelişen mezhepçi Şii tefsire doğru atılmış ilk adımdır. Mezhepçi tefsir yapan çevrelerden hiçbiri, sözkonusu çevrenin yaptığı gibi, bu denli haddi aşan sonuçlar elde edecek bir düşünce faaliyetine girişmemişlerdir. Şia’nın Resmi Osman Mushafına Yaklaşımı Hilafet hakkı değilken ele geçiren kötü bir yönetimin eli altında yazdırılan Kur’an metnine karşı, hilafete olan hasreti henüz sönmemiş olan bu mezhebin siyasal kanadının tavrı nasıl olacaktı? Bu klik, Allah’ın Muhammed’in (asm) lisanı üzere indirdiği İlahi vahye şayan b ir metin olarak bakabilecek miydi? Her ne kadar Şia, kendisinin de aşırı ilan ettiği içlerinden çıkan bir taifenin (Gulat-ı Şia), “kaynakları ve sıhhati konusundaki kuşku sebebiyle resmi Osman mushafı dinin kaynağı olarak kabul edilemez” görüşünü reddetmişse de, yine de bu mezhep, genel anlamda Osman mushafında tercih edilen okunuş şeklinin sahihliğine tereddütle yaklaşmıştır. Not: İmamiyye ve Zeydiyye gibi Şia’nın ezici çoğunluğunu oluşturan ılımlı kesimi, bunların da İslam dışı saydığı marijinal ve aşırı kimi Şii gruplarının sapıkça iddialarının töhmeti alıtnda tutmak, en hafif deyimle gayr-i ciddi bir yaklaşımdır. En büyük Şii mezheb olan İmamiyye’nin Kur’an tahrifi iddialarına yaklaşımını, Şia ekolünün en muteber kaynaklarından aktaralım. Ebu Cafer el-Kummi (ö.381): Bizim itikadımıza göre, Kur’an iki kapağı arasındakilerin, Allah’ın Muhammed (asm)’a indirdiği ve bugün insanların ellerinde bulundurdukları mushaftır, bundan fazla değildir. Kim bu konuda bize bundan başka bir şey nisbet ederse, o iftiracıdır.(Risaletu’l-İtikadati’l-İmamiyye) Şii Tefsir Okulu Şii nezdinde de, Ehl-i Sünnet’in metni müşterek Kur’an metni olarak benimsendi. Ne var ki Şia, mezhepçi bir yaklaşımla tüm çabasını tefsir üzerinde yoğunlaştırdı. Peygamber’e (asm) nisbet edilen bir açıklamada, o, kendisini “tenzil” uğruna çaba harcayan biri olarak tanıtırken Ali’yi (ra) “tevil” uğruna çaba harcayan biri olarak tanıtıyordu. Şia’nın tefsirinde varmak istediği hedef, hatalı saydıkları Ehl-i Sünnet yorumunun karşısına, kendilerinin doğru olan tevillerini yerleştirmekti. Şia edebiyat tarihinde, Şii tefsir ilkeleri üzerine yazılmış ilk Kur’an tefsrini Cabir el-Cufi (ö.128) kaleme almıştır. Lakin bu eserden geriye, sağda solda yapılan alıntılar dışında bir şey kalmamıştır. Bunun yerine Şii tefsirden tamamlanmış olarak geriye hicri 3-4 yylarda yazılmış tefsirler kalmaktadır. Msl, hicri 311 de Sultan Muhammed b. Hacer el-Becahti’nin Beyani’s-Saade adlı tefsiri. Yine 4.yyda yazılmış tefsirlerden biri de, Ebu’l-Hasen Ali b. İbrahim el-Kummi’nin tefsiridir. Şia öğrenilmesi gereken bir konunun şer’i bir delil olabilmesinin tek yolunun, o bilginin yüzde yüz güvenilir isimler zinciriyle gelmesini şart koştu. Onlara göre bu zincirin ilk halkası Ehl-i Beyt’ten ya da imamlardan biri olmalıydı. Şii İmamiyye ulemasının Kummi tefsirine bakışı: Kummi tefsirinde yer alan bazı rivayetler, zayıf ve uydurma rivayet kısmına girmektedir. Buna ek olarak bu tefsir, Tefsiru Ebi’l Carud adlı bir başka tefsirle harmanlanmıştır. Bu gerçeği tespit edip açıklayan Şeyh Ağa Büzürg et-Tahrani’dir. Ebu’l-Carud tefsiri, bir çok rivayetinde zayıf bir ravi olan Ayyaş’a dayanmasının yanında, diğer bir çok rivayette Ehl-i Beyt çizgisinden sapan Ebu’l-Carud’un kendisinde son bulmaktadır. İbn Nedim’in naklettiği gibi, İmam Sadık (ra) bu adama lanet okumuştur. Sünni Okuyuşta “Ümmet” Şii Okuyuşta “İmamlar” Ümmet sözcüğü, övgü sadedinde Kur’an’da çok geçer. Dolayısıyla İmam da bu sözcüğü “eimme” şeklinde değiştirmek için hayli fırsat elde eder. Aynı zamanda bu örnekler, bir yandan Ehl-i Sünnet’in öte yandan Şia’nın ortaya çıkış düşüncesindeki dengelerinin oluşumunun temel bir tercihe dayandığı görüşünü pekiştiriyor. Bu süreçte Ehl-i Sünnet dini ve siyasi alanda tercihini “ümmet” yani cemaat ve müslümanların icmaından yana yapıyor. Şia ise bu tercihte ağırlığı İmamların otoritesine veriyor. İşte bu bakış açısı, pek önemsiz gibi görünen bir harflik değişikliğin (ümme eimme) yegane sebebidir. Örnekler: Al-i İmran 110, Bakara 143, Hac 78…(Kummi tefsirinden) Not: Günümüz İran’ının resmi mezhebi İmamiyye mezhebi Şia’nın ana akımlarından biridir. Bu mezhep içerisinde yüzyıllar süren bir rekabet yaşanmıştır: Ahbariler ve Usuliler. Bu iki akım arasındaki bu amansız mücadeleyi usuliler kazanmıştır. Dolayısyla taklitçi nakilcilerin tefsirdeki birçok kaynaklarından sadece biri olan Kummi de itibarını iyice yitirmiştir. Goldziher burada okuyucuyu birkaç noktada yanıltmıştır: 1. Ehl-i Sünnet’in İbn Kesir’inin benzeri olan rivayetçi Kummi’nin yalan yanlış demeden aldığı haberlerin içerisinden işine gelenleri özenle seçerek, onları hiçbir ilmi kritere tabi tutmadan doğru kabul ediyor. 2. Bu rivayetlerin İmam Cafer’e (ra) nisbeti kesinmiş gibi “İmam Cafer böyle anlamıyor”, “İmam… Kur’an’da tashih yapmıştır”, “İmam’ın bu görüşü” gibi hiç de bilimsel olmayan bir tavır sergiliyor. 3. Bu rivayetlerdeki iç tutarsızlıkları görmezden geliyor. Kur’an’ın tahrifini en uzak çağrışımla da olsa ima eden tüm Şii rivayetleri, bilimsel bir şekilde çürüten müstakil eserler kaleme alınmıştır. Msl, Rasuli Caferan’ın kaleme aldığı Ukzubetu Tahrifi’l-Kur’an. Mezhebi Kaygılarla Geliştirilen Okuma Biçimi Şii raviler, kendi imamlarına nisbet edilen harfe dayalı basit değişiklikleri aldılar, üzerine yaptıkları ilavelerle bunları daha ilerie boyutlara taşıdılar. Msl, Nisa 166 “Lakin Allah, [Ali hakkında] sana indirdiğine şahidlik eder… Şuara 227 “Ey Peygamber, [Ali hakkında] Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun elçiliğini yapmamış olursun. En’am 93 “[Muhammed soyunun hakkı hususunda] zulmedenler, nasıl bir inkılapla sarsılacaklarını bilecekler. Genel bir uslupla zalimlerden ve haddi aşanlardan söz eden birçok yerde bu türden bir tasarruf yapılarak, zulüm, Ehl-i Beyt’in hakkını gasbetmeye tahsis edilir. Şii-Sünni Savaşında Kullanılan Nasslar Şia’nın Ehl-i Sünnet’e karşı en büyük kızgınlığı tefsir alanında yoğunlaşmıştır. Onlar Kur’an’ın ¼’ünün Alevileri konu edindiğini, diğer ¼’ünün ise onların düşmanlarını konu edindiğini, üçüncü ¼’lük kısmının şeriat hükümlerine, son ¼’ün ise kıssalara ve temsillere ayrıldığını söylüyorlar, Kur’an’ın 70 ayeti yalnızca Ali hakkında indirilmiştir. Şu halde – onların zevkine göre – Kur’an, hemen tümüyle Şii mezhebine ait bir kitap olmuş oluyor. (el-Hılli, Keşfu’l-Yakin, s.72) Kehf suresi ve Hızır’ın Musa’ya (as) öğrettiği şeyler, Şia’nın düşüncesine göre, doğru dinin tarihinin sunulmasıdır. Muhammed’in toplumuna peygamber olarak gönderilmesinin başlangıcında, onların yalanlamasına ve iftiralarına maruz kalması, Muhammed soyuna gelecek bela ve musibetler, bütün bunlar Hızır’ın Musa’ya (as) anlatıp da ikisinin de ağlamasına sebeb olan kıssadır. (Kummi, s.399) [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Kuran-i Kerim
İslam Tefsir Ekolleri - Goldziher (özet çalışması)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst