Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Isparta'nın gülleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 238623" data-attributes="member: 1008315"><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Bir Isparta türküsünde "Bir bahar sabahı güllerden seller. /Gül açar, gül kokar burada gönüller./Gül derer, gül serer o güzel eller..." deniliyor.</span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Bir zamanlar da o ihlâslı eller, bu millete ilâhi bir ikram olarak sunulan "İlhâmât-ı Kur'aniye, Sünuhât-ı Kur'aniye, İstihrâcât-ı Kur'aniye ve İstinbâtât-ı Kur'aniye" olan kitapları yazıyor, yer yer gül renkli mürekkeplerle de tevâfuklar ortaya koyarak nakış nakış güzellikler sergiliyordu.</span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">İşte bu gül devrinin uyanış destanının yaşandığı ve uyanış dinamiğinin eserlerinin yazıldığı yer olan Barla'ya bu sefer soğuk bir kış günü bembeyaz karların kapladığı bir zamanda uğradık. Her mevsimi güzel bu beldede kalem tutmuş ellerden, gidenlerden de kalanlardan da bazılarını bir münasebetle ziyaret etme imkânımız oldu. İslâm köylü Hasan Efendi'nin iki büklüm haliyle bize Kur'an hakikatlerinden bir şeyler anlatma gayretleri gerçekten görmeye değerdi... O yaşta o şevk, o cehd, hepimize ve herkese ibret olmalıdır.</span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Arkadaşımız Mehmet Erdal ile Arif Başçavuş'un Senirkentli Merhum Tola'lar ile ilgili hatıraları da dikkatimi çekti:</span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">27 Mayıs 1960 ihtilâlinden sonra Senirkent'te Dr. Tahsin Tola ile Ali İhsan Tola'yı nezarete atıyorlar. Nezarethaneden evleri görünüyor. Bir müddet sonra "Haydi serbestsiniz!" diyerek bırakıyorlar. Tam evlerine giderken çoluk çocuk sevinç içindeyken tekrar jandarmalara yakalatıp içeri atıyorlar. Bu durum üç ay tam üç defa tekrarlanıyor... Sonra Senirkent'ten Uluborlu'ya naklediyorlar. Orada işkence daha büyük!. Tek odalı bir nezaret yeri. "Tuvaletinizi de burada yapacaksınız!.." diyorlar. Günlerce işkence sürüyor. Karşıdan Jandarma Karakolu'nun atlarının altının her gün bir er tarafından temizlendiğini görüyorlar. Bir gün "At kadar değerimiz yok!" diye hayıflanıyorlar ama "Bedduaya izin yok." diyerek haklarında beddua etmeye dilleri varmıyor. Ama öbür gün bakıyorlar, atların ölüsünü dışarı çıkarıyorlar. Hepsi de ölmüş!.. Sonra bunları kırık camlı bir yere atıyorlar. Önce hiç olmazsa içeriye hava giriyor diye seviniyorlar. Ama kim vurduya gitmekten korkup sabaha kadar teker teker nöbet tutuyorlar. Bir hafta aç bırakıyorlar. Senirkent'ten evlerinden gönderilen yiyecekleri de vermiyorlar. Bir hafta sonra Ondokuzuncu Mektup'ta geçen Peygamber Efendimiz'in (sas) mucizeleri üzerine konuşurken, bir kadının et yemeği içine attığı zehirle Efendimiz'i (sas) öldürme teşebbüsü üzerinde müzâkere sırasında, gardiyan kendilerine haşlanmış bir et getiriyor. Hemen o zehir meselesi akıllarına geliyor; yemeyip dışarı atıyorlar. Onu yiyen kedi ve köpekler anında kıvranmaya başlayıp ölüyorlar. O gardiyan evine gidiyor, kızı ile münakaşa ediyor. Kız zehir içip intihar ediyor. Bunun üzerine hâkim telaşa kapılıp başıma bir şey gelmesin diye hepsini serbest bırakıyor.</span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Bu hatıraları yâd ederken Mehmet Kırlı Bey, yanında bulundurduğu 2 Nisan 1970 tarihli iki fotoğrafı hediye etti. Bunlar Ali İhsan Tola, Mustafa Tortop ve Hasan Karaer'in kelepçeli vaziyette iki jandarma arasında Senirkent Hükümet Konağı'ndan çıkış anını tespit ediyor. Bir fotoğrafın arka planında ise Tevfik Kuru ile müezzin Ramazan Korkut'un görüntüleri var.</span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Zaman</span></span></span></p><p> <span style="color: #000000"></span></p><p><span style="color: #000000"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 238623, member: 1008315"] [COLOR=#000000][FONT=Times New Roman][SIZE=3]Bir Isparta türküsünde "Bir bahar sabahı güllerden seller. /Gül açar, gül kokar burada gönüller./Gül derer, gül serer o güzel eller..." deniliyor.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Bir zamanlar da o ihlâslı eller, bu millete ilâhi bir ikram olarak sunulan "İlhâmât-ı Kur'aniye, Sünuhât-ı Kur'aniye, İstihrâcât-ı Kur'aniye ve İstinbâtât-ı Kur'aniye" olan kitapları yazıyor, yer yer gül renkli mürekkeplerle de tevâfuklar ortaya koyarak nakış nakış güzellikler sergiliyordu.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]İşte bu gül devrinin uyanış destanının yaşandığı ve uyanış dinamiğinin eserlerinin yazıldığı yer olan Barla'ya bu sefer soğuk bir kış günü bembeyaz karların kapladığı bir zamanda uğradık. Her mevsimi güzel bu beldede kalem tutmuş ellerden, gidenlerden de kalanlardan da bazılarını bir münasebetle ziyaret etme imkânımız oldu. İslâm köylü Hasan Efendi'nin iki büklüm haliyle bize Kur'an hakikatlerinden bir şeyler anlatma gayretleri gerçekten görmeye değerdi... O yaşta o şevk, o cehd, hepimize ve herkese ibret olmalıdır.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Arkadaşımız Mehmet Erdal ile Arif Başçavuş'un Senirkentli Merhum Tola'lar ile ilgili hatıraları da dikkatimi çekti:[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]27 Mayıs 1960 ihtilâlinden sonra Senirkent'te Dr. Tahsin Tola ile Ali İhsan Tola'yı nezarete atıyorlar. Nezarethaneden evleri görünüyor. Bir müddet sonra "Haydi serbestsiniz!" diyerek bırakıyorlar. Tam evlerine giderken çoluk çocuk sevinç içindeyken tekrar jandarmalara yakalatıp içeri atıyorlar. Bu durum üç ay tam üç defa tekrarlanıyor... Sonra Senirkent'ten Uluborlu'ya naklediyorlar. Orada işkence daha büyük!. Tek odalı bir nezaret yeri. "Tuvaletinizi de burada yapacaksınız!.." diyorlar. Günlerce işkence sürüyor. Karşıdan Jandarma Karakolu'nun atlarının altının her gün bir er tarafından temizlendiğini görüyorlar. Bir gün "At kadar değerimiz yok!" diye hayıflanıyorlar ama "Bedduaya izin yok." diyerek haklarında beddua etmeye dilleri varmıyor. Ama öbür gün bakıyorlar, atların ölüsünü dışarı çıkarıyorlar. Hepsi de ölmüş!.. Sonra bunları kırık camlı bir yere atıyorlar. Önce hiç olmazsa içeriye hava giriyor diye seviniyorlar. Ama kim vurduya gitmekten korkup sabaha kadar teker teker nöbet tutuyorlar. Bir hafta aç bırakıyorlar. Senirkent'ten evlerinden gönderilen yiyecekleri de vermiyorlar. Bir hafta sonra Ondokuzuncu Mektup'ta geçen Peygamber Efendimiz'in (sas) mucizeleri üzerine konuşurken, bir kadının et yemeği içine attığı zehirle Efendimiz'i (sas) öldürme teşebbüsü üzerinde müzâkere sırasında, gardiyan kendilerine haşlanmış bir et getiriyor. Hemen o zehir meselesi akıllarına geliyor; yemeyip dışarı atıyorlar. Onu yiyen kedi ve köpekler anında kıvranmaya başlayıp ölüyorlar. O gardiyan evine gidiyor, kızı ile münakaşa ediyor. Kız zehir içip intihar ediyor. Bunun üzerine hâkim telaşa kapılıp başıma bir şey gelmesin diye hepsini serbest bırakıyor.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Bu hatıraları yâd ederken Mehmet Kırlı Bey, yanında bulundurduğu 2 Nisan 1970 tarihli iki fotoğrafı hediye etti. Bunlar Ali İhsan Tola, Mustafa Tortop ve Hasan Karaer'in kelepçeli vaziyette iki jandarma arasında Senirkent Hükümet Konağı'ndan çıkış anını tespit ediyor. Bir fotoğrafın arka planında ise Tevfik Kuru ile müezzin Ramazan Korkut'un görüntüleri var.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Zaman[/SIZE][/FONT] [SIZE=3] [/SIZE] [/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Isparta'nın gülleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst