Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i Nur'da Geçen Ansiklopedik Bilgiler
Istanbul
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Kýrýk Testi" data-source="post: 234614" data-attributes="member: 358"><p><span style="font-size: 10px">Türkiye’nin en büyük ve en kalabalık şehri olan İstanbul, Marmara Bölgesinde yer alır ve içinde onlarca ilçeyi barındırır. Yüz ölçümü 5 712 km2; 2000 yılı itibariyle nüfusu 10 milyon 33 bindir. Tarihte Doğu Roma İmparatorluğu ile Osmanlı Devletine başşehir görevini görmüştür. İstanbul geçmişte olduğu gibi, hâlâ ilmî, kültürel ve ekonomik açılarından en büyük merkez olma özelliğini korumaktadır. </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px">Üstad Bediüzzamanın İstanbul'daki hayatı, ilmî çalışmalar şeklinde geçti; İslâmiyete hizmet adına burada siyasetle de meşgul oldu.</span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px">İstanbul’a 1907 yılında, eğitimle ilgili projesini padişaha sunmak için geldi. Daha bu ilk gelişinde aydın kesimin ilgi odağı oldu. Doğudaki ilim ve irfana dikkat çekmek amacıyla burada ilim adamlarını münazaraya davet etti. İstanbul'un meşhur âlimleri gruplar hâlinde yanına geldiler ve sorularıyla münâzaraya katıldılar. Üstad Bediüzzaman da kendisine sorulan bütün soruları doğru bir şekilde cevapladı. </span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px">1909’da 31 Mart hadisesi münasebetiyle, İstanbul’dan ayrıldı ve İzmit’e gitti. Sonra Kocaeli’nden İstanbul’a döndü ve burada askerî mahkemede yargılandı. Onlarca kişinin idam edildiği bu mahkemeden beraat etti.</span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px">Birinci Dünya Savaşı esnasında Ruslara esir düşen Bediüzzaman, bir süre sonra buradan firar ederek İstanbul’a geldi. Bir süre, kendilerine tahsis edilen Çamlıca tepesindeki bir köşkte ikàmet etti. 1918’de devrin en büyük akademisi olan Dârü'l-Hikmeti’l-İslâmye’ye girdi ve toplumun mânevî yaralarını tedavî için burada çeşitli hizmetlerde bulundu. Sonra bir süre Reşadiye Otelinde kaldı ve oradan da Vezneciler'de bir eve geçti. Bu esnâda Dârü'l-Hikmeti’l-İslâmiye' deki hizmeti bıraktı. Toplumun siyasî problemlerine çözüm arayışı içinde olmaktan çok, iman meseleleri üzerinde yoğunlaştı. Bir ara Yûşâ Tepesine çekilip orada yalnız kaldı (1921). Ayrıca l9l8-l922 yılları arasında zaman zaman Sarıyer'in Fıstıklıbağlar semtinde mütevazı ahşap bir evde de ikàmet ettiği olurdu. Üstad Bediüzzaman esaret dönüşü yaşadığı bu İstanbul hayatında, hayatını yeni baştan gözden geçirme imkânı bulmuş—kendi ifadesiyle<strong>—“Risale-i Nur’un fidanlığı” </strong>hükmünde olan Mesnevî-i Nuriye’yi burada telif ederek, Yeni Said dönemine geçiş dönemini yaşamıştı.</span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px">1925-1926 yıllarında, hiç ilgisi olmadığı hâlde Şeyh Said İsyanı sebebiyle Van’dan sürgün edildi ve bu esnada İstanbul’a gelerek, 20-25 gün kadar kaldı.</span></p><p><span style="font-size: 10px">l952'de İstanbul’da basılan Gençlik Rehberi hakkında kendisine dava açıldı ve muhakeme için yine İstanbul'a geldi. Muhakeme süresince Sirkeci'de Akşehir Palas'ta kaldı.</span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p><p><span style="font-size: 10px">1959’da Ankara ve Konya gibi şehirleri de içine alan bir vedâ seyahati için İstanbul’a son bir kez daha uğradı.</span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Kýrýk Testi, post: 234614, member: 358"] [SIZE=2]Türkiye’nin en büyük ve en kalabalık şehri olan İstanbul, Marmara Bölgesinde yer alır ve içinde onlarca ilçeyi barındırır. Yüz ölçümü 5 712 km2; 2000 yılı itibariyle nüfusu 10 milyon 33 bindir. Tarihte Doğu Roma İmparatorluğu ile Osmanlı Devletine başşehir görevini görmüştür. İstanbul geçmişte olduğu gibi, hâlâ ilmî, kültürel ve ekonomik açılarından en büyük merkez olma özelliğini korumaktadır. Üstad Bediüzzamanın İstanbul'daki hayatı, ilmî çalışmalar şeklinde geçti; İslâmiyete hizmet adına burada siyasetle de meşgul oldu. İstanbul’a 1907 yılında, eğitimle ilgili projesini padişaha sunmak için geldi. Daha bu ilk gelişinde aydın kesimin ilgi odağı oldu. Doğudaki ilim ve irfana dikkat çekmek amacıyla burada ilim adamlarını münazaraya davet etti. İstanbul'un meşhur âlimleri gruplar hâlinde yanına geldiler ve sorularıyla münâzaraya katıldılar. Üstad Bediüzzaman da kendisine sorulan bütün soruları doğru bir şekilde cevapladı. 1909’da 31 Mart hadisesi münasebetiyle, İstanbul’dan ayrıldı ve İzmit’e gitti. Sonra Kocaeli’nden İstanbul’a döndü ve burada askerî mahkemede yargılandı. Onlarca kişinin idam edildiği bu mahkemeden beraat etti. Birinci Dünya Savaşı esnasında Ruslara esir düşen Bediüzzaman, bir süre sonra buradan firar ederek İstanbul’a geldi. Bir süre, kendilerine tahsis edilen Çamlıca tepesindeki bir köşkte ikàmet etti. 1918’de devrin en büyük akademisi olan Dârü'l-Hikmeti’l-İslâmye’ye girdi ve toplumun mânevî yaralarını tedavî için burada çeşitli hizmetlerde bulundu. Sonra bir süre Reşadiye Otelinde kaldı ve oradan da Vezneciler'de bir eve geçti. Bu esnâda Dârü'l-Hikmeti’l-İslâmiye' deki hizmeti bıraktı. Toplumun siyasî problemlerine çözüm arayışı içinde olmaktan çok, iman meseleleri üzerinde yoğunlaştı. Bir ara Yûşâ Tepesine çekilip orada yalnız kaldı (1921). Ayrıca l9l8-l922 yılları arasında zaman zaman Sarıyer'in Fıstıklıbağlar semtinde mütevazı ahşap bir evde de ikàmet ettiği olurdu. Üstad Bediüzzaman esaret dönüşü yaşadığı bu İstanbul hayatında, hayatını yeni baştan gözden geçirme imkânı bulmuş—kendi ifadesiyle[B]—“Risale-i Nur’un fidanlığı” [/B]hükmünde olan Mesnevî-i Nuriye’yi burada telif ederek, Yeni Said dönemine geçiş dönemini yaşamıştı. 1925-1926 yıllarında, hiç ilgisi olmadığı hâlde Şeyh Said İsyanı sebebiyle Van’dan sürgün edildi ve bu esnada İstanbul’a gelerek, 20-25 gün kadar kaldı. l952'de İstanbul’da basılan Gençlik Rehberi hakkında kendisine dava açıldı ve muhakeme için yine İstanbul'a geldi. Muhakeme süresince Sirkeci'de Akşehir Palas'ta kaldı. 1959’da Ankara ve Konya gibi şehirleri de içine alan bir vedâ seyahati için İstanbul’a son bir kez daha uğradı. [/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i Nur'da Geçen Ansiklopedik Bilgiler
Istanbul
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst