Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
İstanbul’un Aziz Misafiri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 33029" data-attributes="member: 656"><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Allah Teâlâ buyuruyor:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">“Ey mü’minler, ister neşeli veya neşesiz olunuz, malınızla ve canlarınızla fî sebîlillah ğazâ ediniz. Düşmanlarınızla çarpışınız. Bilseniz, mücâhede sizin için çok hayırlıdır.” (Tevbe sûresi, 41)</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Zirâ mücâhedenin sevabı size aittir. Mal ile, ıyâl ile, huzur ve refah içinde oturmak bu hayat-ı fânîde geçici bir keyfiyettir. Mücâhedenin sevâbı ve onun âhirette bundan ötürü hazırlanan rahat ve seâdet vesâili ise dâimî ve bâkidir. O halde ey mü’minler, silahlarınız çok olsun az olsun, evlad ve ıyâliniz olsun- olmasın, yaya veya süvâri olunuz, genciniz-ihtiyarınız, zengininiz-fakiriniz, hiç tereddüt etmeden fî-sebîlillah mücâhede ediniz. Bu sizin hakkınızda çok hayırlıdır.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">İşte bu âyet-i celîlelere tevessül ve temessük eden Ebû Eyyûb el-Ensârî -radıyallahu anh- ile aynı dâvâda bulunan mefkûre arkadaşı eşrâf-ı ashabdan Mıkdâd bin Esved -radıyallahu anhüma-:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">“Biz Ehl-i îmân her halde mücâhede-gazâ ile mükellef ve me’mur olduğumuzdan, fânî olan bu dünyadaki muvakkat hayatımızı Sâhib-i Hakîkisine ve O’nun uğrunda vermeğe azmetmişizdir” (Hakim, Müstedrek 3/458) diye ilan ve beyan eylemişlerdir.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Mücahid fî sebîlillah Ebû Eyyûb el-Ensârî -radıyallahu anh-, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in zamân-ı seâdetlerinde vukûbulan bütün gazâlarda; Bedir, Uhud, Hendek, Hudeybiye, Hayber, Feth-i Mekke, Huneyn, Tebük ve sairelerde hep maiyyet-i seniyye-i Muhammedî’de bulunmuştur. (Üsdü’l-Gâbe, 2/65)</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Hattâ Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in irtihalinden sonra da bütün mücâhedelerde bulunmuş ve ömrünün sonuna kadar sebat ederek bu uğurda hayatını fedâ etmiş ve İstanbul’da mertebe-i şehâdete nâil olmuştur.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Bu mebruk amelini, cihâd azmini yukarıdaki âyet-i celîleye tatbik ederek azim ve niyyetini ona göre muhafaza eylemiştir.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Ebû Eyyûb el-Ensârî -radıyallahu anh-‘ın gaza ve cihad hususunda istinad ettiği bir hadîs-i şerifde buyurulmuştur ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">“Bir kimse gazâ ve cihâdın faziletini ve fevâid-i hasenâtını bilip de gazâ’ya özenmeden ölüp giderse, şüphesiz o kimse münafıklıktan bir pay alarak vefat etmiş olur.” Yani gazâ ve cihâdın fazileti hakkında ihtilaf eden münafıklara benzemiş olur:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">“Kim gaza ve cihad etmeksizin, cihadı arzu edip de kendi kendine ‘Keşke ben de mücahidlerden olsaydım’ demeksizin vefat ederse münafıklık huyundan bir şube üzerine ölmüş olur.” (Müslim, Ahmed bin Hanbel, Ebû Davud ve Neseî Ebu Hüreyre -radıyallahu anh-‘den rivayet etmişlerdir.)</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Diğer bir hadîs-i şerîfte:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">“Allah indinde yüz derecelik öyle bir mertebe ve makam vardır ki, onlar ancak fîsebîlillah cihad ve gaza eden mücâhid mü’minler için hazırlanmıştır. O derecelerin vüs’atı, gök ile yer arasından daha geniştir” (Tecrid-i Sarih Terc. 8/258) buyrulmuştur.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Hâzin tefsîri’nde Mücâhid rahımehullah’dan nakledilmiştir ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Ebû Eyyûb -radıyallahu anh-, Bedir gazâsında ve diğer muharebelerde maiyyet-i Resûlullah’dan hiç ayrılmamış olduğundan kendisine:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">“– Ya Ebâ Eyyüb! Neden kendini cihad-ı fîsebîlillaha vakfetmişsin?” dediklerinde cevaben:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">“Ben Kur’an-ı Kerîm’de “Her halinizde gazâ ve muharebeden geri kalmayınız,” diye fermân-ı İlâhîyi okuduktan sonra artık benim için gazâyı terketmek imkânı kalmamıştır” buyurmuştur.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Hazret-i Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî -radıyallahu anh-, hayatını cihada hasretmiş idi. Onun rahat ve huzuru, zevk ve mânâsı ne mülk ve ne de mal idi. Ancak nerede cihad ve gazâ var ise oraya yetişip gazi olmak, yâhud hayatını fîsebîlillah fedâ ederek şehîd mertebesine nâil olmak emelindeydi.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">İşte bu büyük mücâhid Mihmandar-ı Resûl, doğduğu Medine-i Münevvere’den, kalkıp dağlar diyarlar aşıp en uzak ülke olan İstanbul’a kadar iki sefer ordu ile teşrif eylemiştir. İkinci gelişinde şehadet şerbetini içmiştir.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">O, vücuduyla, ilim ve irfanıyla kurbet ve nisbetiyle, ihtişâm ve mehâbetiyle cihâd ve ictihâdıyla hayatının sonuna kadar çalışarak İslâm âlemini tenvîr ve tesrîr eylemiştir.</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 33029, member: 656"] [B][FONT=Comic Sans MS]Allah Teâlâ buyuruyor:[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]“Ey mü’minler, ister neşeli veya neşesiz olunuz, malınızla ve canlarınızla fî sebîlillah ğazâ ediniz. Düşmanlarınızla çarpışınız. Bilseniz, mücâhede sizin için çok hayırlıdır.” (Tevbe sûresi, 41)[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Zirâ mücâhedenin sevabı size aittir. Mal ile, ıyâl ile, huzur ve refah içinde oturmak bu hayat-ı fânîde geçici bir keyfiyettir. Mücâhedenin sevâbı ve onun âhirette bundan ötürü hazırlanan rahat ve seâdet vesâili ise dâimî ve bâkidir. O halde ey mü’minler, silahlarınız çok olsun az olsun, evlad ve ıyâliniz olsun- olmasın, yaya veya süvâri olunuz, genciniz-ihtiyarınız, zengininiz-fakiriniz, hiç tereddüt etmeden fî-sebîlillah mücâhede ediniz. Bu sizin hakkınızda çok hayırlıdır.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]İşte bu âyet-i celîlelere tevessül ve temessük eden Ebû Eyyûb el-Ensârî -radıyallahu anh- ile aynı dâvâda bulunan mefkûre arkadaşı eşrâf-ı ashabdan Mıkdâd bin Esved -radıyallahu anhüma-:[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]“Biz Ehl-i îmân her halde mücâhede-gazâ ile mükellef ve me’mur olduğumuzdan, fânî olan bu dünyadaki muvakkat hayatımızı Sâhib-i Hakîkisine ve O’nun uğrunda vermeğe azmetmişizdir” (Hakim, Müstedrek 3/458) diye ilan ve beyan eylemişlerdir.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Mücahid fî sebîlillah Ebû Eyyûb el-Ensârî -radıyallahu anh-, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in zamân-ı seâdetlerinde vukûbulan bütün gazâlarda; Bedir, Uhud, Hendek, Hudeybiye, Hayber, Feth-i Mekke, Huneyn, Tebük ve sairelerde hep maiyyet-i seniyye-i Muhammedî’de bulunmuştur. (Üsdü’l-Gâbe, 2/65)[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Hattâ Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in irtihalinden sonra da bütün mücâhedelerde bulunmuş ve ömrünün sonuna kadar sebat ederek bu uğurda hayatını fedâ etmiş ve İstanbul’da mertebe-i şehâdete nâil olmuştur.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Bu mebruk amelini, cihâd azmini yukarıdaki âyet-i celîleye tatbik ederek azim ve niyyetini ona göre muhafaza eylemiştir.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Ebû Eyyûb el-Ensârî -radıyallahu anh-‘ın gaza ve cihad hususunda istinad ettiği bir hadîs-i şerifde buyurulmuştur ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]“Bir kimse gazâ ve cihâdın faziletini ve fevâid-i hasenâtını bilip de gazâ’ya özenmeden ölüp giderse, şüphesiz o kimse münafıklıktan bir pay alarak vefat etmiş olur.” Yani gazâ ve cihâdın fazileti hakkında ihtilaf eden münafıklara benzemiş olur:[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]“Kim gaza ve cihad etmeksizin, cihadı arzu edip de kendi kendine ‘Keşke ben de mücahidlerden olsaydım’ demeksizin vefat ederse münafıklık huyundan bir şube üzerine ölmüş olur.” (Müslim, Ahmed bin Hanbel, Ebû Davud ve Neseî Ebu Hüreyre -radıyallahu anh-‘den rivayet etmişlerdir.)[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Diğer bir hadîs-i şerîfte:[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]“Allah indinde yüz derecelik öyle bir mertebe ve makam vardır ki, onlar ancak fîsebîlillah cihad ve gaza eden mücâhid mü’minler için hazırlanmıştır. O derecelerin vüs’atı, gök ile yer arasından daha geniştir” (Tecrid-i Sarih Terc. 8/258) buyrulmuştur.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Hâzin tefsîri’nde Mücâhid rahımehullah’dan nakledilmiştir ki:[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Ebû Eyyûb -radıyallahu anh-, Bedir gazâsında ve diğer muharebelerde maiyyet-i Resûlullah’dan hiç ayrılmamış olduğundan kendisine:[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]“– Ya Ebâ Eyyüb! Neden kendini cihad-ı fîsebîlillaha vakfetmişsin?” dediklerinde cevaben:[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]“Ben Kur’an-ı Kerîm’de “Her halinizde gazâ ve muharebeden geri kalmayınız,” diye fermân-ı İlâhîyi okuduktan sonra artık benim için gazâyı terketmek imkânı kalmamıştır” buyurmuştur.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Hazret-i Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî -radıyallahu anh-, hayatını cihada hasretmiş idi. Onun rahat ve huzuru, zevk ve mânâsı ne mülk ve ne de mal idi. Ancak nerede cihad ve gazâ var ise oraya yetişip gazi olmak, yâhud hayatını fîsebîlillah fedâ ederek şehîd mertebesine nâil olmak emelindeydi.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]İşte bu büyük mücâhid Mihmandar-ı Resûl, doğduğu Medine-i Münevvere’den, kalkıp dağlar diyarlar aşıp en uzak ülke olan İstanbul’a kadar iki sefer ordu ile teşrif eylemiştir. İkinci gelişinde şehadet şerbetini içmiştir.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]O, vücuduyla, ilim ve irfanıyla kurbet ve nisbetiyle, ihtişâm ve mehâbetiyle cihâd ve ictihâdıyla hayatının sonuna kadar çalışarak İslâm âlemini tenvîr ve tesrîr eylemiştir.[/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
İstanbul’un Aziz Misafiri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst